0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: MÜ'MİNLER İLE MÜŞRİKLER ARASINDAKİ FARKI BELİRLEYEN KAİDELER  (Okunma Sayısı 234 defa)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1137


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« : 09 Nisan 2010, 07:00:26 »

MÜ'MİNLER İLE MÜŞRİKLER ARASINDAKİ FARKI BELİRLEYEN KAİDELER


Allah-u teala'nın seni, O'na ibadet etmen için yarattığını bilir ve inanırsan şu şeyleri bilmen gerekir.

Tevhidi gerçekleştirmeksizin yapılan ibadetler Allah-u teala katında geçerli ibadet olarak isimlendirilmez. Tıpkı taharetsiz kılınan namazın namaz sayılmaması gibi...

Şirkin bir ibadete karışması halinde bu ibadeti bozacağını, yapılan ameli boşa çıkaracağını ve sahibini sonsuza kadar cehennemde bırakacağını bilirsen, şirkin ne olduğunu bilmen gerektiğini de daha iyi anlamış olursun.

Şirki bildiğin zaman ise; senin tevhidini bozan, ibadetlerini geçersiz kılan ameli öğrenmiş olursun. Ta ki böylece şirkten uzak durabilesin.

Allah-u teala şöyle buyuruyor:

"Allah kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a şirk koşan kimse derin bir sapıklığa sapmış olur." (Nisa: 116)


Şirki iyice öğrenebilmen için Allah-u teala'nın kitabında zikrettiği şu altı kaideyi iyi bilmen gerekir:



Birinci Kaide

İkinci Kaide

Üçüncü Kaide

Dördüncü Kaide

Beşinci Kaide

Altıncı Kaide


Birinci Kaide


Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in savaştığı kafirler, Allah-u teala'yı; yaratan, rızıklandıran, öldürüp-dirilten, fayda ve zarar veren, bütün işlerin elinde olduğu yüce varlık olarak bildikleri ve kabul ettikleri halde, Allah-u teala onları müslüman olarak kabul etmedi ve rasulüne onlarla savaşmayı emretti.

Allah-u teala onlar hakkında şöyle buyuruyor:

"Ey Muhammed! De ki: "Size gökten ve yerden rızık veren kimdir? Size kulak ve gözleri bahşeden kimdir? Ölüden diriyi çıkaran, diriden ölüyü çıkaran kimdir? Bütün işleri düzene koyan kimdir?" Diyecekler ki: "Allah'tır." De ki: "O halde Allah'tan sakınmaz mısınız?" (Yunus: 31)

"Ey Muhammed! De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin bakalım yeryüzü ve oradakiler kimindir?" Diyecekler ki: "Allah'ındır." De ki: "O halde hiç düşünmez misiniz?" "Yedi göğün Rabbi ve o yüce arşın Rabbi kimdir?" de. Diyecekler ki: "Allah'tır." De ki: "O halde sakınmaz mısınız?" "Öyleyse her şeyin hakimiyet ve mülkiyetini elinde tutan, dilediğini koruyan, fakat kendisinden hiçbir şey korunmayan kimdir? Biliyorsanız söyleyin" de. Diyecekler ki: "Allah'tır." De ki: "O halde nasıl aldanıyorsunuz?" Doğrusu biz onlara hakkı getirdik. Fakat onlar yalancıdırlar." (Mü'minun: 84-90)


Ve bil ki!

Laikler, ırkçılar, kapitalistler, liberaller ve demokratlar ve bunlar gibileri Allah-u teala'nın rabliğini kabul etmelerine, hatta bir takım ibadetleri de yapmalarına rağmen müslüman sayılmazlar. Çünkü büyük şirk işlemektedirler.

İkinci Kaide


Yaptıkları ibadetlerde, Allah'la kendileri arasına vasıtalar koymak suretiyle, Allah'a eş koşan müşrikler bu yaptıklarının şirk olmadığını iddia ederek şöyle demektedirler:

"Biliyoruz ki fayda verecek olan sadece Allah'tır. Biz istediğimizi Allah'tan istiyoruz. Fakat bunlar Allah'a yakın kimselerdir. Biz onların vasıtasıyla Allah'a yaklaşıyoruz. Allah'ın rızasını kazanmak için onların şefaatine sığınıyoruz."

