0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: REJİMİN ÜÇ BÜYÜK SÜTUNU Alkol–Kumar–Çıplaklık  (Okunma Sayısı 178 defa)
kuranehli
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1469


"Ey örtüsüne bürünen kalk ve uyar"


« : 03 Aralık 2008, 20:04:08 »

REJİMİN ÜÇ BÜYÜK SÜTUNU  Alkol–Kumar–Çıplaklık


 
Bu ülkeye egemen olan rejimin üzerine oturduğu en önemli sütunlar; alkol, kumar ve çıplaklıktır, yani örtüsüzlüktür. Bunu söylerken çok sakin bir zamanımda olduğumu, duygusal ve öfkeli bir halimin olmadığını özellikle belirtmeliyim. Alkolün, kumarın ve örtüsüzlüğün bu ülkedeki rejimin temel direkleri olduğunu iddia ediyorum.

 

 

Her ne kadar ülkenin anayasasında, rejimin doğrudan sahibi olan partilerin tüzüklerinde ve ilkelerinde bu durum yazılı olarak açıkça belirtilmese de, fiiliyatta, gerçek hayatta bu rejimin en kalın çizgilerinin, olmazsa olmazlarının örtüsüzlük olduğunu, alkol olduğunu ve kumar olduğunu görüyoruz.

Rejimi bizzat temsil eden, devleti gerçek anlamda elinde bulunduran üst düzey askeri ve sivil bürokratların alkol almaları, laikliğin hayatta pratize edilmesidir, eyleme dönüşmesidir, şekil A’da görüldüğü üzere bizzat gösterilmesidir, laikliğin bir gereğidir, laikliğin mevcudiyetinin ispatıdır.

 

 

Bu ülkenin kaderiyle ilgili en önemli toplantılarda, genel kurullarda, kokteyllerde, resepsiyonlarda, bu ülkeye laikliğin egemen olduğunu, kendilerinin laik bireyler olduğunu, bu ülkenin laik bir ülke olduğunu en belirgin bir şekilde göstermenin ilk ve en pratik yolu, içkidir.

Milli eğitim ne kadar milli ise, milli kurumlar ne kadar milli ise, alkol ve özellikle rakı da o kadar millidir.

Yargıtay Başsavcısı, ülkedeki alkol tüketiminin azalmasını rejim için bir tehdit olarak görüyor ve buna sebep olduğunu iddia ettiği AKP’nin kapatılmasında delil olarak gösteriyor.

Bazılarımız bunu yadırgıyor ve bu kadar da olmaz diyor. Fakat adam aslında  kendisine göre doğru olan bir şey yapıyor. Çünkü o da biliyor ki, alkol bu rejimin en kalın sütunlarından birisidir.

Bütün bu söylediklerimi aşırı buluyorsanız, böyle olmadığını iddia ediyorsanız, o halde yiğitseniz, erkekseniz alkol tüketimine etkin bir müdahale edin de görelim.

Alkole müdahale, laikliğe müdahaledir, dolayısıyla rejime müdahaledir. Rejimi temellerinden yıkmaya teşebbüstür.

 
Rejimin üzerine bina edildiği sütunlarından bir diğeri de kumardır.

Söylediğimiz gibi, bu ülkede milli eğitim ne kadar milli ise, milli kurumlar ne kadar milli ise, milli takım ne kadar milli ise, milli piyango da en azından o kadar millidir, at yarışları o kadar millidir, spor toto o kadar millidir, spor loto o kadar millidir, sayısal loto o kadar millidir, çeşitlerini bilemediğim iddialar ve kumar oyunları o kadar millidir.

Ve bütün bu kumar oyunları devletin güvencesindedir, hukukun güvencesindedir.

Kumar oynattığı için birtakım otellerin ve benzer yerlerin güvenlik güçleri tarafından arada bir baskına uğradığını söyleyecek olursanız, bunun sebebi rejimin kumarı kötü bir şey saymasından, veya vatandaşları için zararlı gördüğünden dolayı değildir bu baskınlar. Kumarı kendi tekelinde tutmak istediğindendir, üzerinden vergi almak istediğindendir.

Kumar, bu ülkeye egemen olan rejimin üç büyük ayağından birisidir diyoruz. Bunun aksini iddia ediyorsanız, yani halkın arasında kendiliğinden yayılmış, birilerinin gayretiyle azaltılabilecek, kaldırılabilecek bir hastalık olarak görüyorsanız, yanılıyorsunuz. Etkin bir müdahalede bulunun da görün başınıza gelecekleri!

 
Çıplaklığa ve örtüsüzlüğe gelince, rejim için bunun bir hayat memat meselesi olduğuna insanımız zaten kuruluş gününden bu yana şahitlik edip durmaktadır. Örtünmenin tek başına darbe sebebi olduğuna bir defa değil, defalarca şahid olmuştur. Dikkat ediniz, başkalarının çıplaklığına müdahale edildiği için değil, sadece örtünmek isteyen bireylerin örtünme isteği için.

 
Noel yaklaştıkça, gözümüzün önünde bu acı sahneler canlanmaya başlıyor birden. Alkolle uyuşan, kumarla kirlenen ve iğrenç görünümlerle bataklığa dönüşen zavallı kitleler geliyor gözümüzün önüne.

Sonra, imanımızın gereği olarak bütün bu kötülüklerin önüne dikilmek geliyor içimizden, elinden eteğinden tutabileceğimiz, tutup da kurtarabileceklerimiz olur mu diye gayret-i diniyeye geliyoruz.

Sonra düşünüyoruz ki, bireylere yönelik bu çalışmaları Yeşilay yapıyor. Sütunları alkol ve kumar üzerine oturan bir rejim tarafından kurulmuş bir Yeşilay.

Nankörlük olmasın, camilerde de mücadele veriliyor alkole karşı, uyuşturucuya karşı, kumara karşı, çıplaklığa karşı. Fakat sütunları alkol üzerine kurulmuş, kumar üzerine kurulmuş, çıplaklık üzerine kurulmuş olan rejime dua ile bağlanıyor bu işin sonu.

Böyle olunca, bizim daha başka bir şeyler yapmamız gerekiyor gibime geliyor.

Siz ne dersiniz?

 
Mehmet Göktaş Doğru Haber Gzatesi 35.Sayı
Moderatöre Bildir   Logged

¥üяєğiм∂є вiя  нicrαn yαrαsı vαя...ünlem
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer: