0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: İmam Muhammed Bakır(a.s.)-Ehl-i beyti tanıyalım  (Okunma Sayısı 252 defa)
Qum_Feenzır
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 451


Ya eyyühel müddessir! Qum feenzir!!


« : 29 Nisan 2010, 23:34:02 »

                                         İMAM MUHAMMED BAKIR (A.S)'IN KISACA BİYOGRAFİSİ

Adı: MUHAMMED (a.s).
Lakapları: Bakır, Hadi, Emin ve Şakir.
Künyesi: Ebu Cafer
Baba ve Annesi: Ali (Zeyn’ul-Abidin -a.s-), Fatıma (İmam Hasan-ı Mücteba’nın kızı).
Doğumu: Hicretin 57. yılı, Recep ayının evvelinde veya Sefer ayının üçünde Cuma günü Medine'de dünyaya geldi.
Zamanının Halifeleri: Velid b. Abdulmelik (H.K.96), Süleyman b. Abdulmelik (H.K.101), Yezid b. Abdulmelik (H.K.105) ve Hişam b. Abdulmelik (H.K.125).
İmamet Süresi: On dokuz yıl, on ay, on iki gün (95-114)
Şahadeti: Hicretin 114. yılı, Zilhicce ayının yedisinde, Pazartesi günü 57 yaşında Hişam b. Abdulmelik’in emriyle Medine’de şahadete erişti.
Mezarı: Medine’de Bakî Mezarlığı'nda.
Yaşam Dönemi:
1) 3 yıl altı ay on gün ceddi İmam Hüseyin (a.s) dönemi ve 34 yıl on beş gün ise babası İmam Seccad (a.s) ile birlikte olduğu dönem.
 2) 19 yıl 10 ay 12 gün süren imamet dönemi.
Bu dönemde Ümeyye Oğulları ile Abbas Oğulları savaş halinde olduklarından, İmam Bakır (a.s) en müsait ortama sahip idi ve bu ortamdan en güzel bir şekilde yararlanarak öğrenciler yetiştirmiş ve kültürel bir inkılap gerçekleştirmiştir.

Çocukları: Sadık (a.s), Abdullah, İbrahim, Ubeydullah, Ali, Zeynep ve Ümm-ü Seleme
Moderatöre Bildir   Logged

Her gün Aşura bize!
Her yer Kerbela bize!
Şehadet iftixardır..
Hüseyin Rehber bize..ünlem!
Qum_Feenzır
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 451


Ya eyyühel müddessir! Qum feenzir!!


« Yanıtla #1 : 20 Mayıs 2010, 22:51:09 »

                                            İMAM MUHAMMED BAKIR (A.S)'IN KISACA HAYATI


İmam MUHAMMED Bakır (a.s) Ehl-i Beyt İmamlarının beşincisidir. Bir rivayete göre İmam MUHAMMED Bakır (a.s) Medine'de Hicretin 57. yılı Recep ayının Cuma günü gözlerini dünyaya açmıştır.[1]
Ama şeyh Abbas Kummî, "Kurret'ul- Besire" risalesinde Hazretin doğumunu, Sefer ayının üçü olarak bilmektedir.
İmam Bakır (a.s)'ın değerli babasının ismi İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s), değerli annesinin ismi ise İmam Hasan (a.s)'ın kızı Fatıma'dır.[2] Bu yüzden İmam İmam Bakır (a.s)'a, baba ve anne tarafından, hem Haşimi, hem de Alevi demişlerdir.[3]

İmam Sadık (a.s), İmam Bakır (a.s)'ın annesi Fatıma hakkında şöyle buyurmuştur: "O, Sıddika (doğru konuşan) biri idi. Âl-i Hasan (İmam Hasan -a.s-) evlatları arasında onun gibi bir kadın görülmemiştir."[4]
İmam Bakır (a.s)'ın mübarek ismi "MUHAMMED", künyesi "Ebu Cafer", lakapları ise "Şakir", "Hadi", "Emin" ve "Bakır"dır.[5] Hazretin en meşhur lakabı, Resulullah (s.a.a) tarafından kendisine verilen "Bakır" lakabıdır.[6] Cabir b. Cufi, İmam Bakır'a bu lakabın verilmesinin sebebini şöyle açıklamıştır: "İnnehu bekar'el- ilme bakren" yani İmam Bakır (a.s) ilmi tam manasıyla yarıp açıklamıştır.[7]

İmam Bakır (a.s), ömrünün üç yılını İmam Hüseyin (a.s)'ın imameti döneminde, otuz dört yılını da değerli babasının yanında geçirmiştir. Hicretin 95. yılında değerli babası İmam Seccad (a.s)'ın vefat etmesiyle Hazretin İmamet dönemi başlamıştır.
Bu verimli dönem, oğlu İmam Sadık (a.s)'ın tanıklığıyla 19 yıl iki ay sürmüştür.[8] Bu dönem Emevi halifelerinden olan Velid b. Abdulmelik (H.K.96), Süleyman b. Abdulmelik (H.K.101), Yezid b. Abdulmelik (H.K.105) ve Hişam b. Abdulmelik (H.K.125)'in hükümdarlıkları dönemine rastlamaktadır.[9]

İmam Bakır (a.s)'ın, kendi döneminin halifeleriyle genel olarak siyasi çatışmaya girişmesi bize bildirilmemiştir. Ama bununla birlikte İmam Bakır (a.s) uygun bir fırsat bulduğunda onların gasıp hükümetini reddetmiş ve halkı Ehl-i Beyt (a.s) imametine davet etmiştir. Nitekim şeyh Kuleyni şöyle rivayet etmiştir:
"İmam Bakır (a.s)'ı Şam'a gönderdiklerinde İmam (a.s), Hişam b. Abdulmelik'in meclisine girince eliyle meclistekilerin hepsine selam vererek oturdular. Hişam, İmam (a.s)'ın bu tür tavrından yani ona resmi selam vermediği ve izinsiz olarak oturduğundan dolayı öfkelenerek İmam'a karşı öfkelenip; "Siz neden halkı kendi imametinize davet ediyorsunuz" diyerek Hazreti kınadı.
Mecliste bulunanlar da, daha önce aldıkları karara göre İmam (a.s)'ı kınamaya başladılar.

İmam Bakır (a.s) onlara cevap olarak şöyle buyurdu:

"Ey millet! Nereye gidiyorsunuz?ünlem Nereye yönelmişsiniz?ünlem Allah Teala bizim vasıtamızla sizin geçmişlerinizi (atalarınızı) hidayet etti ve sizin nesillerinizi de bizimle hidayete erdirecektir. O halde eğer geçici saltanat sizin içinse, kalıcı saltanat da bizim içindir; bizim saltanatımızdan sonra (artık) bir saltanat yoktur. Çünkü biz akıbet ehliyiz (iyi bir sona sahibiz). Zira Allah Teala şöyle buyuruyor: "Sonuç muttakiler içindir."[10]
Hişam ilk önce İmam Bakır (a.s)'ı hapse attı; ama hapistekilerin O Hazrete yönelmesinden ve halkın halifeye karşı kıyamının teşekkül bulması korkusundan dolayı İmam (a.s)'ı serbest bırakarak Medine'ye geri döndürmek zorunda kaldı.[11]

* * *

İmam Bakır (a.s), "Medine" şehrinde, Emevilerin fikri ve ameli sapıklıklarına karşılık olarak asil diyaneti diriltme yolunda çok önemli çaba ve teşebbüslerde bulundu. O çabalardan bazıları, İslamî toplumda Ehl-i Beyt (a.s)'ın fikir ve görüşlerini savunup açıklayabilecek bazı fakih ve bilginler yetiştirmek olmuştur. Örneğin: Cabir b. Yezid-i Cufi, İmam Bakır (a.s)'dan yetmiş bin hadis öğrenmiştir.[12] Zurara b. A'yen, Ebu Besir-i Muradi, MUHAMMED b. Muslim ve Bureyd b. Muaviye, İmam Zeyn'ul- Abidin ve İmam Bakır (a.s)'dan pek çok hadis öğrenip onları halka öğretmişlerdir.
İmam Bakır (a.s) onların hakkında şöyle buyurmuştur:


"Eğer bunlar olmasaydı, kimse hidayet yolunu bulamazdı. Bunlar dinin koruyucuları ve babamın, Allah'ın helal ve haramına olan eminleridir. Yine onlar dünya ve ahirette bize doğru yarışanlardır."[13]

şahıs ve diğer kimselerin İmam Bakır (a.s)'dan naklettikleri rivayetler, Şia fıkhının büyük bir bölümünü oluşturmaktadır.
İmam Bakır (a.s), bu siyasi teşebbüslere ilaveten Kur'ân ve İtreti (Hz. Peygamber'in Ehl-i Beyt'ini) savunmak ve onların varlığını korumak için, çeşitli din, mezhep ve fırkaların alimleriyle tartışıp münazaralar yapmıştır.

Örneğin: Şam Hıristiyanlarının rehberleri, Kîsaniyye büyükleri, Basra fakihi Katade, Kadı Ömer b. Zer, Hasan-i Basri, Tavus-u Yemani, MUHAMMED b. Münkedir, Ebu Hanife ve Havaricin savunucularından olan Abdullah b. Nafi b. Ezrak ile bir takım ihticaç ve münazaralar yapmıştır.[14]

İmam Bakır (a.s), Abdullah b. Nafi ile yaptığı münazarada ona şöyle sordu: Resulullah (s.a.a)'in buyurmuş olduğu şu Hayber Hadisi hakkında ne diyorsun:

"Yarın bayrağı öyle bir kimsenin eline vereceğim ki O, Allah ve resulünü seviyor; Allah ve resulü de O'nu seviyorlar."

Nafi cevaben şöyle dedi: "Bu hadis hakkında bir şüphe yoktur. Ama Ali ondan sonra "Sıffîn" vakıasında hakemeyni sağlamlaştırmada kafir oldu!"


İmam Bakır (a.s), onun bu sözüne karşılık şöyle buyurdular:

"Söyle bakalım, acaba Allah Teala sevdiği Ali'nin ve Nehrevanlıları öldüreceğini biliyor muydu? Eğer bilmiyordu der isen kafir olursun."

İbn-i Nafi: "Biliyordu."

İmam Bakır (a.s): "Allah Teala onu, kendisine itaat edeceğinden dolayı mı seviyordu, yoksa isyan edeceğinden dolayı mı?"

İbn-i Nafi: "İtaat edeceğinden dolayı seviyordu."

İmam Bakır (a.s): "Mağlup oldun, kalk git."[15]

Zahit ve dünyayı terk edenlerden olan MUHAMMED b. Münkedir şöyle diyor:
"Ben MUHAMMED b. Ali'ye (İmam Bakır'a) öğüt vermek için O'nun yanına vararak bazı sözler dedim. Ben O'na öğüt vermek isterken O bana öğüt verdi."
Arkadaşları; "O sana nasıl öğüt verdi?" diye sorduklarında şöyle dedi: "Günün tam sıcak bir vaktinde Medine'den dışarı çıktım. Bu sırada, iki zenci kölesinin omzuna yaslanan ve kendisi de iri ve şişman bir kişi olan MUHAMMED b. Ali'yle (a.s) karşılaştım. Kendi kendime şöyle dedim: Subhanellah! Kureyş'in şeyhlerinden biri bu saatte ve bu haliyle dünya peşindedir! And olsun ki, O'na öğüt ve nasihat edeceğim. Daha sonra O'na selam verdim; O da soluklanarak ve ter döktüğü bir halde selamımın cevabını verdi.

