0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: öfke ve öğretilmiş çaresizlik  (Okunma Sayısı 295 defa)
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« : 03 Şubat 2010, 16:48:48 »

öfke ve öğretilmiş çaresizlik
     

“Öğrenilmiş çaresizliğin argümanlarında bir ironi vardır. Soru;   İnsan çekiçle kendi parmağını neden ezdi? Cevap; çünkü kendisini çekici durduramayacak kadar iyi hissediyordu.”

Öğrenilmiş çaresizlik değişir mi

“Öğrenilmiş İyimserlik” kitabının yazarı ve Pozitif Psikoloji’nin kurucusu Seligman’ın ünlü deneyleri şöyle. Bu deneye kadar düşünce ile davranış arasında ilişki psikolojide önemsenmiyordu.

Birinci deney, iki aşamalı bir deneydir. Birinci safhasında, köpeğe çok sayıda elektrik şoku verilir ve hayvanın bundan kaçması engellenir. İkinci safhasında hayvana elektrik şoku verilir ancak kaçması engellenmez. İkinci aşamada köpeğin elektrik şokundan kaçması beklendiği halde hayvanın kaçma ve kurtulma davranışı göstermediği gözlenir.

Sonuçta, ilk aşamada elektrik şokunu denetleyemeyen ve kaçamayan hayvan çaresiz olduğunu öğrenmiştir. Yani kurban olmayı kabul etmiştir.

Bu deneylerin birisinde ilginç bir tesadüf yaşanıyor. Deney yerini su basıyor. Su baskınından sonra çaresizliği öğrenen hayvanlar korku şoku etkisi ile yanlış öğrenmelerini kullanmıyorlardı.

Diğer deneyde 24 köpek 3 guruba ayrılıyor. Kaçış gurubu, Boyunduruk gurubu, Kontrol gurubu.

Kaçış gurubundakilere hayvanlara elektrik şoku aldıklarında bir düğmeye basarak kaçma öğretildi. Boyunduruk gurubundakilere elektrik şoku verildiğinde bir düğmeye basarak kaçmanın imkansızlığı 30 deneme ile öğretildi. Kontrol gurubuna hiç bir şey öğretilmedi.

Deneyin sonucunda ödüllendirilmiş kaçış gurubu ile ödüllendirilmemeş kontrol gurubu elektirik şokundan kaçmayı eşit biçimde başardılar. Çaresizliği öğrenen gurup çözüm üretemedi.

Sonuç olarak hayvan önceden çözüm bulmayı öğrenmese bile zihinsel teknikler geliştirerek çözüm bulabiliyordu.

Bu deney iyimserliğini kaybetmemiş bir kimsenin başkasından öğrenmese bile mutlaka çıkış yolu bulabileceği tezini güçlendirdi ve Psikiyatride “Cognitive” devrim yaptı. Yani zihin gücü ile kişi davranışları ve hayatını değiştirebiliyordu.

Kurbanlık psikolojisi

Politikanın toplam hayatı insanın toplam hayatı gibidir. Taktik başarılar değil toplam başarı esas alınmalıdır. Hayatın sonuna geldiğinizde sadece başarılarınıza göre değil iyi niyet, güzel düşünce ve gayretinize göre ödüllenirsiniz veya kaybedersiniz. İnsanın kontrol edemeyeceği ve gücünün yetmediği durumlarda niyet ve çabaya göre puan alması da hakkıdır.

Politikada hayat başarısında olduğu gibi kendimizi değiştirebiliriz ve değerler sistemimizi güncelleyebiliriz. Bunun için karamsar duygularımıza, düşünce kalıplarımıza zihinsel isyan etmeyi, itiraz etmeyi başarmamız gerekir.

Çaresizliği öğrenmek, kurbanlığı kabul etmek bağımlılığa iter. Bağımlılıkta eylemsizliğin ve özgüven eksikliğinin hem sonucu hemde sebebi olur.

