0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Müslümanlar İle Kafirler Arasında Savaş Bitmez  (Okunma Sayısı 93 defa)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« : 28 Ağustos 2011, 14:20:33 »

 
Kafirler kendilerini kuvvetli hissettikleri müddetçe Müslümanlara hayat hakkı tanımazlar. Ancak zayıf düştükleri veya Müslümanlara karşı koyamadıkları zaman susarlar veya Müslümanlarla barış yaparlar.

Kafirler bu iki düşüncenin yani İslam ve küfrün asla bir arada yaşayamayacağını bilirler. Onlar bilirler ki küfrü yok edip İslam'ı hakim kılmak Müslümanlar için bir ölüm kalım meselesidir.

Onlar Müslümanların asla İslam'dan taviz vermeyeceklerini, taviz verdikleri anda dinlerinden taviz vermiş olacaklarını ve bunun da onların İslam'ını bozacağını çok iyi bilirler.

Onlar yine şunu da çok iyi bilirler ki; Müslümanlar güçlendikleri zaman küfrün bir temsilcisi durumunda olan kendilerini ve kendileri gibi olan kafirleri asla rahat bırakmazlar. Onları yeryüzünden silinceye kadar çalışırlar.
 
 
Kureyş kafirleri Müslümanların ellerinden kaçtıklarını hissettikleri anda, onları bırakmanın ne manaya geldiğini çok iyi tasavvur edebildikleri için, nereye giderlerse gitsinler onları yok etmek için ellerinden geleni yapmaya çalıştılar. Bunu Medineli münafıklara ve muhacir Müslümanlara gönderdikleri mektuplarda apaçık görmekteyiz.

Kureyş müşrikleri Abdullah b. Ubeyy'e ve Hazreç ile Evs'ten onunla birlikte toplananlara şöyle yazdılar:

"Siz adamımıza kucak açtınız. Allah'a yemin ederiz ki siz ya onu öldürürsünüz, yahut yurdunuzdan sürüp çıkarırsınız, ya da hepimiz sizin üzerinize yürür, sizinle çarpışarak hepinizi öldürür, kadınlarınızı mübah sayarız."

Yine Kureyş müşrikleri Medine'deki muhacirlere mektup yazarak şöyle dediler:

"Bizi atlatıp Yesrib (Medine)'ye kaçmanız sizi aldatmasın. Gelip yurdunuzun ortasında kökünüzü kazıyacağız ve hepinizi yerle bir edeceğiz."

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem ve sahabeler; Kureyş müşrikleri bu mektupları göndermemiş olsaydı bile, kafirlerin gösterecekleri tepkiyi bildikleri için, daima uyanık ve tetikteydiler. Müslümanlar kafirlerin kendilerini yok etmek için her yola başvurabileceklerini biliyorlardı.
 
 
Kafirler Müslümanları yok edebilmek için meşru olsun, olmasın her yolu kullanırlar.

Örneğin;

Müslümanlara veya onları koruyan kimselere baskı yapabilecekleri gibi zayıf karakterli insanları da Müslümanlara saldırtabilirler.

Zira Kureyş müşrikleri bu yolları denemekten geri kalmamışlardır. Hem Medine'deki Müslümanları gerek Müslüman oldukları ve gerekse Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'i korudukları için tehdit etmişler, hem de zayıf karakterli kimselerden olan Ubey b. Selül ve taraftarlarını Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'e karşı kışkırtarak bu yolla Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem ve Müslümanları ortadan kaldırma yoluna gitmişlerdir.

Kafirler daha da ileri giderek İslam'a yeni girmiş ve daha henüz İslam inancı kalplerinde tam yer etmemiş kimseleri de etkileyip, onları Müslümanlara karşı kullanabilirler.

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem ve Müslümanlar bunları çok iyi bildikleri için, bunlara başlangıçtan beri hazırlıklı idiler.

Nasıl mı?

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem ilk önce daha önce de zikrettiğimiz gibi devletin iç yapısını sağlamlaştırıcı gerekli tedbirler almıştı. Yine çevredeki kafir kabileler ile barış anlaşmaları yaparak onların Kureyş'e yardım etmelerini engellemişti.

Ayrıca bunlara ek olarak en büyük düşman olan ve her an saldırması beklenen Kureyş müşriklerine zarar verme planları da yapmıştı.

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bilhassa Kureyş'in ticaret yolu üzerindeki kabilelerle barış anlaşmaları yapmıştı. Çünkü bu yol Kureyş'in can damarlarından biriydi.

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bu yolla buradan geçen Kureyş kervanlarını yardımsız bırakmak istiyordu.

Ayrıca bu yolu devamlı kontrol altında tutmak için seriyye gönderiyor ve keşifler yaptırıyordu.

Ayrıca Medine'de hem kendisi hem de Müslümanlar kılıçları beraberinde oldukları halde yatıyorlar ve Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in kapısında daima bir kişi nöbet tutuyordu.
 
 
Müslümaların kafirlerden gelebilecek her türlü tehlikeye karşı tedbir almaları gerekir.

Bütün tedbirlerin alındığı zannedildiği bir anda hiç hesaba katılmayan bazı tuzaklar da ortaya çıkabilir.

Müslümanlar kafirlerle barış anlaşması yapıp onlardan gelebilecek tehlikelerden emin oldukları bir anda anlaşma yaptıkları kimseler anlaşmaları bozabilirler. Ya da zayıf karakterli bazı Müslümanlar veya kafirler satın alınabilirler.

İşte Müslümanların bütün bu ihtimalleri hesaba katması ve etkisiz hale getirerek zararlarını engellemek için bütün meşru yolları denemeleri gerekir.

Örneğin;

Kafirler içinde onlardan haber alabileceği Müslümanlar bulundurmalı ve yeni Müslüman olan veya zayıf karakterli olan Müslümanları imtihan etmelidir.
 
 
İşte Abdullah b. Ubey b. Selül ve onun beraberindekiler!

Onlar bu anlatılanlara karakteristik bir örnektir. Onlara Kureyş müşriklerinden tehdit mektubu geldiğinde; Kureyş müşriklerinin tehditlerinden korktular, hemen Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem ve Müslümanlarla savaşmak için bir araya geldiler.

Bu noktada Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem Müslümanları bir araya toplayıp onlara karşı savaş ilan edebilir ve sonuçta belki de onları ortadan kaldırabilirdi. Fakat belki de savaşta Abdullah b. Ubey ve taraftarları galip gelebilir ve sonuçta Müslümanlar büyük bir zarara uğrayabilirlerdi.

Bu başvurulması gereken son çare olmalıydı. Bu son çareye başvurmadan önce daha az zarar verebilecek yollara başvurulması gerekir.
 
 
İşte bu noktada lider çok dakik ve uyanık olmalıdır.

Burada liderin çok önemli fonksiyonlarından biri olan karar verme işlevinin ne kadar önemli olduğuna ve liderin yetenekli ve uyanık olmasının ne kadar önemli olduğuna şahit oluyoruz.

Peki büyük önder ve örnek lider Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bu noktada ne yaptı?

Önce kendileriyle savaş etmek için toplanan bu topluluğa gitti. Onlara yaptıklarının akideye ters olduğunu anlatmadı, ya da onlara yaptıklarının yanlışlığını kanıtlamak için Kur'an'dan deliller getirmedi. Onlarla, onların anlayacakları bir dille konuştu.

Öncelikle onları arapların hoşlanmayacakları bir sıfatla itham etti. Onlara:

"Ne oluyor size, Kureyş müşriklerinden korktunuz mu?" dedi.

O dönemdeki araplar kendilerine her şeyi yakıştırabilirlerdi ama korkaklık sıfatını asla. Bu itham onları kalkışacakları işten utandırdı.

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bununla kalmadı. İkinci olarak onlara, doğru hesap yapmayı öğretti. Onlara şöyle dedi:

"Onlar size, sizin kendinize yapmak istediğiniz kötülüklerden daha fazlasını yapacak değillerdir. Çünkü siz kendi evlat ve kardeşlerinizle çarpışmak istiyorsunuz."

Yani Kureyş müşrikleri sizi öldürmekle tehdit ediyorsa, siz de bu kalkıştığınız işten dolayı zaten öldürüleceksiniz ve kadınlarınız helal sayılacak. Üstelik daha kötüsü sizin öldüreceğiniz kimseler Kureyşliler gibi yabancılar değil sizin kardeş ve çocuklarınız olacak. Şu halde bunlardan hangisi daha iyidir.

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in bu hikmetli konuşmasını duyan Abdullah b. Ubey b. Selül'ün beraberindeki müşrikler Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in sözlerini mantıklı bulup Müslümanlarla savaş etmekten vazgeçtiler.
 
 
İslami hareketin bu anlatılanlardan alması gereken çok önemli dersler vardır.

Müslümanların zihinlerinden şunu hiçbir zaman çıkartmamaları gerekir:

Kafirler Müslümanlar nereye giderlerse gitsinler onları yok etmek için her türlü metodu kullanırlar ve kullandıkları metotların meşru olup olmadığına da bakmazlar. Müslümanların kuvvetini azaltmak için bütün güçlerini ve mallarını kullanırlar.

İşte Müslüman hareketin planlarını yaparken bütün bunları göz önünde bulundurması ve kendilerini kafirlerden koruyacak her türlü tedbiri yerinde ve zamanında alması gerekir.

Ayrıca bünyesinde barındırdığı zayıf karakterli ve yeni Müslüman olmuş kimseleri çok iyi imtihan edip onlardan gelebilecek tehlikeleri önlemesi gerekir.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
yiğitler bitmez birde Resimler ve flashlar kudus 2 546 Son Mesaj 01 Kasım 2008, 09:00:37
Gönderen: MuSLiM
Müslümanlar İle Kafirler Arasında Savaş Bitmez Tevhid Ve Akaid hamza01 0 133 Son Mesaj 03 Kasım 2009, 21:33:54
Gönderen: hamza01
Hizbullah Projesi: Son Savaş, Gelecek Savaş ( yorum/analiz ) Düşünce yazıları/Makaleler vuslat 0 142 Son Mesaj 18 Kasım 2009, 21:12:04
Gönderen: vuslat
İki 'Savaş' arasında kaldı Yurttan haberler musabbinumeyr29 0 118 Son Mesaj 13 Ocak 2010, 08:01:06
Gönderen: musabbinumeyr29
Kulun sözü bitebilir, ama O'nun sözü bitmez Kur'an-ı Kerim Genel MERXAS 0 258 Son Mesaj 15 Mart 2010, 09:34:53
Gönderen: MERXAS
Kafirler bilirler ki onlar için en tehlikeli olan sistem İslam sistemi Serbest Bölüm hamza01 0 115 Son Mesaj 21 Nisan 2010, 09:16:09
Gönderen: hamza01
Kürdün Bitmez Gurbeti Düşünce yazıları/Makaleler huseyni_kıyam 0 97 Son Mesaj 05 Aralık 2011, 13:10:05
Gönderen: huseyni_kıyam