0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Nazar Konusu  (Okunma Sayısı 124 defa)
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« : 19 Aralık 2011, 11:50:48 »

Türkçemizde göz değmesi, göz dokunması, nazar gibi tabir (deyim)lerle bildiğimiz “İsabet-i ayn” vakidir.


Hz. Aişe (r.a.)’den gelen çeşitli rivayetlerde kendisine Rasûlüllah (s.a.v.)’ın nazardan rukye yapmasını emir buyurduğunu ifade etmiştir.


Mesele ilm-i kelâmda inanç noktasından ele alınmıştır. Fıkh-ı Ekber şerhinde Aliyyü’l-Karî: (77) “Sihir ile göz değmesi-mutezile mezhebinin görüşlerinin aksine- ehl-i sünnete göre haktır, vakı’dir. Çünkü: Rasul-ü Ekrem (s.a.v.) “göz değmesi haktır...”buyurmuşlardır.” (78) demektedir.


Bazı gözlerin baktıkları cisimleri hasta yapacak veya başka türlü zarar verebilecek te’sirler yaptığı hakkında hadis-i şerifler olduğu gibi bazı Kur’ân âyetlerini bu mana ile tefsir eden müfessirler de vardır.


Eski ve yeni bazı filozoflar ise bunun akla uygun olmadığını iddia etmişlerdir. Halbuki bunda akla aykırı bir taraf yoktur. Çünkü gerçek tesir Allah’ın yaratmasına aittir. Bunda göz âdi bir sebepten ileri geçmemektedir. Hayvanlar kendi aralarında nasıl farklı özelliklere sahip iseler insanlar da çeşitli özelliklere sahiptirler. Bazı insanların yaratılışında başkalarına zarar verebilecek bir özelliğe sahip olmaları; gözleriyle bir şeye baktıkları zaman gözlerinden havaya yayılan zehirli bir enerjinin görülen şeye isabet edince ona zarar vermiş olmasına ne gibi bir engel vardır?


Zoolojinin söylediğine bakılırsa: Yılanların içinde öyleleri vardır ki bakışları ile veya çaldıkları ıslıklarla insanları öldürürler. Eğer bu doğru ise o gibi yılanların insanı uzaktan öldürmesi şüphesiz, kendisinden yayılan bir zehir vasıtası ile olmaktadır.


Mıknatısın kendisindeki bir özellikle uzaktan demire te’sir ettiğini biliyoruz. Şu halde gözün de uzaktan cisimlere tesir yapabilmesini akıldan uzak görmemek gerekir.


Hadis-i şeriflerle sabit olan cihet, gözün bazı cisimlere zarar vermesi veya hasta yapmasıdır. Yoksa büyük dağların yarılması, büyük binaların devrilmesi gibi şeyler değildir. Bu gibi iddialar doğru bir esasa, ciddi bir kaynağa dayanmamaktadır.


Evet Ehl-i Sünnet, gözün baktığı bazı eşyaya tesir ederek zarar verebileceğini ve bu tesirin de ancak Allah’ın yaratması ile gerçekleştiğini kabul eder. Çünkü buna dair nass varit olmuştur. Ve bunun olmasına aklî hiç bir engel de yoktur.


Kur’ân-ı Kerîm’de: Ve in yekâdüllezine keferû. Le yüzlikûneke bi-ebsârihim lemmâ semiu’z-zikr “Doğrusu o kâfirler zikri -yani Kur’ânı- işittikleri vakit az kalsın gözleriyle seni devireceklerdi” buyurulmuştur.


Beyzavî ve diğer bazı tefsirlerde bu âyet-i kerîmenin nüzulüne sebep olarak şu hadise nakledilmektedir: Beni Esed kabilesi içinde gözü keskin adamlar vardı. İçlerinden biri Rasûlüllah (s.a.v.)’ı de nazara uğratmak için çalıştı. Fakat Allah’ın koruması ile bir şey yapamadı.


“Müşrikler Kur’ânın yüksekliğini öyle hissetmişlerdi ki, hasedlerinden az daha peygamberi göz değmesine uğratacaklar, aç ve kötü gözlerinin şerleriyle ellerinden gelse yıkıp helâk edeceklerdi.


Öfkenin bedende bir hükmü olduğu gibi gözlerin de karşılarındakine bakışlarına göre iyi veya kötü bir hükmü vardır. Kimi elektrik gibi dokunur, çarpar, mıknatıslar, manyetize eder, kimi âşık olur, kimi de aldığı te’sir ve üzüntü ile öfkeye kapılır; hasedinden çatlayacak hale gelir, sû-i kasta, düzenbazlığa kalkışır ki maddî olsun manevî olsun bunların hangisi hedefine ulaşırsa buna göz değmesi, nazar denilir. Esası ne olursa olsun (isabet-i ayn) vardır. Allah koruyacağı kulları için ona bir siper yapar.”


