0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: İSLAMDA KADIN HAKKI  (Okunma Sayısı 224 defa)
garip88
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 30


« : 21 Mart 2009, 22:53:37 »

İslamda Kadının Hakları

1-MİRAS HAKKI Mirasta erkeğe kadına verilen miktarın iki katı verildiğini söyleyerek kadına haksızlık yapıldığını iddia ederler. Halbuki İslamiyet’te kadın erkek mirasta eşit pay alırlar. Anne, baba, dede, nine... kadın erkek oldukları halde eşit pay alırlar. Sadece kız ve erkek kardeşlerde kız kardeşe erkek kardeşin yarısı kadar verilir. Burada sanki bir haksızlık varmış gibi gözükmektedir. Fakat, örneğin baba vefat etse babanın üç dairesi olsa kız kardeş bir erkek kardeş iki daire alırlar. Kız kardeş bir erkekle evleneceği zaman kız kardeşin bir dairesiyle evleneceği erkeğin ailesinden kendisine miras kalan iki payı bir araya gelince toplam üç payları olur. Erkek kardeşinde kendi iki payıyla beraber bir kızla evlenirken evleneceği kızın bir payıyla beraber onlarında toplam üç payı olur. Ayrıca erkek kardeş evleneceği kıza mihir verir.İSLAMDA BAŞLIK PARASI YOKTUR , MİHİR KADINA BOŞANMA VUKU BULURSA BİR SOSYAL GÜVENLİK OLSUN DİYE - SİGORTA- OLARAK VERİLİR! Böylece iki dairesi erimeye başlar. Yine erkek kardeş hayatları boyunca evleneceği kadın ve çocuklarının nafakasını (yiyecek, yatacak, yakacak...) karşılamak zorundadır. İki dairesi erimeye devam eder. Halbuki kız kardeş mihir alır. Ayrıca hayatı boyunca kendisine ve çocuklarına erkek bakmak zorundadır. Kendi bir dairesini ise ailesine harcamak zorunda değildir. O dairesi onun harçlığıdır; satar, bağışlar, kiraya verir... İsterse kocasına da verebilir.Kız kardeşe erkek kardeşe verilen miras miktarının yarısı verilmiştir. Anne, baba, dede, nine ... eşit pay alırken kız kardeş ile erkek kardeşte sanki haksızlık varmış gibi gözükür.
Miras : 3 daire
Erkek kardeş Kız kardeş
2 1
1-) Kız kardeş Erkek 2-) Kız Erkek kardeş
1 2 1 2
3= + evleniyor 3= + evleniyor
Mihir, Nafaka (+) Mihir, Nafaka (-)
Görüldüğü gibi erkek kardeşe çok miras payı verilmesinin sebebi onun toplum içindeki ağır sorumluluğundan dolayıdır. Erkek kardeş aldığı iki payı hep harcayacak , hep eksilecektir. Kız kardeş ise aldığı bir payın yanında mihir, nafaka alacak. Malı artacaktır. Bir payı da kendinin olacaktır. Görüldüğü gibi ilk başta erkek kardeş fazla pay alır gibi görünürse de iş alınan payların dağılımına kullanılmasına gelince kız kardeşin az payı ile erkek kardeşinden daha fazla imkan olanak paya sahip hale geldiği görülmektedir. Erkek kardeşe ailesine -Eşine - verilmesi için fazla verilmiştir. Zamanla bu oran kız kardeş lehine değişmektedir.
2-EŞİTLİK
