0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 [2] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: KURAN'A GÖRE CESARET NEDİR?harun yahya  (Okunma Sayısı 396 defa)
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #10 : 15 Ekim 2009, 09:05:12 »

Hz. Süleyman

Hz. Süleyman da güzel ahlakın yaygınlaştırılmasında son derece cesur ve kararlı davranmış olan peygamberlerden biridir. Allah ona büyük bir hakimiyet nasip etmiştir. Güzel ahlakı insanlar arasında hakim kılma arzusu çok şiddetli bir şekilde tecelli etmiş, bu amaçla daha önce benzeri görülmemiş yöntemler geliştirmiştir. Cesareti pek çok toplumu derinden etkilemiş, sırf onun bu üstün vasfı, dirayet ve kararlılığı başka kavimlerin hayranlığını uyandırmıştır. Kendisine karşı büyük ordulara sahip olan Sebe melikesine haber yollayarak onun ve kaminin imana gelmesi için son derece etkili bir yöntem izlemiştir:

(Hüdhüd'ün mektubu götürüp bırakmasından sonra Saba melikesi Belkıs:) Dedi ki: "Ey önde gelenler gerçekten bana oldukça önemli bir mektup bırakıldı. Gerçek şu ki, bu, Süleyman'dandır ve 'Şüphesiz Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla' (başlamakta)dır. (İçinde de:) "Bana karşı büyüklük göstermeyin ve bana müslüman olarak gelin" diye (yazılmaktadır).

Dedi ki: "Ey önde gelenler, bu işimde bana görüş belirtin, siz (herşeye) şahidlik etmedikçe ben hiçbir işte kesin (karar veren biri) değilim".

Dediler ki: "Biz kuvvet sahibiyiz ve zorlu savaşçılarız. İş konusunda karar senindir, artık sen bak, neyi emredersen (biz uygularız).

Dedi ki: "Gerçekten hükümdarlar bir ülkeye girdikleri zaman, orasını bozguna uğratırlar ve halkından onur sahibi olanları hor ve aşağılık kılarlar; işte onlar, böyle yaparlar.

"Ben onlara bir hediye göndereyim de, bir bakayım elçiler neyle dönerler".

(Elçi hediyelerle) Süleyman'a geldiği zaman: "Sizler bana mal ile yardımda mı bulunmak istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır; hayır, siz, hediyenizle sevinip öğünebilirsiniz" dedi.

"Sen onlara dön, biz onlara öyle ordularla geliriz ki, onların karşı koymaları mümkün değil ve biz onları ordan horlanmış-aşağılanmış ve küçük düşürülmüşler olarak sürüp çıkarırız". (Neml Suresi, 29-37)

Hz. Süleyman'ın bu kararlı ve cesur tutumu, Allah'ın rızasını araması ve dünyevi hiçbir şeye tamah etmeyen tutumu Sebe melikesini derinden etkilemiş ve imanına vesile olmuştur:

… Dedi ki: "Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim; (artık) ben Süleyman'la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum." (Neml Suresi, 44)

Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #11 : 15 Ekim 2009, 09:05:52 »

Hz. Nuh

Hz. Nuh da söz dinlemeyen kavmine Allah'ın dinini büyük bir kararlılıkla tebliğ eden peygamberlerden biridir. Çok uzun bir süre boyunca kavmini doğru yola davet eden Hz. Nuh, bunu yaparken sayısız yöntem ve taktiğe başvumuştur. Ancak içinde bulunduğu kavim, hiçbir şekilde anlattıklarını kavramadığı gibi, doğru sözü dinlemeye tahammül dahi edememişlerdir. Bütün peygamberlere yaptıkları gibi, her türlü baskı ve yıldırma yöntemini kullanmışlar, böylesine mübarek bir insanı tehdit etmekten kaçınmamışlardır. Büyük bir sabır ve kararlılıkla tekrar tekrar onlara Allah'ın varlığını, ahireti anlatmasına rağmen Hz. Nuh'a kavminden iman edenlerin sayısı çok az olmuştur. Hz. Nuh'un tek başına verdiği bu mücadele, inananlar için büyük bir örnek olmuştur:

Dedi ki: "Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz davet edip-durdum. Fakat davet etmem, bir kaçıştan başkasını arttırmadı. Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler. Sonra onları açıktan açığa davet ettim. Daha sonra onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim". (Nuh Suresi, 5-9)

Hz. Nuh da diğer peygamberler gibi azgın inkarcıların hakaret, tehdit ve saldırılarına maruz kalmıştır.