Celâleyn haşiyesi Sâvî’de:
“Nazar değen adama bu âyetin okunması ve yazılması faydalıdır. Artık ona -Allah’ın izniyle- nazar zarar vermez.”deniliyor. (81)


Buharî’nin İbni Abbas (R.Anhüma)dan tahriç ettiği bir hadis-i şerîfe göre: İbrahim (a.s.) oğulları İsmail ve İshak (Aleyhisselâm)’a nazar değmesine karşı şu duayı okurdu. Rasûlüllah (s.a.v.) de öyle yaparlardı.


Eûzü bi-kelimatillahi’t-tammeti min külli şeytânin ve hâmmetin ve min külli aynin lâmmetin.


“Her şeytandan ve zehirli hayvandan ve her kötü gözden Allah’ın tam sıfatlarına sığınırım.”


Buharî’nin ilk şarihlerinden (Hattabî) diye meşhur olan İmam Ebu Süleyman Hamd b. Muhammed b. İbrahim b. Hattab el-Bustî (82) (V - 388 H.) “İ’lâm Es-Sünen” adını verdiği eserinde diyor ki: “Rasûlüllah (s.a.v.)’ın göz değmesine karşı okunmasını emrettiği şey (Kavari-i Kur’ân) adı verilen Ayetü’l-kürsî gibi Allah’ın isim ve sıfatlarını ihtiva eden âyetlerin temiz, salah ve takva sahiplerinin diliyle, göz değmesinden hastalanmış olanlara okunmasıdır. Bu okunma rûhanî tedavidir. Önceki devirlerde böyle faziletli kimselerin okumalarının büyük bir yeri vardı. Fakat böyle zatlar yok denecek kadar azalmıştır. Bundan dolayı halk maddi tedavî yolunu tutmuştur. Çünkü rûhanî ve manevî tedavînin hastalık üzerinde te’siri görülmez olmuştur.” Hattabî 388 hicrî tarihinde vefat ettiğine göre aramızda bin seneden fazla bir zaman farkı bulunduğu düşünülecek olursa zamanımızda bu işin ehlinin azın da azı haline geldiği kolaylıkla anlaşılır
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #1 : 19 Aralık 2011, 16:03:13 »

Rasulullah (s.a.v); "Göz değmesi gerçektir" (Buhârî, Tıb, 36; Muslim, Selâm, 41) buyurmak suretiyle bir mânevî faktöre işaret etmişlerdir.
O halde İslâmda göz değmesi (nazar) vardır. Ancak, nazar boncuğu takmak vs. bâtıl inançlardan sayılmıştır.

Rasulullah (s.a.v) nazarlık kullanmayı hoş karşılamamış, bu gibi şeyleri üzerlerine asan kimselerin bey'atlerini kabul etmemiştir (Nesâî, Zinet,17; İbn Mâce Tıb, 39).

Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkâr edenler, zikri (Kur'an-ı) işittikleri vakit nerdeyse gözleri ile seni yıkıp devireceklerdi. Bir de durmuşlar, o herhalde bir delidir, diyorlardı" (Kalem, 50, 51) âyetinde geçen "gözleriyle seni yıkıp devireceklerdi" sözünü "nazar" ile tefsir edilmiştir. (Elmalılı M.Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, VIII, 5305; İbn Kesîr, "Tefsirul Kur'an'il-Azîm", VIII, 227).

Kur'an-ı Kerim nazardan söz ederken açık ve kesin bir hüküm bildirmemekte, buna karşı hadisler, kesin bir ifadeyle nazarın gerçek olduğunu bildirmekteler.
Hz. Âişe (r.a)'den rivayet olunduğuna göre Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:
"Nazardan Allah'a sığınınız. Çünkü göz (değmesi) gerçektir"
(İbn Mace, Tıb, 32; Buhari, Tıb, 36; Muslim, Selâm, 41).

Esma bint Umeys (r.a)'den rivayet edildiğine göre kendisi:
"Ya Rasulullah! Cafer'in oğullarına cidden nazar değiyor, ben onlar için şifa dileğiyle okutturayım mı?" demiş.
Rasulu Ekrem (s.a.v) de: "Evet, lakin kader ile yarışan bir şey olsaydı nazar değme işi onu geçerdi" buyurmuştur
(İbn Mace, Tıb, 33; Muvatta, Ayn, 3).

Nazarın gerçek olduğunu kabul edince, ondan korunma yollarını da öğrenmek gerekir.

Bu konudaki rehberimiz yine Allah'ın Rasulu'dür.
Ebû Said el-Hudrî (r.a)'den rivayet olunduğuna göre:
"Rasulullah (s.a.v), "Cinlerin ve insanların nazarından Allah'a sığınırım" gibi dualarla cinlerin ve insanların nazarından Allah'a sığınırdı. Sonra Muavvezatân nazil olunca bu sureleri okumaya başladı diğer duaları terketti"
(İbn Mace, Tıb, 34).

