0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 3 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Nübüvvet Meselasi:  (Okunma Sayısı 1059 defa)
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« : 18 Mayıs 2011, 08:00:52 »

   Peygamberin gönderilmesinde bir hikmet fayda maslahat vardır.

   Allahü Teala, insanlığın içinden, insanlığı müjdeleyici,  korkutucu ve dünya ve din işlerinden ihtiyaç duyulan şeyleri açıklayıcı olarak peygamberler göndermiştir.

   Allah Teala peygamberlerini, süregelen adetleri sıra dışı olaylarla, mucizelerle  doğrulamış ve yardım etmiştir.

   AÇIKLAMA

   NÜBÜVVETİN FAYDALARI.


   Kur'an dave Hadiste nübüvvetin faydası ve ona ihtiyaç konusunda pek çok delil vardır:

   Kur'an 'da peygamberlik ve peygamberler çeşitli vesilelerle ele alınır, ilahi uslüp ,çinde konuya temas edilir.Buradada yeri geldikce Kur'an'dan iktibaslar yer alacaktır. Allah'ın rahmeti, fazlı, ihsanı olarak   insanlığa bahşedilen nübüvvetin şu ilahi ifadelerle faydası, ehemmiyeti ve  o'na olan ihtiyaç belirtilmektedir.

ALİ İMRAN 3/79. Allah’ın kendisine Kitap’ı, hükmü, peygamberliği verdiği insanoğluna: "Allah’ı bırakıp bana kulluk edin" demek yaraşmaz, fakat: "Kitabı öğrettiğinize, okuduğunuza göre Rabb’e kul olun" demek yaraşır.

   Nübüvvet, Allah'ın insanlığa en büyük ihsan ve bağışlarından biridir.  insanlık nübüvvet sayesinde karanlıktan aydınlığa, dalaletten hidayete kavuşmuştur.


   Hz Peygamber a.s müteaddid hadislerde nübüvvetin fayda ve önemine işarette bulunmuştur.. Konuyla doğrudan ilgili olan bir hadisi şerifin meali şöyledir.

“Benimle insanların misali bir ateş yakan kimse gibidir. (Yanan) ateş çevresini aydınlattığı zaman, ateşin çevresinde bulunan hayvanlar ve küçük kelebekler ateşe düşmeye başladılar. O kimse, bu hayvanları ateşe düşmekten sakındırmaya çalıştı. Fakat hayvanlar, o kimseye galip gelerek düşüncesizce, süratle ateşe düşüyorlardı. (İşte ben bu misalde olduğu gibi) Siz düşüncesiz ve tedbirsiz olarak ateşe düşerken, ben bellerinizden yakalayıp ateşe düşmekten sizi kurtarmaya çalışıyorum.” (Buhârî, Rikak, 26; Müslim, Fedâil, 17–19)

Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #1 : 18 Mayıs 2011, 08:10:19 »

     NÜBÜVVETİN FAYDASI KONUSUNDA GÖRÜŞLER:

     Nübüvvet, bi'sed,  risalet insanlık için büyük bir nimettir. İnsanlık nubüvvete  muhtaçtır. Bütün düşünce grupları bu konuda aynı görüşe sahiptirler. Ancak görüşleri için  ileri sürdükleri deliller,  insanlığa bu ihtiyacına tanıdıkları  değer hükmü, kelam okulalrına göre değişiktir. İslam toplumundaki kelam okulalrı ve islam filozajları peygamberliğin  faydasını kabul etmişler fakat izah tarzları değişik olmuştur.  Bu konuda burada başlıca görüşleri ele alalım .

     a) Mu'tezile'nin Nübüvvet Anlayışı:
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #2 : 23 Mayıs 2011, 15:18:44 »

    a) Mu'tezile'nin Nübüvvet Anlayışı:

    Mu'tezile peygamberliğin faydasını kabul eder,ama onların nübüvvete bakışları bir başka açıdandır.

    Mü'tezile'ye göre bütün şer'i hükümler şeriatten önce zati, akli bir kıymete sahiptir. İyilik ve kötülük, güzellik ve çirkinlik eşayanın özünde ve insanların  vasıflandırdıkları fiillerde mevcuttur.  Akli güzellik ve çirkinlik ilahi kanundan önce vardır.  Bunları açıklayan insanaklı için anlaşılabilir hale getiren peygamberin getirdiği şeriattir.  Bu bakımdan nübüvvete ihtiyaç vardır. ve o faydalıdır.  Peygamberin şeriati eşyada ve  fiillerde bulunan iyilik ve fenalığı sadece izah etme vazifesini yüklenmiştir. Bu konuda kıstas insan aklıdır.  Ancak iyilik ve fenalık akılla ölçülür.

