0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: İslam'da kurban  (Okunma Sayısı 745 defa)
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« : 10 Kasım 2010, 10:05:48 »

Kurban, Türkçeye Farsça'dan, Farsçaya ise Arapça'dan geçmiş bir sözcüktür. Arapça k-r-b kökünden türemiş olup, sözlükte "yaklaşmak" anlamına gelir. Fakat Arapçada -an eki olmayıp bu ekin Farsçadan geçtiği aşikardır. Farsçadaki anlamı ise yaklaşan demektir. Kurban kelimesinin Arapçası ذِبْح (zibh) dir.Istılahta yani bir İslam dini terimi olaraksa Allah’a yaklaşmak ve Allah rızasına ermek niyetiyle kesilen, kurban edilen, hayvan demektir. Kur'an'da geçen İbrahim peygamber ve oğlu İsmail ile ilgili kıssadan yola çıkarak, kurban kavramı, çok daha genel bir adanmışlığı, Allah için bireyin her şeyini feda edebilecek olmasını, Allah'a teslimiyeti ve ona karşı şükür içinde olmayı ifade etmektedir.

Kurban sözcüğü Kur'an'da birkaç kez geçer; örneğin Maide Suresi 27. ayette Habil ile Kabil anlatılırken iki kardeşin sunduğu adaklardan bahsederken kurban sözcüğü kullanılır. Bugün anlaşılan kurban kavramının en önemli kökenlerinden biri, daha önce de belirtildiği gibi, İbrahim ile İsmail'e dair olan kıssadır.

Kur'an'da, İslam dininin peygamberlerinden olan İbrahim'in bir oğul için dua etmesi, bunun ardından doğan İsmail isimli çocuğunu Allah'a adamakla sınanmasından bahsedilir. Bunun üzerine ikisinin de (İbrahim'in de İsmail'in de) bunu (İsmail'in kurban edilmesini) kabullenip bu işe koyulurlar:

"(Oğlu) yanında koşma çağına gelince: "Yavrum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak ne düşünürsün?" dedi. (Çocuk da): "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap. Beni inşaAllah sabredenlerden bulacaksın." dedi.
Ne zaman ki ikisi de bu şekilde (Allah'a) teslim oldular, (İbrahim) onu tuttu şakağına yıktı (şakağı üzerine yatırdı)." (Saffat Suresi, 102 ve 103)
Fakat Allah'ın bu manevi adanmışlığı kabul edip, bunun bir sınama olduğunu onlara belirtmesi ve onlara bir kurbanlık hayvan göndermesiyle anlatı sonlanır:

"Ve ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim.
Rüyaya gerçekten sadakat gösterdin, işte Biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız."
"Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı." dedik.
Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik."[3] (Saffat Suresi, 104-107)
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #1 : 10 Kasım 2010, 10:10:15 »

Kurban Kesmenin Şartları Nelerdir?

Kurban kesecek kimsenin: Müslüman, hür ve yolculuk halinde bulunmayıp mukîm olması, nisab miktarı mala sahip olması gerekir.


Akıllı ve bülûğa ermiş olma şartı konusunda ihtilâf vardır. İmam Azam ve İmam Ebû Yûsuf'a göre kurban kesmekle mükellef olmak için akıllı ve bülûğa ermiş olmak şartı yoktur. Zengin olan çocuk veya delinin malından velîsi kurban keser. İmam Muhammed'e göre ise akıl ve bülûğa ermek şarttır. Fetva bu görüşe göredir.

Kâfire kurban kesme vacib olmamakla birlikte eyyâm-ı nahr (Kurban kesme günleri) da müslüman olana veya bülûğa ermiş olana kurban vacibtir ve kurban kesmesi gerekir

Seferî olanlar kurban kesmekten muaftır. Bundan dolayı seferîliği gerektirecek yoldan gelen hacılara kurban vücûbiyeti yoktur. Ancak mukîm olan Mekkeliler için bu vücûbiyet düşmez. Eyyâm-ı nahr'da yolculuğa çıkan kişi, vakit çıkmadan mukîm olursa kurbanla mükelleftir. Eyyâm-ı nahr'ın ilk günlerinde mukîm olduğu halde kurban kesmeyen ve son gün sefere çıkan kişiden vücûbiyet düşer.
Kurban kesmede nisab, sadaka-i fitırla mükellef olmaktır. Bu durumdaki müslümana kurban kesmek vaciptir.
Kişi vaktin başlangıcında fakir, sonunda zenginleşirse kurban kesmesi gerekir. Kurban kesmekle mükellef olan aldığı kurbanlığı kaybeder ve mal varlığı nisabın altına düşerse eyyâm-ı nahr'da fakir olduğundan yeni bir kurban almaya gerek yoktur. Zengin olduğu halde yerine yenisini alıp keser ve diğerini de bulursa bunu kesmesi gerekmez
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #2 : 10 Kasım 2010, 10:11:35 »

Kurban bayramında ibadet niyetiyle kurban kesmenin vacip olabilmesi için, müslüman olmak, zengin olmak, ikamet halinde olmak (yolcu olmamak) ve hür olmak gerekir. Dolayısıyla müslüman olmayana, fakire, yolcuya ve köleye kurban vacip değildir.

Zenginden maksat, temel ihtiyaçlarından başka, artıcı olsun veya olmasın, en az 85 gr. altın veya buna denk mala sahip olmaktır. Zekât bahsinde bu konu detayı ile anlatılmıştır.

İkamet halinde olmaya gelince, seferi olanlara kurban vacip değildir. Bununla birlikte eğer keserlerse, sevabını alırlar. Kurban bayramında köyüne ya da memleketine gidenler, eğer gittikleri yerde on beş günden az kalacaklarsa seferi olurlar. Bu kişilere kurban kesmek vacip olmaz. Bununla birlikte, imkânları varsa kesebilirler ve kurbanın sevabına nail olurlar. Bu kişiler, gittikleri yerde kurbanlarını kesebilecekleri gibi, ikamet ettikleri memlekette vekâlet vererek de kurbanlarını kestirebilirler.
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #3 : 10 Kasım 2010, 11:51:15 »

MERXAS hocam, Kurban kesen kişi kurbanını kendisi mi kesmelidir..
-et dağıtmak sünnet ancak kan akıtmak vaciptir-hükmünün bize anlatmak istediği anlam nedir. selam ile.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #4 : 10 Kasım 2010, 12:24:37 »

bunu anlamak için hz. ibrahim a.s. kısası bilmek lazım gelmektedir. hadislerde geçen ise eti dagıtınız yani ev halkına komşuya ve fakirlere buda sunnet olur
insanın kendi kurbanını kesmesi elbette daha faziletlidir fakat gunumuzde bunu yapabilecek kaç kişi varki o yuzden ehline vermekte uygun olur tabi buda vekalet yoluyla olur.
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #5 : 10 Kasım 2010, 12:25:05 »

- kurban nedir, niçin kesilir?
- kurbanın başlangıcı olan, Hz. İbrahim kıssasında bize anlatılmak istenen nedir?
- kurban etini üç parçaya bölüp, üçte ikisini dağıtmak sünnet olduğu halde, niçin kanı akıtmak vacip oluyor? sorularını cevaplamaya çalışalım.
NİSABA malik olan müslümanın kazandığı "helal para ile satın alıp, belirli günlerde Allah (C.C.) (C.C.) adına ve rıza-i barî için kestiği hayvan kurbandır."
Bu amelin özündeki hikmetlerin bazılarını ve bize sağlayacağı faydaları şöyle sıralayabiliriz:
kurban hadisesinin temelini oluşturması bakımından, Hz. İbrahim'in oğlunu ilahi emre uyarak kurban etme teşebbüsü çok manidardır. Çünkü, evlad ana ve babanın bir parçası, maddî varlıklarının neticesidir. Hem maddi, hem de manevî varlıklarının devamıdır. Yani evlat, ebeveynin seneler süren emeklerini kendi nefsinde toplamak suretiyle, onların ömürlerinden bir parça haline gelmiştir. Bundan ötürü, Hz. İbrahim'in oğlu İsmail'i "emr-i İlahîdir" diyerek, kurban etmeğe girişmesi: hayatının en değerli parçasını ve en güzel meyvesini, Allah (C.C.) (C.C.) için koparabilme büyüklüğüdür. Ve bu hadise, baba oğulun "emrolunduğu şeyi yapmak" ve "sabretmek" de eşsiz ve ebedî birer örnek olmaları için yeterli olmuştur.
BUNU beyan eden ayet-i kerimede Allah (C.C.) (C.C.)-ü teala şöyle buyuruyor: "Vakta ki yanında koşma çağına erince (ona şöyle) dedi: Yavrum ben rüyamda görüyorum ki seni boğazlıyorum. Artık bak, ne dersin? (çocuk O'na şöyle) dedi:
Babacığım, sana ne emrolunduysa (onu) yap. İnşaAllah beni sabredenlerden bulacaksın."(1)
İşte kurban hadisesinin kaynağı, böylesine büyük, ilahi bir aşk pınarından fışkırıyor. Bu aşkın bereketiyle hayrı, sevgiyi ve bolluğu bütün müminlere sunuyor.
kurban kesme hadisesinin bizde koyun kesme şeklinde devam etmesinin manası şudur:
İnsanın ömründen bir parça demek olan para ile koyun alarak kesmeye razı olması, bir çok emek vererek kendinden bir parça haline gelen evladını kesmeyi kabul etmesi gibidir. İşte Hz. İbrahim'in kıssasıyla, bizim kurbanımız burada bir benzerlik arzediyor.
kurban DA, mananın maddeye, ilahi sevginin paraya tercihi vardır. Nitekim Hz. İbrahim'in hareket noktası da, Allah (C.C.) (C.C.) aşkı idi. Bizde bu davranış, ilahi aşka yöneltici bir eğitim olarak sürüp gitmektedir. Burada Hz. İbrahim'in oğlunu kurban etme teşebbüsü ve bizim koyun kurban etme gayretlerimiz, madde üstü olan sevgiyi, kademelere ayırmıştır. Hz. İbrahim'in tam manasıyla layık olduğu ilahî sevgiye, bizler para ve mal gibi ikinci üçüncü dereceden sevgilerimizi feda ederek, layık olmaya çalışmaktayız. Bu da gösteriyor ki, herhangi bir sevginin gayret ve fedakarlıkla, ideal olan İlahî sevgiye dönüşmesi mümkündür...
Yoksa Allah (C.C.) (C.C.), kesilen kurbanların kanından da etinden de müstağnidir. Allah (C.C.) (C.C.)'a olan muhabbetimizin artmasından başka bunların hiç bir değeri yoktur.
CENAB-I HAK Hz. İbrahim kıssasıyla bize: İlahî aşkın bütün sevgilerin üstünde olduğunu, bütün "asil sevgilerin" o İlahî aşktan kaynaklandığını, bu sevgiden hiç kimsenin hiçbir şekilde zarar görmeyeceğini, bu sevginin ancak iyilik ve şefkat getireceğini, kurtarıcı olacağını hatırlatmış olmaktadır.
kurbanda eti dağıtmanın sünnet olması, kan akıtmanın vacip olması, kendi kurbanını bizzat kesmenin faziletli olması, kesemiyorsa veya kadın ise başında bulunmasının gerekliliği... Ve bu terbiyenin her yıl düzenli bir şekilde devam etmesi, müslümanlara savaşta ve barışta insanca yaşamayı öğretiyor.
Allah (C.C.) (C.C.)'ü teala şu ayet-i kerime ile, insanda kan dökme içgüdüsünün var olduğunu açıkça belirtmektedir.
"Rabbin meleklere: ben yeryüzünde bir halife var edeceğim, demişti. Melekler, orada bozgunculuk yapacak ve KANLAR AKITACAK birini mi var edeceksin? Oysa biz seni överek yüceltiyor ve takdis ediyoruz, dediler. Allah (C.C.) (C.C.): Ben şüphesiz sizin bilmediklerinizi bilirim, buyurdu." (2)
Buradan şu sonuçları çıkarabiliriz:
1- Kan dökme iç güdüsü insanın fıtratında vardır.
2- Cenab-ı Hak meleklere: mümin kullarındaki bu içgüdüyü, kurban ilacıyla en güzel şekilde tedavi edeceğini belirtmiştir.
3- kurban kesmeyen milletler bu içgüdülerini: savaşta, barışta ve eğlencelerinde aşırı kan dökerek, gayri meşru yollarla tatmin etmektedir.
kurban müslümanları Allah (C.C.) (C.C.)'a yaklaştırıyor. Allah (C.C.) (C.C.)'da onlara kurbanla gelen bütün nimetleri bol bol ihsan ediyor. Böylece müslüman: "bütün insanlara insan oldukları için değer veren ve bütün canlılara merhamet eden insan-ı kamil" sıfatını kazanıyor.
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: "Allah her şeye, her güzel davranışa İhsan'ı yazar. Onun için, kısası uygulayıcı olarak öldürdüğünüz zaman en güzel şekilde öldürünüz. Ve bir hayvanı kestiğiniz zaman, en iyi şekilde kesiniz. Bıçağınızı bileyiniz. Keseceğiniz hayvanı rahatlatınız."(3)
Buradan anlıyoruz ki: kurbanda gaye et dağıtmak değil, kan akıtmaktır. Ve "kanı en güzel bir şekilde akıtmaktır." İnsanda var olan kan dökme içgüdüsünü topluma faydalı olacak şekilde, engin bir kudsiyet içinde tedavi etmektir. Hizmetin sevgiye dönüşmesini beklemektir. Küçük sevgileri feda ile, İlahi aşka ulaşmanın yollarını aramaktır.
kurban ibadetinde dil ile yapacağımız vazifeler, sınırlıdır. Tekbirler ve besmeleden ibarettir. Halbuki, bedenen yapacağımız işler; para kazanıp hayvanı satın almak, getirmek, bakmak, kesmek, etinin dağıtılması buna göre günlerce sürecek bir zaman dilimini kapsamaktadır. Bununla dinimiz bize, az ve öz lafı devamlı ve faydalı işi öğütlemiş olmaktadır.
Kurbanla gelen sonsuz huzur ve bereket tam bir yıl devam ediyor. Ve her yıl bu ibadet teslimiyetin en güzel nişanesi olarak imanla, ümitle tekrarlanıyor. Böylece müslümanlar "ölümün gerçekliği ve dönüşün ancak O'na olacağı" hakikatına bizzat şahit oluyorlar.

Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #6 : 10 Kasım 2010, 12:44:44 »

Allah (C.C.) 'ü teala şu ayet-i kerime ile, insanda kan dökme içgüdüsünün var olduğunu açıkça belirtmektedir.
"Rabbin meleklere: ben yeryüzünde bir halife var edeceğim, demişti. Melekler, orada bozgunculuk yapacak ve KANLAR AKITACAK birini mi var edeceksin? Oysa biz seni överek yüceltiyor ve takdis ediyoruz, dediler. Allah (C.C.) : Ben şüphesiz sizin bilmediklerinizi bilirim, buyurdu."
Buradan şu sonuçları çıkarabiliriz:
1- Kan dökme iç güdüsü insanın fıtratında vardır.
2- Cenab-ı Hak meleklere: mümin kullarındaki bu içgüdüyü, kurban ilacıyla en güzel şekilde tedavi edeceğini belirtmiştir.
3- kurban kesmeyen milletler bu içgüdülerini: savaşta, barışta ve eğlencelerinde aşırı kan dökerek, gayri meşru yollarla tatmin etmektedir.
kurban müslümanları Allah (C.C.) 'a yaklaştırıyor. Allah (C.C.) 'da onlara kurbanla gelen bütün nimetleri bol bol ihsan ediyor. Böylece müslüman: "bütün insanlara insan oldukları için değer veren ve bütün canlılara merhamet eden insan-ı kamil" sıfatını kazanıyor. Çok doğru tesbitler Allah Razı olsun o halde

Kurban kesmek, insanları Allah’a yaklaştırırken insan psikolojisini de tedavi eder. İnsan, saldırganlık içgüdüsüyle doğar. Kurban kesenlerin, kan akıtmak suretiyle bu içgüdüleri törpülenir. İnsan rahatlar.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
ebudüccane
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 993



« Yanıtla #7 : 24 Aralık 2010, 15:40:26 »

merxas hewal Allah razı olsun guzel bi vcibi anlatmısınız ama hepimizin yanılgıya duştugu bir şeyi örnek vermişiniz. hepimiz kurbanın hz ibrahimle başladıgını biliriz daha doğrusu öretildi bize fakat burdaki mesle kurbanla ilgili deil adak kurbanıyla ilgili olduğudur ben yazınızdan vacib olan kurba dan bahsetiğinizi cıkardım fakat adakkurbanı ile ki hz ibrahi,mn yaptıgı ismaili kurban edişi bugun vacip olan kurbandan deil bilakis adak olan kurbandır vacıp olan kurban ise başlı başına Allahın vacıp kıldığı başlı başına bi mefhumdur kustahlığımı bağışlamanız dileğiyle fiemenillah
Moderatöre Bildir   Logged

HASRETİM SANA
EY NAZLI YAR
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
İslam'da Kadın İslamda Kadın ve Tesettür laleler 0 296 Son Mesaj 17 Haziran 2007, 18:19:34
Gönderen: laleler
KURBAN VE KURBAN BAYRAMI Özel Gün ve Geceler green087 3 365 Son Mesaj 08 Aralık 2008, 00:18:46
Gönderen: garip
İslam'da Körü Körüne Taklid Yoktur Tevhid Ve Akaid hamza01 1 166 Son Mesaj 09 Eylül 2009, 23:47:05
Gönderen: Kıyam
İSLAM'DA ÖRTÜNME İslamda Kadın ve Tesettür vuslat 1 197 Son Mesaj 09 Ekim 2009, 19:05:07
Gönderen: Nur_Simaa
İslam'da Körü Körüne Taklid Yoktur İslami Hayat Tarzı hamza01 0 154 Son Mesaj 15 Ekim 2009, 23:13:31
Gönderen: hamza01
İslam'da Körü Körüne Taklid Yoktur Peygamber Efendimizin Hayatı hamza01 0 169 Son Mesaj 02 Mart 2010, 19:48:28
Gönderen: hamza01
İslam'da Örtünme İslamda Kadın ve Tesettür şura@ 3 181 Son Mesaj 14 Ekim 2010, 09:08:46
Gönderen: şura@