0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: PKK/BDP Yandaşları Pikniğe Giden Kur'an Talebelerine Saldırdı  (Okunma Sayısı 523 defa)
3RK4N
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331


Belli bir amaç belilrle ki, hayatının anlamı olsun


« : 18 Temmuz 2011, 09:43:03 »

Mersin'in Tarsus ilçesinde pikniğe giden Kur'an Kerim öğrencileri, PKK/BDP yandaşlarının saldırısına uğradı. Saldırıya uğrayan bazı öğrencilerin yürüyemediği görüldü

 17,07,2011

 MERSİN - Tarsus'un Yunus Emre (Karabucak) Mahallesinde camiye kayıtlı Kur'an talabeleri, Camii imamının izni ile Yunus Emre Mahallesi Ormanında gittikleri piknikte, PKK/BDP yandaşlarınca saldırıya uğradı.

Organizeli ve planlanmış olduğu iddia edilen saldırıda aralarında, Mustazaf-Der Tarsus şubesi ve Çağrı-Der üye ve gönüllüleri ile birlikte çok sayıda çocuk çeşitli yerlerinden yaralandı.


Saldırıya uğrayan bazı çocuklardan edinilen bilgilere göre, piknik esnasında iki araçla gelen 8 kişilik bir grup, bu mahallede partiden habersiz adım dahi atılamayacağını söyleyerek, ellerindeki sopa ve demir çubuklarla öğrencilere saldırdı.

Çocuklar ile birlikte piknikte bulunan Mustazaf-Der Tarsus Şubesi ile Çağrı-Der üye ve gönüllüsü 5 kişi ile birlikte çok sayıda küçük yaştaki çocuğun yaralandığı öğrenildi. (yaralıların durumunun ciddi olduğu gelen bilgiler arasında).

Görgü tanıkların polisi araması ile olay yerine gelen polis ekipleri saldırıyı gerçekleştirdikleri iddia edilen 8 kişiyi gözaltına alırken, yaralanan diğer şahısların tedavilerinin ardından ifadelerinin alınacağı öğrenildi.

ilke haber

Moderatöre Bildir   Logged

Çaydanlık ne kadar havalı olsada bardağın önünde eğilir.
3RK4N
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331


Belli bir amaç belilrle ki, hayatının anlamı olsun


« Yanıtla #1 : 18 Temmuz 2011, 11:14:42 »

18.07.2011
PKK/BDP yandaşlarının Kur'an talebelerine saldırması esnasında polisin müdahalede bulunmadığı aksine, saldırganlara yol göstererek, yapılan saldırı ile baygınlık geçiren çocukları kanala atmalarını söylediği iddia edilirken, olayın mağdurları, saldırının derin olaylar içerdiğini söylediler.

MERSİN - Tarsus'ta Karabucak Ormanına dün pikniğe giden, Yunus Emre Mahallesi (Karabucak) Camii Kur'an Kursu'na kayıtlı Kur'an talebelerine PKK/BDP yandaşlarınca düzenlenen saldırının ardından, gözaltına altına alınan saldırganlar serbest bırakılırken, olay mağdurlarından çarpıcı açıklamalar geldi.


Dün Camii İmamının izni ile yaklaşık 15-20 Kur'an Kursu öğrencisi ile Yunus Emre Mahallesinin bitişiğinde bulunan Ormanlık alana pikniğe gittiklerini ifade eden mağdurlardan Erhan Doğan, saldırıdan önce resmi bir polis ekinin geldiğini ve bu kalabalığın ne olduğu şeklinde sorular sorduğunu ve polis ekiplerinin gitmesinden hemen ardından saldırının gerçekleştiğini söyledi.


Erhan Doğan olayı şu şekilde aktardı: "Bizler Camii Kur'an Kursuna Kayıtlı Öğrencileri birkaç gün öncesinde Camii imamının izni dahilinde götürmeye karar verdik ve bu piknikte her hangi üzücü bir olayın yaşanmaması için de çocukların ailelerinden tek tek izin aldık. Dün öğle saatlerinde mahallenin hemen yanı başında bulunan Karabucak Ormanına 15-20 çocukla birlikte ben dahil 4 kişi de yetişkin olarak gittik. Piknik esansında yanımıza önce resmi bir polis ekibi geldi ve bizlere bu kalabalığın ne olduğunu sordu. Bizler camii Kur'an talebeleri olduklarını söyleyince onlar uzaklaşıp gitti. Onların gitmesinin üzerinden yarım saat geçince 2 araba yanımıza geldi. İçerisinde yine mahalleden PKK/BDP'li olarak tanıdığımız, ellerinde kalın ve ucu çivili sopalar olan yaşları 25 ile 30 arasında değişen 8 kişi, iner inmez hiçbir şey demeden bizlere, çoluk çocuk demeden vurmaya başladılar." dedi.


