0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Nazar Boncuğu veya Tılsımlı Şeyler Takınmanın Hükmü:  (Okunma Sayısı 223 defa)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« : 27 Ağustos 2011, 17:57:18 »

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“De ki: “Allah’tan başka çağırdığınız şeyleri gördünüz mü? Eğer Allah bana bir zarar vermek istese onlar O’nun zararını kaldırabilirler mi? Veya bana bir rahmet vermek istese O’nun rahmetini durdurabilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Güvenenler yalnızca O’na güvensinler.” (Zümer: 38)
Ukbe b. Amir (r.a)’dan şöyle dediği rivayet olunmuştur:
“Rasulullah (s.a.s) şöyle demiştir:
“Her kim nazar boncuğu (veya tılsımlı şeyler) takınırsa Allah (c.c) onun işini tamamlamasın.” (Ahmed)
Bir başka rivayette:
“Her kim nazar boncuğu (veya tılsımlı şeyler) takınırsa doğrusu o şirk koşmuştur.”
Abdullah b. Hakim (r.a)’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:
“Her kim bir şey takınırsa onun sorumluluğuna bırakılır.” (Tirmizi)
Abdullah b. Mes’ud (r.a)’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediğini işittim:
“Muhakkak ki Rukka, temaim ve tevle şirktir.” (Ahmed, Ebu Davud)
Tevle: sihirbazların yaptığı, kadına kocası için gerekli olduğunu iddia ettikleri, العطف)) olarak isimlendirilen bir şey.

Açıklama:

Nazarlık: Göz değmesini defetmek veya bu gibi şeyler için inciden veya kemikten ya da o ikisine benzer şeylerden insanın üzerine takılan şeydir. Nazarlık veya muska (tılsım) diye de isimlendirilir. Her kim ondan bir şey takınırsa, yani; hayrı kendisine çekmek veya zararı defetmek için kalbi ona bağımlı kalarak takınırsa, doğrusu Rasulullah (s.a.s), bu  kimsenin isteğinin gerçekleşmemesi için beddua etmiştir.  Ve onun takılması şirktendir.

Faydalar:

Her kim, kendisine bizzat zarar veya fayda verdiğine inanarak nazarlık takınırsa doğrusu o, Allah (c.c)’tan başkasının zarar ve fayda verdiği inancı sebebiyle büyük şirk koşmuştur. Şayet onun sadece sebeb olduğuna inanırsa işte o küçük şirktir.

Kahinlere, Müneccimlere ve Arraflara Gitmenin Haramlığı:

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“De ki: “Göklerde ve yerde kimin var olduğu gaybini sadece Allah bilir.” (Neml: 65)
Rasulullah (s.a.s)’ın eşlerinin bazılarından Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Kim bir Arrafa gider ve ona bir şeyden sorarsa kırk gece onun namazı kabul edilmez.” (Müslim)
Ebu Hureyre (r.a)’den şöyle rivayet edilmiştir:
“Rasulullah (s.a.s) şöyle demiştir:
“Kim bir kahine gider ve onun söylediğini tasdik ederse veya hanımına hayızlıyken yanaşırsa veya hanımına dübüründen yaklaşırsa doğrusu o Muhammed (s.a.s)’e indirilenden beri olmuştur.” (Ebu Davud)
Aişe (r.a)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir:
Bir grup insan Rasulullah (s.a.s)’a kahinler hakkında sordu. Şöyle dedi: “Birşey değildirler.” Dediler ki: “Oysa ki onlar bize genellikle bir şey söylerler de gerçek olur.” Rasulullah (s.a.s) dedi ki: “Gerçek olan o kelimeyi cinler kaçırırlar ve onu dostlarının kulağına, onunla birlikte yüz yalan karıştırarak okurlar (yani atarlar).” (Buhari, Müslim)

Açıklama:

Gayb; Allah (c.c)’ın kendisine has kıldığı ve ne yakın bir melek ne de gönderilmiş bir nebi dahil O’ndan başkasının onu bilmediğini haber verdiği işlerdendir. O halde her kim gaybı bildiğini iddia ederse işte o, bazen söylediği doğru çıksa bile yalancı bir kahindir. Ona soru sormak veya ona gitmek caiz değildir. Her kim gaybi bildiğini iddia eder veya yaratılmışın gaybı bildiğine inanırsa işte o kafirdir. Çünkü o, Kur’an ve sünneti yalanlayan bir kimsedir.

ra gitmenin haramlılığı. Zira onlar gaybi ve olmuş ya da olacak şeyleri bildiklerini iddia eden kimselerdir.
-   Kahin ve arraf bir tek kelime doğru söyleyebilir, fakat ona yüz de yalan karıştırır.
-   El falı, fincan falı ve şans burçları (yıldız falı) diye isimlendirilen şeyler müneccimliğe ve kehanete girer.

Sihir ve Ondan Sakındırmak:

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“Şeytanların Süleymanın mülkü hakkında okuduklarına tabi oldular. Oysa Süleyman kafir olmadı. Fakat insanlara sihri öğreten şeytanlar kafir oldular. Babil’deki iki melek Harut ve Marut’a bir şey indirilmedi. Onlar hiç kimseye: “Şüphesiz ki biz bir imtihanız, sakın küfre girme” demedikçe birşey öğretmezlerdi.” (Bakara: 102)

Allah (c.c) devamla şöyle buyuruyor:
“Kendilerine zarar verecek, fayda vermeyecek şeyler öğreniyorlar. Doğrusu onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı.” (Bakara: 102)

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“Sihirbaz gittiği yerde iflah olmaz.” (Taha: 69)

Ebu Hureyre (r.a)’den Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Helak edici yedi şeyden kaçınınız.” Denildi ki: “Ey Allah’ın rasulü onlar nedir?” Dedi ki: “Allah (c.c)’a şirk koşmak, sihir, Allah (c.c)’ın haram kıldığı bir nefsi haksız yere öldürmek, riba (faiz) yemek, yetim malı yemek, kafirlerle karşılaşıldığı gün kaçıp savaşmaktan yüzçevirmek, iffetli mü’min kadınlara iftira atmak.” (Buhari, Müslim)

Açıklama:

Sihir; sahibini dünyada ve ahirette mahveden ve helak eden günahların büyüklerindendir. Şeytanları yardımına çağıran ve Allah (c.c)’tan başka onlara ibadetle yaklaşan sihirbaz kafirdir, müşriktir. Ona gitmek ve ondan yardım istemek ise caiz değildir.

Faydalar:

-   Sihrin haramlılığı ve onun helak eden günahlardan olması.
-   Doğrusu o, İslam’ı bozan şeylerdendir. Çünkü Allah (c.c) şöyle buyuruyor: “Şüphesiz ki biz bir imtihanız, sakın küfre girme” 
Ve de o, ancak şeytanlara ibadet etmekle olur.
-   Sihirbaza gitmenin veya onlarla işbirliği yapmanın haramlılığı.

Rukye:

Abdullah b. Mes’ud (r.a)’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediğini işittim:
“Muhakkak ki Rukka, temaim ve tevle şirktir.” (Ahmed, Ebu Davud, Hakim hadis için sahih dedi ve Zehebi ona uygun düştü)
Aişe (r.a)’dan şöyle rivayet edilmiştir:
“Rasulullah (s.a.s) her türlü zehir sahibinden dolayı (akrep ve benzeri zehirli hayvanların sokması sebebiyle) rukyeye ruhsat verdi.” (Buhari, Müslim)
Aişe (r.a)’den şöyle rivayet edilmiştir:
“Rasulullah (s.a.s) kendisinde vefat ettiği hastalığı sırasında “muavvizat” (İhlas, nas ve felakı) okur ve kendisine üflerdi.”
Aişe (r.a) dedi ki: “(Hastalığı) ağırlaştığında ise onları ben okuyup onun üzerine üflerdim ve onların bereketi için elini meshederdim.” (Buhari, Müslim)
Aişe (r.a)’den şöyle rivayet edilmiştir:
“Rasulullah (s.a.s) ehlinden bazısına (hastalandıklarında) muavvizat (ihlas, nas, felak) surelerini okur, sağ eliyle (onlara) meshederek şöyle derdi: “Ey insanların rabbi Allah’ım! Sıkıntıyı gider, şifa ver, Sen şifa verensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Hastalık (tan bir eser) bırakmayan şifa ver!” (Buhari, Müslim)

