0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6 7 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Kuranı Kerim Nerede, Nasıl Toplandı? Nasıl Korundu?  (Okunma Sayısı 3671 defa)
Bişnev
"Nalîna agirî..."
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196


"Dilimden düğümü çöz"


WWW
« Yanıtla #40 : 21 Aralık 2009, 22:20:25 »

Bismillah we Billah

Can’a, Canan’a ve İslam’ın sadık evlatlarına selam olsun!

Dikkat:

1- Cevap mahiyetinde değil, fikir belirtme babındandır yazdıklarım.

2-Muhterem Seccad’ın lütfedip yazdıklarımı paylaşması, benimle hemfikir olduğu anlamında değil elbet. Kendilerini tenzih ederim.

İhtilafın konuşulmaması değil, doğru yerde, sahih uslub ve ilmi çevrede konuşulmasından yanayım. İhtilafın konuşulması doğru yerde rahmettir, yanlış yerde zahmettir.

“Kur’an nasıl, nerede, ne zaman toplanıp korundu” ihtilafı:


Bu gibi ihtilaflar, en çok bazı kasıtlı müstaşrıkların pazarını sıcaklaştırmış ki, sözkonusu bu maceradan su-i istifade ederek Kur’an-i Kerim’in tahrif edildiğini ispatlamaya kalkışmışlardır. Onlardan ve mâhirane araştırmalarının sonucundan bahsetmek abes olmayacaktı; lakin bahsı uzatacağı ve diğer meselelerin gündeme gelmesine mahal verebileceği için, sarf-ı nazar edip geçtiğimden muhterem Seccad’tan özür dilerim.

Özet ve kısa bir şekilde cümle ihtilafları delilleriyle beraber zikredip her birine reddiye yazmayı buraya sığdırabilmek hem feraset ister, hem hüner ve bunlardan evvel ilim ve bilgi ister ki, bende zerre-i miskali dahi bulunmaz. Bu feraset, hüner ve ilim ancak Kur’an’da vardır:

Konuya esastan bakacak olursak, bütün her şey “Nûn – We-l Qelemi we ma Yesturûn * Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun” da yatıyor.

Bu kutsallık, bu ruhaniyet ihmal edilemez, Rabb-ul Alemin’in sünnetidir; “yazdık”, “yazıldı”, “yazılmıştır” satır satır yazıldı, levhalarda, kitaplarda, sahifelerde, sayfalarda. Dikkat edilirse eğer, Allah cümle yazılanları, yani levhi mahfuzda olanları Kendine nispet verir: “Biz yazdık” diye:

Hz. Musa’nın esrarengiz mikattan sonra kuvvetle tutmak ve klavuz edinmekle mükellef olduğu yazı

Mûsâ için, Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: “Şimdi onları kuvvetle tut, kavmine de emret. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim.” (Araf / 145)


Tüm sahiflerede olduğu gibi yazılı hükümler ve hikmetler bakî kalır

Şüphesiz bu hükümler ilk sahifelerde, İbrahim ve Mûsâ’nın sayfalarında da vardır. (A’la / 18-19)


Bütün bu yazılanlar Rahman’ın iradesi ve emri sonucunda vucüt bulmuş

Andolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: «Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır» diye yazmıştık. (Enbiya / 105)


İşte Kur’ani Mecid de sayfalardan oluşan


Beyyine / (2-3) (İşte o apaçık delil,) Allah tarafından gönderilen ve en doğru hükümleri havi tertemiz sahifeleri okuyan bir elçidir.


Yazılmış bir kitaptı

50- İşte bu Kur'ân da indirdiğimiz kutsal bir kitaptır. Şimdi siz bunu mu inkâr ediyorsunuz?


Ve bu yüzdendir ki Tevrat ve İncille beraber zikredilir

Tevbe 111

Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.

O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan’ı da indirdi. Şüphesiz, Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. (Ali İmran 3-4)


Bir rahmet ve rehber olan kitap mahiyetindedir Kur’an

17- O dünyayı isteyenler, hiç Rabbinden açık bir belge üzere olan kimse gibi midir? O belgeyi yine Allah'dan gelen bir şahid olarak Kur'ân izliyor, ondan önce de bir rehber ve rahmet olan kitap, Musa'nın kitabı yine onu destekliyor. Böyle olanlar Kur'ân'a inanırlar. Hangi hizipten olursa olsun kim onu inkâr ederse, ona vaad edilen yer ateştir. İşte bütün bunlardan dolayı sen de bu Kur'ân'dan şüphe içinde olma. Kesinlikle o haktır, Rabbindendir. Fakat insanların çoğu iman etmezler.



Önderliği, parayı, dünyayı isteyenler, makam ve mevki peşinde olanlar işte bu yüzden kopya çekmeye kalkıştılar, onlar da KİTAP YAZDI



Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline! (BAKARA suresi 79. ayet)


Çünkü sığ düşünceliler bile yazıları, kitabı görürlerdi



Furkan / 5- "Kur'ân öncekilerin masallarıdır; başkalarına yazdırtmış da sabah akşam kendisine okunmaktadır" dediler.



