0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Kerbelada Ağıt Var  (Okunma Sayısı 741 defa)
Yusufé Zéman
Yusufé Zéman
kadim üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 104


Yusufé Zéman


« : 11 Aralık 2010, 12:25:11 »




Kerbela, ebediyete taşınan bir direniş manzumesidir Ölüm manifestosu haksızlığa karşı birde Sindirilmiş duyguların; dumura uğratılmış
değerlerin yeniden filizlenmesidir Yeniden var olmak için atılmış ölümüne bir adımdır, ölümüne bin adımdır Aşık olmanın adıdır ölüme
en Yüce’nin hatırına En Yüce’nin hatırına ölümle kıyılmış nikahtır bu, Hüseyni bir nikah

Kerbela, yetmiş iki yiğidin ağlamasıdır Sanmayın ağladığını ölüm için; haklılığın boynunun bükülmesidir ağlamanın müsebbibi Kerbela,
yetmiş iki yiğidin feryadıdır kulaklarda çınlayan Sanmayın korkudur feryadın sebebi, feryat hak uğrunda ölmenin gür sesidir, inanan
kalplerde Feryat, mazluma umut, zalime korku salmanın çığlığıdır sindirilmiş duygularda

Yarına bırakılmış bir hidayet rehberi, dirayet kerametidir Kerbela Hakkı hak bilip hakka uymanın adıdır Bir avuca sığmış yetmiş
iki yüreğin yetmiş iki yarasından sızan nurdur Kerbela kandildir karanlığa, şifadır mezalime ve hasımdır zalime Kerbela mazlumun
dilinden dökülen ağıttır; aynı zamanda umuttur Kerbela bir intifadadır yüreklerde, ezberi bozmakta güce karşı ve putları yıkmanın
adıdır zihinlerde Kerbela batıla atılmış kutsal bir mızrak ve zulme fırlatılmış İbrahimi taştır Musa’nın duruşu var onda ve İsmaili bir
teslimiyet Hakka karşı, Muhammedi bir yürek

Ey Fatıma’nın fidanlarını derenler, ey Peygamber çiçeğini solduranlar, ey zulmün efendileri! Kerbela bir mühürdür sinelerde,
Hakkın mührüdür arza bırakılmış Hüseyin’in kokusu var hala orada Fatıma’nın gözyaşı, Rasul’ün ahı var Ehli Beytin kanı ile sulanmış
çöl nasılda cihat kokuyor bugün, nasılda Hüseyin kokuyor hala


Muharrem ondu; göklerden feryatlar boşaldı, Hasan bekliyordu parçasını, Ali arzuluyordu yavrusunu, Fatıma Hüseynim dedikçe
arz sarsılıyordu sanki, kulaklarda Kutlu Nebi’nin ahı duyuluyordu ve kara bir sayfa düşüyor arzın göbeğine Kara bir bulut kaplıyordu
semayı Çölde kum taneleri Hüseyin diye ağlıyordu, gökte nur taneleri Hüseyin diye ağlıyordu, kalpte iman tomurcukları Hüseyin
diye ağlıyordu Ve kainat ağlıyordu Hüseyin diye, tıpkı Nebi gibi ağlıyordu

Gözü dönmüş hırs tutkunları nasılda kıydılar Peygamber körpelerine, nasılda sundular o kirli ellerini o nur parçalarına ve insanlık
nasılda tanık oldu bu vahşete sessizce Bir utanç tablosu bu inanın, iman dolu sinelerde Bir utanç yaftası her birimizin alnına vurulmuş
 Dün sessiz kalan Kufeliler ne kadar masumsa Peygamber gülünün solmasında, bugün bizlerde o kadar masumuz Ali’nin diyarına düşen
ızdıraptan Bağdat’tan, Necef’ten Basra’dan, Kudüs’ten, Gazze’den, Kabil’den, Keşmir’den ve daha onlarca diyardan

Allah’ım bizi dün Kufelilerin ihanetinden, bugün müslümanların vurdum duymazlığından uzaklaştır Bize Hüseyni bir duruş ver ve
 Hüseyin gibi kutsal bir ölüm

Ey Nebi! Biz Hüseyin’i sevdik sende bizi sev Ey Nebi! Biz emanete sahip çıkamadık, sen bizi affet


Muhammet Esiroğlu
Moderatöre Bildir   Logged

Boş Sloganlara LA
3RK4N
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331


Belli bir amaç belilrle ki, hayatının anlamı olsun


« Yanıtla #1 : 11 Aralık 2010, 12:36:17 »

Gücüme gidiyor ya İmam Huseyn (a.s.),

Sen ki dünyalara sığmayacak bir temiz kalp ve engin fikirlerin sahibiydin. Buna rağmen seni anlamadılar ve katlettiler..hayır hayır seni anladıkları için katlettiler... Kararmış bu kadar kalpler arasında sana yer yok dediler. Bu kahrolasıca aşağılık dünyada senin yaşaman çok görüldü. Zulüm çarklarının arasına soktun ellerini, evlatlarını canlarını ailenin tüm fertlerini.. Bu yüzden engeldi tüm varlığın zulüm düzeninin sürmesi için..

