0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: KUREYŞ'İN DÜŞMANLIĞI VE İŞKENCE-2  (Okunma Sayısı 157 defa)
umeyr21
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 116


« : 04 Mayıs 2011, 17:01:55 »

Suheyb b. Sinan'a Yapılan İşkence 
 

24. Kureyş müşriklerinden Abdullah b. Cüd'an'ın azadlı kölesi olan Suheyb b. Sinan,[674] Müslümanlığını açıklamaktan çekinmeyen yedi mücahidden birisi idi.[675]

Müslümanlıktan döndürülmek için, en ağır işkencelere uğratılirdi .[676]

Yapılan işkencenin ağırlığından, ne söylediğini bilmez hale gelirdi.[677]

Kendisine demir gömlek giydirilip en sıcak günde Remda'da güneşin altında tutulur, vücudunun yağı eritilirdi.[678] Suheyb b. Sinan, bir gün, yanında Habbab b. Eretve Ammar b. Yâsir olduğu halde Kureyş müşrik­lerinin yanlarından geçerken, müşrikler:

"İşte, Muhammed'in meclisinde bulundurduğu kişiler şunlar!?" diyerek alay etmeye başlayınca, Suheyb:

"Evet! Biz Allah'ın Peygamberinin meclisinde bulundurduğu kişileriz!

Ona biz iman ettik; siz ise küfrettiniz!

Onu biz tasdik ettik; siz ise tekzip ettiniz!

Müslümanlıkla zelillik ve hakirlik, müşriklik ile de azizlik bir arada bulunmaz!" deyince, müşrikler ona saldırdılar.[679]

"Demek Allah aramızdan (bula bula) bunlara lutfunu lâyık görmüş ha!?"[680] diyerek onu dövdüler.[681]

Müşrikler Mekke'de, böyle kavim ve kabilesi ve kendilerinin koruyucuları bulunmayanları, din­lerinden döndürmek için, öğlenin en sıcak saatlerinde Remda'da işkenceye uğratmaktan geri durmadılar.[682]

 

Yâsir ve Aile Efradına Yapılan İşkenceler
 

25-28. Yâsir b. Amir, Yemen'den gelip Mekke'de yerleşmiş ve Ebu Huzeyfie'nin kölesi Sümeyye Hatunla da evlenerek ondan Ammar ve Abdullah adlarında iki oğulları dünyaya gelmişti.[683]

Bu ev halkı topluca Müslüman olmuşlar,[684] dinlerinden döndürülmek için, Mahzum oğulları tarafın­dan toplu olarak işkenceden işkenceye uğratılmışiardır.[685] Mahzum oğulları;

Ammar1!,

Ammar'ın babası Yâsirl,

Yâsirln zevcesi ve Ammar'ın annesi Sümeyye Hatunu öğlenin en sıcak saatinde güneşin kızdırdığı Mekke kayalığına götürüp işkence yaparlardı.[686]

Bathâ'da Yâsir'e ve Ammar ile Sümeyye Hatuna işkence yapıldığı sırada, Peygamberimiz (a.s.) onlara rastlamıştı .[687] Yâsir:

"Yâ RasûlAllahünlem[688] Zaman hep böyle, işkenceli mi olacak?" diye sordu. Peygamberimiz (a.s.):

"Sabrediniz!" buyurduktan sonra:

"Ey Allah! Yâsir ailesini (ev halkını) yarlığa!" diyerek dua etti.[689]

Peygamberimiz (a.s.), yine, bir gün, işkenceye uğratıldıkları sırada onlara rastlamıştı:

"Sabrediniz ey Yâsir ailesi (ev halkı)"[690]

"Sevininiz ey Yâsir ailesi (ev halkı)ünlem"[691]

"Sevininiz ey Ammar ailesi (ev halkı)ünlem"[692]

"Hiç şüphesiz, sizin mükâfat yeriniz Cennettir!" buyurdu.[693]

Yâsir; müşriklerin söyletmek istedikleri şeyi söylemedi. İslâm'ın şerefi için ölmeyi göze aldıünlem[694] Müşriklerin işkenceleri altında can verdi.[695]

İslâm'da ilk erkek şehit o oldu.[696]

Abdullah b. Yâsir de okla vurulup yere düşürüldüünlem[697]

Yüce Allah onlardan razı olsun!

Yâsir b. Âmirin zevcesi ve Ammar ile Abdullah'ın anneleri olan Sümeyye Hatun ise,[698] Müslümanlığını açıklamaktan çekinmeyen ilk yedi Müslümandan birisi olup,[699] dininden döndürülmek için yapılan en ağır işkencelere çok zayıf ve yaşlı olmasına rağmen katlanır, müşriklerin yaptırmak iste­diklerini yapmaz,[700] İslâm'ın şerefi için ölmeyi göze alır, müşriklerin söyletmek istediklerini söylemez­di.[701]

Kocası Yâsir işkenceler altında can verdikten sonra, Sümeyye Hatun, işkence için Ebu Cehil'e tes­lim edilmişti.[702]

Ebu Cehil; akşamleyin, harbesini yanına alıp, Müslümanlara işkence yapılan yere uğrar,[703] onlara[704] ve Sümeyye Hatuna söver sayardı.[705]

Sümeyye Hatun da, Ebu Cehil'e ağır karşılık verirdi.[706]

Nihayet, Sümeyye Hatunun bir bacağını bir deveye, öteki bacağını da başka bir deveye bağladılar.[707]

Ebu Cehil, harbesini Sümeyye Hatunun önüne sapladı ve onu şehit etti.[708]

İslâm'da ilk kadın şehit de Sümeyye Hatun oldu.[709]

Yüce Allah ondan razı olsun!

Ammar b. Yâsir de, Müslümanlığını açıklamaktan çekinmeyen yedi mücahidden birisi olup,[710] din­lerinden döndürülmek için en ağır işkencelere uğratılan Müslümanlardandı .[711]

Kendisi öğlenin en sıcak saatinde Mahzum oğulları tarafından Remda'ya, Mekke kayalığına götürülür,[712] demir gömlek giydirilip yakıcı güneş altında tutulur, vücudunun yağı eritilir,[713] yapılan işkencenin ağırlığından, ne söylediğini bilmez hale gelirdiünlem[714]

Ammar b. Yâsir'e-sırtı ateşle yakılarak da-işkence yapıldığı olurdu.

Sırtındaki yanıkların izleri, yıllar geçtiği halde bile kaybolmamış:

"Nedir bunlar?" diye sorulduğu zaman:

"Bunlar Kureyşîlerin Mekke'de, Remda'da bana ateşle yaptıkları işkencelerin izleri!" demiştir.[715]

Ammar b. Yâsir, bir gün, Peygamberimiz (a.s.)a gelip:

"Yâ RasûlAllah! Bize yapılan işkenceler son derecelerine vardırıldı!" dedi. Peygamberimiz (a.s.):

"Sabrediniz ey Yakzan'ın babası!" buyurduktan sonra:

"Ey Allah! Ammar ailesinden hiç kimseye Cehennem azabını tattırma!" diyerek dua etti.[716]

Müşrikler; Ammar b. Yâsir'e gâh güneşin en yakıcı sıcaklığı altında göğsüne ağır kaya parçası koyarak, gâh boğarcasına başını suya batırarak da işkence yaparlardı.[717]

Mugîre oğulları onu Meymun kuyusuna batırırlardı.[718]

Müşriklerin suya batırarak işkence yapmış olduklan bir sırada Peygamberimiz (a.s.) Ammar b. Yâsir'e rastlamıştı.

Ammar ağlıyordu!

Peygamberimiz (a.s.) elini onun gözlerinin üzerine sürdü ve:

onların söyletmek istediklerini söyleyiver, işkenceden kurtul!" buyurdu.[719]

Kureyş müşriklerinden[720] Mugîre oğulları[721] Ammar b. Yâsir'i bir gün yakaladılar,[722] Meymun kuyusunun içine hatırdılar.[723]

"Sen Muhammed'e sövünceye ve 'Lât ve Uzzâ[724] Muhammed'in dininden[725] daha iyidir1 deyinc­eye kadar seni bırakmayacağız!" dediler.[726]

Peygamberimiz (a.s.)a dil uzattırmadıkça ve putlarının daha hayırlı olduğunu söyletmedikçe de, onu bırakmadılar.[727]

Peygamberimiz (a.s.)a:

"Yâ RasûlAllah! Ammar kâfir olmuş!" diye haber verildi.

Peygamberimiz (a.s.):

"Hayırünlem[728] Ammar, tepesine kadar,[729] tepesinden tırnağına kadar[730] imanla doludurünlem[731] İman onun etine ve kanına karışmış, işlemiştir!" buyurdu.[732]

O sırada, Ammar b. Yâsir, Peygamberimiz (a.s.)ın yanına geldi.[733] Ağlıyordu.

Peygamberimiz (a.s.), onun gözlerini eliyle silerken:

"Sana ne oldu?[734] Arkanda ne haber var?" diye sordu.

Ammar b. Yâsir:

"Şer var[735] yâ RasûlAllahünlem[736] Beni sana sövdürmedikçe,[737] beni senden vazgeçirtmedikçe,[738] Lât ve Uzzâ[739] putlarının da[740] senin dininden[741] daha iyi olduğu bana söylettirilmedikçe bırakıl­madım!" dedi.[742]

Peygamberimiz (a.s.):

"Sana bunlar söylettirildiği zaman, kalbini nasıl bulmuştun? Söylemiş olduğun sözlerden, kalbin ferahlı mı idi; değil mi idi?"[743] diye sordu.

Ammar b. Yâsir:

"Hayır! Ferahlı değildiünlem[744]

Kalbimi Allah'a ve Resûlüne imanın ferahlığı ve rahatlığı içinde[745] ve dinime bağlılığımı da demir­den daha sağlam bulmuşumdur!" dedi.

Bunun üzerine, Peygamberimiz (a.s.):

"Öyle ise, sana bir vebal yokünlem[746]

Ey Ammarünlem[747] Eğer onlar bir daha bu söylediğini tekrarlatmak için seni zoriarlarsa, tekrarlayıver!" buy urdu.[748]

"Kalbi iman üzere (sabit ve müsterih) olduğu halde ikraha (cebre) uğratılanlar müstesna olmak üzere, kim imandan sonra Allah'ı tanımaz, fakat küfre göğsünü açarsa, işte Allah'ın gazabı o gibilerin başındadır. Onların hakkı en büyük azabdır!"[749] mealli âyetteki istisnanın Ammar b. Yâsir hakkında nazil olduğu rivayet edilir.[750]

 

İslâm'da Ruhsat ve Azimetin Mahiyeti ve Hükümleri
 

Ruhsat; Yüce Allah tarafından kullara teklif olunan hükümlerde,[751]  kendilerinin özürleri sebebiyle[752] gösterilen kolaylık ve genişliktir.[753]

Azimet de; özürlerle ilişkisi bulunmayan asıl hüküm I erdir. [754]

Meselâ, misafirin Ramazan orucunu tutması azimet, tutmaması ise ruhsattır.

Misafir azimeti tercih ederek oruç tuttuğu zaman, ruhsatı terketmiş olur.[755]

Misafirin oruçta böyle yapması, kendisi için daha hayırlıdır.[756]

Kalbi Allah'a iman ile mutmain bulunan bir kimseye dayanılmaz işkencelerle söylettirilen küfür sözünden dolayı birvebal terettüp etmez.[757]

Çünkü, mecbur, mâzurdur.[758]

Mecbura küfür sözünü tecvizde, âlimler ittifak etmiştir.[759]

Ancak, yapılan işkencenin, ölümle tehdit olunmak, şiddetle dövülmek,[760] ateşte yakılmak[761] gibi dayanılmaz derecelerde bulunması gerekir.[762]

O takdirde mecbur, ya ruhsatla amel eder, kurtulur; ya da azimeti tercih eder, ölür.[763]

Ammar'ın babası Yâsir ile annesi Sümeyye Hatun, dinlerinin izzet ve şerefi uğruna, azimet ile hareket edip ölmeyi tercih etmişler; müşriklerin söyletmek istedikleri küfür sözünü söylememişlerdir.[764]

Ammar b. Yâsir ise ruhsat ile amel etmiş;[765] kalbi Allah'a ve Resûlüne imanla dopdolu olduğu halde, müşriklerin söylemeye zorladıkları küfür sözünü dil ucu ile söyleyip işkenceden kurtulmuştur.[766]

Zemahşerî'ye göre:

"'Bu iki işten hangisi, Ammar'ın yaptığı mı, yoksa baba ve annesinin yaptıkları mı efdaldir?1 diye sorulacak olursa, 'Ammar'ın ebeveyninin fiili efdaldir' denilir. Çünkü, bunlarınkinde, İslâmiyeti izaz için, öldürülmeye katlanma vardır."[767]

 
Abdullah b. Mes'ud'un Kâbe'de Açıktan Kur'ân Okuyuşu ve Dövülüşü
 

İbn İshak'ın Urve b. Zübeyr'den rivayetine göre; Mekke'de Resûlullah (a.s.)dan sonra Kur'ân-ı Kerîm'i yüksek sesle ilk okuyan kişi Abdullah b. Mes'ud idi:

Bir gün, Resûlullah (a.s.)ın ashabı toplanıp:

"Kureyşîler şu Kur'ân'ın yüksek sesle okunduğunu hiç dinlemediler. Kur'ân'ı onlara yüksek sesle okuyup dinletecek kim var?" dediler.

Abdullah b. Mes'ud:

"Ben varım!" dedi.

Arkadaşları:

"Biz, senin hakkında, Kureyşilerden korkanı!

Biz öyle bir adam istiyoruz ki, kendisinin kavim ve kabilesi bulunsun da, Kureyşîler birşey yapmak istedikleri zaman, onlara karşı onu korusunlar!" dediler.

Abdullah b. Mes'ud:

"Siz beni bırakın, ben gideyim. Yüce Allah beni korur!" dedi.

Ertesi günü, kuşluk vakti, Kabe'nin Makam'ına kadar ilerledi.

Kureyşîlerin toplantı yerinde bulundukları sırada, Makam'da, ayak üzerinde yüksek sesle Besmele çekerek er-Rahmân sûresini okumaya başladı.

Kureyş müşrikleri ona yönelip:

"Şu Ümmü Abd'in oğlu ne diyor?ünlem" diyerek mırıldandılar ve sonra da:

"O herhalde Muhammed'in getirdiği bazı şeyleri okuyor!" dediler, hemen kalkıp üzerine yürüdüler, yüzüne gözüne vurmaya başladılar.

Abdullah b. Mes'ud ise, okumaya devam ederek, Yüce Allah'ın sûreyi onun okuyup erişmesini dilediği yere kadar okuyup erişti!

Fakat dövülmekten yüzü gözü ezik ve bere içinde olarak arkadaşlarının yanına döndü.

Arkadaşları:

"Zaten, biz senin bu akıbete uğrayacağından korkmuştuk!" dediler.

Abdullah b. Mes'ud:

"Benim nazarımda şu anda onlardan daha hafif, zayıf durumda Allah düşmanları yoktur!

İsterseniz ben yarın da gider, onlara bir o kadar daha Kur'ân dinletebilirim!" dedi.

Arkadaşları:

"Hayır! Onlara, hoşlanmadıkları şeyi dinletmiş bulunuyorsun. Sana bu kadarı yeter!" dediler.[768]

 

Ebu Dübb Vadisinde Namaz Kılan Müslümanların Takipçi Müşriklerle Çarpışmaları
 

Peygamberimiz (a.s.)ın ashabından bazıları, namaz kılacakları zaman Mekke vadilerine gider, namaz kıldıklarını kavim ve kabilelerinden gizli tutmak isterlerdi.[769]

Nitekim, Sa'd b. Ebi Vakkas'la[770] bazı sahabiler, Ebu Dübb vadisine kadar gitmişlerdi.

Orada abdest alıp[771] namaz kılıyorlar,[772] namaz kıldıklarını kavim ve kabilelerinden hiç kimsenin işitmesini istemiyorlardı.

Fakat, kendilerini gözetleyen ve izleyen[773] müşriklerden bazı kimseler;[774] Ebu Süfyan Sahr b. Harb, Ahnes b. Şerik ve daha başkaları,[775] üzerlerine çıkageldiler.

Sahabilerin yaptıkları ibadetlerini ayıplamaya, kötülemeye kalkışınca, dövüştüler.

Sa'd b. EbiVakkas eline geçirdiği bir deve çene kemiği ile vurup onlardan birinin başını yardı, kanat­tı .[776]

Bunun üzerine, müşrikler bozguna uğradılar.

Müslümanlarda, cesaretlenerek onları vadiden sürüp dışarı çıkardılar.[777]

Bu, İslâm'da bu konuda akıtılan ilk kan oldu.[778]

Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
KUREYŞ'İN DÜŞMANLIĞI VE İŞKENCE-1 Peygamber Efendimizin Hayatı umeyr21 0 77 Son Mesaj 04 Mayıs 2011, 17:00:20
Gönderen: umeyr21