Allah kadınla erkeği eşit yaratmamıştır. Her ikisini de insan olma yönünden, akıl, bilgi, kültür yönünden eşit olsa da, kadın erkekten daha duygusal daha hissidir. Erkek ise daha katı, olaylara daha sert,duygusal yoğunluğu az olan bir açıdan bakar. Bu psikolojik yönden farklılıktır. Biyolojik yönden, erkekte kas daha fazla iken kadında yağ daha fazladır. Bu durum erkeğin kadından üstün olduğunu göstermez.Kadın daha duygusal erkek daha az duygusal, kadın daha çok acır, sevgi hayatında daha önemli bir yer kapsar, erkekte ise daha az. Erkek daha güçlü-kaslıdır, kadın daha az güçlü ve kaslı... Her iki cinsinde üstün- eksik yönleri vardır. (Akılda, düşüncede ... her iki cinside eşittir ve birbirlerini geçebilirler.) Bu durum erkeğin üstünlüğünü veya kadının zayıflığını göstermez. Aksine bu durum her iki cinsin ayrı yaratılış özelliklerinin doğal sonucudur. Bunu kabul etmeli, yaşam tarzımızı buna göre ayarlamalıyız. İslam kadın - erkek eşitliğini değil kadın erkek adaletini savunur. Eşitlik adalet demek değildir. Eşitlikte mesela, kadına da erkeğe de 100 kg yükte 50 şer kilo her iki cinse vermek vardır. Adalette daha kaslı olan erkeğe daha fazla daha az kaslı kadına daha az yük vermek vardır. Yaratılış özelliğini kabul bunu gerektirir.
3-EVLENME
Bazı çevreler, İslâm’da her erkeğin dört kadınla evlendirildiğini kadının görüşü-nün sorulmadığını kadının hakkının yenildiğini iddia ederler. Dört kadınla evlilik (Teaddüt-ü Zevcat) İslâm’da bir emir, mutlaka yapılması gereken bir farz değildir. Belli şartlarda belli özelliğe sahip erkeklere tanınan bir olaydır.Öncelikle şunu belirtmek gerekir. Kur’an da Allah’ü Teala tek kadınla evliliği Müslümanlara tavsiye etmektedir. Dolayısıyla İslam’da tek eşlilik esastır.Peki dört kadınla evlilik meselesi nedir ?
İslâm’da bir erkeğin bir, iki, üç en çok dört kadınla evlenmesini belli şartlar dahilinde izin vardır. Bunlar kısaca şöyledir :
1-) İlk hanımın izin vermesi : Kadın kocası ile evlenirken, kocasına, benden sonra başka kadınla evlenmezsen seninle evlenirim der, erkekte kabul ederse bir daha başka bir kadınla erkek evlenmez.Eğer hanımı izin verirse, erkek ancak o zaman ikinci bir hanımla evlenebilir.
2-) Belli şartlarda ancak erkek ikinci bir kadınla evlenebilir. Mesela ; bir savaş olsa erkeklerin sayısı ülke düzeyinde azalsa (her savaşta olduğu gibi) ülkede kadın nüfusu çok, erkek nüfusu az olsa. Medeni kanunlara göre her erkek bir kadınla evlense, fazlalık olan eşitliğin üstünde fazla olan kadınlar ne yapacak? Zina mı, fuhuş mu ? ( I. Dünya savaşından sonra Almanya’da, Fransa’da olduğu gibi ) Medeni kanunlar buna bir çözüm üretemiyor. Ama İslam’ın (tek kadınla eşlilik genel tavsiyesi yanında) Taaddüt-ü Zevcat meselesi gündeme gelir. Sorun kendiliğinden çözülür.İlk hanımın iznini alan erkek ikinci eşini alır ve toplumda kim kimin eşi, kim kimin çocuğu belli olur. Toplum ahlakı bozulmamış olur. Türkiye’de çağdaş psikiyatrinin kurucusu olan Pr. Dr. Mazhar Osman bu nedenle şunu söyler : “Ben Taaddüt-ü Zevcatı bir kusur değil, kemali eser olduğuna inanıyorum.”