0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: İslam peygamberi (sav)'in sosyal adaleti  (Okunma Sayısı 207 defa)
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« : 08 Kasım 2007, 21:20:46 »

İslam peygamberi (sav)'in sosyal adaleti     

 Muhammed Ali Kelhor
Bu yazıda İslam peygamberi (sav)'in sosyal adaletinin çeşitli boyutlardaki küçük bir bölümünü o hazretin hayranlarına sunmaya çalışacak. İslam peygamberi (sav)'in sosyal adaletini çeşitli boyutlardan ele almadan önce adalet, adil olmak, siyer ve sünnet gibi temel terimlerin tanımı verilerek İslam peygamberi (sav)'in sosyal adaleti ile ilgili konumuza daha açık bir şekilde yaklaşılmaya çalışılacak.

Toplumun bekası adalete bağlıdır. Adaletin olmadığı yerde sağlıklı ve pak bir toplum beklemek abes bir bekleyiş olur. İslam dininin yolu yordamı adalet eksenlidir ve adaletin sönmesi ile İslam dini, yolumuzun bulunmasına yardımcı olmayacak sönük bir ışık gibi olur ve insanlar huzura kavuşamaz. Çünkü milleti ayakta tutan adalettir. Bu yüzden İslam peygamberi (sav) şöyle buyurur: Bir saat adalet, geceleri gece namazı ve gündüzleri oruçla geçen 70 yıl ibadetten daha iyidir.
Adalet ilahi bir görev ve insan fıtratına uygun ve insanoğlunun çeşitli bireysel ve sosyal alanlarda yücelme vesilesidir ve beşeri toplum ta baştan beri içinde zulüm, ayrımcılık ve adaletsizliğin her türlüsü yok olduğu ve acı çekmiş insanların yaşamının her boyutunda adalet ve eşitliğin sağlandığı, zulüm ve adaletsizlikten doğan eski acılarının adalet ve eşitlik merhemi ile sarıldığı bir günün özlemi içinde yaşamıştır.
İslam peygamberi (sav)'in tüm boyutları ile en yüce insani kemalat ve adalet simgesi olduğundan o hazretin siyeri ve sünnetini tüm mübarek yaşamı boyunca irdelemek suretiyle adalet peşinde olan insanlara en mükemmel modeli sunmak mümkün. Bu yazıda İslam peygamberi (sav)'in sosyal adaletinin çeşitli boyutlardaki küçük bir bölümünü o hazretin hayranlarına sunmaya çalışacak. Tabi İslam peygamberi (sav)'in sosyal adaletini çeşitli boyutlardan ele almadan önce adalet, adil olmak, siyer ve sünnet gibi temel terimlerin tanımı verilerek İslam peygamberi (sav)'in sosyal adaleti ile ilgili konumuza daha açık bir şekilde yaklaşılmaya çalışılacak. Yazıda ayrıca çeşitli müslüman ve batılı düşünürlerin adalet tartışmaları ve bu kavramı tanımlamalarına de değinilecek. İslam peygamberi (sav)'in sosyal adaletini siyeri ve sünnetinde en somut ve pratik örneklerde görmek mümkün ve biz de burada örnek olarak bir kaçına değinmeye çalışacağız. Umulur ki Hak Taala tarafından kabul görür, inşaAllah.