Polis: "Bunları kanala atın gebersinler"

Saldırının başlaması ile olay yerine hemen gelen aynı polis ekibinin araçtan dahi inmediklerini ve aksine saldırganlara bunları kanala atmalarını söylediklerini belirten Erhan Doğan (20) devamında: "Saldırı başlar başlamaz ellerindeki sopalarla çocuklara ve bizlere acımasızca ve kinle vurmaya başladılar. Bizler büyük olarak az olduğumuz için saldırganlara karşı koyamadık. Saldırı başlar başlamaz olay yerine gelen aynı polis ekibi araçtan dahi inmeden bizleri seyrettiler. Artık bizler birkaç kişi baygınlık geçirdikten sonra, polislerden birinin saldırganların yanına gelerek, "Bunları kanala attın gebersin gitsinler" gibi sözlerle saldırganlara yol gösterdiler. O anda bu saldırının PKK/BDP ve polis işbirliği ile gerçekleştiğine kanaat getirdim. Birçok çocuk ve bizler aldığımız darbeler ile baygınlık geçirdikten sonra diğer polisler de, gelerek saldırganları karakola götürdü. Bizleri de önce hastaneye sonra polis merkezine getirdiler." diye konuştu.


Polis, Kendisini Korumaya Çalışan Kur'an Öğrencisine Silah Doğrulttu


Saldırıya uğrayan S. K.(15) adlı Kur'an öğrencisi ise kendisinin saldırı esnasında korunma amaçlı yerden bir sopa aldığını ve bunu gören bir polisin ise silahını çekerek "O sopayı hemen yere at yoksa sıkarım" dediğini iddia etti. S.K devamında, "Saldırı başlar başlamaz bizler kendimizi korumaya çalışırken, olay yerinde bulunan polisler, saldırganları engellemesi gerekirken bizlere ağır küfürler ve hakaretler ettiler." dedi.

 

Mahalle Muhtarı, Olayı Çarpıttı, Saldırganları Savundu
Yunus Emre Mahallesinde yapılan saldırı hakkında bilgi almaya çalıştığımız Yunus Emre Mahallesi Muhtarı Ramazan Erkaçmaz ise, çocukları pikniğe götüren şahısların, saldırı yapan kişilerin çocuklarını izinsiz pikniğe götürdüklerini ve saldırganların sadece kendi çocuklarını dövdüklerini ileri sürdü.

Mahalle muhtarının iddiasını araştırmak için görüşlerine başvurduğumuz olayda yaralanan bir çocuğun velisi Mehmet Güneş, pikniğe giden Kur'an talebelerinin içlerinde saldırganlarının, ne çocuklarının ne de yakın akrabalarının bulunmadığını belirtti

Güneş, devamında, "Çocuklar bize birkaç gün öncesinde pikniğe gideceklerini söylediklerinde bizler de tamam gidin dedik ve hatta orada yiyecekleri yemekleri kendimin karşılayacağımı söyledim. Saldırı haberini alır almaz hemen karakola gittik. Burada mahalle muhtarı saldırganların sadece kendi çocuklarını dövdüklerini söyledi. Oysa saldırganları tanıdığım için pikniğe giden çocukların arasında, onların ne çocukları ne de yakınları vardı. Yapılan bu saldırı PKK/BDP'nin İslam ve Kur'an'a olan tahammülsüzlüğün tescilidir. Bu saldırıyı nefretle kınıyor ve saldırganları lanetliyorum.

 

Saldırganlar gözaltına dahi alınmazken, saldırıda yaralanan Kur'an Kursu öğrencileri saatlerce sorgulandı.
 
Kur'an Kursu talebelerine acımasızca ve kinle saldırıp birçok çocuğu sopalarla döverek yaralayan 8 saldırganın mahalle karakolunda yapılan kısa bir sorgulamasının ardından serbest bırakılması akıllarda soru işareti kalmasına neden oldu.

Öte yandan saldırıya uğrayan ve çeşitli yerlerinden yaralanan Kur'an Kursu öğrencilerinin Tarsus İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürülerek saatlerce sorgulandıkları öğrenildi. Saldırganların emniyet müdürlüğüne götürülmesine dahi ihtiyaç duymayan polisin, Kur'an Kursu öğrencilerine yaptığı bu muamele akılları karıştırdı.