.Zaten Avrupa’da tek eşle yaşayan, zina etmeyen , çocuğu belli olan kaç toplum vardır. Kendi toplumunun yapısını çok iyi ben Pr. Dr. Forel şunu söylemektedir : Avrupa’da tek eş taraftarlığı etiket, riyadan başka bir şey değildir. Erkek hanımını neden kandırsın ki ? Ya izin alır evlenir yada asla zina yapmaz. Batı ise zina, fuhuş, hom o-lezbiye n bir toplum olma yolunda, hayvanlarla cinselliğe yönelmiş bir çağdaş lut kavmi konumundadır. Bu nedenle Angutil, “Acele T. zevcat kabul edilmelidir. Geçen her saat toplumsal bir suç olmaktadır.” demektedir.Wictor Gambot, Charles Richet; tek eşlilik, kadına hoş görünmek için uydurul-muş yalan gösteriştir derler.Wictor Marqveritte, Ayandan Gogslere, Dr. Charles Richet, Binet Sanglet... batının içine düştüğü buhranı görüp çok kadınla evliliği savunurlar.
3-) Hanımı izin verirse, ( mali, sosyal-kültürel) şartlarda uygun olsa, erkek kendine sorar: Alacağım yeni eş ile eski eşim arasında adaleti sağlayabilecek miyim ? ikisinin çocuklarında da maddi-manevi adaleti gerçekleştirebilir miyim ? cevabı hayır ise erkek yine evlenemez, hanımı izin verse de. Yani üçüncü şart “adalet” dir. Bu üç şartta bir arada olmalı. Biri eksik olsa, ikinci eş yasaktır. Özetle erkek ikinci eşle evlenmek isterse; hanımından izin , kendisinden adalet şartına uyma, şartlarında uygun olması gerekir. Bir erkeğe dört kadınla evlenme izni varda, bir kadına neden dört erkekle evlenme izni yok ?
1- Çocuk olsa kimin olduğu nasıl belli olacak. Neslin devamı, miras... buna bağlı. Günümüzde bu DNA testleri ile anlaşılabilir. Ya 1400 seneden beri geçen sürede bu nasıl anlaşılacaktı ? O dönemde de İslam, insan ve evlilik vardı.
2-) Pr. Forel’inde belirttiği gibi erkek çok kadına temayüllüdür. Ama kadın bir erkeği sever (onunla evlenir veya evlenemez..).
3-) Kadın gebe kalınca 4 erkek ne yapar ?
4-) Kadın dokuz ayda, erkek bir kaç günde çocuk sahibi olurlar.
5-) Erkek kıskançtır. (İslâm’da ikinci eş ilk hanımın iznine bağlıdır.)
Şimdi bir örnek verelim :
Bir mümin erkek ve kadın düşünelim. Erkek hanımına kötü yoldaki bir kadını gösterip bana izin ver onunla evlenip onu kötü yoldan kurtaralım dese hanımda izin verse , şartlar uygun olsa adaletli davranacağına erkek kanaat getirirse ve o kadınla evlenirse... boyalı basın olayı nasıl değerlendirir ?
“ Erkeğe bak, eşi üzerine kuma aldı. Bu adam aşırı dinci, yobaz der, kadın haklarını savunur rolüne girişmez mi; araba lastiği reklamında mayolu kadınları podyumda yürüten bu medya ? Kadını bataklıktan kurtarmak suç, onu her gün bir kaç erkeğe satma çağdaşlık kabul edilir. Sanki o satılan kadınlar birinin kızı, kardeşi, annesi değil, uzaydan geldiler...ünlem Metres hayatını savunanlar T.Zevcata karşıdırlar. Genç kızları kandırıp kullanıp atmak varken evlenmeye niyetin yoksa eline bile dokunamazsın kuralını isterler mi bazı medeni(ünlem)lerimiz. Ayrıca istisnai bir durum olan ve toplumun devamını amaçlayan bu tür konular hakkındaki sorular genelde cevap almak için sorulan sorulardan değildir, art niyetli sorulardır.