Açıklama:

Rukye; hastaya üfleme veya acı veren yere dokunma ile birlikte okumaktır. “Yasak Kelime” olarak da isimlendirilir. Bu meşrudur ve şirkten, Allah (c.c)’tan başkasından yardım istemekten uzak sahih dualardan ve Kur’an’dan olması halinde Allah (c.c)’ın izniyle faydalıdır.

Faydalar:

-   Kur’an ve meşru dualarla rukyenin meşruluğu.
-   Kur’an ve meşru dualardan başkasıyla rukyenin haramlığı.
-   Şayet rukye Allah (c.c)’tan başkasına duayı içerirse işte o büyük şirktir.
-   İnsan için kendisini sığındırması (yani kendisinin rukye yapması) meşrudur ve başka bir şahıstan olması gerekli değildir.

Allah (c.c)’tan Başkasına Yeminin Haramlılığı:

İbni Ömer (r.a)’den Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Muhakkak ki Allah (c.c) babalarınıza yemin etmenizi size yasakladı. Her kim yemin edecek ise Allah (c.c)’ın adına yemin etsin veya sussun.” (Buhari, Müslim)
Bureyde (r.a)’den Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Kim emanet ile yemen ederse bizden değildir.” (Ebu Davud)
İbni Ömer (r.a)’den bir adamın şöyle dediğini işittiği rivayet edilmiştir:

“Kabe’ye yemin olsun ki hayır.” İbni Ömer (r.a) dedi ki: “Allah (c.c)’tan başkasına yemin etme! Muhakkak ki ben, Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediğini işittim: “Kim Allah (c.c)’tan başkasına yemin ederse doğrusu o, küfür veya şirk işlemiştir.” (Tirmizi, sahih hadis)


Açıklama:

Yaratılmıştan bir şeye yemin etmek onu yüceltmektir. O halde Allah (c.c)’tan başkasına yemin etmek caiz değildir ve Rasulullah (s.a.s) Allah (c.c)’tan başkasına yemin etmeyi şirkten saydı. Zira bunda, Allah (c.c)’tan başkasını Allah (c.c) ile yüceltmede, lafızla olsa bile, eş kılmak vardır. Bundan sakınmak ve onu söyleyeni düzeltmek vacibtir.

Faydalar:

-   Allah (c.c)’tan başkasına yeminin haramlılığı ve onun büyük günahlardan olan küçük şirkten olması.
-   Yaratılmışlardan nebiye, Kabe’ye, şerefe, hayata ve onlardan başkasına yeminin haramlığı.
-   Allah  (c.c), isimleri ve sıfatlarından başkasıyla yemin caiz değildir.

Uğur ve Uğursuzluk:

Enes (r.a)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:
“Adva ve Tıyara yoktur. Ben iyimser olmayı severim.” Dediler ki: “Ey Allah (c.c)’ın rasulü! İyimser olmak nedir?” Dedi ki: “Güzel sözdür.” (Buhari, Müslim)
(Adva Yoktur: Yani; hastalık mutlak olarak geçmez. Fakat Allah (c.c) takdir eder.)
İbni Mesud (r.a)’dan Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Uğur ve Uğursuz saymak şirktir.” (Ebu Davud)

Açıklama:

Uğurlu ve uğursuz saymak; kargalar veya baykuş gibi kuşları veya insanların isimlerini ya da onların tiplerini veya bunlar gibi şeyleri uğursuz kabul etmektir.

İnsan şayet bir işi yapmaya azmeder, sonra bu şeylerden bir şeyi görmesi sebebiyle onu terkederse işte bu, işi yapacak kimsenin o şeylerin bizzat zarar getirebileceğine inandığı ve Allah (c.c)’a tevekküle zıd olduğu için şirkten sayılan uğursuz saymadır.

İyimser olmaya gelince; onda Allah (c.c)’tan başkasına kalbin bağlı kalması söz konusu değildir. Fakat nefis kuvetlenir, istediğine karşı canlılığı artar. Şayet kendisine sevindiren bir şey görür veya duyarsa, işte o Allah (c.c) hakkında iyi zan beslemektendir.

Faydalar:

-   Uğur ve uğursuz saymaktan nehiy. Bu ise kuş ve benzeri şeyleri uğursuz sayarak ameli terketmektir.
-   Eğer Allah (c.c)’tan başkasının zarar ve fayda verdiğine inanılarak amelin terkine sebebiyet verirse bu şirktendir.
-   İyimser olmanın müstehab oluşu. Çünkü onda Allah (c.c) hakkında iyi zan beslemek vardır.

 Kadere İman:

Ömer (r.a)’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Bir gün biz Rasulullah (s.a.s)’ın yanında iken bembeyaz elbiseli, simsiyah saçlı, üzerinde yolculuk eseri görülmeyen, bizim kendisini tanımadığımız bir adam çıkageldi. Rasulullah (s.a.s)’ın yanına oturdu ve dizlerini onun dizlerine dayadı, avuçlarını onun uylukları üzerine koydu ve dedi ki:
“Ey Muhammed! Bana İslam’dan haber ver.” Rasulullah (s.a.s) dedi ki:

“İslam; Allah (c.c)’tan başka ibadete layık ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah (c.c)’ın rasulü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekatı vermen, ramazan orucunu tutman, ona yol bulabilirsen beyti haccetmendir.”

(Adam) dedi ki: “Doğru söyledin.”
(Ömer) dedi ki: “Biz ona şaştık. Hem ona soruyor, hem de onu tasdik ediyor.” (Adam) dedi ki: “Bana imandan haber ver.”

(Rasulullah) dedi ki: “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, rasullerine ve ahiret gününe iman etmen, ve yine kadere, onun hayrına ve şerrine iman etmendir.” (Adam) dedi ki: “Doğru söyledin.” (Adam) dedi ki: “Bana ihsandan haber ver.” (Rasulullah) dedi ki: “Allah (c.c)’a, O’nu görüyormuş gibi ibadet etmendir. Şayet sen O’nu göremesen de, şüphesiz ki O seni görür.” (Adam) dedi ki: “Bana kıyametten haber ver.” (Rasulullah) dedi ki: “Onun hakkında sorulan, sorandan daha bilgili değildir.” (Adam) dedi ki: “Bana onun işaretlerini haber ver.” (Rasulullah) dedi ki: “Cariyenin hanım efendisini doğurması ve ayağı çıplak koyun çobanlarının yüksek bina yapmaya kalkışmalarını görmendir.” (Ömer) dedi ki: “Sonra (adam) gitti. Ben bir süre kaldım. Sonra (Rasulullah) bana dedi ki: “Ey Ömer! Soranın kim olduğunu biliyor musun?” Dedim ki: “Allah (c.c) ve rasulü daha iyi bilir.” (Rasulullah) dedi ki: “Şüphesiz ki o, Cibril (a.s)’dir. Dininizi size öğretmeye geldi.” (Müslim)

Abdullah b. Amr (r.a)’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Rasulullah (s.a.s) şöyle demiştir:
“Allah (c.c) yaratılmışların kaderini gökleri ve yeri yaratmadan elli bin sene önce yazmıştır.” (Müslim)

Açıklama:

Kaza ve kadere iman imanın temellerindendir. Bir kimse kendisine isabet eden bir şeyin bir hata sonucu kendisine isabet etmediğine, elde edemediği bir şeyin de ona isabet etmeyeceğine ve olan herşeyin Allah (c.c)’ın onu bilmesi, onu katında yazması, onu dilemesi ve onu yaratması sonucunda olduğuna  inanıncaya kadar müslüman olamaz.

