0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: KERBELA’NIN İNTİKAMINI ALMAK İSTEYEN KİŞİ-2  (Okunma Sayısı 487 defa)
umeyr21
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 116


« : 04 Mayıs 2011, 17:20:56 »

Abdullah b. Muti'in, Küfe'den Kaçmasına Yardım Edilmesi :
 

Abdullah b. Kâmil. Muhtar'a «Vali Abdullah b. Muti'in, Ebû Musa-el Es. arî'nin evinde saklı bulunduğunu öğrendim» dedi.

Muhtar, ona bir şey söylemedi.

Abdullah b. Kâmil, sözünü üç kerre tekrarladı. Yine cevap vermedi. Dördüncü ihbarını da, cevapsız bıraktı.

İbn-i Kâmil, bundan, Muhtar'ın onu yakalamağa muvafakat etmediğini anladı.

Abdullah b. Muti, önceleri Muhtar'ın dostu idi.

Akşam olunca, Muhtar, Abdullah b. Muti'e yüz bin dirhem gönderdi ve «Bununla, yol hazırlığım gör ve hemen çık, git. Çünki, senin bulunduğun yer, bilindi.

Sanıyorum ki: Küfe'den çıkıp gitmene elinde paranın bulunmaması engel oluyor» dedi.[44]

 

Küfe Beytüimal'ındaki Paraların Mücahidler Arasında Bölüştürülmesi :
 

Muhtar, Küfe Beytülmal'ında dokuz milyon dirhem bulmuştu. Kendisile birlikte çarpışmaya katılan ve Abdullah b. Muti'i köşkte kuşatan üç bin sekiz yüz kişiden her birine beş yüzer dirhem verdi.

Köşkün kuşatılmasından sonra gelen altı bin kişiye de ikişer yüz dirhem verdi. [45]

 

Muhtar'ın, Küfelilere Adaletle ve Küfe Eşrafına İyi Muamele etmesi :
 

Muhtar, halkı iyi karşıladı. Onlara adalet gösterdi. Güzel davrandı. Küfe Eşrafına da, yakınlık gösterdi. Onlarla oturup kalkmağa, görüşüp konuşmağa başladı. [46]

 

Îçten Ve Dıştan Teşkilatlanma, Küfe Hükümetinin Kuruluşu :
 

Muhtar; Abdullah b. Kâmİl'i, Küfe Emniyet Amirliğine, Ureyne'nin âzad-lısı Keysan Ebû Amre'yi Muhafız Gücü Kumandanlığına tayin etti.

Muhtar, ilk önce, İbrahim b. Eşter'in kardeşi Abdullah b. Hâris'i, Sancak bağlayıp Ermeniyye üzerine gönderdi.

Muhammed b. Uırieyr-til .Utarid'i Azerbeycan'a gönderdi.

Abdurrahman b. Saîd b. Kays'i, Musul'a; îshak b. Mes'ud'u, Medain'e ve Çuha topraklarına; Kudâme b. Ebî İsa'yı Bühkuba, zül'âlâ'ya; Muhammed b. Kâ'b b. Karaza'yı Bühkub Zül'evsat'a; Habib b. Munkız-üs Sevrî'yi Bühkub Zül'esfel'e; Sa'd b. Huzeyfe'yi bin Süvari ile Hulvan'a gönderdi.

Her ay, süvarilere bin dirhem harcamasını, Kürtlerle çarpışmasını ve yollarda oturmalarını emr etti.

Toplayacakları Zekât ve Haraç hayvanlarını, palan, yular ve sairelerilu birlikte Hulvan'a. Sa'd b. Huzeyfe'ye taşımaları için de, dağ bölgelerindeki Zekât ve Haraç Memurlarına yazarak emr etti.

Muhtar, Küfe'de duruma hâkim olup yerleştikten ve etrafa valilerini gönderdikten sonra, sabah ve akşam halk için Adalet Meclisi (Mahkemesi) kur du. Dâvalara bakmağa başladı.

«İşlerimin çokluğu, beni, halk arasında hüküm vermekten alıkoyuyor!» diyerek halk arasında adalet işlerine bakmak üzre Kadı Şurayh İçin meclis kureju.

Kadı Şurayh. korkusundan, hastalığını ileri sürerek bu vazifeyi üzerine almaktan kaçındı.

Kadı Şürayh'ın, Hz. Osman tarafdarı olduğunu, Hucr b. Adiy aleyhine şâhidlik ettiğini, Hâni b. Urve'nin, kabilesine eriştirmesini istediği şeyi eriştirmediğini söylüyorlardı.

Hz. Ali de. onu kadılıktan azl etmişti.

Muhtar, onun aleyhinde söylenilenleri işitip halkın onu yerdiklerini, ken-

dişinin de. hastalığım İleri sürerek kadılıktan kaçındığını gprünce, onun yerine Abdullah b. Utbe b. Mes'ud'u tayin etti.

Abdullah b. Utbe, hastalanınca, onun yerine Abdullah b. Malik-üt Tâî'yi getirdi. [47]

 

İbn-i Ziyad'm Kuvvetlerile Yapılan İlk Çarpışma :
 

Ubeyeduliâh b. Ziyad; büyük bir ordu ile Musul üzerine yürüyünce, Muh-tar'm Musul Anııl'i Abdurrahman b. Saîd b. Kays, Muhtar'a: «İbn-i Ziyad'ın, süvari ve piyade kuvvetlerile Musul toprağına girdiğini haber aldım. Ben, Tekrit'e kadar çekildim.

Bu husustaki re'yin. emrin ne ise, bana gelsin! Vesselâmü aleyk!» diye yazdı.

Muhtar, Musul Âmili Abdurrahman b. Saîd'in yazısına yazdığı karşılıkta şöyle dedi:

«İmdi, yazın bana erişti. Zikr ettiğin her şeyi anladım. Tekrit'e kadar çekildiğine isabet ve iyi etmişsin.

İnşaallâlı, enirim sana gelecektir. Emrim gelinceye kadar, bulunduğun yerden ayrılma. Vesselâmü aleyk!»

Bunun üzerine, Muhtar, Yezid b. Enes'i çağırdı.

«Ey Yezid b. Enes! Kilen, bümiyen gibi değildir. Hak ta, bâtıl gibi değildir.

Ben, senin hakkında yalanlanamayacak bir takım haberler alıyorum- Biz Mü'minlerin iyilikleri, kötülüklerini bastırır.

Senin üstün vasıflı atların vardır.

Musul'a git. Musul'un aşağılarına kadar in. Ben, seni, ard arda piyadelerle desteklerim» dedi.

Yezid b. Enes «Benimle birlikte, seçeceğim üç bin süvari gönder. Piyadeye ihtiyaç duyarsam, sana yazarım» dedi.

Muhtar «Git Allah'ın ismile! Süvarilerden istediğini seç. götür!» dedi. Yezid b. Enes. üç bin süvari seçli.

Medineli süvarilerin üzerine Numan b. AvF'ı,

Temim ve Hemdan süvarilerinin üzerine Asım b. Kays'ı,

Mezhic ve Esed süvarilerinin üzerine Verka' b. Âzib'i,

Rebîa ve Kinde  süvarilerinin üzerine de Si'r b. Ebî Si'r'i kumandan tayin etti.

Muhtar ve halk, onları uğurladılar.

Muhtar, Ebû Musa Deyr'ine varınca, Yezid b. Enes'le veda'laşıp Küfe'-ye döndü. Dönerken, ona «Düşmanınla karşılaşınca, onları, bekleme, fırsat bulur bulmaz, gecikmeden hücuma geç!

Bana, İler gün, haberin gelsin!

Yardıma ihtiyaç duyarsan, bana yaz. Seni, yanımda bulunanlarla desteklerim.

Benden yardım beklemiyecek olursan, pazunu sık, sertleştir. Askerini ağırla, hoş tut. Düşmanını da korkut!» dedi.

Yezid b. Enes «Sen, bana yalnız duan ile yardım et, yeter!» dedi.

Halk da «Allah, senin dostun, sevgilin olsun, seni desteklesin!» diyerek Yezid b. Enes'le vedalaştılar.

Yezîd b. Enes, onlara «Allâh'dan, benim için Şehidlik dileyiniz.

VAllahi, İbn-i Ziyad kuvvetlerine kavuşacak olursam, bana yardım değil, inşaallâh Şehidlik nasib olur!» dedi.

Muhtar, Musul Amili Abdurrahman b. Said'e şöyle yazdı:

«İmdi, inşaallâh, sen, Yezîd b. Enes'le Musul illeri arasından çekilivere-sin. Vesselâmü aleyk!»

Yezid b. Enes, süvarilerile yoluna devam ederek Musul topraklarına girdi.

İbn-i Ziyad, Yezid b, Enes'in Küfe'den üç bin süvari ile geldiğini casusları vasıtasile haber alınca «Ben, ona karşı binlercesini gönderirim!» dedi "ve Rebia b. Muhârık'la Abdullah b. Hamle'yi çağırdı. Onları, üçer bin süvari ile yola çıkardı.

Önce, Rebîa b. Muhânk'ı, sonra da, onun arkasından Abdullah b. Hâm-le'yi gönderdi. Gönderdikten sonra onlara «Hanginiz İleri geçecek olursa, o, o birinin âmiri olacaktır.

Her ikiniz birlikte giderseniz, yaşça büyük olanınız, diğerine ve cemaata âmir olacaktır!» diye yazdı.

Rebîa b. Muhârık, ötekini geçip Yezîd b. Enes'in bulunduğu yere erişti.

Yezîd b. Enes, ağır hasta idi. Merkep üzerinde bulunuyor, piyadeler, onun sağından, solundan bacaklarım ve kollarını tutarak yürüyorlardı.

Yezîd b. Enes, her kabile birliğinin önünde duruyor ve '«Ey Allah'ın askerleri! Sabr ediniz ki, ecr kazanasımz. Düşmanınız karşısında sabr ve sebat gösteriniz ki, zafere eresiniz!

Şeytanların dostlarile çarpışınız!

Şüphe yok ki, Şeytan'ın tuzağı zaiftir--

Eğer, ben Ölürsem, Emir ve Başkumandanınız Verka' b. Âzib'dir.'

O, öldüğü zaman, Emîr ve Başkumandanınız, Abdullah b. Damre'dir!

O da, ölecek olursa, Emîr ve Başkumandanınız Si'r b. Ebî Si'r'dir!» dedi.

Abdullah b. Damra'yı sağ kol kumandanlığına, Si'r b. Ebî Si'r'i, sol kol kumandanlığına, Verka' b. Azib'i de, süvari birliği kumandanlığına tayin etti.