Bunların hepsinin niyetleri Allah-u teala'ya yaklaşmaktır. Fakat bu niyetleri onlara fayda vermemektedir. Çünkü büyük şirk işlemektedirler.


Aynı şekilde her kim Allah-u teala'nın kanunlarıyla hükmetmeyen bir devlette millet vekili olur veya Allah-u teala' nın kanunlarından başka bir kanunla hükmeder ya da Allah-u teala'nın kanunları dışındaki kanunlarla hüküm verilmesini kabul ederse, velev ki böyle yapmayı İslam'a ve müslümanlara hizmet etme niyetiyle yapmış olsun, bu iyi niyeti ona fayda vermez, Çünkü büyük şirke girmiştir.

Allah-u teala bu gibiler hakkında şöyle buyuruyor:

"İyi bilinmelidir ki halis din Allah'ındır. Allah' tan başka dostlar edinenler: "Bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye onlara ibadet ediyoruz" derler. Doğrusu Allah ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Allah şüphesiz yalancı ve kafir olan kimseyi doğru yola eriştirmez." (Zümer: 3)

"Onlar Allah'tan başka kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere taparlar ve: "Bunlar Allah katında şefaatçilerimizdir" derler. Ey Muhammed! De ki: "Göklerde ve yerde Allah'ın bilmediği bir şeyi mi O'na haber veriyorsunuz?" Allah onların ortak koşmalarından münezzeh ve yücedir." (Yunus: 18)

Üçüncü Kaide


Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem insanlara davetçi olarak gönderildiği zaman, onlar çok çeşitli varlıklara ibadet etmekteydiler.

Bazı insanlar güneş ve aya, bazıları salih kimselere, bazıları nebilere, bazıları meleklere, bazıları ise ağaç ve taşlara ibadet ediyorlardı.

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem ise onların hepsini müşrik olarak kabul edip aralarında hiçbir fark gözetmeksizin tümüne birden savaş açtı.


Ve bil ki!

Laikler, ırkçılar, kapitalistler, sosyalistler, libareller ve demokratların çok değişik ilahları vardır. Bunlar ibadet ettikleri ilahlar bakımından değişik taifelerdir.

Öyle ki onlardan bazıları Amerikalılara, bazıları Avrupalılara, bazıları ise Ruslara ibadet eder.

Yine onlardan bazıları yeni dünya düzenine, bazıları hakimlere, bazıları teorilere, bazıları vatana, bazıları ırkçılara, bazıları kavmiyetçiliğe ve bazıları milliyetçiliğe, bazıları da kendi liderlerine ve düşünürlerine ibadet eder.

Her ne kadar bunların ibadet ettikleri şeyler değişik ise de asılda yani; büyük şirke düşme konusunda birleşmişlerdir. Şirk üzere olmaları bakımından aralarında hiçbir fark yoktur.

Allah-u teala şöyle buyuruyor:

"Fitne (şirk) ortadan kalkıp din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse bilin ki düşmanlık ancak zalimlere karşıdır." (Bakara: 193)

Allah-u teala güneş ve aya tapan kimseler hakkında şöyle buyuruyor:

"Gece ile gündüz, güneş ile ay Allah'ın varlığının belgelerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer yalnız Allah'a kulluk etmek istiyorsanız yalnız bunları yaratana secde edin." (Fussilet: 37)

Salih kimselere ibadet edenler hakkında Allah-u teala şöyle buyuruyor:

"Ey Muhammed! De ki: "Allah'tan başka ilah sandığınız şeyleri çağırın. Onlar ne sizi uğradığınız zarardan kurtarabilirler ne de onu sizden uzaklaştırabilirler. Onların taptıkları da Rablerine daha yakın olmak için bir yol arar. Her biri Allah'a daha çok yaklaşmak için çalışır. O'nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Elbette Rabbinin azabı korkulan azabdır." (İsra: 56-57)

Allah-u teala melekleri ilahlaştıranlar hakkında şöyle buyuruyor:

"Bir gün onların hepsini bir araya toplayacak sonra meleklere: "Size tapanlar bunlar mıydı?" diyecektir. Melekler de: "Seni layık olmadığın sıfatlardan tenzih ederiz. Bizim dostumuz onlar değil, sensin. Hayır, onlar cinlere taparlardı. Çoğu onlara inanıyordu" derler. Bugün birbirinize ne bir fayda ne bir zarar vermeye güç yetirebilirsiniz. Zalimlere: "Dünyada yalanladığınız ateşin azabını tadın" diyeceğiz." (Sebe: 40-42)

"(Hiçbir rasul) melekleri ve nebileri rabler edinmenizi size emretmez. Sîzler müslüman olduktan sonra, kafir olmanızı mı emredecek(ler) ?" (Al-i İmran: 80)

Allah-u teala, rasullere ibadet eden kimseler hakkında da şöyle buyuruyor:

"Hani Allah şöyle demişti: "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Allah'ı bırakıp da beni ve annemi iki ilah edinin" dedin? İsa dedi ki: "Seni tenzih ederim. Hakkım olmayan şeyleri söylemek bana yakışmaz. Eğer böyle söylemişsem Sen onu bilirsin. Ben ise Senin gizlediklerini bilemem. Şüphesiz ki Sen, gaybleri çok iyi bilensin. Ben onlara sadece bana emrettiklerini söyledim. "Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin" dedim. Aralarında olduğum müddetçe onlara şahit idim. Sen beni semaya aldığın zaman onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahitsin. Eğer onlara azab edersen şüphesiz onlar Senin kullarındır. Şayet bağışlarsan muhakkak ki Sen Aziz'sin, Hakim'sin. Her şeye galipsin, hüküm ve hikmet sahibisin." (Maide: 116-118)

Ağaçlara ve taşlara ibadet edenler hakkında Allah-u teala şöyle buyuruyor:

"Gördün mü Lat ve Uzza'yı ve üçüncü put olan Menat'ı? Herhangi bir güçleri var mı?" (Necm: 19-20)

Tirmizi'nin rivayet edip sahih dediği bir hadis-i şerifte, Ebu Vakid el-Leysi şöyle diyor:

"Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem ile birlikte Huneyn seferine çıkmıştık. Biz küfür ve şirk aleminden henüz yeni ayrılmıştık. Müşriklerin Zatu Envat dedikleri ve kutsal saydıkları bir ağacı vardı. Silahlarını o ağacın altında kuşanırlardı. (Kendilerine savaşta uğur getirmesi için). Böyle ulu bir ağacın altından geçiyorduk. Rasulullah'a -sallAllahu aleyhi ve sellem-:

"Ey Allah'ın rasulü! Onların Zatu Envat'ı gibi bize de bir Zatu Envat yap" dedik.

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem onlara şöyle dedi:

"Allah-u Ekber! Yemin ederim ki sizin sözleriniz, İsrail oğullarının Musa'ya söylediği sözlere benziyor.

"İsrailoğulları Musa'ya şöyle dediler: "Ey Musa! Bunların nasıl ilahları varsa bize de öyle ilah yap." Musa şöyle dedi: "Şüphesiz ki siz cahil bir topluluksunuz. Çünkü şu gördüğünüz putlara ibadet edenlerin içinde bulundukları din yıkılmaya mahkumdur. Ve yaptıkları ameller batıldır." Musa: "Size Allah' tan başka bir ilah mı arayacağım. Halbuki O sizi alemlerden üstün kılmıştır." (A'raf: 138-140)

Dördüncü Kaide


Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem geldiği zaman, tebliğ ettiği insanların da kanunları, şeriatleri ve ihtilafları çözen mahkemeleri vardı. Kendilerine bağlandıkları ve ona göre hareket ettikleri cahili adetlere sahiptiler. Bu yüzden Allah-u teala'nın hükmünü ve hidayet yolunu kabul etmediler ve bu sebeple müslüman olarak kabul edilmediler. Allah-u teala ve Rasülü sallAllahu aleyhi ve sellem onları tekfir etti ve Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem onlara savaş açtı.

Allah-u teala onların bazı şeriatleri hakkında şöyle buyuruyor:

"Kesilirken üzerine Allah'ın adı zikredilmeyen hayvanları yemeyin. Bunu (helal sayarak) yapmak Allah'ın yolundan çıkmaktır. Şüphesiz ki şeytanlar sizinle mücadele etmeleri için dostlarına vahyeder. Şayet onlara itaat ederseniz muhakkak müşriklerden olursunuz." (En'am: 121)

Allah-u teala Kureyş ve ona tabi olanlar hakkında şöyle buyuruyor:

"Yoksa onların Allah'ın izin vermediği şeyi kendilerine dinden bir şeriat koyan ortakları mı vardır?" (Şura: 21)


Ve bil ki!

Laiklerin, ırkçıların, kapitalistlerin, libarellerin, demokratların şeriatleri, kanunları ve de yerel ve uluslar arası mahkemeleri vardır. Aralarındaki ihtilafları bu mahkemelerde gözerler.

Aynı zamanda edinmiş oldukları cahili adetleri vardır. Yaşamlarını o adetlere göre düzenleyerek sürdürürler ve bu adetleri medeniyetin, aydınlığın ve kültürün bir göstergesi olarak telakki ederler.

Bunların hepsi sadece Allah-u teala'nın hükmünü, sadece Allah-u teala'nın hidayet yolunu kabul etmedikleri için müşriktirler.

Muvahhid olabilmek için mutlaka onları tekfir etmek ve onlardan beri olmak gerekir.


Beşinci Kaide


Şüphesiz günümüzdeki müşriklerin şirki önceki müşriklerin şirkinden daha şiddetlidir. Çünkü, önceki müşrikler sıkıntı anında şirki terkedip sadece Allah'a yönelir ve sıkıntıları giderilince tekrar Allah'a şirk koşmaya başlarlardı.

Günümüz müşrikleri ise sıkıntı olsun, zorluk olsun her halükarda, Allah'a ibadette ortak koşmakta ve sadece Allah'a yönelinmesi gerekirken Allah'tan başka nice şeylere yönelmektedirler.

Allah-u teala şöyle buyuruyor:

"Gemiye bindikleri zaman dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar. Ama Allah onları karaya çıkararak kurtarınca O'na hemen eş koşarlar." (Ankebut: 65)

Altıncı Kaide


Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in gönderildiği insanlar, bazı şeyleri Allah-u teala'ya, bazı şeyleri taptıkları putlara takdim ederlerdi.

Bu konuda Allah-u teala şöyle buyuruyor:

"Yarattığı ekin ve hayvanlardan Allah'a bir pay ayırarak zanlarınca: "Bu Allah'ın, bu da ortaklarımızındır" dediler. Ortakları için olan (pay) Allah'a ulaşmıyor, Allah için olan (pay) ise ortaklarına ulaşıyordu. Verdikleri hüküm ne kötüdür!" (En'am: 136)


Ve bil ki!

Laikler, ırkçılar, kapitalistler, liberaller ve demokratların hepsi mescitte Allah-u teala'ya ibadet etmekte ve ramazanda oruç ibadeti yapmakta, hatta beyti haccetmekte, nikah, boşama ve bunlar gibi medeni meselelerde Allah-u teala'nın kanunlarına bağlanmakta, bunların dışında kalan durumlarda ise kendi kanunlarıyla hükmetmektedirler.

