0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Kardeşlerimizin hicri yeni yılını tebrik ediyorum...  (Okunma Sayısı 418 defa)
eseli
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 11


« : 16 Aralık 2009, 18:45:59 »


Hicri 1430 yılına giriyoruz. VuslatSevdası ailesi olarak tüm kardeşlerimizin hicri yeni yılını tebrik ediyoruz. Bu vesile ile Hicri takvim nedir? Ne zamandan beri uygulanmaktadır? Hicri yeni yılın ilk ayı olan Muharrem ayına özel bir ibadet var mıdır? Peygamberimiz yeni yılı nasıl karşılamıştır? Aşure günü nedir? Aşure gününe özel bir ibadet şekli var mıdır? soruları ile ilgili kısaca bilgi vermek istiyoruz...

Hicri tarih, Hz. Muhammed (s.a.s.)'in Mekke'den Medine'ye hicretiyle başlar. Ancak takvim başlangıcı olarak bu tarih, Hz. Ömer devrinde kabul olunmuştur. Ondan önce arapların belli bir tarihi yoktu. Bazı önemli hadiseleri (Hz. İbrahim'in ateşe atılışı, Fil vakası vb.) tarihe başlangıç olarak gösteriyorlardı.

Hicretten on altı yıl sonra (638), dönemin halifesi Hz. Ömer'in emriyle Medine'de bir meclis toplanarak, tarih meselesine bir çözüm bulunması istendi. Hz. Ali'nin teklifi ve mecliste bulunanların kabulü ile Hz. Muhammed (a.s)'in hicreti, İslâm tarihine başlangıcı ve Muharremin de bu yılın ilk ayı olması kararlaştırıldı. Böyle bir uygulamanın konulmasına sebep olarak şu iki husus gösterilmektedir. Hz. Ömer devrinde ibraz edilen bir borç senedinde ödeme için vâde tarihi olarak gösterilen Şaban ayının, geçen yılın mı yoksa gelecek yılın mı olduğu kestirilememişti. Ayrıca aynı dönemde Basra valisi olan Ebu Musa el-Eş'arî'den gelen bir yazıda; Hilâfet makamından gönderilen kâğıtların hangisi önce hangisi sonra olduğu ve hangisinin hükmüyle hareket edilmesi gerektiğinin bilinmediği cihetle, bu sorunun acilen halledilmesi isteniyordu. Bu nedenlerle Hicret İslam tarihine başlangıç teşkil etmişti.

Hicrî-Kamerî yıl, on iki aydır. İlk ayı olan Muharrem ile birlikte Receb, Zilkade ve Zilhicceye Araplar "eşhur'i hurum" adı verir ve bu aylarda savaştan ve her türlü şiddetten uzak dururlardı.

Hz. Muhammed (s.a.s), bu ayın dokuz, on ve on birinci günleri oruç tutmayı ashabına tavsiye etmişti. Peygamber Efendimiz buyurur ki: "Ramazan orucundan sonra, tutulan oruçların en faziletlisi Allah'a izafet ile şereflendirilen Muharrem ayındaki oruçtur" (Riyazü's-Sâlihin, II, 504). Diğer hadislerde, Muharrem ayının onuncu gününe rastlayan ve pek çok önemli olayın cereyan ettiği "Aşûra günü'nde tutulan orucun, bir yıl önce işlenen hata ve günahların bağışlanmasına vesile olacağı müjdelenmiştir" (Riyâzü's-Salihin, II, 509).

Emevilerin ikinci hükümdarı Yezid zamanında ve hicri 61/milâdi 680 yılı Muharrem ayının onuncu cuma gününde vuku bulan Hz. Hüseyin'in şehadeti meselesinden dolayı Şiilerce o gün matem günü sayılmış ve bu matem daha sonraları geniş çapta ve resmi bir hüviyete bürünmüştür.

Aşura günü denilen Muharrem ayının onuncu gününde, tarihte pek çok önemli olayın meydana geldiği rivayet edilmektedir. Bunlar arasında şu olayları saymak mümkündür:
- Nuh (a.s)'un gemisinin tufandan kurtulup Cudi dağının tepesine oturması bu güne rastlar. Bilindiği gibi bu olay, Hz. Nuh'a inananların bir gemi vasıtasıyla kurtulduğu ve inkarcıların da bütünüyle yok olup gittiği bir olay olmuştu.
- Bunun yanında, Hz. Adem'in tevbesi,
- Hz. İbrahim'in ateşten kurtulması ve
- Hz. Yakub'un oğlu Hz. Yusuf'a kavuşması bu güne rastlar.
- Öte yandan Muharrem ayının onaltıncı günü Kudüs'ün kıble tayin edildiği ve
- on yedinci günde Fil ashabının geldiği gün olduğu nakledilenler arasındadır.

Muharrem ayının Osmanlılar devrinde de ayrı bir yeri vardı. Bu ay dolayısıyla şairlerin yazdığı ve "Muharremiye" adı verilen manzum şiirlerin sayısı oldukça kabarıktır. Ayrıca yeni sene başı olması hasebiyle bu ayda, devlet erkanı, padişahın huzuruna çıkarak yeni yılı tebrik eder ve padişahın "Muharremiye" denilen hediyelerini alırlardı.

Muharrem ayı Osmanlı arşivlerinde "Muharremü'l-Haram" şekliyle geçmekte ve kısaca "mim" rumuzuyla gösterilmektedir.

Mefail HIZLI - Şamil İslam Ansiklopedisinden
Moderatöre Bildir   Logged
HabiR
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 16 Aralık 2009, 18:56:17 »

Hicrinin yeni yılı tüm ümmeti Muhammed için hayırlara vesile olmasını yüce RABBİM'den niyaz ederim.
Moderatöre Bildir   Logged
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #2 : 16 Aralık 2009, 19:13:08 »

Hayırlara vesile olur inşAllah
Moderatöre Bildir   Logged

kudus
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 315



« Yanıtla #3 : 16 Aralık 2009, 19:54:00 »

Bunun yanında, Hz. Adem'in tevbesi,
- Hz. İbrahim'in ateşten kurtulması ve
- Hz. Yakub'un oğlu Hz. Yusuf'a kavuşması bu güne rastlar.
- Öte yandan Muharrem ayının onaltıncı günü Kudüs'ün kıble tayin edildiği ve
- on yedinci günde Fil ashabının geldiği gün olduğu nakledilenler arasındadır.
 
tüm islam alemine hayırlı olsun   
Moderatöre Bildir   Logged

      Biz ayakta ölürüz,
sürünenler utansın...Biz kefen giymeyiz!!! Kalırsak ZEYNEP
gibi kalırız, Gidersek HÜSEYİN'ce gideriz
kördüğüm
kırıntı
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1880


inadına özgürlük inadına direniş...


« Yanıtla #4 : 17 Aralık 2009, 11:26:32 »

hayırlar güzellikler getirsin inş..
Moderatöre Bildir   Logged

...:::Rabb'im tut ki elimden, düşmeyeyim:::...

hamzat.
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4



« Yanıtla #5 : 17 Aralık 2009, 21:06:41 »

Hicret, Şehir Değiştirmek midir?

01. Muharrem. 0001 tarihini başlangıç alır isek, sonraki gelen aylar, farklı birer anlam kazanmaktadır...

Nereden Nereye?

Hiç kuşkusuz Rahman-ı Teâla'nın düzenlemiş olduğu tüm olgularda sayısız hikmetler vardır. Buna binaen gerek zaman olgusunun diziliminde; gerek ibadî olguların diziliminde zahirî ve batınî hikmetler de boy göstermektedir. Misâl, namazdan önce abdest, abdestten önce guslün gerekliliği birer farziyet olmakla birlikte, aynı zamanda hikmetler manzumesidir. İşte! bu açıdan bakıldığında, zaman olgusunun içerisinde hicretin önündeki ve arkasındaki zaman oluşumları da hikmet ve öğretilerle doludur: 01. Muharrem. 0001 tarihini başlangıç alır isek, sonraki gelen aylar, farklı birer anlam kazanmaktadır. Özellikle içerisinde mübarek gün ve geceleri barındıran Recep, Şaban, Ramazan, Şevval ve Zilhicce gibi... Zira hicret şuuruna ermiş ve hicret etmiş bir mü'min, hicretini anlamlı ve güçlü kılma adına bir yandan ibadî emirleri yerine getirir, diğer yandan Bedir, Uhud, Hendek gibi büyük savaşımları, mücadeleleri vererek mahallini koruma altına alır. Zaman dizilimindeki öğretiyi çözebilmek için, 01. Muharrem. 0001 tarihine yaklaşmayı esas alır isek, farklı bir manzara ortaya çıkacaktır, fakat nihayette varılan nokta aynı olacaktır.
Recep, Şaban gibi mübarek ayları manevî değerler ile anlamlı kılan mü'min, Ramazan ayı ile, nefis terbiyesinde zirveye çıkacak, helallerden bile beri durmayı pratize edebilecektir. Heran ayakta tuttuğu namaz direğini daha da kavileştirecek, bayram neş'esi ile Şevvali kutlayacak, Zilhiccede hacc şuuru ile donanacak, sayy ile tembellikten tevekküle koşacaktır. İman ve islam deryasında bir zerre olarak tavaf ederek"lebbeyk, lebbeyk " diyecek, Arafatta irfanı, meşar da şuuru, mina da ihlası kavrayıp, tüm irili ufaklı şeytan ve şeytancıkları taşlayıp; İbrahimî bir ruh ile İsmailini kurban ederek arınma yolculuğunu tamamlayacaktır. Şehvet ve dünyaperest damarlarını koparan bu yolcu, Zilhicce' den sonra Hicret ayı Muharrem'e kavuşacaktır. Kurban olmayı ve kurban etmeyi göze almış bir mü'min için artık kolaydır fakat hicretle birlikte mücadele şeditleşecektir. Bu sebeble, hicret sonrası mücadele, hicret öncesi hazırlığın nasıl olduğuna çok bağlıdır. Hicret öncesi olgunluk ve sonrası nasıl olacaktır? Hicret nedir? Bu sorular ile hicreti anlatmaya çalışalım: Hicret, bir noktadan başka bir noktaya kalp, ruh, beden gibi hallerle göç etmektir. Evveli, esfel-i safilinden insaniyet makamına göçtür. İnsaniyet halinde içerideki benliğin terbiye edilmesidir. Dışarıdaki benlik, içerideki benliğe hicret eder. Bu dışı ve içi bir olan tek benlik, Rabbine hicret ederek ehl-i tevhid olur. Bu Tevhid anlayışı, tebliği ve diğer ehli tevhidleri, o da bela ve sıkıntıları doğuracaktır. Bela ve sıkıntılar ya gevşemeye, ya da sabırla mücadeleye dönüşecektir. Gevşeme, dünyevî rahatlığın yanında zilleti ve uhrevî azabı; Sabırla dik durma, dünyevî sıkıntı ile birlikte, izzeti ve uhrevî kurtuluşu getirecektir. Tevhidin, toplum otoritesi tarafından tanınmaması, ehl-i tevhidin aşağılanması ve dinini yaşayamaz hale gelmesi hicreti zorunlu kılacaktır. Bu hicret, bir taşınmadan ziyade, daha da zorluğa giden ancak bağımsız bir zorluğa, şuurlu bir gidiş olacaktır. Maddi sıkıntılara, özlem ve gurbete rağmen, dinin yaşanabilir olduğu bir noktaya geçiş yapılmasıdır hicret... Ya hiç dönmeme amaçlı ya da geriye dönüp fethetme amaçlı bir gidiş.
Küçük cihad ile büyük cihadın beraberce yapıldığı bir beden ve beldede muhacirlik devam edecektir. Muhacir, hicret ettiği Yesrib'i Medineleştirmek için çabalarken; Yesrib' in sokaklarını da, insanlarını da Medineleştirecektir. Zira, Mü'min Medineleştiremediği bir beldeyi terk edip, Medineleştirebileceği bir beldeye hicret etmiştir. Hele bir de vardığı yerde, Ensarını da bulmuşsa, artık hiçbir fasık toplum onlara karşı duramayacaktır. Muhacire gönlünü ve yurdunu açmış bir ensar olmak ne kadar da şerefli bir haldir. Din için, ilahî bir dava için yerini yurdunu terk edip, gurbete gelen muhacire sahip çıkmak, kalp ve ruh muhaciri olan ensarın şanıdır.
Diğer bir yönden Hicret, tıkanmışlığı, tembelliği ve acizliği mazeret olarak sunamamanın sonucudur. Çünkü Rabbi Teâla,"Nisa 4 /97,98: Melekler, kendilerine zulmeden kişilerin canlarını aldıklarında, onlara,"Ne işte idiniz?" derler. Onlar da: "Biz yer yüzünde zayıf kimselerdik." derler. Melekler: "Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya?" derler. İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü gidiş yeridir. Ancak gerçekten aciz ve zayıf olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç..." buyurmaktadır.
Ve Hicret, samimiyetin ve tevhidin diğer bir adıdır. Bu konuda Rabbi Tâla "Nisa 4 /89 : Onlar, küfür işledikleri gibi, sizin de küfür işleyip kendileriyle bir olmanızı arzu ettiler. Onun için, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün; Onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinmeyin." buyurur. İman ve İslam adına dik duramayan tağuti rejimlerin dayatnalarını sipariş fetvalarla geri adım atarak, dinin akidevî ve amelî ayetlerini fûruata indirgeyenler, hicreti tarihte olmuş bitmiş bir vakıa olarak görenlerdir. Oysa, Allah Rasulü (a.s.v.): " Küffarla kıtal edildiği müddetçe, hicret sona ermeyecektir." Buyurarak hicretin devamlılığına vurgu yapmıştır."Fetihten sonra hicret yoktur." hadisi şerifi ise ulema tarafından Medine ile kayıtlanmıştır. Her mü'min, hicreti göze alabilmelidir, hicreti göze alamayanlar, herzaman yanlarına zilleti almışlardır.
Veyahut, Mü'min, İman ve İslamın yeşereceği, kökleneceği bir kalp ve ruh ile, Tevhidin ensarıdır. İç ebu cehillerin, iç bedir de vurulduğu savaşta, kalben biatlı bir ensar, muhacir bir mü'mine yardım elini uzatmış, gönlünü açmış bir ensar olmalıdır. Hicreti tadan, kavrayan muhacir ve ensar topluluğu, Medine' yi hak etmiştir. Ensarlığa ve muhacirliğe hicret edemeyenler, Darun Nedve'nin dayatmalarına boyun eğip imandan sonra küfre zorlanacaktır.
Kutlu Peygamberin (a.s.v.) seçkin sahabesini, O'ndan sonra kılavuz olarak gördüğünü söyleyen her mü'min ya muhacir olmalı, ya da ensar... Günahlardan savaşlara muhacir; küfürden İslama muhacir; İslamın ferden dahi yaşanamaz hale geldiği beldeden, ferden yaşanacak beldeye muhacir; Ebu cehillerin söz sahibi olduğu yerden, Musablar'ın zemin hazırladığı ve Ebul Kasım'ın (a.s.v.) söz sahibi olduğu yere muhacir; Cehenneme değil, sırati müstakimden cennete muhacir... Evet ünlem Mü'minin hicreti de muhacirliği de bu.

İbrahim Küçük/Vuslat Dergisi 
Moderatöre Bildir   Logged

üzülmeyin gevşemeyin eger iman etmişseniz galip gelecek sizlersiniz.
sakın Allah c.c zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma onların cezalarınıgözlerin donup kalacagı bir güne ertelemektedir.

cebelinur
dogruhabergazetesi.com
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2346

ŞİMDİ DUA ZAMANIDIR......


« Yanıtla #6 : 17 Aralık 2009, 22:02:49 »

İslam alemine hayırlı olur olur inşAllah
Moderatöre Bildir   Logged

Kabrin arkası için çalışınız. Hakiki saadet ve lezzet ordadır.
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #7 : 18 Aralık 2009, 08:11:27 »

yeni yılın guzel bi başlangıçla ummetin uyanışına vesile olmasını rabbimden dilerim slm ve dua ile....
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
perşembe günü 1 muharrem yani hicri yılbaşı Özel Gün ve Geceler mumin1 6 902 Son Mesaj 09 Ocak 2008, 21:46:04
Gönderen: mizgina_islam_
Hicrî Yıliniz hayirli olsun Özel Gün ve Geceler diyar2 2 344 Son Mesaj 10 Ocak 2008, 15:31:47
Gönderen: cundullah_124
Ramazan-ı şerif bayramı tebrik Özel Gün ve Geceler vuslat 7 575 Son Mesaj 01 Ekim 2008, 12:22:45
Gönderen: H@B!BE_XUD@
Hamas'tan Ahmedinejad'a Tebrik Mesajı.. Filistin Özel __YaZ_yAğMuRu__ 1 154 Son Mesaj 15 Haziran 2009, 12:42:01
Gönderen: __YaZ_yAğMuRu__
Milyonlar İslami Devrim'in 31. Yılını Kutluyor Dünyadan Haberler musabbinumeyr29 0 157 Son Mesaj 11 Şubat 2010, 14:09:31
Gönderen: musabbinumeyr29
Hicri Yılbaşı-Muharrem Özel Gün ve Geceler yedibeyza 3 260 Son Mesaj 07 Aralık 2010, 10:58:33
Gönderen: Âl-i İmran
Muhammde ve Kasım kardeşlerimizin sesinde - Onlar Öncüler- çalgısız eser Türkçe Eserler MUHACİR 2 119 Son Mesaj 13 Mayıs 2012, 14:16:18
Gönderen: MUHACİR