0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: şafii mezhebinde pamuğun zekatı varmıdır?  (Okunma Sayısı 931 defa)
_uMuT_
Mir Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4510


seven sevilene tabi olur.


« : 09 Ağustos 2009, 09:31:49 »

bazı köylüler yüzlerce dönüm arazileri olduğu halde ve yılda on milyarlarca pamuktan kazandıkları halde şafii mezhebinde pamuğun zekatı yoktur deyip zekat vermiyorlar. gerçektende hüküm böylemidir şafii mezhebinde pamuğa zekat değmez diyenlerin kazandıkları paraların zekatı yokmudur?
Moderatöre Bildir   Logged

                                                                 (dualar sana filistin)
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 5919


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #1 : 10 Ağustos 2009, 07:59:54 »

1- Senenin ekseri zamanında, çayırda parasız otlayan dört ayaklı hayvanlar.

2- Altın ile gümüş.

3- Ticâret için alınıp, ticâret için saklanılan ticâret eşyâsı.

4- Yağmur suyu veya ırmak, dere suyu ile sulanan, topraktan çıkan mahsüller.

Bunların zekâtına (Uşur) denir. Uşur, mahsûlün onda biridir. Kul borcu olan, borcunu düşmez. Uşrunu tam verir.

Ben Hanifi Mezhebine mensubum. Biz %30 payla pamuk ekiyoruz. Tarla sahibi bu paya karşılık bizden pamuğun içindeki zararlı otların temizlenmesini, pamuğun sulanmasını ve toplanmasını istiyor. Bu bize verilen %30’luk pay işçiliğimizi bazen kurtarıyor bazen zarar nadiren de olsa kâr ettiriyor. Buna binaen aldığımız bu paya öşür zekatı düşer mi?
Soruyu soran kardeşimizin sorusu pek tafsilatlı olmadığı halde cevaben şöyle deriz:
Malum İmam Ebu Hanife Mezhebinde ve çoğu imamlara göre pamukta öşür (zekat) var. Ziraatlaşma yani iki kişi ya da daha fazla kişilerin ortaklaşa bir tarlayı ektirmesi, İmam Ebu Hanifeye göre caiz değil ama çoğu imamlara göre (İmam Yusuf ve İmam Muhammed’e göre) bazı şartlarla caizdir ve şuanda ki fetva bunun üzeredir.
Tabi önceden “zekat, gelirlerini paylaşmadan önce çıkarılır” diye bir şart söylenmiş ise zaten o şarta göre çıkarılır. Eğer akitte böyle bir şarttan bahs edilmemişse ve eğer tohum da tarla sahibinden ise zekat ona aittir. Başka ortaklara verilen pay çalışma ücretidir. Eğer tohum çalışanlara ait ise o zaman zekat ortaklaşa paylara göre çıkarılır. Tabii ki nisaba ulaşmışsa. Pamuk beş yük buğday veya pirincin fiyatına denk geliyorsa nisaba ulaşmış olur. (Haşiyeta ibni Abidin c.6 sayfa: 277, El-ihtiyar Litalilmuhtar c.1, sayfa:121

bu sorudanda anlaşılgı uzere pamuga zekat duşer
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
_uMuT_
Mir Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4510


seven sevilene tabi olur.


« Yanıtla #2 : 10 Ağustos 2009, 09:39:04 »

konuyu daha da açayım. bazılarını tanıyoruz adamın yüzlerce dönüm arazisi var ve desteklemesiyle beraber yıllık geliri 200 milyarı geçiyor tarla kendisinin zekat istendiğinde işte biz şafiyiz zekat pamuğa değmiyor mezhebizde diyorlar ve vermiyorlar.
Moderatöre Bildir   Logged

                                                                 (dualar sana filistin)
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 5919


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #3 : 12 Ağustos 2009, 13:04:24 »

- Yağmur suyu veya ırmak, dere suyu ile sulanan, topraktan çıkan mahsüller.
TOPRAK ÜRÜNLERİ

Fakihler,"...sizin için yerden çıkardıklarımızdan infak edin..." (el-Bakara 2/267) emrinin, topraktan çıkarılan ürünlerden zekât veriniz anlamına geldiği görüşündedir. Ayrıca müslümanlara "hasat günü mahsullerinin haklarını vermeleri" de emredilmiştir (el-En`âm 8/141). Bu âyette zikredilen "hak" teriminden zekât mı yoksa zekâttan ayrı bir ödeme mi kastedildiği tartışma konusu olmakla birlikte fakihlerin çoğunluğu bu âyette zikredilen "hak" tabirinin toprak ürünlerinden alınması gereken zekât olduğunu söylemişlerdir.

Hz. Peygamber'in toprak ürünlerinin zekâtı ile ilgili aşağıdaki şu hadisi hemen bütün hadis ve fıkıh kitaplarında zikredilir:"Yağmur ve nehir sularıyla sulanan toprak mahsullerinde öşür (1/10), kova (el emeği) ile sulananlarda nısf öşür (1/20) vardır" (Buhârî, ?Zekât?, 55).