Faydalar:

-   Kaderin ve herşeyin Allah (c.c)’ın takdiriyle olduğunun isbatı.
-   Kadere iman gerekliği ve imanın temellerinden oluşu.

Allah (c.c)’a Tevekkül Etmek:

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“Kim Allah (c.c)’a tevekkül ederse O, ona yeter.” (Talak: 3)
“Öyleyse mü’minler sadece Allah’a tevekkül etsin.” (Tegabun: 13)

İbni Abbas (r.a)’dan Rasulullah (s.a.s)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Bana ümmetler gösterildi. Bir nebi gördüm, beraberinde iki adam vardı. Bir nebi de beraberinde hiçbir kimse yoktu. Bana büyük bir karartı sunuldu. Zannettim ki onlar ümmetimdir. Bana denildi ki: “Bu Musa ve kavmidir. Sonra baktım büyük bir karartı daha gördüm. Bana denildi ki: “Bu senin ümmetindir. Onların yetmiş bini hesapsız cennete girecektir.” Sonra oturduğu yerden kalktı ve evine girdi. İnsanlar bu konulara kendilerini kaptırdılar. Bazıları dediler ki:  “Belki onlar Rasulullah (s.a.s)’a arkadaşlık edenlerdir.” Bazıları dediler ki: “Belki onlar İslam’ın içinde doğan ve Allah (c.c)’a hiçbir şeyi şirk koşmayanlardır.” Daha çok şeyler zikrettiler. Rasulullah (s.a.s) onların yanına çıktı ve ona durumu haber verdiler. Dedi ki: “Onlar rukye yapmayan, dağlama yapmayan, bir şeyi uğurlu veya uğursuz saymayan ve rablerine tevekkül edenlerdir.” (Buhari, Müslim)


Açıklama:

Tevekkül kalbin en yüce ibadetlerindendir. Bunun manası; kalbin Allah (c.c)’a güvenmesi ve şeri sebepler edinmekle birlikte işleri O’na teslim etmektir. Allah (c.c) tevekkül edenleri övdü ve onlara güzel bir mükafatı vadetti.

Faydalar:

-   Tevekkülün yeri ve onun ibadetlerin en yücelerinden olması.
-   Onun gerçekleşmesi hesabsız olarak cennete girme sebebidir.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
İYİ VEYA KÖTÜ ÇIĞIR AÇANLAR Kur'an-ı Kerim Genel MERXAS 0 238 Son Mesaj 12 Nisan 2008, 08:12:06
Gönderen: MERXAS
İYİ VEYA KÖTÜ ÇIĞIR AÇANLAR(hadis) Hz.Muhammed (S.a.v) MERXAS 1 218 Son Mesaj 12 Nisan 2008, 08:14:20
Gönderen: MERXAS
nazar hakkında Fıkıh Köşesi _uMuT_ 1 251 Son Mesaj 14 Haziran 2009, 20:46:27
Gönderen: damla 8
HALKA, İP, NAZAR BONCUĞU GİBİ ŞEYLERİ KÖTÜLÜĞÜ DEFETMEK İÇİN TAKMAK ŞİRKTİR Tevhid Ve Akaid hamza01 0 115 Son Mesaj 06 Ekim 2009, 11:09:38
Gönderen: hamza01
HAMAYIL, NAZAR BONCUĞU V. S. Tevhid Ve Akaid MERXAS 0 156 Son Mesaj 05 Kasım 2009, 22:09:12
Gönderen: MERXAS
Nazar Konusu Tevhid Ve Akaid Âl-i İmran 2 123 Son Mesaj 19 Aralık 2011, 16:27:55
Gönderen: Âl-i İmran
Baktığınız konu veya bölüm silinmiş veya size sınırlandırılmıştır İstek, Öneri ve Şikayetleriniz şura@ 2 308 Son Mesaj 08 Ocak 2012, 14:20:45
Gönderen: cebelinur