0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Kalp Doktoru  (Okunma Sayısı 618 defa)
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« : 26 Mayıs 2009, 17:21:16 »

İmam  HUMEYNİ'nin Kırk Hadis şerhinden

Sekunî'nin Ebu Abdullahi's-Sadık'tan naklettiğine göre hazret şöyle buyurdu:

Rasulullah (günün birinde) bir seriyye gönderdi. Seriyye geri döndüğünde onlara şöyle buyurdu: "Aferin küçük cihadı yerine getirip de (üzerinde) büyük cihadı baki kalanlara." Denildi ki, "Ya Rasulullah! Büyük cihad da neyin nesi? Hazret, "nefs ile cihad" buyurdu.
şERH
NEFSLE CİHAD

Bil ki insan iki ayrı neş'et ve aleme sahip ilginç bir var­lıktır. Onun bedeni olan zahirî, mülkî ve dünyevî neş'et ile diğer bir aleme ait olan batını, gaybî ve melekutî neş'et. Gayb ve melekût alemine ait olan nefs ise birçok makam ve derecelere sahiptir ki, bazen genel olarak yedi, bazen dört, bazen üç ve bazen de iki kısma ayırmışlardır.
Bu makam ve derecelerden biri için kendisini en yüce me-lekut alemi ile saadete davet ve cezb eden rahmani ve aklanî ordular olduğu gibi, kendisini en alçak melekût alemi ile şe-kavete davet ve cezb eden şeytanî ve cehlanî ordular da var­dır. Bu iki ordu arasında daima cidal ve niza vardır. İnsan bu iki taifenin savaş meydanı konumundadır. Eğer rahmanı ordular galip gelecek olursa insan saadet ve rahmet ehli olur. Melekler sulûkunda bulunur, enbiya, evliya ve salihler zümresine katılır ve onlarla mahsur olur ama cehalet ordusu galip gelirse, gazap ve şekavet ehli olur ve şeytanlar, kafirler ve (Allah'ın rahmetinden) mahrumlar zümresiyle haşrolur. Bu sayfalarda Allah izin verirse tafsilata kaçmadan nefsin bazı makamlarına işaret edecek, onun saadet ve şekavet şe­killerini icmalen beyan edecek ve aynı makamda nefsle ciha­dın keyfiyetini de açıklamaya çalışacağız.



------------------------------------------------------------
(*) Kafi, C. 5, Kitab ve Cihad, Cihad Çeşitleri Babı. h. 3. 18

Devam edecek inşAllah



Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #1 : 27 Mayıs 2009, 13:29:43 »

Birinci Makam
Fasıl
Nefsin Zahirî ve Mülkî Makamı

Bil ki, nefsin ilk makamı ve en düşük menzili, mülk, za­hir ve dünya menzilidir ki, bu hissedilir beden ve zahirî bün­yeye O'nun gaybî nurları ve ışıkları saçılmış, bu da ona yer­sel bir hayat bağışlamış ve bu bedende ordular teçhiz etmiş­tir. Nefsin savaş meydanı işte bu bedendir. Zahirî kuvvesi ise yedi mülkiye iklimine yayılan ordu, yani kulak, göz, dil, mide, tenasül organı, el ve ayaktan ibarettir. Bu yedi iklime yayılan bütün dağınık güçler ise vehm makamından nefsin tasarrufunda bulunmaktadır. Zira vehm, nefsin bütün zahirî ve batınî kuvvetlerinin sultanıdır. O halde eğer vehm şeyta­nın veya kendisinin tasarrufuyla onların üzerinde hükümet kuracak olursa bu kuvvetler şeytan orduları şekline dönüşür ve bu memleket şeytanın sultası altına girer, akıl ve rahman orduları izmihlale uğrar, insan dünya ve mülk neş'etinden yenik olarak ayrılır, hicret eder ve orası şeytana ait bir mem­leket haline gelir. Ama eğer vehm, akıl ve şeriat nezaretinde bu güçler üzerinde tasarrufta bulunur, bu güçlerin hareket ve sükunetleri akıl ve şeriatın disiplini altına girerse o za­man da bu memleket rahmanı ve aklanî olur ve şeytan tüm ordularıyla birlikte ayrılır, çekip gider. Öyleyse büyük bir cihad olup Allah yolunda öldürülmekten de yüce olan nefsle cihad, bu makamda insanın kendi kuvvetlerine galebe çal­masından, onları yaratıcısının emir ve fermanı altına sokma­sından ve bu memleketi şeytan güçlerinin ve ordusunun pis­liklerinden temizlemesinden ibarettir
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #2 : 28 Mayıs 2009, 20:52:53 »