Kendisi, piyadeler arasında bir sedire oturtuldu.

Yezid b. Enes «Harp meydanında onlarla çarpışmağa gidiniz! Beni de, piyadeler arasında ilerletiniz.

Artık, ister Emîrİnizin yanında çarpışınız, ister onu bırakıp kaçınız!» dedi.

Hicretin altmış altıncı yılı Zilhicce ayının Arefe günü savaşmağa hazırlandılar.

Yezid b. Enes «Şöyle şöyle yapınız!» diyor, öyle yapılıyor, tekrar tekrar emirler veriyor, ıztırabı şiddetlenince, konuşamıyordu.

Güneş doğmadan, Rebîa b. Muhârık'ın sol kol kuvvetleri, Yezid b. Enes'in sağ kol kuvvetlerine saldırdı. Şiddetli bir çarpışma başladı.

- Yezid b. Enes'in sağ kol kuvvetleri de Rebîa b. Muhârık'ın sol kol kuvvetlerine saldırdı.

Rebîa b. Muhârık'ın her iki kol kuvvetleri bozulup hezimete uğradılar. Verka' b. Âzİb de, süvarilerile birlikte hücuma geçti. O da, onları bozdu.

Kuşluk vakti olmadan, Rebîa b. Muhârık kuvvetlerinin hepsini bozguna

uğrattılar1, karargâhlarını kuşattılar.

Mûsâ b. Amir der ki «Rebia b. Muhârık'm yanına kadar vardık. Adanılan, bozguna uğramış, başından dağılmışlardı. Rebia b. Muhârık, atından inmiş (Ey hak dostları! Ey İşiten ve İtaat edenler! Bana doğru geliniz! Ben, Îbn-İ Muhârık'ım! diyerek sesleniyordu.

Ben, çocuktum. Korktum ve olduğum yerde durdum. Abdullah b. Verka' üe Abdullah b. Damra, onun üzerine saldırarak onu öldürdüler.»

Rebia b. Muhârık'm askerleri arasında bulunmuş olan Amr b. Mâlik te der ki:

«Ben, çocuktum. Rebîa b. Muhârık, bizi güzelce harp nizamına koydu.

Sağ kola amucamın oğlunu, sol kola da, Abd-i Rabbih-üs Sülemî'yi kumandan tayin etti.

Rebîa b. Muhârık, süvariler ve piyadelerle harekete geçti.

(Ey Şamlılar! Siz, ancak, kaçak kölelerle çarpışacaksınız! Onlar, îslâmi-yftti bırakmışlar ve ondan ayrılmışlardır.

Onlardan korkmak, yoktur. Onlar, Arapça da konuşamazlar!) dedi.

VAllahi, ben, onların böyle olduklarım sanmıştım. Nihayet, onlarla çarpıştık. Bozulduk ve ric'at ettik.

Abdullah b. Hamle, rastlayıp bizi geri çevirdi. Sabah namazını kıldık. Harp nizamında harekete geçtik.

Sağ kola Zübeyr b. Hureyme, sol kola îbn-ül'Ukaysır kumanda ediyordu.

Süvariier ve piyadeler İlerlemeğe başladılar.

Bu, Kurban Bayramı gününde idi. Şiddetle çarpışmağa koyulduk.

Yine, kötü bir hezimete, bozguna uğradık. Bizi, pek çok öldürdüler. Karargâhımızı kuşattılar.

îbn-i Ziyad'ın yanına dönüp başımıza geleni, uğradığımız felâketi ona anlattık.»

Musa b. Âmir de, son karşılaşmayı ve bozgunu söyle anlatır:

«Abdullah b. Hamle, Rebîa b. Muhârık'm bozulan, sınan askerlerini geri çevirdi.

Günün başlangıcında iki taraf süvarileri birbirlerine saldırdılar.

So.ıra, yerlerine döndüler.

Öğle namazını kıldık.

Yine çarpıştık ve onları bozduk.

Abdullah b. Hamle, inip kaçan adamlarına: (Ey işiten ve itaat eden cemâat!) diyerek sesleniyordu.

Abdullah b. Kurad saldırarak Abdullah b. Hamle'yi öldürdü. Karargâhlarını ve içindekileri kuşattık.

Yezîd b. Enes'e, üç yüz esir getirildi. Bunlar hakkında ne yapılacağı, kendisinden soruldu.

Yezid b. Enes, onların boyunlarının vurulmasını elile işaret etti. Onlar, başka bir yere götürülüp öldürüldüler.

O gün, akşam olunca,, Yezid b. Enes öldü. Cenaze namazım, Verka' b. Âzib kıldırdı ve onu defn etti.[48]

 

Verka' b. Âzib'in Askerleri Toplayıp Oradan Geri Dönmesi
 

Verka;ünlem b. Âzib, Yezîd b. Enes'in ölümüyle arkadaşlarının ellerinin yanlarına düştüğünü,, maneviyatlarının sarsıldığını görünce «Ey kavmim! îbn-i Ziyad'm, Şamlılardan seksen bin kişi ile bize doğru gelmekte olduğucu haber aldım.

Siz, bu hususta ne düşünüyorsunuz?» diye sordu.

Bazıları cevap vermeden yavaşça birer tarafa sıvışıp gittiler.

Verka' b. Azib, kabile Reislerini ve süvari arkadaşlarını yanına çağırdı. Onlara: «Ey şu toplanan kişiler! Size haber verdiğim şey hakkında, 3İz ne düşünüyorsunuz? Ben de, sizlerden bir kişiyim. Görüş itibarile de, sizden üstün değilim. Siz, bana görüşlerinizi işaret ediniz.

İbn-i Ziyad; Şamlıların uluları, süvarileri ve Eşrafı da, dahil olmak üz-re büyük bir ordu ile size doğru gelmektedir.

Onun karşısında dayanabilecek kudretin bizde bulunduğunu sanmayorum.

Esasen, Emir ve Başkumandanımız Yezid b. Enes de, Ölmüş, içimizden bir taife ise, bizden ayrılıp gitmiştir.

Eğer, biz, îbn-i Ziyad'ın leşkerlerİ İle karşılaşmadan ve onlar, bizden haber almadan dönüp gidersek, bizim, onlardan ancak Emîr ve Başkumandanımızın Ölümü sebebile döndüğümüze, ayrıldığımıza kanâat getirirler.

Hem onlar, Emîr ve Başkumandanlarını öldürdüğümüzden dolayı da, bizden korkar dururlar.

En iyisi; biz, adamımızın Ölümünü bahane ederek dönelim. Bu gün, onlarla karşılaşmamız, bizim için tehlikeli olur.

Eğer, biz, bu gün onlarla karşılaşır, bozulursak, bundan önceki gün onları bozguna uğratmış olmamızın da, bize hiç bir faydası kalmaz» dedi.

Arkadaşları: «Sen, ne güzel düşündün. Geri döndür bizi! Allah,, seni rah-metile esirgesin!» dediler ve hemen oradan geri döndüler.

Onların geri döndüklerini, Muhtar ve Küfeliler işittiler ve sarsıldılar.

îşin iç yüzünü bilmiyorlar, Yezid b. Enes ölünce, askerlerinin hezimete, bozguna uğradığını sanıyorlardı.

Muhtar'ın Medain'deki Âmili, casusunu Muhtar'a göndererek işin iç yüzünü bildirdi.[49]

 

İbrahim b. Eşter'in, İbn-i Ziyad'la Çarpışmağa Gönderilmesi :
 

Muhtar, durumu öğrenince, İbrahim b. Eşter'i çağırdı ve: «Git, Yezid H. Enes'in askerine kavuş! Onları geri çevir. Birlikte düşmanını karşıla! [50]

Sen, vAllahi, fâsık Ubeydullâh b. Ziyad'ı, yahut Husayn b. Nümeyr'i muhakkak öldüreceksin. Allah, onların leşkerlerini sana bozduracaktır!» dedi. Ona yirmi -bin kişi seçip verdi ki Faris oğullarından Küfemde oturan ve Ham-ra\ diye anılanların büyükleri de, bunlar arasında idiler.[51]

îbrahim b. Ester gidip A'yen Hamamı mevkiinde karargâhını kurdu.[52]

 

Küfe Eşrafının, Muhtar Aleyhinde Ayaklanmaları :
 

Yezid b. Enes'in ölüm haberi Küfe'ye erişince, Küfe Eşrafı, Muhtar aleyhinde konuşmaya daldılar :

«Yezid b. Enes, ölmemiş, öldürülmüştür!» dediler. Onun kasidsiz olarak öldüğüne inanmadılar.

«VAllahi, şu adam (Muhtar) bizim rızamız olmadan, bize amirlik ediyor.

Kötü âzadlılarımızı hayvanlara bindirmekte, Haraç ve ganimetlerimizi onlara vermekte ve yedirmektedir.

Kölelerimizi, yetimlerimizi, dullarımızı bizlere isyan ettirmekte ve kızdırmaktadır.

Biz, büyüğümüzün evinde toplanalım, gereğini dügüneüm» diyerek Şebes b. Rib'î'nin evine vardılar.

Şebes; cahiliyye devrinde de, İslâmiyet devrinde de, kabilesinin Reisi idi.

Şebes, evinde toplanan arkadaşlarına namaz kıldırdıktan sonra araîarm-da yukanki konuşmalara benzer konuşmalar yapıldı. 

«Muhtar'm, âzadlı kölelere gan-imetten pay ayırması kadar büyük suç olamaz!» dediler.

Şebes «Bırakınız beni, onun yanma varıp bir görüşeyim bakayım» dedi. Gitti Muhtar'ın huzuruna çıktı. Arkadaşlarının hoşlanmadıkları, aralarında konuştukları şeylerden hiç birini bırakmayıp hepsini Muhtar'a anlattı.

Sonra, köleler meselesini açtı.

Muhtar «Ben, onu kendilerine havale ediyor, bırakıyorum» dedi.

Şebes, âzadlı köleler meselesini açtı ve «Allah'ın, şu memleketlerden bize ganimet olarak verdiği şeyler arasında bulunan ve sadece bu yoldaki ecir, sevab ve şükre ermeyi umarak âzad ettiğimiz kölelerimizi şen, ganimetleri^ mizde bizim ortaklarımız yaptın!?» dedi.

Muhtar «Ben, âzadlı kölelerinizin işini size bırakayım.

Ganimetlerinizi aranızda bölüştüreyim., Senin hemşehrilerin, benim yanımda Ümeyye oğulları ve tbn-i Zübeyr kuvvetlerile çarpışacaklar mıdır? ve ^bu hususta bana Allah ahdile söz verecekler mî. ve sözlerinde duracaklarına, beni tatmin edecek şekilde yemin edecekler midir?» dedi.

Şebes «Bilmiyorum. Arkadaşlarımın yanma bir varayım bakayım. Fakat, her halde, onlar, bunu hoş karşılamazlar» dedi ve gitti. Bir daha Muhtar "m yanma dönmedi.

Küfe Eşrafı, Muhtar'la çarpışmak hususunda söz ve iş birliği yaptılar.

Şebes b. Rib'î,.Şimr b. Zilcevşen, Muhammed b. Eş'as ve Abdurrahman b. Saîd b. Kays birlikte Kâ'b b. Ebî Kâ'b-ül Has'amî'nm yanma vardılar.

Şebes; Allah'a hamd-ü sena ettikten sonra söze başladı. Muhtar'la çarpışmak üzre söz birliği yaptıklarını ona haber verdi. Kendisinin de, buna muvafakat etmesini istedi ve «Muhtar; bize, rızamız olmaksızın hükm ediyor. Kenişini, bize, Muhammed b. Hanefiyye'nin gönderdiğini söylüyor. Biz, Muham-med b. Hanefiyye'nin böyle bir şey yapmayacağını biliyoruz.

Muhtar; bizim ganimetlerimizi âzadlı kölelerimize yediriyor, kölelerimizi, yetimlerimizi ve dullarımızı bizim karşımıza çıkarıyor, onları bize kızdırıyor. Salih, geçmişlerimize sövdürüyor!» dedi.

Kâ'b b. Ebî Kâ'b, onlara «Merhaba!» dedikten sonra, davetlerine hemen icabet etti.

Küfe Eşrafı kalkıp Abdurrahman b. Muhannef'in yanına gittiler. Onu da, Muhtar'la çarpışmağa davet ettiler.

Abdurrahman b. Muhannef, onlara «Ey şu gelen kişiler! Eğer, siz, beni dinlerseniz, onunla çarpışmağa kalkmayınız!» dedi.

«Niçin?» diye sordular.

Abdurrahman b. Muhannef «Çünki, ben, sizin darma dağın olmanızdan, anlaşmazlığa düşmenizden, birbirinizi rezil ve rüsvay etmenizden korkarım.

VAllahi, sizin en cesaretlileriniz, en iyi süvarileriniz o adamın.yakındadır. Filan, filan kişiler onun yanında değiller midir?

Sonra; sizin köleleriniz, âzadlılarınız da, onun yanındadır.

Sizin köleleriniz ve âzadlılarınız ise, size kargı son derecede kızgın ve düşmandırlar.

Demek ki o, sizinle Arap cesareti ve acem adâvetile çarpışacaktır!

Eğer, biraz beklerseniz, ona Şamlıların gelmesi veya Basrahları getirmesi yetecektir!

Siz, sizden başkasile onun hakkından gelmeğe bakınız. Düşmanlığı ve çarpışmayı aranızda yapmayınız!» dedi.

Küfe Eşrafı, ona «Allah aşkına, üzerinde görüş birliğine vardığımız bir şeyde bize aykırı davranma! Görüşümüzü bozup dağıtma!» dediler.

Abdurrahman b. Muhannef «Ben, nihayet sizlerden bir kişiyim. Siz, isterseniz, onunla çarpışmağa gidebilirsiniz» dedi.

Küfe Eşrafı, birbirlerine sık sık gidip gelmeğe başladılar.

«Ayaklanmak için, İbrahim b. Eşter'in, onun yanından ayrılıp gitmesini bekleyiniz!» dediler.

Bunun üzerine, Muhtar'a karşı ayaklanmayı, İbrahim b. Eşter'in Sabat'a varıp erişmesine kadar geciktirdiler.

İbrahim b. Ester, Sabat'a vardığı sırada;

Abdurrahman b. Saîd b. Kays kumandasındaki kuvvetler, Sebi' namazgahına,

Zahr b. Kays ve İshak b. Muhammed b. Eş'as, Kinde namazgahına,

Kâ"b b. Ebî Kâ'b, Bişr namazgahına,

Beşir b. Cerîr b. Abdullah, Becile'ye gitti.

Abdurrahman b. Muhannef, Muhannef namazgahına gitti.

İshak b. Muhammed b. Eş'as'la Zahr b. Kays, Abdurrahman b. Sa'd'in Sebi' namazgâhındaki karargâhına katıldılar.

Becile ve Has'am kabileleri de, Abdurrahman b. Muhannef in karargâhına gittiler.

Şimr b. Zilcevşen, Kays'ta Selûl oğulları namazgahına kondu.

Şebes b. Rib'î, Hassan b. Fâid, Rebia b. Servan Mudar'lardaki Künâse'ye kondular.

Haccar b. Ebcor, Yezid b. Rüveym, Temmârîn ile Sebha arasına,

Amr b. Haccac, Mezhic kabilesinden kendisine uyanlarla birlikte Murad namazgahına kondu.

Amr b. Haccac, Yemenlilere «Bizim yanımıza geliniz!» diye haber gönderdi. Onlar, gelmekten kaçındılar.

Muhtar, Küfe Eşrafının böyle Sebi' namazgahı çevresinde toplandıklarını haber alınca, Amr b. Tevbe'yi acele ibrahim b. Eşter'e gönderdi ve «Yazımı, eline alır almaz yanındaki bütün kuvvetlerle bana gel!» diye yazdı.

Muhtar, ayaklanan Küfe Eşrafına elçi gönderip «Ne istediğinizi bana bildiriniz. Ben, sizin her istediğinizi yapacağım!» dedi.

Küfe Eşrafı «Biz, senin, yanımızdan ayrılıp gitmeni istiyoruz!

Sen. kendini, Muhammed b. Hanefiyye'nin gönderdiğini söylüyorsun. Halbuki, O, seni göndermemiştir!» dediler.

Muhtar, onlara «Siz, tarafınızdan Muhammed b. Haneffiyye'ye bir heyet gönderiniz. Ona, ben de bir heyet göndereyim. Bu işin açıklığa kavuşmasını bekleyiniz!» dedi.

Muhtar, bu teklifile onları, İbrahim b. Ester gelinceye,kadar oyalamak istemişti. Kendi adamlarına da, Küfelilerden ellerini çekmelerini ve onlara bir tecavüzde bulunmamalarını emr etti.

Küfeliler, bütün sokak ağızlarını tuttular. Ne Muhtar'a, ne de onun adamlarına su saldılar. Muhtar'la adamları tarafına, haberleri olmadan pek az miktarda su geçtiği oluyordu.

Abdullah b. Sebi', çarpışmak için meydana çıktı.

Şâkir, onu karşıladı ve onunla şiddetle çarpıştı. Meydana çıkan Ukbe b. Tarık'ı da, bir müddet çarpışarak yüz geri etti.

Abdullah b. Sebi', Yemenlilerle birlikte Sebi' namazgahına kondu.

Şimr b. Zilcevşen, Yemenlilerin yanına varıp onlara «Siz, bu yerde toplandınız, îki namazgahtaki kuvvetler tek yönden çarpışma yapacağız ve size ben kumanda edeceğim! Aksi takdirde, vAllahi, şu yerde çarpışmam!» diyerek Selul oğulları namazgâhındaki kavminin yanına gitti.[53]

 

İbrahim b. Eşter'in, Küfe'ye Dönüp Ayaklanmayı Bastırması :
 

Muhtar'ın, İbrahim b. Eşter'e gönderdiği elçisi, günlerden bir gün, öğleden sonra ona erişti ve:

«Hemen Küfe'ye dönünüz!» diye seslendi.

O günün akşamraa kadar olan kısmında dönüşe devam ettiler. Akşamleyin inip yemeklerini yediler. Hayvanlarını biraz dinlendirdiler.

Sonra, bütün gece yola devam ettiler. Sur'da sabah namazını kıldılar. O gün ikindiye kadar yola devam ettiler. İkindi namazını Bâbül'cisr'de kıldılar. Geceyi mescidde geçirdiler.

Üçüncü günü sabahında Muhtar'ın yanına geldiler.

Şebes b. Rib'î, oğlu Abdulmü'min'i, Muhtar'a göndererek «Biz, senin ka-bilendeniz ve sağ eliniz!

Hayır! VAllahi, biz, seninle çarpışmayacağız. Bize itimad et ve bu hususta bizden kesin söz al!» dedi.

Halbuki, o, Muhtar'la çarpışmak fikrinde ve kararında idi. Ona hile ediyordu.

Sebi' namazgahında toplanan Yemealiler, namaz vakti girince, kendi adamlarını İmamlığa geçirdiler.Bütün kabile Reisleri; Yemen kabile Reislerinin böyle kendi adamlarını İmamlığa geçirmelerini iyi karşılamadılar.

Abdurrahman b. Muhannef «İşte, ilk anlaşmazlık!

Siz, içinizden seçeceğinizi ve kabul edeceğinizi İmamlığa geçiriniz.

Kabileniz içinde Küfelilerin en büyük Kari'i (mutahassıs Kur'ân okuyucusu) olan Büceyle'den Rifâa b. Şeddâd-ül Fityânî namazınızı kıldırsın!» dedi. Öyle yaptılar.

Rifâa, vak'anm sonuna kadar onlara namazlarını kıldırmaktan geri durmadı.

Muhtar, çarşıda askerlerini savaş nizamına koydu. O zaman, çarşıda bina yoktu.

Muhtar, İbrahim b. Eşter'e «İki fırkadan hangisinin üzerine yürümeyi daha çok istersin?» diye sordu.

İbrahim b. Ester «Hangisi olursa olsun, benimçin makbuldür!» dedi. Muhtar, bir müddet düşündü. Kendisi, ileri görüşlü bir kimse idi.

İbrahim b. Eşter'i, kavminin karşısına çıkarmayı uygun görmedi.

Ona «Sen, Künâse'deki Mudar'ların üzerine yürü! Onlara, Şebes b. Rib'î ve Muhammed b. Ömer b. Utârid kumanda etmektedir.

Ben de Yemenlilerin üzerine yürüyeceğim!» dedi.

İbrahim b. Ester, Künâse'ye, Muhtar da, Sebi' namazgahına doğru hareket etti.

Muhtar, Ömer b. Sa'd b. Ebî Vakkas'ın evi önünde durdu. Ahmer b. Şu-meyt-ül Becelî ile Abdullah b. Kâmil'i ileri gönderdi.

Ahmer b. Şumeyt'a «Şu sokağa girip kavminin evleri arasında bulunan Sebi' namazgahına kadar ilerle!» dedi.

Abdullah b. Kâmil'e de «Sen de, şu sokağa gir. Ahnes b. Şerik Hanedanının evlerinin bulunduğu Sebi' namazgahına doğru İlerle!» dedi.

Bunlar, emr olundukları yolda ilerlediler.

Ahmer b. Şumeyt; Abdurrahman b. Muhannef, Beşir b. Cerir ve Kâ'b b. Ebî Kâ'b kumandasındaki kuvvetlerle şiddetli bir çarpışma yaptı.

Fakat, Ahmer b. Şumayt'ın da, Abdullah b. Kâmil'in askerleri de, bozuldular.

Muhtar, Ahmer b. Şumeyt ile Abdulîâh b. Kâmil'in arkadaşlarına «Arkalarda ne haber var?» diye sordu.

«Hezimete, bozguna uğradık!» dediler.

Muhtar, onlara «Ahmer b. Şumeyt, ne yapıyor,» diye sordu.

«Onu, indiği Mescid'i Kassas (Ebû Davud mescidi) yanında bırakmıştık. Arkadaşlarından bazıları da, kendisinin yanında bulunuyordu» dediler.

Muhtar «îbn-i Kâmil, ne yapıyor?» diye sordu.

İbn-i Kâmil'in adamları «Bilmiyoruz!» diyerek bağrıştılar.

Muhtar, Ebû Abdullâh-ül Cedelî'nin evine gelince, Abdullah b. Kurad-ül Has'amî'ye «Dört yüz kişilik inayetinle birlikte git. îbn-i Kâmil'in adamla-rile birleş, tbn-i Kâmil ölmüşse, onun yerine sen geç! Senin ve onun adam-larile birleşerek şu kavmla çarpış!

Eğer, onu, sağ salim bulursan, sen yüz atlı ile ilerlemeğe devam et. Es-habmdan gerisini ona ver!» dedi.

Abdullah b, Kurad; Abdullah b. Kâmii'i, Amr b. Hureys'in Hamamı yanında buldu. Arkadaşlarından bazısı da, onun yanında idi. Kendisi, çarpışı ordu.     

Abdullah b. Kurad, ona, arkadaşlarından üç yüz kişi verdi. Kendisi ilerlemeğe devam etti. Sebi' namazgahına İndi. Sonra, oradaki sokağı tuttu. Ab-dulkays Mescidine kadar ilerledi. Orada durdu. Adamlarına «Ne yapmayı düşünüyorsunuz?» diye sordu.

«Biz, senin buyruğuna bağlıyız!» dediler. Onların hepsi, Abdullah b. Ku-rad'ın kabilesinden idiler.

Abdullah b. Kurad, onlara «VAllahi, ben, Muhtar'ın muzaffer olmasını arzu ediyorum.

VAllahi, bu gün, kabilemin Eşrafının yok olmasını da, hoşlanmıyorum. And olsun ki onların önümde, ellerimle yok edilmesini mubah saymaktan, ölmem bana daha yeğ ve sevimlidir!

Siz, hele burada biraz durunuz!» dedi. Orada durdular.

Muhtar, halkın savaşta en şiddetlisi ve yamam olan Malik b. Amr un Nehdî'yi iki yüz kişi ile gönderdi.

Abdullah b. Şerik-ün Nehdî'yi de, iki yüz atlı ile Ahmer b. Şumeyt'a yardımcı gönderdi.

Kuvvetler çoğalınca, çarpışmalar şiddetlendi.

İbrahim b. Ester, Şebes b. Rib'î'ye kavuştu.

Şebes'in yanında Mudar'lardan pek çok kişiler vardı.

Hassan b.-Fâid de ,onların arasında bulunuyordu.

İbrahim b. Ester, onlara «Yazıklar olsun size! Geri dönüp gidiniz.

VAllahi, Mudar'dan bir kimsenin benim ellerimle ölmesini istemem! Boş yere kendinizi öldürmeyiniz!» dedi.

Mudarîler, İbrahim b. Eşter'İ dinlemediler. Çarpışmaya giriştiler ve bozguna uğradılar.

Hassan b. Fâid, ağır yaralı olarak evine götürüldü, yatağa yatırıldı. Ayı-hnca «VAllahi, ben, yaramla yaşamak istemez, ölümümün, karnıma mızrak saplanması veya kılıç darbesile olmasını arzu ederdim!» dedi. Bundan sonra, bir kelime bile konuşmadan öldü.

Muhtar'a; Mudar'ların hezimete ve bozguna uğradıkları hakkında İbrahim b. Ester tarafından müjdeci geldi.

Muhtar, burfu, Ahmer b. Şumeyt'a ve Abdullah b. Kâmil'e de bildirdi.

Ebüz Zübeyr Şibam, Sebi' namazgahına daldı. Arkasından halk ve Ahmer b. Şumeyt'ın adamları da «Nerdesin ey "Hüseyin'in intikamı!» diye haykıra-rak girdiler.

Yezid b. Umeyr b. Zî Mürran-ül Hemdânî, onların parolalarını işitince «Ey Osman'ın intikamı!» diye mukabele etti. Rifâa b. Şeddad, onlara, «Osman ve onun intikam», bizim nemize gerek! Ben, Osman'ın kanını arayan bir kavmin yanında çarpışmam!» dedi.

Rifâa b. Şeddad «Ben, Şeddad'ın oğluyum! Ali'nin dininde ve yolundayım!..» diyerek ölünceye kadar çarpıştı.

Sebi' namazgahı mevkiinde yapılan çarpışmada Yezîd b. Umeyr, b. Zî Mürran, Numan b. Suhba-n, Fırat b. Zahr, b. Kays-ul Cu'fî, Abdurrahman b. Kays, Ömer b. Muhannef.. Öldürüldü.

Abdurrahman b. Muhannef ise, ağır surette yaralandı. Adamları, onu taşıyarak götürdüler. [54]

Abdurrahman b. Kays, o gün yanındakilere «Yazıklar olsun sizlere! Bizi vurmak için arkamızdan şu gelenler kimlerdir?» diye sormuş, «Ebüz Zübeyr Şibam'dır» denilince «Hayret! Demek, beni öldürmek istiyenler, kendi kav-mımdan?ünlem» demişti.

Onu, Ahmer b. Hüdeyc-ül Hemdânî, attığı bir okla öldürmüştür.

Abdurrahman b. Kays'a, daha önce Si'r b. Ebî Si'r, Ebüz Zübeyr Şibam ve daha başka birisi de saldırmıştı.

Si'r, ona mızrakla vurmuş, Ebüz Zübeyr de, kılıçla on ve daha çok darbe indirmişti.

Abdurrahman b. Saîd'in oğlu, ona «Ey Ebüz Zübeyr! Abdurrahman b. Sa-îd. senin kavminin ulusudur. Onu, öldürecek miski?» demiş, Ebüz Zübeyr de:

«Allah'a ye Âhiret gününe imanda sebat eden hiç bir kavmin; Allah'a ve Resulüne muhalefet eden kimselerle, onlar isterse bunların babaları, yahut oğulları, yahut kardeşleri, yahut soy sopları olsunlar, dostlaşacaklarım göremezsin. (Mücadele: 22) âyetini okumuştu.

Bu vak'ada, Abdurrahman b. Saî'd'ia kavmmdan yedi yüz seksen kişi öldürülmüştür. [55]

 

Kerbelâ İntikamının Alınmasına Başlanması :
 

Vadiiyyîn evlerinden beş yüz esir çıkarılıp bağlı olarak Muhtar'a göt rüldüler.

Muhtar «Onları, bana arz ediniz. Bakınız onlardan, Hüseyin'in şehâdeti vak'asmda bulunan herkesi bana bildiriniz!» dedi.

Hz. Hüseyin'in şehâdeti vak'asında bulunup da «Bu, Hüseyin'in şehâde-tinde bulunmuştur!» denilmedikce ve götürülüp boynu vurulmadıkça, hiç bir kimse geçirilmedi.

Bu şekilde onlardan iki yüz kırk sekiz kişinin boynu vuruldu.

Muhtardın adamları da Hz. Hüseyin'in Ev halkına ezâ ve itiraz eden veya vuran herkesi götürüp öldürdüler.

Böylece, Muhtar'a haber verilmeden bir çok kimseler de, öldürüldü.

Muhtar; kalan esirleri çağırıp ne kendisi, ne de adamları aleyhinde toplantı ve düşmanlık yapmayacaklarına yemin ettirdikten sonra salıverdi.

«Muhammed Aleyhisselâmın Hanedanının kanına girenler ve onlara katılanlar müstesna olmak üzre, kapısını kilitleyip evinde oturan herkes emniyettedir!» diye mescidde nida ettirdi.[56]

Sebi' namazgahı vak'ası, Hicretin altmış altıncı yıh Zilhicce ayının çıkmasına altJ gece kala Çarşamba günü vuku bulmuştur.

Muhtar'in, Küfe'de tekrar duruma hâkim olması üzerine, Küfe Eşrafı, Küfe'yi bırakarak Basra'ya kaçtılar. [57]

Bunlar, on bin kadardı. [58]

 

Kerbelâ Katillerinin Yakalanıp Öldürülmelerine Devam Edilmesi:
 

Muhtar, Hz. Hüseyin'in katillerini ayırmağa başladı:

«Kavmini bırakıp giden, Hüseyin'i şehid ederek dünyada emniyet ve selâmetle gezip dolaşan kişiler bizim dinimizden değildirler!

Siz, bana, onların isimlerini veriniz.

Ben, onlara karşı, Allah'ın yardımını istiyorum. O Allah'ın ki: beni, onslara vurmak için bir kılıç; onlara saplamak için bir mızrak; Ehl-i Beyt'e kızan ve kin tutanları takip edici, onların haklarını arayıcı kıldı.

Hüseyin ve Ehl-i Beyt'ini öldürenleri, öldürmek; Onların hakkını tanımazdan gelenleri zillet ve hakarete uğratmak, Allah'ın üzerine düşen bir hak'dı.

Siz, bana, onların isimlerini veriniz! Hüseyin'in Jsatillerini arayıp bulunuz!

Yer yüzünü ve bu şehri, onlardan temizlemedikçe, yemek, içmek bana helâl olmaz!» dedi.

Muhtar'a; Hz. Hüseyin'in katillerinden olmak üzre; Abdullah b. Üseyd b. Nezzalül Cühenî'yi, Mâlik b. Nüseyr-ül Beddi'yi ve Hamel b. Malik-ül Muhâ-ribî-'yi bildirdiler ve gösterdiler.

Bunun üzerine, Muhtar; ileri gelen adamlarından Ebû Nemr Malik b. Amr-ün Nehdî kumandasında bir birliği, onları yakalayıp getirmek, üzre, Kadisiye'ye gönderdi.

