0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: KERBELA FACİASI 4.BÖLÜM  (Okunma Sayısı 148 defa)
umeyr21
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 116


« : 04 Mayıs 2011, 17:15:32 »

Ehl-i Beyt Gençlerinden En Son Şehid Olanlar :
 

Abdullah b. Ukbet-ül Ganevî, bir ok atıp Ebû Bekir b. Hasan'ı şehid etti. [1]

Abbas b. Ali, bunu görünce, kardeşleri Abdullah, Cafer ve Osman b. Ali'ye : «İlerleyiniz! Varlığım, size feda olsıra! Seyyidinizi koruyunuz! Onun uğrunda can veriniz!» dedi.

Bunlar, Hz. Hüseyin'in önünde durup Onu göğüsleri ve yüzleri ile korumağa çalıştılar ve şehid oldular.

Hâni b. Sübeyt-ül Hadramî, önce Abdullah'ı, sonra da, Cafer'i şehid etti. [2]

Havli b. Yezîd-ü Ashabî, Osman'ı bir okla vurdu.

Eban b. Dârem oğullarından bir adam da, gidip onun başını kesti ve getirdi. [3]

Havli b. Yezîd, Osmaıı b. Ali'nin başını Ömer b. Sa'd'e götürüp «Mükâfatımı ver!» dedi.

Ömer b. Sa'd «Mükâfatım vermek, valine düşer. Seni, mükâfatlandırmasını ondan dile!» dedi. [4]

Eban b. Dârem oğullarından başka bir adam da, Muhammed b. Ali'yi okla vurup şehict etti ve başını getirdi.

Harmele b. Kâhin, Abdullah b. Hasan b. Ali'yi okla vurup şehid etti.

Lakît b. Yâsir-ül Cühenî de, Muhammed b. Ebî Saîd, fa. Akil'i şehid etti. [5]

Hz. Hüseyin'in önüne dikilen, yanında çarpışan yalnız Abbas b. Ali kalmıştı.

Hz. Hüseyin, ne tarafa yönelirse, Abbas b. Ali, o tarafa yönelmekte idi. En sonunda, o da, §ehid oldu. [6]

Abbas b. Ali'yi, Zeyd b. Rukad-ül Cenbî ile Hakîm b. Tufeyl-üs Sinbisî şehid ettiler. [7]

Hâni b. Sübeyt-ül Hadramî, çok yaşlanmış olduğu bir sırada, demiştir ki : «Hüseyin'in öldürülmesinde bulunanlardandım. VAllahi, on kişinin onuncusu ben idim. Hepimiz atlar üzerinde idik.

Hüseyin Hanedanının tüyü bitmemiş bir çocuğu, çadırlardan dışarı çıktı. Üzerinde pelerin ve gömlek vardı. Sağa, sola dönüp bakmıyordu. Döndükçe, kulaklarındaki iki incinin sallandığım gördüm. Süvarilerden bir adam, atını tepip onun yakınına vardı. Atından çocuğa doğru eğilip onu kılıçla biçti!»[8]

 

Hz. Hüseyin'e Su Içirmeyen Adamın Akıbeti:
 

Hz. Hüseyin, susamıştı. Susuzluğu son dereceyi bulunca, çadırlardan, ayrılıp su içmek için Fırat'a doğru yöneldi.

Su kanallarına doğru giderken, Eban b. Dârem oğullarından bir adam «Yazıklar olsun sizlere! Onunla, su arasına gerilseniz a!» diyerek atını tepti. Halk ta, kendisini takip etti. Hz. Hüseyin ile Fırat arasına gerildiler.

Hz. Hüseyin «Ey Allah'ım! Sen de, onu, susuz bırak!» dedi.

Adam, bir ok atıp Hz. Hüseyin'in damağından vurdu. Hz. Hüseyin, oku çekip attıktan sonra ellerini açtı. îki avucu kanla doldu.

«Ey Allah'ım! Peygamberinin kızının oğluna yapılanlardan dolaja şikâyetimi Sana arz ediyorum!» dedi ve geri döndü.

Yemin edilerek denildiğine göre: çok geçmeden, Allah, o adamı, susuzluk hastalığına uğrattı.

Kasım b. Asbağ der ki «adamı görmüştüm : Yanında, soğuk hoşaf, büyük desti ile süt ve su bulunuyor, adam : (Yazıklar olsun size! Su içiriniz bana! Susuzluk, beni öldürüyor!) diyor, kendisine, su kabı veya süt destisi veriliyor, onu içiyor, uzanıyor, biraz sonra, yine : (Yazıklar olsun size! Su içiriniz bana! Susuzluk, Öldürüyor beni!) diyordu.

VAllahi, çok geçmeden adamın karnı, deve karnının patlayıp yarıklığı gibi, patladı. Adam da, böylece öldü, gitti.»

Rivayete göre: O sırada Husayn b. Nümeyr de, Hz. Hüseyin'i ağzından bir okla vurmuştu.

Hz. Hüseyin, ağzından akan kanı avucundan semâya attı. Allah'a hamd-ü sena ettikten sonra ellerini kaldırdı ve :

«Ey Allah'ım! Onları, derleyip toparlayıp yok et! Yer yüzünde onlardan hiç birini bırakma!» diyerek düa etti. [9]

 

Hz. Hüseyin'in Ev Halkıyla İrtibatının. Kesilmesi :
 

Şimr b. Zilcevşen, Küfelilerden on kadar piyade ile gelip içinde Hz. Hüseyin'in ağırlıkları ve Ev halkı bulunan çadırı arasına gerilerek Hz. Hüseyin'in çadırı ile irtibatını kestiler.

Hz. Hüseyin, onlara «Yazıklar olsun sizlere!

Sizin dîniniz yoksa, siz, Kıyamet gününden korkmayorsanız, dünya İşlerinizde olsun asâletli, seçkin kişi zadeler gibi olunuz, öylelerine yaraşan hal ve hareketlerde bulununuz da, ağırlıklarımı ve Ev halkımı, rezillerinizden ve zır cahillerinizden koruyunuz!» dedi.

Şimr b. Zilcevşen «Haydi, senin için Öyle olsun!» dedi. [10]

 

Şimr'in, Abdurranmanu’l-Cu'fî ile Münâkaşası ve Sövüşmesi :
 

Hz. Hüseyin'in yanına kadar gelen piyadeler arasında EbüTCenub Ab-durrahman-ul Cu'fî, Kaş'am b. Amr, b. Yezid-ül Cu'fî, Salih b. Vehb-ül Ye-zenî, Sinan b. Enes'ün Nahaî ve Havlı b. Yezîd-ül Asbahi bulunuyor; Şimr b. Zilcevşen, onları, Hz. Hüseyin'e saldırmağa kışkırtıyordu.

Şimr, bir ara, Abdurrahman-ul Cu'fî'ye «Onun üzerine atılsan, saldırsan a!?» dedi.

Abdurrahman «Onun üzerine atılmak, saldırmaktan seni alıkoyan ne?

Sen atılsan, saîdırsan a!» dedi.

Simr, kızdı «Bana mı söylüyor sun?ünlem» dedi.

Abdurrahman «Ya sen bana mı söylüyor sun?ünlem» diyerek karşılık verdi.

Birbirlerine sövdüler.

Abdurrahman; çok cesaretli, gözünü daldan, budaktan esirgemez bir adamdı .

Şimr'e «VAllahi, mızrağımın demirini gözünde kıvratırım ha!» deyince, Şimr, onun yanından savuştu.

Abdurrahman «VAllahi, seni, yararlandırmak fırsatını bulursam, muhakkak, seni zararlandıracağım!» dedi.

Şimr, Hz. Hüseyin'e doğru ilerleyen piyadelerin yanına geldi. [11]

 

Hz. Hüseyin'in Ev Halkından Bir Çocuğun Elinin Kesilmesi ve Hz. Hüseymin Bedduası :
 

Küfe piyadeleri, Hz. Hüseyin'i çepçevre kuşatmış ve çenberi gittikçe daraltmış bulunuyorlardı.

Hz. Hüseyin, üzerlerine yürüyünce, dağıldılar.

Bundan sonra, onlar, Hz. Hüseyin'i bir kerre daha kuşattılar.

Hz. Hüseyin'in yanına, Ev halkından bir çocuk, gelmek istiyor, onu, Hz. Zeyneb bint-i Ali, tutup bırakmıyordu.

Hz. Hüseyin, Hz. Zeyneb'e «Tut onu, bırakma!» diyordu.

Çocuk, dinlemiyerek, Hz. Hüseyin'e doğru koşup geldi. Hz. Hüseyin'in yanına, dikildi.

Teym oğullarından Bahr b. Kâ'b, b. Ubeydullâh, Hz. Hüseyin'in üzerine kılıçla yürüyünce, çocuk, ona «Pis, mendebur'un oğlu! Amucamı mı öldüreceksin?» diyerek bağırdı.

Bahr, çocuğu, kılıçla çaldı. Çocuk, elile korunmak istedi. Kılıç, çocuğun elini kesti. Eli, derisinde sallandı, kaldı!

Çocuk «Halacığım!» diye feryad etti.

Hz. Hüseyin, onu tutup bağrına bastı ve ona «Ey kardeşimin oğlu! Başına gelen felâkete katlan. Bunda hayır vardır.

Muhakkak ki Allah, seni sâlih Babalarından Resûlullâh Aleyhisselâma, Ali b. Ebî Tâlib'e Hamza'ya, Cafer'e ve Hasan b. Ali'ye (Onların hepsine selamlar olsun!) kavuşturacaktır!» dedi ve:

«Ey Allah'ım! Onlara, gökten yağmur yağdırma ve yer bereketlerinden onları mahrum et!

Ey Allah'ım! Onları, bırakır, yaşatırsan, tefrikalara uğrat, onlar için türlü türlü yollar yap! Onları, birlikten mahrum et!

Valilerini, kendilerinden hiç bir zaman hoşnut etme!

Çünki, onlar, yardım edeceklerini va'd ederek bizi çağırdılar. Sonra da, üzerimize yürüdüler ve bizi öldürdüler!» diyerek düa etti. [12]

 

Hz. Hüseyin'in Çevresindeki Piyadeleri Birbirine Katmaei :
 

Küfe Icşkerinden Abdullah b. Ammar der ki «Hüseyin'e, mızrakla hücum etmiş, O'nun yanma kadar varmıştım.

VAllahi, isteseydim,O'm^mızraklayabiiirdim. Sonra, geri döndüm. Fakat, kendi kendime: (Onu, öldürmekten ben yüz çevirsem de benden başkası öldürecektir!) dedim.

