0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Müslüman Olup Şehid Olan Hayberli Çoban  (Okunma Sayısı 152 defa)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« : 27 Aralık 2009, 12:00:53 »

HAYBER'İN FETHİ


Müslüman Olup Şehid Olan Hayberli Çoban


Hayber yahudilerinden Amir'in, Yesar adında Habeşli zenci bir kölesi vardı ve bu köle onun davarını güderdi.

(Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in, Hayber kalelerinden bazısını kuşattığı zaman) Yesar Hayberlilerin silaha sarıldıklarını görünce, onlara:

"Ne yapmak istiyorsunuz?" diye sormuştu. Onlar da:

"Şu Rasûlullah olduğunu iddia eden kişi ile çarpışacağız" demişlerdi.

Rasûlullahsözü, Yesar'ın kalbine işledi. Davarını sürüp Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldi.

"Ey Muhammed! Sen, neler söylüyor ve nelere davet ediyorsun?" diye sordu.

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem:

"İslamiyete, Allah'dan başka ibadete layık ilah bulunmadığına şehadete, Allah'dan başkasına ibadet etmemeye ve benim, Allah'ın rasulü olduğuna şehadete davet ediyorum." buyurdu. (Vakidi - Megazi)


Yesar, Müslüman olunca:

"Ya RasulAllah! Ben, siyah tenli, çirkin yüzlü, pis kokulu ve varlıksız bir adamım. Şu yahudilerle çarpışır ve ölürsem, cennete girer miyim?" diye sordu.

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem:

"Evet " buyurdu. (İbni Kayyım - Zadü'l-mead)


Yesar:

"Ya RasulAllah! Ben, şu davarların sahibinin işçisiyim. Bu davarlar, benim yanımda bir emanettir. Şimdi, ben, bunları ne yapayım?" diye sordu.

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu.:

"(Onları, karargahtan çıkar Onlara, bağır ve ufak taşlar at . Muhakkak ki yüce Allah, sana emanetini iade ettirecektir.) Onlar, sahiplerinin yanına döneceklerdir." (Siyeri İbni Hişam)


Yesar, hemen kalkıp yerden bir avuç kum aldı, davarların yüzlerine attı ve:

"Sen, sahibine dön. VAllahi, ben, artık sana sahip olmayacağım" dedi.

Davarlar, sanki çoban tarafından sürülüyorlarmış gibi kaleye girinceye kadar topluca gittiler, sahiplerinin yanına döndüler.

Yahudi Amir, kölesinin Müslüman olduğunu anladı. Ali RadıyAllahu Anhu, sancağı çekip kaleye dalarak çarpıştığı sırada, Yesar da onun yanında çarpıştı. (Vakidi - Megazi)


Yesar, yahudilerin attıkları bir taşla şehid oldu. Allah'a, bir vakit bile namaz kılmak fırsatını bulamadı. Yesar, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in yanına getirildi. Arkasının üzerine yatırıldı. Üzerine, bir örtü örtüldü.

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, ona dönüp baktı. Ashab-ı kiram da, dönüp baktılar. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, ondan hemen yüzünü çevirdi.

Ashab-ı kiram:

"Ya RasulAllah! Ondan, niçin yüzünü çevirdin?" diye sordular.

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem:

"Şimdi, onun yanında cennet hurilerinden iki zevcesi bulunuyor. Şehid, vurulup yere düştüğü zaman, cennet hurilerinden iki zevcesi gelip yüzünden tozları silerlerken: "Allah, seni toza toprağa bulayanın yüzünü toza toprağa bulasın! Seni, öldüreni öldürsün" derler. (Siyeri İbni Hişam)

"Allah, bu kuluna ikram edip onu hayra sevk etti. Allah'a, hiç secde etmediği halde, cennet hurilerinden ikisini, onun baş ucunda gördüm" buyurduktan sonra:

"Allah, senin yüzünü ve kokunu güzelleştirsin. Varlığını da çoğaltsın" diyerek dua etti. (İbni Kesir - Sire)


**********************************************************
*************Şehid : *****************

"Şehid, kelime olarak kesin bir haberi veren, bildiğini söyleyen, hazır olan, bulunan, bir hadiseye şahid olan, şahitlik eden manalarına gelir. Dinî anlamda, Allah rızası için, O'nun yolunda canını fedâ eden müslümana verilen isimdir.

Ona bu ismin verilmesinin sebebi, cennetlik olduğuna şahitlik edilmiş olması veya onun yüce Allah'ın huzurunda yaşıyor bulunması yahut ölümü sırasında meleklerin hazır bulunması yahut ta ruhunun doğrudan doğruya Daru's-Selâm'da (Cennet'te) bulunması veya Allah tarafından çeşitli mükâfatlarla mükâfatlandırılmış olmasıdır. "

Yüce Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmuştur :
"Allah yolunda öldürülenleri, ölüler sanma. Hayır, (onlar) diridirler. Rabb'leri katında rızıklanmaktadırlar. Allah'ın keremiyle kendilerine verdiklerinden sevinçli olarak, arkalarında henüz (şehid olup) kendilerine yetişemeyenlere de korku olmadığı, onların da üzüntüye uğramayacakları müjdesiyle sevinmektedirler. Allah'ın nimeti, keremiyle ve Allah'ın mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesiyle sevinirler"
(Âl-i İmran, 169, 170, 171)

Şehid en çok istismar edilen bir sıfattır. Çünkü şehidlik sadece Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın müminlere bahşettiği bir lütuftur. Fakat bilumum kafirler , müşrikler, laikler hatta komunist ve ateistler bile küfür nizamları için öldürülen veya ölen elemanlarına bile “….. şehid oldu” , “şehidlerimiz ölümsüzdür” gibi, ya da “ölüm orucu şehidlerimiz ölümsüzdür” gibi fikriyatlarına aykırı sloganlar atarak ölülerini kutsarlar.
Aynı şekilde laik rejimler de Allah ve rasulu ile harb etmesine rağmen , Allah ve rasulunun nizamını ve sünnetlerini yasaklamasına rağmen işine geldiği için bu terimin içeriğini çarpıtarak kendi nizamının bekası için saf Müslümanları kullanmak için kullanır.
Şehid dediği askerinin peygamberine “çöl bedevisi” diyerek hakaret eder , namaz kılan subay ve astsubayını askeriyeden atar , Tesettürlü hanımları olan askerini ordudan “disiplinsiz davranış” adıyla uzaklaştırır.
Fakat aynı askerden ve ailesinden vergi alır , kapısında posta yapıp nöbet tutturup hizmet ettirir.
Allahın emirlerini yaşamak isteyen Müslümanları kamusal alanlarına sokmayan bu istismarcılar , kendi kamusal alanı için aynı askeri öldüğü zaman şehid diye anar , madalya verir ünlem
Böylece oğlu ölen anne baba ,şehidlik makamıyla teselli ettirilir ki , diğer aileler çocuklarını askere göndermemezlik yapmasınlar, bu kuruma karşı bir soğukluk ve nefret uyanmasın.

"(Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman, hemen boyunlarını vurur. Nihâyet onları iyice vurup sindirinceye kadar bağı sıkıca bağlayın (onları esir alın). Ondan sonra artık ya lütfen bırakır veya karşılığında fidye alırsınız. Harb ağırlığını bırakıncaya (savaş sona erinceye) kadar (böyle yaparsınız). Allah dileseydi, (kendisi) onlardan öç alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için (size savaşı emrediyor). Allah yolunda öldürülenler (yok mu, Allah) onların yaptıkları işleri zâyi etmeyecektir" (Muhammed 47/4).

"Dünya hayatını âhiret hayatı karşılığında satarlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz"
(Nisa,74).


“Allah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat'ta da, İncil'de de Kur'ân'da da Allah'ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. Allah'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alış-veriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur." (Tevbe 111)



"Müminlerden özür sahibi olmaksızın oturanlarla Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, oturanlardan üstün kıldı. Allah onların hepsine de cenneti vaad etmiştir. Bununla beraber Allah mücahitlere, oturanların üzerinde büyük bir ecir vermiştir. (Nisa 95)

"Cennete giren hiç bir kimse, dünya üzerindeki her şey kendisine verilse bile, dünyaya dönmek istemez. Ancak şehid müstesnadır. O, göreceği ikramdan dolayı tekrar dünyaya dönüp on defa daha öldürülmeyi (şehid olmayı) temenni eder"
(Buhârî, Cihâd 6; Müslim, İmâre,108,109; Neseî, Cihâd 33).


"Muhammed'in nefsi, elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşmak ve öldürülmek, sonra savaşmak ve yine öldürülmek, sonra yine savaşmak ve öldürülmek isterdim"
(Buhâri, İman, 26; Müslim, İmâre,103,107; Neseî, Cihad, 37).

Mesrûk (r.a) Abdullah'a bu âyette zikredilen şehidlerin halini sormuş, o şöyle cevap vermiştir: Biz de bunu Hz. Muhammed (s.a.s)'e sormuştuk. Bize şu cevabı vermişti: "Şehidlerin ruhları yeşil kuşların karnındadır. Onların arşa asılı kandilleri vardır. Diledikleri gibi cennette serbestçe dolaşır, sonra o kandillere geri dönerler"
(Müslim, İmâre, 121; Ebû Davûd Cihâd 25; Tirmizî, Tefsiru Sure, 3/19; İbn Mâce, Cenâiz, 4; Cihâd, 16).

Kur’an ve sünnet ölçüsü dahilinde şehid olabilmek için gerekli şartlar aşağıya sıraladık.
Müslümanların şehid diyebilmek için bu delilleri göz önüne alması gerekmektedir. Yalnız şu hususu dikkat etmek gerekir ki bu sıfatı biz zan ile veriyoruz , aşağıdaki şartlar gereğince ölüp şehid olduklarını zannettiklerimiz bile Allah katında belki şehid sayılmayabilirler.
Biz zahiri olarak gördüklermiz ve delillere göre amel etmekle mükellefizdir. İşin iç yüzünü alemlerin Rabbi bilir .


1-Şehid olabilmek için şeriatçı yani Mü'min olmak şarttır.

2-Şehid olabilmek için uğruna savaşıp öldüğü vatan Allah’ın kitabıyla (şeriat) ile yönetilmelidir.

3-Şehid olabilmek için canını feda ettiği dava Allah'ın emrettiği meşru bir iş olmalıdır.

4-Şehid olabilmek için ırkı için değil , İslam ümmeti için mücadele ederken ölmüş olması gerekir.

5-Şehid olabilmek için insanlar arasında övülme , methedilme ve kahraman densin diye ölmemiş olması gerekir

6-Şehid olabilmek için mal, mülk , ganimet için savaşırken ölmemiş olması gerekir.

7-Şehid olabilmek için haram olan beşeri düzenler ile yönetilen doğduğu ,büyüdüğü ve yaşadığı vatanları müdafaa için öldürülmemiş olması gerekir.

8-Şehid olabilmek için öldürülenin Müslüman olması yeterli değildir. Öldürülenin uğruna öldüğü vatan ve dava İslam’ın yasak veya düşman olduğu bir vatan ve kurum kuruluş olmamalıdır
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer: