0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Ölümün Güzel yüzü  (Okunma Sayısı 657 defa)
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« : 06 Ocak 2011, 08:45:06 »

Mevlana hz lerinin ölüme bakış açısı
Hz. Mevlânâ, ölümü “şeb-i arus” olarak görmüştür. Ona göre ölüm; düğün gecesidir, sevgiliyle buluşma, sevgiliye kavuşmadır. Ruhun beden elbisesinden soyunması, rahata, huzura, özgürlüğe ermesidir. Bediüzzaman ise ölümü “terhis teskeresi” olarak niteler. Ona göre ölüm, başka bir bâki âleme gitmek ve iman vesikasıyla saadet sarayına gitmek için bir terhis tezkeresidir.
Aralarında 700 yıllık bir zaman dili olan Mevlânâ ile Said Nursi bir Kur’ân talebesi olarak ölüme aynı gözle bakmışlar. Anlatımları değişik olsa da, mana aynıdır, birdir.
Mevlânâ’nın deyişiyle ölüm “şeb-i arus”tur, düğün gecesidir, sevgiliyle buluşma, sevgiliye kavuşmadır. Ruhun beden elbisesinden soyunması, rahata, huzura, özgürlüğe ermesidir.
“Âşıkla maşuk arasında ancak zar gibi incecik bir gömlek kaldı. Bunu da çıkarıp Hak vuslatına kavuşmamı istemez misiniz? Nurun nura kavuşması istenmez mi?”
Mevlânâ bu sözleri, son günlerinde ziyaretine gelen ünlü bilgin Sadreddin Konevî’ye söylemişti.
Kişi sevdiğine canını feda etmez mi? Hatta bir can değil, bin canı da olsa vermede tereddüt eder mi?
Çünkü bu “feda” işlemi “fâilsiz bir in’idam değil”, yani kendi kendine bir yok oluş değil, rastgele bir bitiş değil, bir tesadüf işi hiç değil.
Canı veren, tekrar alıyorsa, ne gâm! Bu âlemde heder olmaması için yanına alıyor.
Ne güzel söyler Mevlânâ:
“Canı sen aldıktan sonra ölüm şeker gibi tatlıdır. Seninle olduktan sonra, ölüm tatlı candan daha tatlıdır.”
Ondandır ki, bu işle görevli olan melek Mevlânâ’nın gözünde bir “can” dostudur, güvenli bir “el”dir, bir müjdeci ve bir habercidir. Azrail’i çağırırken der ki: “Yakına gel, yakına gel! Ey benim canım! Ey benim sultanımın habercisi! Emredileni yap! Allah isterse, ‘Sen bizi sabredenlerden bulacaksın.”
 
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #1 : 06 Ocak 2011, 08:45:55 »

Ölüm ayrılık değil
Bu bir ayrılık, bir gayrılık değil. Bir kayboluş, bir yok oluş, bir bitiş ve bir tükeniş hiç değildir.
Bu sonsuzlukta var oluştur, taze bir başlangıçtır ve ebedi olarak kalıştır. Sonsuz bir hayata ermek için bu “son”lu hayattan vazgeçmek gerektir.
Gerçek anlamda kalıcı olan beden değil, ruhtur. Çünkü beden yıpranır, ruh sürekli taze ve yeni kalır. Beden yaşlanır, ruh hep genç ve dinç olarak durur.
Ruh, hayat boyu bedeni taşır, gün gelir, taşıyamaz olur, olduğu yerde bırakır ve sonsuza uçar. Çünkü beden artık ruha arkadaş olma özelliğini kaybetmiş, görevini yapmış, “kenara” çekilmiştir. Zaten bu ruh bu bedende hapisti, esirdi, tutukluydu.
Mevlânâ’nın anlatımıyla:
“Dünya zindanında ve tabiatın kuyusunda hapis kalıp, beden sandığının esiri olan ruh, birdenbire Allah’ın lütfu ile kurtulup kendi aslına ulaşır.”
“Bu âlem, sizin canlarınızın hapishanesidir; uyanın o tarafa gidin. Zira o taraf sizin sahranız, mesire yerinizdir.”
 
