0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Ridde (Dinden çıkma)nın Hükmü  (Okunma Sayısı 556 defa)
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« : 29 Aralık 2009, 18:10:06 »

                                                               RİDDE/İRTİDAT
 

Ridde'nin   Mânâsı
 

Lugatta ridde, bir şeyden başka birşeye dönmek anlamına gelir. Ridde'nin ıstılahî mânâsı ise İslâm dininden çıkmak (irtidat etmek) de­mektir. Ridde (İslâm'dan dönmek), küfrün en çirkin, hüküm ve sonuç itibariyle en ağır çeşitlerinden biridir. Şu ayet buna delâlet eder:

İçinizden kim diniden dönüp kâfir olduğu halde ölürse; işte onların dünyada  da  ahirette  de  amelleri  ziyan olmuştur.  Onlar  ateşin ashabıdır ve orada ebedî kalacaklardır.(Bakara/217)
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #1 : 29 Aralık 2009, 18:10:54 »

Ridde  Nasıl  Meydana  Gelir?
 

İslâm'dan irtidat etmek üç şekilde meydana gelir:

1.  Dinde zaruri olan, üzerinde ittifak edilen bir hükmü inkâr etmekle

Meselâ zekâtın, orucun, haccın farziyetini, içkinin, faizin haramlığını inkâr  eden   kişi   İslâm'dan  çıkmış  (irtidat  etmiş)  olur.   Bunlar  her müslüman için bilinmesi zaruri olan hükümlerdendir. Burada âlimler ile diğerleri eşittir.  Bu nedenle de bunların inkâr edilmesi, mürtedliğin sebeplerindendir.

Üzerinde ittifak olmayan veya ittifak olmakla beraber halkın ço­ğunluğunun bu ittifaktan haberdar olmadığı hükümleri inkâr etmek, mürted olmayı gerektirmez. Meselâ kuşluk namazının meşruiyetini inkâr etmek veya boşanmış bir kadının iddetini bitirmeden önce evlenmesinin haram olduğunu inkâr etmek mürted olmayı gerektirmez.

2.  Kâfirlerin özelliklerinden olan bir fiili işlemekle

Meselâ bir puta secde etmek, kâfirlerin ibadetlerinden birini yapmak veya bir mushafi kasden pisliğin içine atmak kişiyi mürted yapar. Hadîs ve tefsir kitapları da  mushaf gibidir.  Ancak  bütün  bunları  -zorlama olmaksızın- kendi isteğiyle yapması halinde mürted olur.

3. İslâm dinine bağlılığa ters düşen bir söz söylemekle

Bunun inanç, inat veya istihza şeklinde meydana gelmesi hükmü değiştirmez. Meselâ İslâm'a. Allah'a, peygamberlerden birine küfreden kişi mürted olur veya islâm, insanlığın ilerlemesine, terakki etmesine mânidir' veya 'Bir yaratıcı yoktur' veya 'Zekât sosyalizmin ilkelerine aykırıdır' veya 'Kadının örtünmesi gericiliktir' diyen kişi mürted olur. İşte bu sözlerin tümü, mürted olmaya sebep olur. Kişinin bu sözleri inanarak veya   öfke   esnasında   veya   inat  olarak   söylemiş   olması   meseleyi değiştirmez. Meselâ dine küfredenlerin çoğu öfke anında küfretmektedir, Allah'a küfredenlerin çoğu tartışma esnasında kızgınlıkla küfretmektedir veya sadece insanları güldürmek, onları eğlendirmek için dinî bir mesele ile alay etmektedirler. Meselâ kişi, kendisine nasihat eden bir arkadaşına 'Eğer sen cennete girersen kapısını kapat, beni içeri sokma1 demektedir.
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #2 : 29 Aralık 2009, 18:11:44 »

İslâm'dan  Çıkmaktan  Sakınmak
 

Yukarıda bahsettiğimiz hususlardan anlaşılmıştır ki insan bazen basit ve   mânâsız   bir   kelimeden   ötürü   veya   söylemekle   fikir   ve   ifade özgürlüğünü kullandığını zannederek bir hakikati yalanlamaktan dolayı İslâm'dan çıkmakta, mürted olmaktadır. Oysa böyle bir kimse tarafından söylenmiş basit bir söz veya umursanmayan bir konuşma, onun varacağı nokta hususunda ciddi bir neticeyi tevlid etmektedir. Böylece kişi, bütün günahları   bağışlanacak   bir  müslüman  olmaktan  çıkarak,   Allah'ın rahmetinden ümit kesen bir kâfir olmaktadır. Bu durumdaki bir kişi, ne kadar iyilik ve hayır işleri yaparsa yapsın sonuç değişmez. Ayrıca İslâmî bir toplumda bu tür kişinin hakları elinden alınır.  Bu hakları şöyle sıralayabiliriz;

a.  Hayat hakkı. Çünkü kişinin idamı gerekecektir.

b.  Mülk edinme hakkı. Çünkü mülkiyeti düşmüştür.

c.  Şer'î muameleleri ilga edilir. Meselâ evliliği, mirası ve benzerleri ilga edilir. Bunun tafsilatı ileride gelecektir.

Bu bakımdan ne kadar öfkelenmiş olursa olsun bir müslümanın mürtedliği gerektiren söz ve hareketlerden kaçınması vacibdir. Müslü­man,   öfkesini   dizginlemeli,   kendisini   dinden   çıkaracak   kelimeleri söylememek için kendisini zorlamalıdır. Aksi takdirde hem dünyası, hem de ahireti harap olur.
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #3 : 29 Aralık 2009, 18:12:20 »

İrtidat'in  Cezas
 

İrtidat hususunda kadın ve erkek arasında fark yoktur; her ikisi de irtidat etmenin cezasını çeker. Âkil ve baliğ olduğu halde irtidat eden erkek veya kadına tatbik edilmesi gereken hususlar ve ceza şudur:

1. İrtidat eden kadın veya erkeğin derhal tevbeye davet edilmesi vacibdir. Zira o kişi, kafasına takılan bir şüpheden veya aklî dengesini bozan bir öfke krizinden ötürü irtidat etmiş olabilir. Bu nedenle onun uyarılması, hakikatin kendisine gösterilmesi gerekir. Bu da ancak nasihat etmek, tevbeye davet etmek, üzerinde bulunduğu durumun batıl ve tehlikeli bir yol olduğunu göstermek ve onu bu hususta ikna etmekle olabilir.

2.  İrtidat eden erkek veya kadın mürted olmakta ısrar etmenin kötü neticelerinden sakındınlmahdır; yani tevbe etmediği takdirde öldürüleceği kendisine söylenmelidir. îrtidat eden kişinin, mürted olmakta ısrar etmesi;

ister inat, ister inanç, isterse de alay nedeniyle olsun hüküm değişmez.

3.  Mürtedlikte ısrar eden erkek veya kadının katledilmesi vacibdir. Çünkü Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

Dinini değiştiren (İslâm'dan dönen) kişiyi öldürün.[1]

Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilah bulunmadığına ve benim de Allah'ın muhakkak bir elçisi olduğuma şehadet eden müslüman kimsenin kanı helâl olmaz, ancak şu üç sebepten biri ile helâl olur; Evli olduğu halde zina etmekle, haksız yere bir nefsi öldürmekle, İslâm dinini terkedip cemaatten ayrılmaklaünlem[2]

Cabir'den şöyle rivayet edilmiştir: 'Ümmü Rûman isimli bir kadın irtidat etti. Hz. Peygamber, onun tekrar İslâm'a davet edilmesini, kabul etmediği takdirde öldürülmesini emretti',[3]
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #4 : 29 Aralık 2009, 18:13:48 »

Mürted'e  Ceza Tatbik Etmenin Şartları
 

Mürted'in cezasının, öldürülmek olduğunu yukarıda söylemiştik. Ancak mürted olan kişinin öldürülmesi için şu şartların mevcut olması gerekir:

1.  Mürted olan kişi âkil ve baliğ olmalıdır.

Çocuk veya delinin irtidat etmesine itibar edilmez. Çünkü onlar mükellef değildir. Ancak irtidat eden çocuğun velîsinin çocuğu terbiye etmesi, onu bu işten uzaklaştırması, yaptığı işten veya söylediği sözden dolayı onu tevbeye davet etmesi gerekir:

2.  İrtidat eden kişi tevbeye davet edilmelidir.

