0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Namaz Bir Tevhid Eylemi...  (Okunma Sayısı 129 defa)
Mahya
..Beytül Ahzan..
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1358


Yalnızlık biçilmiş bir kaftan..


« : 21 Ekim 2009, 16:16:14 »

Allah(celle celalühü)'tan başka ilah yoktur esasına dayanan tevhid inancı namazla eyleme dönüşür. İslam'ın ilk farzı tevhid'e iman, ikincisi namazdır. Yani, İslam'da ilk farz kılınan ibadet namazdır.

Namaz en faziletli, en kapsamlı ibadettir: Allah(celle celalühü)'ı tesbih ve tekbir etme, O'na hamd, şükür, tevbe ve istiğfar, O'ndan yardım dileme, dua, niyaz ve zikirdir.

Peygamberimizin "Dinin direği", Müminin miracı", "Cennetin anahtarı", "Gözümün nuru" olarak tanımladığı namaz, İslam'ın olmazsa olmazıdır. Onu terk eden cehenneme sürüklenir: "Sizi cehenneme sevk eden nedir? Derle ki: Nanamaz kılanlardan değildir.ünlem" (Müdessir/42-43)

Namaz beş vakit farzdır. Hayatın hızlı koşusu içinde Allah(celle celalühü)'ı, ahireti, ölümü, görev ve sorumluluklarını unutan insan günde beş kez namazla kulluğunu hatırlar ve yeniden dirilir. Her ne namaz bir inkilaptır, diriliştir; kul onunla şirk batağından tevhid atmosferine, geçici dünya zevklerinden ebedi ahiret lezzetlerine, şeytanın etki alanından İlahi huzur iklimine geçer.

Bu değişim süreci ezan ve abdest ile başlar: Tevhid akidesini en özlü cümlelerle haykıran ezanla namaza ve kurtuluşa çağrılan mümin, abdest alarak etrafını kuşatan şaytani çemberi yarmaya ve arınmaya yönelir; maddi manevi kirlerden temizlenir: "Allah(celle celalühü) sizi temizlemek ve size olan nimetini tamamlamak ister." (Maide/6) Abdest sadece vücudu kir, pis ve pastan temizlemekle kalmaz, aynı zamanda iç dünyayı da arındırır. Mümin, her azasını yıkarken eliyle, ağzıyla, diliyle, gözüyle, kulağıyla, ayaklalrıyla bilerek-bilmeyerek yaptığı tüm günahlara tevbe edip vazgeçmeye karar verir.

Tertemiz bir kalp, tertemiz bir beden ve elbise ile Allah(celle celalühü)'ın huzura çıkan kul, yönünü kıbleye yani Kabe'ye döner. Allah(celle celalühü)'ın evi olan Kabe'ye dönen mümin, kalbini ve düşüncelerini Allah(celle celalühü)'a odaklar; diğer kıblelerden yüz çevirir. HErkesin bir kıblesi vardır. Yüzünü Kabe'ye döndüğü halde özünde başka varlık ve değerleri kıble edinenler, gerçekte istikbal-i kıble yapmış olmazlar.

Niyeti kalple yapmak esastır; dilde kalan sözler gerçek niyet olamaz. Zira namaza Allah(celle celalühü) rızası için durulur.

Ellerini kaldırıp "Allahu Ekber" diyen mümin, artık dünyayı, dünyevi düşünce ve kaygıları elinin tersi ile geriye atıp kalbini yüce Allah(celle celalühü)'a bağlar. Sübhaneke duasını okuyup Allah(celle celalühü)'ı hamd ile tesbih eder, ismini yüceltir ve ondan başka ilah olmadığını ikrar eder.