O sırada, piyadelerden kimi sağından, kimi solundan.O'na hücuma geçtiler.

Sağından saldırdılar, bozguna uğradılar. Solundan saldırdılar, bozguna uğradılar.

Kendisinin üzerinde deniz koyunu tiftiğinden bir gömlek ve başında da, sarık vardı.

VAllahi, ben, ne bundan önce, ne de sonra, onun gibi oğlu, Ev halkı ve bütün Eshabı öldürülmüş, eli, kolu kırılmış olduğu halde, cür'et ve cesaretini gayb etmeyen bir kimse daha görmemişimdir!

Kendisini saran piyade birlikleri, canavar saldırısına uğramış keçi sürüsü gibi sağından, solundan bozulup dağılmakta idiler!

O sırada, Hüseyin'in kız kardeşi Zeyneb bint-i Fâtıma, çadırdan çıktı. Kulaklanndaki küpesinin pariadığmı gördüm.

(Ne olaydı gök yere yıkılıp bir. olaydı!) diyordu.

Zeyneb, Hüseyin'in yakınında bulunan Ömer b. Sa'd'e (Ey Ömer b. Sa'd! Sen, bakıp dururken, Ebû Abdullah, öldürülecek mi?ünlem) dedi.

Ömer b. Sa'd'in yanaklarına ve sakalına göz yaşlarının aktığım gördüm.

Ömer b. Sa'd, yüzünü, Zeyneb*de:ı başka tarafa çevirdi.» Humeyd b. Müslim de, o sırada gördüklerini duyduklarını şöyle anlatır: «Hüseyin'in üzerinde deniz koyunu yününden dokunmuş bir cübbe vardı. Başına, çivit yaprağıyla boyanmış sarık sarmıştı.

Kendisi, öldürülmezden önce, yaya olduğu halde, atlı bir kahraman gibi çarpışmakta, kendisine atılan oklardan korunmakta, tehlike ve zarar gelecek yerleri gözetmekte, süvarilerin üzerine saldırmakta idi.

Saldırırken de (Siz, beni öldürmek için birbirinizi teşvik ediyor, kışkırtıyorsunuz.

Fakat, vAllahi, benden sonra, Allah, kullarından, öldüremeyeceğiniz bir kulu, benim öldürülüşümden dolayı, size kızdıracaktır!

Allah'a and olsun ki : sizin, bana hakaretinize karşı, Allah'ın bana ikramlarda bulunacağını umuyorum!

Siz, nerede olursanız olunuz, haberiniz olmadan, Allah, sizden benim intikamımı alacaktır!

VAllahi, siz, beni öldürecek olursanız, Allah, muhakkak, sizin aranıza bir belâ verecek, .kanlarınızı dökecek, bununla beraber, sizden razı da olmayacak, inletici azabını size daha da, artıracaktır!) diyordu.» [13]

 

Hz. Hüseyin'in Arkasından Mızraklanıp Yere Düşürülmesi
 

Hz. Hüseyin, uzun müddet hareketsiz kaldı.

O sırada, Küfe leşkeriO'nu öldürmek isteselerdi, öldürürlerdi.

Fakat, birbirlerinden çekinmekte ve herkes, Onun kanına, kendisinden başkasının girmesini istemekte ve beklemekte idi.

Şimr b. Zilcevşen, Küfe leşkerine «Yazıklar olsun sizlere! Hay anaları ağlayasıcalar! Daha ne bakıp duruyorsunuz adama?

Öldürünüz O'nu!» diyerek seslendi.

Bunun üzerine, her taraftan Hz. Hüseyin'e saldırdılar. Hz. Hüseyin'in sol avucuna bir kılıç darbesi indirildi. Bunu vuran, Zür'a b. Şerîk-üt Temîmî idi.

Zür'a, bir darbe d^O'ûunomuzuna indirdi. [14]

Hz; Hüseyin de, onu omuzundan kılıçla vurup yere düşürdü. [15]

Hz. Hüseyin, yüzünün üzerine düşüp düşüp kalkıyordu. [16]

O sırada, Sinan b. Enes, b. Amr-ün Nahaî, arkasından gelerek mızrağım Hz. Hüseyin'in köprücek kemiğinden saplayıp göğsünden çıkarınca, Hz. Hüseyin, yüzünün üzerine yere düştü! [17]

 

Hz. Hüseyin'in, Şimr b. Zilcevşen Hakkındaki Teşhisi i
 

Hz. Hüseyin, Kerbelâ'da Şimr b. Zücevşen-ül Kilâbî'yi gördüğü zaman «Allah ve Resulü doğrudur. Resûlullâh Aleyhisselâm : (Ehl-i Beyt'imln kanlarını içen alaca bir Kelbe (köpeğe) bakar gibiyim!) buyurmuştur!» dedi. [18]

 

Hz. Hüseyin'in Başının Gövdesinden Ayırıiması :
 

Bir müddet, Hz. Hüseyinin cesedine yaklaşıp başım kesmeğe kimse cesaret edemedi

Sinan b. Enes, Havliy b. Yezîd'e «Başoı kes onun!» dedi. Havliy, bunu yapmak isteyince, elleri titredi. Kesemedi.

Sinan b. Enes «Allah, iki kolunu kırsın, ellerini ayırsın!» diyerek inip Hz. Hüseyin'in başını gövdesinden ayırdı ve Havliy b. Yezîd'e verdi. [19]

Hz. Hüseyin'in başını, Havlî'nin kardeşi Şibl b. Yezid'in kesip Havlî'ye verdiği de rivayet edilir. [20]

Hz. Hüseyin'in Vücudundaki Yaraların Sayısı :

Şehid edildiği zaman, Hz. Hüseyin'in cesedinde otuz üç mızrak yarası, otuz dört kılıç yarası bulundu. [21]

 

Hz. Hüseyin'in Şehid Edildiği Tarih :
 

Hz. Hüseyin, Hicretin altmış birinci yılında, Muharrem ayının onunda, Cuma günü öğleden sonra şehid edildi. [22]

Hz. Hüseyin şehid edildiği zaman; güneş, Mizan burcunda 17 derece ve 20 dakikada;

Kamer, Delv (kovu.) burcunda 20 derece ve 20 dakikada; .

Zühal, Seratan burcunda 19 derece ve 20 dakikada;

Müşteri, Cedy (oğlak) burcunda 12 derece ve 40 dakikada;

Zühre, Sünbüle burcunda 5 derece ve 50 dakikada;

Utarid, Mizan burcunda 5 derece ve 40 dakikada bulunuyordu.[23]

 

Hz. Hüseyin'in Şehid Edildiği Tarihde Yaşı :
 

Hz. Hüseyin, Hicretin dördüncü yılında doğduğuna ve altmış birinci yılında şehid edildiğine, göre, şehid edildiği zaman, elli yedi yaşma basmıştı. [24]

Hz. Hüseyin saçları ve sakalı simsiyahdı. Ancak, sakalında bazı kıllar ağarmıştı. [25]

 

Hz. Hüseyin'in Elbise ve Silahlarının Soyulması :
 

Hz. Hüseyin'in; Sinan b. Enes tarafından başı, gövdesinden ayırılıncaya kadar, yanına kimse yanaşamamış, korkmuştu. Başı, gövdesinden ayjrıldıktan sonra, Bahr b. Kâ'b, donunu soyup aldı. Kendisini çırıl çıplak bıraktı.

Fakat, yaptığı, onun yanına kalmadı. Elleri, sıraca hastalığına tutuldu: Kış gelince, iki elinden sarı sular akar, yaz gelince de, kurur, elleri odun gibi olurdu.

Esved adında bir adam, Hz. Hüseyin'in ayak kaplarım, Nehşel b. Dârem ' oğullarından bir adam da, kılıcını aldı.

îshak b. Hayat-ul Hadramî, Hz. Hüseyin'in sırtından gömleğini soydu. Kendisi de, Bars ÇAIaca) hastalığına tutuldu.

Kays b. Eş'as ise, Hz. Hüseyin'in, deniz koyunu tiftiğinden dokunmuş kadifesini (yorganını) almıştı.         - .

Kays, bundan dolayı (Kadife Kays!) diye dillere düştü. [26]

 

Kerfoelâ Katillerinin Hastalığa Uğramaları ve Çoklarının Delirmeleri:
 

Verilen sağlam haberlere göre: Kerbelâ cinayetine katılanlardan, hemen hemen hastalığa uğramayan kimse kalmamış, çokları da, delirmiştir. [27]

 

Küfe Leşkerinin Çadırları Yağmalamaları :
 

Küfe îeşkeri, Hz. Hüseyin'in üstünü başını soyduktan sonra Yemen zağ-fera-nlarına, elbiselere, develere yöneldiler ve onları yağmalamağa koyuldular!

Daha sonra, Hz. Hüseyin'in Ev halkına ait? çadırları, ağırlık ve yiyecekleri kapışmağa başladılar!

Elbiselerinin sırtlarından soyulmasına razı olmayan kadınların elbiseleri zorla çıkartırıhp alındı. [28]

Hz. Hüseyin'in çadırındaki şeyler kapışılırken, Küfe leşkerinden biri, Hz. Hüseyin'in kızı Fatima'nın zinetini alınca, Fatıma, ağlamağa başladı.

Adam «Ne diye ağlayorsun?: Resûlullâh'm kızı, soyulurken ağlar mı hiç?» dedi,

Fatıma «Bırak onu!» diye bağırınca, adam, başka bir şey almağa korktu. [29]

 

Şehidler Arasından Kalkıp Çarpışan Şehid :
 

Süveyd b. Amr, vurulup ölüler arasına düşmüştü. Ayılınca (Hüseyin, Öldürüldü!) dediklerini işitti. Kendisinde biraz kuvvet ve derman bulunduğunu anladı. Küfeliler, kılıcını soymuşlardı. Yanında bulunan bir bıçağı eline alarak bir müddet çarpıştı ve şehid oldu.

Kendisini, Urve b. Battar-üt Tağlibî ile Zeyd b. Rukad-ul Cenbî şehid etti.

Kerbelâ şehidlerinin sonuncusu, bu idi.[30]

 

Hz, Hüseyin'in Oğlu Aliyyül Asgâr'm Kurtuluşu
 

Humeyd b. Müslim der ki «Aliyy-ül Asgar b. Hüseyin'in yanına varmıştım. Kendisi, yatağa uzanmış, hasta yatıyordu.

Şimr b. Zilcevşen, yamadaki piyadelerle konuşuyorlar (Bunu, Öldürecekmîyiz?) diyorlardı.

(Sübhânallâh! Çocukları da mı, öldüreceğiz?ünlem Bu, bir çocuktur!) dedim. Oraya gelenleri, böylece, onun başından savuyordum.

En sonra, Ömer b. Sa'd, geldi. (Haberiniz olsun ki: şu kadınların çadırına hiç bir kimse girmeyecek, şu hasta çocuğa da dokunulmayacaktır.

Kim, onların meta'larından bir şey almışsa, kendilerine geri versin!) dedi. VAllahi» hiç kimse, aldıkları şeylerden hiç bir şey geri vermedi.

Ali b. Hüseyin, bana (Allah, seni hayırla mükâfatlandırsın. VAllahi, Allah, senin sözünle bir şerri benden def etti!) dedi.[31]

 

Sinan b. Enes'in Azarlanması ve Dövülmesi :
 

Küfe leşkeri, Sinan b. Enes'e «Sen, Hüseyin b. Ali'yi, Resûlullâh'ın kızının oğlunu öldürmekle, Arapların en Büyüğünü öldürmüş bulunuyorsun kî O, şunların mülk-ü saltanatını ellerinden almak istiyordu.

Emirlerine git te, onlardan mükâfatını iste!

Onlar, Hüseyin ve Eshabmın çadırlarındaki bütün mallan, Hüseyin'i öldürmene karşılık, sana verseler, yine azdır!» dediler.

Sinan, atının yanına vardı.

Kendisi, cesaretli ve şâir bir adamdı. Bir müddet eğlendikten sonra, Ömer b. Sa'd'in çadırının önüne gelip dikildi. Sonra da, en yüksek sesile :

«Sen, bana gümüşten üzengi yaptır ve onu, altınla da yaldızlat! Çünki, ben, yanına varılmaz Ulu bir kişi, bir Hükümdar öldürdüm!

Ana ve Babaca halkın en hayırlısını öldürdüm ki O, halkın soy sopca da, en hayırlısı idi!» dedi.

Ömer b. Sa'd «Ben, şehâdet ederim ki: sen, hiç ayılamayacak bir delisin! Yanıma sokunuz onu!» dedi.

Sinan, içeri sokulunca, onu, elindeki değnekle dövdü. Sonra da «Ey mecnun! SenT ne diye böyle sözler söylüyorsun?

Eğer, Ibn-i Ziyad, senden bunu işitmiş olsaydı, vAllahi, muhakkak, senin boynunu vururdu!» dedi. [32]

 

Kerbelâ'da Yakalanıp Bırakılan Kişiler :
 

Ömer b. Sa'd, Rebab bint-i İmriürKays'ın âzadlısı Ukbe b. Sem'an'ı yakalamıştı.

Ona «Sen, necisin?» diye sordu.

Ukbe «Ben, köleyim!» deyince, serbest bıraktı.

Murakka b. Sümâmet-ül Esd-i de, kavrnındah bazı kimselerle birlikte Hz. Hüseyin'in yanına gelmiş bulunuyordu.

Murakka', okları yayar ve iki dizinin üzerine gelip savaşırdı. Küfe leşkeri, ona «Sana, emân verilmiştir. Yanımıza gel!» dediler.

Yanlarına varınca, Ömer b. Sa'd, onu, bilgi versin diye, îbn-i Ziyad'a yollamıştı. [33]

Murakka', Küfe'ye değil, Rebeze'ye gidip Yezîd b. Muaviye'nin ülümü-ne kadar oradan ayrılmadı.

İbn-i Ziyad, korkup Küfe'den Şam'a kaçınca da, Murakka , Küfe'ye döndü. [34]

 

Hz, Hüseyin'in Kerbelâ Katl-i Âmından Kurtulan Oğullan :
 

Hz, Hüseyin'in, hasta olarak yatan yirmi üç yaşındaki oğlu Aliyy-ül As-gar ile dört yaşındaki oğlu Ömer'den başkası kurtulmadı. [35]

 

Hz. Hüseyin'in Cesedinin Atlara Çiğrierttirilmesi :
 

îbn-i Ziyad; Hz. Hüseyin'in, öldürüldükten sonra, cesedinin de atlara çiğnettir ilmesini, Ömer b. Sa'd b. Ebî Vakkas'a yazdığı yazıda, emr etmişti. [36]

Ömer b. Sa'd, Hz. Hüseyin'in işi için toplanmalarını, adamlarına emr etti.

Kendisinin atını da, hazırladılar.

Süvarilerden on kişi hazırlandı.

îshak b. Hayat-ul Hadramî ile Ahbeş b. Mersed, b. Alkarna, b. Selâmet-ul Hadramî, hazırlanan süvariler arasında idi.

Bu on süvari, Hz. Hüseyin'in cesedini, göğsü ve sırtı topraklar içinde uf anıp belirsiz oluncaya kadar, atlarına çiğnettiler!

îshak b. Hayat-ul Hadramî, Hz. Hüseyin'in gömleğim de, soyup almıştı. Bars (Alaca) hastalığına tutuldu.

Ahbeş b. Mersed ise, bir muharebede dikilip durduğu sırada gelen ve kalbine saplana-n serseri bir okla öldü.[37]

 

Kerbelâ Şehidlerinin Sayısı :
 

Hz. Hüseyin'in Eshabından şehid olanlar yetmiş iki kişi idi. [38]

Şehidlerin seksen yedi kişi ve dördünün Ensardan olduğu da, rivayet edilir. [39]

Kerbelâ şehidlerinin yirmi üçünü, Hz. Hüseyin ile Ev halkı ve akrabaları teşkil ediyordu ki Hasan-ül Basri'nra dediği gibi, yer yüzünde böyle kütle halinde bir aile katl-ii-âmı görülmemişti. [40]

 

Kerbelâ Sehidlerinden Hz. Hüseyin île Ona Mensub ve Akraba Olanların İsimleri :
 

1. Hz. Hüseyin b. Ali[41]

2. Aliyy-el Ekber b. Hüseyin[42]

3. Abdullah b. Hüseyin[43]

4. Abbas b. Ali

5. Osman b. Ali

6. Cafer b. Ali[44]

7. Abdullah b. Ali

8. Muhammed b. Ali[45]

9. Atik b. Ali[46]

10. Kasım b. Hasan

11. Ebû Bekir b. Hasan[47]

12. Abdullah b. Hasan[48]

13. Kasım b. Hasan[49]

14. Abdullâh-ul Ekber b. Müslim b. Akil

15. Ali b. Müslim b. Akîl

16. Muhammed b. Müslim b. Akîl[50]

17. Abdurrahman b. Müslim b. Akîi

18. Abdullâh-ul Ekber b. Akîl

19. Muhammed b. Abdullâh-ul Ekber b. Akîl[51]

20. Muhammed b. Ebî Saîd b. Akîl[52]

21. Hüseyin b. Abdullah b. Cafer

22. Avn-ul Asgar b. Abdullah b. Cafer[53]

23. Muhammed-ul Asgar b. Abdullah b. Cafer[54]

 

Küfe Leşkerinden Öldürülenlerin ve Yaralananların Sayısı :
 

Küfe leşkerinden öldürülenlerin sayısı seksen sekizdi. [55] Bir o kadar da, yaralıları vardı.

Ömer b. Sa'd, kendi ölülerinin cenaze namazlarım kıldı ve onları defn ettirdi. [56]

 

Şehidlerin Defni :
 

Küfe leşkeri, Kerbelâ'dan çekilip gittikten sonra Gadıriyye köylüleri Kerbelâ şehidlerini bir günde defn ettiler. [57]

 

Hz. Hüseyin'in Kabrinin Belirsiz Edilmesi ve Kabrinden Yayılan Hoş Koku :
 

Hz. Hüseyin'in kabrini belirsiz etmek için, kırk gün sonra kabrinin bulunduğu yere Fırat'tan su salınmışti.

Esed oğullarından bir Bedevi gelip Hz. Hüseyin'in kabrini araştırdı. Toprakları avuç avuç alıp koklamağa ve Kabrin bulunduğu yere doğru yavaş yavaş gitmeğe başladı. Kabri bulunca da «Babam, anam Sana feda olsun! Senden ve Senin toprağından daha hoş, daha tatlı bir şey olmamıştır» diyerek ağladı. Sonra da:.

«Onun düşmanları, kabrini belirsiz etmek istediler.

Halbuki, kabrinin hoş kokulu toprağı, kabrine delâlet edip durmaktadır!» beytini söyledi. [58]

 

Hz. Hüseyin'in Kabrini Kirleten Adamın Ailece Başlarına Gelenler :
 

Esed oğulları kabilesinden bir adam, Hz. Hüseyin'in kabrini kirletmişti. Onun bütün evhalkına delilik, alaca ve cüzam hastalığı geldi. Onlar, yoksulluktan da kurtulamadılar. [59]

 

Demir Kalemin Havada Kanla Yazdığı Yazı :
 

Rivayete göre: Küfelilerden bir cemâat, Hz. Hüseyin'i şehid ettikten ve Onun başını kestikten sonra ilk konak yerinde oturup şira içtikleri sırada, duvar üzerinden demir bir kalem çıkarak havada kanla şöyle yazmıştı:

«Hüseyin'i öldüren bir Ümmet, Hisab ğünüjp'nun Dedesinin şefaatini nasıl uma bilir?ünlem»

Küfeliler, bunu görünce, Hz. Hüseyin'in başını orada bırakarak kaçtılar. [60]

Yezîd ve Humeyd b. Müslim ile îbn-i Ziyad'a göndermişti.[61]

 

Üzerinde Nur Sütunu Yükselen Baş:
 

Hz. Hüseyin'in şehid edildiği gün; Ömer b. Sa'd, Onun başım, Hâvliy b. Yezid ve Humeyd b. Müslim ile İbn-i Ziyad'a göndermişti.

Havli, geç vakit vali köşküne gitti. Kapıyı kilitlenmiş buldu. Dönüp evine geldi. Hz. Hüseyin'in başım bir yere koyup üzerine büyükçe bir tas, leğen kapattı.

Havli'nin iki karısı vardı. Birisi Esed oğullarından, diğeri Hadremîler-dendi.

Hadramîlerden olan karısı Nevâr bint-i Mâlik diyor ki «Havli, Hüseyiriîn başını getirip evde büyükçe bir tasın, leğenin altına koyduktan sonra yatak odama girdi.

Ona : (Ne haber var sende?) diye sordum.

(Sana, dünyanın servetini getirdim : îşte, Hüseyin'in başı, senin yanında bulunuyor!) dedi.

(Yazıklar olsun sana! Herkes, altın, gümüş getirirken, sen, Resûlullâh Aleyhisselâmın oğlunun başım getirdin öyle mi?ünlem

Hayır! VAllahi, bu evde artık başım, senin başınla bir araya gelmiyecek-tir!) diyerek yataktan fırlayıp evin bir tarafına gittim.