Ebû Nemr, Kadiseye'ye giderek onları yakaladı, Yatsu vakti Küfe'ye getirip Muhtar'in huzuruna soktu.

Muhtar, onlara «Ey Allah düşmanları! Allah'ın kitabının düşmanları! Allah'ın Resulünün ve Ehl-i Beyt'inin düşmanları! Hüseyin b. Ali, nerededir? Hüseyinİ bana getirip teslim ediniz!» dedi.

Bunlar «Allah, seni rahmetile esirgesin! Biz, bu işe gönülsüz olarak gönderildik. Lutf et, bizi bağışla, bizleri sağ bırak!» dediler.

Muhtar «Peygamberinizin kızının oğlu Hüseyin'e karşı işlediğiniz cinayetten dolayı mı size lutf edecek, sizi sağ bırakacak, yedirip içireceğim?ünlem» dedi.

Malik b. Nüseyr-ül Beddî'ye «Hüseyin'in başına kılıçla vuran, külahını alan şeridin değil mi?» diye sordu.

Abdullah b. Kâmil «Evet! Budur o!» dedi.

Muhtar «Bunun iki elini ve ayaklarını kesip bırakınız. Çarpma çarpına ölsün!» dedi.

Malik b. Nüseyr, öyle yapılıp bırakıldı. Kanı akıp kesilince, öldü. Muhtar, diğerlerinin öldürülmeleri için de, emir verdi.

Abdullah b. Kâmil, Abdullah b. Üseyd-ül Cühenî'yi, Si'r b. Ebî Sİ'r de, Hamel b. Malik'i öldürüldü.

Muhtar; Abdullah b.'Kâmil'i, Dubay'a oğullarına gönderdi. Orada Ziyad b. Malik'i yakaladılar.

Sonra, Aneze'lere gittiler. Onlardan da, İmran b. Hâlid'i yakaladılar.

Hamrâ'ın evine gittiler. Orada, Abdurrahman b. Huşkâret-ül Becelî ile Abdullah b. Kays-ül Havlânî'yi yakaladılar. Bunların hepsini Muhtar'ın yanına getirdiler.

Muhtar, onlara «Ey Salih ve iyi kişilerin katilleri! Ey Cennetlik gençlerin Seyyidinin katilleri! O uğursuz günde Hüseyin'in çadırındaki kokulu otları kapışmağa gelen sizlerdiniz değil mi?ünlem

Bunları, çarşıya götürunÛK. Orada boyunlarını vurunuz bunlann!» dedi. Bu dört kişi de, çarşıda Öldürüldüler.

Muhtar; Abdullah b. Kâmil'i, Osman b. Hâlid b. Dühmânî ile Ebû Esma Bişr b. Savt-ul Kabızî'ya gönderdi.

Bunlar; Hz. Hüseyin'in şehâdeti hâdisesinde bulunmuşlar, ikisi birleşerek Abdurrahman b. Akü'i şehid etmişler ve elbisesini soymuşlardı.

Abdullah b. Kâmil, Dühman oğulları mescidini ikindi vakti kuşattı ve «Eğer, Osman b. Hâlid b. Üseyr, getirilmezse, başkanızın yerine sizin boynu-

nuzu vurmazsam, Dühman oğullarının, bu günden Mahşer gününe kadar i§-liyecekleri, günahlar kadar günah benim üzerime yazılsın!» dedi.

Mescidde bulunanlar «Bize möhlet ver. Onu, arayıp bulalım!» dediler. Süvarilerle birlikte aramağa gittiler. Her ikisini, namazgahta oturdukları ve Cezire'ye gitmek istedikleri sırada, buldular. Abdullah b. Kâmil'e getirdiler.

Abdullah b. Kâmil, Bi'r-üİ Ca'd mevkiine götürüp onların boyunlarını-vurdu. Cesedlerini gömdürmedi. Ateşte yaktı!

Muhtar; Muaz b. Hâni ile Muhafız gücü kumandanı Ebû Amre'yi, Havli b. Yezid-üİ Ashabfye gönderdi.

Havli, Hz. Hüseyin'in başım kesmek jstiyen ve İbn-i Ziyad'a götüren kimse idi.

Havli'nin evini, ansızın kuşattılar. Havli, evinin bacasının içine gizlendi. Muaz; Ebû Amre'ye, evin aranmasmı emr etti. Havli'nin karısı, yanlarına geldi. Ona «kocan nerededir?» diye sordular.

Kadın «Onun nerede olduğunu bilmiyorum!» demekle beraber, elile de, bacaya işaret etti.

Bacaya girdiler. Onu, orada, başına sepeti geçirmiş bir halde, bulup çıkardılar.

Muhtar ise, arkadaşlarının arkasından giderek oraya yakın bir yere kadar gelmiş bulunuyordu.

Ebû Amre, ona bir adam gönderdi. Ebû ' Bilal'ın evi yanında elçi ile rastlaştılar.

Abdullah b. Kâmil de, Muhtar'm yanında idi. 1 Elçi, durumu Muhtar'a bildirdi.

Muhtar, onlara doğru vardı. Havli'yi, ev halkının yanında öldürdüler. Onun cesedini ateşte yaktılar. Cesed, çok geçmeden kül haline geldi. [59]

Muhtar; Küfe Eşrafından Şebes b. Rib'î, Amr b. Haccac, Muhammed b. Eş'as ve Ömer b. Sa'd b. Ebî Vakkas'ın da, yanlarında daha bir çok Küfe Eşrafı olduğu halde, Basra yolunu tuttuklarını haber alınca, arkalarından, Ebül Kalus-üş Şibâmî kumandasında atlılar yolladı. Mezar nahiyesinde onlara yetiştiler, baskın yaptılar. Onları bozguna uğrattılar. Ömer b. Sa'd'i yakaladılar. Ötekiler kaçıp kurtuldular.[60]

 

Amr b, Haccac ve Arkadaşlarının Susuzluktan Ölmeleri :
 

Amr b. Haccac, önce, Basra'ya gitmek istedi. Sonra, oradaki Ehl-i Beyt Tarafdarlarınm kendisine sevineceklerinden çekinerek Seraf'a gitti.

Sucular, ona «Bizim yanımızdan hemen ayrıl, uzaklaş! Biz, Muhtar'in kızıp bizi cezalandırmayacağından emin değiliz!» diyerek onu ve arkadaşlarını kovdular.

Amr b. Haccac, yanlarından ayrılınca da, birbirlerini kınadılar ve «Ona kötülük yaptık!» dediler.

Amr b. Haccac'la arkadaşları, uzaktan bir topluluk karaltısı görünce, onları, Muhtar'm peşlerinden gönderdiği adamları sanarak Kelp ve Tayy beldeleri arasında bulunan Hammâret-ül Kayz'daki Büyeyza denilen yere saptılar.

Orada, Arar b. Haccac'la arkadaşlarını susuzluk öldürdü. [61]

Amr b, Haccac; Kerbelâ'da Hz. Hüseyin'le Eshab ve Ev halkının Fırat nehrinden su içmelerine engel olan beş yüz kişilik süvari birliğine kumanda etmişti. [62]

 

Şebes b. Rib'î ile Sair Küfe Eşrafının Mus'ab b. Zübeyr'e Sığınmaları :
 

Şebes b. Rib'î; kuyruğu ve kulağının bir yanı kesik katırının üzerinde. elbisesi yırtılmış bir halde, Basra'da Mus'ab b. Zübeyr'in kapısına varıp «Ey kurtarıcım! Ey kurtarıcım!» diye feryad ederek yardım dilemişti.

Mus'ab b. Zübeyr'e «Kapıda bir adam: (Ey Kurtarıcım! Ey Kurtarıcım!) diye feryad ediyor. Kendisinin elbisesi yırtılmış. Sıfatı da, şöyledir, şöyledir.» diye haber verildi

Mus'ab «Evet, o, Şebes b. Rib'î'dir. Bunu, ondan başkası yapmaz! îçeri alınız onu! dedi. îçeri aldılar.

Küfelilerin diğer Eşrafı da, gelip Mus'ab'm yanına girdiler. Başlarına gelenleri anlatarak, Muhtar'a karşı kendisinden yardım dilediler. [63]

 

Şimr b. Zilcevşen'in Öldürülmesi :
 

Muhtar; Şimr b. Zilcevşen'in Bedestümisan'da Amir b. Sa'saa oğullarından bazı kimselerle birlikte oturduğunu, uğradıkları hezimete Basra'daki hl-i Beyt Ta raf d arlarının sevinip güleceklerinden çekinerek Basra'ya girmek istemediklerini haber alınca, Zırbî'yi yüz atlı ile onu yakalamak üzre gönderdi.

Zırbî ve arkadaşları, hızla gittiler. İçlerinden on atlı, diğerlerinden ileri geçtiler ve Şimr'e yetiştiler. [64]

Müslim b. Abdullah der ki «Muhtar; Küfe'de bizi bozup hezimete uğrattığı zaman da, Küfe'den atlarımıza atlayarak ayrıldığımız zaman da, ben, Şimr b. Zilcevşen'in yanında idim,

Muhtar'ın uşağı Zırbî, peşimizden gelip bize kavuştu.

Şimr, bize: (Atlarınızı tepip benden uzaklasınız. Her halde şu uşak, bana bir şey yapmak istiyor!) dedi.

Hayvanlarımızı tepip ilerleyince, Zırbî, Şimr'e doğru yöneldi. Arkadaşlarından uzaklaşıp Şimr'e yaklaştığı zaman, Şimr, birden, onun üzerine saldırdı ve onu arkasından vurdu, [65]

Şimr, Zırbî'yi öldürünce, öteki arkadaşları bozulup genlerindeki arkadaşlarının yanlarına döndüler ve hep birlikte Şimr ve arkadaşlarını aramağa, başladılarsa da, onlara erişemediler.

Şimr ve arkadaşları, Basra yakınında Sadima (Satidema) diye anılan yere eriştiler. [66]

Sadima'daki Kelkitaniye köyünün yanında nehir kıyısında bir yere kondular.

Şimr, Kelkitaniye köyüne bir adam göndererek cesaretli ve becerikli bir adam tuttu.

Şimr, tutulan adama: (Bu yazımı, acele Mus'ab b. Zübeyr'e götürüp vereceksin!) dedi.

Yazının üzerinde: (Emir Mus'ab b. Zübeyr'e, Şimr b. Zilcevşen'den!) diye yazılı İdi.

Postacı adam, yoluna devam ederek bir köye vardı.

Muhtar; o sıralarda, Basrahların tutum ve davranışlarını gözetmek ve kendisine bilgi vermek üzre, adamlarından Ebû Amre'yi o köye göndermiş bulunuyordu.

Şimr'in postacısı, o köyde başka bir postacı arkadaşile rastlaştı. Şimr'le rastlattığından ona şikâyettendi.

Bunların, ayakta konuştukları sırada Ebû Amre'nin adamlarından Abdur-rahman b. Ubeyd, üzerlerine çıka geldi.

Postacının elinde, üzeri (Mus'ab'a-Şİmr'den!) diye yazılı yazıyı görünce Şimr'in nerede bulunduğunu postacıdan sordu. Postacı da, kendilerile Şimr arasındaki uzaklığın, üç fersahdan fazla olmadığını haber verdi.

Muhtar'ın adamları, hemen ona doğru yollandılar. VAllahi, ben, o gece, Şimr'in yanında bulunuyordum.

Kendisine: (Sen, bizi, bu yerden kaldırıp başka b> yere götürsen olmaz mı? Biz, burada korkuyoruz!) dedik.

Şimr: (Bu yalancıların hepsinden ayrılmalı mı, ne yapmalı? VAllahi, ben, buradan üç gün ayrılmayacağım!

Allah, sizin kalblerinizi korku doldurmuş!) dedi. Bulunduğumuz yer, ayıların çokça bulunduğu bir yerdi.

VAllahi, uyurla uyanık arası bir halde iken atların ayak, nal seslerini işittim. Kendi kendime: (Her halde bu, ayı sesidir!) dedim.

Sonra, ötekinden daha açık ve şiddetli olarak, işittim. Uyanıp gözlerimi oluşturdum.

Kendi kendime: (Hayır! VAllahi, bu, ayı sesi değildir!) dedim.

Ben Ş'mr ve arkadaşlarını kaldırmak için gittiğim zaman, atlılar, Tekbir getirerek tepecikten üzerimize im'verdiİer ve çadırlarımızı kuşattılar.

Biz, atlarımızı bırakıp yaya olarak kaçıştık.

Şimr ise, üzerindeki Yemen işi hırkasını soyunmuştu. Kendisi, abraştı, vücudu alacalı idi.

Vücudunun alacasını, hırkasının üzerinden bile görüyor gibi idim.

Şimr, onlara karşı mızrağıyla çarpışmak İçin elbisesini giyinmek, silahlarını kuşanmakta acele ediyordu. Onu, kendi haline bırakıp, biz kaçtık.»

Abdurrahman b. Ubeyd de gördüklerini şöyle anlatır:

«VAllahi, ben, postacının yanında Şimr'in yazısını gören kişiyim.

Ebû Amre'ye gid.p: (Şimr'i, ben, öldürdüm!) dedim.

ikna: (Sen, o gece, onun söylediklerinden bir şeyler işittin mi?) diye sordu.   

 (Evet! Şimr, üzerimize yürüyüp mızrağiyle bir müddet bizi mızraklama-ğa çalıştı. Sonra, mızrağını bıraktı. Çadırına girdi. Kılıcını alıp Recez okuyarak üzerimize yürüdü!) dedim.»

Şimr'in adamlarından Müslim b, Abdullah da; Şimr'in, bir müddet kendisini korumağa çalıştığını, sonra da:

«AUâhü ekber! 'Allah, habîs'i, murdarı Öldürdü!» denildiğini işittiğini bildirir.[67]

Öldürdükten sonra Şimr'in cesedi köpeklere atıldı. [68]

Ahmer b. Salît, Şimr'in başını Muhtar'a getirdi. O da, Medine'de. Mu-hamnıed b. lianefiye'ye gönderdi. [69]

Ebû İshak der ki «Şimr b. Zilcevşen, bir gün, bizimle birlikte sabah namazını kılmış, sabaha kadar oturmuş, sonra, kalkıp namaz kılmış ve:

(Ey Allah'ım! Şüphe yük ki Sen, Şerifsin. Şerefi seversin. Sen. bilirsin ki ben de Şerifim!

Öyle ise. beni yarlığa!) diyerek düa etmişti.

Kendi kendime: (Allah, seni nasıl yarhğar ki, sen, Resûiullâh Aleyhisse-lâmın kızının Oğlunun üzerine yürüdün! Onun şehid edilmesine yardım ettin!) dedim.»[70]

 

Ömer b. Sa'd b. Ebî Vakkas'm Öldürülmesi:
 

Muhtar; önceleri, kendisine ısındırmak için, herkese karşı çok iyi davranmaktan, herkesle görüşüp konuşmaktan, oturup kalkmaktan geri dur amıştı.

Hz. Hüseyin'i, Ev halkını ve Eshabını Kerbelâ'da şehid etmek gibi en iğrenç ve şerefsiz bir vazifeyi üzerine almış bulunan Ömer b. Sa'tTle de görüşüp konuşmakta idi.

Ömer b. Sa'd; hayatını garanti etmek için, Muhtar'ın en çok sevdiği, saydığı kişilere baş vurmayı ihmal etmedi.Abdullah b. Ca'de b. Hübeyre, Hz. Ali'ye yakınlığı dolayısile, Muhtar katında, Allah'ın yarattıklarının en şereflisi idi.

Ömer b. Sa'd, Abdullah b. Ca'de'nin yanına gidip kendi durumu hakkında onunla konuştu: «Ben, şu adamdan (Muhtar'dan) hiç emin değilim!

Sen, benim İçin, ondan, bir emân alıver!» diye rica etti.

Abdullah b. Ca'de de Muhtar'dan bir emânnâme aldı.

Alman emânnâme'de şöyle deniliyordu:

Bîsmîllâhirrahmânîrrahîm

Bu; Muhtar b. Ebî Ubeyd'den, Ömer b. Sa'd b. Ebî Vakkas'a -emân'dır:

Sen; kendin, malın, ailen, ev halkın ve oğlun hakkında Allah'ın, emânile emm'yettesindir.

Emirlerimi dinlediğin, itaat ettiğin, evinden, ailenin yanından ve şehri.ı-den ayrılmadığın müddetçe, senden daha önce sadır olan hareketten dolayı sorumlu tutulmayacaksın.

Allah'ın askerleri olan Küfe Emniyet memurlarından, Muhammed Hanedanı Tarafdarlarından ve başkalarından, Ömer b. Sa'd'e rastlayacak olanlar, ona dokunmayacak, ancak, hayr ve iyi muamele edecektir.

Şâhid:

Sâib b. Mâlik, Ahmer b. Şumeyt, Abdullah b. Şeddad, Abdullah b. Kâmil.»

Muhtar; vermiş olduğu bu emân hükmüne, Ömer z. Sa'd, bir hâdise çıkarmadıkça, riâyet edeceğine, Allah'ı şahid tutarak söz vermişti.

Ebû Cafer Muhammed b. Ali «Muhtar'ın, Ömer b. Sa'd'e verdiği Emân-daki (bir hâdise çıkarmadıkça) sözünden Muhtar, halaya girip abdest bozmayı kasd ve murad ediyordu.» derdi. [71]

Muhtar, Mekke'de Abdullah b. Zübeyr'e bir mektup göndermiş, mektubu götüren adama «Mekke'ye gidnce, mektubumu İbn-i Zübeyr'e ver.

Mehdi Muhammed b. Hanefiyye'nin de yanma var. Ona, selâmımı söyle. (Ebû İshak Muhtar: ben, Seni de, Senin Ehl-i Beyt'ini de severim!) diyor de!» dedi.

Elçi, gidip Muhtar'in bu sözlerini söyleyince, Muhammed b. Hanefiyye «Sen, yalan söylüyorsun! Ebu Ishak ta, yalan söylüyor!

O, beni seviyor, Ehl-i Beyt'imi seviyor idiyse, Hüseyin'i şehid eden Ömer b. Sa'd'i. Minderine alıp birlikte nasıl otururdu?» dedi.

Elçi, Muhtar'm yanına dönüp bunu ona haber verdi. [72]Yezid b. Şerahil-ül Ensârî de, Muhammed b. Hanefiyye'nin yanma varmış, selâm vermiş, oturmuştu

Muhtar'm ayaklanması, halkı davet ettiği şeyler ve Ehl-i Beyt'in dökülen kanlarının aranması ve intikamlarının ahnmasi bahsi konuşulunca, Muhammed b. Hanefiyye «Muhtar'm, bize Tarafdar olanların <en hafifi olduğu söyleniyor.

Kendisi. Hüseyin'in katillerile de kürsüler üzerinde birlikte oturup konuşuyormuş!» dedi.

Yezid b. Şerahil, Küfe'ye gelince, Muhtar'm yanma vardı. Selâm verdi.

Muhtar, ona «Mehdi ile buluştun mu?» diye sordu.

Yezid b. Şerahil «Evet!» dedi.

Muhtar «O, sana ne söyledi ve neler konuştunuz?» diye sordu.

Yezid b. Şerahil, ona, Muhammed b. Hanefiyye'nin bütün söylediklerini haber verdi. [73]Muhtar, bir gün, arkadaşlarüe otururken «Ben, yarın büyük ayaklı, çukur gözlü, dik kaşlı, öldürülmesine, Mü'minlerin ve Mukarreb Meleklerin sevineceği bir adamı öldüreceğim!» dedi.

Heysem b. Esved-ün Nahaî, Muhtar'm yanında idi. Onun, bu sözünü işitince, Ömer b. Sa'd b. Ebî Vakkas'i Öldürmek istediğini anladı. Evine dönünce, oğlu Üryan'] çağırdı. Ona «Geceleyin Ömer b. Sa'd'le buluş. Ona, Muhtar'iri şöyle şöyle söylediğini haber ver ve kendisine: tedbirini al, başının çaresine bak! Onun maksadı, senden başkası değildir! de!» dedi.

Üryan, Ömer b. Sa'd'e gittu Tenhâda kendisile bir şey konuşacağını söyledi. Sonra, durumu ona haber verdi.

Ömer b. Sa'd «Allah, babanı hayırlı bir kardeş mükâfatile mükâfatlandırsın.

O (Muhtar), bana, bunu nasıl yapmak isteyebilir ki, bana ahd-ü misak vermiştir?» dedi.

Üryan, bu haberi getirince, Ömer, geceleyin çıkıp akrabasına gitt'.

Ömer b. Sa'd, bir âzadlisına da Muhtar'm, kendisi hakkındaki emânı ve sonra da, yapmak istediği şeyi haber verdi.

Azadhsı «Senin evini ve ev halkını terk edip şuraya kadar gelmen, en büyük hâdisedir ve suçtur. Hemen evine dön. Adama, aleyhinde bir yol ve ipucu bulmağa imkân verme!» dedi.

Bunun üzerine, Ömer b. Sa'd «Bari, evime döneyim!» dedi ve döndü. Revha'yı geçti. Sabahleyin evne geldi. [74]

Muhtar, Muhafız gücü Kumandam Ebû Amre'ye «Bana; Ömer b. Sa'd'in kapısında, Hüseyin için ağlayacak bir ağıtçı bul, kirala!» dedi.

Ebû Amre, öyle yaptı.

Ağıtçı, Ömer b. Sa'd'in kapısında ağıta başlayınca, Ömer, oğlu Hafs'a «Yavrucuğum! Emir Muhtar'a git. Ona (Benim kapımda Hüseyin için ne diye feryadlar ediliyor, ağıtlar ağlanıyor?) de!» dedi.

Hafs, Muhtar'm huzuruna çıkıp «Allah, Sana iyilikler versin! Bunu, Babamın kapısından men et, kaldır!» dedi.

Muhtar «Olur!» dedi. [75]

Sonra da, Ebû, Anıre'yi, Ömer b. Sa'd'e gönderdi. Onu, kendisine getirmesini emr etti.

Ebû Amre gidip Ömer b. Sa'd'in evine girdi. Ona «Kalk, Emîr'in dâvetine icabet et!» dedi.

Ömer, kalkarken cübbesi içinde tökezledi. O sırada, EBÎf Amre, kılıcıyle vurup onu öldürdü. Ömer b. Sa'd'in başını, elbisesinin eteğine koydu. Geti rip Muhtar'm önüne bıraktı.

Muhtar, n sırada yanında bulunan Ömer b. Sa'd'in oğlu Hafs'a «Bu başı, tanıyor musun?» diye sordu.

Hars «înnâ. lillâhi ve innâ ileyhi raciûn! Evet! Tanıyorum. [76] alah, ona rahmet etsin!» dedi.

Muhtar «Seni, ona kavuşturmamızı arzu eder misin?» diye sordu. I laf s «Ondan sonra yaşamakta hayır yoktur!» dedi. [77]

Muhtar «Doğru söyledin. Ondan sonra, sen, ne diye yaşanacaksın?» dedi. Emr etti. O da, öldürüldü, ikisinin başı bir araya getirildi.

Muhtar «Bu. Hüseyin'in yerine, şu da Ali b. Hüseyin'in yerinedir! Fakat, anılarında eşitlik yoktur.

Valiâhi Kureys'in üç kabilesini öldürmüş olsaydım, yine Onların parmak-farından bir parmağının ucunun bile öcünü almış olmazdım!» dedi.

Muhtar; Ömer b. Sa'd'le ojjhnun başlarını, Müsafir b. Saîd b. Nemiran ve Zabyan b. Unıâret-üt Temîmî'ye vererek Muhammed b. Hanefİyye'yc gönderdi ve Ona, bu hususta bir de yazı yazdı. Yazdığı yazıda şöyle dedi:

«Bismillahirrahmanirrahîm

Mehdi Muhammed b. Ali'ye

Muhtar b. Ebi Ubeyd'den. Ben. Kendisinden başka ilâh olmayan Allah'a hanıd ederim.

İmdi, arz olunur ki: öldürmek, esir etmek, sürmek ve tard etmek gibi hallerden birisile düşmanlarınızdan intikam almak özre, Allah, beni göndeı?-mişrir.

I'lamd olsun ki Allah, sizi Öldüreni, öldürdü! Sizuî yardımcınıza yardım etti.

Sana: Ömer b. Sa'd'le oğlunun başını gönderdim.

Hüseyin'in ve Ehli Beyt'inİn —ki Allah, Onlara rahmet etsin!-— kanlarına giren ve bu cinayete katılanlardan ele geçirebildiklerimizi Öldürdük. Geri kalanları yakalamaktan da. Allah, beni âciz kılmayacaktır.

Ey Mehdî! Görüşünü ve düşündüklerini, bana yaz. Ona göre hareket edeyim ve onun üzerinde olayım.

Vesselâmü aleyke ve rahmetullâhi ve berekâtüh ey Mehdî!» [78]

Süleyman b. Müslim-ül îclî'nin, babasından rivayetine göre: Ömer b. Sa'd ile oğlunun boyunları vurulduktan ve cesedleri, kuru ağaca asıldıktan sonra ateşlenerek yakılmıştır. [79]

 

Hakîm b. Tufeyl'in Öldürülmesi :
 

Muhtar; Abdullah b. Kâmil'i, Hakim b. Tufeyl-üt Tâî el'Sinbisî'ye gönderdi.

Hakîm b. Tufeyl; Abbas b. Ali, şehid olunca, Onun elbisesini soymuş ve Hz. Hüseyin'e ok atmıştı.

Hakîm «Okum, Hüseyin'in cübbesinde asılı kaldı. Ona, bir zarar vermedi!» derdi.

Abdullah b. Kâmil, gidip Hakim b. Tufeyl'i yakaladı.

Hakîm b. Tufeyl'in ailesi, Adiy b. Hâtim'if [80] aaya koyup onun nüfuzundan faydalanmak istediler.

Adiy b. Hatim, onlara yolda kavuştu. Abdullah b. Kâmil ile konuştu.

Abdullah b. Kâmil «Onun işi hakkında benim yapabileceğim bir şey yoktur. Sen, Emir Muhtar'a kadar git. Bu işi, Onunla konuş!» dedi.

Adiy b. Hatim «Ben, Onun yanına gidiyorum!» dedi. Doğruca Muhtar'a gitti.

Abdullah b. Kâmil'in yanındaki Ehl-i Beyt Tarafdarları, îbn-i Kâmil'e: «Biz;. Adiy b, Hâtim'in, bu habîs hakkındaki şefaatini, Emîr Muhtar'm kabul etmesinden korkuyoruz. Sen, onun suçunu biliyorsun. Bizi, serbest bırak! Onu, öldürüverelim?» dediler.

Abdullah b. Kâmil «Siz, işinizi bilirsiniz!» dedi.

Haldim b. Tufeyl'i, elleri boynuna bağlı olarak, Anazilerin evine kadar götürdüler.

Ona «Abbas b. Ali'nin elbisesini sen soydun değil mi?

VAllahi, biz de, senin elbiseni, sağ olduğun ve bakıp durduğun halde, soyacağız!» dediler ve onun elbisesini soydular.

Ona «Sen ki, Hüseyin'e ok atmış ve Onu, okuna hedef edinmiştin ve: (Okum, onun elbisesine takılı kaldı. Ona, bir zarar vermedi!) derdin, değil mi,

Allah'a aııd olsun ki: senin, Onu okla vurduğun gibi, biz de, seni oka tutacak, okları, vücuduna saplayacağız!» dediler.

Okçular, hep birden ona ok attılar. Hakim b. Tufeyl, ölü olarak yere yıkıldı.

Öte yandan, Adiy b. Hatim; Muhtar'ın yanma girip onunla birlikte oturmuş, ne için geldiğini Muhtar'a haber vermişti.

Muhtar, ona «Ey Ebû Tarif! Hüseyin'in katillerini bulup öldürmeyi sen, helal saymayor musun,» diye sordu.

Adiy b. Hatim «Allah, Sana iyilikler versin! Hakîm b- Tufeyl hakkında yalan uydurulmuştur. O, suçsuzdur!» dedi.

Muhtar «Öyle ise, Senin hatırın için, onu bırakırız!» dedi.

O sırada, Abdullah b. Kâmil, içeri girdi.

Muhtar, ona «Adam, ne yapıyor?» diye sordu.

Abdullah b. Kâmil «Ehli Beyt Taraf darları, onu Öldürdüler!» dedi

Muhtar «Ne diye onu, benim yanıma getirmeden öldürmeye acele eltin? O, öldürülmeyecekti.

Bu Adîy, onun hakkında şefaat için gelmişti. O, şefaat edilmeğe, kayırıl-mağa lâyık bir kimse imi§!» dedi.

Adiy b. Kâmil «VAllahi, Ehli Beyt Tarafdarlan, bu hususta bana galebe çaldılar!» dedi.

Adiy b. Hâtİm «Yalan söylüyorsun ey Allah düşmanı! Ben, onun, senden daha hayırlı bir kimse olduğunu sanırım!

Benim, onun hakkında §efâat edeceğimi anlayınca, sen, onu Öldürdün!

Sen, bu yaptığın şeyden dolayı başına gelecek felâketi önleyemeyeceksin!» dedi.

Abduilâh b. Kâmil, ona ağır sözlerle cevap vermeğe davranınca, Muhtar, parmağıyla ağzına işaret ederek susmasını emr etti.

Abdullah b. Kâmil de, Adîy b. Hâtim'e çatmaktan vaz geçti. Adiy.b. Hatim; Muhtar'dan hoşnud, îba-i KârmTe kızgın olarak Muh-iar'm yanından ayrıldı.[81]

 
Mürre b, Münkız'ın Kaçıp Canını Kurtarması :
 

Muhtar, Abdullah b. Kâmil'i; Ali b. Hüseyin'in katili Abdulkays oğullarından Mürre b. Münkız b. Numan'a gönderdi.

Mürre, çok cesaretli bir adamdı,

Abdullah b. Kâmil, yakalamak için gidip onun evini kuşattı.

Mürre, iyi soy bir at üzerinde ve mızrağı elinde olduğu halde, dışarı çıktı. Abdullah b. Naciye'yi mı araklayıp yere yıktı. Fakat, ona zarar veremedi.

Abdullah b. Kâmil, tna kılıçla bir darbe indirdi,

Mürre, sol elile korundu. Abdullah b. KâmıTin arkadaşları da, onun üzc^ rine saldırdılar.

Mürre, atını tepip kaçmağa ve Mus'ab b. Zübeyr'in yanına varmağa mu vaffak oldu.

Mürre'nin aldığı kılıç darbesinden, eli çolak kaldı[82]

 

Zeyd b. Rukad'm Öldürülmesi :
 

Muhtar; Abdullâh-uş Şakirî'yİ, Zeyd b. Rukad'a Gönderdi.

Zeyd «Ben; onlardan bir gence ok atmış, genç, avucunu alnına tutarak korununca, onun avucunu, alnına mih.lamis.tim! Kendisi, ovucunu, alnından ay ıra m anı ıstı.

Ona, ikinci bir ok attım. Yanına geldiğim zaman, onu ölmüş buldum!

Onu, göğsünden vurup öldüren okumu çekip çıkardım. Alnına saplanan okumu da kıvırıp çıkarmağa çalıştımsa da, ok demiri, onun alnında kaldı. Bir türlü çıkaramadım!» derdi.

Zeyd b. Rukad'm. okla alnından ve göğsünden vurduğu bu genç, Abdullah b. Müslim b. Akîl idi.