Hz. Resul buna çok ihtimam ederdi, biran önce yazılmasını istediğinden telaşa girerdi


Taha / 114- Hükmü her yerde geçerli gerçek hükümdar olan Allah yücedir. (Ey Muhammed!) Kur'ân sana vahyedilirken, vahiy bitmeden önce Kur'ân'ı okumada acele etme; "Rabbim! benim ilmimi artır" de.


Ve hz. Allah (c.c) onu teskin edip teselli verdi:


Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir. Kıyamet 17



İşte giriş yapacağım ayet de budur; Allah-u Te’ala toplamayı ve okumayı kendine nispet veriyor!



*** (Rab; dilerse devam edecek)

(Ricamı kırmayarak) konuyu inceleyerek kaleme alan ;
     
                                                   Seyyid Seccadê Huseynî yê Cûdî




Moderatöre Bildir   Logged

Bişnev
"Nalîna agirî..."
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196


"Dilimden düğümü çöz"


WWW
« Yanıtla #41 : 25 Aralık 2009, 23:18:51 »

Kur’an-ı Kerim’in Toplanıs Tarihi

Kur’an-ı Kerim’in Resulullah (s.a.a)’in zamanında bir araya getirildiğini ispatlayan bir çok delil
vardır.
Bu delilleri ayrıntılı bir sekilde incelemek uzun bir zaman gerektirmektedir. Onun için burada
konuyla ilgili kaynaklardan yanlızca bir kısmına değinmeye çalısacağız.
Bazı görüs sahipleri, bugün İslam ümmeti içinde var olan Kur’an’ın, ayet ve surelerinin Hz.
Peygamber (s.a.a) zamanında sekil ve düzeninin elimizdeki Kur’an’larla aynı olduğu ve hiç bir
sekilde değismediği üzerinde ısrarla durmaktadırlar. Bu görüse göre Kur’an’ın ayet ve
surelerinin sıralanısı Hz. Peygamber (s.a.a)’in denetim ve kontrolu altında olmustur.
Haris-i Muhasebi, Hazin, Zergani, Zerkesi, Abdussabur Sahin, Muhammed-i Gazali, Ebu
Same, Baglani,[1] Hürr-ü Amuli[2] , Belhi, İbn-i Tavus[3] ve Seyyid Serefuddin[4] gibi alimler
bu görüsü savunmaktadırlar.
Doktor Sağir bu konuda söyle diyor: “... İlmi arastırmalar, Kur’an’ın tamamının Peygamber
(s.a.a)’in zamanında yazılıp-toplandığı gerçeğini ortaya kaymaktadır. Bu görüsü İbn-i Hacer de
kabul etmektedir.”[5] Yukarda adı geçenlerin dısında bu görüse sahip olan baska alimler de
vardır; ama biz simdilik bu kadarıyla yetiniyoruz.


(devam edecek inş)
Moderatöre Bildir   Logged

Bişnev
"Nalîna agirî..."
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196


"Dilimden düğümü çöz"


WWW
« Yanıtla #42 : 26 Aralık 2009, 22:22:50 »

Bismillah we Billah
Can’a, Canan’a ve İslam’ın sadık evlatlarına selam olsun!

Gönül isterdi ki bu konu ekseninde Kur’an ve Akıl ışığında çok geniş bir alanı KENDİ yazılarımla gasbedeyim, her şeyi biliyor edası esasınca! ve ... sözün kısası Cehl-i Mürekkebte kıvranıyorum!

Etimolojik babından da birkaç kelimeyi ele almak isterdim, Kur’an-i Mecid’in toplanışı hususundaki rivayi ve tarihi sözleri değerlendirirken; ezcümle Kur’an-i Mecid’teki “Kırtas” – “Kalem” – “Rak” kelimeleriyle beraber tarihi rivayetlerdeki “Usub” – “Lehaf” – “İktaf” – “İktab” – “Rika’” – “Karatis” vb. ki, bunlar yazma aletleriyle kitab şeklini bulabilecek veya bulamayacak unsurlardır.



Tur suresi:
“Vet tur - Ve kitabim mestur -  Fi rakkim menşur - Vel beytil ma'mur - Ves sakfil merfu' - Vel bahril mescur - İnne azabe rabbike le vaki'”


Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur”a , yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

KONUNUN TARİHİ AÇIDAN İNCELENMESİ

Kur’an’ın Resul-i Ekrem (s.a.a)in zamanında bu haliyle, herhangi bir eksiltme, artırma
olmadan ve hiç bir değisikliğe uğramadan toplanmıs olduğu gerçeğini ortaya koymak için
konuyu üç açıdan incelememiz gerekir:

1- Peygamber (s.a.a)’in Kur’an’ı müslümanlara öğretme yolunda göstermis olduğu çaba
okuma, hıfz ve hatmetmeye tesvik etmesi ve buna büyük önem vermesi.
Peygamberin vefatından sonra da Kur’an’a önem verilmis, hatta Resulullah (s.a.a)’in
vefatından henüz uzun bir müddet geçmeden Kur’an karilerinin sayısı onbinleri asmıstı. Hangi
yönden olursa olsun eğer Kur’an’da gerçekten en küçük bir tahrif ya da değistirme olsaydı
herkes itiraz eder, Selman ve Ebuzer gibileri buna seyirci kalmaz, karsı çıkarlardı.

2- Sahabelerin Kur’an’ı Resulullah (s.a.a)e sunup, O’nun huzurunda okumaları.

3- Delilleri incelediğimizde sahabelerin daha Resulullah (s.a.a) hayattayken Kur’an’ı
hatmetmeye basladıklarını görmekteyiz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’den Kur’an’ı hatmetmeleri
için ashabı tesvik edili emirler gelmistir. Ayrıca tarih kitapları da sahabilerden bazılarının
Resulullah (s.a.a)’in sağlığında Kur’an’ı defalarca hatmettiklerini yazmaktadır.
Bütün bu deliller, bazı hadislerde rastlanan, Kur’an’ın yalnızca bir-iki sahidin gözetiminde bir
araya toplandığı iddiasını kesinlikle reddetmektedir
Simdi bu konuyu genisçe ele alalım:

(Rab dilerse devam edecek)

Seyyid Seccadê Huseynî yê Cûdî
Moderatöre Bildir   Logged

Bişnev
"Nalîna agirî..."
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196


"Dilimden düğümü çöz"


WWW
« Yanıtla #43 : 27 Aralık 2009, 12:35:54 »

1- PEYGAMBER (S.A.A)’İN KUR’AN’A VERDİĞİ
ÖNEM


Emir-ul Müminin Hz. Ali (a.s) Resulullah (s.a.a)’tan söyle nakleder: “Okuduğu Kur’an’ı
hıfzeden kimseyi Allah cennete götürür. Ve ona, atesin farz olduğu on yerde ailesine sefaat
etme izni verilir.”[6]

Bu konuda bir çok hadis naklolunmustur. İsteyenler ilgili hadis kitaplarına basvurabilirler.[7]
Ubade b.Samit’ten söyle naklolunuyor: “Birisi (Medine’ye) hicret ettiğinde, Peygamber (s.a.a)
Kur’an öğretmemiz için onu biz sahabelerden birine teslim ederdi. Resulullah (s.a.a)’in
mescidinde devamlı Kur’an tilavet olunduğu için çok gürültü olurdu. Bu yüzden birbirlerini
sasırtmamaları için Resulullah (s.a.a) Kur’an’ı yavas sesle okumalarını buyurdu.”[8]
Baska bir hadiste ise söyle buyurulmaktadır: “Birisi Medine’ye hicret ettiği zaman Kur’an
öğrenmesi için Peygamber onu birinin yanına verirdi. Resulullah (s.a.a) hayattayken Kur’an
hafızları çoğalmıstı. Hatta o dönemde onlardan 70 tanesi Bi’ri Maune’de (İslam düsmanları
tarafından) öldürülmüstü”.[9]

Abdulkays’ın gönderdiği elçiler Peygamber (s.a.a)’in yanına geldiği zaman Resulullah (s.a.a)
Kur’an okumaları ve namazı öğrenmeleri için onların herbirinin bir müslümanın yanında
kalmasını emretti. Aradan bir Cuma (bir hafta) geçtikten sonra Peygamber (s.a.a) onları
(imtihan etmek için) çağırdı; daha çok öğrenmeleri gerektiğini görünce onları baskalarına teslim
etti. Aradan bir Cuma geçtikten sonra hepsi Kur’an kârisi ve namaz meselelerine vakıf
olmuslardı.[10]

Yine tarih kitaplarında Resulullah (s.a.a)’in, Muaz ve Ebu Musa’yı Yemenlilere Kur’an
öğretmeleri için gönderdiği yazılmaktadır.[11]
Bir yerde de söyle nakl olunmustur: “Hicretten önce Resulullah (s.a.a) bu is için Mus’ab b.
Umeyr’i Medine’ye göndermisti. Mekke’nin fethinden sonra ise Muaz’ı Mekke’ye gönderdi”.[12]
Bazıları İbn-i Mektum ve Mus’ab b. Umeyr’in Medine’ye gelip Kur’an öğretmeye
koyulduklarını nakletmislerdir.[13]

Bunlardan baska Resulullah (s.a.a)’in sağlığında bir grup “Kâri”nin de meshur olduklarını ve
hatta halk onları kârı sıfatıyla çağırdığını görmekteyiz Resulullah (s.a.a)’in döneminde birisi Ebu
Derda’ya söyle demisti: Ey Kariler! Ne oluyor sizlere; neden bizden daha korkaksınız, bir sey
istendiğinde bizden daha cimrisiniz ve bir sey yediğinizde lokmalarınız bizimkinden daha
büyüktür?ünlem”[14]

Görüldüğü gibi Bi’ri Maune öldürülenlere “Kariler” lakabı Peygamber-i Ekrem (s.a.a)in
zamanında verilmisti.[15]
Resulullah (s.a.a)’den nakl olunan bir hadiste söyle geçiyor: “Bu ümmetin münafıklarının
çoğusu Kari’lerdendir.”[16] Bunun sebebi, diğerlerine göre karilerin daha gururlu, kibirli ve
riyalârı olmaları olabilir.

Baska bir hadiste ise Hz. Peygamber (s.a.a)in söyle buyurduğu nakledilmistir: “Derin hüzün
kuyusundan Allah’a sığının.” Derin hüzün kuyusunun ne olduğu sorulduğunda Resulullah
(s.a.a); “Cehennemin dibinde olan bir vadidir; cehennem(in kendisi) her gün 400 defa ondan
Allah’a sığınır. Allah bu vadiyi riyakâr kariler için hazırlamıstır.”[17] dedi.
Yine: Nakle göre müslümanlardan kim daha çok Kur’an’ı öğrenip veya toplayan veya
diğerlerinden daha çok okuyan kimsenin onlar için namaz kılıp, emirlik edeceği Resulullah
(s.a.a) tarafından kararlastırılmıstı.”[18]
Kur’an’a önem vermek Peygamber (s.a.a)in dönemine mahsus değildi. Resulullah (s.a.a)in
irtihalinden sonra da Kur’an’a çok önem veriliyordu.

Ebu Ubeyde söyle diyor: Halk her sabah İbn-i Mes’ud’un evine gelir, o da onlardan yerlerine
oturmalarını isterdi. Sonra Kur’an okuyanların arasında dolasır ve “Falanca hangi suredesin”
diye sorar, o da cevap verirdi.[19]
Emir-ul Mu’minin Ali (a.s) da Kur’an öğretiyordu. Ebu Abdurrahman Selemi (ki Asım Kur’an’ı
ondan öğrenmistir) söyle diyor: “ Ben Kur’an’ın hepsini Ali b. Ebi Talib’in huzurunda
okudum.”[20]

Asım b. Küleyb diyor ki: “Ali (a.s) Kufe mescidinde iken bazılarının sesini isitti. Onların kim
olduğunu sorduğunda; “Kur’an okuyup, onu öğrenenlerdir” diye cevap verdiler. Bunun üzerine
Hz. Ali (a.s) söyle buyurdu: “Onlar Resulullah (s.a.a)in en çok sevdiği insanlardandır”.[21]
Hz. Ali (a.s) Kur’an okuyanlara (beyt-ul maldan) ikiser bin dinar ayırırdı.[22]
Ve bir baska nakle göre Hz. Ali (a.s)dan söyle buyurmustur: Müslüman olarak doğup, Kur’an
okuyan herkese beyt-ul maldan yılda 200 dinar ayrılacaktır. İsteyen onu bu dünyada alır,
isteyen de ahirette.”[23]

Ebu Musa Es’ari, Ömer b. Hattab’ın zamanında Kur’an’ı toplayan Basra karilerini
çağırdığında 300 kisi onun yanına geldiler.[24]
İbn-i Zenceveyh söyle diyor: Ömer b. Hattab. Ebu Musa’dan yanında olan karilerin sayısını
kendisine söylemesini istedi. O da yanında 300’ün üzerinde kâri olduğunu söyledi.[25]
Sıffin savasına yaklasık 30 bin kârinin katıldığı nakledilmistir.[26] Tabii ki bunların dısında
da yine kariler vardı.

Elbette bu gibi istatistiklerde bir tür abartma görülmektedir. Hakemiyeti ileri sürenlerin
mızraklara taktıkları Kur’an sayısının 500 olduğu söylenmistir.
Mınkarî, onların arasındaki Kur’an’ların bu sayıdan daha çok olduğuna inanarak mızraklara
takılan 500 Kur’an’ın büyük Kur’anl’ar olduğunu savunuyor.[27]
Üçüncü halife Osman’ın hilafetinin sonlarında ya da Ali (a.s)ın hilafetinin sonlarında ölen
Ebu Derda her zaman söyle diyordu: “Yanımdaki Kur’an okuyanları saydığımda onların 1600’ün
üzerinde olduğunu gördüm.”[28]
Abdurrahman b. Muhammed b. Es’as kıyam ettiğinde ordusunda öncüler vardı. Bunlara
“Öncü Kari”ler diyorlardı. Kumeyl b. Ziyad, Said b. Cübeyr, Abdurrahman b. Ebi Leyla v.s. de
onlardandır.[29]

Ebu Hilal-i Askeri söyle diyor: “Kari ve fakihlerin çoğusu kölelerdendi. Onların çoğusu İbn-i
Es’as’la birlikte Haccac’ın aleyhine kıyam etmislerdi.”[30]
Bütün bu hadisler müslümanların Kur’an’a, Kur’an’ı ezberlemeye ve okumaya verdikleri
önemi göstermektedirler.

Seyyid Seccadê Huseynî yê Cûdî
Moderatöre Bildir   Logged

Bişnev
"Nalîna agirî..."
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196


"Dilimden düğümü çöz"


WWW
« Yanıtla #44 : 28 Aralık 2009, 00:14:18 »

2- KUR’AN’IN RESULULLAH (S.A.A)’E
SUNULMASI

İbn-i Mes’ud’un, Resulullah (s.a.a)e sunulan en son Mushaf’a sahid olduğu, değisen ve
nasholan ayetleri bildiği rivayet edilmistir.[31]
Beğevi “Serh-is Sünnet”te söyle diyor:  : “Zeyd b. Sabit (Kur’an’ın) son olarak sunulmasına
sahid olanlardandı. Nasholan ayetlerle ve nasholmayanlar belli olmustu. Zeyd b. Sabit onu
yazarak Resulullah (s.a.a)’e gösterdi. Ve ömrünün sonuna kadar, halkı ona uymaya davet etti.
Bunun için Ömer ve Ebu Bekr, Zeyd b. Sabit’e itimat etmis, Osman da mushafları yazma isini
ona bırakmıstı.[32]


Rağib, Ubey b. Kaab’tan söyle naklediyor: “...Halk onun (Zeyd’in) kıraatını benimsedi. Çünkü
o Kur’an’ı Resulullah (s.a.a)e sunan ve okuyan en son kisi idi.”

İbn-i Abbas söyle diyor: “Ben Peygamber (s.a.a)in en son konusma ve amelini ölçü ediniyor
ve onu alıyordum”.[33]

Zerkesî Zehebi’den söyle naklediyor: “Kur’an’ı Resulullah (s.a.a)e sunanlar 7 kisidir: Osman
b. Affan, Ali (a.s), Ubey, İbn-i Mes’ud, Zeyd, Ebu Musa ve Ebu Derda”[34]
Naklettiğimiz bu görüslerin içinde Beğevi’nin Zeyd b. Sabit hakkındaki sözü süphelidir.
Çünkü özellikle Muhammed b. Kâ’b onu Resulullah (s.a.a)in zamanında Kur’an’ı toplayanlardan
saymamıstır.


(devam edecek inş)
Moderatöre Bildir   Logged

Bişnev
"Nalîna agirî..."
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196


"Dilimden düğümü çöz"


WWW
« Yanıtla #45 : 28 Aralık 2009, 23:35:19 »

3- HZ. PEYGAMBER (S.A.A)İN ZAMANINDA KUR’AN’IN HATMEDİLMESİ


Elimizdeki bazı hadisler Resul-i Ekrem (s.a.a)in zamanında Kur’an’ın hatmolunduğunu
ispatlamaktadır. Simdi bunlardan bazı örnekler verelim.
«Resulullah (s.a.a), Abdullah b. Amr b. As’ın Kur’an’ı yedi gecede veya üç defada
hatmetmesini buyurdu. Halbuki o Kur’an’ı her gece hatmediyordu. Bu olay meshur olup Ehl-i
Sünnet’in hadis kitaplarında mevcuttur.[35]
«Muhammed b. Kâ’b el-Kurazî’den söyle naklolunuyor: “Resulullah (s.a.a)in zamanında
Kur’an’ı hatmedenlerin içinde Osman b. Affan, Ali b. Ebi Talib ve Abdullah b. Mesud da
vardı.”[36]
“Kâri” lakabıyla meshur olanlardan bir diğeri de Said b. Ubey idi.[37]
«Resulullah (s.a.a) Saad b. Münzir’e Kur’an’ı üç merhalede okumasını buyurdu ve o da
ölünceye kadar öyle yaptı.[38]
«Resulullah (s.a.a) Kays b. Ebi Sa’saa’ya, Kur’an’ı 15 merhalede okumasını emretti.[39]
Arbas b. Sariye’nin merfua hadisinde söyle naklolunmustur: “Kur’an’ı hatmeden -ya da
toplayanın- duası kabul olur.”[40]
Tirmizi ve baskaları söyle naklediyorlar: “Allah’ın en çok sevdiği amel, konakladığı yerde
durmamak devamlı Kur’an’ı bastan sona okumakdır.[41]
«Seyh Saduk’un, Kur’an-ı Kerim’in tahrif olmadığına delil olarak baslıca Kur’an’ın hatminin
sevabı, Kur’an bir gecede okunmasını ve Kur’an’ın üç günden az hatmolunmasını nehyeden
hadisleri göstermektedir.[42]
Resulullah (s.a.a)’den söyle rivayet ediliyor: “Allah kullarından birisi Kur’an’ı hatmettiği
zaman, hatimden sonra 70 bin melek ona selam gönderir.”[43]
«Yine Peygamber (s.a.a)’den söyle naklediliyor: “Kur’an’ı hatmedenin duası kabul olur.”[44]
«Melekler, Kur’an’ı hatmeden kimseye sabahtan aksama kadar selam gönderirler. Eğer
Kur’an’ı aksam üstü hatmederse melekler aksamdan sabaha kadar ona selam gönderirler.[45]
«“Kur’an’ı yedi merhalede okuyan kimse mukarreblerin amelini yapmıs olur. Bes merhalede
okuyan sıddıkların amelini yapmıs olur...”
Cabir b. Abdullah söyle naklediyor: “Kur’an’ı okuyan ve toplayanın duası Allah katında kabul
olur.”[46]
«Hz. Peygamber (s.a.a)’den söyle rivayet ediliyor: “Kur’an’ı hatmettikten sonra söyle dua
edin: Allah’ım kabirdeki vahsetimde onu benimle birlikte kıl”.[47]
«Peygamber (s.a.a) Kur’an’ı hatmettiği zaman ailesini yanına çağırır ve dua buyururdu.[48]
«Kur’an okumaya baslandığında Fatihat-ul Kitab’ın (Fatiha suresi) okunmasına sahid olan
kimse Allah yolundaki fetihe sahid olan kimse gibidir. Ve onun hatmedildiğine sahid olan da
ganimetlere tanık olan kimse gibidir.”[49]
«Resulullah (s.a.a) Kur’an’ı hatmettikten sonra söyle buyururdu: “Allah’ım Kur’an’ın
hürmetine bana merhamet et.”[50]
Resul-u Ekrem (s.a.a) buyuruyor ki: “Kur’an’ı yedi (gün veya merhale)den çok okumayın (en
fazla yedi günde bitirin).”[51]
«Resulullah (s.a.a) Kur’an’ı hatmettikten sonra her zaman onun evvelinden bes ayet daha
okurdu.[52]
Bütün bu hadisler Kur’an’ın Hz. Peygamber (s.a.a)in zamanında toplatıldığını, baslangıç ve
sonunun belli olduğunu ortaya koymaktadır.
«İbn-i Abbas, Kur’an’ı Ubey’in yanında okudu ve Kur’an’ı hatmettikten sonra ona söyle dedi:
“Fatiha’yı ve Bakara suresinden bes ayet daha oku. Çünkü Kur’an’ı Peygamber (s.a.a)in
yanında hatmettiğimde bana böyle yapmamı buyurmustu.”[53]
«Tabersi söyle diyor: “Abdullah b. Mes’ud, Ubey b. Kaab ve diğer bir grup sahabe Kur’an’ı
bir çok defa Resulullah (s.a.a)in huzurunda hatmetmislerdi.”[54]
Resulullah (s.a.a)’in her zaman Kur’an’ı hatmettikten sonra ayakta dua ettiği
nakledilmistir.[55]
Bu hadisler Kur’an-ı Kerim’in, Resulullah (s.a.a)in hayatında bir araya toplanmıs olup
baslangıç ve sonunun da belli olduğunu göstermektedir.

Seyyid Seccadê Huseynî yê Cûdî
Moderatöre Bildir   Logged

Bişnev
"Nalîna agirî..."
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196


"Dilimden düğümü çöz"


WWW
« Yanıtla #46 : 29 Aralık 2009, 14:01:54 »

KUR’AN’IN PEYGAMBER (S.A.A)İN ZAMANINDA BİR ARAYA TOPLANDIĞINI GÖSTEREN DİĞER DELİLLEER


Kur’an-ı Kerim’in Resulullah (s.a.a)’in hayatında toplandığını ortaya koyan delillerin
önemlilerinden bir kısmını burada açıklamaya çalısacağız:

1- Hikmet ve Maslahatı Gözetmek:

Kur’an’ın, Peygamber (s.a.a)in ümmeti için bir delil olduğu, onun davetinin esasını
olusturduğu ve Allah Teala tarafından nazil olan farizaların bulunduğu bir kitap olduğu gerçeğini
göz önüne aldığımızda, Resulullah (s.a.a), eğer Kur’an’ın toplanmasına önem vermeyip ayetleri
düzenlemeden bıraksaydı, okunmasını emretmeseydi ve arapların kıraatlarından caiz olanını
caiz olmayan kıraatlardan ayırmasaydı, süphesiz bu is hikmet ve maslahata ters düserdi.
Belhi ve Seyyid b. Tavus’un dediği gibi bu musamahayı normal bir müslümanın yapması
düsünülemezken, Resulullah (s.a.a)in yaptığını söylemek nasıl düsünülebilir.[56]
İmam Serefuddin söyle diyor: “Peygamber (s.a.a)’i Hatem-ul Enbiya olarak tanıyan ve onu
Allah ve Kur’an’a önem verme hususuna Allah’ın kullarına en büyük öğütçü olduğunu onun
ümmetinin geleceğini düsünüp, uzak görüslü olduğunu ve hikmetin doruğunda bilen herkes
Resulullah (s.a.a)ın Kur’an’ı dağınık ve birbirinden ayrı olarak bırakıp gitmesinin imkansız
olacağını itiraf edecektir.”[57]