Fasıl Tefekkür
Bil ki, nefsle mücadele ve Hak Teala'ya doğru hareketin ilk şartı tefekkürdür. Ahlak alimlerinden bazısı, kitaplarının Bedayet  kısmında tefekkürü beşinci mertebede ele almış­lardır ki, bu da kendi makamında doğru bir davranıştır. Bu
makamda tefekkür, insanın her gece ve gündüz az da olsa bir miktar, kendisini bu dünyaya getiren, rahatlığı için her türlü vesileyi hazırlayan, kendisine salim bir beden ve her birinin kendine has bir faydası olan bunca kusursuz güçleri ve herkesi hayrete düşüren aklı ihsan eden mevlamız Malikul-Mülûkun (Allah) bunca rahmet ve nimetleri gönderdiği bunca peygamberleri, nazil kıldığı kitapları, ettiği kılavuzluk ve davetleri karşısında ne gibi bir vazife ve sorumluluğu ol­duğunu düşünmesi ve derince bir fikretmesinden ibarettir.

Acaba bütün bu işler, tüm hayvanlarla ortak yönümüz olan bu şehvetlerin tatmini ve dünyevî hayat için mi öngö­rülmüştür? Yoksa başka bir maksat mı var işin içinde? Aaba mükerrem nebilerin, muazzam velilerin, büyük hakimlerin, milleti akıl ve şeriat kanunlarına davet eden ve onları hayvani şehvetler ve bu fani dünyadan sakındıran değerli alimlerin insanlara bir düşmanlığı mı vardı veya vardır? Yoksa şehvetlere dalmış biz çaresizlerin ıslah yolunu bizim kadar mı bilmiyorlardı? Akıl sahibi bir insan biraz düşüne­cek olsa bütün bu işlerden maksadın başka birşey olduğunu hemen anlar. Bu yaratılıştan maksat, daha yüce ve büyük bir alemdir. Bu hayvanî hayat asıl maksat değildir. Akıllı in­san kendini düşünmeli, çaresizliğine acımalı ve kendisine şöyle hitap etmelidir. Ey uzun yıllar boyunca şehvetler pe­şinde koşmakla ömrünü tüketen şaki nefs! Şimdiye kadar eline ne geçti ki? Biraz da kendine acı, Maliku'l-Mülük'tan haya et ve biraz da ebedi hayat ve daimî saadete sebep ola­cak olan aslî maksad yolunda yürü. Ebedî saadeti, büyük zahmetler ve takat sınırını aşan meşakkatler sonucu ele ge­çen ve fani olan birkaç günün şehvetleriyle değiştirme ve on­ların çektiği zahmet ve meşakkatlerin, elde ettikleri rahatlıklar karşısında ne kadar da büyük ve yüce olduğunu müla­haza et. Halbuki bu rahatlık ve boşluk da herkes için müyes­ser değildir. İnsan suretinde, (ama) şeytan ordusundan ve onun elçisi olan insan, seni şehvetlere doğru çağırmakta ve "maddî hayatımızı temin etmeliyiz" demektir. Biraz da onun halini gözönünde bulundur ve onu sorguya çek, bak bakalım kendisi bu durumdan razı mıdır? Yoksa kendisi mübteladır da başka birisini de mübtela kılmak mı istij'or? Her halinde, tam bir acziyet ve yakarışla Allah Teala'dan seninle O'nun arasında amaç olması gereken vazifelerine seni aşina kılma­sını temenni et. Şeytan ve nefsi emmare ile mücahede maksadıyla yapılan bu tefekkürün senin için başka bir yol açması ve böylece de mücahede menzillerinden bir diğerine geçmekte muvaffak olman ümid edilir.
Moderatöre Bildir   Logged

MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #3 : 29 Mayıs 2009, 08:44:00 »

rabbim razı olsun yuce mevlam yaradılıs gayesini anlayıp hayatını ona gore taksim eden kullarından eylesin amin...
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #4 : 30 Mayıs 2009, 15:44:49 »

Amin. Ecmain Abêm



Fasıl Azim


Tefekkür menzilinden sonra mücahid bir insan için azim menzili sözkonusudur. (Bu menzil, şeyhu'r-Reis'in İşaratta ariflerin derecelerinin ilki olarak kabul ettiği iradeden başka birşeydir.)
Bazı şeyhlerimiz -Allah ömür versin- buyuruyorlar ki, azim insaniyetin cevheri ve insanın imtiyaz ölçüsüdür. İnsa­nın derece farklılığı da işte bu azim farklılığından kaynak­lanmaktadır. Bu makamda sözkonusu olan azim ise, günah­ları terketmek üzere karar almak, farzları yerine getirmek ve hayattayken vaktinde eda edemediği ibadetlerini kaza et­mekten ibarettir. Bilahare azim, insanın kendi suret ve zahirini aklî ve şer'i bir insan şekline sokabilmesidir ki, şeriat ve akıl da zahire hükmederek bu şahsın bir insan olduğunu söyleyebilsin. şer'î insan, şeriatın istediği tarzda hareket eden, zahirini Resul-i Ekrem'in (sav) zahiri gibi kılan ve tüm hareket ve sükûnetinde, bütün fiillerinde ve terkettiklerinde hazrete uyabilen kimseden ibarettir. Bu, herkes için müyes­ser olan birşeydir. Zira zahirini efendimiz gibi kılmak, Al­lah'ın tüm kulları için makdur (güç yetirilebilecek) birşeydir. Bil ki insan ilk etapta şeriatın zahiriyle işe başlamadığı müddetçe ilahî marifet yolunda bir tek adım olsun ileri gide­mez. Hak şeriat adabıyla edeblenmediği müddetçe de güzel ahlaklardan hiç birisine (hakkıyla) sahip olamaz ve ilahî ma­rifet nurunun onun kalbinde tecelli etmesi, batın ilminin ve şeriat sırlarının ona keşfolması da mümkün değildir. Haki­katin keşfi ve marifet nurlarının kalbinde tecelli etmesinden sonra da zahirî adabla edeblenmiş olarak kalması gerekir. öyleyse bazılarının, "zahir terkedilse de batın ilmi elde edile­bilir" veya "batın ilmi elde edildikten sonra artık zahirî edeblere riayete gerek yok" diye iddia etmeleri yanlış ve batıl birşeydir. Bu iddia, sahibinin ibadet makamlarına ve insani­yet derecelerine olan cehaletini göstermektedir. Ben de Al­lah'ın izniyle muvaffak olursam bu sayfalarda onun bazı ma­kam ve derecelerini beyan etmeye çalışacağım.
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #5 : 01 Haziran 2009, 09:12:50 »

Ey aziz, azim ve irade sahibi olabilmek için (ciddi bir şe­kilde) çalışmalısın. Allah göstermesin, eğer bu dünyadan azimsiz olarak göçecek olursan, batın'm keşif ve sırların zuhur mahallif olan o alemde akılsız, şeklî bir insan olursun. Günah işlemeye cüret etmek ise, insanı yavaş yavaş azimsiz kılar ve bu değerli cevheri insandan çekip alır. Değerli üsta­dımız -gölgesi başımızdan eksik olmasın- buyuruyorlardı ki, "insanın irade ve azmini her şeyden daha fazla yok eden şey, tağanniyata kulak vermesidir." Öyleyse ey kardeş, günahlar­dan sakın, Allah'a doğru hicret etmeye azmet, zahirini, insan zahiri kıl, şeriat ehli kimselerin sulûkuna koyul, halvet köşe­lerinde Allah Teala'dan bu maksadında sana yardımcı olma­sını dile, sana tevfık vermesi ve meydana gelmesi muhtemel sürçmeler karşısında elinden tutması için de Resul-i Ekrem'i (sav) ve Ehl-i Beyt'i şefaatçi kıl. Zira insanın hayatında o kadar derin sürçmeler vardır ki, bir an içinde felaket uçuru­muna düşmesi ve böylece de kendisi için hiçbir şey yapamaz bir hale gelmesi mümkündür. Belki de artık kendisi için bir çare bile düşünemez hale gelir ve o zaman da Allah korusun şefaatinden mahrum kalır.

