0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Kul Hakkı  (Okunma Sayısı 313 defa)
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« : 20 Nisan 2011, 08:15:52 »

Yüce dinimiz İslam’da , Allah hakkı ve kul hakkı ayrı mütalâa edilir. Allah hakkı (hukûkullah) denilince ilk planda imân ve ibâdet gibi yalnızca Allah’a yöneltilebilen , sadece O’nun lâyık olduğu haklar, ayrıca belirli bir kişi ve zümreyi değil kamu yarar ve düzenini ilgilendiren haklar kastedilir.
Kul hakkı (hukûk-u ibâd) ise, sonuçta kamu yararını ilgilendirse bile ilk planda ferde ait bir menfaatin korunmasını hedef alan ve ferdin söz hakkının bulunduğu haklardır. Kul hakları, toplumda herkesi ilgilendiren ve fertlerin ortaklaşa sahip olduğu menfaat ve imkanlarından faydalanma haklarıdır. Kamu otoritesini elinde bulunduranlar fertlerin bu haklarını ellerinden alamazlar; alırlarsa kendi vatandaşlarına zulmetmiş olurlar. Bilinmelidir ki, zâlimlerin öbür dünyadaki hasmı Yüce Allah’tır.
Bu ülkede İmam-Hatip okullarında okuyan öğrencilere yıllarca zulmedildi. Üniversite kapıları açılmadı onlara. Lise fark dersi verme gibi bir muameleye tutuldular. Bir aralık, idareciler bu zulme son verdiler. Ama dört-beş yıldır bu zulüm tekrar geri geldi.ilgililer tamamen değil ama kısmen kaldırmak istediler bu zulmü. Ama başarılı olamadılar. Başarılı olamayınca da geri adım attılar . Bize göre yanlış yaptılar. Çünkü hak yolda yürüdüğüne inanalar geri adım atmazlar. Atarlarsa, zâlimlere ve haksızlara/zorbalara fırsat vermiş olurlar. Bu öğrencilerin istedikleri fakültede okuma hakları vardır. Bu, onların en tabiî haklarıdır. Kamu otoritesini elinde bulunduranların bu hakkı iptal etme hakları yoktur. İptal ediyorlarsa zulüm işliyorlar demektir. Binlerce genç bir ümitle günlerden beri bekleyip durdular. Şimdi de hayal kırıklığına uğradılar. Bu, zulüm değil de nedir?
Yüce Peygamberimiz, zulmü tarif ve tasnif eden, doğuracağı sonuçlarıda açıklayan bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Zulüm üç çeşittir:
1) Allah’ın günahını bağışlamayacağı zulüm,
2) Allah’ın,günahını bağışlayabileceği zulüm,
3) Allah’ın zâlimini bırakmayacağı zulüm.”
Yüce Peygamberimiz, bu zulüm çeşitlerinin neler olduğunu şöyle açıklar:
1) Allah’ın zâlimini bağışlamayacağı zulüm, şirktir; yani Yüce Allah’a ortak koşmaktır. Çünkü, Yüce Allah “şirk, pek büyük bir zulümdür” diye buyurmaktadır.
2) Allah’ın (dilerse) bağışlayabileceği zulüm, ilâhî emirleri ve yasakları çiğneyerek kulların, nefisleri aleyhine işledikleri, kendileri ile Rableri arsında kalan zulümdür.
3) Allah’ın zâlimini bırakmayacağı zulüm ise insanların birbirlerinin haklarına tecavüzle yaptıkları zulümdür ki, Allah onu zâlimin yanına bırakmayacak, zâlimden hakkını alıp mazlûma verecektir.
Geri adım atanlar bunları biliyorlar. Bildikleri halde neden böyle yanlış yapıyorlar? Onlar da, başkalarının kendilerine zulmettiklerini söyleyeceklerdir. Bakınız, zâlimler hakkında yüce Allah ne buyuruyor:
“Bu kıyamet günü , herkese yaptığının karşılıkları verilir. Bugün haksızlık yoktur. Doğrusu Allah, hesabı çok çabuk görendir. Ey Muhammed onları, yüreklerin ağza geleceği, tasadan yutkunacakları, yaklaşan kıyamet günüyle uyar. Zâlimlerin, ne dostu ne de sözleri dinlenecek şefaatçisi olur.” (el- Mü’min, 17-18)
Kur’an ve sünnetin açıklamalarına göre, dünya hayatında buhranlara ve âhirette âzâba birinci derece de sebep olacak günah kulların hakkına tecavüzdür. Kul hakkı günahının tevbesi , Allah’tan afv dilemenin yanı sıra hak sahiplerinden helalık almaktır. İnsan bu anlamda Tevbe etme fırsatını bulamayabilir. Bunun içindir ki , Yüce Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
“ Her kim, bir kişinin manevî şahsiyetine ve maddî varlığına tecavüz ederek zulüm günahını yüklenmişse aman, altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet günü gelmeden hak sahibi ile helalleşsin.”
İmam-hatip lisesi ve meslek lisesi öğrencilerine zulmedenler ve bu zulme ortak olanlar! Siz, son nefesinizi verirken bu kadar insan ile nasıl helalleşme imkanı bulacaksınız? Öyle ise, lutfen, gelin bu yanlıştan ve bu zulümden dönün.
Zâlimlerin öbür dünyalarının perişan olduğunu haber veren Yüce Peygamberimiz mâzlumlar için de şöyle bir müjde vermektedir: Ebû Hureyre anlatıyor:
Allah’ın Rasûlü, sahâbîlerine şöyle bir soru sordu:
- Size cennetliklerden bir topluluğu tanıtayım mı?
- Evet, tanıt ya Rasûlellah.
- Onlar, zulme uğramış bulunan güçsüz kişilerdir.
Mazlûmlar, sizinde güleceğiniz bir gün var. Bir gün gelecek ki, siz güleceksiniz! zâlimler de ağlayacak.