 

Saldırı ve Polis'in Tutumu Kınanacak

Öte yandan Kur'an talebelerine yapılan saldırı ve saldırı esnasında polisin tutumu, İnsani Hürriyetler ve İnanç Platformu tarafından, Tarsus İlçe Emniyet Müdürlüğü binası önünde bu gün saat 13.00'te yapılacak olan kitlesel bir basın açıklaması ile kınanacak




ilke haber ajansı

Moderatöre Bildir   Logged

Çaydanlık ne kadar havalı olsada bardağın önünde eğilir.
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #2 : 18 Temmuz 2011, 12:18:17 »

Kuran okuyan dillere saldıran bu hainleri  hainliklerinde israr ederlerse,Allah'ın Kahhar esmasına havale ettik gitti. O en iyi hesap görendir...Ya da bilmiyrolar bilselerdi yapmazlardı diyor ihidayet diliyoruz...
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
mustafa21
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 210


« Yanıtla #3 : 18 Temmuz 2011, 13:40:51 »

sivil halka saldıran bu örgüt ne yapmaya çalşıyor!

Aklı selim düşünen bir topluluk bu örgütün amacını rahatlıkla idrak edebilir ;

Amaç:
-Korku ve psikolojik yıldırma yoluyla bu halkı islamdan uzaklaştırmak.
-Halkın dini değerlerini önemsemediğini göstermek,
-Toplumda kaos çıkarmak ve neticesinde istedikleri sonucu elde etmeye çalışmak,
-Düşüncelerini topluma korku verdirerek kabulendirmek,
-Benzer düşüncelere sahip kişilere Gözdağı vermek.
-istediklerini elde edinceye kadar müteyeddin insalara baskıya devam etmek...

Burdaki mesaj bellidir. Amaç bölgede islami hizmet veren kurum ve kuruluşlara karşı güç gösterisidir. 'ya bizim dediğimizi yaparsnız, ya bizimlesiniz, ya olduğumuz bölgeleri terkedin yada molotoflarımız canlarınızı, mallarınızı yakarız...' gibi bir anlayışı temsil eder bu grup...
Gayret sahibi her müslümannın duruşu dik olmalıdır. sadece bu  guruh kesime karşı değil, islama karşı olan herkese (yasalara, örgütlere ve diğer teşkilatlara) karşı net duruş sergilemelidir. Korkudan uzak, Allah'ın rızasına uygun bir hareket seyretmelidir.

Bölge halkı için pkk ve derin kemalist güçler ortak hareket etmektedirler. Hedefleri ortaktır. Amaçları islamı yok etmek, islamı yaşayan, yaşatan herkese karşı savaş vermektir.
şimdi bu eleştiriyi gören pkk sempatizanları hemen söze atlayıp 'biz bu eylemi yapmadık,...islam düşmanı olmaldıklarını, iftira olduğunu' söyleyecekler. onlara şunu söyleyeceğim : Bana bu örgütün dindarlığına somut bir delil getirin.
-Siz Dtp ve pkk nin islamı savunduğuna şahit oldunuz mu? ya da islami değerlere, kutsiyatımıza sahip çıktıklarına dair küçük bir söz yada eyleme girdiklerini duydunuz mu?
En küçüğünden başlıyalım, başörtüsü mevzusu yada diğer islamı hakların kısıtlanmalarına karşı vermiş olduğu bir mücadele var mı?_
müslümanların kanını dökmekten başka hangi icraatlarına şahit oldunuz?

sizi temin ederim bir tek örnek getiremezsiniz. Bu örgüt marksist bir örgüttür ve kuruluş gayesi islama ve müslümana karşı savaştır. Bu uğurda binlerce müslüman katletmiş ve binlerce hane ve işyerini yakmış ve talan etmiştir. Bunun son örneklerini son yıllarda çokça görmüş olduk.
Allah onları ıslah etsin. ıslah olmazlarsa kahru perişan etsin.
Moderatöre Bildir   Logged
cebelinur
dogruhabergazetesi.com
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2346

ŞİMDİ DUA ZAMANIDIR......


« Yanıtla #4 : 18 Temmuz 2011, 19:23:34 »

Allah onları kahr u perişan etsin
Moderatöre Bildir   Logged

Kabrin arkası için çalışınız. Hakiki saadet ve lezzet ordadır.
İHTİD@
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 52



« Yanıtla #5 : 19 Temmuz 2011, 15:15:52 »

TEVBE suresi 14. ayet:

Onlarla savaşın ki, Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın; onları rezil etsin; sizi onlara galip kılsın ve mümin toplumun kalplerini ferahlatsın.

