0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Kuran’da İstişarenin Önemi  (Okunma Sayısı 282 defa)
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« : 09 Nisan 2011, 07:07:46 »

Kuran ahlakı ile ahlaklanan müminler, her hangi bir konuda karar almaları gerektiğinde mutlaka birbirleriyle fikir alışverişinde bulunur ve ortak karar alırlar. Rabbimiz, Şura Suresi’nin 38. ayetinde istişareye, namaz ve infak ibadetinin yanında yer vererek, Müslümanlar için bu konunun önemine dikkat çekmiştir.
 
"Rablerine icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, işleri kendi aralarında şura ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler." (Şura Suresi – 38)
 
Bu ibadeti yerine getiren müminin öncelikli hedefi, karar verilen konuda en doğru sonuca ulaşmak değil, Allah’ın emrettiği bu ibadeti layığıyla yaparak O’nu razı etmek olmalıdır.
 
İstişare ibadetini yerine getiren kişi, kendi aklını beğenmeyip diğer müminlerin de fikrini alarak şeytanın oyununu bozmuş olur. Aynı zamanda istişare, müminler arasındaki tesanütün de artmasına vesiledir. Her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır." (Yusuf Suresi, 76) ayeti gereği istişare eden kişiler, karşılarındaki müminlerin fikrine çok değer verirler. Karar alırken, fikrini aldıkları kişilerin yaş veya eğitim seviyelerini önemsemezler. Düşünceleri insanlara Allah’ın ilham ettiğini bildikleri için, her bir müminin verdiği fikrin Allah’tan geldiği bilinciyle hareket ederler. Bu konuya Kuran’dan verilecek en güzel örnek şüphesiz Hz. İbrahim’in, henüz koşma çağında olan oğlu Hz. İsmail ile yaptığı istişaredir.
 
Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): "Oğlum" dedi. "Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun." (Oğlu İsmail) Dedi ki: "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaAllah, beni sabredenlerden bulacaksın." (Saffat Suresi -102)
 
İstişare sonucunda insan, kendine ait hiçbir gücü olmadığını, her olayın Allah’ın izni ve dilemesi ile gerçekleştiğini daha iyi kavrar. Her şeyin en doğrusunu yalnızca Allah bilir ve insan, O’nun kendisine öğrettikleri dışında hiçbir bilgiye sahip değildir. Bu gerçeğin bilincinde olamamak, bilginin kaynağının kendisi olduğunu düşünmek, gerçekte Allah’a ait olan bir özelliği kişinin kendisine atfetmesi anlamına gelir ki müminler böyle bir hatadan mutlaka sakınmalıdırlar. Her şeyi bilen Allah’ın, bu bilgiden dilediği kadarını insanlara verdiği gerçeği bir ayette şu şekilde bildirilmiştir:
" Allah... O’ndan başka İlah yoktur. Diridir, kâimdir. O’nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O’nun ilminden hiç bir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O’na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek Büyüktür." (Bakara Suresi, 255)
 
İstişare, layığı ile yapıldığı takdirde bereket getirir. Bu vesile ile kişi, Müslümanlar için önemli pek çok güzel ahlakı bir arada görme ve gösterme fırsatı bulur. Kuran ahlakına uygun yaşamayan, şeytanın sistemindeki kişilerin aksine müminler istişare ederlerken, iddialaşarak karşılarındakine fikrini kabul ettirmeye çalışmazlar. Karşı tarafın fikirlerini dinleyip, ondan istifade etmeye çalışırlar.
 
