0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Küfürden özgürlük beklenmez  (Okunma Sayısı 173 defa)
muhammed-i dava
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 420


« : 09 Eylül 2008, 11:03:55 »

A.Kadir Turan
--------------------------------------------------------------------------------
 
Küfürden özgürlük beklenmez   

Hepimizin Ramazana yönelik saygısızlıklardan rahatsızlığı vardır. Acaba bu rahatsızlığa yol açan saygısızlığın kaynağı nedir? Bu rahatsızlık, birilerinin sağlayacağı imkânlarla giderilir mi?

 
Küfrün iki yüzü vardır. Biri sert, diğeri yumuşak görünür. Bu iki yüzün hedefi aynıdır. Ancak yöntemleri farklıdır.

 Küfrün sert görünen yüzü dünya kurulalı hak dinin bütün etkinliklerine köktenci bir tavırla karşı çıkmakta, Allah için yapılan her tür çalışmaya karşı açık bir savaş yürütmektedir. Diğer yüzü ise sert yüzle aynı hedefte olmasına rağmen yasaklardan çok; kötülüğü kolaylaştırma, iyiliği zorlaştırma yöntemini kullanmakta, Allah için yapılan etkinlikleri garipleştirerek gündemden düşürme yöntemini uygulamaktadır.

 

Modern çağda küfrün sert yüzünü Marksist bakış açısı(ideoloji olarak değil, dünya görüşü olarak Marksizm), yumuşak yüzünü ise sol-liberal bakış açısı temsil etmektedir. Marksist bakış açısı, her tür ibadetin, dini hizmetin yasaklanmasından yanadır. Sol –liberal bakış açısı ise din hizmetlerinin zorlaştırılıp kötülük yolunun sonuna kadar açık olmasını dinin toplum gündeminden kalkması için daha kolay bir yol olarak görmektedir. Marksistler, yasaklamaların dini ortadan kaldırabileceğine inanırken sol- liberaller kötülük yolundaki aşırı özgürlüğün dine olan yönelişi keseceğini veya dini küfür için bir tehdit olmaktan çıkaracağını düşünmektedir.

 

Bu memlekette önce Marksist anlayış uygulandı. Camiler, ibadete kapatıldı. Arapça ezan yasaklandı. İslami kıyafetlerle dışarı çıkış engellendi. Kur’an eğitimi Sosyalist ülkelerde olduğu kadar zorlaştırıldı. Resmi görevlilerin mesai günlerinde namaz kılması, oruç tutması neredeyse imkânsız hale getirildi. Hatta Ramazan döneminde, balo gibi etkinlikler kasıtlı olarak tatil günlerinde ve gündüz saatlerinde yapıldı. Resmi görevliler ve şehirlerin eşrafı Ramazanda sadece oruç bozmaya değil, içki içmeye de zorlandı. İnsanların bilinçaltındaki kutsaliyet anlayışı tamamen yok edilmek istendi.

 

Marksist anlayışın istenen sonucu vermemesi, hatta küfrün kazanımlarını da tehlikeye düşürecek kadar halkın tepkisini çekmesi birilerini sol-liberal anlayışa zorladı. Memlekette Müslümanlara olabildiğince kısıtlanmış bir özgürlük sağlandı. Buna karşılık insanı kendi özünden uzaklaştıran kötülüklerin önü sonuna kadar açıldı. Her İslami etkinlik için verilen izne karşılık bir küfür kapısının açılması şart koşuldu. (Arapça ezan okunmasına izin veren hükümetle halk plajlarını açan hükümetin (DP), bir taraftan imam hatip okulları açarken öbür taraftan sayısız kumarhane ve eğlence yerinin açılmasına ön ayak olan hükümetin (ANAP) aynı olması bu konuda sadece iki örnektir.)

 

Bugün bir zihniyet hala bu sol- liberal yaklaşıma bile tam razı olmuş değil, başörtüsü konusunda olduğu gibi kısmen yürürlükte olan o Marksist yaklaşımı özlemektedir. Sol- liberaller ise Müslümanlara yönelik özgürlüklerin genişletilmesine karşı sıkı bir denetim uygulamakta, bu yöndeki adımları medyayı ve kimi devlet güçlerini kullanarak engellemekte, öte yandan küfrün her türünü özgürlük adı altında savunmaktadır.

 

Bunun için, hâlâ bu memleketin en dindar kentlerinde bile Ramazan ayında lokantalar lezzetli yiyecekleri vitrinlerde sergilemekte, en dindar kentlere sefer yapan uçaklarda bile insanlara içki servisi yapılmaktadır. Devlet dairelerinde ve okullarda kış aylarına denk gelen Ramazanlarda oruç tutanlara iftar saatinde on beş dakikalık bir izin bile verilmemektedir. Yaz aylarındaki Ramazanlarda mesaiye kalanlar için kolaylaştırıcı hiçbir çalışma yapılmamaktadır.

 

Bunun için, hâlâ okullarda mescitlerin açılmasına karşı çıkılmakta, devlet dairelerinde resmi anlamda bir beş dakikalık namaz izni verilmemektedir. Memurların Ramazanda bile cuma namazına gidişi kolaylaştırılmamaktadır.

Bunun için, Müslümanların işini kolaylaştırmaya çalışanlar cezalandırılmaktadır. Refah Partisinin kapatılmasındaki en önemli gerekçelerden biri neydi, biliyor musunuz? Partinin iktidarda olduğu yıl kış mevsimine denk gelen Ramazan ayında memurlara iftar için bir saat işten erken ayrılma izninin verilmesi… Bu girişim, önce Danıştay tarafından iptal edildi, ardından Anayasa Mahkemesinde partiyle ilgili davada devlet işlerini dine uydurma kapsamında değerlendirilerek kapatılma gerekçesi kabul edildi.

 

Üstelik bu durum sadece Marksist anlayışta olanlar tarafından değil, sol-liberaller tarafından da onaylandı. O özgürlükten yana olduğunu iddia eden sol-liberaller tarafından…

 

Özgürlük, özgürlük, özgürlük… Onların oruç tutmama özgürlüğü var. Biri oruç tutmayan birine iki söz söylese medya bütün ülkeyi ayağa kaldırıyor, bazı kurumlar derhal “Laiklik elden gidiyor” bildirileri yayınlıyor. Ya oruç tutan memurun zamanında iftarını açma özgürlüğü, namaz kılan öğrencinin vaktinde namaz kılma özgürlüğü? Ya da oruçlu bir insanın yüzüne savrulan sigara dumanından rahatsız olup buna tepki gösterme özgürlüğü? Ramazan gününde sokağında gün ortasında köfte pişirilen Müslümanın sadece bunu bu saatte yapmayın diyebilme özgürlüğü? Sahurda gece kulüplerinin gürültüsüyle rahatsız edilen Müslümanın bari bizi bu ayda rahat bırakın diyebilme özgürlüğü? Bunların hiçbirinin onların özgürlük kitabında yeri yok. Çünkü onların özgürlüğü yalnız kendileri içindir. Onların anlayışında “Köpekler serbest, taşlar bağlı!” Onlardan özgürlük dilenmez.

 

Meşhur sözdür: “Özgürlük verilmez, alınır.” Müslüman, kendi özgürlüğüne kendisi sahip çıkmalı, rahatsızlığını dile getirebilmeli, yasakçıları, sahte özgürlükçüleri teşhir etmeli. Daha da önemlisi oruç tutanların sayısının artması için Allah’ın dinini kendi bilgisi ölçüsünde insanlara anlatmalı. İslam’ın garip din olmaktan kurtulup küfrün garipliğe ve yok oluşa sürükleneceği ortama kavuşmak için gecesini gündüzüne katmalıdır.

                                                                   


 
 
 
Moderatöre Bildir   Logged

Gün gelir Yusuf'un gömleğini elbet koklar,hasretin kör gözüne süreriz be canım ANNEM. Ve birgün güneş bizim için de doğar elbet,kasvetli ve sisli dağların ardından...
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Özgürlük, Kutlu Özgürlük / şehid Dr.Ali ŞERİATİ Düşünce yazıları/Makaleler vuslat 2 289 Son Mesaj 12 Haziran 2009, 21:08:12
Gönderen: kevir
Hicab Ve Özgürlük İlkesi İslamda Kadın ve Tesettür vuslat 0 198 Son Mesaj 30 Nisan 2008, 22:27:59
Gönderen: vuslat
EY GÜÇ VE ÖZGÜRLÜK PEYGAMBERİ Düşünce yazıları/Makaleler seriyye 0 141 Son Mesaj 17 Şubat 2009, 01:54:54
Gönderen: seriyye
özGürLük ÂmâK-ı HâYâL ÂmâK-ı HâYâL 7 569 Son Mesaj 31 Aralık 2009, 20:39:03
Gönderen: ÂmâK-ı HâYâL
ÖzgürLük MücadeLesi. Kendi kalemizinden yazılarınız asra 2 309 Son Mesaj 16 Haziran 2009, 18:18:38
Gönderen: HabiR
Özgürlük Gemisinden Yayın.. Filistin Özel Le_Nasbirenne 0 132 Son Mesaj 26 Mayıs 2010, 15:00:38
Gönderen: Le_Nasbirenne
Adı özgürlük [ klip ] Türkçe Eserler vuslat 0 169 Son Mesaj 30 Ekim 2010, 15:00:11
Gönderen: vuslat