Onlarla savaşınız,harbe giriniz ki Allah onları sizin ellerinizle cezalandırsın,azaba uğratsın,savaşın acılarını tattırsın:Ölsünler,yaralansınlarve esir olsunlar.Canlarından ve mallarından kayıp versinler,ve onları zelil perişan etsin,ve sizi üzerlerine mansur ve muzaffer kılsın,yardımıyla galip getirsin,üstün eylesin ve birtakım müminlerin gönüllerine ferahlık versin.
Huzaa gibi,kafirlerin eza ve cefalarına katlanmış,fakat onlara gerekli karşılığı verememiş,halleri yürekler acısı olan bir takım müminlerin gönüllerinde elem ve keder bırakmasın,onların gönül dertlerini şifaya kavuştursun,ve kalplerindeki gayzı,kin ve öfkeyi gidersin.

Görülüyor ki,burada savaş emri üzerine beş ayrı hikmet ve fayda bina edilmiştir.
şöyle ki:

1- Ta'zib, yani cezalandırma, suçluyu  ve saldırganı  hak ettiği cazaya  çarptırmak,

2- İhza, saldırganı  zelil  ve  perişan edip, başkaldıramaz duruma sokmak,

3- Nusret, Müminlerin  şan ve şerefini yüceltmek,

4- şifa-ı sadr,Ezilmiş ve  acı  çekmiş  olan Müslümanların  gönüllerine  su serpip, ferahlık  vermek,

5- öfkeleri giderme, Hakkın yerini bulmasından dolayı, galip tarafı da, mağlup tarafı da yeni yeni kin ve öfkelerden korumak.


Bu beş maddelik gerekçe, bütünü birden meşru bir savaşın gayelerini beyan ve hedefin gerçekleşmesini vaad etmektedir.Demek oluyor ki ,savaşta en başta bir cezalandırma hikmeti vardır.

Merhum Elmalı'lı konuyu kısa ve çok güzel bir şekilde açıklamış.
Bunların anladığı dilden konuşmak gerek diyorum ama olayın provakatif yönünüde düşünüyorum.Bence bu provakitfliğe başka çarede bulunabilir.Nasıl olsa çareler tükenmiş değil. Undecided
Moderatöre Bildir   Logged
3RK4N
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331


Belli bir amaç belilrle ki, hayatının anlamı olsun


« Yanıtla #6 : 19 Temmuz 2011, 17:07:04 »

Şüphesiz Allah c.c. sabredenleri sever..
Moderatöre Bildir   Logged

Çaydanlık ne kadar havalı olsada bardağın önünde eğilir.
3RK4N
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331


Belli bir amaç belilrle ki, hayatının anlamı olsun


« Yanıtla #7 : 20 Temmuz 2011, 17:39:39 »

Feqilere Sadece Yezidiler Saldırır


Tarsus’ta 17 Temmuz Pazar günü "15-20 Kur`an Kursu öğrencisi, Camii İmamının izni ve aileleri haberdar edilerek" pikniğe giderken bir grubun saldırısına uğradı.

Konuyla ilgili basına yansıyan haberlere göre, polis olaya müdahale etmediği gibi, bir mağdurun konuyla ilgili ifadesi aynen şöyle:   

“Saldırı başlar başlamaz ellerindeki sopalarla çocuklara ve bizlere acımasızca ve kinle vurmaya başladılar. Bizler büyük olarak az olduğumuz için saldırganlara karşı koyamadık. Saldırı başlar başlamaz olay yerine gelen aynı polis ekibi araçtan dahi inmeden bizleri seyrettiler. Polislerden biri, saldırganların yanına gelerek, "Bunları kanala attın gebersin gitsinler" gibi sözlerle saldırganlara yol gösterdiler.”

Olayın derin bir boyutu var:

Ne zaman Hakkari’de, Diyarbakır’da… Bölge’nin şu veya bu noktasında devlet güçleri PKK karşısında aciz kalırsa Çukurova yöresinde PKK’ye bağlı milisler mütedeyyin kesime hücum ediyor. Üstelik her zaman bu saldırıları düzenleyenler serbest bırakılırken mütedeyyin insanlara yönelik devlet güçlerinin tacizleri hatta operasyonları söz konusu oluyor.

Bir gruba bağlı basının, bu saldırılardan birinden hemen sonra karşı saldırı bekliyor olacak ki “Yine birbirlerine düştüler” diye haberler yaptığı düşünülürse Çukurova yöresinde böyle bir çatışma ortamını oluşturma ihalesini alan gizli bir gücün oluştuğuna dair bir izlenim oluşuyor.   

Olayların hem Adana hem Mersin sınırları içinde yaşanması bir ili aşan bir organizenin bulunduğuna dair kuşkuları derinleştiriyor.

Daha önce derneklere yönelen saldırılar, netice getirmeyince bu sefer bizzat Kur’an-ı Kerim talebelerine, mukaddes feqîlere yöneldi.

Bugüne kadar bu yöndeki hiçbir tepki, itiraz, şikayet hükümeti harekete geçiremedi. Hükümet seyirci konumunda…

Feqî veya “feqîh” kavramı, bizde din ilimlerini tahsil eden talebeler için kullanılır. İslam’da ilim talep etmek, en mukaddes vazifelerdendir. “İlim tahsil eden talebe” Müslümanın belleğinde ayrı bir yere sahiptir.

İslam, Ashab-ı Suffe’den başlayarak ilim talebeleri için amaçları doğrultusunda çalışma koşulları oluşturmuş, sonraki dönemde de savaşların katliamlara dönüştüğü günlerde bile ilim talebeleri için “güvenlik” ortamı sağlanmıştır.   

Bir ilim talebesinin hayatına el uzatmak ağır bir suçtur. Müslüman vicdan bunu kaldırmaz. Fitnenin dört bir yanı sardığı günlerde bile bir ilim talebesi Buhara’lardan kalkar, Kahire’ye kadar gider; hiçbir soyguncu, hırsız, zalim ona dokunmaya cesaret edemezdi.

Öyle ki gayrimüslimlerle sorunların yaşandığı dönemlerde bir gayrimüslim bile yolculuğa çıkarken bir feqînin himayesine sığınır, onunla yol alır ve halk o feqî hatırına o gayrimüslime dokunmazdı.

Bizim belleğimizde

Feqî, masumiyetin…

Feqî, temizliğin… Hatta,

Feqî, hayatın simgesidir.

Bir yerde feqîler metinlerini okuyorlarsa orası güvende kabul edilir, bir dağ yolunda kaside okuyan bir feqînin sesi duyulsa o civardaki, çoban, yolcu, tüccar herkes kendini güvende hisseder.

Bizim insanımız, yıllarca ağzındaki lokmayı feqîlerle paylaştı. Günde üç öğün evinde tencere kaynayabilen her köy evinin bir feqîye bakması vazife bilinirdi. Feqî, evin bir ferdi gibiydi. Her akşam ve her sabah tabağını alır, kendisine bakan evin kapısına gider ve “tayin” denen yemeğini alır, ev halkı feqîye uzun uzun dua ederek onu uğurlar, perşembe günü yıkanmak üzere giysilerini getirmeyi unutmamasını ona söylerdi.

Biz, böyle bir hayat tarzından geldik ve bugün o hayat tarzının evlatlarına feqîler dövdürülüyor. Taş sopayla topluca saldırılıyor, başları kırılıyor, baygınlık geçirinceye kadar vücutları darp ediliyor.

Tarihte benzeri yok diyeceğiz ama var: Bizim tarihimizde sadece Yezidî (Ezidî) denen Şeytanperest bir topluluk feqîlere saldırırdı.

Hırsızlık ve soygunla geçinen o sapmış topluluk, iddialara göre, bir feqîyi öldürmeyi “kurban kesmek” olarak görürdü. Bir büyükleri hastalandığında ava çıkar gibi yollarda bekler, bir feqîyi hunharca katlederlerdi.

Bunun üzerine yakılmış nice ağıdımız var.

Yezidî saldırısından sonra bizimi feqîlerimiz, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında soruşturmaya uğradılar. Ama o yıllarda bile halk, feqîlere zulmedilmesin diye gerektiğinde kendisini riske attı. Bir feqîyi soruşturmadan, hapisten kurtarmak bir köy ileri geleni için çocuklarına bir miras olarak kalan bir iftihar vesilesi oldu.

“Benim dedem, falan yıl bir feqîyi askerlerin elinden aldı” demek bugün hâlâ bir iftihar vesilesidir.

Feqîlerimize yönelik ikinci saldırı 90’lı yıllarda iki aşamalı oldu:

Önce PKK’ye bağlı güçler, Kur’an-ı Kerim feqîlerimizi yollarda cami yollarında dövdü, şehid etti. Sonra devlet güçleri, camileri postallarla bastı. Onlu yaşlardaki çocukları alıp işkencehanelere götürdü, mahkemelere sevk etti. Hakimler, “Camiye gidiyor musun?” diye sordu çocuklara…

O yıllarda camide Kur’an-ı Kerim dersi vermek ve almak en tehlikeli işti.

Tarsus’taki vakada muhtara sormuşlar; siyasi görüşü belirtilmeyen muhtar “saldırganların sadece kendi çocuklarını dövdüklerini” ileri sürmüş.

Haydi öyle olsun…

Kendi çocuğunu Kur’an-ı Kerim dersi aldı diye dövmek… Bu, PKK’nin ayrı bir suçunu ortaya çıkarıyor:

Bölge Müslümanlarının bu konuda çektiklerini Mekke’de ilk kuşak hariç hiçbir Müslüman çevre çekmedi.

Onca İslamî hareket inceledim, birinde bile devlet ve şu örgüt “İslamî harekete yaklaşan çocuklar, yakınlarına dövdürüldü” diye bir ayrıntı okumadım, duymadım.

Oysa PKK, 90’lı yıllarda bunu politika hâline getirmişti:

PKK, çocuğu aileye şikayet ediyor, aileyi onu engellememeleri durumunda ölümle tehdit ediyor. Aile meclisi toplanıyor, çocuğu “Kendine acımıyorsan bize acı” diye etkilemeye çalışıyor. Bu durum sonuç getirmezse ailenin içindeki PKK unsurları kullanılarak çocuk dövülüyor, hatta Nusaybin’de “Küçük Ali” örneğinde olduğu gibi şehid ediliyor.

Bu en ağır insan hakları ihlalidir. Eğer insan haklarının zerresi Müslümanlar için olsaydı bu konunun hiç olmazsa raporlara girmesi gerekiyordu. Çünkü burada bir suç değil, iki suç var. Hem işkene yapılıyor hem de işkence bizzat mağdurların yakınlarına yaptırılıyor. Bu, en ağır işkence suçudur. Ama aksine bu ağır insanlık suçunu işleyenler, özgürlük savaşçısı diye bu toplumun önüne kondu.

İnsan hakları  örgütlerine sinmiş derin unsurlar, onların bu suçlarını kim bilir belki de insanları İslam’dan uzaklaştırdığı için bir hürriyet girişimi olarak gördü, PKK’yi bu yönde cesaretlendi, muhtemelen bugün de cesaretlendiriyorlar.

Yezidîlerin amellerini hatırlatan Tarsus’taki vakadan şeytanî bir koku geliyor. Olayın Silvan’da askere yönelik pusuya denk gelmesi, devlette köşe kapmış bir kesimin parmağına işaret ediyor.

PKK, Kur’an-ı Kerim’e karşı mücadelede, patron değil, taşerondu; öyle görünüyor ki bugün de o taşeronluğa devam ediyor.   

Abdulkadir Turan / Doğruhaber

Moderatöre Bildir   Logged

Çaydanlık ne kadar havalı olsada bardağın önünde eğilir.
mustafa21
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 210


« Yanıtla #8 : 20 Temmuz 2011, 21:00:20 »

Feqilere sadece yezidiler saldırır. Bu bizim bölge için bir hakikattir kuşkusuz.

Feqi, islamın terbiyesinde yetişen bir güldür. Gülizarda yetişen bu gül, çevresine miss kokular yaymak için yetişir. Eğitimini kuran-ı kerimden ve terbiyesini Resulullah'tan alır.
onlar islam'ın çocuklarıdırlar.
Peki onlardan kim neden rahatsızlık duysun?
onlardan rahatsızlık duyanlar, acaba hangi gerekçeleri ileri sürerek onları dövsün, hakaret edip aşağılasın.
Haberde deniliyor ki, 'dövülen çocuklar, sadece aileleri tarafından dövülmüşlerdir.'
peki bu aileler nasıl organize olup, beraber hareket etmişlerdi de, çocukların piknik keyfine zehir kusmuşlardı. Bu aileler nasıl olurda çocuklarına işkence edecek kadar barbar olabilmişlerdi!
Hayır, bu saldırgan grubun içinde kendi çocuklarının velileri bile olsalar, karşıt bir siyasi düşüncenin ürünü olarak bu çocuklara saldırmışlardır. ve bu çocukların tek suçu camii etrafında cem olmaları ve kuran-ı kerim öğrenmek için bir araya gelmeleridir. Saldırıya uğramalarının tek nedeni Feqi olmalarıdır.
Allah bu zülme şahittir. Muhakkak ki hiç biz zülm karşılığını bulmadan bu dünyada def olmayacaktır...
Moderatöre Bildir   Logged
3RK4N
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331