Askeri vesayete kendini bağımlı hisseden siyasetçiler özgürlük savaşçısı veya gerçek demokrat olamazlar. Askerden fırça yememek için yağ çeken ve kendini iyi hisseden siyasetçi tavrı geride kaldı.

Yapılması gerekeni yapmama hatası ile en büyük hatayı yapanlardan olmayalım.

Prof. Dr. Nevzat
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
züleyha
anne.. anne bil ki kızın! ....acıların en güzelini çekmede!
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 725


kıyam gününe hazır bekletlmeli güller ve yapraklar


« Yanıtla #1 : 03 Şubat 2010, 17:50:23 »


dâhili olduktan sonra insanı
her şeyi menfaât uğruna satabilecek bir formata sokan politikada
gerçekten.. gerçek mânâ da bir inanç ve ahlâka bağlılık,
açık ve sabit şartlara sahip olmak....

mümkün olabilir mi?..

bu âdeta genlere işlemiş olan kulluk/çaresizlik/menfaâtperestlik

aşınılabilinir mi?


ünlem


öğretenler çok iyi öğretmişler..
öğrenenlerde hâllerinden pek memnun..

o hâlde.... "aynı tas, aynı hamam" sözünün tekrarına devam...
 















Moderatöre Bildir   Logged

Bir duruşumuz olmalı..
Asiliğe asillik içerisinde cevap vermeli ve ardından kapanan kapılara aldırmamalı!
Bir duruşumuz olmalı..
Karanlıklardan korkmadığımızı kanıtlamalıyız semaya!
Bir duruşumuz olmalı..
Duruşumuzla ölüme hazır olduğumuzu anlatabilmeli kainâta!
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« Yanıtla #2 : 03 Şubat 2010, 19:06:30 »

bilim adamları bir grup pireyi kavanozun içine koyar ve kavanozun kapağını kapatırlar... Normalde pirelerin zıplama kapasitesi 29 cm iken her zıplayışta kavanozun kapağına çarptıkları için artık kavanoz boyu kadar zıplamaya başlarlar (26 cm) daha sonra bilim adamları kavanozun kapağını açtıkları halde pirelerin artık sadece 26 cm e kadar zıplayabildikleri görülmüş.
kalıbına oturtulmuş bu örnek deneye bir isim verilmiş:' öğrenilmiş çaresizlik'...

pirelerin ufkumuza genişlik getirmesi temenimizle Smiley

devam edecek inş...
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« Yanıtla #3 : 05 Şubat 2010, 10:55:14 »

Devam Ediyoruz...
Bilim adamları bir kafesin içine beş adet maymun koymuşlar. Kafesin tavanına muz salkımları asmışlar ve kafesin ortasınada bir merdiven koymuşlar.
Maymunların nasıl tepki vereceklerine bakmışlar. Doğal olarak maymunlardan biri hemen merdivenlerden tırmanarak muzları almaya çalışmış. Ancak maymun tam muzları alacakken dışarda üzerine tazyikli su püskürtmüşler, merdivendeki maymun neye uğradığını şaşırarak apar topar aşağıya düşmüş ama bu arada aşağıdaki maymunlarda sudan nasibini almış ve hepsi ıslanmıştır.
ikinci başka bir maymun merdivenlere çıkmış yine muzları alacakken tazyikli suyla aşağıya düşmüş ve diğer maymunlarda ıslanmıştır.
üçüncü başka maymun davranmış merdivene ancak bu sefer bütün maymunlar bu merdivene çıkmaya çalışan maymunun üzerine çullanarak bi güzel dövmüşler.

Sonra kafesten bir maymun alınmış ve yerine yeni bir maymun konulmuş. Doğal olarak yeni maymunun yaptığı ilk iş muzları almak için merdivene koşmak olmuş, olmuş ama daha önce ıslanmış olan maymunlar hemen yeni maymunun tepesine çullanıp bi güzel pataklamışlar .
Tabi yeni maymun neden dayak yediğini anlayamamış zavallı. Kafesten daha önceden ıslanmış maymunlarda biri daha çıkarılmış ve yeni bir maymun konulmuş. Yeni maymun girer girmez muzları alabilmek için hemen merdivenlere koşmuş ama buna yeltendiğini anlayan eski maymunlar ve son gelen ve ıslanmayan ama dövülen maymun da dahil olmak üzere hepside yeni maymunun üzerine çuvallanmışlar ve bi güzel dövmüşler.
Burdan çıkarılan sonuç:
Birincide ilk grup maymunda merdivene çıkan maymunda ıslanmış ancak aşağıdaki maymunlarda ısklandıkları için başka bir maymun çıkmaya yeltendiğinde tekrar ıslanmamak için merdivene çıkmaya çalışan maymunu pataklamışlardır. İŞTE BU DURUMA ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK DENİR .
İkinci durumda ilk gruptan çıkarılıp yerine giren ilk maymunda daha merdivene çıkmaya yeltendiği anda dövüldüğü için , diğer maymunların bunu neden yaptığını anlamamasına rağmen, kendisinden sonra gelen yeni maymunu merdivenlere çıkmaya çalıştığı zaman, daha önce diğer maymunlar gibi ıslanmamasına rağmen ıslanan maymunlarla beraber bir olup son gelen maymunu dömüştür BUNADA ÖĞRETİLMİŞ ÇARESİZLİK DENİR.
Sonuç olarak İnsanın daha önceki yaşadığı başarısızlıklar yen bir şeyler denemesine engel olur BUNA ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK DENİR. Ve yine aynı insan daha önceki başarısızlıklarından etkilendiği için başkalarınada bu deneyimlerini anlatarak, yeni bir şeyler yapmaya çalışan insanlarıda etkiler ve onlarında yolunu keser.
İnsanların daha önceki başarısızlıklarını önemseyerek veya daha önce yaşadığınız başarısızlıkları sürekli güncelleyerek hiç bir yere varamazsınız. unutulmamalıdırki ÇARELER GÖKTEKİ YILDIZLRIN SAYISI KADARDIR. Başarmak için mutlaka denenecek yeni bir yol vardır.

Bunun güncel mevzusu; israil ve yenilmezlik unvanıdır. arap devletlerinin korkuları ve israile karşı tutmları.
ve çaresizlik duvarını yıkan Bir HİZBULLAH VE HAMAS örnekleridir.
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« Yanıtla #4 : 06 Şubat 2010, 13:01:55 »

“öğrenilmiş çaresizlik” ve ''Öğretilmiş Çaresizlik'' örneklerini çoğaltabiliriz
..
'Amacının ne olduğunu bilmediğimiz yasaklara “öğretilmiş çaresizlik” diyoruz', demiştik.

yine deneylerle örnekler verecek olursak;

Hindistan’da filleri yetiştirmek için, onları küçücükken kalın bir incirle bir kazığa bağlarlarmış. Bu yavru filin bu zinciri koparabilmesi, kırabilmesi yada kazığı söküp atabilmesi mümkün değildir. Küçük fil önceleri bundan kurtulmak için tüm gücüyle uğraşır, defalarca dener ama sonucu değiştiremez, özgürlüğüne kavuşamaz.

Yıllar geçer, fil kocaman olur. Bağlı olduğu kazığın ve zincirin onlarca katına gücü yetebilir artık. Ama fil asla böyle bir girişimde bulunmaz. O özgür olamayacağına inanmıştır, artık kırılamayan şey, filin zinciri değil inancıdır. Buna psikolojide “öğretilmiş çaresizlik” deniyor..

