0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Pabucu Başına Belâ Olan Adam  (Okunma Sayısı 207 defa)
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« : 14 Nisan 2011, 18:10:02 »

Pabucu Başına Belâ Olan Adam

Ebu`l-Kasım Tanbûrî adındaki bir cimrinin hazin macerasını ibretlik bir tablo olarak sunuyoruz:
 

Vaktiyle Bağdat’ta aşırı bir cimri yaşarmış. O kadar cimridir ki ismi dillere destan olmuş. Hele bir ayakkabısı vardı ki o ayakkabıyı tanımayan Bağdatlı kalmamış. Bu ayakkabı o kadar çok yırtılmış ve yıpranmıştı ki ayakkabılıktan çıkmıştı. Halk ağır ve çirkin bir şeyi anlatmak için "Ebu`l-Kasım Tanbûrî`nin pabuçlarından daha beter!" derdi. Ebu’l Kasım o ayakkabıyla idare etmeye çalışırmış.

Kasım, Halep’ten gelme gülsuyu aldı. Evine götürüp küçük şişelere doldurdu ve raflara saf saf dizdi. Daha sonra yıkanmak için hamama gitti. Onun bir arkadaşı hamama gidince ayakkabısını gördü. “!Ah Kasım! Şu ayakkabıları değiştirmenin zamanı gelmedi mi? dedi. Kasım oralı olmadı, kendi içinden niye israf edeyim, ayakkabılarıma ne olmuş diye düşündü. Bu sırada kadı hamama girdi. Kasım yıkandıktan sonra dışarı çıktı. Baktı ki ayakkabıları yok, oracıkta yepyeni bir ayakkabı var. “Herhalde arkadaşım bana yeni bir ayakkabı almıştır, baksana ayakkabım ortalıkta görünmüyor, çöpe atmıştır, iyi iyi para cebimden çıkmadı ya” diye düşünerek yeni ayakkabıyı giyip hamamdan ayrıldı. Biraz sonra kadı dışarı çıktı,ayakkabısını bulamadı. Ayakkabısının izini kısa bir sürede buldu. Kasım götürmüştü. Onu yakalayıp getirdiler ve hırsızlık cezasıyla hapse attılar. Bir süre hapis yatıp çıktıktan sonra ayakkabısını aldığı gibi öfkeyle nehre attı. Birkaç gün sonra balıkçıların ağına takılan ayakkabı tanıdık geldi. Bu Kasım’ın ayakkabısıydı. Herhalde kazayla nehre düşmüştür diyerek ayakkabıyı alıp evine götürdüler. Kapı kapalı olduğu için pencereden içeri attılar. Balıkçılar ne felakete yol açtıklarını bilmeden uzaklaştılar. Ayakkabı gül suyu şişelerinin bulunduğu rafın üzerine düşmüş, raf devrilmiş ve bütün şişeler kırılmıştı. Bunu gören Kasım, feryad-u figana başladı. Saçını başını yoldu. Şu uğursuz ayakkabıdan nedir çektiğim, bunlar yüzünden başıma gelmeyen kalmadı dedi ve gece yarısı evin bir köşesini kazıp oraya gömdü. Tabi bu sırada komşusu yer altından kendi evine bir delik açıyor sanarak ondan şikayetçi oldu.

Görevliler olay yerinde inceleme yapınca komşuyu haklı bulup Kasım’ı apar topar götürüp hapse attılar. Kasım hayli tazminat ödeyerek ancak hapisten kurtulabildi. O hiddetle eve dönen Kasım, bu uğursuz ayakkabılarını kervansarayın lağımına attı. Birkaç saat sonra lağım tıkandı. Tıkanıklığa sebep olan Kasım’ın ayakkabısıydı. Zaten herkes onun bu ayakkabılarını tanırdı. Alıp götürüp ona verdiler, temizlik parasını da ondan kestiler.

Ayakkabılarıyla başı belaya giren Kasım, onları iyice yıkayıp duvara astı. Ayakkabılar tam kuruyacakken aç bir köpek onları leş sanıp birini kapıp duvara sıçradı. Kaçayım derken ağzındaki ayakkabıyı düşürüverdi. Olacak ya ayakkabı bahçesinde dinlenen hamile bir kadının üzerine düşmesin mi? Kadın gökten üzerine düşen acayip şeyi görünce bebeğini düşürdü. Sonra anlaşıldı ki bu acayip şey Kasım’ın ayakkabısıdır. Hemen onu yakaladılar, öncekilerden daha ağır bir cezaya çarptılar. Çok yüklü bir tazminat ödeyerek aylar sonra hapisten çıkabildi. Artık canına tak etmişti ayakkabıları. Aldı eline ve kadı efendinin huzuruna vardı. Başından geçenleri birer birer anlattıktan sonra: Kadı efendi hazretleri, dedi, senden rica ederim ki beni bu büyük belâdan kurtar. İşte şu anda bütün burada duranlar şahit olsun ki; şu andan itibaren bu pabuçlarla aramda en küçük bir alâka bile kalmamıştır. Lütfen, siz de bir yazı yazınız ki, artık ben onlardan ve onlar benden uzak olsunlar. Kadı şöyle bir hüküm verir; Bugünden böyle de her ne şekilde suç işlerlerse bunların suali artık Kasım’dan değil kendilerinden sorula.

Kadı güldü. Ebu`l-Kasım`a acıdı. Kendisine birçok ihsanda bulundu.

İşte Ebu`l-Kasım Tanbûrî, sırf cimriliği yüzünden bu kadar eziyet çekti, bu derece ezaya cefâya maruz kaldı. Artık bu huyunu terk ederek iyi ve cömert bir insan olmaya karar verdi.
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #1 : 15 Nisan 2011, 11:06:52 »

Cimrilik malıda hayatıda zehir eder. Allah razı olsun.
Moderatöre Bildir   Logged

Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Kerbela... kerb u bela... Şiir Pınarı HÜSEYİN 3 294 Son Mesaj 13 Mayıs 2008, 00:48:26
Gönderen: HÜSEYİN
DİYARBAKIR ÇAĞRI FM İN YAYINLAMIŞ OLAN PROGRAMLARIN DEVAMI OLAN MİRAÇ... Sohbetler/Seslendirme H@B!BE_XUD@ 2 579 Son Mesaj 24 Temmuz 2008, 18:37:41
Gönderen: H@B!BE_XUD@
Kerb’u Bela Tiyatrosu Ve Muharrem Ayı Yurttan haberler kuranehli 1 205 Son Mesaj 08 Ocak 2009, 17:46:42
Gönderen: ceylan
Tek başına hicret eden sahâbî Sahabeler'in Hayatından Tablolar kuranehli 0 174 Son Mesaj 29 Ağustos 2009, 17:23:47
Gönderen: kuranehli
Tek başına hicret eden sahâbî: Sahabeler'in Hayatından Tablolar MERXAS 1 269 Son Mesaj 31 Mart 2010, 14:35:01
Gönderen: cürmümile
BELÂ EHLİ OLMANIN AYRICALIĞI(inzar) Serbest Bölüm MERXAS 1 300 Son Mesaj 04 Haziran 2010, 20:44:42
Gönderen: cürmümile
Gatada hasta başına sargı bezi sararsa...! karikatür/komik resimler _uMuT_ 5 1359 Son Mesaj 26 Nisan 2012, 21:20:32
Gönderen: Biji Serok Resul