(DEVAM EDECEK İNŞ)

Seyyid Seccadê Huseynî yê Cûdî
Moderatöre Bildir   Logged

Bişnev
"Nalîna agirî..."
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196


"Dilimden düğümü çöz"


WWW
« Yanıtla #47 : 30 Aralık 2009, 00:44:50 »

2- Tarihî Gerçek

Ressulullah (s.a.a)in vahyi yazan katiplerinin olduğunda hiç kimse süphe edemez.
Resulullah (s.a.a), o katipleri sırf bu is için tutmustu. Tarihçiler bu katiplerin adlarını yazmıs,
bazıları onların sayısının 42’ye ulastığını söylemislerdir.[58]
Tarih kitaplarının dısında bir çok hadisde bu gerçeği açıklamıstır. Allah Teala’nın buyurduğu
“Allah’tan gönderilmis -bir elçi- (ki) tertemiz sahifeleri okumaktadır.” (Beyyine/2) ayeti de
Kur’an’ın sahifeler üzerinde bir araya toplandığına değinmektedir. O hadislerden bazılarını
asağıda nakledeceğiz:
Zeyd b. Sabit’ten söyle naklediliyor: “Ben Resulullah (s.a.a)e gelen vahiyleri yazardım. O
vahyi ağır sartlar altında alırdı ... Sonra ben (yazmak için) bir sey getirirdim. Peygamber söyler
ben de yazardım ... (Vahyi) yazdıktan sonra Peygamber “oku” diye buyururdu. Eğer bir yanlıslık
olsaydı onu kendileri düzeltir, sonra da halka verirlerdi.”[59]
Bu hadis, Kur’an ayetlerinin yazılısını bizzat Peygamber (s.a.a)in kendisi yakından takib edip
kontrol altında tuttuğunu ve onlarda yapılan yanlıslıkları düzelttiğini ortaya koymaktadır.
Peygamber (s.a.a), ne zaman vahy nazil olsa Zeyd veya bir baskasını çağırır, onu
yazmasını emrederdi.”[60]
Buerra, Peygamber-i Ekrem (s.a.a)in kendisine söyle buyurduğunu nakleder: “Zeydi çağırın
yazım araç gereçleriyle beraber yanıma gelsin. Zeyd geldi ve Peygamber (s.a.a) ona buyurdu
ki: Yaz sunu “Mü’minlerden özrü olmaksızın oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla
cihad edenler esit değildir.” (Nisa/95)[61]
Hatta bir çok hadise göre: “Cebrail (a.s) daima bunu (ayet ya da sureyi) falan yere koyun
derdi.”[62]
İbn-i Abbas söyle diyor: “Resulullah (s.a.a)e vahy inince onu yazması için birini çağırırdı.
Sonra da; “Bu ayeti falan sureye yerlestirin, çünkü filan konu orada zikrolunmustur” diye
buyururdu.”[63]
Buna benzer bir hadis de Osman b. Affan’dan nakledilmistir.[64]
Bu meseleye delil teskil edecek diğer bir hadis Osman b. Ebi-l As’ın hadisidir.[65]
Yine İbn-i Abbas ve Süddî gelen baska bir hadis de bunu tasdik etmektedir.[66]


(devam edecek inş)
Moderatöre Bildir   Logged

Bişnev
"Nalîna agirî..."
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196


"Dilimden düğümü çöz"


WWW
« Yanıtla #48 : 30 Aralık 2009, 23:10:44 »

BİR KAÇ NOKTA

A- Kur’an’ın yazılmasına Mekke’de baslanmıstır. Ömer b. Hattab’ın İslam’ı kabul etmesi
olayı da iddiamızı ispatlamaktadır. Olay söyledir: “Ömer b. Hattab kız kardesinin evinde
Kur’an’ın bir bölümünün yazılı olduğu iki sahife buldu. Bu Kur’an sahifelerini kendine okuması
için birisine verdi. O da Kur’an’ı Ömer’e okudu. Bunun üzerine Ömer müslüman oldu.”[67]
Askalani ve diğerleri, Mekke’de Kur’an’ı ilk olarak Abdullah b. Saad b. Ebi Serh’in yazdığını
söylemekteler.[68]
İbn-i Kesir, vahyi ilk yazan kisinin Ubey b. Kaab olduğu iddiasının hasiyesinde söyle diyor:
“Hayır; böyle değil, çünkü Ubey b. Kaab Mekkî sureler nazil olduğunda yoktu. Sahabe onları
Mekke’de yazmıslardı.”[69]