Bu hadis toprak mahsullerinden ne nisbette zekât alınacağını göstermektedir. İşte bu nisbetten doğan ve onda bir anlamına gelen öşür (uşr) terimi, "toprak ürünlerinden alınan zekât" anlamında kullanılmıştır.

İslâm âlimleri ziraî mahsullerin 1/10 yahut 1/20 nisbetlerinde zekâta tâbi olduğunda görüş birliğine varmışlardır. Ancak hangi nevi toprak ürünleri zekâta tâbidir ve hangileri zekâta tâbi değildir? Bu sual sahâbe devrinden itibaren farklı şekilde cevaplandırılmıştır.

Ebû Hanîfe'ye göre, bütün toprak ürünleri zekâta tâbidir. Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed'e göre, toprak ürünlerinin zekâta tâbi olabilmeleri için hububatta olduğu gibi bir sene -çürümeden- kalabilme özelliğine sahip olmaları gerekir.

Hanefî fıkıh kitapları İmâm-ı Âzam'ın bütün toprak ürünlerinin zekâta tâbi olduğu hususundaki görüşünü destekledikleri gibi, çağdaş İslâm âlimleri de bu görüşü savunurlar.

İmam Mâlik ve Şâfiî'ye göre ise bir sene muhafaza edilebilen gıda maddesi özelliğine sahip toprak ürünleri zekâta tâbidir. Şâfiîler meyveden sadece hurma ve üzümün zekâta tâbi olduğu görüşündedir.

Hanefîler'e yakın bir görüşe sahip olan Ahmed b. Hanbel'e göre ölçülebilen, kurutulabilen, dayanıklı olan gıda maddeleri ve insanoğlu tarafından yetiştirilen bütün ürünler zekâta tâbidir. Ahmed b. Hanbel, zekâta tâbi mallarda gıda maddesi olma şartını aramamaktadır. Buna göre pamuk, keten gibi giyim eşyası yapılan maddeler de zekâta tâbidir.

Toprak mahsullerinin zekâta tâbi olabilmesi için -diğer zekât mallarında olduğu gibi- belli bir nisaba ulaşması şart mıdır?

Fakihlerin çoğunluğu toprak mahsulleri zekâtında da nisabın şart ve nisabın beş vesk (=653 kg.) olduğu, bu nisaba ulaşmayan ürünlerin zekâta tâbi olmayacağı görüşündedir. Onlar bu görüşlerinde Hz. Peygamber'in "Beş veskten az (üründe) zekât yoktur " anlamındaki hadisine istinat ederler (Ebû Ubeyd, el-Emvâl, nr. 1422-1424).

Toprak ürünlerinde nisab şartını arayan fakihlere göre buğday ve arpa kabuksuz olarak depo ediliyorsa miktarı 653 kilograma ulaşmadığı sürece zekâta tâbi değildir. Bu ve bu miktarın üzerinde olanı ise zekâta tâbidir. Eğer pirinç gibi kabuğu ile birlikte depo ediliyorsa, mal sahibi isterse nisabı kabuksuz olarak 5 vesk, isterse kabuklu olarak 10 vesk hesap eder ve ona göre zekâtını öder.

Ebû Hanîfe'ye göre ise toprak mahsullerinde nisab şartı aranmaz. Ziraî ürünler ister az ister çok olsun zekâta tâbidir.

Zekât Nisbeti. Hemen bütün hadis ve fıkıh kitaplarının kaydettiği Hz. Peygamber'in "Yağmur ve nehir sularıyla sulanan toprak mahsullerinde öşür (1/10), kova (el emeği) ile sulananlarda nısf öşür (1/20) vardır" (Buhârî, ?Zekât?, 55) anlamındaki hadis, toprak ürünlerinden ne nisbette zekât alınacağını göstermektedir.

Buna göre toprak ürünlerinin zekâtı toprağın sulama tekniğine göre belirlenmektedir. Toprak emek sarfedilmeden yağmur, nehir, dere, ırmak ve bunların kanalları ile sulanıyorsa zekât olarak mahsulün 1/10'u; kova, dolap, motor veya ücretle alınan su ile sulanıyorsa 1/20'si verilecektir.

Eğer arazi hem yağmur veya nehir sularıyla hem de dolap vb. gibi emekle elde edilen su ile sulanıyorsa, hangisi ile daha çok sulanmış ise ona itibar edilir. Burada emek ve masrafla üretilen ziraî mahsulden daha düşük vergi alındığı ve böylece vergilendirmede mükellefler arasında bir dengenin sağlanmasına çalışıldığı söylenebilir.

Günümüzde arazinin sulama masrafından ziyade gübre, mazot ve işçilik masraflarının önemli yekün tuttuğu göz önünde bulundurulursa, bu tür masraflar yapılarak elde edilen ziraî mahsulün de emek ve masrafla sulanan arazinin mahsulüne kıyaslanması daha uygun olur. "Sulama dışında kalan girdilerin zekât matrahından düşülmesi, geri kalandan sulama usulüne göre zekât verilmesi gerekir" diyen çağdaş âlimler de vardır.

Toprak ürünlerinin zekâtı (öşür), hububatta harman vaktinde, meyvelerde ise toplandıktan sonra verilir.

Ziraî mahsullerin zekâtı sahiplerinin vefat etmeleri ile düşmez, vârislerinden alınır. Aynı şekilde bu arazi vakfedilirse yine öşrü sâkıt olmaz.

Hanefî mezhebine göre toprak ürünlerinin zekâta tâbi olabilmeleri için üzerlerinden bir yılın geçmesi (havl) şart değildir. Bir sene içinde kaç defa mahsul alınırsa her defasında zekât verilmesi gerekir.

Öşür yükümlülüğü için akıl ve bulûğ şartı aranmaz. Mal sahibi çocuk veya akıl hastası ise velî ve vasîleri onlar adına zekâtlarını vermekle mükelleftir.

Mal sahibi hiçbir karşılık beklemeden (meccânen) tarlasını ekilmek üzere birine verse, çıkan mahsulün zekâtını bu şahıs öder. Arazi ekilmek üzere belli bir ücretle kiralanmış ise zekât İmâm-ı Âzam'a göre arazi sahibinden, Hanefîler'den Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed (İmâmeyn) ile diğer üç mezhep imamına göre kiracıdan alınır.

Arazi, yarıcılık (müzâraa) usulü kiralanmış ise mahsul vergisi İmâm-ı Âzam'a göre yine mal sahibinden alınır, İmâmeyn'e göre ise mal sahibi ve kiracı, hisselerine düşen mahsulün zekâtlarını ayrı ayrı öderler.

Zekâta tâbi mahsûlât yetiştikten sonra satılırsa, zekâtı arazi sahibinden, yetişmeden satılırsa satın alandan alınır.

Toprağın statüsü, bu toprağın mahsulünden alınacak zekât veya verginin belirlenmesini yakından ilgilendirir. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîler'e göre öşür vergisinde toprağın statüsünün bir tesiri yoktur. Toprak haracî olsa sahibi müslüman ise hem harac adı verilen vergiyi ve hem de çıkan mahsulün zekâtını (öşür) verecektir.

Hanefîler'e göre ise toprak ürünlerinden zekât, öşür arazisi için bahis konusudur. Toprağın öşür toprağı olması, ziraî mahsul zekâtının vücûbunda şarttır. Hanefîler'e göre müslüman mükellef haraç toprağını ister sahip ister mutasarrıf olarak eksin, sadece harac vergisi vermekle yükümlüdür, harac ve öşür aynı topraktan birlikte tahsil edilmez.

Hanefî fıkıh kitaplarında Türkiye, Suriye, Mısır, Irak topraklarının haracî olduğu, dolayısıyla öşre tâbi olmadığı zikredilmekle birlikte, bu görüş onların aynı topraktan aynı sebeple iki ayrı verginin tahsil edilemeyeceği prensibini benimsemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Gerçekten de aynı araziden ve aynı sebep altında iki farklı vergi tahsil etmek vergi adaleti yönünden tartışmaya açık bir konudur. Bugün için bu topraklar müslümanların mülkü olduğu ve -en azından ülkemiz itibariyle- harac vergisi alınmadığından, Hanefî mezhebinin ilkelerine göre, farziyeti nasla sabit olan ziraî mahsul zekâtı verilmelidir.
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
seriyye
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1307


Allaha teslim olan eşyayı teslim alır.


« Yanıtla #4 : 12 Ağustos 2009, 18:30:43 »

islamın şartı olan zekat;zaten şu anki tarım zaten istisnalar hariç genelde ticaret için yapılıp,paraya çevrilip kazanç elde ediliyor.dolayısıyla bir yıla kalmadan zaten zekat konumunu  kazanıyor.
Moderatöre Bildir   Logged

Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Kusursuz eş varmıdır? İslam'da Aile Hayatı __YaZ_yAğMuRu__ 2 209 Son Mesaj 24 Mart 2009, 16:09:53
Gönderen: mariye
imam şafii (belgesel) Belgeseller vuslat 1 343 Son Mesaj 10 Mayıs 2009, 17:31:14
Gönderen: harras
‘Baba! Ben, Oğullarının Zekâtı Olayım’ İslam Alimleri ve öncüleri inan01 1 191 Son Mesaj 16 Ocak 2010, 22:37:57
Gönderen: mizgina_islam_
İmam Şafii ve Gazze Özlemi İslam Alimleri ve öncüleri musabbinumeyr29 1 207 Son Mesaj 10 Şubat 2010, 10:32:14
Gönderen: cürmümile
şafii mezhebinde namaz tespihatı Türkçe / arapça Mümin'in Miracı: Namaz vuslat 5 1930 Son Mesaj 02 Eylül 2010, 04:58:09
Gönderen: vuslat
Kadının boşanma hakkı varmıdır? İslam'da Aile Hayatı Âl-i İmran 2 394 Son Mesaj 25 Ekim 2011, 14:06:05
Gönderen: azadî
körü körüne taklid edenlerin mazireti varmıdır.......... Serbest Bölüm hamza01 3 213 Son Mesaj 03 Şubat 2012, 20:42:51
Gönderen: hamza01