4-BOŞANMA
Bazı çevreler, İslâm’da kadının boşanma hakkı yoktur. Erkek kadına üç kere «boş ol » dese boşanma vuku bulur, iddasındadırlar. Dilin kemiği yok, iftira atışları serbest. Ama cevap hakkımız saklı. Öncelikle İslâm’da kadınında boşanma hakkı vardır. Evlenirken «benim de boşanma hakkım var kabul ediyor musun ?» sorusuna evet diyen ve bunu yazılı belge haline getiren bir erkekle evlenen her kadın kocasını boşayabilir. Ayrıca İslâm’da «bir saniyede üç cümle ile boşanma gibi yani boş ol » ile boşanma yoktur. En az üç ay süren bir boşanma.
I. Ay: Kadın erkek, kadıya (hakime) gider. Boşanmak istediklerini söylerler. Kadı onlara bir ay mühlet verir ve barışmalarını tavsiye eder.
II.Ay : Eşler yine gelirlerse kadı (hakim) onları yine gönderir. Ailelerinin çağırıp onlara tavsiyede bulunmalarını söyler. Bir ayda büyüklerinin nasihatları ile geçer.
III. Ay : Vazgeçmemişlerse kadı onlara; son bir ay , yine gelirseniz kesin boşanma kararı verilir der. İslami yaşam ve batı tarzı yaşam, hangi yaşam tarzı insanı mutlu kılar, hangisinde boşanma aza indirgenir. Cevabı batılı bir araştırmacıdan, Gibbon’dan alalım : 300 senelik Osmanlı dönemi İstanbul arşivini inceleyen Gibbons, 300 senede İstanbul’da toplam 10 boşanma davasının olduğunu araştırmaları sonucu bulmuştur.Ya günümüzde 3 saatte sadece İstanbul ‘un bir mahkemesinde kaç boşanma davası görülmektedir ?
Hangi toplum huzur içinde yaşamaktadır ? ...
Not: Seçme ve seçilme hakkı kadınlara Hz. Resul döneminde verilmişti.Hz. resul “Akabe biatlarında “ kadınlardanda biat (kabul oyu ) almıştı fakat ilerki yıllarda iktidarı elinde bulunduran bazı çevreler erkeklerden olduğu gibi kadınlardan da seçme ve seçilme hakkını almışlardır... Dolayısı ile çağımız, müslümanların (.....) hatasını yine islama mal ederek, islmda kadının seçme ve seçilme hakkının olmadığı, gibi yanlış bir sonuca varmışlardır.
5- KADININ ŞAHİTLİĞİ
Şahitlik konusunda iki kadına bir erkeği mi kabul eder İslam...?ünlem Asla!: İslâm hukûkunda erkeklerin vâkıf olamayacağı ve tamamen kadınların ilgi sahası olan doğum, bekâret, emzirme ve aybaşı gibi kadınlara mahsûs hallerde, erkeğin değil, sadece kadının hattâ tek kadının şâhidliği yeterlidir. Bu gibi konulara, kadınların çokça şâhid olmaları ve erkeklerden fazla gözlem ve tecrübelere sahip bulunmaları sebebiyle, tek kadının şâhidliği bile geçerli sayılmıştır. Hattâ Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in emzirme konusunda tek kadının şâhidliğini kabul ettiği bilinmektedir. . Nitekim: "Erkeklerin muttalî olmadıkları şeylerde kadınların şâhidliği makbûldür." buyurması bunun en güzel delîlidir. Doğum için de tek bir kadının şâhidliği kabûl edilmektedir. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz: "Doğum konusunda bir kadının şâhidliği yeterlidir.." buyurmaktadırlar. Hz. Ömer (r.a.), boşanma konusunda yalnız başına kadınların şâhidliğini kabul etmiştir. Hz. Ali (r.a.) da, bir çocuğun öldürülmesine şâhid olan kadınların şâhidliğini muteber saymıştır Aslında iki kadının şâhidliğinin bir erkeğin şâhidliğine denk olduğu iddiâsı, gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan asılsız bir iddiâdır. Konu ile ilgili olarak Bakara sûresinin 282. âyet-i kerîmesinde şöyle buyrulur: "Ey îmân edenler! Belirli bir vâdeye kadar birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın. Bunu, aranızda bir kâtib doğru olarak yazsın. Erkeklerinizden iki de şâhid tutun. Eğer iki erkek bulunmazsa, şâhidlerden kendilerine güvendiğiniz bir erkek ve -biri unutunca diğerinin hatırlatması için- iki kadın yeter." Yukarıda görüldüğü gibi bir bütün olarak ele alındığında, âyetin genel olarak şâhidliği düzenleyen umûmî bir hüküm koymadığı, âyet-i kerîmedeki hükmün sadece vâdeli borçlanmalarla ilgili olduğu açıkça görülür. İki kadın şâhid önerilmesinin sebebi, birisi yanılırsa diğerinin ona hatırlatması içindir. Ancak âyette "iki kadın şâhidden biri mutlaka yanılır veya unutur" denmemektedir. "Yanılırsa veya unutursa" denmektedir.O halde iki kadın şâhidden birisi, şâhidlik ettiği borçlanma akdiyle ilgili olarak yanılmaz veya unutmazsa, şâhidliğini tam olarak yaptığı için, erkek şâhid ile kadın şâhidin şâhidlikleri yeterli, aynı zamanda eşit değerde olacaktır. Bu ise kadının şâhidliğinin, erkeğin şâhidliğine denk olabileceğini gösterir. Neden mi? ...Çünkü o dönemde kadınlar ticaretle direk ilgilenmiyordu...Hatta Hz. Hatice bile kendi işlerini erkeklere, ticaretini erkeklere yaptırıyordu...!O dönemde kendi ilgi alanlarının dışındaki " vadeli borçlar " konusundaki bu istisnai hükümü genelleştirmek sadece önyargı ifadesidir...Ayrıca yukarıda da ifade edildiği gibi kendi ilgi alanlarında olan işler için - mesela doğum,emzirme... - her kişinin tek şahitliği kabul edilmektedir... Günümüzde ekonomi özel ilgi alanına giren - ekonomi alanında eğitim gören kadınlar mesela - kadınlar için bu ayet tabii kendilerini sınırlandırmaz...Çünkü "unutma ve ilgi alanı olup olmama " temel sebep...Bu sebep ortadan kalkınca hükümde kalkar...veya bu şartlara uyan - ilgilenmeyen, unutan,ilgi duymayan dolayısı ile aklında tutma ihtimali daha az olan - kimsenin şahitliğinde ilgilenen gruba göre iki kişi şartı aranır.Vadeli borçlarda şahitlikte esas olan bunlardır - ilgi, alaka,işin içinde olup olamam ve dolayısı ile ilgi ile paralel unutup unutmama- yoksa cinsiyet :kadın erkek olup olmama değil ...ünlem
Moderatöre Bildir   Logged
_uMuT_
Mir Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4510


