0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Mü'min, Müslüman ve Muhacir  (Okunma Sayısı 225 defa)
azadî
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 95


« : 23 Aralık 2010, 23:10:46 »

Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Size mü­mini haber vereyim mi? Mümin, müminlerin nefisleri ve malları hususunda  kendisinden emanda oldukları kimsedir. Size müslümanın kim olduğunu ha­ber vere­yim mi? Müslüman, Müslümanların elinden ve dilinden emanda oldukları kimsedir. Muhacir ise kötü­lükleri ke­nara itip Allah’ın haramlarını terk eden kimse­dir. Mü­minin mümine zulüm etmesi, onu yardımsız bı­rakması, gıybetini etmesi veya onu kendinden uzaklaş­tır­ması/kovması haramdır."
Moderatöre Bildir   Logged
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« Yanıtla #1 : 24 Aralık 2010, 11:50:07 »

Müslüman, Müslümanların elinden ve dilinden emanda oldukları kimsedir.

Allah resulu A.s müslümanı, müslümana emanet ediyor. Emindir demek tam emniyettedir demektir. Dolayısı ile müslüman kardeşinin nefsini, kendi nefsine tercih etme sözkonusudur. Yani kendi için istediğini kardeşi için istemek, müslümanı kendi vucüdunun bir azası bilip, o parçayı söküp atmamın imkansızlığı gibi kendisi bilmektir.
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #2 : 24 Aralık 2010, 12:16:48 »

Abdullah b. Amr (r.a) Hz Peygamberden  şu hadisi nakleder:

''Müslüman dilinden ve elinden ve diğer müslümanların zarar görmediği; Muhacir ise Allah'ın yasakladığı şeylerden uzak duran kimsedir.''

 İsnad bilgileri: Metinde esas alınan hadis Abdullah b. Amr 'dan nakledilir. Onun Yanı sıra bu hadis Cabir b. Abdulah ve Ebu Musa el- Eşari'den de rivayet edilmektedir.. Her üç sahabiden gelen rivayet de  sahih senetlerle açıklanmış olup temel kaynaklarda yer almaktadır.

ŞERH:

Müslümanın temel  özellikleri. Bu hadis, Hz Peygamber'in  az sözle çok manalar içeren  yani CEVAMİÜL KELİM hadislerinden biridir.  Rasülüllah s.a.v  şahsiyet olarak bir müslümanın nasıl olması grektiği hususunda bir çok hadis bulunmasına rağmen bu hadiste bir kişinin diğerine en çok zarar verme imkanı olan DİLİ ve ELİNE vurgu yapılarak onlara dikkat edilmesi istenmiştir. . Başka bir deyişle bu hadiste bir müslümanın yapması gerekenler,  kötü fiilin kaynağına işaret ederek anlatımı yapılmıştır. . Ayrıca mü'minlerin kardeşlerine karşı  yapmaları gereken vazifeleri güç miktarında yapmaları beklenirken, kaçınması gerkenlerden mutlak anlamda uzak durması gerektiği istendiği görülmektedir.

Sahip olunmayan  dil ve el,  şahsın ve toıplumun huzurunun kaçmasına vesile olabileceği gibi. Kişinin Allah katındaki değerininde  alçalmasına yol açacaktır.. Şöyle ki; yalan ,gıybet, laf taşına, hakaret, küfür,kalp kırma gibi hoşa gitmeyen hemen bütün eylemler sahip olunmayan dilin  işlediği kötü amellerdir. Bu kötü huyların her biri  Kuran ve hadisler de şiddetle yasaklanan eylemlerdir. . Örneğin Savaş, karı-koca arasını buma bulma gibi bir kaç istisna biryana  yalanın her çeşidi yasaklanmış, gıybet etmek ise ölü eti yemeye benzetilmiştir.. Öte yandan bir müslümanın yalan söylememesi ise  temel görevi sayılmaktadır.. Ha Peygamber şöyle buyurur: '' Müslüman müslümanın kardeşidir, ona hiyanet etmez, yalan söylemez ve yardımı terk tmez.''
Bir müslümanın elinden diğer bir müslümanın zarar görmemesi ise kavga gibi fiili saldırılar başta olmak üzere müslümanların yaptıklarının tamamını kapsamaktadır.  Başka bir deyişle, bir müslüman kendi çıkar veya arzusu doğrultusunda başkasına zarar verecek bir harekette bulunamaz.  ''EL '' burada diğer organlarıda temsil etmektedir. Hatta elin hiç bir katkısı bulunmasa bile yine o fiili anlatırken ele izafe edilir. Çünkü el insanın gücünü temsil etmektedir..

   Hiçret; biryerden başka bir yere göç etme  anlamını içersede, o,  islam tarihinde terim olarak müşriklerin , baskıları neticesinde Mekke'de yaşanmayacağını anlayan mü'minlerin, Medine'ye sığınmalarıdır. Bu eylemi yapan  mü'minlerede Muhacir denmektedir.  Fakat Rasülüllah  bu hadiste kelimeyi yaygın olarak bilinen manasından çıkararak o na manevi bir anlam yüklemektedir. ''MUHACİR Allah'IN YASAKLARINDAN KAÇINAN KİMSEDİR.''

  Hz Peygamberin kavramlar üzernde yaptığı bu tür değişiklikler, temel kaynaklarda sürekli karşılaşılan bir hısıstur. Örneğin bir gün Rasülüllah s.a.v. ''GÜÇLÜ KİMSE PEHLİVAN DEMEK DEĞİLDİR.'' buyurdu. Etrafındakiler ''Peki güçlü kimse kimdir''diye sordular. Allah Rasülü '' ASIL GÜÇLÜ KİŞİ ÖFKE nında kendisine hakim olabilendir.'' Karşılığını verdi.  Yine bir gün Allah Rasülü ashabına ''iflas etmiş kimdir '' dedi  Onlar '' bize göre iflas etmiş kişi parası pulu olmayan kişidir '' diye cevapladılar.  Rasülüllah '' Asıl iflas eden kişi şudur: Ümmetimden bir kişi kıyamet günü manazı, orucu zekatı ile gelir. Fakat şuna küfretmiş, buna iftira etmiş, onun malını yemiş, diğerinin kanını akıtmış, bir diğerine ise kızmış, vurmuş... Bu şahıslardan birine iyiliklerinden verilir. Diğerinede iyiliklerinden verilir.  Fakat o adam borcu bitmeden önce verebileceği iyiliği tükenirse  alacaklıların hataları getirilip ona atılır ve netice de adam cehenneme gider.''

  Görüldüğü gibi her üç örnektede Allah Easülü genelde somut olarak kullanılan kavramların manevi boyutlarını göstermiş ve söz konusu isimlendirmeye ikincisinin daha layık olduğuna işaret etmiştir.

  İncelediğimiz hadiste de asıl asıl hicretin Allah'ın haram kıldıklarından uzaklaşmak suretiyle kötülüklerden iyiliklere hicret etmek olduğunu belirtilmektedir.

Sonuç olarak
metinde geçen hadis bir müslümanın toplum içinde İslam'ı güzel bir şekilde yaşayıp yaşatabilmesi için  diğerlerinin kendisinden  zarar görmemesi gerektiğini temel şart olarak  zikretmektedir. Başka bir deyişle, bir müslüman kendisiyle ,ailesiyle,toplumla barışık olan ve onlara zarar vermeyip,aksine faydası dokunan kimsedir.Nitekim başka bir hadiste '' Müslüman ülfet edilen kimsedir. Ülfet etmeyen ve kendisiyle ülfet edilmeyende hayır yoktur'' buyrulmaktadır.Ülfet etmek ve edilmek, bir arada yaşanabilmek anlamındadır. Yani müslüman geçimli insan demektir. Bunun ilk şartı ise herşeyden önce başkalarına zarar vermemektir.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
EY MÜSLÜMAN Şiir Pınarı « 1 2 » H@B!BE_XUD@ 15 898 Son Mesaj 04 Nisan 2008, 17:55:23
Gönderen: byleoger
Bir Mü'min Nasıl Olmalıdır İslami Hayat Tarzı muhammed-i dava 1 331 Son Mesaj 20 Ağustos 2008, 18:12:09
Gönderen: Nar-ı Zehra
EY (SEN) MÜSLÜMAN! Düşünce yazıları/Makaleler muhammed-i dava 2 209 Son Mesaj 03 Eylül 2008, 10:05:56
Gönderen: muhammed-i dava
ey müslüman müslüman eskilerden Kürtçe Eserler condollah 3 600 Son Mesaj 10 Nisan 2010, 23:03:30
Gönderen: hakikatyolcuları
Mü'min Ve Kabir Sorgusu Hadis-i Şerifler hamza01 0 150 Son Mesaj 18 Ekim 2009, 23:01:20
Gönderen: hamza01
Mü'min Hanımlara Öğütler.. İslamda Kadın ve Tesettür MERXAS 0 163 Son Mesaj 06 Ocak 2010, 09:10:35
Gönderen: MERXAS
Hikmet Muhacir Kürtçe Eserler isimsiz12 0 214 Son Mesaj 01 Aralık 2010, 23:26:02
Gönderen: isimsiz12