Konunu önemi ve hedefleri:
Adalet ilkesine göre yönetilen bir toplum, sağlam ve değerli bir toplumdur. Ancak adalet yörüngesinde hareket etmeyen bir toplum, değerleri alt üst olmuş ve yerine anti değer egemen olmuş bir toplumdur. Böyle bir toplumda iyilikle kötülük, çirkinlikle güzellik, rahmetle şakavet, mertlikle namertlik yer değiştirmiştir. Adaletin yok olduğu yerde sapkınlık ve küfür öylesine insanları sarmıştır ki hiç kimse uyarıları, haykırışları ve temellerin çöküşünü ne görür ne de duyar.
Eğer adalet sağlanamaz ise toplum arenası zorbalık, zulüm ve yağmaların arenası olur. Böylesine bir arenada tüm faziletler ve değerler unutulur gider. Devran çok acımasız ve yırtıcı olur ve güç sahibi olanlar ellerindekileri hiç kimse ile paylaşmazken başkalarının elinde olanlara da göz dikerler. Yoksullar adaletsiz baskısı altında her şeye katlanmak zorunda kalır, pahalıya alır, ucuza satar ve zorbalar onların tüm varlığını yağmalar.
Bu tür bir toplumda şerler ve kötüler yücelir ve iyiler ve hayırseverler zillete düşer. İmam Kazım (sa) İslam peygamberi (sav)'den şöyle buyurduğunu anlatır: Allah yolunda adalet için kıyam etmeyenler kötü kavimdir. İnsanların arasında adalete davet edenleri öldürenler kötü kavimdir.
Bir toplumun tüm sosyal değerleri adalete bağlıdır. Eğer toplumda adalet yok olursa tüm değerler de kaybolur. Küfür ve istikbarın zulmünün haddini aştığı ve onların sahte adalettaleplik ve insan hakları savunuculuğunun feryatları dünyayı sardığı günümüz toplumunda, İslam peygamberi (sav)'in mübarek ve nurani ve bereketli yaşamının sosyal adaletinin tüm boyutları zaruri görünmektedir. Böylece beşeriyet için en mükemmel bir model tanımlamış olur ve dünya halkı ve özellikle Müslümanlar İslam peygamberi (sav)'in siyeri ve sünnetini izleyerek bir an önce Hz. Mehdi (sa)'nın zuhuru ile de dünyada adaletsizliğin kökünü kurutsun. Öte yandan dünya istikbarı kampından İslam peygamberi (sav)'e yönelik saygısızlıklar bu zaruretin bir an önce yerine getirilmesi önemini kat kat arttırmaktadır.

Adaletin tanımı:
Adalet Arapça kökenli olup zulüm karşıtı bir terimdir. Adalet aynı zamanda eşitlik, beraberlik, insaf gibi anlamlarda da kullanılır. Allah'ın adaletini anlamak evliyaların işi ve peygamberin yoludur. Nerede adalet baş göstermişse orada dünyevi nimetler bollaşmıştır. Adalet hakkında kısaca şu iki ifadeden söz edebiliriz.
1 - Adalet: Her şeyi yerli yerine koymak,
2 - Zulüm: Her şeyi ait olmadığı yere koymak.
Bu tanımlara Mevlana da kendi şiirlerinde değinmiştir.

İslam peygamberi (sav)'in siyeri ve sünnetinde adalettaleplik ve adalet eksinlilik:
İslam Peygamberi (sav)'in siyeri ve sünnetinde adaletten maksat bu yazıda sosyal adaletten sunulan yorumdan ibarettir ki kısaca ona değinmek istiyoruz.
Belki ilk bakışta sosyal adaletten kısıtlı bir mana akla gelebilir ve o da şu ki toplumda iktisadi adalet sağlanmalı ve hükümdar veya önder olan kimse toplumdaki tüm kaynak ve imkanları doğru ve mantıklı bir biçimde toplumun bireyleri arasında paylaştırmalı ve servetin belli bir kişi veya özel bir grubun tekelinde olmasını engellemelidir.
Ancak biraz daha fazla düşünerek sosyal adalet kavramına daha geniş bir anlam kazandırabiliriz ki bu anlam sadece toplumun iktisadi meseleleri ile kısıtlanmış olmasın, bilakis toplumun tüm boyutların ve insanlar arasındaki ilişkileri ve hatta insanlarla insan olmayan nesnelerin arasındaki ilişkileri de kapsasın. Çünkü İslam peygamberi (sav)'in buyurduğu gibi adalet yer yüzünde ve göklerde, yani tüm evrende sağlanmalıdır.
Sosyal adalet geniş anlamda tüm bireysel, sosyal ve her türlü hukuku kapsar. Bu görüşte dinlerin hakları, mezheplerin, milliyetlerin, kavimleri ve yüce Allah'ın insanlara ve beşeri toplumlara sunduğu tüm haklar ister ibadet hakkı, siyasi, iktisadi ve sosyal hakları göz önünde bulundurulur. Sosyal adalet geniş kapsamlı tanımı itibarı ile tüm olmazsa olmazları ve olmaması gerekenleri insanlığın tüm boyutlarında ve toplumun tüm boyutlarında ve hatta insanı yaratanın bakımından riayet edilmesi anlamına gelir.
Bu yazıda bu bakış açısı ile İslam Peygamberi (sav)'in siyeri ve sünnetinde sosyal adaletin bir bölümünü beyan etmeye çalışmaktadır.