seven sevilene tabi olur.


« Yanıtla #1 : 22 Mart 2009, 09:40:45 »

Allah razı olsun ellerine sağlık inş..
Moderatöre Bildir   Logged

                                                                 (dualar sana filistin)
Cihan63
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 23


« Yanıtla #2 : 22 Mart 2009, 17:52:32 »

 Allah razi olsun kardes. Miras konusuna gelince sunu da ekleyebiliriz. Anne ve baba yaslandiginda erkek cocuk atasina bakmakla yukumludur. Kizlarda bu yukumluluk yoktur. Bu durumda erkegin aldigi iki hisse dogal olarak anne babasi icinde harcanacaktir. InsAllah bu konuda yanlis degilimdir. selametle kalin.
Moderatöre Bildir   Logged

Allah'I BULAN NEYI KAYBEDER
 
  Allah'I KAYBEDEN NEYI KAZANIR
selvi
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 218



« Yanıtla #3 : 24 Mart 2009, 09:04:21 »

Tarih boyunca kadının konumu devamlı tartışıla gelmiştir. Kördüğüm haline gelen kadının sorunu, eski dönemlerdeki insanların sorunu olduğu gibi çağımız insanının da en önemli sorunlarından biridir.
 Zira kadın sayı bakımından toplumun yarısını teşkil etmektedir. Kadının sosyolojik ve psikolojik konumu itibariyle çağımızın en açılmaz düğümünü teşkil ediyor.
 Kördüğüm haline getirilen "kadının yaratılması meselesi" her dönemde tartışma konusu olmuştur.
 Geçmişte Yahudilik ve Hıristiyanlık da kadın için çeşitli "suçlamalar ve aşağılanmalar" yapılmıştır. Daha sonraki dönemlerde, bu aşağılamalar Araplara geçmiştir.
 Tarihin bu karanlık dönemlerinde kadın ikinci sınıf  insan muamelesi görmüş, hem aşağılanmış hem de zulüm görmüştür.
 Geçmişte yaşanan bu korkunç vahşetin karşısında "İslam dini" kadın için "kurtuluş umudu" olmuştur.
 İslam dini, kadın için ne kadar kurtuluş umudu olsa bile, geçmişten gelen "ataerkil geleneğin tesirleri" kadını eski esaretinden tam olarak kurtaramamıştır.
Kur'an-ı Kerim'in nüzulü ile kadına bakış açısı nitelik kazanmıştır ama "geleneğin ve hurafelerin" tesirleri her dönemde varlığını göstermiştir.
      Kadına Atfedilen Suçlamalar
 İslam dini kadını aşağılayan suçlamaların hepsini reddetmiştir. Kadına layık olduğu onuru ve insani değeri kazandırmıştır.
 Onun annelik makamını cennetle eş değer tutmuştur. Hatta ayaklarının altına sermiştir.
 Ne yazık ki geçen zaman içerisinde İslam'ın kadına tanıdığı haklar teker teker elinden alınmış, tekrar "erkek egemenliği" hâkim olmuştur.
 Günümüzde ise, kadına iltifatlar ederek ona değer(ünlem) veriliyor görünümü sergilenerek "modern bir köle" haline getirilmiştir.
 Geçmişte ve günümüzde kadına atfedilen suçlamalardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz.
"Kadın  eğe kemiğinden yaratıldı."
"Kadının aklı da, dini de eksiktir."
"Kadın şeytandır."
"Kadın kaburga kemiği gibi eğridir."
"Havva olmasaydı, hiçbir kadın kocasına ihanet edemezdi."
"Âdem'i Havva kandırıp, cennetten çıkardı."
"Havva olmasaydı Âdem, yasak meyveyi yemezdi."
"Kadın uğursuzdur" gibi hurafeler uydurulmuş ve din adına kitaplara bile girmiştir.
 Kadına atfedilen bu suçlamaların kaynağına kısa da olsa bir vurgulama yapmamız gerekiyor.
    İftiraların Ortaya Çıkışı
İftiraların ortaya çıkışının başlıca nedeni "cehalettir."
 Dini inanışlarda ve ilmi çalışmalarda temel kaynak olmazsa yalanlar, iftiralar, hurafeler ve batıl inanışlar devreye girer.
 İnsan beyni ve ruhu boşluk kabul etmez. Bunlar devamlı hareket halindedir.
 Nasıl ki insanın midesi beslenmeye ihtiyacı varsa, insan beyninin ve ruhunun da aynı şekilde inanmaya ve onunla beslenmeye ihtiyacı vardır.
 Bu ihtiyaç yerine getirildiği zaman insanoğlu sağlam inanca ve bilgiye sahip olur.
 İnsan beyni ve ruhu sağlam inanç ve bilgilerle doldurulmadığı zaman yalanlar, hurafeler ve batıl inanışlar bu boşluğun yerini doldurur.
 Bu anlayıştan yola çıktığımızda kadının gerçek konumunu değerlendirmemiz gerekiyor.
 Kadının gerçek konumunun kaynağı, inanan insanlar için "Kur'an-ı Kerim"dir. Daha anlaşılabilir olması için Peygamber Efendimizin hadisleridir.
 Kur'an, hadis ve İslam âlimlerinin sentezleri sonucunda edindiğimiz bilgiler, temel bilgiler ve sağlam kaynaklardır.
 Kulaktan dolma ve ortalarda dolaşan söylentilerle hareket ettiğimizde hurafelerin, yalanların, iftiraların ve batıl inanışların etkisi altında kalmamız kaçınılmaz olur.
 Baştan beri anlatmaya çalıştığımız kadının gerçek kimliğini bu anlayış içerisinde değerlendirmek ve hakikatleri ortaya koymak zorundayız.
 Aksi takdirde kördüğümler içerisinde kadın da erkek de kördüğüm olur.
 Kadının Kaburga Kemiğine Benzetilmesi
Kadının kaburga kemine benzetilmesi veya kaburga kemiğinden yaratılması olayı Yahudiliğin kutsal kitabı Tevrat'a dayanır.
Tevrat'a göre; "Allah, Hz. Havva'yı kendisini beğenmesin diye Hz. Âdem'in başından, flört yapmasın diye gözünden, komşularını gizli dinlemesin diye kulağından, dedikoducu olmasın diye ağzından, kıskanç olmasın diye ayaklarından yaratmamış, kaburga kemiğinden yaratmıştır" hükmü vardır.
 Hıristiyanların kutsal kitabı olan İncil'de kadının yaratılışı üzerinde durulmaz.
 Ancak Hıristiyanlar, Yahudiler gibi kadını aynı kategoride değerlendirir ve kadının kaburga kemiğinden yaratıldığına inanırlar.
 İslam dini ise; bu tür iddiaların hepsin reddeder. Kadının kaburga kemiğinden değil, topraktan yaratıldığını söyler.
 Kur'an-ı Kerim'de Hz. Havva'nın Hz. Âdem'in kaburga kemiğinden yaratıldığına dair hiçbir bilgi yoktur.
 Peygamber Efendimizin hadislerine baktığımızda kadının yaratılışı açık olarak geçmez.
 Ancak, hadis kitaplarında yer alan yaygın bir anlayış kadının "kaburga kemiğine benzetilmesi" şeklindedir.
 Bu hadis de: "kadın kaburga kemiği gibidir. Onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kendi haline bırakırsan eğri kalır. öyle ise, eşini olduğu gibi kabul et" hadisidir.
 Bu ve buna benzer hadislerde geçen, "Kadın kaburga kemiği gibidir" ifadesinin zamanla "kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır." şekline dönüşmüştür.
 Hadis âlimlerinin yorumlarına göre, sözü edilen "kırılma, doğrultma, eğri kalma" lafzı kaburga kemiğinin yapısı ile ilgilidir.
 Dolayısıyla kaburga kemiği burada bir "teşbihtir."  Kastedilen "kadının hassasiyetidir" deniliyor.
 Kur'an'a Göre Kadının Yaratılışı
 Rabbimiz, yeryüzünde bir halife yaratmak istediğinde, Hz. Âdem'i yarattı. Melekler Hz. Âdem'e secde ettiler, fakat "İblis" secde etmedi.
 Daha sonra Hz. Havva'nın yaratılışıyla ilgili olarak Hz. Âdem'i nasıl yarattı ise Hz. Havva'yı da aynı şekilde yarattı.
 "Ey İnsanlar! Sizi bir tek insandan yaratan, ondan da onun eşini vücuda getiren, o ikisinden pek çok erkekleri ve kadınları türetip yeryüzüne yayan Allah'tan korkun." (Nisa Suresi:1)
 "Sizi bir tek nefisten yaratıp onunla huzura kavuşsun diye eşini aynı nefisten yaratan O'dur." (Araf Suresi:189)
"Allah sizi çamurdan yarattı." (Enam Suresi:2)
"Andolsun k, Biz insanı süzülmüş bir çamurdan yarattık." (Müminün Suresi:13)
 Bu ayetlerde görüldüğü gibi Cenabı Hak, insanı kadınerkek tek bir maddeden, topraktan çamurdan yaratmıştır.
Kadın ve erkeğin ayrı ayrı maddeden ve ayrı yerlerde yaratıldığını söylemediği gibi ona işaret bile etmemiştir.
 Kadınla Erkek Aynı Cinstir
 Kadın ve erkeğin hangi maddeden yaratıldığını açıklamak değil, kadınla erkeğin aynı cinsten geldiği, dolayısıyla birbirlerine yaratılış bakımından üstün olmadıkları ayet ve hadislerle ortadır.
 Hz. Havva'nın kürek kemiğinden yaratıldığı düşüncesine ait bir küçük ipucu Kur'anı Kerim'de olmadığı gibi, hadiste geçen ifade de bu mana yoktur.
 Bu anlayış, "İsrail oğullarından" nakledilerek Müslümanlar arasında yayılmış ve nice büyük zatlar bunu sadece kabul etmekle kalmayıp maalesef kitaplarına bile almışlardır.
 Anlatmaya çalıştığımız bu konuyu Hucurat Suresinin 13. ayeti çok güzel özetliyor:
"Ey İnsanlar! Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Sonra da birbirinizi tanıyıp kaynaşasınız ve aranızdaki münasebetleri bilesiniz diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en şerefliniz, O'nun emir ve yasaklarına karşı gelmekten en fazla çekinenizdir.  şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen ve her şeyden hakkıyla haberdar olandır."selametler dilerim...
Moderatöre Bildir   Logged

ORTALIK HENÜZ ALACA KARANLIK İKEN,ETRAFA HAKKIN MESAJLARINI İLETEN SEN OLDUN..KADİRNÂŞİNAZLAR BİLMESELER DAHİ BUNUN BÖYLE OLDUĞUNA YER-GÖK ŞAHİTTİR..SAKIN USUL BİLMEZLERİN TAVRINA BAKIPTA SİTEMKAR OLMA..ETTİĞİN HİZMETİ HALK TAKTİR ETMESEDE HAK BİLİYORYA...
arzu..
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 655



« Yanıtla #4 : 24 Mart 2009, 23:08:51 »

282. âyet-i kerîmesinde şöyle buyrulur: "Ey îmân edenler! Belirli bir vâdeye kadar birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın. Bunu, aranızda bir kâtib doğru olarak yazsın. Erkeklerinizden iki de şâhid tutun. Eğer iki erkek bulunmazsa, şâhidlerden kendilerine güvendiğiniz bir erkek ve -biri unutunca diğerinin hatırlatması için- iki kadın yeter." a.r.o kardes
Moderatöre Bildir   Logged

Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Terör İslamda Olmaz Şiir Pınarı diyar2 0 200 Son Mesaj 02 Eylül 2007, 21:11:32
Gönderen: diyar2
KUL HAKKI NEDİR? Fıkıh Köşesi oflu 1 425 Son Mesaj 23 Haziran 2009, 18:14:53
Gönderen: _uMuT_
ANNE BABANIN ÖLÜMÜNDEN SONRAKİ 40 HAKKI Serbest Bölüm hizba xuda 0 113 Son Mesaj 15 Ağustos 2009, 16:41:26
Gönderen: hizba xuda
İslamda Ölçü Nedir delilleri Nelerdir? Tevhid Ve Akaid hamza01 0 111 Son Mesaj 05 Eylül 2009, 12:53:02
Gönderen: hamza01
İslâmda Muaşeret (Güzel Geçinme) Âdâbı İslami Hayat Tarzı vuslat 3 217 Son Mesaj 14 Kasım 2009, 15:06:05
Gönderen: by siirtli
HAKKI SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEZLER : Kur'an-ı Kerim Genel MERXAS 0 223 Son Mesaj 17 Mart 2010, 10:54:31
Gönderen: MERXAS
Kul Hakki Nedİr. İslami Hayat Tarzı VuSLaTaSeVDaLı 1 438 Son Mesaj 30 Nisan 2010, 23:25:35
Gönderen: Le_Nasbirenne