
Nevvab Yıldız'ın yazısı:''Şehadetinin 10. yıldönümünü İslami mücadele ve direnişi senin mektebinde öğrendiğimiz, İslam’la atan yüreklerimizle yad ediyoruz.''
2010-01-18 19:06:00
Peygamberler Allah Teala’nın insanlığın içerisindeki seçkin numuneleridir. Üstün vasıflarla donatılmış, yol gösterici ve aydınlatıcılar olup birer numune olarak insanlığın önüne çıkarıldılar.
Allah Teala, peygamberlerinden sonra veli kullarını da bazı güzelliklerle donattı. Allah’ın veli kulları, şeytanların İslami nuru yok etmek için kıyasıya mücadele ettiği yeryüzünde, etraflarını aydınlatan birer kandil gibi insanlara yol gösterirler.
İstikbarın, tarihinin en güçlü seviyesine ulaştığı ve en kuvvetli silahlarla gücünü pekiştirip sömürü ve zulmünü zirveye tırmandırdığı gönümüzde, farklı coğrafyalarda ipi göğüsleyen Allah Teala’nın veli kulları, zulüm altında ezilen Müslüman halka önderlik edip istikbara karşı mücadele ederler. İstikbarın, zulmün en koyusuna tabi tuttuğu coğrafyamızda beli bükülmüş mazlum yüreklerimize bakıp bize merhamet eden Allah Teala, velilerinden birini rehberimiz kıldı. Allah Teala’nın bu velisini yani Hizbullah rehberini yeterince tanımayan bugünkü nesilleri, şehadetinin10. yıldönümünde Rehberin bazı özelliklerinden haberdar etmenin zaruri olduğuna inanarak kısaca bazı özelliklerini zikredeceğim; Hizbullah Rehberi, keskin zekâsı ve derin ferasetiyle büyük bir olguydu.
Basireti olağanüstüydü. Olaylara bakışı, değerlendirişi ve yorumlama kabiliyeti enteresandı. Meselelere çok orijinal ve yepyeni yorumlar getirirdi. Bazen okuduğumuz bir ayetin tefsirini sorardık. Aklımızın ucundan geçmeyen, tefsirlerde rastlamadığımız, günün bakış açısını da içerisinde barındıran yepyeni bir bakışçısıyla yorumlardı.
Sorulara cevap verdiği zaman, dopdolu ve doyurucu cevaplar verdiğinden muhatabı aynı konuyla ilgili soru sorma gereği duymazdı.
Problemleri çözmede büyük bir yeteneğe sahipti. Sorunların altında ezildiği ya da çözemediği sorun yoktu. Bu alanda fevkaladeydi. Sanki Allah Teala, problemleri çözme yeteneklerinin hepsini onda toplamıştı. Farklı bölgelerde çalışan Cemaat mensuplarının günlerce boğuştuğu ağır sorunlarla karşılaştığında bir çırpıda çözümleyiverirdi.
Üstün ahlaki özelliklere sahipti. Dostlarına, Cemaat mensuplarına ve Müslüman halka karşı mütevaziliği çok fazlaydı. Hayatında kibirden eser bulunmazdı. Sabırla donanmıştı. Ancak, İslam’a zarar verme ve hakaret söz konusu olunca, o mütevazı kişilik birden bire kaybolur, yerini aslan gibi kükreyen bir şahsiyete bırakırdı. İslam’a saldırılara asla tahammül edemezdi.
Cömertlikte kerim ahlakı vardı. Elinde neyi varsa bir çırpıda verebilirdi. Dünyaya hiçbir zaman meyletmezdi. Allah’a olan derin güveni, gözünde dünyayı basit bir metaya dönüştürürdü.
Cesarette eşine az rastlanır kişiliğe sahipti. Günün gelişmeleri, belalar, musibetler ve karşısına geçip mücadele ettiği düşmanlarının kıyaslanamaz güç ve kudretine rağmen korku gibi bir duygu nedir bilmezdi. Hayatında böyle bir duyguyla tanışmamıştı. Tek başına da olsa küfür ve istikbara karşı mücadele edecek azim, kararlılık ve cesarete sahipti.
Bütün sermayesi İslam’dı. Hayatta biricik yolunun İslami mücadele olduğunu söylerdi. Her şeyini İslam’ın hizmetine vermişti. Günün 24 saatinin en az 20 saatini çalışmayla geçirirdi. İşlerin yoğunluğundan dolayı yatakta uzanıp yatmaya zamanı yoktu. Uyku fazlaca bastırdığında sandalyesine dayanarak kısa bir müddet uyur, uyanınca işine devam ederdi.
Gecelerini çalışarak geçirirdi. Gece namazlarına verdiği önem olağanüstüydü.
Düşüncelerinde aşırılık yoktu. Aşırılığı sevmezdi. İslam’ın vasat din olduğunu, Müslümanların düşünce ve fiillerinde itidali korumaları gerektiğini savunurdu.
Tekfircilik, insanları dışlama gibi yaklaşımlara asla pirim vermezdi.
İslam düşmanlığı üzerine bina edilmiş, binlerce Müslüman’ın kanını akıtmış, siyasetini İslam düşmanlığı üzerine şekillendirmiş rejimden şeytandan nefret ettiği gibi nefret ederdi. Müslüman toplumun üzerine çöreklenen zalim rejimin ömrünü tamamladığını, Müslümanların gayrete gelerek yıllardır acı çektiren gayrımeşru rejimi hak ettiği yere göndermeleri gerektiğini sık sık dile getirirdi.
İstanbul’da kaldığı evin polisler tarafından kuşatılmasıyla fedakârlığının ve cesaretinin sözde değil bizzat hayatında olduğunu gösteriyordu. Polisin “teslim ol!” çağrısını gülünç, belki de kendisine yapılmış hakaret kabul eden Şehid Rehber, son nefesine kadar savaştı. Çatışmayı tercih edince oradan sağ çıkamayacağını biliyordu. Ancak, onlarca yıldır Müslüman halka zulmedip acı çektiren zalimlere ömrünün kısa bir anında bile boyun eğmeyen Şehid Rehber, evinin kuşatılıp teslim ol çağrılarına da dünyada en çok sevdiği direnişle karşılık veriyordu.
Ve çok sevdiği, uğruna her şeyini feda ettiği Rabbine kanlı elbiseleriyle yürürken, arkasında mümtaz mücadelesine sahip çıkan varislerini bıraktı. Şehid Rehberin varisleri onun başlattığı mücadeleyi ondan devraldıkları yerden sırtlayarak hedeflediği menzillere emin ve sağlam adımlarla götürmektedirler.
Şehadetinin 10. yıldönümünü İslami mücadele ve direnişi senin mektebinde öğrendiğimiz, İslam’la atan yüreklerimizle yad ediyoruz. Allah Teala makamını yükseltsin…