İslam Peygamberi (sav) ve Kur'an'ı Kerim'de adalet:
İslam Peygamberi (sav) son ilahi resul olarak toplumda adaleti kurmakla görevlendirildi. Bu konuda yüce Allah şöyle buyurur:

و قل ءامنت بما انزل اللّه من كتاب و امرت لا عدل بينكم

(Ey peygamber) de ki: Ben Allah'ın indirdiği Kitab'a inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum.
İslam peygamberi (sav) ahlaki mekarimi tamamlamak için adaleti uygulamayı risaletinin en ön planına yerleştirdi ve insanlar arasında eşitlik ve kardeşlik oluşturdu. Ancak Resulullah hiç bir zaman sırf ahlaki yönler ve imana çağrı ile yetinmedi ve bunun yanı sıra kinleri, kıskançlıkları ve intikam duygularını da yok etti, yani hukuki ayrımcılıkları yok etti ve dengeli bir toplum içerisinde vahdet ve sosyal beraberliği oluşturdu.
Yüce Allah tüm dindar ve mümin insanlara adaleti hatta kendileri veya akraba ve yakınlarının zararına olsa bile ikame etmelerini buyurur. Nitekim Kur'an'ı Kerim'de yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendini, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun.
Bu ayet tüm iman edenlere bağlılıklar ve zevkler sizi adalet sınırını aşmanıza sebep olmasın diye buyuruyor. Yüce Allah adaleti her şeydan daha çok takvaya yakın görmekte ve insanları öfke ve kişisel sebeplerden ötürü adaleti terk etmekten men ederken şöyle buyurmaktadır:
Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) tır.
Kur'an'ı Kerim'e göre adaleti uygulayan adil insanlar Allah katında en çok sevilen insanlardır ve Hakkın sevdiği kul, gönlü Hak nuru ile aydınlanır. Bu konuda yüce Allah şöyle buyurur:
Adaletli davranın. Şüphesiz ki Allah, âdil davrananları sever.
Kur'an'ı Kerim evlenme konusunda da müminleri ve iman edenleri adaletli davranmaya emretmiş ve şöyle buyurmuştur:
Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.
İslam peygamberi (sav) de eşlerine sürekli adaletli davranır ve şöyle buyururdu: Bir insan iki eşli olunca ve onlara adaletli davranmaz ise kıyamet günü bir yarısı yok gibidir.
İslam peygamberi (sav) bereketli yaşamı boyunca sürekli adaleti tam olarak yerine getirmiştir ki şimdi burada kısaca bir örnek sunacağız.

İslam peygamberinin yasaları uygulamakta ayrımcılık yapmaması:
Mekke fethinde Mahzumoğulları kabilesinden bir kadın hırsızlık yaptı ve yargısal olarak suçu kesinleşti. Ancak kafalarında hala sınıflara ayrılmış eski toplumlarından kalan geleneklere göre yakınları bu kadının cezalandırılmasını kendi aileleri için büyük bir ayıp olarak görüyordu ve bu yüzden cezanın infazını durdurmak için çabaya başladılar. Onlar babası Zeyd kadar İslam peygamberi (sav) tarafından sevilen Usame'yi araya sokarak af dilemesini istediler. Usame de İslam peygamberi (sav)'den suçlu için af dilemeye başladı. İslam peygamberi (sav)'ın yüzünün rengi kıpkırmızı oldu ve yüksek bir sesle şöyle buyurdu: Şimdi af dilemenin sırası mı? Allah'ın belirlediği hükmü uygulamadan durulabilir mi? Hemen cezayı infaz edin.
Usame yanlış yaptığının farkına vardı ve yaptıklarından dolayı özür dilemeye başladı. İslam peygamberi (sav) yasaların uygulanmasında ayrımcılık yapılacağı düşüncesini kafalarından silmek için ikindi vakti halka hitaben bir konuşma yaparak sabah yaşanan olaya atıfta bulunarak şöyle buyurdu:
Geçmiş kavimler ve milletler neden çöküp yok oldular, çünkü yasaları uygularken ayrımcılık yaptılar. Ne zaman üst sınıftan biri bir suç işleyecek olursa hemen onu affediyorlar ve eğer alt tabakadan biri benzer bir suç işlese onu hemen cezalandırıyorlardı. Canım elinden bulunan Allah'a and olsun adaletin uygulanmasında asla taviz vermem, hatta eğer suçlu benim en yakınlarımdan olsa bile.

İslam peygamberi (sav)'in örnek düşmanlara karşı sosyal adaleti:
İslam peygamberi savaşlarda düşmana karşı asla insani ilkeleri ve ilahi tealimi göz ardı etmezdi. İslam peygamberi (sav) bu gün Lübnan ve Filistin'deki cinayetleri ebediyen insan hakları savunucuları ve uluslar arası camianın alnında bir ayıp damgası gibi kalacak sahtekar insan haklarını iddia edenlerin aksine her zaman İslam ordusuna asla düşman ordusundan çocukları ve kadınları ve yaşlıları öldürmemelerini, asla müşriklerin suyunu zehirlememelerini, düşmana karşı hilekar olmamayı ve ağaçlarını kökten kesmemelerini tavsiye ederdi. İşte budur İslam peygamberi (sav)'in düşmana karşı sosyal adaleti.
İslam peygamberi (sav) İslam ordusunu seferber ettiğinde tüm orduyu çağırır ve onlara şöyle buyururdu: Gidin ve Allah'ın adına ve O'nun yolunda ve Allah'ın peygamberinin milleti için cihad edin, hilekarlık yapmayın, ganimetlerden çalmayın ve kafirlerin derisini öldürdükten sonra soymayın ve yaşlıları, kadınları ve çocukları öldürmeyin ve mağarlarda ve çadırlarda iskan eden yolcuları öldürmeyin, eti helal olan hayvanları öldürmeyin, ancak yiyecek sağlamak istiyorsanız kesin ve asla müşriklerin suyunu zehirlemeyin, düşmana baskın yapmayın ve ağaçları kökünden kesmeyin ve mevye veren ağacı koparmayın ve bağ bahçeleri yakmayın. Ben en çok sizi savaştan dönerken İslam dinini benimsemiş bir grup yeni insanlarla geri döndüğünüzü görmek istiyorum, babası veya eşi öldürülen bir sürü kadın ve çocukla değil.
İslam peygamberi (sav) adaletin tam ve mükemmel simgesiydi ve mübarek yaşamı boyunca sürekli sahabenin kimseye zulmetmemesi ve adaletten uzaklaşmaması için uğraşıyordu. Bir gün İslam peygamberi (sav) bir müslümanın katlettiği Amiroğulları kabilesinden iki maktulun diyetini ödemek için gidip onlardan aralarındaki anlaşma gereği yardım istemek için gittiğinde onlar perde arkasında Resulullah'ı öldürmek için plan kurdular. Yüce Allah peygamberini bu komplodan haberdar etti. İslam peygamberi (sav) Müslümanlara savaş hazırlığı için emir verdi ve bu ayet de yahudilerin komplocu ve anlaşmalarına sadık kalmayanlar olarak müslümanların onlara kin beslediğini anlattı:
Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) tır. Allah'a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilmektedir.
İslam peygamberi (sav) müslümanlara sakın onlarla olan düşmanlıkları yüzünden adaletsiz davranmayın diye hatırlatmada bulundu. Oysa Neziroğulları İslam peygamberi (sav) ile anlaşma yapmış ve asla Allah resulü ve izleyenlerine karşı bir adım atmaması ve zararı dokunmaması için söz vermişti. Anlaşmada ne zaman onlar anlaşmayı bozacak olursa İslam peygamberi onlara karşı harekete geçmeye ve mallarına ve canlarına sahip olma yetkisine sahipti. Buna karşın İslam peygamber (sav) büyük bir şevkat ve adalet anlayışı ile bu kötü kabileye karşı hoşgörü ile davrandı ve anlaşmada olan cezadan çok daha az bir ceza verdi.