Belli bir amaç belilrle ki, hayatının anlamı olsun


« Yanıtla #9 : 23 Temmuz 2011, 12:10:34 »

Eşkıya Tarsus`a hükümran oldu
[/color]

İleri demokrasi`ye koşuşturma yarışının yaşandığı Türkiye`de nedense "Özerk bölgelere" has "Eşkıya demokrasisi" bir kural haline gelmiş bulunuyor[/b]

Şimdiye kadar çoğunlukla Adana… Derken Elazığ… Şimdi de Tarsus!
Her türlü şirrete, her türlü eşkiyalığa demokrasi ayarı çekilirken, bizlere reva görülen ise Hulagücü mantığın ta kendisi…
Sahi, neler oluyor şu Çukurova denen dümdüz ovada? Tamam, dağların, dağlık alanların sicili bozuk da!.. Yoksa “Düz ovada siyaset”in antrenmanını mı yap(tır)ıyor, şu kahraman polislerimiz?ünlem
“Terör yandaşı bir grup Pkk’lı” ve ordudan “milletimizin göz bebeği” madalyasını kapan “Kahraman polisimiz”in muhteşem koalisyonu… Ohh! Ne ala memleket! Adana olgusu kanıksanır oldu. Yetmedi! Şimdi de Tarsus!
Bir grup Kur’an kursu öğrencisi… Hepsi de çocukluk yaşında. Piknik yapıyorlar! Rezalete yelken açan gruplara duyarlı kahraman polisimiz, nedense Kur’an talebelerinin pikniğinden işkillenmiş! Yanlarına sokulmuş… Kim olduklarını öğrenmeye çalışmış güya ama… Bu da işin hikaye tarafı! Tamamen keşif amaçlı. Az sonra gönderecekleri sözde “Bir grup terör yandaşının” saldırısı için zemin yoklama…
Dün Jitemci… Bugün Pkk’li! Aynı zamanda Emniyetçi! Eşkıya örgütünün nevzuhur provakatörleri… Yerine göre de tetikçileri! Zihin dünyaları mı? Hiç sormayın! Biraz psikopatlık… Biraz Zerdüştlük… Az buçuk sosyalizm! Yüzde elli Kürtçülük… Yüzde yüz kişilik bozukluğu… Yüzde beşyüz polis amcalarının sağladığı destek! Böyle bir kişilik kompozisyonundan ne tür hilkat garibeleri çıkar biliyor musunuz? Tıpkı bilim kurgu filmlerinde genleriyle oynananlardan kökü zarar tiplemelerin türemesi gibi bir şey.
Keşif bitmiş… Sıra uygulamada! Polis amcalarının gözetiminde taarruz başlıyor. 10-15 yaşlarındaki çocuklar, polis koruması altında öldüresiye dövülüyorlar. Kendini savunmak için yerden ağaç parçası alan çocuklardan biri, kahraman polislerden birinin silahlı mukavemetiyle karşılaşıyor. Yani anlayacağınız, kendini savunmak yasak! Sanki eski Roma’da arena kurulmuş, vahşi hayvanlara parçalatılmak istenen kurbanlara savunma imkanı da yasak. Polis amcaları zevkten dört köşe! Keyifte Sezar’la yarışma hali gibi bir şey!
Vurun...ünlem Gebertin..ünlem Kanala atın..ünlem komutları ise, planlamanın, merkezi komplonun, alınan kurumsal güvencenin ta kendisi…
Taarruz bitmiş… Sıra kahraman polisimizin rutin işlemlerinde… Saldırganlar mahalle karakolundan… Kim bilir ne tür taltiflerle uğurlanırken, dayaktan baygın çocuklar ise küfür, hakaret eşliğinde ilçe emniyet amirliğine götürülmüş. Yine tehdit, ifade skandalı, uygulanan suçlu prosedürü sonrası ancak evlerine gönderilebilmişler.
İlginçtir, faşizan duygu hararetinin bu sıcak yaz mevsiminde 40 derecenin üzerinde olduğu Tarsus gibi bir yerde… Üstelik danışıklı Silvan çatışması sonrası Pkk/BDP’ye yönelen öfkenin yurt genelinde fiili saldırılara dönüştüğü bir hengamede mahalle muhtarı bile üstten Pkk’li, alttan Emniyetçi eşkıya örgütünün milislerini savunma pozisyonu alabiliyor ya! Varın derin işbirliğinin karanlık kökenlerinin boyutunu siz tahayyül ediverin!
Olay sonrası saldırıyı kınayan Tarsuslu Müslümanlar, saldırıya uğrayanların Kur’an kursu öğrencileri olmasından hareketle tepki vermeyen resmi yetkilileri, hasetsen Diyanet ve müftü efendiyi tepki vermeye çağırmış, duyarlılık beklentisini dile getirmiş.
Kürtçe mevlidi milli hassasiyete zararlı bulan belediye başkanının bulunduğu… Mekke panayırlarındaki meşhur hassasiyetle ev ev, dükkan dükkan dolaşarak “sakın bunlara inanmayın” diyebilen müftü profilinin peydahlandığı bir ilçede resmi zevatın tepkisi, herhalde muhtarın tepkisinin gerisinde kalmayacaktır.
Asıl tepki vermesi gereken hükümet çevresi… D.Bakır’da… Cizre’de… Böyle bir saldırı olsaydı, tabii ki bizim dışımızdaki başka bir çevreye. O zaman koca koca tepkiler neymiş hep beraber görecektik. En ağır kınamalar… En ağır suçlamalar… Zerdüştlük-komünistlik-din düşmanlığı suçlamaları en koca adamların ağzından duyulurdu.
Gel gör ki olay yeri Tarsus… Kurumsal devlet faşizanlığının mayınlı sınır hattı… Mağdurların bir ucunda da Mustazaflar var iken söz konusu Kur’an kursu öğrencileri de olsa hak-hukuk arayışı, duyarlılık çağrısı ‘israf-ı kelam’ın ötesine geçemiyor. Ganalı bir çocuğun Türkçe şarkı söylerken… Ugandalı çocukların Türkçe pop eşliğinde dans ederken dini bütün hükümet yetkililerinde oluşan duygu seli, kabaran hassasiyet, oluk oluk akan göz yaşları Tarsuslu Kur’an kursu öğrencilerine karşı nedense dumura uğruyor. Tıpkı Adana’da hep olageldiği gibi!
Kur’an kurslarını fişlediği… Dindarlara suç isnadında bulunduğu gerekçeleriyle koca koca generallerin cezaevlerinde karavanaya talim ettiği bir dönemde Emniyet içerisindeki sapkın bir grubun kurduğu kirli kumpasa göz yumulması, şayet hükümetin de benimsediği kurumsal bir politika değilse… O halde Tarsus’taki eşkıya örgütünün sergilediği şu katı rezalete nasıl bir izahat getirilebilir?
Dün Adana’da her türlü maharetini sergileyen eşkıya, şimdi de Tarsus’a inmiş bulunuyor. Tüm bu rezaletler yaşanırken… Sözde mağdurlar cellatlarının tetikçiliğine soyunmuşken… Biz yine de yeni anayasa beklentisi içerisinde kıyılarımıza vuracak özgürlükler için ellerimizi duaya kaldırmaya devam edelim! Dün anayasa değişikliği ile geleceğini beklediğimiz sözde özgürlükler için ellerimizi duaya açtığımız gibi!