"Kur'an okumak istendiğinde kovulmuş şeytandan Allah(celle celalühü)'a sığın!" (Nahl-98) Şeytanın vesvesesinden Allah(celle celalühü)'a sığınan kul, E'uzübi'llahi min'eş-şeytan'ir-racim der ve besmele ile önce Fatiha'yı sonra Kur'an'dan kolayına geleni okur. Namazın her rekatında Fatiha'yı okuyan kul, E'uzü bi'llahi min'eş -şeytan'ir-racim der ve besmele ile önce Fatiha'yı, sonra Kur'an'dan kolayına geleni okur. Namazın her rekatında Fatiha'yı okuyan kul, Yaratanıyla "kulluk sözleşmesi"ni yeniler. Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah(celle celalühü)'a Ahiret Günü'nde hesap vereceğinin bilinci içinde, hem kendisi hem de müminler adına söz verir:"Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz." Sonra, doğru yolda olmak, nimete kavuşmak ve azaptan korunmak için Allah(celle celalühü)'tan yardım diler: "Ya Rab! Bizi, dosdoğru yola hidayet eyle! O yol, kendilerine nimet verdiğim kimselerin yoludur; gazaba uğrayanların, sapıkların, dalalete uğrayanların değil."

Hz. Aişe (r.a.) "Kendisinde anlayış ve idrakin bulunmadığı hiçbir ibadette kendisinde düşünmenin bulunmadığı hiçbir kıraatte hayır yoktur" der. O halde, namazda okunan ayet, sure ve dualar anlaşılmalı, hissedilmeli ve düşünülmelidir. yoksa o kutlu ifadeler birer tekrardan ibaret kalır.

Mümin, sadece namazda okuduğu ayet ve dualarla değil beden diliylede kulluğunu ifade eder:

Rabbinin huzurunda huşu ile el pençe divan duran kul, bu kıyamın aynı zaman da sahte tanrılara bir başkaldırı anlamına geldiğini bilmelidir.

Allah(celle celalühü)'a boyun eğip teslim olmayı ifade eden rüku ile kul, sadece O'nun karşısında eğildiğini; O'ndan başka hiçbir otoriteye boyun eğmeyeceğini ilan eder: "Sübhane Rabbiy'el-Azim: Azamet sahibi RABBİMi yüceltir, O'nu noksan sıfatlardan uzak bilirim."

Secde ise, ibadetin, itaatin ve de özgürlüğn zirvesidir: "Secde et (Rabbine) yaklaş" (Alak-19). Secde eden kul, Rabbini sonsuz yüceltip tesbih ederken, kendi acizliğini, hiçliğini itiraf eder. O'ndan başka hiçbir varlığın karşısında yere kapanmayacağını ilan eder: "Sübhane Rabbiy'elA'la: Yüceler yücesi RABBİMi tesbih ederim." İki kez secde ise, topraktan gelip tekrar toprağa dönüşü ifade eder.

Kıyam, rüku ve secde basamaklarını geçen mümin teşehhüdde, Hz. Muhammmed'in (s.a.v.) miraçta Rabbi ile aracısız sohbet etmesi gibi, doğrudan Yaratana kalbini açıp kulluğunu arz eder: Tahiyye, tayyibe, ve selavatı Allah(celle celalühü)'a; selamı, rahmeti ve bereketi de Nebi'ye ve O'nun adına salihlere sunar. Tevhid inancını bir kez daha tekrarlar. Rasul'e ve aline salat-u selamdan annesine, babasına ve tüm müminlere hayırlar ve esenlikler diler, kendisinin ve zürriyetinin dosdoğru ve sürekli namaz kılanlardan olmasını diler, diler de diler...

Nihayet "es-Selamü aleyküm ve rahmetullah" diyerek sağında ve solundakilere tüm inananlara, salihlere, meleklere selam verir; böylece namaz biter ama dua, niyaz, hamd, tekbir, tesbih, zikir, fikir... bitmez; zira bu müminlerin hayat tarzıdır.

Günde beş vakit böyle dosdoğru, özenle ve düzenli kılınan namaz, müminleri dosdoğru yoldan ayırmaz; onları Allah(celle celalühü)'tan başka varlıklara kulluktan korur, kötülük ve çirkinliklerden uzak tutar; böylece ebedi kurtuluşlarına vesile olur.

Bir tevhid eylemi olan namaz, müminleri pasif nesneler değil, aktif özneler kılar. Hz. Şuayb'ın kıldığı gibi bir namaz (Hud-87), müminleri dünyadan el etek çektirmez, aksine onları zulme, şirke ve küfre karşı mücadeleye sevk eden bir dinamizm, bir direniş ve bir diriliş kaynağı olur.

Abdullah YILDIZ
Moderatöre Bildir   Logged

..Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil..
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer: