0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: KİŞİ SEVDİĞİ İLE BERABERDİR  (Okunma Sayısı 100 defa)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« : 02 Ağustos 2011, 20:34:53 »


Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in;

"Kişi sevdiği ile beraberdir." bu en sahih hadislerdendir. (Buhârî, Edeb 96; Müslim, Birr 165)

Enes RadıyAllahu Anhu şöyle demiştir:

"Müslümanlar İslam'dan sonra bu hadise sevindikleri kadar, başka bir şeye bu kadar sevinmediler. Ben Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'i, Ebu Bekir'i ve Ömer'i seviyorum ve onlar gibi amel edemesem de Allah'ın beni onlarla haşretmesini umuyorum."

Yine şöyle buyurulmuştur:

"İslam'ın en sağlam kulpu Allah için sevmek ve Allah için buğz etmektir." (Ahmed b. Hanbel, IV, 286. "İmânın en vasat kulpu Allah için sevmen ve Allah için buğz etmendir," lafzıyla rivayet etmiştir. Elbânî hadise hasen demiştir. Bkz. Silsiletul-Ahâdîsi's-Sahiha, IV, 227.)

Ancak bu, bir kimseyi Allah onu sevdiği için, o da Allah'ı ve bütün peygamberleri sevdiği için sevmekle olur. Zira Allah onları sever, iman ve takva üzere öldüğü bilinen herkes de sevdir. Zira onlar Allah'ın dostlarıdırlar. Nebî SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in cennetlik olduklarına şahitlik ettiği kimselerde olduğu gibi, Bedir ashabı ve Rıdvan biatine katılanları da Allah sever.

Nebî SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in cennetlik olduklarına şahitlik ettiği kimselerin cennetlik olduğuna biz de şahitlik ederiz.

Ama şahitlik etmediği kimselere gelince âlimlerden bir grup şöyle demiştir:

"Onun cennetlik olduğuna ve Allah'ın onu sevdiğine şahitlik edilemez."

Bir başka grup ise şöyle demiştir:

"Bilakis insanlar arasında iman ve takva sahibi olan kimseler anlaşılır ve Müslümanlar onları övmekte ittifak ederler. Mesela; Ömer b. Abdülaziz, Hasan el-Basrî, Süfyan es-Sevrî, Ebu Hanife, Malik, Şafiî, Ahmed, Fudayl b. Iyâz, Ebu Süleyman ed-Dârânî, Maruf el-Kerhî, Abdullah b. Mübarek RadıyAllahu Anhum gibiler böyledir. Bunların cennetlik olduğuna şahitlik ederiz. Zira sahih bir hadiste bildirildiğine göre;

"Nebî SallAllahu Aleyhi ve Sellemin yanından bir cenaze geçti. Sahabiler onu hayırla övdüler. Bunun üzerine:

"Vacip oldu, vacip oldu," dedi.

Bir cenaze daha geçti. Onu da kötülükleriyle andılar. Bunun üzerine yine:

"Vacip oldu vacip oldu," dedi. O'na:

"Ey Allah'ın Rasulü! "Vacip oldu, vacip oldu" demenizin anlamı nedir?" diye sorulunca şöyle cevap verdi:

"Hayırla övdüğünüz cenaze için cennet vacip oldu dedim. Kötülükle andığınız şu cenaze için de ona cehennem vacip oldu dedim."

"Niçin Ey Allah'ın Rasulü?" dediler. Şöyle buyurdu:

"Güzellikle övülmesi ve kötülükle anılması sebebiyle böyle dedim." (Buhârî, Cenâiz 85; Müslim, Cenâiz 60)

Bu anlaşıldıysa, bu zamanın meşhur şeyhlerinin çoğunda cehalet, sapıklık, isyan ve günahlar vardır ki bu kötülükler insanların onlar için şahitlik etmesine manidir. Hatta onlar içinde Allah'ın dostları olan takva sahipleri, salih kullar, kurtuluşa eren Allah'ın fırkası olduğu gibi, münafık ve fasık olanlar da vardır. Nitekim şeyhler dışında tüccarlar, çiftçiler ve diğer sınıflardan kimseler içinde de cennetlik olanlar vardır.

Durum böyle olduğuna göre, kim akıbeti bilinmeyen bir şeyhle haşrolmak istiyorsa sapmış olur. Bilakis onun Allah'tan, peygamberiyle ve kullarından salih olanlarıyla haşrolmayı istemesi gerekir. Nitekim Allah Teala şöyle buyurmuştur:

"Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah'tır, Rasulüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılarlar, zekâtı verirler. Kim Allah'ı, Rasulünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır." (Maide, 55-56)

Buna binaen kim şeriata muhalif davranışları olan bir şeyhi severse ahirette onunla beraber olur. Şeyh cehenneme girerse, o da onunla beraber cehenneme girer.

Kitap ve sünnete muhalif olduğu bilinen şeyhler sapıklık ve cehalet ehlidirler. Kim onlarla beraber olursa, onun varacağı yer de sapıklık ve cehalet ehlinin varacağı yerdir.

Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali ve diğerleri gibi Allah'ın takva sahibi dostlarından olanlara gelince; bunları sevmek imanın en sağlam kulpudur ve takva sahiplerinin iyiliklerinin en önemlisidir.

Şayet kişi, Allah ve Rasulünün sevdiği hayırlı amelleri yapan bir kimseyi severse, işin iç yüzünü bilmese de Allah onu, Allah'ın ve Rasulünün sevdiklerine ulaştırır. Zira asıl olan Allah'ı sevmek ve Allah'ın sevdiklerini sevmektir. Kim Allah'ı ve Allah'ın sevdiklerini severse, Allah'ın dostlarından olur.

Ancak insanlardan pek çoğu hakikati olmadan muhabbet iddiasında bulunurlar.

Allah azze ve celle şöyle buyurmuştur:

"(Rasulüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın." (Al-i İmran, 31)

Seleften biri şöyle dedi:

"Bazı insanlar Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem zamanında Allah'ı sevdiklerini iddia ettiler. Bunun üzerine Allah Teala bu ayeti indirdi. Allah'ı, Rasulünü ve takva sahibi kulları sevmek onların sevdiklerini yapmayı, sevmediklerini terk etmeyi gerektirir, insanlar bu hususta büyük fazilet farkına sahiptirler. Bundan en çok nasibi olan, Allah katında en büyük dereceye sahiptir.

Ama bir kimseyi hevası için sevene gelince;

Bir kimse diğer bir kimseyi dünyalık bir şey elde etmek, bir ihtiyacını gidermek, malını yemek, asabiyet ve bunlara benzer bir şey için severse bu Allah için sevmek değildir. Bilakis bu nefsin hevası için sevmektir. İşte bu, sahiplerini küfre, fasıklığa ve isyana düşüren sevgidir.

Şeyhleri Allah için sevdiklerini iddia edenlerin çoğu şayet onları Allah için sevselerdi onları Allah'a itaat etmeleri sebebiyle severlerdi. Zira sevilen başkası için sevilirse, o sevgi başkasına tabi olur. Bir şahıs Allah için olmayan sevgiyle nasıl Allah için sevilir?

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'den ve Allah yolundan yüz çeviren bir kimse nasıl Allah için sevilebilir?

Şeyhleri, yöneticileri ve başkalarını sevenlerin çoğu onları Allah'ı sever gibi severek, onları O'na denk kabul ediyorlar. Allah için sevgi ile Allah'a rağmen sevgi arasındaki fark açıktır. Şirk ehli Allah'a ortaklar edinirler ve onları Allah'ı sever gibi severler.

İman edenler ise Allah'ı her şeyden çok severler, onlar iman ehlini de severler.

İman ehlinin sevgilerinin aslı Allah'ı sevmektir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever. Allah'ın sevdiğini seveni Allah da sever. Sevilenin sevdiği Allah için sevilendir. Allah bunu sever. Kim Allah'ı severse, Allah da onu sever. Allah'ı seveni de sever.

Şirk ehline gelince, denkler ve şefaatçiler edinirler de Allah'ın dışında onlara dua ederler.

Allah Teala şöyle buyuruyor:

"Andolsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz ve (dünyada) size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız. Yaratılışınızda ortaklarımız sandığınız şefaatçılarınızı da yanınızda göremeyeceğiz. Andolsun, aranız açılmış ve (ilah) sandığınız şeyler sizden uzaklaşıp gitmiştir." (En'am, 94)

Allah Teala, din tamamen Allah için olsun diye peygamberler göndermiş ve kitaplar indirmiştir.