îrtidat eden erkek veya kadın, tevbe teklif edilmeden öldürülmez.

Rivayet edildiğine göre Yemen valisi Ebu Musa el-Eş(arî'nin yerine vali tayin edilen Muaz b. Cebel Yemen'e geldiğinde Ebu Musa ona bir minder atarak şöyle dedi:

- Otur, istirahat et.

Muaz b. Cebel bir kişinin bağlanmış olduğunu görerek onun kim olduğunu sorduğunda Ebu Musa el-Eş'arî şöyle dedi:

-  O bir yahudi idi, müslüman oldu, sonra tekrar yahudiliğe döndü,

-  Onu öldürmedikçe oturmam.

Muaz b. Cebel bunu söyledikten sonra Allah ve Rasûlü'nün hükmünün bu olduğunu üç defa söyleyerek ısrar etti. Bunun üzerine Ebu Musa el-Eş'arî onun öldürülmesini emretti.[4]

3.  İrtidat eden kişinin mürtedliği, kişinin kendi ikrarıyla veya iki adil şahitle sabit olmalıdır.

 

Mürtedliğin   Üzerine  Terettüb  Eden  Hükümler
 

Bir müslüman irtidat eder tevbe de etmezse öldürülmesi dışında onun üzerine şu hükümler terettüb eder:

1.  Mallarının tümüne hacr konur. Yani irtidat eden kişinin mallan halifenin veya vekilinin tasarrufu altına girer. İrtidat eden kişiye bu mallardan sadece nafakası verilir. Eğer kişi tevbe edip tekrar İslâm'a dönerse hacr kalkar, tevbe etmez de öldürülürse, irtidat ettiği andan itibaren o malların sahibi olmadığı meydana çıkmış olur.

2.  İrtidat eden kişinin alışverişi, hibesi, rehin vermesi ve benzeri muamel el erdeki tasarrufları batıl olur. Çünkü irtidat eden kişi, bu hu­suslardaki ehliyetini kaybetmiş olur.

3. İrtidat eden kişi ile akrabaları arasında miras kesilir.

Kişi irtidat ettiğinde müslüman bir yakını ölürse, onun mirasını alamaz; zira Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

Müslüman kâfire, kâfir de müslümana mirasçı olmaz.[5]

 4. İrtidat eden kişi hanımından ayrı tutulur.

İrtidat eden bir müslümanla müslüman hanımı birbirinden ayırılır. Ancak bu, boşanma şeklinde bir ayırma değildir. Sadece nikâh akdi askıya alınmış olur. En sahih görüşe göre tevbe eder de iddet müddeti içinde İslâm dinine dönerse, yeni bir nikâh akdi yapılmaksızın, eski akidle karısına döner. Eğer iddet müddeti içinde tevbe edip İslâm'a dönmezse, nikâh akdi fesholur ve akdin, kişinin mürted olduğu andan itibaren fesholduğuna hükmedilir. Kişi, bundan sonra tevbe edip İslâm'a dönerse, ancak yeni bir nikâh akdi ve yeni bir mehirle karısına dönebilir.

 

Öldürülen   Mürtedle   ilgili   Meseleler
 

1. Öldürülen mürtedi yıkamak, kefenlemek ve onun cenaze na­mazını kılmak haramdır. Çünkü o kişi İslâm dairesinden çıktığı için -başka bir sebepten ötürü değil- öldürülmüştür. Ancak İslâm dinine boyun eğip hükümlerine sarılan kişiler öldükten sonra yıkanıp kefenlenir ve namazları kılınır. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

İçinizden kim dininden dönüp kâfir olduğu halde ölürse, işte on­ların dünyada da ahirette de amelleri ziyan olmuştur. (Bakara/217)

2. Öldürülen mürted, müslüman mezarlığına defnedilmez.

Mürted olduğu için öldürülen kişiye, müslümanların mezarlığından uzak bir yerde çukur açılarak oraya atılır ve üzeri toprakla kapatılır.

3- İrtİdat eden kişinin yakınları ona mirasçı olamazlar.

Çünkü. verasetin temeli olan 'din birliği' ortadan kalkmıştır. Bunun delili ise yukarıda zikrettiğimiz hadîs-i şeriftir. İrtidat eden kişinin mül­kiyetinde bulunan mallar, onun İrtidatıyla birlikte onun mülkünden çıkmış olur. Ancak bu hüküm, o kişi mürted olarak ölünce kesinleşir. Çünkü onun ölmesiyle, o malların irtidat ettiği itibaren onun mülkü olmadığı anlaşılır.

 



--------------------------------------------------------------------------------

[1] Buhari/2854, (tbn Abbas'tan)

[2]  Buhari/6484. Müslim/1676, (Abdullah b. Mes'ud'tan)

[3] Darekutnî, IH/118

[4] Buhari/6525

[5] Buharî/6383, Müslim/l6l4, (Usame b. Zeyd'den)

 
B.Şafii Fıkhı
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #5 : 29 Aralık 2009, 18:17:53 »

MÜRTEDİN CEZASI
Müslümanın irtidadı; görülmesi, duyulması, itiraf etmesi veya iki âdil müslüman tarafından şahitlik edilmesi hallerinde sabit olur.

Mürtedin cezası, eğer tevbe etmezse öldürülmektir: "Dinini değiştireni öldürün" (Buhârî, Cihâd, 149). Ulemanın çoğunluğu kadın için de aynı hükmün uygulanacağı görüşündedirler. Ancak Hanefiler bu konuda farklı görüştedirler. Kadınların öldürülmesini nehyeden hadisin (Ebu Davud, Cihad, 121) hükmünün geneli kapsadığını iddia ederek irtidad eden kadının öldürülmeyeceği görüşünü ileri sürmüşlerdir (Ibn Kudâme, el-Muğnî, Mısır (t.y.), VIII, 125; Seyyid Sâbık, Fıkhu's-Sünne, Kahire, (t.y.), II, 385 v.d.).

Mürtede had uygulanmadan önce, tevbe edip Islâm'a dönmesi telkin edilir. Fakat bunun ne şekilde uygulanacağı hakkında ihtilaf vardır. Alimlerin çoğunluğunun görüşüne göre, üç defa tevbe etmesi istendikten sonra öldürülür. Hz. Ömer (r.a), irtidad edenin üç gün hapsedilip tevbe etmeye çağrılması ve bu zaman zarfında yiyecek olarak suçluya ekmek verilmesi gerektiğini bildirmiştir.

Hz. Ali (r.a), bu müddeti bir ay olarak uygulamıştır. en-Nahaî ise bunun bir zamanla sınırlandırılmaması ve tevbe edene kadar sürekli Islam'a çağrılması gerektiği görüşünü ileri sürmüştür. Ancak, bu görüş, Sünnet ve icma ile sabit olan irtidad cezasının uygulanmasını imkansız kılacağından itibara şayan değildir.

Imam Mâlik, Leys, Ishak ve Ebu Hanîfe; zındıkın ve irtidat edip tevbe ettikten sonra tekrar dinden dönenin tevbesinin dikkate alınmayacağını ve haddin uygulanacağını kabul etmişlerdir. Çünkü zındıkın mürted sayılmasını gerektiren önceki görüşlerinden döndüğü hiç bir zaman açık olarak tesbit edilemez. Allah Teâlâ; "Ancak, tevbe edip kendilerini düzelten ve Allah'ın indirdiğini açıklayanlar müstesna" (el-Bakara, 2/160) buyurmaktadır. Dinden dönmeyi birkaç defa tekrarlayanların tevbelerinin kabul edilmeyeceğine delil olarak da şu âyeti kerîme gösterilmektedir: "Iman edip sonra inkâr eden, sonra imân edip tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenleri Allah ne bağışlayacak ne de doğru yola eriştirecektir" (en-Nisa, 4/137).

Müslüman anne babadan doğan ve müslüman olarak yetişen kimse irtidat edince, tevbe etmeye çağrılmadan had uygulanır. Fakat daha önce küfre girip sonra müslüman olan kimse tevbeye çağrılır.

Allah'a ve Rasûlüne küfreden kimse de tevbe etmeye çağrılmadan öldürülür. Böyle bir kimse tevbe etse dahi durum değişmez. Çünkü, Allah'a ve rasûlüne küfretmek haddi gerektirir. Tevbe ise haddi düşürmez (Ibn Kudame, a.g.e., 125 vd.)

Mürtedin irtidat etmesiyle birlikte, bütün salih amelleri silinir ve o ebedî olarak Cehennemde kalır: "Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, işte onların dünya ve âhirette amelleri boşa gitmiştir. Işte cehennemlikler onlardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır" (el-Bakara, 2/217).

Bu, tevbe edilmediği takdirde böyledir. Mürted tevbe ettiği takdirde, irtidat etmeden önceki amellerinin yok olup olmayacağı hususunda Islâm alimleri arasında görüş ayrılıkları vardır. Imam Şafiî'ye göre irtidad edip, sonra Islam'a dönenin haccı da dahil hiç bir ameli düşmez. Imam Malık'e göre ise amellerinin tamamı, irtidad ettiği an düşer (el-Kurtubî, el-Cami'li Ahkâmi'l-Kur'an, Beyrut 1965, III, 48).

Irtidatla birlikte evlilik akdi fesh olur. Ancak mürted tekrar Islâm'a döner ve her iki taraf evliliklerini sürdürmek isterse, yeniden bir nikâh akdi ve mehir söz konusu olmaz. Hanefiler kocanın irtidadına bağlı boşanmayı bâ'in talak* olarak kabul etmişlerdir. Mürted, müslüman yakınlarına mirasçı olamadığı gibi, o öldüğünde de müslüman yakınları ona mirasçı olamazlar: "Kâfir müslümana, müslüman da kafire mirasçı olamaz" (Buhârî, Ferâiz, 26; Müslim, Ferâiz, 1).

Ancak âlimler bu konuda da ihtilaf etmişlerdir. Hz. Ali (r.a), Hasan, Şa'bi, Leys, Ebu Hanife ve Isbak ibn Raheveyh müslüman yakınların mirasa sahip olacaklarını kabul ederken; Mâlik ve Şafii'nin de içinde bulunduğu diğer bir grup âlim de mürteddin malının beytülmale intikal edeceğini söylemişlerdir. Ebu Hanîfe'ye göre, irtidad halinde kazanılan mal fey* hükmündedir (Kurtubî, a.g.e., III, 49). Ebu Hanîfe, irtidad etmeden önce sahip olunan malın mirasçılara intikal edebileceğine hükmederken, mürtedin irtidadla birlikte hukuken ölmüş olduğu prensibinden hareket etmektedir. Ebu Yusuf, Muhammed ve Şubrume her hâlukârda mirâs olayının sözkonusu olduğunu söylemişlerdir. Kurtubî; "Iki millet (mü'min ve kâfir) arasında miras yoktur" (Ebu Davud Ferâiz, 13; Tirmizi, Ferâiz, 16; Ibn Mâce, Ferâiz, 6) hadisinin hükmünün mutlak olacağını ileri sürerek, müslümanla mürted arasında veraset olayından bahsedenlerin görüşlerini reddetmektedir (Kurtubî, aynı yer).

Mürted, had uygulanana kadar, malının gerçek sahibi olup, bunda dilediği gibi tasarruf etmekten alıkonulamaz. Öldürülmeyi hak etmiş olması, O'nun malındaki tasarruf hakkını düşürmez. Bu konu diğer had gerektiren cezalarda olduğu gibi değerlendirilir. Bunun gibi, kaçıp daru'l harbe sığınsa, mülkiyet hakkı yine düşmez. Islâm ülkesindeki mal varlığı yed-i emin vasıtası ile koruma altına alınır (Seyyid Sabık, a.g.e., 390).

Ayrıca mürted öldüğünde yıkanmaz, kefenlenmez, cenaze namaz kılınmaz ve müslüman mezarlığına defnedilmez. Mürted için istiğfar câiz olmadığı gibi, onu rahmetle anmak da caiz değildir: "Ne peygamberin ne de mü'minlerin cehennemlik oldukları belli olduktan sonra, yakın akrabaları da olsa, müşrikler için af dilemeleri asla doğru olmaz"(et-Tevbe, 9/113).

Bir kimse Islâm'dan çıkıp, başka bir dine girdiği zaman onun irtidadına hükmedilerek cezalandırılır. Ancak, irtidat olayı bununla sınırlı mıdır; yoksa kâfirlerin din değiştirip başka bir küfür dinine girmesi de irtidad mı sayılır? Alimler bu konuda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir.

Zâhiren bakıldığında bir kâfir, bâtıl olan dininden çıkıp, onun gibi bâtıl olan başka bir dine girmiş olduğundan dolayı sorgulanmaz. Çünkü küfür tek bir millettir. Ancak, Islâm'ı terkedip başka bir dine girenin durumu, hidayetten yüz çevirip, dalâleti seçtiği için farklılık arzetmektedir. Malıkîler ve Hanefîler bu görüştedirler.

Şafiîler'de ise bu konuda iki farklı görüş vardır. Bir kâfir, dininden döndükten sonra, ya Islâm'a girer ya da öldürülür. Taberânî ibn Abbas'tan merfu olarak şöyle bir hadis nakletmektedir: "Dininden çıkıp kendisine Islam'dan başka bir din seçeni öldürün"(Seyyid Sabık, a.g.e., 382). Ahmed ibn Hanbel'in de iştirak ettiği diğer görüş ise şöyledir: Kâfirin seçtiği yeni din, eski dininden yukarıda ise, sorgulanmaz, aksi halde irtidat cezası uygulanır. Yahudî veya Hristiyan'ın Mecusîliği seçmesi gibi (bk. Seyyid Sabık aynı yer).

 
Moderatöre Bildir   Logged

SidaR
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 29 Aralık 2009, 19:31:28 »

Allah razı olsun tekoşin abi..
Moderatöre Bildir   Logged
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #7 : 30 Aralık 2009, 10:29:30 »

ecmain.
Şeriat zahire bakar.Kişinin niyetini bilemezsiniz.Bu nedenle tevbe zahiren olsa bile tevbe etmesi durumunda hüküm kalkar.
Moderatöre Bildir   Logged

MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 5919


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #8 : 30 Aralık 2009, 13:08:50 »

Allah razı olsun ustad...Smiley
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
hz.EBU BEKİR R.A cihada teşviki :arapların dinden dönmesine mukabil Sahabeler'in Hayatından Tablolar haznevi 1 216 Son Mesaj 06 Ocak 2008, 21:12:56
Gönderen: haznevi
Mevlidin hükmü nedir? Özel Gün ve Geceler seriyye 1 340 Son Mesaj 25 Mart 2009, 14:34:30
Gönderen: arzu..
Dinden Çıkaran 99 Söz ve Hareket ... İslami Hayat Tarzı asra 0 121 Son Mesaj 03 Nisan 2009, 17:51:15
Gönderen: asra
Besmele Çekmenin Hükmü Tevhid Ve Akaid MERXAS 0 392 Son Mesaj 03 Haziran 2009, 08:51:27
Gönderen: MERXAS
Dinden Kopuş Tevhid Ve Akaid hamza01 0 147 Son Mesaj 15 Ekim 2009, 17:41:20
Gönderen: hamza01
İran'da Dinden Çıkma Dünyadan Haberler SidaR 9 957 Son Mesaj 29 Aralık 2009, 23:42:32
Gönderen: cebelinur
Dinden Çıkaran 99 Söz ve Hareket Fıkıh Köşesi umeyr21 0 154 Son Mesaj 02 Temmuz 2011, 18:53:46
Gönderen: umeyr21