Ölüm bir doğuştur
Onun âleminde ölüm bir batış değil, bir doğuştur, bir tazelenmektir. Tohumu toprağa niçin atarız? Çürüsün, yok olsun, kaybolsun diye değil. Çiçek olarak boy atsın diye toprağın bağrına düşer. İnsan da böyle işte…
Hazret-ı Mevlânâ’nın gözünde olayın şekli/şemâili şöyle:
“Mezar cennet kapısının perdesidir. Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret. Güneşle Ay’a, batmaktan ne ziyan gelir!”
“Sana batma görünür, ama o aslında doğmaya hazırlıktır, yeniden doğmaktır. Mezar ise hapishane gibi görünür, ama aslında canın hapisten kurtuluşudur.”
“Yere hangi tohum atıldı da bitmedi? Neden insan tohumuna gelince bitmeyecek zannına düşüyorsun? Hangi kova kuyuya salındı da dolu olarak çıkmadı? Can Yusuf’u kuyuya düşünce niçin ağlarsın?”
Artık düğün gecesi yaklaşmış, vâde dolmuş, sefer başlamıştır.
Mevlânâ, bir gün ansızın hastalanır ve yatağa düşer. Bu arada Konya sallanmaya başlar. Peşpeşe gelen sarsıntılar kalpleri deprem korkusuna düşürür.
Bu korkuyla Konyalılar akınlar halinde Mevlânâ’ya gelir ve dua isterler.
Mevlânâ gelenleri teselli eder, korkularını giderir ve sakin olmalarını söyler Ancak bir cümleyle de gelenlerle vedalaşır:
“Korkmayın, yerin karnı acıkmış, yağlı bir lokma istiyor. Onu bulunca karnı doyar, sükûnet bulur. İnşaAllah muradına çabuk erer, siz de üzüntüden kurtulursunuz.”
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #2 : 06 Ocak 2011, 08:46:35 »

Bediüzzaman’a göre ölüm
Bediüzzaman’a göre ölüm soğuktur, korkunçtur ve ürkütücüdür. Peçesi karanlık, yüzü siyah ve çirkindir. Fakat mümin için ölümün si¬ma¬sı nurludur, güzeldir ve sevimlidir. İlk bakışta yok olmak, idam olmak, hiçliğe gitmek, fena bulmak, dağılıp bozulmak, sönmek ve kaybolmak gibi görünse de mümin için ölüm; hayat yükünden bir terhis, imtihan meydanından bir paydos, güzel bir değişiklik, ölümsüz hayata bir geçiş, sonsuz hayata bir başlangıç, ebedî saadet tarafına bir varış, asıl vatana bir sevkıyat, dünya zindanından cennet bahçelerine bir davet, yüzde doksan dokuz dost ve sevdiklerimizin toplanmış olduğu berzah âlemine bir kavuşma, yüz yirmi dört bin peygamberle bir buluşma, yüz yirmi dört milyon evliya ile bir görüşme, yüz yirmi dört milyar asfiya ile bir sohbet, yaptığımız kulluk hizmetine karşılık Cenab-ı Hakk’ın fazlından ücret almak için bir nöbet mahallidir.
“Madem ölümün mahiyeti hakikat noktasında budur, ona dehşetli bakmak değil, bilakis rahmet ve saadetin bir mukaddimesi nazarıyla bakmak gerekir. Hem “ehlullah”ın (Allah dostlarının) bir kısmının ölümden korkmaları, ölümün dehşetinden değildir. Belki ‘Daha fazla hayır kazanacağım!’ diye vazife-i hayatın idamesinden kazanacakları hayrat içindir. Evet, ehl-i iman için ölüm rahmet kapısıdır. Ehl-i dalâlet için zulümat-ı ebediye kuyusudur.”
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #3 : 06 Ocak 2011, 08:47:02 »

Azrail, sevimlidir
Ölüm meleği olan Azrail, Bediüzzaman’ın gözünde çok sevimli bir melektir. Der ki: “Bir gün bir duada, ‘Ya Rabbi! Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail hürmetlerine ve şefaatlerine, beni cin ve insin (insanların) şerlerinden muhafaza eyle!’ mealindeki duayı dediğim zaman, herkesi titreten ve dehşet veren Azrail namını zikrettiğim vakit, gayet tatlı ve tesellidar (teselli veren) ve sevimli bir halet hissettim, elhamdülillah dedim, Azrail’i cidden sevmeye başladım. İnsanın en kıymetli ve üstünde titrediği malı, onun ruhudur. Onu zayi olmaktan ve fenadan ve başıboşluktan muhafaza etmek için kuvvetli ve emin bir ele teslimin derin bir sevinç verdiğini kat`i hissettim.”
Yani hiç kimseye emanet edemeyeceğimiz, teslim etmeye yanaşmadığımız ve ruhumuzu bir melek olan Azrail gibi Allah’ın çok emin ve güvenilir bir elçisinden başkasına teslim edemeyiz.
Bediüzzaman, ölümün arkasına inanan insanın ölüme bakışı ve özlemesiyle, ölüm sonrasına inanmayan iki kişiyi şu örnekle anlatır:
“Mesela, şu karyede (yani Barla’da) iki adam bulunur. Birisinin yüzde doksan dokuz ahbabı İstanbul’a gitmişler, güzelce yaşıyorlar. Yalnız bir tek burada kalmış. O dahi oraya gidecek. Bunun için şu adam İstanbul’a müştaktır, orayı düşünür. Ahbaba kavuşmak ister. Ne vakit ona denilse, ‘Oraya git!’ sevinip gülerek gider.
İkinci adam ise, yüzde doksan dokuz dostları buradan git¬mişler. Bir kısmı mahvolmuşlar. Bir kısmı ne görür, ne görünür yerlere sokulmuşlar. Perişan olup gitmişler zanneder. Şu biçare adam ise, bütün onlara bedel, yalnız bir misafire ünsiyet edip teselli bulmak ister. Onun o elim âlâm-ı firakı (ayrılık acılarını) kapamak ister
Ey nefis! Başta Habibullah (s.a.v.), bütün ahbabın kabrin öbür tarafındadırlar. Burada kalan bir iki tane ise, onlar da gidiyorlar. Ölümden ürküp, kabirden korkup başını çevirme. Merdane kabre bak. Dinle, ne talep eder? Erkekçesine ölümün yüzüne gül. Bak ne ister? Sakın gafil olup ikinci adama benzeme.”
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #4 : 06 Ocak 2011, 08:47:33 »

Ölümün manası
Ölümün üç sınıf insana göre ayrı bir manası vardır:
Mümin için ölüm, bu fani dünyadan ebedî ve sonsuz bir âleme geçiştir.
Âhirete inandığı halde büyük günahlardan elini, eteğini çekmeyen kimse için tek kişilik bir hücredir.
Öldükten sonra dirilmeye inanmayan kimseler içinse, ebedî bir yok oluştur.
Şualar’da bu meseleyi şöyle izah eder:
“Zemin yüzü acele hareket eden kafilelerin yollarında bir gecelik konmak ve göçmek için bir handır. Her bir şehri yüz defa mezaristana boşaltan ölüm, elbette hayattan ziyade (faz¬la) bir isteği var.
Madem ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor; elbette bu ecel cellâdının elinden ve kabir haps-i münferidinden kurtulmak çaresi varsa, insanın en büyük ve her şeyin fevkinde bir endişesi ve meselesidir.
Ölüm ya idam-ı ebedîdir, hem o insanı, hem bütün ahbabını ve akaribini (dostlarını ve yakınlarını) asacak bir darağacıdır veyahut başka bir baki âleme gitmek ve iman vesikasıyla saadet sarayına gitmek için bir terhis tezkeresidir. Kabirse; ya karanlıklı bir haps-i münferit ve dipsiz bir kuyudur veyahut bu zindan-i dünyadan baki ve nuranî bir ziyafetgâh ve bağistana açılan bir kapıdır.”
Müminler, ecel darağacının arkasında kurulan piyango dairesinden imanla kabre girdikleri için, ölüm onlara ebedî ve tükenmez bir hazinenin biletini almak gibidir.
Sefahet içinde yüzen, büyük günahları çekinmeden işleyen ve tövbe etmeden ölen fasıklar içinse daimî, tek kişilik bir hapistir.
Kâfirler içinse, ebedî olarak devam edecek bir zindanın kapısıdır.
Ölümü bir saadet ve rahmet kapısı olarak görene ne mutlu!
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
şura@
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1013


şehid şeyh sait


« Yanıtla #5 : 06 Ocak 2011, 10:02:31 »

sabah sabah merxas abi sayesinde tekrar ölümü hatırladım Allah razı olsun
Moderatöre Bildir   Logged

değersiz dallarda asılmama pervam yoktur muhakkakki mücadelem Allah ve din içindir.
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
ölümün dehseti..... İslami Hayat Tarzı arzu.. 1 206 Son Mesaj 23 Mart 2009, 17:45:04
Gönderen: polat
Hayatın yüzü Şiir Pınarı harras 4 302 Son Mesaj 12 Nisan 2009, 18:36:16
Gönderen: harras
(ÖLÜMÜN KIYISINDAN KARELER) Resimler ve flashlar damla 8 1 828 Son Mesaj 11 Haziran 2009, 10:17:16
Gönderen: arzu..
ölümün gözlerine yaşarken bakabilmek‏ Düşünce yazıları/Makaleler hamne 3 312 Son Mesaj 03 Ağustos 2009, 16:00:31
Gönderen: гüъεyyε
ölümün hatırlamanın fazileti İslami Hayat Tarzı şura@ 0 157 Son Mesaj 07 Haziran 2010, 13:06:48
Gönderen: şura@
Âşıklara dostun Güzel Yüzü,En İyi Öğretmendir (Mesnevi'den seçmeler) Güzel ve ibretli Sözler vuslat 0 235 Son Mesaj 05 Kasım 2010, 23:53:23
Gönderen: vuslat
Ecelin Bitmesi, Ölümün Tek Sebebidir Tevhid Ve Akaid ebudüccane 5 357 Son Mesaj 06 Ocak 2011, 17:13:17
Gönderen: ebudüccane