B- Müslümanlar Kur’an’dan yazdıklarını büyük bir ihtimale göre beraberlerinde Medine’ye
götürmüslerdir. Bu yüzden bazen Mekki ayetler medenî surelerde bazen de bunun tersi
olmaktadır. Gerçi, onlar bu ayetleri ezberleyip, sonra Medine’ye hicret ettiklerinde orada yazmis
oldukları da söylenebilir.[70]


C- Resulullah (s.a.a)e ilk vahiy nazil olduğunda kalem vesilesiyle okuma ve yazma konusu
gerçeklesiyordu. Hatta; Kur’an’ın, bir parçanın üzerine yazılı halde nazil olduğu da
söylenmistir.[71]
İlk nazil olan ayetler sunlardır: “Yaratan Rabbin’in adıyla oku. O insanı bir alaktan (kan
pıhtısından) yarattı. Oku; Rabbin en büyük kerem sahibidir. Ki O, kalemle (yazmayı)
öğretendir.” (Alak/1-4)

Görüldüğünüz gibi, Kur’an, burada kaleme isaret etmektedir. Bir baska ayet-i kerime’de ise
kaleme ve yazan seye yemin ettiğini görmekteyiz: “Andolsun kaleme ve yazdıklarına” (Kalem/1)
Yine Çesitli yerlerde kalem, Kur’an sahifesi vs. gibi yazma aletlerinden söz etmektedir.


Seyyid Seccadê Huseynî yê Cûdî
Moderatöre Bildir   Logged

Bişnev
"Nalîna agirî..."
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196


"Dilimden düğümü çöz"


WWW
« Yanıtla #49 : 31 Aralık 2009, 01:21:14 »

3- Peygamber (s.a.a)in Kur’an’ın Dısındaki Seylerin Yazılmasına
Engel Olması


Ehl-i Sünnet alimleri Resulullah (s.a.a)in Kur’an’ın dısındaki seylerin yazılmasını engel
olduğunu nakletmektedirler: “Benden yanlızca Kur’an’ı yazın. Birisi benden Kur’an’ın dısında
bir sey yazarsa onu yokedin.”[72]
Bize göre bu hadis sahih değildir. Bunun sahih olduğunu farz etsele bile, Peygamber-i
Ekrem (s.a.a)’in bu sözü yanlızca kendi huzurunda vahyi yazan yazıcılar için buyurmus
olduğunu kabul etmeliyiz. Çünkü; Resulullah (s.a.a)’in tefsir ve yorumları Kur’an’la birbirine
karısmamalıydı. Eğer böyle bir karısma olsa insanların bir çok hataya düsmesine sebep olur,
hatta bazılarını Kur’an’a kendi yanlarından bir seyler eklemeye tesvik edebilirdi.
Bu hadis, bazılarının zannettiği gibi, Hz. Peygamber (s.a.a)in zamanında Kur’an’ın dısında
hiç bir seyin yazılmadığı anlamına gelmediği gibi delil de teskil etmez.[73]
Moderatöre Bildir   Logged

Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6 7 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
kuranı-kerim resimleri Resimler ve flashlar MuSLiM 1 262 Son Mesaj 16 Ekim 2008, 23:17:45
Gönderen: harras
Kabe İmamı Mahir al-Mueaqly (sesli kuranı kerim Hatmi) Kur'an-ı Kerim video ve ses Dosyaları vuslat 0 738 Son Mesaj 24 Ekim 2009, 15:30:30
Gönderen: vuslat
Allah (c.c) Müslümanı nasıl tarif ediyor Kur'an-ı Kerim Genel MERXAS 0 135 Son Mesaj 22 Aralık 2009, 09:54:25
Gönderen: MERXAS
Allahü teâlânın varlığı nasıl ispat edilebilir? Tevhid Ve Akaid MERXAS 1 116 Son Mesaj 16 Ocak 2010, 09:51:35
Gönderen: MERXAS
Nasıl bir eş istersiniz? İslam'da Aile Hayatı KeRvAnCaN 5 331 Son Mesaj 12 Eylül 2010, 16:00:57
Gönderen: KeRvAnCaN
Her Dilden Kuranı Kerim Dinle / İndir Kur'an-ı Kerim video ve ses Dosyaları KeRvAnCaN 0 304 Son Mesaj 28 Temmuz 2010, 16:15:42
Gönderen: KeRvAnCaN
Üyelik Seviyemizi Nasıl Yükseltebiliriz??? İstek, Öneri ve Şikayetleriniz muhammedî 8 777 Son Mesaj 02 Temmuz 2011, 15:40:43
Gönderen: bymusab