Prof.Dr.Mustafa AĞIRMAN
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 2257


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #1 : 21 Nisan 2011, 22:51:31 »

şehidlerin  bile, Allah-u Zülcelalin yanında çok kıymetli olmalarına rağmen, Allah-u Zülcelal hak sahiplerini affetmediği sürece, şehitlerin dahi kul haklarını affetmez. Onun için Hz. Peygamber (asv) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

"Şehidin, borcunun dışındaki bütün günahları bağışlanır. " (Müslim)

Bu hadis-i şerifte kul hakkının ne kadar çok önemli olduğu anlaşılmaktadır. Bu yüzden kul hakkına girmemeye çok dikkat etmek lazımdır. İnsanları kırmayan, zarar vermeyen, bir malı borç alıp da geri veren insan, kıyamet gününde rahat eder. Zulüm, insan için çok çirkin bir elbisedir ve sahibini kıyamet gününde azaba müstahak edecektir. Onun için insanın hem başka insanlara hem de kendisine zulmetmekten kaçınması lazımdır.
Kul hakkını yeniden hatırladık eline sağlık mexas hocam...
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
3RK4N
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331


Belli bir amaç belilrle ki, hayatının anlamı olsun


« Yanıtla #2 : 22 Nisan 2011, 11:03:28 »

 Kul hakkı derken genelde ilk akla gelen birilerinin malını yeme haksızlık yapma gibi şeyler. Genel anlamda bilinçli müslümanlar bu şekilde bir kul hakkını işlemezler. Fakat isteyerek yada bazen kendimizi mecbur hissetiğimiz ( ki tamamen mecbur his etmek şeytanın kuruntusudur) zamanlarda yapılan gıybetler sui zanlar bugün en büyük kul hakkı ihlalidir.
 Gıybet bugün en büyük kul hakkı ihlalleri arasındadır. Allah gıybeti kardeşinin ölü etini yemek ile eşdeğer tutmuştur. Biraz tefekkür edersek bu hastalığın hayatımızı ne kadar da kuşattığını anlayacağız. Evet gıybet kul hakkı ihlalidir. Hemde maalesef çokta dikkate alınmayan bir kul hakkı..
Moderatöre Bildir   Logged

Çaydanlık ne kadar havalı olsada bardağın önünde eğilir.
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
kadın hakkı- ali şeriati İslamda Kadın ve Tesettür vuslat 0 278 Son Mesaj 19 Eylül 2007, 23:49:08
Gönderen: vuslat
(Anne-Baba Hakkı) İslam'da Aile Hayatı MERXAS 0 138 Son Mesaj 27 Mayıs 2009, 09:42:58
Gönderen: MERXAS
Hakkı Gizleyen Belamlar Tevhid Ve Akaid hamza01 0 106 Son Mesaj 18 Ekim 2009, 18:25:14
Gönderen: hamza01
Kul Hakkı Beş Türlüdür İslami Hayat Tarzı kilimce 2 259 Son Mesaj 05 Mayıs 2010, 18:24:37
Gönderen: cürmümile
Kul Hakkı Kur'an-ı Kerim Genel ÂmâK-ı HâYâL 0 141 Son Mesaj 14 Eylül 2010, 12:35:26
Gönderen: ÂmâK-ı HâYâL
Kadının boşanma hakkı varmıdır? İslam'da Aile Hayatı Âl-i İmran 2 393 Son Mesaj 25 Ekim 2011, 14:06:05
Gönderen: azadî
anne hakkı Öykü - Hikaye ve Kıssalar vuslat_ül şehadet 0 31 Son Mesaj 10 Mayıs 2012, 05:50:33
Gönderen: vuslat_ül şehadet