Abdullâh-üş Şâkİrî, adamlarile birlikte gidip Zeyd b. Rukad'm evini kuşattı;

Zeyd. kılıcını sıyırarak dışarı çıktı. Kendisi, çok cesaretli idi. 332

Abduliâh-üş Şakin: «Siz, onu, ne kılıçla, ne de, mızrakla vurmağa çalışmayınız. Fakat, oka ve taşa tutunuz!» dedi. Öyle yaptılar.

Zeyd, yere yıkıldı.

Abdullâh-üş Şakiri «Ölmek ime ise, onu, evden dışarı çıkarınız!» dedi. Evden dışarı çıkardılar.

Abdullâh-üş Şakırı, ateş getirtti. Canı çıkmadan, Zeyd'i diri iken ateşleyip yaktı! [83]

 

Kendileri Ele Geçirilemiyerek Evleri Yıktırılanlar:
 

Muhtar. Sinan b. Enes'i arattırdı.

Sinan «Hüseyin'i, ben Öldürdüm!» diyerek övünürdü. Korkusundan, Basra'ya kaçmıştı.

MuMa  inan'ın evini yıktırdı.

Muhtar, Abdullah b. Ukbet-ül Ganevî'yi arattırdı. O da, korkarak Cezi re'ye kaçmıştı.

Muhtar, onun da. evini yıktırdı.

Abdullah b. Ukbe «Ben, onlardan bir. çocuk, Esed oğullarından da, bir adam Öldürdüm!» derdi.

Abdullah b. Urvet-ül Has'amî, arandı.

Bu da «-Ben, onlara tehlikeli on iki ok attım!» derdi.

Abdullah b. Urve, ele geçirilemedi. Kaçıp Mus'ab b. Zübeyr'e katılmıştı.

Muhtar, bunun da, evini yıktırdı. [84]

 

Amr b. Subeyh'ın Öldürülmesi:
 

Suda' oğullarından Amr b. Subeyh, arandı.

Kendisi «Ben, onlardan bazısını mızrakladım. Bazısını yaraladım. Fakat, hiç birini öldürmedim!» derdi.

Bir gece. Amr b. Subeyh'a gidildi. Kendisi, evin damında oturuyordu.

Kendisine gözcüler gönderildiğini bilmiyordu. Kılıcı da başucunda asılı duruyordu.

Onu, ansızın yakaladılar ve kılıcını da, başucundan aldılar. Amr b. Subeyh «-Allah, senin gibi kılıcın belâsını versin!

Seni ne diye bana yaklaştırmadılar da, benden uzaklaştırdılar?» diyerek yırtındı, durdu.

Amr b. Subeyh, Muhtar'a götürüldü. Muhtar, onu, köşkte, yanında haps etti.

Sabah olunca, Amr b. Subeyh'ın adamlarına izin verildi. «Dileyen, yanına girsin!» denildi.

Halk, içeri girdiler. Amr b. Subeyh, bağlı olarak onların yanına getirilince «VAllahi, ey kâfirler, fâcirler topluluğu! Eğer, kılıcım elimde olaydı, siz, beni getiremeyeceğinizi, beni, sizden başkalarının öldürebileceğini öğrenirdiniz!

Anladım ki: siz, Allah'ın yarattıklarının kötülerisiniz.

Ben, elimde bir kılıç bulunmasını ve içinizde onunla bir müddet size kılıç vurmayı ne kadar arzu ederdim!» dedi. Sonra, elini kaldırıp yanında bulunan Abdullah b. Kâmil'in gözüne çarptı.

Abdullah b. Kâmil, güldü. Onun elini tutup bağladı. Sonra da «Senin, Mu-hammed Hanedanını yaraladığını ve mızrakladığını söylüyorlar. Biz de, sana bu suçun için uğradık!» dedi.

Muhtar «Bana bir mızrak getiriniz!» dedi. Getirildi. «Onu, ölünceye kadar mızraklayınız!» dedi.

Amr b. Subeyh'ın vücuduna, ölünceye kadar, mızrak sapladılar. [85]

 

Ebû Zür'a Oğullarının Öldürülmesi:
 

Muhtar'ın adamları, Ebû Zür'a oğullarının evine uğradılar. Damın üzerinden ok attılar. Nihayet, evin içerisine girdiler.

Hebyat b. Osman, b. Ebî Zür'a, Abdurrahman b. Osman, b. Ebî Zür'a, Öldürüldü.

Abdulmalik b. Ebî Zür'a. ise, başından yaralanmış olarak kaçtı. Muhtar'ın yanına girdi. O da, karısı Ummü Sabit bint-i Semüre b. Cündüb'e emr etti. Abdulmalik'in başının yarığını tedavi ettirdi. Sonra. Abdulmalik'i çağırdı.

Abdulmalik «Benim suçum yok!» dedi. [86]

 

Muhammed b. Eş'as'ın Arattırılması ve Köşkünün Yıktırılması :
 

Muhammed b. Eş'as b. Kays, Kadisiye yanında Eş'as köyünde idi.

Muhtar; Havşeb'i, yüz kişilik bir birlikle onu yakalamağa gönderdi. «Ona git! Av arayıcı, yahut gizli.bir yerde av gözleyici, yahut sağına, soluna korka korka bakımcı, yahut gizlenici, saklama olarak onu yakalayıp öldürmeğe nasıl muvaffak olursan ol, başım bana getir!» dedi.

Halbuki, o, daha önce, Mus'ab'ın yanma gitmiş bulunuyordu. Havşeb, gitti. Muhammed b. Eş'as'ın köşkünü kuşattı.

Havşeb ve arkadaşları, bir müddet köşkün üzerinde beklediler. Sonra içeri girdiler. Muhammed b. Eş'as'ı bulamadılar. Dönüp Muhtar'm yanına geldiler.

Muhtar, adam gönderip Muhammed b. Eş'as'ın köşkünü yıktırdı. Hucr b. Adiyy'in, Ziyad b. Sümeyye tarafından yıktırılmış olan evini, onun ker-piçlerile yaptırdı. [87]

Muhammed b. Eş'as; Mus'ab b. Zübeyr tarafından Muhtar üzerine gönderilen orduda vazife almış, yapılan çarpışmada kendisi ve maiyyeti Öldürülmüştür. [88]

 

Muhammed b. Eş'as Hakkında Bilgiler:
 

Muhammed b. Eş'as'ın babası Eş'as, Yemenli olup Peygamberimizin vefatında irtidad etmişti. Yakalanıp zincir vurularak Medine'ye getirilince, Hz. Ebu Bekir'e «Ey Resûîullâh'm Halifesi! Beni öldürme, sağ bırak ve kız kardeşim de ,bana nikâhla! diye yalvarmış, Hz. Ebû Bekir de, onu af etmiş ve kız kardeşi Ümmü Ferve'yi de, ona nikahlamıştı.

Muhammed b. Eş'as, işte bu evlenme neticesinde doğmuştu.Muhammed b. Eş'as, Hz. Hasan'ın da, kaim biraderi di. [89]

 

Kays b. Eş'as'ın Öldürülmesi:
           

Kays b. Eş'as, Basra'da iken, ev halkını görmek üzre, Abdullah b. Kâ-mil'İn himayesi altında Küfe'ye girmişti.

Abdullah b. Kâmil, Muhtar'ın yanına varıp «Ey Emîr! Kays b. Eş'as, himaye edilmesini benden istedi. Ben de, onu, himayem altına aldım. Ona verdiğim himayemi muteber ve geçerli say!» dedi.

Muhtar, bir müddet sustu. Sonra «Yüzüğüne bîr bakayım!» dedi. Onu alıp parmağına taktı. Yüzük, bir müddet Muhtar'ın parmağında durdu. .Sonra, Ebû Amre'yi çağırdı. Yüzüğü, ona verdi ve «Abdullah b. KâmÜ'in hanı-mına. git. Ona: Bu yüzük, kocanın alâmetidir.'Beni, Kays b. Eş'as'ın, yanına koyacaksın. Onu, Muhtardan kurtaracak bazı işler hakkında kendisile gö rüşme yapmak istiyorum! de!» dedi.

Kadın, Ebû Amre'yi, onun yanma soktu.

Ebû Amre, kılıcını sıyırıp Kays b. Eş'as'ın boynunu vurdu. Başını alıp Muhtar'a götürdü. Onun önüne attı.

Muhtar «Hüseyin'in kadifesini alan, yağmalayan bu ha?» dedi.

Hz. Hüseyin şehid edildiği zaman, Ona âid kadifeyi (yorganı) ganimet olarak Kays b. Eş'as almış, bundan dolayı kendisine (Kays" kadife!) adı takılmıştı.

Abdullah b. Kâmil, Muhtar'a «İnnâ lillâhi ve İnna ileyhi raciûn! Sen, benim himaye.ni altında bulunan, konuğum ve dostum olan bir kişiyi öldürdün!?» dedi.

Muhtar «Allah aşkına sus! Sen, Peygamberinin Kızının'Oğlunu öldürenle
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
ZİNA ETMEK İSTEYEN GENÇ Öykü - Hikaye ve Kıssalar « 1 2 » Mana-i Harfi 16 909 Son Mesaj 07 Mart 2012, 18:00:04
Gönderen: vuslat_ül şehadet
Kİşİ SEVDİğİYLE BERABERDİR İslami Hayat Tarzı esedullah1 4 1025 Son Mesaj 15 Mart 2009, 20:28:03
Gönderen: mariye
TOPLAM KAÇ KİŞİ ?? Çocuk için Oyun ve Resimler « 1 2 » __YaZ_yAğMuRu__ 10 590 Son Mesaj 09 Ocak 2009, 10:35:51
Gönderen: _uMuT_
Evlenmek İsteyen Genç Sahabeler'in Hayatından Tablolar HabiR 2 278 Son Mesaj 03 Kasım 2009, 17:56:08
Gönderen: yas gülü
Kerbela’ya Yürüyüş Dirilişin Hikâyesidir Düşünce yazıları/Makaleler kudus 0 140 Son Mesaj 28 Aralık 2009, 21:07:21
Gönderen: kudus
HAYVANLARIN DİLİNİ ÖĞRENMEK İSTEYEN ADAM Öykü - Hikaye ve Kıssalar nakşi gülü 0 103 Son Mesaj 10 Mart 2011, 00:48:51
Gönderen: nakşi gülü
KERBELA’NIN İNTİKAMINI ALMAK İSTEYEN KİŞİ-1 Sahabeler'in Hayatından Tablolar umeyr21 0 261 Son Mesaj 04 Mayıs 2011, 17:20:28
Gönderen: umeyr21