başka bir deneyde;
büyük bir akvaryumun içine bir köpek balığı bir de küçük balık koyarlar. İki balığı birbirinden ayırmak için araya da cam bir levha. Köpek balığı, küçük balığı yemek üzere yaptığı her hamlede kafasını cama vurarak geri dönmek zorunda kalır. Bir süre sonra da kafasını cama vurmaktan helak olup, hamle yapmaktan vazgeçer. Bunun üzerine bilim insanları aradaki cam levhayı çıkarırlar ancak köpek balığı arada cam varmış gibi davranmaya devam ederek, küçük balığı yemek için herhangi bir hamlede bulunmaz.
Bilim insanları bu davranışa “öğretilmiş çaresizlik” adını verirler. Kısaca söylemek gerekirse, öğretilmiş çaresizlik; elini kolunu bağlayıp, başkalarının çizdiği çerçeveyi kabullenmek, koşulları değiştirme için bir şey yapamama hali demek.

Öğrenilmiş çaresizlik ise; bir nevi kabullenme durumudur. Elinizden bir şey gelmeyeceğini sanma, kabullenme ve kendinizi pasivize etme durumudur. Kontrol edemediği çevre ve olaylarla durmaksızın muhatab olan insanlar, içlerinde bulundukları durumu değişireceklerine olan inançlarını yitirir ve özgüvenlerini kaybetmeye başlarlar. Özgüven kaybı da zamanla diğer insanlara olan güvenin yitirilmesi, isteseler değiştirebilecekleri çevre ve olaylar karşısısnda da pasif ve umutsuz bir hale bürünülmesi zamanla içe kapanıklık, sosyallikten soyutlanma , kendi kendine yetememe, depresyon gibi farklı boyutlara gidecek bir silsile haline de dönüşebilir.

Öğrenilmiş çaresizlik, çaresizlikten daha tehlikeli bir durumdur. Çaresizken çaresiz olduğunuzu bilirsiniz. Fakat çaresizliği öğrendiğiniz zaman çaresizlik sürecini uzatmış olur ve yaşayan bir ölü haline gelirsiniz. Yapabileceğiniz tek şey kendi zavallılığınıza kanlı gözyaşı dökmek ve her şeye son verme isteği yaşamaktır.
Oysaki Necip Fazıl'ın dediği gibi "Ya çaresizsiniz Ya da çare SİZ siniz."
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« Yanıtla #5 : 07 Şubat 2010, 12:36:00 »

bu örneklerdeki amaç toplumda insan üzerindeki yansımalarını araştırmaktır. Korku kültürünün insan yaşamındaki görüntüsü, Özellikle günümüz dünyasında medya denilen güçle insanlar işlenen duygu hep onun güçsüzlüğü ve acizliğidir.

Zamanında hakk için mücadeleye giren insanlara karşı uygulanan şiddeti insanları o denli başarılı bir şekilde yansıtılmıştır ki, hiçbir şiddete maruz kalmadığı halde her türlü adalet ve özgürlük girişimine karşı tavır almış, düşman olmuşlardır.
Giriştikleri mücadeleden acı çeken insanlar, yaşadıkları acılara rağmen bu acılardan dolayı mücadeleden kaçmış olmaları anlaşılır bir durumdur, acı çekmediği halde düşman olanları anlamak için ise bu örneklere ihtiyaç duyabiliriz.
Korku kültürünün toplumunda insanın özgür ve özgün olmasına asla izin verilmez. Bu işi şiddet uygulayan, egemen güç yapmaz ama, bunu korkuttuğu bireylere verir. Yani şiddete uğramayan, ama şiddete maruz kalanları izleyerek sindirilmiş, acizlik duygusu benimsetilmiş bireyler bu görevi yerine getirirler. Nereye hizmet ettiklerini ise asla farkında değillerdir. Bu insanların bu tavırlarını mantıkla açıklama girişimleri olacaktır. Bu girişimin adına “mantık uydurma sanatı” olarak değerlendirmek gerekir.