Moderatöre Bildir   Logged

MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #6 : 01 Haziran 2009, 09:17:03 »

rabbim bizi sefaate ugrayanların zumresinden eylesin Allah razı olsun kardes slm ve dua ile .....
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #7 : 01 Haziran 2009, 14:54:50 »

Amin.Ecmain.
Muşarete, Murakabe ve Muhasebe

Mücahid bir insan için gerekli ve lüzumlu işlerden biri de muşarete, murakabe ve muhasebedir. Muşarete, insanın, mesela her günün başlangıcında "bugün Allah Tebarek ve Teala'ya karşı muhalefet etmeyeceğine" dair kendisiyle şart­laşması ve bu hususta ciddi bir karar alması demektir. Ma­lumdur ki, insanın bir gün muhalefet etmemesi oldukça ko­lay bir şekilde uhdesinden gelebileceği bir iştir. Sen azmet, şartlaş ve tecrübe et de bunun ne kadar kolay bir şey olduğu­nu gör.Şeytan ve bu melunun orduları mezkur işi senin gözünde abartıp büyütmeye çalışabilir, ama bil ki bu şeytanın bir hilesidir. Ona kalben ve gerçek bir şekilde lanet et, batıl ev­hamlan kalbinden dışarı sür ve bir gün (olsun) tecrübe et, o zaman (bu işin ne kadar da kolay olduğunu) sen de tasdik edeceksin.

Bu muşareteden sonra da murakabe menziline girmeli­sin. Bu da kararlaştırıldığı üzere amel etmeye dikkat etmek ve kendini bu hususta yükümlü bilmekten ibarettir. Allah göstermesin eğer Allah'ın emrinin hilafına olan bir işe bu­laşmak gönlünden geçerse, bil ki bu şeytan ve onun ordusun-dandır ve seni şartlaştığm husustan saptırmak, kaydırmak istemektedirler. Onlara lanet et ve şerlerinden Allah'a sığın. O batıl hayalleri kalbinden çıkar ve şeytana de ki: "ben bu­gün Allah Teala'nın emrinin hilafına davranmayacağıma dair kendimle şartlaştım. Velinimetim uzun yıllardır ki ba­na nimet vermiş, sıhhat, selamet ve emniyet bağışlamış ve ebediyyete kadar kendisine hizmet edecek bile olsam şükrü­nün uhdesinden gelemeyeceğim merhametler ihsan etmiştir. Ümid edilir ki Allah'ın izniyle şeytan tardedilsin, el çektiril­sin ve böylece de rahman ordularıgalib gelsin."


Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #8 : 02 Haziran 2009, 16:04:43 »