Nebî SallAllahu Aleyhi ve Sellem sahih bir hadiste geldiğine göre şöyle buyurmuştur:

"Biz peygamberler topluluğunun dini tektir." (Buhari, Enbiya 50; Müslim, Fezâil 145)

Yol ve yöntemleri farklı olsa da, din tektir.

Allah Teala şöyle buyuruyor:

"Senden önce hiçbir rasul göndermedik ki ona: "Benden başka (ibadete layık) ilâh yoktur; şu halde bana kulluk edin" diye vahyetmiş olmayalım." (Enbiya, 25)

"Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize (ümmetlerine) sor! Rahman 'dan başka tapılacak ilahlar (edinin diye) emretmiş miyiz?"  (Zuhruf, 45)

"Andolsun ki biz, Allah 'a kulluk edin ve Tâğut 'tan sakının' diye (emretmeleri için) her ümmete bir rasul gönderdik." (Nahl, 36)

Allah, Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem'i gönderdikten sonra, davetin ulaştığı kimselerden onunla gönderdiği şeyden başkasını kabul etmez. Zira onun daveti bütün insanlar hakkında umumidir.

Allah Teala şöyle buyurmuştur:

"Biz seni ancak bütün insanlara gönderdik." (Sebe, 28)

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem de şöyle buyurmuştur:

"Bu ümmetten beni işiten ister Yahudi, ister Hıristiyan olsun kim bana iman etmezse ancak cehenneme gider." (Müslim, İmân 240)

Bütün insanların Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem'e tabi olması ve Allah'a başka bir şeyle değil yalnızca Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in şeraitine göre ibadet etmesi gerekmektedir.

Allah Teala şöyle buyurmuştur:

"Sonra da seni din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin isteklerine uyma. Çünkü onlar, Allah'a karşı sana hiçbir fayda veremezler. Doğrusu zalimler birbirlerinin dostlarıdırlar. Allah da takva sahiplerinin dostudur." (Casiye, 18-19)

Bunun üzerine mü'minlerin bir araya gelmeleri, ayrılmamaları gerekir.

Nitekim Sahîhu Müslim'de yer alan bir hadise göre Nebî SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

"Şüphesiz Allah sizin için üç şeyden razı olur:

O'na kulluk etmeniz ve hiçbir şeyi O'na şirk koşmamanız,

Allah'ın ipine toptan sarılıp ayrılmamanız ve

Allah'ın başınıza idareci kıldıklarına nasihat (ve itaat) etmeniz." (Müslim, Akdiye 10; Mâlik, Kelâm 20)

- Hıristiyanların Mesih'e,

- Yahudilerin Musa'ya,

- Rafızilerin Ali'ye,

- Aşırı gidenlerin şeyhlerine ve imamlarına sevgisi gibi sevgiler Allah'tan başkası için sevmektir.

Onların bir şeyhe veya imama sevgi beslemeleri ve rütbede ona yakın veya eşit olan benzerlerinden nefret etmeleri, Kitap ehlinin bazı peygamberlere iman edip bazılarını inkar etmesi, Rafızilerin de bazı sahabilere dostluk edip bazılarına da düşmanlık etmesi ve bazı fıkıh ve zühde intisap eden taassup ehlinin şeyhlerin ve imamların bazısına dostluk edip bazısını kabul etmemesi gibidir.

Mü'min ancak bütün iman ehline dostluk edendir.

 Allah Teala şöyle buyuruyor:

"Müminler ancak kardeştirler." (Hucurat, 10)

Nebî SallAllahu Aleyhi ve Sellem de şöyle buyurmuştur:

"Mü'min, mü'min için birbirini destekleyen duvar gibidir." (Bu esnada parmaklarını kenetleyerek gösterdi.) (Buhârî, Salât 88; Müslim, Birr 65)

Diğer bir hadiste ise şöyle buyurmuştur:

"Mü'minler tıpkı başı ağrısa, cesedinin diğer yerleri ateş ve uykusuzlukla ona katılmaya çağıran bir adam gibidir." (Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66)

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

"Birbirinizden ilişkinizi kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, Allah'ın kardeş kulları olun." (Buhârî, Edeb 57; Müslim, Birr 30)

Allah için sevmekle, Allah'tan başkası için sevmeyi açıklayan şeylerden birisi de Ebu Bekir RadıyAllahu Anhu'nun Nebî SallAllahu Aleyhi ve Sellem'i Allah için halis bir şekilde sevmesidir.