Bunun üzerine, Havli, Esedîlerden olan karısını yanına çağırdı.

Ben, oturmuş, altında Hüseyin'in başı bulunan tasa, leğene bakıp duruyordum.

VAllahi, hiç yanlış yok, gözüm, gökden, tasa kadar bir nûr'un direk gibi dikili verdiğini ve onun çevresinde beyaz bir kuşun da, kanat çırparak dolaştığını gördü!»[62]

 

Havli b. Yezid'im Hayal Kırıklığına Uğraması :
 

Havli, Hz. Hüseyin'in başını, ertesi günü sabahleyin İbn-i Ziyad'a götürdü. [63]

Sinan b. Enes-ün Nahai'nin söylemiş olduğu kıt'ayı okuyunca, îbn-i Zi-yad kızdı ve «O, insanların ana ve babaca en hayırlısı, Allah'ın kullarının en hayırlısı idi ise, onu, ne diye Öldürdün?ünlem» diyerek Havli'yi azarladı ve ona mükâfat olarak ta hiç bir şey vermedi. [64]

 

Hz. Hüseyin'in Başı, İbn-i Ziyad'ın Önünde :
 

Hz. Hüseyin'in başı getirildiği zaman, îbn-i Ziyad, yemek yiyordu. [65]

Hz. Hüseyin'in başı, büyükçe bir tas, leğen içinde getirilip İbn-i Ziyad'in önüne konuldu.

îbn-i Ziyad, elindeki değnekle, Hz. Hüseyin'in dudaklarına vurarak «Yakışıklı bir gençdi! [66]

Ebû Abdullah'ın saçı da kırlaşmış! [67]

Hanginiz öldürdü onu?» dedi.

Bir adam, ayağa kalktı.

İbn-i Ziyad «Öldürülürken o, sana,, ne söyledi?» diye sordu.

Adam, Hz. Hüseyin'in sözlerini nakl edince, îbn-i Ziyad'ın yüzü karardı, suratı asıldı. [68]

 

Zeyd b. Erkam'm İbn-i Ziyad'a İhtan ve Hıçkırarak Ağlaması :
 

Humeyd b. Müslim der ki «Ömer b. Sa'd, beni çağırdı. Ev halkının yanına varmamı, Ömer'e, Allah'ın bir fetih ve zafer nasib ettiğini ve kendisinin sıhhat ve afiyette olduğunu müjdelememi bana emr etti.

Ben de, onun ev halkına gidip bildirilecek şeyleri bildirdim. Sonra, îbn-i Ziyad'ın yanına gittim.

îbn-i Ziyad, köşkünde, halkla oturuyordu. Müsâade edilince, bazı kişilerle birlikte ben de, içeri girdim.

Hüseyin'in başı, İbn-i Ziyad'ın önüne konulmuştu.

îbn-i Ziyad'ın, elindeki değnekle onun ön dişleri arasına dokunup durduğunu görünce, Eshabdan Zeyd b. Erkam, ona (Çek şu değneği o dudak ve dişlerden ki, kendisinden başka ilâh bulunmayan Allah'a vyemin ederim ki: Resûlullâh'm dudaklarını, o dudakların üzerine koyarak onları öptüğünü gör-müşümdür!) dedi ve hıçkıra hıçkıra ağlamağa başladı.

îbn-i Ziyad (Allah, senin iki gözünü ağlattı!

VAllahi, eğer, sen, kocamış, bımamış, aklı gitmiş olmasaydın, şimdi senin boynunu vururdum!) dedi.

Zeyd b. Erkam, kalkıp gitti.

Halkın (VAllahi, Zeyd b. Erkam, bir söz söyledi ki, eğer, îbn-i Ziyad, onu işitmeydi, kendisini muhakkak öldürürdü!) dediklerini işittim.

Onlara (Ne dedi?) diye sordum.

(O, bizim yanımızdan geçerken (Bir kul, bir köleye sahip oldu! O da, onları uşak yaptı. Siz, ey Arap cemâati! Bu günden sonra hep kul, kölesiniz-dir!

Siz, Fatıma'mn oğlunu, Öldürdünüz. Mercâne'nin oğlunu ise, kendinize vali yaptınız.

Halbuki, o, sizin hayırlılarınızı öldürüyor, hayırsız, işe yaramaz olanlarınızı kendisine kul ediniyordur.

Siz, bu zillete razı oldunuz. Zillete razı olan, kahr olsun!) diyordu, dediler.» [69]

 

Enes b. Mâlik'in, İbff_i Ziyad'a Ihtan :
 

İbn-i Ziyad, Hz. Hüseyin'in burnuna değnekle vurarak «Ben, bunun gibi güzel olanını görmedim!» dedi.

Ibn-i Ziyad, Hz. Hüseyin'in dişlerine değnekle vurduğu zaman, Enes b. Mâlik, ona «VAllahi, sen, günaha girdin! Senin değnekle vurduğun yeri,- Re-sûlullâh Aleyhisseîâm'in Öptüğünü görmüşümdür!» dedi.

İbn-i Ziyad, dona kaldı. [70]

 

Hz. Hüseyin'in Başının Küfe'de Teşhir Ettirilmesi :
 

İbn-i Ziyad, Hz. Hüseyin'in başını Küfe caddesinde teşhir ettirdi. [71]

 

Ardarda Kesilen Başların Getirildiği Köşk :
 

Rivayete göre: Abdulmelik b. Uraeyr-ül Leysî, Küfe'deki vali köşkünü göstererek «Ben, bu köşkte Hüseyin b. Ali'nin başım, Ubeydullâh b. Ziyad'ın önünde bir kalkan üzerinde görmüştüm!

Ondan sonra, Ubeydullâh b. Ziyad'ın başını Muhtar b. Ebî Ubeyd'in önünde gördüm!

Daha sonra, Muhtar'm başını, Mus'ab b. Zübeyr'in önünde gördüm! En sonra da, Mus'ap'ın başmı Abdul Melik'in önünde gördüm!

Ben, bu sözü Halife Abdulmelik'e söyleyince, Abdulmelik, köşkün uğursuzluğundan kuşkulanarak oradan ayrıldı.» demiştir. [72]

 

Şehîd Başlarının Küfe'ye Taşınması :
 

Şehidlerden yetmiş ikisinin başı kesilerek Şimr b. Zilcevşen, Kays b. Eş'as, Amr b. Haccac ve Azre b. Kays ile birlikte îbn-i Ziyad'a gönderildi. [73]

Mızraklara takılan başlardan : Yirmi ikisini, Hevazin,

On yedisini, Husayn b. Nümeyr'le birlikte Temîm, On üçünü, Kays b. Eş'as'la birlikte Kindiler, Altı başı, Hilal-ül Âver'le birlikte Esed oğulları, Beş başı, Ayheme b. Züheyr'le birlikte Ezdiler,

On iki başı da, Veîd b. Amr'la birlikte Sâkîfler Küfe'ye taşıdılar. [74]

 

Hz. Hüseyin'in Ev Halkının, Kerbelâ'dan Küfe'ye Gönderilmesi ve Hz. Zeyneb'in Herkesi Ağlatan Sözleri:
 

Ömer b. Sa'd; Muharebe günü ile ertesi günü de, Kerbelâ'da oturdu.

Muharrem ayının on ikinci güîiü, Küfe'ye hareket edileceğinin halka bildirilmesini Humeyd b. Bükeyr-ül Ahmeri'ye emr etti.

Hz. Hüseyin'in kızları, kız kardeşleri ve küçük çocuklardan yanlarında bulunanlarla hasta olan Ali b. Hüseyin de, birlikte olmak üzre, hepsi develer üzerinde kapalı hevdeçlere bindirildiler.

Kurre b. Kays-ül Temîmî der ki «Bu kadınların, geçerlerken Hüseyin'in, oğullarının ve. Ev halkının cesedlerine Tasladıkları zaman, ellerini yüzlerine vurarak feryad ettiklerini gördüm.

At üzerinde olduğum halde, Önlerine doğru vardım.

Ben, hiç bir zaman, bunlarda görmüş olduğum kadar güzel kadın manzarası görmüş değilim!

VAllahi, onların yüzleri, güneşten daha parlak ve güzeldi.

Gördüğüm ve duyduğum şeylerden hiç unutamayacağım şey de, Fâtı-ma'nın kızı Zeyneb'in sözleridir.

Zeyneb, kardeşi Hüseyin'in cesedi yanından geçerken :

(Ey Muhammed'im! Ey Muhammed'im! Sana, göklerdeki Melekler, sa-lât-ü selâm getiriyorlar!

Hüseyin ise, şu otsuz, boz kır çölde, tozlara, topraklara, kanlara bulanmış azaları, kesilmiş, biçilmiş, kırılmış, dökülmüş yatıyor!

Ey Muhammed'im! Senin kızların esir edilmişler, zürriyetin hep öldürülmüşler!

Sabah yelleri, onların üzerlerine tozlar, topraklar savuruyor, saçıyor!) diyordu.

VAllahi, O, dost, düşman herkesi ağlattı.» [75]

 

Küfeli Kadınların Feryadları :
 

Hz. Hüseyin'in Ev halkı, Küfe'ye girerlerken, Küfelilerin kadınları çığlıklar koparıyorlar, ağlayorlardı.

Hz. Hüseyin'in hasta olan oğlu Ali «Her halde şunlar, bize, bizim başımıza gelenlere ağlayorlardır?

Bizi öldürenler, kimler ola?» dedi. [76]

 

Küfe'de Geçirilen İlk Gece ve AH b. Hüseyin'i Üç Yüz Dirheme Satan Hayırlı Küfeli :
 

Ali b, Hüseyin der ki «Babam Hüseyin şehid edilince, Küfe'ye götürüldük. Yanımıza bir adam gelip bizi evine götürdü.

Örtüye bürünüp uyuduk. Sokakta süvarilerin gezindiklerini his etmedikçe, uyanamadık.» [77]

«Küfelilerden bir adam, beni gizledi. Bana çok ikram etti. Her içeri girişinde ve dışarı çıkışında ağlayordu.

Kendi kendime: (Eğer, yanı hayırlı ve vefalı olan bir kimse varsa, bunun yanıdır!) diyordum.

Nihayet, îbn-i Ziyad'm Dellâl'ı : (Haberiniz olsun ki: Ali b. Hüseyin'i kim bulursa hemen getirsin! Ona üç yüz dirhem bahşiş vereceğiz!) diyerek seslenince, ev sahibi yanıma girdi.

VAllahi, o, yine ağlayordu.

Ellerini, hemen boğazıma bağladı ve (korkuyorum!) dedi. Beni, bağlı olarak onların yanına götürdü. Onlara teslim edip- üç yüz dirhemi aldı. Ben ise, ona baka kalmıştım!» [78]

 

Hz. Zeyneb'in lbn-i Ziyad'la Münâkaşası :
 

Hz. Hüseyin'in çocukları, kız kardeşleri ve hanımları, İbn-i Ziyad'm huzuruna getirildiler.

Hz. Fatıma'nın kızı Hz. Zeyneb, elbisesinin en kötüsünü ve âdisini giymiş, tanınmamak, belirsiz olmak istemişti.

Fakat kendisinin hizmetçileri çevresinde dönüp dolaşıyorlar, hizmet ediyorlardı.

Hz. Zeyneb, içeri girince, oturdu.

İbn-i Ziyad «Kim bu oturan hanım?» diye sordu.

Hz. Zeyneb, ona cevap vermedi.

İbn-i Ziyad, sorusunu üç kerre tekrarladı.

Hepsinde de Hz. Zeyneb, ona cevap vermedi.

Hz. Zeyneb'in hizmetçilerinden birisi «O, Zeyneb bint-i Fâtıma'dır!» dedi.

Ibn-i Ziyad «Hamd olsun Allah'a ki ayıp ve kusurlarınızı ortaya dökerek sizi rüsvay etti, öldürdü! ,

Ortaya attığınız gülünç ve boş beyanlarınızı yalana çıkardı!» dedi.

Hz. Zeyneb «Hamd olsun O Allah'a ki: Mühammed Aleyhisselâm'a mensubiyetle bizi şereflendirmiş ve bizi husîsî bîr temizlikle günah kirlerinden de, temizlemiştir.

Hayır! İş hiç de senin dediğin gibi değildir.

Allah, ancak, fâsikları (hak yoldan sapmış, çıkmış olanları) rezil ve rüs-vay eder, fâcirlerin (azmış, günaha dalmış olanların) asılsız laflarım yalana çıkarır!», dedi.

İbn-i Ziyad «Ehl-i Beyt'inize Allah'ın yaptığını nasıl görüyor, nasıl yorum-luyorsun ya?» diye sordu.

Hz. Zeyneb, Âl-i İmran sûresinin Uhud şehidleri hakkındaki yüz elli dördüncü âyetinden «..Üzerlerine öldürülmek yazılmış, takdir edilmiş olanlar, muhakkak, yatacakları, öldürülecekleri yerlere çıkıp gideceklerdi.» mealli kısmını okuduktan sonra:

Allah; Âhirette, seninle Onları bir araya getirecek, Allah'ın huzurunda Onlarla muhakeme olunacak, dâvalaşacaksınız!» dedi.

İbn-i Ziyad, Hz. Zeyneb'in verdiği cevaba kızdı. Ona zulüm ve işkence yapmak istedi.

Amr b. Hureys «Allah, valiye iyilikler versin! Bu, nihayet, bir kadındır. Kadın, söylediği her hangi bir şeyden dolayı sorumlu tutulur mu?

Sen, ona, bozuk ve karışık sözlerinden dolayı ne çıkış, ne de, onu kına!» dedi.

Ibn-i Ziyad, Hz. Zeyneb'e «Allah, senin Ehl-i Beyt'inden, taşkınlık ve azgınlıktan direnen ve ileri gidenleri böyle yok etmekle, içimin derdini giderdi, beni ferahlattı!» dedi.

Hz. Zeyneb, kendisini tutamayarak ağladı ve sonra da «Sen, benîm yetişmiş yiğitlerimi Öldürdün! Ehl-i Beytimi yok ettin!

Ailemin on şereflilerini, Büyüklerini, yükselen dallarımı kollarımı kestin, biçtin!

Soyumu, kökümü kopardın, kuruttun!

Eğer, senin, bullardan, derdin iyileşebiliyor, için rahatlaşabiliyorsa, iyi-leş ve rahatlaş bakalım!» dedi.

İbn-i. Ziyad «Bununki bir cesaretlilik ve kahramanlaşmaktır. Gerçek. Senin baban bir şâirdi ve kahramandı.» dedi,

Hz. Zeyneb «Kadınlar için, cesaret ve kahramanlaşma olmaz.

Benim cesaret ve kahramanlığım, felâketlerle karşılaşmaktan, söylediklerim de, derdimin hafiflemesi için, içimden fışkıranlardan ibarettir!» dedi. [79]

 

İbn-i Ziyad'ın, Ali b. Hüseyin'le Münâkaşası ve Onu Öldürmeğe Kalkışması:
 

Ali b. Hüseyin, îbn-i Ziyad'm yanına götürülünce, tbn-i Ziyad, Ona: «îs-min ne?» diye sordu.

Ali b. Hüseyin «Ben, Ali b. Hüseyin'im!» dedi.

îbn-i Ziyad «Allah, Ali b. Hüseyin'i öldürmedi mi?» diye sordu.

Ali b, Hüseyin, sustu.

îbn-i Ziyad «Ne diye konuşmayorsun?» dedi.

Ali b. Hüseyin «O, benim kardeşimdi. Ona da, Ali denirdi. Halk, Onu öldürdü!» dedi.

îbn-i Ziyad «Onu, muhakkak, Allah, öldürdü!» dedi.

Ali b. Hüseyin, sustu.

İbn-i Ziyad «Ne diye konuşmayorsun?» diye sordu. [80]

Ali b.Hüseyin «Allah; ölenin, ölümü zamanında, ölmeyenin de uykusunda ruhlarını alır-. (Zümer: 42)[81]

«Allah'ın izni olmadıkça, hiç bir kimse için, ölmek yoktur. (Âl-i İmran 145)» mealli âyetleri okudu.

İbn-i Ziyad «VAllahi, sen de onlardansın!

Bakınız buluğ çağına ermiş mi VAllahi, ben, onu erkeklik çağma ermiş sanıyorum.» dedi.

Mürrî b. Muaz-ül Ahmerî, Ali b. Hüseyin'in eteğini açıp baktı. «Evet! Buluğ çağına ermiş!» dedi.

îbn-i Ziyad «Öldür onu!» diye emr etti.

Ali b. Hüseyin «Ya şu kadınlara kim bakıp çekecek?» dedi.

AH b. Hüseyin'in halası Hz. Zeyneb «Ey îbn-i Ziyad! Senin,, bize yaptığın yeter.

Döktüğün kanlarımıza daha doymadın mı?

Bizden hiç kimse mi bırakmayacaksın?» diye bağırarak Ali b. Hüseyin'in boynuna sarıldı ve îbn-i Ziyad'a «Eğer, sen, Mü'min isen, senden, Allah hakkı için. dileyorum: Onu Öldüreceksen, beni de, onunla birlikte öldür!» dedi.

Ali b. Hüseyin, seslendi: «Ey îbn-i Ziyad! Secinle şu kadınlar arasında —iddia ettiğin gibi— bir akrabalık varsa, onları, gidecekleri yere, Allah korkulu bir adamla yolla da, İslâmiyetin gerektirdiği şekilde onlara sahip oisun!» dedi.

İbn-i Ziyad, Ali b. Hüseyin'e baktı, baktı. Sonra da, oradaki halka yönelerek «Akrabalık, ne şaşılacak şey! VAllahi, ben, bunu da, bununla birlikte Zeyneb'i de, isteyerek Öldürebileceğimi sanıyordum!» dedikten sonra, Ali b. Hüseyin'e «Kadınlarınızla birlikte sen git!» dedi.[82]

 

İbn-i Ziyad'ın Küfelüere Hitabı :
 

İbn-i Ziyad, emr etti. «Essalâtü câmiatün—Namaz için toplanınız!» diyerek seslenildi.

Halk, Ulu câmi'de toplandı. îbn-i Ziyad, minbere çıktı ve :

«Hamd olsun Allah'a ki, hakkı ve hak sahiplerini muzaffer ve üstün kıldı. Mü'minler Emîri Yezîd b. Muaviye'ye ve Onun cemaatına yardım etti!

Yalancı oğlu yalancı Hüseyin b. Ali ile onun taraf darlarını da, Öldürdü!» dedi.[83]

 

Abdullah b. Afif'in, îbnA Ziyad'i Red Etmesi ve Asılması :
 

İbn-i Ziyad, sözlerini bitirmeden, Abdullah b. Afif-ül Ezdî, sıçrayıp ayağa kalktı.

Kendisi, Hz. Ali tarafdarlarındandı. Cemel günü, Hz. Ali'nin yanında sol gözünü, Sıffm günü de, başına ve kaşına indirilen kılıç darbelerile sağ gözünü gayb etmişti.

Gündüzleri, geceye kadar Ulu câmi'den ayrılmaz, namaz kılar, gece olunca evine dönerdi.

Abdullah b. Afif, îbn-i Ziyad'ın sözlerini işitince, kızdı ve «Ey Mercâ-ne'nin oğlu! Yalancı oğlu yalancı, sensin ve senin babandır! Yalancı oğlu yalancı, seni vali yapan ve onun babasıdır!

Ey Mercâne'nin oğlu! Sizler, Peygamberin Oğullarını öldüreceksiniz de, Sıddîkların, dosdoğruların kelâmiyle, ağzıyla mı konuşacaksınız?ünlem» diyerek îbn-i Ziyad'a çıkıştı.

îbn-i Ziyad «Yanıma getiriniz onu!» dedi.

îbn-i Ziyad'ın kethüdaları, adamları, Abdullah b. Afifin üzerine üşüştüler, onu tuttular.

Abdullah b. Afif de, Ezdîlerin parolası olan (Yâ Mebrûr!) diye seslenerek kabilesini imdada çağırdı.

Abdurrahman b. Muhannef-ül Ezdî, oturduğu yerden «Yazıklar olsun senden başkasına! Sen, kendini de, kavmini da helak ettin!» dedi.

O zaman, Küfe'de Ezdîlerden yedi yüz asker vardı.

Ezd gençlerinden bazıları, Abdullah b. Afif'i kurtarıp ev halkına teslim ettiler.

îbn-i Ziyad ise, tekrar adamlar göndererek onu getirtti ve öldürttü. Seb-ha mevkiinde asılmasını da, emr etti. Cesedi de, oraya götürülüp asıldı. [84]

 

Hz. Hüseyin'in Ev Halkının Yezid'e Yollanması :
 

Hz. Hüseyin'in Ev halkı, Küfe'ye getirildiği zaman, îbn-i Ziyad, onların ayrı bir yerde ve güya en güzel şekilde barındırılmalarını, giyim ve kuşamlarının da sağlanmasını emr etmişti. [85]

Onların yol hazırlıkları görüldü.

İbn-i Ziyad, Ali b. Hüseyin'in de, ellerinin, zincirle boynuna bağlanmasını emr etti. [86]

Elleri, boyunlarma bağlananlar, en büyüğü Ali b. Hüseyin olmak üzre, on iki çocuktu. [87]

îbn-i Ziyad, Hz. Hüseyin'in Ev halkım, Muhaffez b. Salebe ile Şimr b. Zilcevşen'în yanına katarak Yezid'e yolladı.

Ali b. Hüseyin, Yezid'in yanma varıncaya kadar, ne Muhaffez'le, ne de Şimr'le konuştu.[88]

 

Muhaffez'in Küstahlığı ve Yezîd'in Onu Azarlaması :
 

Hz. Hüseyin'in Ev halkı, Yezid'in kapısına geldikleri zaman, Muhaffez b. Salebe «îşte, Muhaffez b. Salebe! Mü'minler Emîrine, soysuz, yalancı ve sapkın olanları getirdi!» diyerek bağırdı.

Yezid b. Muaviye ise, ona «Muhaffez'in anasından daha kötü a?ıa doğmamıştır!» diyerek karşılık verdi.

Muhaffez «Halkın en ahmakının ve en ahmak analısının başını getirdim!» diyerek bağırınca da, Yezid: «Muhaffez'in anasından daha ahmak ana doğmamıştır!

Fakat, Hüseyin, benimle ilgilenmemiş beni tanımamış ve bana haksızlık etmiştir!» diyerek mukabele etti. [89]

 

Şehid Başlarının Yezid'e Gönderilmesi :
 

tbn-i Ziyad, Zahr b. Kays'ı çağırttı. Ebû Bürde b. Avf-ül Ezdî ile Târik b, Zabyan-ül Ezdî'yi de, onun yanına kattı.

Bunlar da, Hz. Hüseyin'le Ehl-i Beyt ve Eshabının başlarını Yezid b. Muaviye'ye götürdüler. [90]

Şam'a taşınan başlar :

1. Hz. Hüseyin b. Ali,

2. Ali b. Hüseyin,

3. Abdullah b. Hüseyin,

4. Abbas b. Ali,

5. Cafer b. Ali,

6. Osman b. Ali,

7. Muhammed b. Ali,

8. Ebû Bekir b. Ali,

9. Abdullah b. Ali,

10. Ebû Bekir b. Hasan,

11. Kasım b. Hasan,

12. Abdullah b. Hasan,

13. Abdullah b.Akîl,

14. Cafer b. Akü,

15. Abdurrahman b. Akil,

16. Muhammed b. Ebî Saîd b. Akıl,

17. Muhammed b. Abdullah b. Cafer,

18. Avn b. Abdullah b. Cafer'e âid olmak üzre on sekiz baş idi.

Bunlar, Şam'da asılarak teşhir edildi. [91]

Yezid, Zahr'a «Allah, cezanı versin! Arkanda ve yanında ne haberin var?» dedi.

Zahr «Ey Mü'minler Emîri! Seni, Allah'ın fethi ve yardımı ile müjdelerim!» dedi. [92]

Zahr (Dineverî'ye göre: Şimr) :

«Hüseyin b. Ali; Ehl-i Beyt'inde^ı on sekiz, Taraf darlarından da altmış kişi ile yanımıza geldi.

Kendisini karşıladık. Vali İbn-i Ziyad'ın emri üzre teslim olmak mı, yoksa, çarpışmak mı istediklerini kendilerinden sorduk.

Orilar, çarpışmayı, teslim olmaya tercih ettiler.

Sabahleyin, güneş doğarken üzerlerine yürüdük. Kendilerini, her taraflarından çepçevre kuşattık.

Onlar, kılıçlara tutuldukları zaman; en sığımlamayacak yüksek, çukur yerlere —şahinden kaçan güvercinler gibi— sığınmağa çalışıyorlardı!

VAllahi, ey Müminler Emîri! Deve boğazlanacak veya kuşluk uykusu uyunacak kadar bir müddette onların sonuna erdik!.

İşte, Sana onları» cansız cesedleri!

Topraklara bulanmış elbiseleri ve yüzleri!

Şimdi, güneş, onları eritmekte! Rüzgârlar, onların üzerlerine tozlar, topraklar saçmakta! Ziyaretçileri de, akbabalar ve kartallardır! Onları, yiyor ve bayram ediyorlardır!» dedi.[93]

 

Yezid'in Üzüntü ve Pişmanlık Duyması :
 

Yezid'in gözleri yaşardı ve «Ben, sizden, sizin- tâatımzdan, Hüseyin'in öldürülmesinden başka türlü bir hareket bekler ve isterdim.

Allah, Sümeyye'nin (Mercâne'nin) oğluna lanet etsin!

VAllahi, onunla ben buluşsaydım, konuşsaydım, onun suçunu bağışlar, kendisim bırakırdım.

Allah, Ebû Abdullah (Hüseyin)e rahmet etsin!» dedi. [94]

 

Hz. Hüseyin'in Başı Yezid'in Önünde :
 

Hz. Hüseyin'in başı, bir tas içinde olduğu halde, Yezid'in önüne getirilip konuldu. Güzel bir koku yayılır gibi oldu.

Yezid, uşağına emr etti. Tasın üzeri açıldı. Hz. Hüseyin'in başım görünce, Yezid'in yüzü kızardı.

«Ben, Ebû Abdullah'ın bu yaşa eriştiğini sanmıyordum!» dedi. [95]

Yezid'in âzadlısı Kasım b. Abdurrahman der ki «Hüseyin'le Ehl-i Beyt ve Eshabının başları, Yezid'in önüne konulunca, Yezîd, Husayn b. Humam'm:

«Bunlar, başa büyük işler açan, üstün gelmek istiyen adamların başlarıdır ünlem

Onlar, bize karşı, en çok isyan ve haksızlık edici idiler!» mealli beytini okudu ve «VAllahi, ey Hüseyin! Eğer, seninle, ben buluşsa ve görüşseydim, seni Öldürmezdim!» dedi. [96]

 

Ebû Berze'nin, Yezid'e İhtarı :
 

Yezîd, elindeki değneği, Hz. Hüseyin'in dişlerine ve ağzına vurunca, Peygamberimizin Eshabından orada bulunan Ebû Berzet-ül Eslemî :

«Sen, Hüseyin'in dişleri ve ağzına mı değnekle vuruyorsun?ünlem

Onun dişinden ve ağzından değneğini çek ki: ben, arada sırada, Resû-lullâh Aleyhisselâmın, onları öptüğünü görmüşümdür!

Ey Yezîd! Sen, Kıyamet günü, Allah'ın huzuruna, îbn-i Ziyad, kayırıcın olduğu halde, gelecek ve çıkacaksın!

Hüseyin ise, Kıyamet günü, Allah'ın huzuruna, şefaatçisi Muhammed Aleyhisselâm olduğu halde, gelecek ve çıkacaktır!» diyerek Yezîd'in yanından ayrıldı. [97]

 

Yezid'in, Hz. Hüseyin İçin Yas Tutmasını Kansma Emr Etmesi :
 

Yezîd b. Muaviye'nin karısı Hind bint-i Abdullah, üzerine çarşaf alarak Yezîd'in huzuruna çıktı ve «Ey Mü'minler Emîri! Resûlullâh Aleyhisselâmm kızı Fatma'nın oğlu Hüseyin'in başı mı bu?» diye sordu.

Yezîd «Evet! Sen, onun için feryad et.

Resûlullâh'ın kızının oğlu ve Kureyşin katkısız soylusu ve hâlisi için yanaklarına vur!

îbn-i Ziyad, onun üzerine yürüyüp onu öldürmekte acele etti. Allah da, onu öldürsün!» dedi. [98]

 

Mervan'in Sevinci ve Kardeşinin Üzüntüsü :
 

Kasım b. Buhayt der ki «Küfe heyeti, Hüseyin'in başını getirdikleri zaman, Dımaşk mescidine girdiler.

Mervan b. Hakem, onlara «Ne yaptınız?» diye sordu. Küfe heyeti de «Onlardan on sekiz adam yanımıza geldiler. VAllahi, onların sonuncusuna kadar haklarından geldik!

İşte, onların başları ve esir edilenler!» deyince, Mervan, sıçrayıp kalktı ve mescidden ayrıldı.

Mervan'ın kardeşi Yahya b. Hakem de, onların yanına vardı. Onlara «Ne yaptınız?» diye sordu.

Küfeliler, Mervan'a söylediklerini tekrarlayınca, Yahya:

«Siz, Kıyamet günü, Muhammed Aleyhisselâmın huzuruna alınmaktan mahrum ve memnu'sunuz!

Ben, artık, sizinle hiç bir iş üzerinde bulunmayacak, ve iş birliği yapmayacağım!» diyerek yanlarından ayrıldı ve Yezîd b. Muaviye'nin yanına vardı.

O sırada, Kerbelâ şehidlerinin başları, Yezİd'in önünde idi. [99] Yahya b. Hakem, okuduğu iki beyitte :

(Taf (Kerbelâ) yanında eriyip gidenler; soysuz, girinti, yüzsüz, değersiz köle Ziyad'ın oğlundan sana daha yakındılar.

Sümeyye'nin kumlar sayısınca nesli akşamlasın da, Muhammed Mustafâ'nın Hânedân'ındaıı, neslinden bu gün kimse kalmasın ne yazık!) deyince, Yezid b. Muaviye, Yahya b. Hakem'in göğsüne vurup (Sus!) dedi.»[100]

 

Yezid'in Kendi Görüşünü ve Muhakemesini Şamlılara Açıklaması:
 

Yesid'in daveti üzerine Şam Eşrafı gelip çevresinde oturdular. [101]

Yezid, Husayn b. Humam'm bir beytini okuduktan sonra, Hz. Hüseyin'in başına baktı. Yanındakilere yüzünü çevirdi:

«Bilirmisiniz bu, neden ileri geldi?

Hüseyin (Benim Babam Ali, onun babasından hayırlıdır!

Anam Fâtıma, onun anasından hayırlıdır!

Dedem Resûlullâh Aleyhisselâm, onun dedesinden hayırlıdır!

Ben de, ondan hayırlıyım!

O halde, bu işe (Halifeliğe) ben, ondan daha lâyık ve müstahıkkım!) dedi.

Onun, babasının, benim babamdan hayırlı olduğu sözünü ele alalım:

Babam, onun babasile muhakeme ve murafaa olundu, duruştu.

Hangisi lehinde hüküm verildiği, herkesin malûmudur.

Onun, anasının, benim anamdan hayırlı olduğu sözüne gelince, Allah için söylemek lazımsa, Resûlullâh Aleyhisselâmm kızı Fâtıma, benim anamdan hayırlıdır.

Onun. Dedesinin, benim dedemden hayırlı olduğu sözüne gelince, and olsun ki Allah'a ve Âhiret gününe inananlardan bir kimse yoktur ki bizi Re-sûluüâh'a denk tutsun!

Hüseyin'in, kendisini Halifeliğe benden daha lâyık ve müstahık görmesi ise, kendi görüşü ve anlayışından ileri gelmektedir ve :

(De ki: ey mülkün sahibi Allah! Sen, mülkü, dilediğine verirsin! Sen, mülkü, dilediğinden alırsın!

Sen, dilediğini aziz edersin! Sen, dilediğini "zelil edersin! Hayr, yalnız Senin elindedir.

Şüphe yok ki: Sen, her şeye hakkıyla kadirsin! (Al-i Imran: 26) âyetini iyi okumamig galiba!» dedi. [102]

 

Hz. Hüseyin'in Ev Halkı, Yezîd'in Huzurunda
 

Hz. Hüseyin'in oğlu Ali ile çocuklar ve kadınlar, Yezİd'in huzuruna getirildiler.

Hz. Hüseyin'in, Yezid'e gönderilen Ev halkı arasında on iki çocuk bulunuyordu. En büyüğü, Ali b. Hüseyin'di.

Çocukların elleri boyunlarına bağlanmıştı! [103] Halk, Hz. Hüseyin'in Ev halkına bakıyorlardı. [104]

Hz. Hüseyin'in kızı Fâtıma (ki Sükeyne'nin büyüğü idi), Yezid'in huzuruna girince «Ey Yezîd! Resûlullâh'ın kızları, esirmidirler?» diye sordu.

Yezid «Ey kardeşimin kızı! Böyle olmasını, ben de istemez, hoş görmezdim» dedi.

Fatıma «VAllahi, altun, gümüş halkalarımız., bizde bırakılmadı. Nemiz varsa, hepsi yağmalandı!» dedi.

Yezîd «Ey kardeşimin kızı! Senden alman şeyler, sana fazlasile gelecektir.» dedi ve Hz. Hüseyin'in Ev halkından alınan şeyleri sordurdu. Hepsini, fazlasile ödedi.

Bunun için, Sükeyne «Yezîd b. Muaviye'den daha hayırlı bir kâfir görmedim!» derdi. [105]

Hz. Hüseyin'in Ev halin, Yezîd'in önünde oturdukları zaman, Yezid, on-ların, üstlerinin, başlarının perişanlığını görünce «Allah, Mercâne'nin oğlunu hayırdan uzaklaştırsın!

Eğer, bunlarla, onun arasında bir akrabalık ve hısımlık olaydı, size, bu işi yapmaz, sizi, bana böyle göndermezdi!» dedi. [106]

 

Yezîd'in, Ali b. Hüseyin'le Münâkaşası :
 

Yezîd, bir ara, Ali b. Hüseyin'e «Ey Ali! Baban, benimle akrabalık ilgisini kesmişti. Hakkımı, bilmek, tanımak istememişti. Hâkimiyet ve saltanatımı elimden çekip almağa kalkışmıştı.

Bak! Allah da, ona ne yaptı!» dedi.

Ali b. Hüseyin «Gerek yerde, gerek nefislerinizde her hangi bir musibet vukua gelmemiştir ki bu, bizim, onu, yaratmamızdan önce, mutlaka Kitab'da yazılmıştır.

Şüphesiz ki bu, Allah'a göre kolaydır.

Allah, bunu, elinizden çıkana tasalanmayasınız, Onun, size verdiği ile de sevinip şımarmayasımz diye yazmıştır.

Allah, çok böbürlenen her kibirliyi sevmez. (Hadid: 22-23)» mealli âyetleri okudu.

Yezîd ise Ona «De ki: sizi çarpan her musibet, kendi ellerinizin işleyip kazandığı günahlar yüzündendir.

Bununla beraber, Allah, bir çoğunu da, af eder de, musibete uğratmaz. (Şûra: 30)» mealli âyeti okudu. [107]

«Bu, sana ve babana, o âyetten daha münâsiptir» dedi.[108]

 

Hz. Hüseyin'in Ev Halkı Hakkında Yapılacak Muamelenin Görüşülmesi ve Kararlaştırılması :
 

Yezid, yanındakilere «ey Şamlılar! Şunlar hakkında, siz ne yapmamı düşünürsünüz?» diye sordu.

İçlerinden bir adam «kötü köpek eniklerini yanında tutma!» dedi.

Küfe eski valisi Nûman b. Beşir-ül Ensârî ise «Resûlullâh Aleyhisselâm, Onları^ bu halde görse, ne yapar idiyse, senin de, Onlara öyle yapmanı uygun görürüm!» dedi.

Yezid «Doğru söyledin. Onları, serbest bırakınız. Giydirip kuşatınız. Onlara, mutfaktan yemekler çıkarınız. Kendilerine, bir çok bağış ve bahşişler de, verilsin!» dedi. [109]

 

Mor suratlı Şamlının Küstahlığı ve Yezid'in, Hz. Zeyneb'Ie Münâkaşası :
 

Fâtıma bint-i Ali der ki «Yezid b. Muaviye'nin önünde oturduğumuz ve bize acıdığı, hakkımızda bir şeyler emir ettiği sırada, Şamlılardan kızıl, mor suratlı bir adam ayağa kalkıp Yezid'e (Ey Mü'minler Emîri! Şunu, bana armağan et!) diyerek beni, Yezîd'den istedi.

Ben, güzel bir kızdım. Onun, bu isteği karşısında korktum, ürperdim ve titredim.

Zan ettim ki, bu istek, onlar için caiz ve mümkindir. Kız kardeşim Zeyneb'in entarisinden yapıştım.

Kız kardeşim Zeyneb, benden büyük ve akıllı idi. Bunun caiz olmadığını bilirmiş.

- (Yalan söyledin! VAllahi, sen kötüleştin ve alçaklaştm!

Bu, ne sana, ne de ona (Yezîd'e) helâl ve caiz değildir!) diyerek Şamlıya çıkıştı.

Yezîd, kızdı. Ablama: (Sen de vAllahi, yalan söyledin! Bu, benim için helâl ve caizdir! Ben, bu işi yapmak isteseydim, yapabilirdim!) dedi.

Ablam Zeymeb: (Hayır, VAllahi, Allah, bunu, sana helâl kılmamıştır.

Milletimizden çıkmadıkça, dinimizden başka bir din tutmadıkça, bu, senin İçin de, mümkin olmaz!) dedi.

Yezîd, büsbütün kızdı ve (demek, ben, böyle yaparsam, babanın ve kardeşinin dininden çıkacağını ileri sürüyor, bana karşı geliyorsun?) dedi.

Ablam Zeyneb (Allah'ın dininden ki o, Babamın dini, Kardeşimin dini ve Dedemin dinidir.

Allah; seni de, senin babanı da, senin dedeni de, ona hidayet etmiştir!) dedi.

Yezîd (yalan söyledin ey Allah düşmanı kadın!) dedi.

Ablam Zeyneb (Sen, haksız yere sövüp sayan, kudret ve hâkimiyetinle ezen bir Emîr misin yoksa?ünlem) deyince, Yezîd, utanır gibi oldu ve sustu.

Samlı adam (Ey Mü'minler Emîri! Şu kızı bana armağan et!) diyerek dileğini tekrarladı.

Yezîd (Allah, sana döşeğinde Ölmek hükmünü ihsan edinceye kadar, bekâr kal!) dedi. [110]

Şamlılardan bir adam da «Onların kadınları, bize helâldir!» demişti.

Ali b. Hüseyin «Yalan söyledin! Dinimizden çıkmadıkça, bu, senin için mümkin olmaz!» dedi. [111]

 

Hz. Hüseyin îçin Üç Gün Matem Tutulması :
 

Yezîd b. Muaviye, Hz. Hüseyin'in Ev halkını, kendi ev halkının yanına gönderdi.

Muaviye Hanedanı kadınlarından, onları karşılamayan hiç bir kadın kalmadı. [112]

Onlar, İçeri girerlerken, Yezîd'in kadınları, Muaviye b. Ebî Süfyan'ın kızları ve hanımı feryad ve figan ettiler. [113]

Yezîd, Ebû Süfyan Hanedanı kadınlarının Hz. Hüseyin için üç gün ağlamalarını, matem tutmalarım emr etti. [114]

Onlar, Hz. Hüseyin için üç gün matem tuttular. Feryad ettiler ve ağladılar. [115]

Yezîd'in karısı da, ağladı. , '

Yezîd «Kureyşin Büyüğü için ağlamak, ona düşen bir hak ve vazifedir!» dedi. [116]

 

Yezid'in, Ali ve Ömer b. Hüseyin'le Birlikte Yemek Yemesi :
 

Yezîd; Ali b. Hüseyin'i yanına çağırmadîkca, bir şey yemez, içmezdi. [117]

Yezîd; yemeği hazırlandığı zaman, Ali b. Hüseyin'i ve onun kardeşi küçük Ömer'i çağırır, onlarla birlikte yerdi.[118]

 

Ömer b. Hüseyin'in, Halid b. Yezid'le Nasıl Güreş Tutacağı :
 

Yezîd, bir gün, Ömer b. Hüseyin'e «Su oğlum Hâlid'le (ki Ömer'in yaşıdı idi) güreşe bilir misin?» diye sordu.

Ömer «Olur! Bir kılıç, bana ver! Bir kılıç ta, ona ver! Onunla çarpışayım. Bak, hangimiz dayanabilecek!» dedi.

Yezîd, onu, bağrına bastı ve : «Anladım ki erkek yılan ısırır. Yılan, yılandan başka bir şey doğurur mu?» dedi. [119]

 

Yezîd'in, Ali b. Hüseyin'e Bir Teklifi ve Numan b. Beşîr'e Direktifi:
 

Yezîd b. Muaviye, Ali b. Hüseyin'e «Yanımızda kalmak, oturmak istersen, akrabalık hakkını gözetir, seni ağırlarız.

Memleketine gitmek istersen, seni, memleketine gönderirim?» dedi. Ali b. Hüseyin «Medine'ye gönderilmemi isterim» ddi. [120]

Yezîd, Küfe eski valisi Numan b. Beşîr'e «Onların yol hazırlığını düzenle! Yanlarına, Şamlılardan, emniyetli, sâlih birisini kat.

Onlarla birlikte atlılar ve yardımcılar da, gönder. Medine'ye kadar onları götürsünler!» diyerek emir ve direktif verdi. [121]

 
Yezîd'in, Gidecekleri Sırada Ali b. Hüseyin'le Konuşması :
 

Yezîd b. Muaviye, Ali b. Hüseyin'i, Medine'ye gitmek istedikleri sırada, yanma çağırdı. Ona :

«Allah, Mercâne'nin oğluna lanet etsin! VAllahi, eğer, Hüseyin'le, ben, buluşsam, görüşseydim, benden ne isteseydi, onun arzusunu yerine getirir, ölümü, ondan uzaklaştırmak için, bütün gücümü harcar, hattâ gerekirse; bu yolda bazı çocuklarımı feda etmeyi bile, göze alırdım.

Ne çâre ki Allah, gördüğün şeyi takdir etmiştir. .

Senin her neye ihtiyacın olursa, bana yaz, yerine getirilir!» dedi.

Onları, giydirtti, kuşattırdı ve kendilerile birlikte gönderdiği zata da, onlar hakkında gerekli emir ve tavsiyelerde bulundu. [122]

Yezîd b. Muaviye, Hz. Hüseyin'in Ev halkının yol hazırlıklarını en güzel şekilde gördürdükten sonra yanlarına otuz atlı kattı. [123]

Dımeşk'tah Medine'ye doğru yola çıktılar. Geceleri, yola devam ettiler.

Şamlı kafile başkanı olan zat ile atlılar, aradaki mesafeyi gayb etmeksizin önlerince gitmekte, bir yere kondukları zaman, onlardan ayrılıp bekçiler gibi çevrelerinde dönüp dolaşmakta, zaman zaman ihtiyaçlarını sorup gereklerini yerine getirmekte idiler.

Medine'ye girinceye kadar onları bu şekilde götürdüler. [124]

 

Yezîd'in, Ali b. Hüseyin Hakkında Müslim b. Ukbe'ye Emir ve Tavsiyesi:
 

Ali b. Hüseyin der ki Yezîd (kavminin başına işler gelecektir. Sen, onlar arasına girme!) demişti.

Harre günü olunca, Yezîd'in dediği oldu. Benim emânım hakkında Müslim b. Ukbe ile yazı gönderdi.

Katl-i âmdan boşalınca, Müslim b. Ukbe, bana haber gönderdi. Yanma

vardım. Önüme bir yazı attı.

Yazının içinde (Ali b. Hüseyin hakkında hayr tavsiye ederim. O onların işlerine karışmış ise, kendisine emân ver ve onun suçunu bağışla.

Onlarla bir olmamışsa, isabet ve iyi etmiştir!) diyordu.» [125]

 

Yezîd'in, Kerbelâ Faciasından, Önce Sevinç, Sonra da Nedamet Duyması :
 

Yûnus b. Habîb'e göre: Yezîd b. Muaviye; Hz. Hüseyin'le Eshabının şe-hid olmalarına, önce, sevinmiş, sonra da, pişman olmuştur.

îbn-i Ziyad'm, Hz. Hüseyin tarafından yapılan teklifleri kabul etmeyip onu ve Eshabım şehid etmekle, Müslümanları, kendisine kinlendirdiğini ve kalblere düşmanlık tohumları ektiğini söylemiş «Allah, Mercâne'nin oğluna lanet etsin!» demiştir. [126]

Yezîd; Kerbelâ faciasından dolayı İbn-i Ziyad'a-lanet eder ve kızar gibi görünmekle beraber, Ebüîfidâ'nın da dediği gibi : onu, ne azl etmiş, ne cezalandırmış, ne de, kınamıştır. [127]

 

Kerbelâ Katliamının, Emevî Saltanatının Yıkılmasına Sebeb Olduğu:
 

Abdulmelik b. Mervan. Haccac b. Yûsuf e yazdığı bir yazısında : «Beni* şu Ehl-i Beyt'in kanlarını dökmekten uzak tut!

Çünki, Hüseyin'i öldürdükleri zaman, Allah'ın, Harp oğullarından (Ebû Süfyan Ailesinden) nıülk-ü saltanatlarını soyup aldığını gördüm!» demiştir. [128]

 

Hz. Hüseyin'in Şehîd Edilmesini Yezid mi Emr Etmişti?
 

îbn-i Ziyad; Yezid'in ölümü üzerine, öldürülmekten korkarak Basra'dan Şam'a kaçarken, kılavuzunun yaptığı uyarmaya «Ben, uyumuyorum. Fakat, bir iş üzerinde düşünüyorum!» diye karşılık vermiş, kılavuz :

«Ben, senin neler düşündüğünü biliyorum!» deyince de :

«Haydi, ne düşündüğümü haber ver?» demişti.

Kılavuz «Sen, her halde, Hüseyin b. Ali'yi öldürdüğüne pişman oluyor, Basra'daki beyaz sarayını, orada sana verilen maaştan artık mahrum kalacağını, zan ve tevehhümle Basralılardan öldürdüğün Ehl-i Beyt tarafdarların-dan dolayı duyduğun pişmanlığı düşünüyorsundur?» demiş,

İbn-i Ziyad «Ey Yeşkür oğullarından olan kardeş! Sen, benim düşündüklerimden hiç birisini tutturamadın!

, Ben, Hüseyin'i öldürdüm amma, o, Mü'miîiler Emîrine ve Ümmetin topluluğuna karşı koymağa kalkmıştı.

Mü'minler Emîri de, bana yazdı ve onu öldürmemi emr etti.

Eğer, bu, yanlış bir hareket idi ise, sorumluluk, Yezîd'e düşer, bunun sorumlusu Yezîd olmak gerekir!» demiştir.[129]

Ibn-i Abbas'ın, Yezîd'e yazdığı mektubunda açıkladığına göre : Hz. Hüseyin'in, Medine'den Mekke'ye gitmesinde Yezîd'in rolü, hatta Mekke'den Küfe'ye davet edilmesinde de onun parmağı vardı! [130]

Nitekim, Medine valisine yazdığı yazısında, Hz. Hüseyinin bey'at için zorlanmasını[131], bey'attan kaçındığı takdirde, boynunun vurulmasını emr eden de, Yezîd idi. [132]

 

İbn-i Ziyad'ın Endişelenmesi :
 

Ömer b. Sa'd; Hz. Hüseyin'in şehâdetinden sonra İbn-i Ziyad'ın yanına dönünce, İbn-i Ziyad «Ey Ömer! Hüseyin'in öldürülmesi hakkında sana yazmış  olduğum yazıyı bana geri ver!» dedi.

Ömer «Emrin yerine getirildi. Yazı da gayb oldu!» dedi. , İbn-i Ziyad «Onu, muhakkak bulup bana getireceksin!» dedi, Ömer «Gayb oldu o!» dedi.

İbn-i Ziyad «Onu, muhakkak bulup bana getireceksin!» diye ısrar edince, Ömer «VAllahi, o, Medine'de bana çatacak Kureyş'in koca karılarına karşı, kendimi savunmak için, yanımda alıkonulmuştur!

VAllahi, ben, sana Hüseyin hakkında bir öğütte bulunmuştum ki, eğer, o Öğütü babam Sâ'd b. Ebî Vakkas'a yapmış olsaydım, Onun, üzerimdeki hakkını ödemiş olurdum!» dedi.

İbn-i Ziyad'ın kardeşi Osman b. Ziyad «Ömer, doğru söylüyor.

VAllahi, arzu ederdim ki: tek Hüseyin, öldürülmeyeydi de Kıyamete kadar Ziyad oğullarından, burunlarında halka bulunmayan (köle olmayan) bir tek kimse olmayaydı!» dedi.

İbn-i Ziyad, buna itiraz etmedi. [133]

 

Mercâne'nin, îbn-i Ziyad'a Çatması :
 

İbn-i Ziyad'ın anası Merçâne, İbn-i Ziyad'a« Sen, Resûlullâh'ın kızının oğlunu öldürdün! Cennet yüzü göremezsin artık!» diyerek çatardı. [134]

 

Ömer b. Sa'd'in Pişmanlığı:
 

Humeyd b. Müslim der ki «Ömer b. Sa'd, benim dostumdu. Hüseyin'le çarpıştıktan sonra yanma gitmiş, halini sormuştum.

(Sorma halimi; bir insan, evine, kötülük içki dönmezken, ben, kötülük için dönmüş; yakın akrabalık bağlarını koparmış ,büyük bir cinayet işlemi-şimdir! [135]

Ibn-i Ziyad'a itaat, Allah'a isyan etmişimdir!) dedi.» [136]

 

Ömer b. Sa'd'in İleri Sürdüğü Mazeretler:
 

Abdullah b. Zübeyr'in Küfe valisi Abdullah b. Muti', Ömer b. Sa'd'e : «Amucamn oğlunu öldürmeye gideceğine, Hemdan ve Rey'e gitmeyi tercih etseydin olmaz mıydı?» demişti.

Ömer b. Sa'd «îşler, semâda takdir olunur.

Ben, Kerbelâ vak'asından önce, Amucamın oğlunun işinden dolayı mâ zur görülmemi istemiştim. Fakat, dileğimin kabulüne yanaşılmadı ve kaçındığım şey ille bana yaptırıldı!» de
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
sinezen kerbela kerbela Farsça Eserler condollah 1 443 Son Mesaj 22 Eylül 2008, 20:48:53
Gönderen: Muhammed Ensar
Hz. Eyüp / 5 bölüm Flim - Tiyatro - Etkinlik Görüntüleri KeRvAnCaN 0 859 Son Mesaj 28 Mart 2010, 13:52:24
Gönderen: KeRvAnCaN
Keloglan 39 bölüm çocuk Video ve Klipleri KeRvAnCaN 0 488 Son Mesaj 11 Nisan 2010, 10:51:48
Gönderen: KeRvAnCaN
Hz. ALİ 14 bölüm Flim - Tiyatro - Etkinlik Görüntüleri KeRvAnCaN 1 406 Son Mesaj 13 Nisan 2010, 11:22:59
Gönderen: KeRvAnCaN
KERBELA FACİASI 1.BÖLÜM Sahabeler'in Hayatından Tablolar umeyr21 0 73 Son Mesaj 04 Mayıs 2011, 17:12:02
Gönderen: umeyr21
KERBELA FACİASI 2.BÖLÜM Sahabeler'in Hayatından Tablolar umeyr21 0 110 Son Mesaj 04 Mayıs 2011, 17:13:26
Gönderen: umeyr21
KERBELA FACİASI 3.BÖLÜM Sahabeler'in Hayatından Tablolar umeyr21 0 73 Son Mesaj 04 Mayıs 2011, 17:14:31
Gönderen: umeyr21