Mehmet ikbal Atak / Doğruhaber gazetesi.
Moderatöre Bildir   Logged

Çaydanlık ne kadar havalı olsada bardağın önünde eğilir.
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Evliliğe giden yol İslam'da Aile Hayatı hasan 0 380 Son Mesaj 20 Ağustos 2007, 16:52:33
Gönderen: hasan
Nijerya'da Polis Müslümanlara Saldırdı Dünyadan Haberler musabbinumeyr29 0 130 Son Mesaj 31 Aralık 2009, 07:26:06
Gönderen: musabbinumeyr29
siyonist rejim gazzeye saldırdı Filistin Özel musabbinumeyr29 0 125 Son Mesaj 06 Ocak 2010, 08:28:08
Gönderen: musabbinumeyr29
cennete giden yol.... Kur'an-ı Kerim Genel « 1 2 » MERXAS 10 489 Son Mesaj 12 Mart 2011, 14:05:34
Gönderen: nakşi gülü
BDP'li Grup Nuh Eğitim Der'e Saldırdı Yurttan haberler MERXAS 2 180 Son Mesaj 22 Nisan 2011, 10:49:14
Gönderen: 3RK4N
BDP`liler Mütedeyyin Vatandaşlara Saldırdı Yurttan haberler MERXAS 3 136 Son Mesaj 31 Mayıs 2011, 17:31:21
Gönderen: _uMuT_
BDP'liler Çarşaflı Bayana Saldırdı Yurttan haberler 3RK4N 5 219 Son Mesaj 03 Haziran 2011, 17:51:57
Gönderen: *KERBELA*