Yüce Rabbimiz müminlerin sahip olmaları gereken bu güzel ahlakı Peygamberimiz (sav)’e şu şekilde vahyetmiştir:
 
"Allah’tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah’a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever."(Al-i İmran Suresi, 159)
 
Her konuda örnek aldığımız sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) de, Peygamber olmasına rağmen çevresinde bulunan müminlerle küçük büyük demeden istişare etmiş ve Müslümanları bu güzel ahlaka teşvik etmiştir:
 
Kim bir işe girişmek ister de, o hususta Müslüman biri ile müşavere ederse Allah onu işlerin en doğrusunda muvaffak kılar." (Kütüb-i Sitte, 16. Cilt)
 
Allah müminleri  “…yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir.”(Nur Suresi – 55) Ayetten de anlaşıldığı gibi Allah, şu ana kadar yeryüzünün tümüne hakim olmayan İslam ahlakını bütün dünyaya hakim kılacak ve iman eden kullarını güç ve iktidar sahibi yapacaktır. Bunun gerçekleşmesi için de İslam ahlakının özünde olan ittifakın, birlik, kardeşlik ruhunun pekişmesi son derece önemlidir. Bu birliğin oluşması ve İslam’ın yaygınlaşmasının temelini de, müminlerin istişare ile hareket etmeleri oluşturmaktadır.
 
Dediler ki: "Sen Yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herşeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın." (Bakara Suresi – 32)
 
(İbrahim Akın)

Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #1 : 09 Nisan 2011, 10:39:32 »

Sosyal hayatta kendi oyuna itibar edeip,  güvenip başkalarının fikrine tenezzül
etmeyen kibir sahipleri her zaman hata etmişlerdir. Çünkü bir ferdin aklının
her zaman, her şeyi hakkıyle anlaması mümkün değildir. Zira insan ne kadar
da bilgili olsa diğer bilgi sahiplerinden  faydalanmaya, istifade etmeye her zaman
muhtaçtır. Yalnız yaşamak mümkün olmadığı gibi, her meselede  isabetli kararlar vermek de imkansızdır. Bu bakımdan istişare etmek aklın ve hikmetin gereğidir. İşte bu hikmete binaen Cenab-ı Allah
istişareyi emrettiği gibi istişareyle iş görenleri de meth ve sena etmiştir.

 Peygamber Efendimiz  “Hiçbir millet müşavereden zarar
görüp de helak olmamıştır.” buyurarak istişare ile yapılan işlerde pişmanlık
görülmeyeceğini bildirmiştir.

Yeniden hatırlamamız gereken önemli bir konuydu  Allah Razı olsun..
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
kervan2727.
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 61



« Yanıtla #2 : 24 Ekim 2011, 20:23:16 »

Allah Razı olsun emegıne saglık
Moderatöre Bildir   Logged

Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
İffet ve Hayanın Önemi İslam'da Aile Hayatı Nar-ı Zehra 4 343 Son Mesaj 05 Eylül 2008, 16:02:06
Gönderen: Nar-ı Zehra
HİZBÜ’L-ENVÂRİ’L-HAKAİKU’N-NÛRİYE’DEN Dua penceresi seriyye 1 250 Son Mesaj 02 Eylül 2009, 23:40:12
Gönderen: seriyye
KURAN’DA MÜŞRİKLER KAÇ SINIFA AYRILIR? Çocuk Dersleri MERXAS 3 226 Son Mesaj 10 Eylül 2009, 07:52:22
Gönderen: MERXAS
Namazın önemi Mümin'in Miracı: Namaz MERXAS 0 140 Son Mesaj 21 Ekim 2009, 07:13:39
Gönderen: MERXAS
KURAN’A YAKLAŞIMDA MEAL Mİ TEFSİR Mİ ? Düşünce yazıları/Makaleler Vuslata_Ozlem 2 416 Son Mesaj 25 Ekim 2011, 11:24:43
Gönderen: MERXAS
SAHABE GİBİ KURAN-I KERİM’İ VE İSLAMI YAŞAYABİLMENİN SIRRI Kuran-ı kerimde mümin MERXAS 0 139 Son Mesaj 22 Ekim 2010, 09:00:30
Gönderen: MERXAS
Akîdenin Önemi Tevhid Ve Akaid MERXAS 1 143 Son Mesaj 09 Ocak 2011, 13:06:13
Gönderen: Âl-i İmran