0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 3 ... 5 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: MİLLET-İ İBRAHİM  (Okunma Sayısı 1833 defa)
Kıyam
"iktidar;her yerdedir, DİRENİŞ'te...!
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331



« : 15 Ekim 2009, 13:59:47 »

KİTAP HAKKINDA BİR AÇIKLAMA
Şüphesiz ki hamd Allah’a aittir. Allahu Teala’nın salat ve selamı son peygamber olan Muhammed’in, onun âlinin ve ashabının üzerine olsun.
Bizlere İbrahim Aleyhisselam gibi, Muhammed Aleyhisselam gibi ve onlarla birlikte olan mü’minler gibi tertemiz örnekler ve önderler kılan Rabbimiz ne yücedir. Bu örnekler ve önderlerin farkına varıp, başkasına kulak asmayanlar selamete ermişlerdir. Şüphesiz salih amellerin başı imandır. İmanın başı ise İbrahim Milleti’ni gerçekleştirmektir. İbrahim Milleti, “La İlahe İllAllah” kelimesinin manasıdır. Bu serinin dördüncü kitabı[1] olan bu çalışmadaki gayemiz, İbrahim Milleti’ni izah edebilmek ve yayılmasına vesile olabilmektir.. Şüphesiz ameller imandandır... Yani uygulama olmaksızın İbrahim Milleti’nin ve dolayısıyla da “La İlahe İllAllah” kelimesinin gerçekleştirilmiş olmasının imkanı yoktur.. Amacımız; sadece teori üzerinde durmak değildir.. Ancak neticede kimsenin, kimseye hidayet edebilme kudreti de bulunmamaktadır.. Şüphesiz hidayet ancak ve ancak Rabbimiz, mevlamız ve tek İlahımız olan Allahu Teala’dandır. Rabbimiz hidayeti isteyenin işini kolaylaştırır, hidayet üzere sabredenin sabrını artırır.
Müslümanların tek bir vücud haline gelmeleri için ittifak edilmesi gereken ilk konu, Taifetu’l-Mansura’dan olabilmek için taşınması gereken ilk sıfat, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’e tabi olmak için uyulması gereken ilk kural ve hakkı ile cihad edebilmek için bulunması gereken ilk esas, İbrahim Milleti’dir...
Şüphesiz bu ümmet vasat olmakla övülmüştür. Ne ifrata ne de tefrite kaçanlar doğru yoldadır. Mü’minler birbirlerinin velileri kılınmıştır. Birbirimizi hakka ve sabra tavsiye etmekle sorumluyuz ve kurtuluşa ermenin yolu da budur... Dolayısıyla birimizin vasat olan yoldan ayrıldığını görmemiz halinde yapmamız gereken şey, onu hakka ve sabra davet etmek yani hatırlatmaktır.. Çünkü şüphesiz hatırlatmak mü’minlere fayda verir. Yoksa birbirimize karşı takınmamız gereken tavır, birbirimizin hataları ile sevinmek olmadığı gibi, birbirimize karşı haksız yere düşmanca davranmak da değildir. Allah için hakkı isteyen kul, hakkı araştırır ve kardeşlerine ulaştırır... Zira mü’minler arasında meydana gelen haksız ayrışmalar ve çekişmeler, şüphesiz gücümüzün dağılmasına ve dolayısıyla da Allahu Teala’nın yardımının ve bereketinin kalmamasına neden olur.. Bundan Rabbimize sığınırız.. Bu nedenle amacımız ifrat ya da tefrit olmayıp vasat olmaktır. Vasat olan ise Hak olandır. Allah için, gelin bu hak konusunda birbirimizi teşvik edelim ve birbirimize kenetlenelim.. Şüphesiz Allah insanı, anlayış ve kavrayış yönünden de farklı seviyelerde yaratmıştır. Bilmediğimizi, hakkında kesin bir hüküm vermeden önce araştıralım. Bu araştırma tek yönlü değil, muhalif tarafı da dinleyerek ve her iki tarafın da delillerini kıyas ederek olsun.. Ki mü’minlerin nasıl bir araya gelebileceklerini bu serinin birinci kitabında özet olarak ortaya koymaya çalışmıştık. Dileyen kardeşlerimiz o kitaba müracaat edebilir. Tabi ki bunları yapabilecek olanlar ancak haktan nasibi olanlardır. Haktan nasibi olmayanlar için ise, ne yapılsa faydasız... 
Allahu Teala’dan yardım ve korumasını diliyoruz. O bizim Hasbimiz ve Mevlamızdır... Başarı Allah’tandır.
 
Moderatöre Bildir   Logged

Bişnev
"Nalîna agirî..."
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196


"Dilimden düğümü çöz"


WWW
« Yanıtla #1 : 15 Ekim 2009, 14:56:47 »

kıyam üstadım kitabın hepsini yayınlamıyacaksınız inş Smiley
Moderatöre Bildir   Logged

Kıyam
"iktidar;her yerdedir, DİRENİŞ'te...!
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331



« Yanıtla #2 : 15 Ekim 2009, 15:00:47 »

yarım bırakmıcaz seccadım..ya hep ya hiç inş;))
Moderatöre Bildir   Logged

Kıyam
"iktidar;her yerdedir, DİRENİŞ'te...!
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331



« Yanıtla #3 : 15 Ekim 2009, 15:24:11 »

MUKADDİME
Hamd müttakilerin velisi olan ve din düşmanlarını yenik düşüren Allahu Teala’ya aittir. Salatın en güzeli ve selamın en mükemmeli, “Allah İbrahim’i en yakın dost edindiği gibi, beni de en yakın dost edindi”[2] diyen Nebimiz ve önderimizin üzerine olsun.
Tam olarak basıma hazır hale gelmeden önce bir çok defa fotokopi edilmiş ve bir çok yerde gençler arasında yayılmış olan bu kitabımı en son şekli ile değerli okuyucularıma takdim ediyorum. El yazım ile hazırlamış olduğum bir nüshayı Pakistan’da bazı kardeşlere hediye etmiştim. O dönemde bu kitap, sürekli yer değiştirdiğim bir sırada hazırlamakta olduğum “Davete ve Davetçilere Tuzak Kurmada Tağutların Metodları” isimli kitabın bölümlerinden biri idi. Bu kardeşler kendi mütevazi imkanları ile bu bölümü basıp dağıttılar. İşte kitabın ilk çıkışı ve basılması böyle oldu.   
Daha sonra Allahu Teala, nimeti ve ihsanı ile beni esaretten kurtarınca, bilhassa tutuklu olduğum dönem boyunca Allah’ın düşmanlarının bu kitaba karşı duydukları öfkeye bizzat şahid olmam nedeniyle kitabı yeniden hazırlamaya başladım.
Bu kitabı, Tağutların ve onların destekçilerinin boğazlarında diken, göğüslerinde acı ve ciğerlerinde yara yapan Allahu Teala’ya hamd olsun. Allahu Teala’dan, bu kitabı bizim için mutluluk sebebi, tağutlar için ise içi sadan[3] ile dolu bir otlak kılmasını dilerim.
Özellikle kitap basıldığından beri bize ve bizim davetimize dillerini uzatmış ve hiç bir zaman bizden sadır olmamış şeyleri bize iftira atan kimselerden nasihat veya uyarılarını bekliyor ve bir takım eleştirilerin olacağını tahmin ediyordum. Nitekim bu insanlardan biri, Kuveyt’deki bir mescitte Cuma hutbesi verirken, bütün insanları tekfir ettiğimiz ve sadece kendimizi İbrahim Milleti üzere gördüğümüz yönünde iftiralarda bulundu. Ancak vahyin aydınlığı ile basiretleri aydınlanmış olup hakkın peşinde olanlar, benim ile onların arasındaki durumun şairin şu sözünde geçtiği gibi olduğunu bilirler:
Allah unutulmuş bir fazileti yaymak istediğinde,
Kıskanç bir dili ona musallat eder.
İbrahim Milleti’ni bu kitapta ayrıntılı bir şekilde izah etmeye gayret ettik. Onu iyice anlamaya çalış ve karşı çıkanların gürültüsüne aldırış etme!
Allahu Teala’dan dinine yardım etmesini ve düşmanlarını sindirmesini diliyorum. Hayatta olduğumuz müddetçe bizi İbrahim Milleti’ne yardımcı kılmasını ve ona asker yapmasını, bizden bu amelleri kabul etmesini ve hayatımızı onun yolunda şehadet ile sonlandırmasını istiyorum. Şüphesiz Allahu Teala kerimdir.
Allahu Teala’nın salat ve selamı, O’nun nebisi olan Muhammed’in SallAllahu Aleyhi ve Sellem, O’nun âlinin ve bütün ashabının üzerine olsun.
 
Moderatöre Bildir   Logged

Kıyam
"iktidar;her yerdedir, DİRENİŞ'te...!
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331



« Yanıtla #4 : 15 Ekim 2009, 15:25:30 »

İBRAHİM MİLLETİ’NİN AÇIKLAMASI
Allahu Teala İbrahim Milleti hakkında şöyle buyurur: “Ancak nefsini akılsız hale getiren kimse İbrahim Milleti’nden (dininden) yüz çevirir. Andolsun ki, biz onu dünyada elçi seçtik, ahirette de, o iyilerdendir.”[4] Yine Allahu Teala nebisi Muhammed’e SallAllahu Aleyhi ve Sellem hitaben şöyle buyurur: “Sonra da sana: "Doğru yola yönelerek İbrahim Milleti’ne (dinine) uy! O müşriklerden değildi" diye vahyettik.”[5] 
Tüm bu netliği ve saflığı ile Allahu Teala bize takip edilecek yolu ve menheci açıklamıştır. Doğru yol ve hak olan menhec İbrahim Milleti’dir. Bunda hiçbir kapalılık ve hiçbir karışıklık yoktur. Kim, şeytanın imanı zayıf kimselerin kalbine attığı boş söylemlerden olan “davetin maslahatı” veya bu yolu takip etmenin Müslümanlar aleyhinde bir çok fitneye ve kötülemeye neden olacağı gibi bir takım gerekçelere dayanarak bu yoldan yüz çevirirse o sefihtir, aldanmıştır ve davet konusunda kendisini İbrahim’den Aleyhisselam daha bilgili zannetmiştir. Halbuki Allahu Teala İbrahim’i şu ayetleri ile övmüştür: “Andolsun biz daha önce İbrahim'e de hidayet, dürüstlük ve ilim gücü vermiştik. Biz onu iyi tanırdık.”[6] “Andolsun ki, biz onu dünyada elçi seçtik, ahirette de, o iyilerdendir.”[7] Allahu Teala, İbrahim’in davetini bize övmüş, nebilerin ve rasullerin sonuncusu olan Muhammed’e de SallAllahu Aleyhi ve Sellem, onun davetine tabi olmayı emretmiş, yolundan ve menhecinden yüz çeviren her kimseyi sefihlikle nitelemiştir.
İbrahim Milleti şudur: İbadeti, kapsamış olduğu tüm anlamları ile birlikte yalnızca Allahu Teala’ya yapmak[8] ve şirkten ve şirk ehlinden -beraat- uzak olmak.
İmam Muhammed bin Abdulvehhab şöyle der: “İslam dininin iki temel kaidesi vardır. Bunlar:
Birincisi: İbadeti Allahu Teala’ya has kılmak, O’na hiçbir şeyi ortak koşmamak, insanları buna teşvik etmek, bu esasa göre dost edinmek ve bunu terkedeni tekfir etmek. 
İkincisi: İbadet konusunda, Allahu Teala’ya şirk koşulmasına karşı insanları uyarmak, bu konuda tavizsiz davranmak, bu esasa göre düşmanlık yapmak ve bu konuda Allahu Teala’ya şirk koşanı tekfir etmek.”
İşte bu, tüm Rasullerin -Allah’ın salat ve selamı üzerlerine olsun- kendisine çağırdıkları Tevhid’dir. Ve bu, “La İlahe İllAllah” kelimesinin anlamıdır, Allahu Teala’yı ibadette  birlemek[9] ve ihlastır[10], Allahu Teala’nın dinine ve O’nun dostlarına dostlukta bulunmaktır. Yine bu, Allahu Teala’dan başka kendisine ibadet edilenlerin tümünü inkar etmek, onlardan uzak olmak ve Allah’ın düşmanlarına karşı düşmanlıkta bulunmaktır.
Bu aynı anda hem itikati Tevhid’in ve hem de ameli Tevhid’in tezahürüdür. İhlas Suresi itikadi Tevhid’in delili iken, Kafirun Suresi de ameli Tevhid’in delilidir. Nitekim Nebi SallAllahu Aleyhi ve Sellem, öneminden dolayı bu iki sureyi çokça tekrar eder ve özellikle sabah ve diğer namazların sünnetlerinde sürekli olarak bu ikisini okurdu.
Moderatöre Bildir   Logged

Bişnev
"Nalîna agirî..."
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196


"Dilimden düğümü çöz"


WWW
« Yanıtla #5 : 15 Ekim 2009, 23:11:35 »

Cenab-ı Allah (cc):
Kimini düşmanla
Kimini hastalıkla,
Kimini fakirlikle,
Kimini zenginlikle,
Kimini evladıyla,
Kimini eşiyle,
Kimini çeşitli bela ve musibetlerle,
Kimini de mevki ve makam ile imtihan eder.
Bunlardan biri de Hz. İbrahim (a.s)’in ders ve ibretlerle dolu imtihanıdır.
Hz. İbrahim (a.s) denilince, “la ilahe illAllah”a davet eden bir tevhid mücadelesi gelir aklımıza. Anlayışları körelmiş, kalpleri taşlaşmış Nemrut ve kavmine karşı iman mücadelesi gelir aklımıza: “…Ey kavmim! Ben sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Çünkü ben yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah’a çevirdim ve ben O’na ortak koşanlardan değilim.” (En’am: 78-79)

Hz. İbrahim (a.s) denilince, tuğyana başkaldırı gelir aklımıza. İlahlık davasında bulunan zorba Nemrut’a: “… Benim Rabbim güneşi doğudan getiriyor. Haydi, gücün yeterse sen de batıdan getir...”(Bakara: 258) meydan okuyuşuna karşı Nemrut’un afallayıp kalması gelir aklımıza.

Hz. İbrahim (a.s) denilince, tefekkür gelir aklımıza. Sönenlerin, batıp yok olanların ilah olamayacağı gelir.

Hz. İbrahim (a.s) denilince, put kıran İbrahim gelir aklımıza. Baltasını omuzlayıp hiçbir fayda ve zarar vermeyen putları paramparça etmesi gelir aklımıza: “Sonra İbrahim onları paramparça etti. Sadece onların büyüğünü bıraktı. Belki ona müracaat ederler diye.” (Enbiya: 5

Hz. İbrahim (a.s) denilince, tevekkül gelir aklımıza. Dağlar büyüklüğünde hazırlanan ateşe atıldığında Cibril-i Emin’in: “Ey İbrahim! Bir hacetin var mı?” imdat girişimine; “Allah bana yeter. O, ne güzel vekildir. O, benim halimi görüyor ve biliyor.” Cevabı gelir aklımıza. Dost, dostu yardımsız bırakır mıydı hiç? Dost dostu unutur muydu hiç? Ve ardından bu tevekkülün mükâfatı olarak Rabbimizin: “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selametli ol, dedik. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler, fakat biz onları daha çok hüsrana uğrayanlardan kıldık” (Enbiya: 69-70) fermanı gelir aklımıza.


Hz. İbrahim (a.s) denilince, hicret gelir aklımıza. İmansızlık ateşinin kalpleri nasıl taşlaştırdığı, gözleri nasıl körleştirdiği, kulakları nasıl sağırlaştırdığı hakikati çıkar karşımıza. Bunca delil ve mucizeye rağmen putperestliklerine devam eden o azgın kavme karşı, Hz. İbrahim (a.s)’in: “Ben Rabbime hicret ediyorum. O, bana doğru yolu gösterecektir” (Saffat: 99) sözü gelir aklımıza.

Birçok peygamberin, salih insanların, davetçilerin hayatlarında var ola gelen hicret… Ve bu yoluculukta:

İnsi ve cinni şeytanlardan Cenab-ı Allah’a, Halkı zalim olan bir beldeden, halkı yardımcı olan bir beldeye, Küfür ve şirkten, iman ve İslam’a, Dünyadan, ukbaya hicreti gelir aklımıza…


Moderatöre Bildir   Logged

Kıyam
"iktidar;her yerdedir, DİRENİŞ'te...!
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331



« Yanıtla #6 : 22 Ekim 2009, 10:45:27 »

ÖNEMLİ BİR UYARI
Günümüzde bazı kimseler İbrahim Milleti’nin; batıl ehli hakkında susarak ve onların batıllarından uzak olmayı ilan edip ortaya koymadan sırf teorik olarak Tevhid’in, Tevhid’in kısımlarının, üçe ayrıldığının[11] ve bunların tafsilatının öğrenilmesi ile gerçekleşeceğini sanabilir. Bu kimselere şunu söylemek isteriz: Eğer İbrahim Milleti, sadece bununla gerçekleşmiş olsaydı kavmi İbrahim’i Aleyhisselam ateşe atmazdı. Belki de onlara bu konuda tavizkar davransaydı, batılları hakkında sussaydı, ilahlarının aleyhinde konuşmasaydı, onlara düşmanlığını ilan etmemiş olsaydı ve Allah için dost edinme ve uzak durma, Allah için sevme, buğzetme ve düşmanlıkta bulunma şeklinde pratiğe dönüştürmeden, sırf kendisine tabi olanlarla birlikte ders olarak işleyeceği teoriye yönelik bir Tevhid’i ortaya koysaydı ona tüm kapılarını açarlardı. Hatta belki de günümüzde olduğu gibi sırf teoriye yönelik bir Tevhid’in ders olarak işlendiği okullar ve üniversiteler açarlardı, bu okulların ve üniversitelerin giriş kapılarının üstüne “Tevhid Okulu”, “Tevhid Enstitüsü” veya “Davet ve Din Usulü Fakültesi” gibi yazıların bulunduğu büyük tabelalar koyarlardı. Bu okullar, üniversiteler ve fakülteler, davet, Tevhid ve ihlas konusu ile ilgili binlerce tez, inceleme, mastır ve doktora tezi hazırlarlar, onlar hiçbir şekilde bundan rahatsızlık duymazlardı. Hatta onlar, kendi batıllarına, durumlarına ve gerçek yüzlerine değinmediği ve bu silik durumlarını devam ettirdikleri sürece bu çalışmaları övüp sahiplerine ödüller, diplomalar ve önemli ünvanlar bahşederlerdi. Çünkü pratik hayata, tatbik sahasına çıkmadıkça bu tür şeylerin tağutlar ve onların batıl sistemleri üzerinde hiçbir olumsuz tesiri ve zararı sözkonusu olmaz.........
Moderatöre Bildir   Logged

Bişnev
"Nalîna agirî..."
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196


"Dilimden düğümü çöz"


WWW
« Yanıtla #7 : 22 Ekim 2009, 10:49:25 »

Eğer İbrahim Milleti, sadece bununla gerçekleşmiş olsaydı kavmi İbrahim’i Aleyhisselam ateşe atmazdı. Belki de onlara bu konuda tavizkar davransaydı, batılları hakkında sussaydı, ilahlarının aleyhinde konuşmasaydı, onlara düşmanlığını ilan etmemiş olsaydı ve Allah için dost edinme ve uzak durma, Allah için sevme, buğzetme ve düşmanlıkta bulunma şeklinde pratiğe dönüştürmeden, sırf kendisine tabi olanlarla birlikte ders olarak işleyeceği teoriye yönelik bir Tevhid’i ortaya koysaydı ona tüm kapılarını açarlardı.

Moderatöre Bildir   Logged

hamne
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 726



« Yanıtla #8 : 22 Ekim 2009, 19:47:47 »

Allahrazıolsun....
ya hep ya hiç devamını bekliyoruz inşaAllah.... Smiley
Moderatöre Bildir   Logged

''Ne mutlu Hanne gibi adayanlara ünlem
Ne mutlu Meryem gibi adananlara ünlem
Ne mutlu Zekeriya (a.s) gibi bahçıvanlara ünlem
Ne mutlu Yahya ve İsa (a.s) gibi (manevi kurban) kurbanlara ünlem''
Vuslata_Ozlem
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 271



« Yanıtla #9 : 22 Ekim 2009, 19:52:54 »

secad  kardesim bu makale hasan abimize aitti degilmi ?
inzarda yayinlanmisti
Moderatöre Bildir   Logged

YANLIZ SANA KULLUK EDER,YANLIZ SENDEN YARDIM DILERIZ
Sayfa: [1] 2 3 ... 5 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Hz. İBRÂHİM (a.s.) Peygamberlerin Hayatı MuSLiM 0 169 Son Mesaj 30 Ekim 2008, 14:45:37
Gönderen: MuSLiM
ULUS MU MİLLET Mİ? Düşünce yazıları/Makaleler vuslat 1 139 Son Mesaj 01 Aralık 2008, 20:03:50
Gönderen: muhammed-i dava
İBRAHİM-İ DURUŞ. Kendi kalemizinden yazılarınız selvi 3 356 Son Mesaj 17 Mart 2009, 23:50:21
Gönderen: hamne
NEYİ KAZANDINIZ LANET OLASI!.. / İBRAHİM KARAGÜL (ALINTI MAKALE) Filistin Özel kuranehli 3 127 Son Mesaj 22 Ocak 2009, 23:20:05
Gönderen: harras
MUSTAFA EY MİLLET EY MİLLET Ezgi ve ilahiler by siirtli 0 208 Son Mesaj 18 Ekim 2009, 08:37:52
Gönderen: by siirtli
DÜNYADA SADECE İKİ MİLLET VE İKİ CEPHE VARDIR Tevhid Ve Akaid hamza01 0 81 Son Mesaj 18 Ekim 2009, 11:26:06
Gönderen: hamza01
İBRAHİM BİN ETHEM HZ. İLAHİ AŞK FİLİMİ WMW FORMATINDA İNDİR Flim - Tiyatro - Etkinlik Görüntüleri yanardağ55 0 466 Son Mesaj 01 Haziran 2011, 23:15:16
Gönderen: yanardağ55