Dediler ki: "Sana, sıradan aşağılık insanlar uymuşken inanır mıyız?"

Dediler ki: "Eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten taşa tutulup kovulacaksın". (Şuara Suresi, 115-116)

Fakat ne yılgınlık göstermiş ne de tebliğ vazifesinden feragat etmiş, cesaret ve kararlılıkla Allah'ın emrini kavmine tebliğ etmiştir. Öyle ki kavminin içinde kaldığı uzun bir süre boyunca bu güzel ve üstün ahlakı üzerinde taşımıştır.

Hz. Nuh'ta gördüğümüz ahlak, kınayanın kınamasından hiç çekinmeyen, aksine yalnızca Allah'ın rızasını kaybetmekten çekinen ve O'na tam bir teslimiyetle güvenen mümin tavrıdır. Ve Nuh Peygamber bu tavrıyla kendisinden sonra yaşamış olan bütün müslümanlara çok güzel bir örnek teşkil etmektedir.

Hz. Nuh kavminin her türlü alayını, azgınca tavrını göze alarak yalnızca Rabbinin emirlerini yerine getirmiş ve Allah'ın yardım vaadine kesin olarak iman etmiştir:

"Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi imal et. Zulmedenler konusunda bana hitapta bulunma. Çünkü onlar suda- boğulacaklardır".

Gemiyi yapıyordu. Kavminin ileri gelenleri kendisine her uğradığında O'nunla alay ediyordu. O: "Eğer bizimle alay ederseniz, alay ettiğiniz gibi biz de sizlerle alay edeceğiz" dedi. "Artık, ilerde bileceksiniz. Aşağılatıcı azab kime gelecek ve sürekli azab kimin üstüne çökecek". (Hud Suresi, 37-39)

Uzun süren mücadelesinin sonunda Allah, Hz. Nuh'un inkar eden kavmini cezalandırmış, onunla alay eden, ona eziyet eden ve onu tehdit edenleri suda boğmuştur. Hz. Nuh ve beraberindeki müminleri de kurtarmıştır. Hz. Nuh'un kıssası, Allah'ın, Kendi yolunda cesaret ve kararlılıkla mücadele edenlerin yaptıklarını boşa çıkarmayacağının, onları sabretmeleri dolayısıyla dünyada ve ahirette en güzel sona ulaştıracağının, onlara eziyet edip engel olmak isteyenlerden de mutlaka intikam alacağının yaşanmış bir örneğidir.

Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #12 : 15 Ekim 2009, 09:06:24 »

Hz. Meryem

Hz. Meryem Kuran'da iffeti, sabrı, samimiyeti, imanındaki kararlılığı ve 'kınayanın kınamasından korkmaması' ile tanıtılan bir mümindir. Allah tarafından seçilmiş, mucizevi bir şekilde eğitilmişti. Allah'a yakınlığı ve ahlakıyla üstün kılınmıştır:

Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya'yı ondan sorumlu kıldı. Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, yanında bir yiyecek buldu: "Meryem, bu sana nereden geldi?" deyince, "Bu, Allah katındandır. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verendir" dedi. (Al-i İmran Suresi, 37)

Allah'tan bir mucizeyle Hz. İsa'ya hamile kalan Hz. Meryem, olmadık iftiralara ve hakaretlere uğramasına rağmen, Allah'ın emirlerinden kesinlikle taviz vermeden kendisine emredilen herşeyi harfiyen yerine getirmişti.

Kavmiyle karşı karşıya kalan Hz. Meryem, tek başına inkar edenlere karşı koymuş, içinde bulunduğu durumun doğrusunu onlara cesurca hiç çekinmeden anlatmıştı. Ancak samimi izahları fayda etmemişti, çünkü kavmi son derece azgın bir kavimdi ve onu en aşağılık iftiralarla suçlamışlardı.

Bunun üzerine Allah Hz. Meryem'i büyük bir mucizeyle temize çıkartmış, mucizeler tecelli ettirerek onun doğru söylediğini kavme göstermişti. Hz. İsa'nın daha beşikteyken konuşmaya başlaması, ölümcül hastalıkları iyileştirmesi kavmin ona inanmasına vesile olmuştur.

O: "Benim nasıl bir erkek çocuğum olabilir? Bana hiçbir beşer dokunmamışken ve ben azgın utanmaz (bir kadın) değilken" dedi. (Meryem Suresi, 20)

Böylece onu taşıyarak kavmine geldi. Dediler ki: "Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın". "Ey Harun'un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi". Bunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti. Dediler ki: "Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz?" (İsa) Dedi ki: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. (Allah) Bana Kitabı verdi ve beni peygamber kıldı". (Meryem Suresi, 27-30)

Bu noktada kazanan, böylesine zor bir koşulda bütün kavmi tek başına karşısına alarak, yılmadan, büyük bir kararlılıkla mücadele eden Hz. Meryem olmuştur. Türlü iftiralara uğradığı halde şevk ve kararlılığını yitirmeyen Hz. Meryem, gösterdiği cesur, dirayetli müslüman karakteriyle bütün müminlere şevk ve cesaret timsali olmuştur. Allah'ın Kuran'da ismini zikrederek tüm iman edenlere de örnek kıldığı üstün bir makama ulaşmıştır:

Allah, iman edenlere de Firavun'un karısını örnek verdi. Hani demişti ki: "Rabbim bana kendi katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar." İmran'ın kızı Meryem'i de. Ki o kendi ırzını korumuştu. Böylece Biz ona ruhumuzdan üfledik. O da Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti. O, (Rabbine) gönülden bağlı olanlardandı. (Tahrim Suresi, 11-12)

Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #13 : 15 Ekim 2009, 09:07:07 »

Hz. Lut, Hz. Şuayb, Hz. Hud

Lut, Şuayb ve Hud peygamberlerin de içinde bulundukları kavimler, azgınlıkta ileri gitmiş, güzel ahlaktan tamamiyle kopup uzaklaşmış kavimlerdir. Lut kavminin diğer kavimlerden farklı olarak öne çıkan özelliği, büyük çapta cinsel sapkınlığa kapılmış olmalarıdır. Kavmini ahlaklı olmaya davet eden Hz. Lut'un sözlerine uymayan insanlar, Hz. Lut'tan ve onun telkinlerinden kurtulmanın yolunu, onu kavimden sürmekte bulmuşlardır. Ancak sapkın kavim tehlikenin yakınlığının farkında olmamıştır. Allah Hz. Lut'a melekler göndererek kavmin sonunun yakın olduğunu müjdelemiştir:

Hani Lut da kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasız-çirkinliği mi yapıyorsunuz? "Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz, ölçüyü aşan (azgın) bir kavimsiniz". Kavminin cevabı: "Yurdunuzdan sürüp çıkarın bunları, çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmış!" demekten başka olmadı. (Araf Suresi, 80-82)

(Elçiler) Dediler ki: "Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana kesin olarak ulaşamazlar. Gecenin bir parçasında ailenle birlikte yürü (yola çık). Sakın, hiçbiriniz dönüp arkasına bakmasın; fakat senin karın başka. Çünkü onlara isabet edecek olan, ona da isabet edecektir. Onlara va'dolunan (azab) sabah vaktidir. Sabah da yakın değil mi?" (Hud Suresi, 81)

Ayetlerde görüldüğü gibi Hz. Lut Allah'a güvenerek kavmini uyarmış ve karşılığında sürgüne gönderilmekle tehdit edilmiştir. Fakat bu hiçbir şekilde Hz. Lut'u korkutmamış ve O   Allah'ın yardımının yakın olduğunu bilmiştir.

Hz. Şuayb'ın kavminde de önde gelenler tarafından her türlü yolsuzluk ve zorbalık yapılmaktaydı. Hz. Şuayb'a karşı tuzaklar kuran, ona ve yanındakilere baskı uygulayan bu azgın kavim, her türlü adaletsizliği uygulamakta sakınca görmemiştir.

Şuayb Peygamber'e daha korkunç yöntemler uygulamalarına engel olan şey ise, onun yakın çevresinden çekinmeleridir. Hz. Şuayb ise hak dini anlatmakta ve yaşamakta hiç taviz vermemiş, örnek bir mücadele sergilemiştir, her fırsatta yakın çevresine değil, Allah'a güvendiğini, korkacaklarsa Allah'tan korkmaları gerektiğini vurgulamıştır.

Onunla uğraşanlar ise Hz. Şuayb iman ettiği için, onu yurdundan sürmek ya da taşa tutarak öldürmekle tehdit etmiş, yakın çevresini ve ona uyanları tehdit etmişlerdir. Buna karşılık olarak da büyük felaketlere uğramışlardır. Kuran'da Şuayb Peygamber'in kavmine karşı kararlı ve cesaretli tutumu önemli bir örnek olarak anlatılmıştır:

"Ey Şuayb" dediler. "Senin söylediklerinin çoğunu biz 'kavrayıp anlamıyoruz'. Doğrusu biz seni içimizde zayıf biri görüyoruz. Eğer yakın-çevren olmasaydı, gerçekten seni taşa tutar-öldürürdük. Sen bize karşı güçlü ve üstün değilsin. "

Dedi ki: "Ey kavmim, sizce benim yakın-çevrem, Allah'tan daha mı üstündür ki, O'nu arkanızda-unutuluvermiş (önemsiz) bir şey edindiniz. Şüphesiz benim Rabbim, yapmakta olduklarınızı sarıp-kuşatandır. Ey kavmim, bütün yapabileceğinizi yapın; şüphesiz, ben de yapacağım. Kime aşağılatıcı azab gelecek ve yalancı kimdir, yakında bileceksiniz. Siz gözetleyip durun, ben de sizinle birlikte gözetleyeceğim". (Hud Suresi, 91-93)


Hz. Şuayb'ın kavmine tebliği ve kavmiyle yaptığı mücadele birçok ayette anlatılmaktadır:

Medyen (toplumuna da) kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik. Şuayb onlara:) Dedi ki: "Ey kavmim,        Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir. Ölçüyü ve tartıyı tam tutun, insanların (hakları olan mallarını) eşyasını değerinden düşürüp-eksiltmeyin ve düzene (ıslaha) konulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın. Bu sizin için daha hayırlıdır, eğer inanıyorsanız".

O'na iman edenleri tehdit ederek, Allah'ın yolundan alıkoymak için ve onda çarpıklık arayarak (böyle) her yolun (başını) kesip-oturmayın. Hatırlayın ki siz azınlıkta (ve güçsüz) iken O, sizi çoğalttı. Bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bakın".

 "İçinizden bir grup, kendisiyle gönderildiğim şeye inanmışken diğer bir grup inanmadığına göre, artık Allah, aramızda hüküm verenlerin en hayırlısıdır".

Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler) dediler ki: "Ey Şuayb, seni ve seninle birlikte iman edenleri ya ülkemizden sürüp-çıkaracağız veya mutlaka bizim dinimize geri döneceksiniz. " (Şuayb:) "Biz istemesek de mi?" dedi. "Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, bizim tekrar sizin dininize dönmemiz Allah'a karşı yalan yere iftira düzmemiz olur. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi dışında, ona geri dönmemiz bizim için olacak iş değildir. Rabbimiz, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır. Biz Allah'a tevekkül ettik. 'Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında 'Sen hak ile hüküm ver, ' Sen 'hüküm verenlerin' en hayırlısısın".  (Araf Suresi, 85-89)

Bütün elçiler gibi Hz. Hud da kavmini doğru yola davet edip onları uyarınca, kavmi, benzer saldırı ve tehditlerde bulunmuşlardır. Ona delilik isnat etmeye çalışmışlar, sözleri ile ona zarar vermeye kalkışmışlardır. Ancak kavmin kendisi ve yanında bulunanları baskı altına almaya çalışmaları Hz. Hud tarafından çok güzel bir cesaretle karşılanmıştır:

Kavminin önde gelenlerinden inkar edenler dediler ki: "Gerçekte biz seni 'aklî bir yetersizlik' içinde görüyoruz ve doğrusu biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz". (Hud:) "Ey kavmim" dedi. "Bende 'akıl yetersizliği' yoktur; ama ben gerçekten alemlerin Rabbinden bir elçiyim" dedi. (Araf Suresi, 66-67)

"Andolsun" dedi. "Rabbinizden üzerinize iğrenç bir azab ve gazab gerekli kılındı. Allah'ın kendileri hakkında hiçbir delil indirmediği ve sizin ile babalarınızın isimlendirdiği (düzüp uydurduğu) birtakım isimler (düzme tanrılar ve kurallar) adına mı benimle mücadele ediyorsunuz? Öyleyse bekleyedurun; şüphesiz, ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim". (Araf Suresi, 71)

Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #14 : 15 Ekim 2009, 09:07:42 »

                                                   SONUÇ

İnsan bu dünya hayatında ancak çok kısa bir süre yaşar. Asıl yaşayacağı yer, sonsuz ahiret hayatıdır. Sonsuz hayatta cennete layık bir kul olabilmek için bu dünyada Allah'ın rızasını kazanacak davranışlarda bulunması şarttır. Allah'ın insanlardan istediği ise, Kendisine kulluk etmeleri ve emrettiği güzel ahlakı yaşamalarıdır.

Allah yolundaki mücadelede müminlerin gösterdikleri cesaret de Allah'ın tavsiye ettiği güzel ahlak özelliklerinden biridir. Allah'ın emrettiği güzel ahlakın yaşanmasında ve yaşatılmasında son derece cesur girişimlerde bulunan peygamberler ve onları izleyen müminler, ardlarından gelecek olan müslümanlara çok güzel bir örnek teşkil etmişlerdir. Bugün yaşayan müslümanların Kuran'da peygamberlerin mücadeleleriyle ilgili kıssalardan örnek almaları gerekir.

 Kuran'a uygun cesaret insana maddi manevi birçok kazanç sağlar. Öncelikle, insan kesin bir kararlılıkla Allah'ın rızasına uygun davranıyor olduğu için, vicdanı son derece rahat olur. Vicdanı rahat olduğu için ise huzurlu bir hayatı olur.

Allah'ın emrettiği güzel ahlakın insanlara tebliği konusunda cesur davranan müminler inkarcıların kurdukları tuzaklara, baskılara, iftiralara aldırış etmeden Allah'ın emrini yerine getiren çok güçlü imana sahip olurlar.

Şahsiyetleri bütün insanlara örnek olur. İman etmeyenler dahi müminin bu şevkinden, heyecanından, gösterdiği cesaretten etkilenir, ona kıskançlıkla karışık bir hayranlık duyarlar. Kısaca, müminin kararlılık ve cesareti yeryüzündeki bütün insanlara örnek olacak niteliktedir.

Cesaret insanın Allah'ın rızasını kazanma, Kuran ahlakını insanlar arasında yaygınlaştırma amacına daha da güçlü bağlanmasını sağlar. Mümin, inkarcıların bütün engellemelerine rağmen tebliğ görevini yerine getirdikçe, daha da şevklenir ve büyük bir heyecanla Kuran ahlakını anlatmaya devam eder.

Baskı ve engellemelere rağmen güzel ahlakı yaşatmak her müslümanın görevidir. Aksi takdirde Allah'ın "Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?" (Nisa Suresi, 75) ayetinde belirttiği emri yerine getirmemiş olacaktır. Oysa vicdan sahibi her mümin hem kendine hem de başkalarına yetecek imana ve manevi güce sahiptir. Haksız yere öldürülen, baskı altına alınan, zulüm gören, dünyada ve ahirette azaba sürüklenen insanların yaşadıkları bir dünyada kendi çıkarlarının peşine düşmek, bu insanları görmezlikten gelmek hiçbir mümine yakışmaz.

Bu durumda vicdan sahibi her müslüman cesaretini güçlendirmeli, cesaretini kıran noktalar varsa bunları iyi tespit etmeli, Allah korkusu ve imanla takviyesini yapmalıdır. Çünkü bu dünya hayatı yalnızca "ahirette (ki sınırsız mutluluk yanında geçici) bir meta'dan başkası değildir". (Rad Suresi, 26)

Göz açıp kapayıncaya kadar geçecek olan dünyada cesur davranmamak, Allah'ın kendisinden istediği kararlılığı göstermemek, kuşkusuz ahirette büyük pişmanlık duyulacak bir davranış olacaktır.

Ayrıca unutulmamalıdır ki, Kuran ahlakını yaşama konusunda gösterilen cesaretle ilgili gençlerimizin karşısında çok güzel örnekler vardır. Türk milleti tarih boyunca bu güzel cesareti, dünyaya örnek olacak şekilde yaşamış şerefli bir tarihe sahiptir. Kararlılıklarıyla ve güçlü karakterleriyle dört kıtaya adalet götürmüş ve her gittikleri yerde çok büyük sevinç gösterileriyle karşılanmış bir devletin evladı olmak çok büyük bir gurur kaynağıdır. Milletimiz geçmişte olduğu gibi bugün de Kuran ahlakını yaşama ve yaşatma konusunda yılmaz bir cesaret göstermektedir. Çünkü milletimizin her bireyi, göz açıp kapayıncaya kadar geçecek olan dünyada cesur davranmamanın ahirette büyük pişmanlık duyulacak bir davranış olacağını bilmektedir.

Ve Allah'tan korkan, iman sahibi Türk milletinin bireyleri için böyle bir pişmanlığı kabul etmek mümkün değildir
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
Sayfa: 1 [2] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
TEVHİD NEDİR ? ŞİRK NEDİR ? Film ve Belgeseller hizba xuda 2 466 Son Mesaj 18 Ağustos 2008, 00:36:54
Gönderen: zillet_bizden_uzaktir
somali: Şerif Ahmet Kuran'a El Basarak Yemini Etti Dünyadan Haberler vuslat 3 259 Son Mesaj 01 Şubat 2009, 22:40:19
Gönderen: _uMuT_
dinimizi ogrenelim (harun yahya) Çocuk Dersleri MERXAS 1 147 Son Mesaj 07 Eylül 2009, 07:22:30
Gönderen: MERXAS
KURAN'A UYGUN KONUŞMA İslami Hayat Tarzı arab 1 213 Son Mesaj 26 Eylül 2009, 21:39:03
Gönderen: _uMuT_
Iman ve Cesaret Öykü - Hikaye ve Kıssalar vuslat 1 141 Son Mesaj 04 Ekim 2009, 20:33:14
Gönderen: _uMuT_
imamın şehadeti (İmam Abdullah Harun) video İslam Alimleri ve öncüleri vuslat 2 539 Son Mesaj 27 Şubat 2010, 23:41:07
Gönderen: гüъεyyε
MÜSLÜMAN ÇOĞUNLUĞA GÖRE DEĞİL, KURAN AHLAKINA GÖRE HAREKET EDER İslami Hayat Tarzı MERXAS 0 201 Son Mesaj 04 Mart 2010, 08:54:35
Gönderen: MERXAS