Sonra dedim ki: Allah seni doğru yola iletsin, Kureyş şeyhlerinden biri olduğun halde, günün bu saatinde ve bu halin ile dünya peşinde misin?ünlem Eğer bu esnada ve bu vaziyette ölümün yetişirse ne yaparsın?ünlem

O Hazret şöyle buyurdu: "Eğer bu hal ve vaziyette ölümüm yetişirse, Allah'a itaat etme yolunda ölmüş olurum. Çünkü bu işimle kendimi ve ailemi, senden ve halktan müstağni kılmış oluyorum. Ama Allah'a karşı yapılan isyanların birinde olduğum halde ölümümün yetişmesinden korkuyorum."

Bu sırada şöyle dedim: "Doğru buyurdun, Allah sana merhamet etsin; sana öğüt vermek isterken sen bana öğüt verdin."[16]
İşte böylece İmam Bakır (a.s), diyanet esaslarını sağlamlaştırmak ve ilmi alanlarda muhalifleri mağlup ederek Teşeyyü (Şia) toplumunun gelişmesine sebep oldu; onu yayıp tebliğ etmeye çaba gösterenleri ise takdir ve teşvik ediyordu.

İmam Bakır (a.s), Kumeyl b. Zeyd-i Esedi ismindeki bir şahıs huzurlarına geldiklerinde şöyle buyurdular:

"Ey Kumeyl! Allah'a and olsun ki, eğer bizim yanımızda bir mal olursa, ondan sana da veririz; ama Resulullah (s.a.a)'in Hassan b. Sabit'e buyurduğu şu söz senin için de (geçerli) olsun:
"Ruh'ul- Kudus, bizi savunduğun sürece seninle birlikte olsun."[17]

* * *

Nihayet O mazlum İmam, Hişam b. Abdulmelik'in komplosuyla zehirlendi ve Hicretin 114. yılında Zilhicce ayının yedinci günü[18] 58 yaşında iken gözlerini dünyaya kapattı.[19] Mübarek naaşı ise, Baki mezarlığında, babası İmam Seccad (a.s) ve babasının amcası ve annesinin ceddi olan İmam Hasan (a.s)'ın kenarında toprağa verildi.[20]

İmam Sadık (a.s), babası İmam Bakır (a.s)'ın evinde bir lamba yakarak[21] şöyle buyurdu: "Babam buyurdu ki; "Ey Cafer! On yıl boyunca Hac mevsiminde Mina'da bana ağlamaları ve ağıt okumaları için, ağıt ve mersiye okuyanlara malımdan şu kadarını vakfet." [22]

Şeyh Mufid, İmam Bakır (a.s)'ın yedi çocuğu olduğunu zikretmiştir; onların isimleri şöyledir: Sadık (a.s), Abdullah, İbrahim, Ubeydullah, Ali, Zeynep ve Ümm-ü Seleme.[23] Bunların birincisi yani İmam Sadık (a.s) şiaların altıncı İmamıdır. Ali b. Bakır (a.s)'ın mezarı da Kaşan'ın "Erdehal" ilçesinde "Meşhed-i Sultan Ali" (a.s) ismiyle meşhurdur. Eski bir sünnete göre her yıl, Mihr ayının ikinci Cuma gününde O değerli seyyidi tazim ve teclil etmeleri (büyütmek ve yüceltmek) için "Halı Yıkayanlar" ismiyle bir merasim düzenlenmektedir.[24] Onun Ahmed b. Ali b. Bakır (a.s) ismindeki bir oğlunun kubbeli kabri ise İsfahan şehrindedir.[25]
 
_____________________
Kaynaklar:
[1] - Delail'ul-İmamet, s. 215.
[2] - Tarih-u Ehl'ul-Beyt (a.s), s. 122.
[3] - İrşad, c. 2, s. 158.
[4] - Kafi, c. 1, s. 469.
[5] - Delail'ul-İmamet, s. 216 ve 218.
[6] - Kifayet'ul-Eser, s. 298.
[7] - İlel'uş-Şerayi', c. 1, s. 233.
[8] - Kafi c. 1, s. 472.
[9] - Müntehe'l- A'mal, c. 3, s. 73-90.
[10] - A'raf/128.
[11] - Kafi, c. 1, s. 471.
[12] - İhtisas, s. 61.
[13] - a. g. e,
[14] - İhticac, c. 2, s. 165-193. Avalim'ul-Ulum, c. 19, s. 302-303, 427 ve 430. Bihar, c. 10, s. 149-163, c. 46, s. 347-359.
[15] - Kafi, c. 8, s. 349.
[16] - a. g. e, c. 5, s. 73-74.
[17] - a. g. e, c. 8, s. 102.
[18] - Bihar, c. 46, s. 217.
[19] - Kafi, c. 1, s. 472.
[20] - Delail'ul-İmamet, s. 216.
[21] - Kafi, c. 3, s. 251.
[22] - a. g. e, c. 5, s. 117.
[23] - İrşad, c. 2, s. 176.
[24] - Avalim'ul-Ulum, c. 21, s. 337-340.
[25] - Muntehe'l- A'mal, c. 2, s. 80.
Moderatöre Bildir   Logged

Her gün Aşura bize!
Her yer Kerbela bize!
Şehadet iftixardır..
Hüseyin Rehber bize..ünlem!
Qum_Feenzır
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 451


Ya eyyühel müddessir! Qum feenzir!!


« Yanıtla #2 : 26 Temmuz 2010, 00:04:24 »

                                         CABİR-İ CU'Fİ'YE VASİYETİ


İmam Muhammed Bakır aleyhi's-selâm Cabir'e şöyle buyurdu:

"Ey Cabir kendi zamanının insanlarından beş şeyi ganimet bil: Hazır olduğunda tanınmamanı, hazır bulunmadığında aranmamanı, bir toplantıda bulunduğunda seninle istişare edilmemesini, bir şey söylediğinde kabul edilmemesini, evlenme teklifinde bulunduğunda da reddedilmesini.
Yine beş şeyi sana tavsiye ediyorum:

Zulme uğradığında zulüm yapma; hıyanet ederlerse hıyanet etme; tekzip edildiğinde sinirlenme; methedildiğinde sevinme; kınandığında sabırsızlanma. Hakkında söylenen sözler hususunda düşün; söyledikleri şeyleri kendinde bulursan, (bil ki) söylenen hak söze karşı öfkelendiğinde Allah'ın gözünden düşmenin musibeti, seni kaygılandıran halkın gözünden düşmek musibetinden daha büyüktür. Ama eğer sende olanın aksini söylerlerse, (o zaman) zahmetsiz sevap elde etmiş olursun.

(Yine) bil ki, yaşadığın şehrin bütün halkı sana: "Sen kötü insansın." derlerse, bu, seni üzmemeli; "Sen iyi insansın" derlerse de, bu, seni sevindirmemeli; böyle olmadıkça bizlerin dostu olamazsın. (Her halukârda) sen kendini Allah'ın kitabına sunmalısın; eğer onun yolunda gidiyor, onun küçümsediğini küçümsüyor, sevdirdiğini seviyor ve korkuttuğundan da korkuyorsan, o zaman sebat göster ve hakkında söylenen sözlerin sana bir zararı olmadığı için de kendini müjdele. Ama eğer Kur'ân'dan uzak isen, (o zaman) neden kendini aldatasın?

Mü'min heva ve heveslerine galip gelmesi için daima nefsine karşı cihad halindedir; bazen nefsin eğriliklerini düzeltip Allah rızası için heva ve hevesine muhalefet eder; bazen de nefsi, onu mağlub eder ve kendi heva ve hevesine uydurur; ama Allah-u Teâla hemen onun elinden tutar ve o da kendine gelir. Allah onun sürçmesine göz yumar; o da Allah'ı anar, tövbe ve korkuya yönelir; (azap ve cezadan) korkusu arttığı için basiret ve marifeti de artar. Nitekim Allah-u Teâla şöyle buyuruyor: "Allah'tan korkanlara Şeytan'dan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah'ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki doğru yolu görüp bilmişlerdir."(1)

Ey Cabir! Allah'ın sana verdiği rızkın şükrünü yerine getirebilmen için az rızkı çok say. Nefsinin ayıplarını görebilmen ve affolunman için Allah'a olan ibadet ve itaatini az bil. Karşılaştığın kötülüğü, edindiğin bilgiyle kendinden uzaklaştır; bilgiyi de halis amelle çalıştır; halis ameli de, tam bir uyanıklıkla büyük gafletlerden koru; kâmil olan uyanıklığı da, gerçek korkuyla elde et. Mevcut yaşantıya razı olarak gösterişten kaçın. Akla uyarak heva ve heves tehlikesinden kendini koru. Nefsani istekler galip geldiğinde ilmin irşadıyla kendini kontrol et. Halis amelleri mükâfat günü için koru.

İhtirastan (aşırı istekten) kaçınmakla, kanaatkâr olmaya çalış. Kanaatı seçmekle şiddetli tamahkârlığı kendinden uzaklaştır. Arzuları azaltmakla, zahidliğin tadını al; insanlardan ümidini keserek tamahın kökünü kurut. Nefsi tanımakla, bencilliğin yolunu kapa. (Çünkü nefsinin, kötü ahlak ve tabiatını ve gizli isteklerini bilen insan kendini büyük görmez.) Doğru bir tefvizle (işi Allah'a bırakmakla) ruhi rahatlığa kavuş. Beden rahatlığını kalbin huzurunda ara. Az hata yapmakla, kalp huzuruna kavuş. Yalnızlıkta çok zikir etmekle, yumuşak kalpli olmaya çalış. Daimi hüzünle, kalbini aydınlat. Gerçek korkuyla Şeytan'dan korun. Yalan ümitten sakın (günah işleyip Allah'ın rahmetine boşuna ümit bağlama). Çünkü böyle bir ümit seni, gerçek korkuya (hakiki azaba) sokar.

Allah karşısında, amellerde doğru olmakla (ihlasla) kendini süsle. Göçmeye acele etmekle (ölüme hazırlanmakla) kendini O'na (Allah'a) sevdir. İşi geciktirmekten ve, sonra yapacağım, demekten sakın. Çünkü helak olanlar bu denizde gark olmuştur. Gafletten uzak ol. Zira kalbin katılaşması gaflete dalmaktadır. Özrün olmadığı yerlerde gevşeklik yapma. Çünkü pişman olanlar ona sığınır. Tam bir pişmanlık ve çok tövbe etmekle geçmiş günahlarından dön. Güzel bir dönüşle, Allah'ın rahmet ve affına yönel. Güzel dönüş için de, gecelerin karanlığında, hâlis dua ve münacat ile Allah’tan yardım talebinde bulun.

Az rızkı çok ve çok itaati da az saymakla, büyük şükrü elde et. Çok şükür etmekle, nimetin çoğalmasını kazan. Nimetin elden çıkması korkusuyla, büyük şükre sarıl. Tamahı öldürmekle, ebedi izzeti talep et. Halktan ümitsizliğin verdiği izzetle, tamahın zilletini kendinden uzaklaştır. Yüce himmetle de, halktan ümidi kesmek izzetini elde et. Arzuyu azaltmakla, dünyadan (ahiretin için) azık topla. Fırsat varken hedefe kavuşmak için çabuk davran. Bedenin sıhhatli olmalı ve boş zaman gibi, iyi bir fırsat olmaz. Güvenilmez insanlara, itimat etmekten sakın. Çünkü yemek alışkanlığı gibi kötülüğe de alışkınlık vardır (kötülüğe alışkın birisi alışkanlığını bırakamaz).

Bil ki, sağlık talep etmekten üstün bir ilim ve kalp sağlığından da üstün bir sağlık yoktur. Nefsin istek ve arzularına muhalefet etmek gibi akıl, günahtan alıkoyan korku gibi korku, hayırlı amele teşvik eden ümit gibi de ümit, kalp fakirliği (tamah vs.) gibi fakirlik, gönül zenginliği gibi zenginlik, nefsani isteklere galip olmak gibi de güç yoktur. Yakin nuru gibi nur, dünyayı küçük görmek gibi yakin ve kendini tanımak gibi de bilgi yoktur. Huzur gibi nimet, şartların elverişli olması gibi huzur yoktur. Yüce himmet gibi şeref, arzuyu azaltmak gibi zühd, makam üzere yarışmak gibi de ihtiras yoktur.

İnsaf gibi adalet, zulüm gibi tecavüz, heva ve hevese uymak gibi de zulüm yoktur. Farzları eda etmek gibi itaât, üzüntü gibi de korku yoktur. Akılsızlık gibi musibet, yakin azlığı gibi akılsızlık, korkusuzluk gibi yakin azlığı, korkunun olmamasına üzülmenin azlığı gibi de korkusuzluk yoktur. Günahı küçük saymak ve mevcut durumuna razı olmak gibi musibet, cihad gibi fazilet, heva ve hevese karşı mücadele etmek gibi de cihad yoktur. Öfkeyi yenmek gibi kuvvet, daimi yaşamak sevgisi gibi günah, tamah zilleti gibi de zillet yoktur. Fırsat varken, ihmalkârlık yapmaktan sakın. Zira ihmalkârlık, ehlini hüsrana uğratan bir sahadır."(2)

_______________
1- A'raf/201
2- Tuhaf'ul-Ukul'dan naklen.
Moderatöre Bildir   Logged

Her gün Aşura bize!
Her yer Kerbela bize!
Şehadet iftixardır..
Hüseyin Rehber bize..ünlem!
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
İmam-ı Gazali hazretlerinin Başı ucundaki Son Beyti İslam Alimleri ve öncüleri Nar-ı Zehra 1 233 Son Mesaj 05 Eylül 2008, 09:37:05
Gönderen: YÜKSEKOVA
İslam ve Değişen Hayat / Muhammed Bakır es-Sadr Düşünce yazıları/Makaleler vuslat 2 310 Son Mesaj 29 Aralık 2008, 13:52:02
Gönderen: Ehlibeyt
imam seccad'ın aglu muhammed bakır' tavsiyesi Ehl-i Beyt MERXAS 2 201 Son Mesaj 20 Temmuz 2009, 09:45:02
Gönderen: têkoşîn
İmam Hüseyin(a.s.)-Ehl-i beyti tanıyalım Ehl-i Beyt Qum_Feenzır 4 289 Son Mesaj 08 Temmuz 2010, 00:28:11
Gönderen: Qum_Feenzır
İmam Zeyn'ul-abidin(a.s.)-Ehl-i beyti tanıyalım Ehl-i Beyt Qum_Feenzır 2 236 Son Mesaj 17 Temmuz 2010, 00:01:03
Gönderen: Qum_Feenzır
İmam Cafer-i Sadık(a.s)-Ehl-i beyti tanıyalım Ehl-i Beyt Qum_Feenzır 2 275 Son Mesaj 30 Temmuz 2010, 23:47:01
Gönderen: Qum_Feenzır
İmam Rıza(a.s.)-Ehl-i beyti tanıyalım Ehl-i Beyt Qum_Feenzır 1 256 Son Mesaj 30 Mayıs 2010, 00:19:28
Gönderen: Qum_Feenzır