   Korku kültürüyle yetişmiş anne babalar çocuklarını yetiştirirken, içselleştirdikleri bu çaresizlik duygusunu da çocuklarına aktarırılar. Onun özgürlük çıkışlarını sürekli baltalarlar, mevcut olan kalıp-kimliklerden birine uymasını sağlarlar.
Bu kalıp-kimlik sahibi olan insanın yaşamı çeşitli kalıplardan oluşur. Yapacakları yada yapmayacakları bellidir. Kendini bulmasına izin verilmediği ve asla kendisi gibi olamayacağına inandırıldığı için, çizilen yollardan yürür, yaşadığı koşullara ayak uydurmaktan, uyum sağlamaktan başka bir açılımı yoktur. İnsanın koşulları kendi lehine çevirebilme yetisi yoktur. Onun tüm başarısı, ona açılan yolda ne kadar ilerlediğidir. Başarılı insan, sınırlarına ne kadar sadık olduğu, ne kadar iyi boyun eğdiği ile ölçülür. .Kocaman bir fil olduğunda bile, anılarına yenik düşecek ve zincirlerini koparmak için hiçbir çabada bulunmayacaktır. Bunun yerine zincirinin güzelliğine hayran olmayı, boyunduruğuna methiye düzmeyi yeğleyecektir. Daha da vahim ise, bunun başka türlü olamayacağına olan katı inancı ve inadıdır.

İnsan psikolojisine hüküm etmek, aslında onu zincirlemekten daha kolay bir köleleştirme yöntemidir. Bunu fark eden egemen güçler, zaten bu uygulamaya yüzyıllardır geçmiş bulunmaktadır. Tek tek insanları zincirlemek yerine, onların ruhlarını köhneleştirerek, özgürlüklerinden kaçmalarını sağlayarak bunu başarmaktalar. Bu hem daha kolay hem daha az zahmetli hem de daha ucuz bir yöntemdir. Yaptığı başarılı psikolojik savaşımdan kazandığı başarı sayesinde, özgürlüklerini kaybetmiş insanları hapsedilenleri hücrelerin başına gardiyan diye yine kendilerini koyması gerçektende ciddi bir başarıdır. Ama bu başarı insanlık tarihi açısından müthiş bir yenilgi, çok ağrı bir darbedir. İnsanın hem tutuklu, hem de gardiyan olduğu hücresinden çıkarmak oldukça güçtür. Ona açılan yollardan, aydınlığa , özgürlüğe açılan yollardan çıkmasını engelleyen kendisidir. Çaresizliğine bu denli inanan, özgürlüğünden,kendinden bu denli kaçan, korkan bir kişiye korkunun, korktuğu şeyler kadar korkunç olduğunu anlatmak dünyanın en zor işidir. Ama imkansız değildir.
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
ÖFKE ve KİN İslami Hayat Tarzı MERXAS 1 272 Son Mesaj 20 Ağustos 2008, 02:36:29
Gönderen: zillet_bizden_uzaktir
İSRAİLİN VAHŞETİNE HER YERDE ÖFKE Dünyadan Haberler byleoger 1 220 Son Mesaj 28 Aralık 2008, 20:58:08
Gönderen: cebelinur
Bingöl'den Filistin’e Destek İsrail’e Öfke Üye Haber ve Duyuruları kuranehli 2 217 Son Mesaj 12 Ocak 2009, 23:13:15
Gönderen: suna
Cuma Günü, Öfke Günü: Mescid-i Aksa İçin Meydanlara İnin! Dünyadan Haberler __YaZ_yAğMuRu__ 0 151 Son Mesaj 29 Eylül 2009, 21:25:47
Gönderen: __YaZ_yAğMuRu__
Diyarbakır'da Danıştay'a Öfke Seli Yurttan haberler Mahya 0 113 Son Mesaj 14 Şubat 2010, 19:49:27
Gönderen: Mahya
Can Bebe'ye büyük öfke Yurttan haberler seriyye 0 308 Son Mesaj 03 Ağustos 2011, 20:17:09
Gönderen: seriyye
Kur'an Tedavisi ve Öfke Kişisel Gelişim Âl-i İmran 0 200 Son Mesaj 31 Ocak 2012, 19:20:29
Gönderen: Âl-i İmran