Bu murakabenin, kazanç, seyahat, tahsil ve benzeri işle­rinden hiç birisiyle herhangi bir zıddiyet ve aykırılığı yoktur. Akşama kadar da bu hal üzere kal ki artık muhasebe vakti­dir. Bu da "Allah ile şartlaştığm hususlara riayet ettin mi ve­ya bu cüz'î muamelede velinimetine ihanette bulundun mu? diye nefsini hesaba çekmenden ibarettir. Eğer gerçek birşekilde vefa etmişsen bu tevfik sebebiyle Allah'a şükret ve bil ki bir adım ilerledin, ilahî nazar altına girdin. Artık Allah Teala dünya ve ahiret işlerinin ilerlemesi için sana kılavuzluk edecek, böylece de yarınki işin daha bir kolaylaşacaktır. Bir müddet bu hal üzere kal. Ümid edilir ki, bu artık senin için bir meleke olsun ve oldukça rahat ve kolay bir iş haline gelsin. O zaman da artık Allah'a itaat etmek ve günahlardan kaçınmaktan (bu dünyada) lezzet alırsın. Burası mükafat ve eza alemi olmamakla birlikte yine de lezzet alırsın ve ilahi mükafat işe karışıp seni lezzetlere boğar adeta.
Bil ki, Allah Teala sana ağır tekliflerde bulunmamış, uh­desinden gelemeyeceğin ve güç yetiremeyeceğin şeyleri sana tahmil etmemiş, yüklememiştir. Ama şeytan ve ordusu bu işi senin gözünde büyütmekte ve zor birşeymiş gibi göstermek­tedir. Allah göstermesin, muhasebe esnasında şartlaştığm hususta bir gevşeklik ve zaaf gösterecek olursan Allah Teala'dan özür dile ve artık yarın için şartlaştığm üzere amel edeceğine dair yeniden söz ver. Bu hal üzere kal, ta ki Allah Teala tevfik ve saadet kapılarını üzerine açsın ve seni insan­lığın doğru yoluna ulaştırsın.
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #9 : 03 Haziran 2009, 11:00:23 »

Nefs ve şeytanla mücahedede insana tam bir destek sağ­layan ve müeahid bir insanın daima dikkat etmesi gereken şeylerden birisi de tezekkürdür. Ve biz onu da zikrederek, birçok konuya değinilmediği halde, bu makamın beyanına son vereceğiz. Bu makamda tezekkür, insanın daima Allah Teala'yı yad etmesi ve kendisine merhamet buyurduğu ni­metleri hatırlatmasıdır.
Bil ki, insanın ihsan sahibi birine ihtiram göstermesi, fıtrî ve yaratılıştan gelen bir özelliktir. Kendi zat kitabım iyice bir mütalaa eden herkes, orada insanın kendisine herhan­gi bir nimet ihsan eden kimseye karşı ihtiram ve saygı gös­termesi gerektiğinin yazılmış olduğunu görür. Malumdur ki, ihsan edilen nimet ne kadar büyük olur ve ihsan sahibi kim­senin de bunda (herhangi bir) garazı olmazsa fıtrat gereği böyle bir kimseye ihtiramın da aynı oranda fazla ve gerekli olduğuna hükmedilir. Mesela...
Moderatöre Bildir   Logged

Sayfa: [1] 2 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
NEFSİN GEÇERSİZ BİR BAHANESİ: KALP TEMİZLİĞİ İslami Hayat Tarzı ömerhattab 1 335 Son Mesaj 17 Ağustos 2007, 21:30:21
Gönderen: züleyha
Kalp Kırıldığında Şiir Pınarı harras 2 252 Son Mesaj 21 Aralık 2009, 09:55:13
Gönderen: MuSLiM
Oruç, kalp sağlığını düzenliyor Tıp/ Sağlık/Şifa Yusufça 0 139 Son Mesaj 20 Ağustos 2009, 18:52:46
Gönderen: Yusufça
Şu 6 şeyden dolayı kalp çürür İslam Alimleri ve öncüleri MERXAS 1 182 Son Mesaj 26 Ağustos 2009, 00:02:41
Gönderen: harras
Bir Kalp Öykü - Hikaye ve Kıssalar Mahya 0 148 Son Mesaj 11 Kasım 2009, 15:44:20
Gönderen: Mahya
Kalp Bu . . . Düşünce yazıları/Makaleler Nar-ı Zehra 2 215 Son Mesaj 12 Şubat 2010, 20:41:21
Gönderen: Nar-ı Zehra
Ev Temizliği Ve Kalp Temizliği Bişnev Bişnev 0 146 Son Mesaj 25 Ocak 2012, 11:29:52
Gönderen: Bişnev