   Özetle söylemek gerekirse, Mu'tezile peygamberliğe olan ihitiyacı  ve  onun  faydasını   kabul  etmekle  birlikte  akla  daha fazla  yetki  tanımaktadır.

ŞİİLİĞİN NÜBÜVVET ANLAYIŞI:
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #3 : 24 Mayıs 2011, 11:37:21 »


     ŞİİLİĞİN NÜBÜVVET ANLAYIŞI:


     Şiiler Kuran'da bildirildiği tarzda nübüvvete ihtiyaç olduğunu ve onun faydasını kabul ederler.  Hz Peygamber a.s peygamberlerin sonuncusu,  en yücesi ve  masumdur. O, insanlığa Kur'an-ı bırakmıştır. Ondan bir noksan ve bir değiştirme yoktur.  Zira Allah Onu koruyacağını vadetmiştir. hicr,15/9.  Hz Muhammad a.s  den sonra peygamber gelmeyecektir.

     Şiilerin Hz Peygamber a.s  den  sonraki tutumları iamiyet nazariyesi ile değişiklik arzeder.  Nebi hüccet olup yerine bir  vasi,  imam  bırakır.

     Bu noktadan  itibaren    nübüvvetle imamet  eş değer bir makam haline getirilir.,  imamet nübüvvetin devamı  devamı şeklini alır.,  dinin usulunden sayılır.  Bilhassa imamiye Mezhebi,  İmameti Allah tarafından verilen bir makam olarak kabul eder.  Allah kullarına nasip olmayan bilgisiyle nasıl peygamberi onların arasından seçmişse,  nasıl ona iteati farz kılmışsa,  peygamberinede Hz Ali'nin  imametini ümmetine bildirmesini,  kendisinden sonra onun  imam olduğunu tebliğ buyurmasını emretmiştir.  (keşifül-GITA)
İmamet anlayışlarından dolayı Şiilik'te  nübüvvete önem verilir,    nübüvvete ihtiyaç ve  onun faydası bilhassa belirtilir.  Zira imamaet nübüvvete dayalı bir müessesedir.   Bununla birlikte Şiiliğin  çeşitli kollarında nübüvvete verilen  değer değişiktir.  Hakim çizgi, Mu'tezile'nin tesiriyle, nübüvvete bakışlarının akli oluşudur.

İSLAM FİLOZOFLARININ NÜBÜVVET ANLAYIŞI:
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #4 : 28 Mayıs 2011, 13:21:11 »

İSLAM FİLOZOFLARININ NÜBÜVVET ANLAYIŞI:

İslam Filozofları nübüvvet konusunda Mu'tezile den daha ileri giderler.   Onlara göre , Allh'ı tanıma,  bileme mecburiyeti, iyilik ve fenalığın ayırımı  (hüsün kubuh)  ve  bütün dini inaçlar akli olarak tesis edilmekle kalmaz. Fakat bütün bu hususular "filozof"  adı verilen  "derin ilim "   sahiplerince akıl yolu ile anlaşılır.  Dini hükümler  sahasında akıl üstün bir kıstastır.  Akıl,  her şeyi çözmedee güçlü bir anahtardır.  Vahy ve şeriatin   tebliği sadece bir lütüftür.   Böyle olmakla birlikte vahy ve şeriat insanlık için bir zarurettir. 

Vahyin ve Şriatin insanlık için zaruri olması iki yöndendir:
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #5 : 01 Haziran 2011, 12:03:08 »

Vahyin ve Şeriatin insanlık için zaruri olması iki yöndendir:

1-  İman esasları, beşeri akla uygun olup insan aklı bu esasları anlamaya muktedirdir.  Söz konusu  iman esasları  peygamber ve filozoflarca çok rahat anlaşılır. Ancak peygamberin bu konudaki farklı yönleri  şudur:   Onlar  imanla ilgili bilgilileri halk yığınlarına aktarmayı sağlayan  bir nura sahiptirler. Onlarda ilahi bir nur vardır. Peygamberler sözü edilen  ilahi bilgiyi insanların  avam tabakasına tebliğ etmekle yükümlüdürler.  Onlar bu tebliğ vazifesini sembol ve remizlerle yaparlar.  Bu sembol ve mecazlar filozofların saf  akıllarına kapalıdır.  Bunlar peygamberlere ilahi bir feyizle gelir ki, bu vahahiydir..

2-  Farzların , dini vecibelerin miktarını ve teferruatını bildirmek peygamberlerin görevidir.  Günlük ibadetlerin, namazların sayısı ve miktarını, hac ve oruç gibi ibadetlerin kaidelerini peygamberlerle bildirir.  Fakat bu tür ibadetler akli bir yapıya sahiptir.  Akıl bunları iyi ve güzel olduğunu kavrar, ama dini hükümlerin  teferruatının  bildirilmesi ve bunların herkes tarafından kabulünün sağlanması ancak ilahi vahiy ile mümkün olur.

İslam filozofalrının nübüvvet konusundaki  görüşlerini, Farabi'nin el- medinetül- Fadıla,  İbn Sinanın  Risale fi'n- Nübüvve ve İbn Rüşt'ün Faslü'l- Makal ve Menahiccül- Edille isimli kitaplarında bulmak imakan dahilindedir, İbn Sina bu konuda şöyle der:

" Peygamber, kanun tebliğ ve ilan eden şeriat sahibidir.  Peygamberler insanlara kirpikleri, saçları kadar önemlidir.  Kendi hallerine bırakılan insanlar  herhangi bir konuda bencilliklerinin  tesiriyle anlaşamazlar.  Onların her biri doğruyu kendine faydalı şekliyle tarif eder.  Zülme ve adaletsizliği de kendisine uygun  olmayan    şey olarak izah eder ki,  bu durum bir ilahi kanun ve peygamberlerin  insanlara gerekli olduğunu gösterir. "

EHL-İ SÜNNET'İN NÜBÜVVET ANLAYIŞI:
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #6 : 02 Haziran 2011, 15:14:10 »

EHL-İ SÜNNET'İN NÜBÜVVET ANLAYIŞI:

   Ehl-i sünnet kelam mekteplerinden Mturidilik ve Eş'riliğin nübüvvet konusundaki görüşlerinde temelde aynilik ve birlik gürülür,  ancak ayrıntılarda bazı görüş farklılıkları vardır.  Ehl-i sünnet'e göre nübüvvet,  Allah'ın insanlığa bir rahmetidir, fazıl ve ihsanıdır.  Bu temel anlayısin izahında  kullanılan ifadeleri şu tarzda toplamak mümkündür.

Peygamberlik, nübüvvet faydasız değildir, aksine insanlığın  yararına çok faydalı bir müessesedir.  Nübüvvet yerine, zemmedilen bir müessese olmayıp, övülen, medhedilen bir müessesedir.  Nübüvvet övgüye layıktır, aksine yergiye layık değildir.

Allah bütün kulları ile konuşmadığından onların arasından seçtiği elçileri vasıtasıyle insanlara hitap etmiştir.  Allah'ın kelamı ululukta, büyüklükte bir nihayettir. O''nun kelemını insanlara bildirecek, Allah ile insan  arasında elçilik yapacak, Yartıcıyı ve O'na giden marifet yollarını  insanlara öğretecek bir peygamber v gereklidir.  Zira bütün insanların Halik'i  layık olduğu veçhile bilmelerine imkan yoktur.

d. edeck..
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #7 : 08 Haziran 2011, 11:05:20 »

 Nübüvvetin yerine kaim  olmak üzere aklın yeterli olduğunu iddia etmek doğru değildir. Zira akıl ibadetlerin  keyfiyetini ve miktarını tayin edemez, Ayrıca çeşitli hadiseler için  Şer'i ahkam tesis edemez.  Aklın rolünün  yetersiz, aklın güçsüzlüğünün açık olduğunu sahalarda nübüvvetin rolünün  bulunduğu,  nübüvvete ihtiyaç olduğu  açık ve kesindir.

  Akıl nübüvvetin faydalı ve gerekli olduğunu kabul ediyor. Peygamber gibi bir rehberin yoksun,  kendi kendine bırakılmış insan,  cemiyet düzenini yıkıcı,  kazanç ve bencillik duygularının esiri haline gelir. Allahı hoşnut  eden ibadet şekillerini keşfedip tatbik edemeyeceği gibi,   medeni bir teşkilatlanmanın  gereği olan usulleri bulup uygulama alanına getiremez.  Bütün bu eksiklikleri gidermede peygamber, Allah tarafından kanun koyuucu ve düzenleyici olarak gereklidir.  Peygamberin ictimali ve idari rolü,  d,ini öğretici oluşunun bir neticesidir. Çünkü insanlık,  kendisinin  akli mesabesinde olan böyle bir öndere muhtaçtır.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #8 : 10 Haziran 2011, 15:33:02 »

   Öte yandan  san'at ve teknik ilgili medeniyetin  menşei de nebevidir, ialhidir,  insanlığın san'at ve  teknik alanda sahip olduğu bilgilerin  ve becerilerin  genel prensibi Allah tarafından  gönderilen peygamberlerce konulmuş, vaz edilmiştir. Bu görüşü hem Maturidi, hem Eş'ari klasik kelamının temsilcileri  kabul etmektedir. Fahrettin Razi konuyla ilgili tavrını açıkca ortaya koymaktadır.

   Ehl-i sünnet Kelamcıları nübüvvet konusunda Mu'tezile ve filozofların  görüşlerine karşı çıkmıştır.  Onlara göre peygambere tebliğ edilen ilahi  kanun , vahy din olmasaydı,  İnsanlık ebedi saadetini temin için  vacip kılınan mukellefiyetleri bilemez,  onları yerine getiremez, güzel iyi ve düzenli işleyen hukuki  ve idari kaidelere uygun nizamı  yeryüzünde tesis edemezdi.  Peygambere olan ihtiyaç  bu açıdan  bakıldığında bir zarurettir, akıl ve nakil bunu reddetmiyor.

  Ehl-i SÜNNETİN EŞ'ARİ  KOLUNA GÖRE  Allah'ın  varlığını bilmek, Allah'ı tanımak mükellefiyeti akli değil, naklidir, şer'idir.
Ancak Eş'ari  Kelamcıla  bu görüşlerini, yani Allah'ın  nakille bilinmesi gerektiğini akli  delillerle takviye etmişlerdir.  Bu görüşün  geliştirilmesinde felsefenin  rolü inkar edilemez.  Bu görüşün  geliştirilmesinde felsefenin rolü inkar edilemez. Allah'ın varlığına dellil olarak  alemin yok iken  var oluşu kabul edilmiş ve bu akli olarak isbat eidlmeye çalışılmıştır.  Fakat Eş'arilere göre asıl olan , Allah'ı tanımanın  vucubu yönünü ve bunun  ebedi hayat için faydasını  aklın kavrayamayacağı ve bunu açıklayamayacağıdır. İmam Gazali dahi bu görüşe gerek İhya'da gerekse iktisad'da sadık kalmaktadır.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #9 : 13 Haziran 2011, 11:20:51 »

   Eş'ariye göre insan, vahy olmaksızın Hakim, hikmet sahibi Allah Teala'yı bilmez, O'nu tanımaya güç yetiremez. Seyyid Şerif Curcani'ye  göre  insanın fiillerimusavi eşit olduğundan, hangisinin  iyi,  hangisisnin kötü olduğunu insanlara öğreten, ilahi kanun olmaktadır. 

  "Allah  hükmünü ters çevirebilir, bu hususta  Allah için   hiçbir engel  yoktur.  O bunu yaptığında sadece emir değişecek, haram vacibe vacip de harama dönüşecektir."  Şu halde fiillerin  hangisinin  güzel hangisinin çirkin ammellerin mukafat ve ceza ile  alakalarını tesbit eden de şeriattir.  İnsanlar Allaha  tapmak ve O'nu  tanımak için yaratıldıklarından ibadet şekillerini öğretende şerattir.  Buna göre  bütün dini, şer'i hükümler akli olmayıp ilahi bir  menşee sahiptirler,  yani nebevidirler.  Bunların akli bir yapıya sahip olmaları söz konusu değildir. Dini hükümler akli temelden yoksundurlar ve tamamen  vahye dayanırlar.  Peygamber vasıtası ile öğrenilip ilahidirler. Bu durum sadece dini hükümler için değil,  hukuki siyasi ictimai ve iadari hükümler için de söz konusudur.  Bütün bu hükümler birbiriyle yakın irtibat,  bağlılık halindedirler ve birbirlerinden ayırt edilemezler.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Sayfa: [1] 2 3 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
nübüvvet ağacı Resimler ve flashlar mizgin_susa 1 428 Son Mesaj 28 Ekim 2008, 15:09:31
Gönderen: MuSLiM
İmam Rıza(a.s.)dan Nübüvvet dersi Film ve Belgeseller Qum_Feenzır 0 323 Son Mesaj 11 Mayıs 2010, 14:20:29
Gönderen: Qum_Feenzır