(Tabi ki bu uygulama; bazı arap devletlerinde böyledir. Fakat Türkiye'de ve batı ülkelerinde böyle değildir. Nikah, boşanma, miras ve bütün medeni meseleler de hakim olan Allah-u teala'nın kanunları değil, beşeri kanunlardır.)
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1137


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #1 : 09 Haziran 2010, 10:19:49 »

Gerçek Müslüman


Müslüman; Allah'ın emirlerine zahiren ve batinen, yani hem kalbiyle hem yaşantısıyla boyun eğen kişidir. Müslümanın hidayet üzere kalabilmek için sürekli Allah'a dua etmesi ve hidayetten ayrılmamak için elinden gelen bütün gayreti sarfedip devamlı Allah'tan yardım istemesi gerekir. Ayrıca kendisinin hidayet üzere olmasıyla yetinmemeli, neslinin de hidayet bulup bu hidayet üzere kalması için bütün gayretini göstermeli ve bu konuda hiçbir ihmal yapmamalıdır.

Hidayet üzerinde olan ve Allah'ın kendisinden razı olduğu kimse işte böyle yapar. Onun bütün derdi; hidayet üzere kalmak ve nesline hidayeti gösterip onların da hidayet üzere kalmasını sağlamak olmalıdır. Her müslüman bu görevinin bilincinde olarak üzerine düşeni hakkıyla yerine getirmelidir.

Müslümanlık; kişinin sırf baba veya dedesinin müslüman olmasıyla kazanılacak bir vasıf değildir. Bir kişi ancak hareketlerini, yaşantısını, davranışlarını, düşüncelerini, adetlerini, kanunlarını, değer ve yargı ölçülerini yalnız İslam'dan yani Kur'an ve sünnetten aldığı zaman müslüman olabilir. Aksi halde kişinin baba veya dedesi Allah'ın en sevgili kulu olsa bile, bu şekilde Allah'a teslim olmadıkça müslüman sayılamaz ve ceddinin İslamlığı kendisine Allah katında hiçbir fayda sağlayamaz. Zaten kişi küfrü seçtiği zaman onunla müslüman baba ve dedesi arasındaki akrabalık bağı kopar. Çünkü Allah katındaki en önemli bağ akide bağıdır. Bu bağın kopması demek bütün bağların kopması demektir.

Müslüman, Allah'ın emirlerine zahiren ve batınen yani hem kalbiyle hem diliyle hem de yaşantısıyla boyun eğen kişidir. Müslüman ümmet; hareket, düşünce, adet, kanun, değer yargıları ve ölçülerini yalnız İslam'dan alan fertlerden müteşekkil bir topluluktur. Bu topluluğu teşkil eden fertlerin milliyeti, dili, ırkı, şekli, rengi hiç önemli değildir. Bu topluluktaki fertlerin değeri ancak Allah'ın emirlerine bağlılıktaki tavırlarıyla ölçülür.

Sırf babaları ve dedeleri müslüman olduğu için kendilerini müslüman zanneden insanlardan müteşekkil bir toplum müslüman ümmet sayılamaz.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
TEVHİDİ KİMLİK VE ASRIN BİZLERİ( İNTERNET VE MÜ'MİNLER) İslam'da Aile Hayatı kudus 0 152 Son Mesaj 28 Kasım 2008, 20:45:04
Gönderen: kudus
KURAN’DA MÜŞRİKLER KAÇ SINIFA AYRILIR? Çocuk Dersleri MERXAS 3 180 Son Mesaj 10 Eylül 2009, 07:52:22
Gönderen: MERXAS
Cihad ve Terör FARKI Sohbetler/Seslendirme kilimce 0 239 Son Mesaj 29 Ocak 2010, 20:01:31
Gönderen: kilimce
MÜ'MİNLER İLE MÜŞRİKLER ARASINDAKİ FARKI BELİRLEYEN KAİDELER Tevhid Ve Akaid hamza01 2 169 Son Mesaj 25 Mayıs 2010, 20:23:42
Gönderen: hamza01
EVLAT YETİŞTİREN/YETİŞTİRECEK MÜ'MİNLER İÇİN ÇOCUK TERBİYESİ Çocuk Eğitimi şura@ 0 128 Son Mesaj 14 Ağustos 2010, 20:27:54
Gönderen: şura@