0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: ORUÇ VE NEFİS  (Okunma Sayısı 138 defa)
kuranehli
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1469


"Ey örtüsüne bürünen kalk ve uyar"


« : 25 Ağustos 2009, 17:17:45 »

ORUÇ VE NEFİS

Alkame bin Kays en-Nehaî şöyle demiştir: “Abdullah bin Mesûd radiyAllahu anh ile birlikte yürüyordum. Bu sırada şöyle dedi: -Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem, kendisi ile be¬raber bulunduğumuz bir sırada şöyle buyurdu: ‘Evlenmeye gücü yeten ve imkanı olan kimse hemen evlensin. Çünkü gözü ve namusu (haramdan) korumada evlilik en etkili yoldur. Evlenmeye gücü yet¬meyen ve imkânı olmayanlar ise oruç tutsunlar. Çünkü oruç kişinin şehvetini kırar." (Buhari, Müslim)
Bu rivayet orucun cinsel arzuyu dizginlediğini gösterir. Bununla birlikte orucun harareti artırdığı, hararetin ise şehevî arzuları depreştirdiği ileri sürülebilir. Fakat bu durum orucun başlangıcında söz konu¬sudur; kişi oruca devam ettiği ve alıştığı zaman vücut dinginlik kazanır, hararet yok olur. Allah en doğrusunu bilendir.
(Feth-ul Bari)


Ebû Ubeyde radiyAllahu anh'den, Allah Resulü sallAllahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Oruç, oruçluya yakışmayan şeylerle zedelenmedikçe (tutan için) bir kal¬kandır." (Nesâî)
Ebû Hureyre radiyAllahu anh'den de: Allah Resulü sallAllahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Âdemoğlunun her amelinin sevabı on mislinden yedi yüze kadar katlanır. Allah bu¬yurdu ki: ‘Ancak oruç müstesna. Çünkü o be¬nim içindir; onun mükâfatını ancak ben vere¬ceğim. Çünkü o, şehvetini ve yemesini sırf be¬nim için terk ediyor." (Altı hadis imamı)
Demek oruç, insanın meleklik yönünü güçlendirir. Hayvanî duygularını köreltir. Nefsinin taşkınlığını önler. İnsanı başıboş olmaktan kurtarır, ona Rabbini hatırlatır. Acıktıkça O'nun verdiği nimetlerin kadrini öğretir. Aç ve muhtaçların halini hatırlatır.
Ayrıca oruç, insana sabrı öğretir. Onu ilâhlaşmaktan ve zorbalıktan kurtarır. Vücudunu dinlendirir, sıhhatini artırır, psikolojisini ve sinirlerini düzeltir. İnsana sırf midesi için yaratılmadığını hatırlatır.
Hatırlanacağı üzere; bir önceki yazımızda; nefsin mahiyeti, kötülüğü emredici olduğu, bu nedenle tehlikeli bir düşman olup onunla mücadelenin gerekliliği ve terbiye edilmesinin şart olduğu üzerinde durmuştuk. İşte nefisle mücadelede en etkili silahın oruç olduğu yukarıda zikredilen hadis-i şeriflerden açıkça anlaşılmaktadır.
İmam Gazali Rahimehullah, bu konuda şunları kaydetmektedir: “Aklı başında olan kimsenin, nefsin azgın arzularını açlıkla sindirmesi gerekir. Çünkü Allah Teâlâ'nın düşmanını (nefsin azgın arzularını) ancak açlık gemleyebilir.
Nitekim Peygamber'imiz sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: ‘Şeytan, insan vücudunda kan damarları yolu ile dolaşır, Binaenaleyh siz onun dolaşım yolunu açlıkla daraltınız. Kıyamet günü, insanların Allah Teâlâ’ya en yakın olanı, en uzun müddet aç ve susuz kalanıdır.’
İnsanoğlu için en büyük tehlike kaynağı, midenin doyumsuz arzularıdır. Hz. Adem aleyhisselam ile Havva annemizin huzur ve istikrar yurdundan (cennetten) çıkarılarak horluk ve yokluk diyarına (dünyaya) gönderilmelerinin sebebi odur. (Kalplerin Keşfi)
Buradan da anlaşıldığı gibi nefsi terbiye etmede en etkili silah onu aç ve susuz bırakmaktır. Ancak bu, oruç vasıtası ile olduğu zaman iki yönlü kazanç olur. Zira hem nefis terbiye edilmiş olur hem de oruç ibadetinin sevabı elde edilmiş olur.
Üstad Bediüzzaman rahmetullahi aleyh, orucun nefsin terbiyesi üzerindeki tesiri konusunda şunları söylemektedir:
“Nefis, kendini hür ve serbest ister ve öyle kabul eder. Hatta fıtraten kendi vehmine kapılarak her şeye sahip olduğunu düşünür ve istediği gibi hareket etmeyi arzu eder. Hadsiz nimetlerle terbiye olunduğunu düşünmek istemez. Özellikle servet ve iktidarı olup gaflete dalmışsa; bütün bütün gasp edercesine ve hırsızcasına İlahî nimetleri hayvan gibi yutar. İşte Ramazan-ı Şerifte en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki: Kendisi sahib değil, kuldur; hür değil, köledir. Emir olunmazsa en âdi ve en rahat şeyi dahi yapamaz, elini suya uzatamaz diye hayali rububiyeti kırılır, kulluğu takınır, hakikî vazifesi olan şükre girer.