İslam peygamberi (sav)'in halkın hakkına karşı sosyal adaleti:
İslam peygamberi (sav) bizzat adalet yasasını kendisi için de uygulardı. Bir gün İslam peygamberi (sav) camiye gitti ve okuduğu hutbede şöyle buyurdu:
Allah ceza gününde hiç bir zalimin cezasını affetmeyeceği için yemin etmiştir. Eğer sizlerden birine ben bir zulüm etmiş isem ve bunun için benim boynuma bir hakkı olduğunu düşünüyorsa ben kısas olmaya hazırım. Halkın içerisinde Sevade Bin Kays adında biri ayağa kalktı ve şöyle dedi: Evet ey resulüllah, bir gün sen Taif'te benim yanımdan geçtin ve o sırada asanı elinde oynatırken benim karnıma çarptı ve karnım incindi.
İslam peygamberi (sav) haşa ben bunu kasten yapmadım, ama buna karşın kısasa hazırım. İslam peygamberi (sav) aynı asayı getirmelerini emretti ve Sevade'nin elini verdi ve şöyle buyurdu: bedeninin hangi organına vurduysam sen de aynı yere vur ve hakkını bu dünyada almış ol. O sırada Sevade, hayır, hayır ben sizi affetim, dedi. İslam peygamberi (sav) Allah da seni bağışlamıştır, diye karşılık verdi.
Evet, bir liderin ve bir dinin ve devletin sahibi olan tüm yetkilere sahip olan birinin sosyal adaleti ve yasaları desteklemesi ancak bu kadar güzel olabilir.
Bir başka olayda İslam peygamberi (sav), Halid Bin Velid'i İslam dinini tebliğ etmek ve Aza putunu kırmak için Cezime Bin Amir'in diyarına gönderdiğinde ona kan akıtmamasını ve savaş yolundan girmesini emretti. Anak Halid İslam peygamberi (sav)'in emrine uymadı ve Cezime kabilesinden bir kaç kişiyi öldürdü. Halid'in işlediği cinayetin haberi İslam peygamberi (sav)'e gelince çok öfkelendi. Hemen Hz. Ali (sa)'yı o kabilenin arasına gitmesini ve savaş tazminatı ve öldürülen insanların kanlarının hakkını tam olarak ödemesini istedi. Hz. Ali (sa) da tam bir titizlik içinde tüm tazminatı ödedi.
İslam peygamberi (sav)'in yetiştirdiği Hz. Ali (sa)'nın adalet işi öylesine güzel sahneler yarattı ki bir süreliğine Halid'in işlediği cinayetlerin anısı insanların kafasından silindi. Hz. Ali (sa) hatta Halid'in saldırı ihtimalinden ürken insanlara da biraz para ödedi ve onların gönlünü kazanmaya çalıştı. İslam peygamberi (sav) Hz. Ali (sa)'nın adaletli davranışından çok memnun oldu ve daha sonra kıbleye dönerek ey Allah'ın sen şahidsin ki ben Halid'e asla savaş emri vermemiştim.
İslam peygamberi (sav)'in çocuklara karşı sosyal adaleti, insanlara karşı kadirşinaslığı da herkesçe bilinen gerçeklerdi ve bu özellikleri için sonsuz sayıda örnek vermek mümkün.