Hz. Âişe (r.a) da Rasulullah (s.a.v)'ın yatağına girdiğinde iki eline üfleyip muavvizât (İhlâs, Felâk ve Nâs) surelerini okuduğu ve vücuduna sürdüğünü rivayet etmiştir.
(Buhârî, Deavât, 12).

Nazardan korunmak için, "nazarlık" denilen; mavi boncuk, sarımsak, at nalı, minyatür süpürge vb. nesnelerle, içinde ne yazılı olduğu bilinmeyen ya da acaip bir takım şifrelerle yazılmış bulunan muskaları, -nereye olursa olsun- takmak şirktir.
Çünkü böyle yapılmasında , Allah'dan başka birinden veya bir nesneden, zararı defetmesini istemek vardır.
Halbuki Allah (c.c.), şöyle buyurur; "Eğer Allah, sana bir zarar dokundurursa; hiç kimse onu gideremez ve eğer sana bir hayır ihsan ederse, zaten O, herşeye kadirdir" (En'am, 17)

İmam Ahmed, Ukbe b. Nâfi'den merfû' olarak şu hadisi nakleder:
"Kim temîme (mavi boncuk) takarsa Allah onun işini tamamlamasın. Kim bir ved'a (katır boncuğu) takarsa Allah onu korumasın"
(Ahmed İbn Hanbel, IV, 154, 156).

Başka bir hadiste:
"Kim bir muska, mavi boncuk ve benzerini kesip atarsa bir köle azat etmiş gibi olur"
(Yusuf el-Karadavi, "Tevhidin Hakikati", Terc. Mehmet Alptekin, İstanbul 1986, s.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #2 : 19 Aralık 2011, 16:27:55 »

Bu tür uygulamalar dikkat edersek genelde yöresel , Türkiyeye has adetlerdendir. Bu da tevhid akaidi , İslam inancının yerine maymun karakteristik özelliğince taklitçilikten revaç bulmakta, cehaletle bütünleşen korku putları yüzünden yapmazsam çarpılırım veya çocuğumun başına bir şey gelir zannıyla uygulanagelmektedir.
Tabi bunlar böyle fiilleri yaptıklarında çevrelerinde uyaracak , ikaz edecek pek tevhid erleri olmadığından hatalarını göremiyor, göremedikçe de sapıklıklarına inançları daha da muhkemleşiyordur. Uzun zaman sonra tek tük ortaya çıkan şuurlu muslumanlar ikaz ettiğinde de bu yaygınlaşmanın verdiği cahil cesaretiyle müslümanı azarlıyor, veya "bu kadar insan yapıyor bilmiyorda bir sen mi biliyorsun" kalıplaşmış cümlesiyle haktan yüz çeviriyorlar.

Bebek olsun , başka bir şey olsun eğer nazardan korkuluyorsa bu kişilere MaşAllah , berakellah gibi duaları söylemeleri telkin edilmelidir. Zaten bilinçli müslümanla r böyle bir durumla karşı kaşrıya kaldıklarında kendi kendine ağızlarından bu cümleler dökülecektir.

Sonuç olarak , nazar boncuğu-mavi boncuk, at nalı şeklinde altın vs, veya nazar değmesinden koruyacağı umulan herhangi bir cisim asmak küçük şirklerdendir. Müslümanların bu şirk cisimlerinden ve inançlarından uzak durup sakınmaları gerekmektedir. Çünkü bu nesnelerin Kureyşli sakinlerin helvadan yaptığı putlardan tek farkı onlar acıkınca yerlerdi , bunlar ise bozdurup yerler!.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
namaz konusu neden kaldırıldı İstek, Öneri ve Şikayetleriniz _uMuT_ 2 395 Son Mesaj 04 Eylül 2008, 16:25:17
Gönderen: _uMuT_
nazar hakkında Fıkıh Köşesi _uMuT_ 1 251 Son Mesaj 14 Haziran 2009, 20:46:27
Gönderen: damla 8
dil bölümü konusu İstek, Öneri ve Şikayetleriniz hakikat72 0 178 Son Mesaj 04 Ekim 2009, 13:23:43
Gönderen: hakikat72
HAMAYIL, NAZAR BONCUĞU V. S. Tevhid Ve Akaid MERXAS 0 156 Son Mesaj 05 Kasım 2009, 22:09:12
Gönderen: MERXAS
Tesettür ve namahrem konusu (mahmud efendi) İslamda Kadın ve Tesettür MERXAS 0 315 Son Mesaj 22 Aralık 2009, 10:00:13
Gönderen: MERXAS
KELİME VE TERİMLER SÖZLÜĞÜ:FIKHİ MEZHEPLER KONUSU Kelime ve Kavramlar Âl-i İmran 0 290 Son Mesaj 26 Kasım 2010, 08:56:10
Gönderen: Âl-i İmran
Nazar Boncuğu veya Tılsımlı Şeyler Takınmanın Hükmü: Tevhid Ve Akaid hamza01 0 223 Son Mesaj 27 Ağustos 2011, 17:57:18
Gönderen: hamza01