Sana kıydılar ya İmam Huseyn (a.s.) efendim. Gücüme gidiyor nasıl bu dünya zalimlere kalır. Sanki onlar yaratmış gibi. Sanki bu dünya malı mülkü hükümranlığı onlarınmış ve güçlü olan onlarmış gibi..

Sana bir yer bulamadılar bu aşağılık yeryüzü yaşamında. Onca putlar varken insanların omuzlayıp, omuzlarına tırmanarak diğerlerine tepeden baktıkları.. Ama sana , kirlenmiş bu yeryüzünde bir temiz toprak parçası bulamadılar. Seni sığdıramadılar ya İmam Huseyn (a.s.)

Sensiz yaşamaksa benim gücüme gidiyor.. Onca müstekbirlerin planları boşa çıksın, görülsün çağın karanlık yüzü, güç ve servet sahiplerinin dindar maskeli sömürgeci şeytani yüzleri açığa çıksın diye verdiğin savaşında, hala gizlenmiş yüzler hüküm sürerken aramızda..

Belki de senin için timsah gözyaşları dökenler de senin senin katlinin fermanını yazıyorlarken... Gücüme gidiyor seninle beraber onların da ağlıyor olmaları.. Her şeye bir kılıf bulan Muaviye misali şeytani fikirlilerin din adına dünyayı ellerinde tutuşları, yeryüzünün yüzü suyu hürmetine yaratıldığı dedenin adıyla yatıp kalkmaları sahte sahiplenişleri gölgesinde yaşamak benim gücüme gidiyor..

Sen haykırdın silinmemecesine bu bağlara, dağlara taşlara saraylara.. Özgürlüğü, kıyamı adaleti, zulmün kara yüzünü saltanatın despotluğun, paraya pula kul oluşun zulüm düzeninin yükselmesinde ne gibi etkisi olduğunu.. Benliğini yitirmiş, hayatı yemekle iş yeri arasında geçen, düşünmez çağdaş kölelerinin, senin: “YOK MU ŞU GÖK KUBBE ALTINDA BANA YARDIM EDECEK BİRİ!” feryadını hiç duymamaları.. Kul olmaları kendi tepelerinde ilahlık taslayan, ha bire mal ve servet biriktirip sonra onları sömürmek için yeni tuzak, düzen ve sloganlar düzen çağdaş Muaviye tipli siyasilere kul olduklarını gördükçe.. İçimde biriken Ya Huseyn (a.s.) feryadını açığa çıkarıp, avazımın çıktığı kadar bağıramamak gücüme gidiyor. Onlar gibi bir düzene razı olmuş görünmek ve bu Yezidî düzenin hakim olduğunu kabullenmiş gibi kabullenmişler arasında hayatımı harcamak.. Gücüme gidiyor..

Ey şanlı Efendim (a.s.). Sen yükselttin insanlık onurunu vicdanlarda, göz yaşlarına kıyam kelimesini sen yazdın. Boşa yaşanmayacağını sen öğretin çağları aşarak silinmemecesine yükselttiğin çığlığınla.. Mazlumcasına ölürken bu acıyı vicdan diye kazıdın tüm insanlığın en silinmeyecek yerine..

Yine de örttüklerini gördüğümde kafirlerin bu hakikati.. Sanki ben de onlardan biriymişim gibi beni gördüklerinde.. Sanki Hüseyn (a.s.) yaşamamış, sanki özgürlük için mücadele eden biri gelip geçmemiş gibi yaşayan et yığınları arasında benim de öyle görünmemden utanıyorum Ey Efendim (a.s.)..

Ben farklıyım diye feryat edesim geliyor. Ve tapmam sizin taptığınız siyasilere, çağdaş vazgeçilmez putlarınıza. Benim hayatımı veren ne sizin devletiniz ne sizin piyasa şartları ekonominiz ne Allah'ın karıştırılmadığı necis siyasi düzeniniz, ne sizin yükselttiğiniz tağuti meclisiniz.. Ne namaz kılmaları gösteriş için birilerinin Yahudi izin ve patentli mercedesler içinde..

Ben yokum Ey Efendim (a.s.) çağdaş putlara tapanların arasında.. Onlardan beriyim.. Sen Allah'ın yasalarını hakim kılmak için, tağutla Allah hükümlerinin farklılığını göstermek için şehadete yürüdün. Ben Sen’den yanayım.. HA YEZİT (L.A.) GİBİ GÜNAHI AÇIKÇA İŞLEYEN BİRİ BAŞTA OLMUŞ; HA GÜNAHI AÇIKTAN İŞLEYENLERE OLABİLDİĞİNE ÖZGÜRLÜK VERMİŞ BİRİ; YA DA BÖYLE BİR DÜZENİN İŞLETİCİSİ OLMAK İÇİN YARIŞAN YA DA OLARAK ÖVÜNEN BİRİ… HİÇ FARKETMEZ.. Ben hiç birine tapmam.. Ben onlara biat etmedim Ey Efendim Huseyn.. Yeryüzünde varlığına tahammül edilemeyen oğlun mehdi a.f.'e biat ettim ben bu gün..

Ya huseyn, Sen ve Oğlun Kaim şahittir ki ben hiç bir seçimde senin uğruna ne kadar sahibi olduğun kanlar varsa akıttığın, Allah'ın hakim olması gereken kanunlarını gündeme bile getirmeyen siyasilere biat etmedim. Hiç bir zaman oy vermedim onlara.. Necis bildim sanki insanlığın bahtının kararması kölelik düzenin yücelmesi için koydukları kanunları tüzükleri ...

Dinsizliğin para etmediği, benliğini yitirmiş insanların onlara güvenlerinin kalmadığı bir devirde, din adına insanlığı sömürenlere kanmadım ey Huseyn (a.s.). Gücüme gidiyor bu kadar insan görünenlerin, çağdaş  kravatlı abdestli kirli sakallı samirilere kul oluşları.. İnsanlığa, Muaviye/Tağuti düzeni ile imamet /ilahi düzenin farkını gösterebilmek için çıkan o yeri ve göğü çınlatan o feryadını hala kimsenin duymaması gücüme gidiyor..

Bir yara her zaman kanıyor içimde ya Huseyn.. Kapanmayacak bir yara.. Din adına insanları seni unutturmaya çalışanların, seni sevdiklerini söylediklerinde, Ehlibeyt’in ne olduğunu bile bilmeyip Ehlibeyt’i de sevdiklerini, ihmal etmediklerini iddia ettiklerinde, hala bunlarla beraber yaşadığım yer yüzünde dolaşmaktan utanıyorum. Gücüme gidiyor onlar gibi yaşamak ya Huseyn... Herr ne kadar olsam da onlardan beri...

Affet bizi ya Huseyn.. Affa layık olamasak da bizi affet. Senin kan kıyam gözyaşına layık olamadık.. Kanınla yazdığın: MAZLUMUN, ZALİMDEN ÖC ALACAĞI GÜN, ZALİMİN ZULMETTİĞİ GÜNDEN DAHA ÇETİN OLACAKTIR! sözün gibi destansı kıyam ifadelerini biz yazamadık insanlığın kara kararmış bahtlarına, kapanmış şuurlarına, aç gözlülükle dünya ve mal sevgisiyle satın alınmış iradelerine, başkalarına teslim ettikleri akıl ve benliklerine.. Yazamadık..

Affet bizi..

Utanıyoruz..

Bunları ifade etmek gücüme gidiyor.. Affet..yine de.. Çünkü sen mazlumsun ey Efendim, bizi anlarsın.. Nasıl kandırılmış bir çağda yaşadığımıza tanıksın hem sen hem Oğlun o Beklenen ... Öc Alıcı (a.f.)..

*Velayet.com sitesinden alıntıdır.
Moderatöre Bildir   Logged

Çaydanlık ne kadar havalı olsada bardağın önünde eğilir.
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
şehide ağıt Şiir Pınarı huseyni_kıyam 3 335 Son Mesaj 28 Kasım 2007, 19:49:53
Gönderen: tayfun
Bir Annenin Nasihatı (ağıt yakan Filistinden) Film ve Belgeseller vuslat 1 345 Son Mesaj 27 Nisan 2008, 21:30:56
Gönderen: hosein
Kerbelada Kan Ağlayan Ağaç Resimler ve flashlar HabiR 1 632 Son Mesaj 28 Ekim 2009, 17:08:00
Gönderen: têkoşîn
Doğuya Ağıt Hasan Enes Ezgi ve ilahiler by siirtli 6 559 Son Mesaj 01 Ocak 2010, 15:12:47
Gönderen: by siirtli
Gazze belgeseli: Gazzeye Ağıt Belgeseller vuslat 0 445 Son Mesaj 23 Mart 2010, 23:42:14
Gönderen: vuslat
kerbelada Hüseynin gösterdiği yol Ehl-i Beyt zeeyd 1 192 Son Mesaj 14 Aralık 2010, 16:47:02
Gönderen: Âl-i İmran
TAŞINDI: kerbelada Hüseynin gösterdiği yol Serbest Bölüm Âl-i İmran 0 140 Son Mesaj 14 Aralık 2010, 19:32:48
Gönderen: Âl-i İmran