İnsan nefsi, gafletle kendini unutuyor. Son derece güçsüz, muhtaç ve kusurlu olduğunu göremiyor ve görmek istemiyor. Hem ne kadar zaîf, yok olmaya maruz ve musibetlere hedef bulunduğunu ve çabuk bozulur, dağılır et ve kemikten ibaret olduğunu düşünmüyor. Âdeta çelikten bir vücudu varmış gibi, kendini ölümsüz ve ebedî hayal ederek, şiddetli bir hırs ve aç gözlülükle dünyaya atılır. Her lezzetli ve menfaatli şeye bağlanır. Hem kendini mükemmel bir şefkatle terbiye eden yaratıcısını unutur. Hem de hayatının neticesini ve ahiret hayatını düşünmez, kötü ahlâk içinde yuvarlanır.
İşte Ramazan-ı Şerifteki oruç; en gafillere ve inatçılara, zaifliğini, güçsüzlüğünü ve muhtaç olduğunu hissettiriyor. Açlık vasıtasıyla midesini düşünüyor. Midesindeki ihtiyacını anlayıp zaîf vücudunun ne derece çürük olduğunu hatırlıyor. Ne derece merhamete ve şefkate muhtaç olduğunu anlıyor. Nefsin firavunluğunu bırakıp, tam bir acizlik ve ihtiyaç ile İlahi dergâha iltica etmeye bir arzu hisseder ve bir manevî şükür eliyle rahmet kapısını çalmağa hazırlanır. Eğer gaflet kalbini bozmamış ise... (Mektubat)
Evet. Ruh, şu ten kafesine bürününce maddenin etkisi altında kalarak hayvansal duyguların tutsağı olur. Biz (oruç vasıtasıyla) kendimizi açlığa alıştırırsak, maddî arzularımız zayıflar, ruhsal hislerimiz güçlenir, gönül gözümüz açılır ve gerçek benliğimize açılan kalb gözümüzle nice mânâ âlemlerini müşahede etme imkânını bulabiliriz. İşte bu yüzdendir ki bütün peygamberler (aleyhimüsselam) ve velîler (radiyAllahu anhüm) riyazet yapmışlar, oruç tutarak yücelmişlerdir. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem, henüz kendisine peygamberlik gelmeden önce Hira Mağarası'na çekilir, yemekten kesilir, riyazet yapar, derin tefek¬küre dalardı. (Kur’an Ans.)


İmam Gazâlî, rahimehullah orucu; avamın, havassın ve ehass-ül havassın orucu diye üçe ayırmıştır:
- Avamın (sıradan insanların) orucu, bedende iştah ve şehvetin tatmin yeri ve aracı olan iki azayı, yani mide ve cinsel organı, iştah ve şehvet duyduğu şeylerden alıkoyar.
- Havas (kullukta bir derece ilerlemiş özel insanlar)’ün orucu, yukarıda zikredilenlere ilâveten; gözü, kulağı ve diğer azaları günahtan korur.
- Ehassü’l-havâs (daha özel kişiler)’ün orucu, yukarıdakilerle birlikte, kalbi düşük emellerden, dünya düşüncelerinden kısaca, mâsivâdan arıtıp kişiyi bütün varlığıyla Allah Teâlâ’ya bağlar.
Gerçekten toplumsal hayatta huzursuzluklara yol açan taşkınlıklar, büyük ölçüde insanın hayvanî yönünü tatmin eden maddî zevklere düşkünlükten kaynaklanır. Maddî zevk denince de akla, yeme içme ve cinsel ilişki gibi zevkler gelir. İşte oruç, insanı maddî zevk ve şehvetler peşinde koşturan, dolayısıyla da, Allah’ın haklarına riâyet edemediği için onlara zulmetmesine sebep olan nefs-i emmâreyi teskin etmenin bir ilâcı, aşırılıkları törpülemenin de bir çaresidir.


Demek oruç, nefsin isteklerinden irâdî olarak uzak durma olması yönüyle bir irâde eğitimine, açlık ve susuzluğun verdiği sıkıntıya dayanma yönüyle de bir sabır eğitimine dönüşmektedir.
Yukarıda anlatılanlardan anlaşıldı ki:
- Oruç, nefsin şehvetlerini kırar, önüne geçilmez ihtiraslarını, azgınlıklarını dizginler.
- Oruç, harama bakmaya eğilim duyan nefsi bundan men' eder, zinanın ve diğer yasak şeylerin sebeplerinden uzaklaştırır; nefsin bayağı iştahlarını kırar.
- Oruç nefsin bencilliğini kırar. İnsanın duygu ve düşüncelerini inceltir. İnsanı şefkatli, merha¬metli yapar.
- Oruç tutan insan, açlığın ne demek olduğunu, sürekli olarak açlık ve sefalet içinde kıvrananların ızdırabını anlar, onlara elinden gel¬diğince yardım etmeye çalışır. (Sosyal bilimler Ans.)
Bütün bunlardan dolayı, nefsi terbiye ederek dizginlerini ellerinde tutabilmek için, özellikle de bu mübarek aylarda oruca ağırlık verilmesi gerekir. Bu vesileyle Ramazan orucu yaklaştıkça nefis de o manevi havaya yavaş yavaş alışmış olur.
Yüce Allah (cc) bizi oruç ibadetinden hakkıyla istifade edip nefsine hakim olanlardan eylesin. Amin
ünlem
 

A.Kuddus Yalçın (inzar Dergisi 59. Sayı)

 
Moderatöre Bildir   Logged

¥üяєğiм∂є вiя  нicrαn yαrαsı vαя...ünlem
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
SÖYLE EY NEFİS! BAŞKA DİYECEĞİN BİR ŞEY KALDI MI?” Sahabeler'in Hayatından Tablolar HÜSEYİN 7 525 Son Mesaj 09 Ocak 2009, 11:43:16
Gönderen: _uMuT_
ORUÇ ve BEN Ramazan-ı Şerif vuslat 1 191 Son Mesaj 19 Eylül 2007, 17:38:31
Gönderen: tayfun
BİR ORUÇ MÜLAHAZASI Ramazan-ı Şerif kuranehli 0 89 Son Mesaj 20 Eylül 2008, 16:54:05
Gönderen: kuranehli
ORUÇ Mizah __YaZ_yAğMuRu__ 2 207 Son Mesaj 15 Ocak 2009, 13:38:46
Gönderen: __YaZ_yAğMuRu__
NEFİS MUHASEBESİ Risale-i Nur'dan Damlalar MERXAS 0 171 Son Mesaj 20 Şubat 2010, 09:02:15
Gönderen: MERXAS
ÇOCUKLAR VE NEFİS TERBİYESİ Çocuk Eğitimi MERXAS 0 170 Son Mesaj 20 Mart 2010, 09:40:52
Gönderen: MERXAS
oruç fıkralar cürmümile 5 267 Son Mesaj 16 Nisan 2010, 10:28:33
Gönderen: cürmümile