Amcası Ebu Talib ise onu Allah için değil, hevası için seviyor ve bunun için ona yardım ediyordu. Allah Ebu Bekir'in amelini kabul etti ve onun hakkında şu ayeti indirdi:

"En çok korunan ise ondan (ateşten) uzak tutulur. O ki, Allah yolunda malını verir, temizlenir. Onun nezdinde hiçbir kimseye ait şükranla karşılanacak bir nimet yoktur. O ancak Yüce Rabbinin rızasını aramak için verir. Ve o (buna kavuşarak) hoşnut olacaktır." (Leyl, 17-21)

Ebu Talib'e gelince; ondan bir şey kabul edilmedi. Ebu Bekir ecrini ve ödülünü ne insanlardan, ne de Nebî SallAllahu Aleyhi ve Sellem'den bekledi. Bilakis O'na iman etti, onu sevdi, ona canıyla, malıyla yardım etti ve bununla Allah'a yaklaştı, ecrini Allah'tan istedi.

Kişi Allah için ihlâsı çoğalttıkça Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in şefaati ona yakın olur.

Ebu Hureyre RadıyAllahu Anhu Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'e:

"Ey Allah'ın Rasulü! Senin şefaatinle şereflenmeye en layık olan kimdir?" diye sormuş o da şöyle cevap vermiştir:

"Allah'ın rızasını isteyerek la ilahe illAllah (Allah'tan başka ibadete layık ilah yoktur) diyen kimsedir." (Buhârî, İlm 34)

Ancak Allah'ın dışında şefaat etmesi için bir kimseye tevekkül edenler veya bağlananlar, Allah'ın dışında şefaatçi edinen müşrikler gibidirler.

Allah Teala şöyle buyuruyor:

"Yoksa onlar Allah'tan başkasını şefaatçiler mi edindiler? De ki: Onlar hiçbir şeye güç yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi (şefaatçi edineceksiniz)? De ki: Bütün şefaat Allah'ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz." (Zümer, 43-44)

"Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde (devirde) yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır. O'ndan başka ne bir dostunuz, ne de bir şefaatçiniz vardır." (Secde, 4)

Seleften bir grup şöyle dedi:

Bazı kavimler Mesih'e, azizlere ve meleklere dua ediyorlardı. Allah Teala bu peygamberlerin ve meleklerin de kendileri gibi kulları olduğunu ye onların da Allah'a yakınlaşmaya çalıştıklarını, Allah'ın rahmetini umup azabından korktuklarını açıkladı.

Müşrikler ise Allah dışında ortaklar edinip Allah'ı sever gibi onları severler. Onları Allah katında kendilerine şefaat edilecek şefaatçiler edinirler. Hâlbuki onların arasında sevilenler vardır ve Hıristiyanların Mesih'e duydukları sevgiden dolayı koştukları şirk gibi, şirk koşulanları vardır

Müminlerin ise Allah'a olan sevgileri daha fazladır. Onlar yalnızca Allah'a ibadet ederler, ona hiçbir şeyi ortak koşmazlar.

Peygamberleri ve başkalarını Allah'ı sever gibi sevmezler. Bilakis sevdiklerini Allah için severler.

Dinlerini Allah için halis kılarlar. Bir kimsenin kendilerine ancak Allah'ın izni ile şefaat edebileceğini bilirler.

Allah'ın kulu ve rasulü Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem'i Allah sevdiği için severler.

Onun Allah'ın kulu olduğunu ve Allah'tan tebliğ ettiği şeyleri bilirler. Emirlerine boyun eğerler. Verdiği haberleri tasdik ederler.

Ancak Allah'tan ümit eder ve ancak Allah'tan korkarlar.

İsteyecekleri şeyleri sadece Allah'tan isterler.

Sahîhayn'de yer alan bir hadiste Nebî SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

"Şu üç kişinin özelliği kimde bulunursa o kişi imanın tadını alır:

- Allah ve Rasulü kendisine bu ikisi dışındaki şeylerden daha sevimli olan kişi,

- bir kimseyi ancak Allah için seven kişi ve

- Allah kendisini kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmekten ateşe atılmaktan hoşlanmadığı gibi hoşlanmayan kişi." (Tahrici daha önce geçti.)

Allah Teala şöyle buyurmuştur:

"De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, zarara uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Rasulünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez." (Tevbe, 24)

"Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah'ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah'ın lütfü ve ilmi geniştir." (Maide, 54)
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer: