0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: İmanın getirdiği neşe ve manevi güç  (Okunma Sayısı 254 defa)
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« : 20 Eylül 2007, 15:24:47 »

İmanın getirdiği neşe ve manevi güç

İnsanların bir kısmı din ahlakını gözardı ederek yaşadıkları için hayat onlara çok zorlu ve karanlık gelir. Gelecek onları çok korkutur. Karşılarına ne zaman ne çıkacağını ve kendi deyimleriyle "hayatın onlara neler getireceğini bilmemenin" çaresizliğini hissederler. Allah'ı unuttukları için olayların tesadüfen ve kontrolsüz olarak geliştiğini zanneder ve kötülüklerin bir gün ansızın kendilerini de bulabileceği ihtimalini akıllarından hiç çıkaramazlar. Bu nedenle sürekli tedirgin, rahatsız ve sıkıntılı yaşarlar. Kendilerini yalnız ve güçsüz hissederler. Çevrelerinde şahit oldukları ölümler, kazalar, hastalıklar, yaşanan maddi sıkıntılar, kavgalar, vefasızlıklar yaşamlarını adeta kabusa çevirir. Bu kabusun içinde yaşayan bir insanın neşeli olabilmesi, eğlenebilmesi, içinden geldiği gibi gülebilmesi mümkün olmaz. Bu nedenle cahiliye toplumundaki eğlence şekli büyük ölçüde yapmacıklığa dayalıdır. Üzüntülerini ve korkularını bastırmaya çalışan insanlar samimiyetsiz bir neşe içine girer ve hiçbir zaman içleri rahat bir şekilde kalplerine sevinç veren bir neşeyi yaşayamazlar. Gittikleri her yerde akıllarının bir köşesinde işlerindeki ya da özel hayatlarındaki sorunlar olur. Unutmaya çalışsalar da kaçmaya çalıştıkları problemler her yerde karşılarına çıkar. Bu nedenle her ne kadar mutlu görünmeye çalışsalar da bu insanların hayatında gizli bunalımlar ve karamsarlıklar sürekli devam eder.
Mü'minlerin hayatı ve ruh hali ise çok farklıdır. Çünkü mü'minin hayatı Allah'ın sonsuz güç ve kudreti ile çok büyük bir güven içindedir. Sonsuz merhamet sahibi olah Rabbimiz, insanın yaşayacağı hayatı ezelde belirlemiş ve her insanın kaderini kusursuz yaratmıştır. Mü'min için, yaratılan her olayın ardında gizli ya da açık bir hayır, hikmet ve iyilik saklıdır. Zahiren kötü gibi gözüken her olay da Allah'ın şefkati, koruması ile birlikte yaratılır ve iman edenler için bir denemedir. Tüm bunları bilmek mü'minleri güçlü yapar. Allah'a karşı duydukları sevgi, güven, kadere olan teslimiyetleri fiziki ya da manevi olarak onları rahatsız edecek her türlü engeli ortadan kaldırır. Bu nedenle mü'minlerin hayatında "kötülük, aksilik" kavramlarına yer yoktur. Her olay hikmetli, güzel ve kaderin mükemmelliği içerisinde gelişir. Bu da iman edenlerin neşeli, sevinçli ve rahat yaşamasına sebep olur.
Ayrıca cahiliye toplumunun karamsarlığı onların manevi gücünü tümüyle elinden alırken, mü'minlerin neşeli ruh halleri onlara büyük bir güç verir. İnsanların birçoğu gücün zenginlikle kazanılabileceğine inanır, ancak bu yanlış bir inançtır. Zenginliğine rağmen zayıf kişilikli, korkak, umutsuz, karamsar, hayatın zorluklarıyla nasıl başedeceğini bilemediği için içki ve uyuşturucu batağına düşmüş olan insanlar bunun delilidir. Nitekim böyle insanlar karşılarına çıkan en ufak bir zorlukta hemen itidallerini kaybeder ve ümitsizliğe düşerler. Yaşama sevinçlerini ve azimlerini kaybettikleri için güç ve destek alabilecekleri hiçbir şeyleri kalmamış olur. Bu durum doğal olarak bütün hayatlarını etkiler. Hayatlarını daha verimli, daha güzel, daha faydalı hale getirecek gücü kendilerinde hissedemezler. Çabuk sıkılan, çevresindeki güzelliklerden zevk almayan, çabuk yorulan, tahammülsüz, öfkeye açık insanlar olurlar. Neşeli, rahat, mutlu insanlar onları şaşırtır. Hayatın bugünkü şartlarında mutlu yaşamanın imkânsız olduğunu düşünürler. Borçların, enflasyonun, hayat pahalılığının kişiyi olumsuz yönde etkilediğine inanırlar. Halbuki tüm bunlar Allah'ın kontrolü altında olan ve insanların denenmesi için yaratılan zorluklardır. Bunların hiçbiri mü'minlerin ruh halini olumsuz etkilemez. Aksine zorluklar onları daha da güçlü, iradeli insanlar haline getirir. İmandan kaynaklanan neşe, mü'minlerin manevi gücünü pekiştirir, her zaman canlı ve dinamik olmalarına sebep olur. Manevi güçleri, onları her zaman Allah'ın rızasını kazanma gayreti içinde hayata karşı dirayetli yapar. Hayatı bir yarış olarak görür ve sürekli olarak hayırlı bir işin peşinde olurlar. Hızlı, aktif, dışa dönük, ümitvar, enerji dolu olmalarının sebebi, Allah'a duydukları bu sevgi ve rızasını kazanma konusundaki arzularıdır.
Mü'minlerin yaşamlarının hedefi Allah'ın onları sevmesi ve onlardan razı olmasıdır. Dünya hayatında bu hedefe ulaştıklarından hiçbir zaman tam emin olamayacakları için gayretleri hayatlarının son anına kadar devam eder. Allah bir ayetinde mü'minlerin şevkinin ve gayretinin nasıl olması gerektiğini şu şekilde bildirmektedir:
"Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır.
Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya devam et.
Ve yalnızca Rabbine rağbet et." (İnşirah Sûresi, 7-8) diyor ayeti kerime...
 şu halde sevgiyi ve muhabetti imanla pekiştirmek gerektirir. (İnsanları ibadet ve itaat için) Allah'a çağıran, salih amel işleyen ve "şüphesiz ben Müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kimdir? Fussilet Sûresi / 33. Ayet Kuruyan gönüllere, çoraklaşan kalplere âb-ı hayat olup kalplerde ebedî cennet sümbülleri bitiren, hayatı barış ve sevginin binlerce örneği ile dolu olan, sevgiyi yaşayıp, öğreten, hasta gönüllerin ilacı, merhamet, şefkat ve bağış peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (sav) binler selat ve              selam... islamın kalplere abi hayat olup insana ve insanlığa verdiği değeri        diliniz ve kelimeler yettikçe ismine sevgi diyerek anlatmaya çalışacaz...Yaratan'ın insana ilk bakışı sevgidir. O insanoğlunu varlığa uyaran ilk
nağme ve içinde sallandığı ilk beşiktir. Biz burada, sevgi adına, eski bir lisanın yeni bir şivesini, eski bir nağmenin yeni bir usûlünü, telaffuz farkıyla, basit bir üslup kaydırması yaparak, kin, nefret, gücenme ve üslup çığırtkanlığını düzeltir mülâhazasıyla bir kere daha mırıldanmak istedik. Kim bilir, daha niceleri, yeni ifade farkı ve yeni seslendirme ile ne ateşten nağmeler mırıldanacak, ne yanık türküler söyleyecek ve
şehrâyinlerdeki havâî fişekler gibi çevrelerine ışıklar yağdıracak.Hep sevgi düşünecek, sevgi konuşacak, sevgiye âşinâ gönüller arayacaklardır. İnsan sevgiyle yaşar. Sevgi bir yaşam iksiri, gönüllere şifa, fedakârlık, paylaşımdır. Sevgi güneş gibi sıcak, toprak kadar vefalı, su kadar temiz, çimenler gibi zarif, ceylanlar kadar güzel, kuşlar gibi özgürdür. Sevgi acılar içinde lezzet, elem içinde mutluluk olunca gerçekliğine erilir. Sevginin gücüyle tanışan, gizemini keşfeden ve yaşayan insanların mutluluğa yelken açıp yerinde duramadıkları bir hakikattir. Onlar sevgiyle mutlu olur ve sevgiyle çevresini mutlu eder. Mevlana "Sevgi yokluk deryasıdır, aklın ayağı orda kırıktır. Sevgi önce kanlı katil gibi davranır ki, gerçekten sevmeyen bu sevdadan vazgeçsin" der. Sevginin kıymeti kendindendir. Sevginin otağı sayılan gönül onun sayesinde
kıymetler üstü kıymete ulaşır. Sevgi sancağının gidip önünde dalgalandığı  kaleler, kan dökülmeden fethedilmişlerdir. Sevgi askerlerinin ulaşabildiği  yerlerdeki sultanlar, muhabbet çerisinin sıradan birer neferi haline  gelmişlerdir. Sevmeyen ruhların yükselmesi imkânsızdır. Çiçekler ve kelebekler, güller  ve bülbüller sevgiyle gerilir, kuşlar sevgiyle uçuşur, bebekler annenin   şefkat dolu kucağında sevgiyle büyür. Gönüller kapısının anahtarı   sevgidir. Mutluluğun ve sonsuzluğun şifresi bu kelimedir. Gönüller, sevginin dirilten havasını teneffüs ettikleri, sevgi  çağlayanlarında arındıkları, sevgiyle sarmaş-dolaş oldukları, sevgi  kokladıkları ve sevgi solukladıkları nispette, insan olmadaki engin  derinlikleri duyar ve duyurur; sonsuzluğa namzet olmanın sırlarını kavrar  ve sevginin derinliğine göre muhabbet halkaları, genişleye genişleye  topyekun varlığı kaplar; gider tâ sonsuza ulaşır, sonsuzun rengini alır ve  her yerde O'ndan ötürü deyip çevresine iltifat yağdırırken, her yerde  bundan ötürü aranan, sevilen biri haline gelir.  Sevmek de bir mucizeyi gerçekleştirmek değil midir? Akıp giden hayatta  insan bir gün bir yerde ve bir anda sevebiliyor. Her şeyin kader  silsilesindeki yörüngesinde, aniden cereyan eden bu olguda, tam bir mucize  yaşanmıyor mu? İnsan, sevince, her şey kendisine farklı gelmeye başlıyor.  Sevda büyüsü onu ne kadar sarhoş ediyor ve sevgisiyle başı dönen insan,  gönlündeki bu volkan patlamasıyla, nasıl da sevgi pınarına koşuyor. Tüm  susamışlığını bu pınardan kana kana içerek gideriyor. Artık, insan  sevince, baharın her gelişi bir başka, sonbahar, kış başka. Yaşanan tüm  mevsimler ve anlar, sevilenle var oluyor. Yürekteki kıvılcımlar çaktıkça  insan sevginin o olağanüstü tılsımıyla değişen, kendisini aşan biri olup da çıkıyor.  Fitnelerin kol gezdiği, zulüm ve katliamlar sonucu yükselen feryatların  semaları doldurduğu, kalplerin katılaşıp, intikam tohumlarının yayıldığı bir dünyada sevgi ve barışa ihtiyacımız var. Ey yüceler yücesi Rabbim; kinlerin, nefretlerin, gecenin koyu karanlıkları  gibi dört bir yanı sardığı günümüzde, Sen'in sevgine sığınıyor, şu  fevkalâde haşerî ve alabildiğine azgınlaşmış yaramaz kullarının   gönüllerini, muhabbet ve insanî duygularla doldurman için son bir kere  daha kapında inliyor ve iki büklüm oluyoruz.  Berrak, nurlu, kalpte ferahlık oluşturan bir sevgi ve yufka yürekler ver  bize Allah'ım. Sevgimizin gerçek muhatabını 'Sen' kıl. Dostluğunu  hatırlayacağımız kutlu sevdalarla donat bizi. Emziğinde süt kalmayan  bebeklerin, damarında kan çekilen yaşlıların, dermanını tüketmiş
 hastaların, sevgisini yitirmiş yetimlerin, gözünde yaşı tükenmiş  sevgililerin aşkını ver bize. Her cefaya sabreden, sevgililerin aşkını.
 Sevgini ver bize Allah'ım!..
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
ceylan
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 222


« Yanıtla #1 : 25 Aralık 2008, 20:19:48 »

İnsanın yaratılış gayesidir iman
ruhumuzun direyi iman
dinimizin rehberi iman
kurtuluşun tek gayesi iman
Allahın sonsuz rahmetine selam
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
İmanın Zirvesine Nasıl Çıkılır? İslami Hayat Tarzı mehmet2008 5 503 Son Mesaj 05 Mart 2008, 19:57:16
Gönderen: SuSa-04
Stres ve Huzursuzlukları Aşmada İmanın Rolü Düşünce yazıları/Makaleler muhammed-i dava 0 201 Son Mesaj 22 Eylül 2008, 21:18:47
Gönderen: muhammed-i dava
manevi ölüm Serbest Bölüm kevir 0 144 Son Mesaj 07 Haziran 2009, 09:52:05
Gönderen: kevir
İmanın Tadına Varmak: Sevgi - İhlas ve Kulluk İslami Hayat Tarzı MERXAS 1 182 Son Mesaj 19 Ağustos 2009, 10:00:37
Gönderen: têkoşîn
İmanın Şartları Hadis-i Şerifler hamza01 0 139 Son Mesaj 31 Ağustos 2009, 19:57:28
Gönderen: hamza01
Tevhid Allah'a İmanın Özüdür Tevhid Ve Akaid MERXAS 1 140 Son Mesaj 09 Aralık 2009, 21:58:42
Gönderen: hamza01
MÂNEVÎ TERBİYEDE METOD Tassavvuf MERXAS 0 200 Son Mesaj 22 Mayıs 2010, 07:08:20
Gönderen: MERXAS