Sonuç:
İnsani ilimlerde en temel kavramlardan biri adalet ilkesinin kavramıdır ve önemi de artık herkesçe bilinen gerçektir. Dünyada bir çok düşünce ve siyasi düzen bu kavramı teorik ve pratik olarak ele almış ve kendini bu ilkeye bağlı olarak göstermeye çalışmıştır. Bu arada tüm semavi dinlerin resulleri bu ilkeyi uygulamak için yüce Allah tarafından görevlendirildiği belirtilmelidir. İslam dini de semavi dinlerin sonu olarak adaletin gerçekleşmesini ilk hedefi olarak belirlemiştir. Bu yüzden bu dinde adalet ve ona eşdeğer olan kavramlara çok yerde rastlarız ve tüm bunlar adaletin önemini bir kez daha vurguluyor. Bizzat ahlaki mekarim simgesi olan İslam peygamberi (sav) mübarek yaşamı boyunca adaletin de en mükemmel simgesi olmuştur. Bu iddianın ispatı için İslam peygamberi (sav)'in siyeri ve sünnetini nurani yaşamında göstermek mümkün. İslam peygamberi (sav) adalet ve eşitliği sağlamakla görevliydi: De ki: Rabbim adaleti emretti.
İslam peygamberi (sav) Hak'kın simgesiydi. Öyle bir Hak ki mahluklarına adaletle davranıyor ve hükümlerin uygulanmasında da adaletli davranıyor.
İslam peygamberi (sav) kinlere, kıskançlıklara ve intikam duygularına neden olan şartları ortadan kaldırarak sosyal adaletin sağlanmasını temin etti ve dengeli bir toplumda vahdet ve beraberlik yarattı.
İslam peygamberi (sav)'in sosyal adaleti somut ve pratik yönleri vardı. Örneğin asr-i saadet döneminde bir çok köle bilginliğe yükseldi ve cahiliye döneminin beceriksiz şahsiyetleri olan Ebu Cehil'ler ve Ebu Lehib'ler ve benzerleri zillete düştü ve devrildi.
İslam peygamberi (sav) insanlara karşı yasaları uygulamakta asla Allah hükmünü göz ardı etmedi ve burada da sosyal adaleti sağladı ve bu yolda asla taviz vermeyeceği konusunda Allah'ına yemin etti ve en yakın akrabaları suçlu olsa onun hakkında da Allah'ın belirlediği cezayı uygulayacağını vurguladı.
İslam peygamberi (sav) halkın haklı konusunda, çocukların hakları konusunda ve İslam düşmanlarının hakları konusunda sürekli sosyal adalet ilkesini gözetledi. Gerçekten de İslam peygamberi (sav) bu söylediği cümle için en iyi örnek yine kendisiydi:
En adil olan insan, kendisi için beğendiğini başkaları için de beğenen ve kendisine reva görmeyeni başkalarına da reva görmeyen kimsedir.
İslam peygamberi (sav) tam anlamı ile eşitliğe inanan biriydi ve bu yüzden o hazretin mezarını ziyaret ettiğimizde selam olsun sana ey adaleti ikame eden, diyoruz.
 
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
kadınlar sosyal hayat İslamda Kadın ve Tesettür MERXAS 0 191 Son Mesaj 02 Şubat 2008, 12:17:55
Gönderen: MERXAS
asım yıldırımın güzel anlatımı ahte vefa hz.ömer adaleti mutlaka dinleyin Türkçe Eserler yalovalı77 0 219 Son Mesaj 18 Temmuz 2009, 11:41:42
Gönderen: yalovalı77
İSLÂM DİNİ, TAVİZSİZ BİR SOSYAL DÜZENDİR Tevhid Ve Akaid MERXAS 0 96 Son Mesaj 20 Ekim 2009, 10:34:07
Gönderen: MERXAS
Hz Ömerin Adaleti: Sahabeler'in Hayatından Tablolar MERXAS 0 229 Son Mesaj 02 Ocak 2010, 23:39:48
Gönderen: MERXAS
Evlilik Sosyal Bir Maslahattır İslam'da Aile Hayatı hamza01 1 164 Son Mesaj 22 Haziran 2010, 13:22:55
Gönderen: MERXAS
Hz Fatıma Ve Sosyal değerler İslamda Kadın ve Tesettür Yusufé Zéman 0 136 Son Mesaj 10 Ekim 2010, 23:16:38
Gönderen: Yusufé Zéman
İslam Adaleti Emreder İslami Hayat Tarzı MERXAS 0 150 Son Mesaj 24 Şubat 2011, 08:32:01
Gönderen: MERXAS