0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: SAKIN ZAMANIN DEĞİŞKEN BİR ALGI OLDUĞUNU VE KADER GERÇEĞİNİ ANLAMAZLIKTAN GELMEY  (Okunma Sayısı 202 defa)
arab
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 211


« : 27 Ağustos 2009, 23:05:36 »

Zaman; duyu organlarımız tarafından birbiri peşi sıra meydana gelen birtakım olaylar neticesinde hissedilen, bir tür algıdır. Zamanın akışını, etrafımızda gözlemlediğimiz, hareket değişikliklerini birbirlerine kıyaslayarak anlarız. Örneğin; kapının çaldığını duyarız. On dakika sonra kapı tekrar çalar. Biz de iki ses arasındaki bir süre olduğunu düşünür ve bunu "zaman" olarak algılarız. Veya bardak yere düşer ve kırılır, kömür yanar ve kül olur, yürürüz ve bir an önce odanın bir ucundayken bir an sonra odanın diğer ucunda oluruz. İşte birbirinin sebep ve sonucu olan bu olaylar arasında geçen süre, çevremizde gözlemlediğimiz tüm bu hareketlilik bize zamanın geçtiğine dair ipuçları verir. Geçmişte elde ettiğimiz tecrübelerimiz neticesinde de, bu olayların ne kadar zaman aldığı konusunda doğruya yakın tahminlerde bulunabiliriz. Evimizden çıkıp sokağın başına kadar 10 dakikalık bir mesafe yürüdüğümüzü daha önce saatimize bakıp tespit etmiş isek, daha sonra aynı mesafeyi yürüdüğümüzde geçen zamanın yine yaklaşık olarak 10 dakika olacağını tahmin edebiliriz. Ama aynı yolu daha önce hiç yürümemiş birisi yürüdüğünde, kaç dakikalık mesafe yürüdüğü sorusuna belki aynı doğrulukta cevap veremez.
Güneş doğar, batar ve ertesi gün tekrar doğduğunda "bir gün geçti" deriz. Bu olay 30-31 kez tekrarlandığında bu kez "1 ay geçti" deriz; ama sorulduğunda bu bir ayla ilgili fazla bir detay hatırlamadığımızı, geçen zamanın sanki sadece bir an gibi olduğunu düşündüğümüzü itiraf ederiz. Yine de gözlemlediğimiz tüm bu hareketlilik ve sebep-sonuç ilişkileri bize zamanın geçtiğine dair ipuçları verir. Eğer gündüz geceyi, gece gündüzü takip etmese ve elimizde zamanın geçtiğini gösterir bir saatimiz olmasa, belki de geçen zamanın ne kadar olduğuna, bir günün ne zaman başlayıp ne zaman biteceğine dair doğru bir tahminde bulunmamız mümkün olmazdı. Bu açıdan zaman, bizim için belirli kıyas noktaları olmaksızın, ne hızla aktığı konusunda kesin bir yargıya varamayacağımız bir algıdan ibarettir.
Zamanın hızının algılanması da zamanın psikolojik bir algıdan ibaret olduğunu kanıtlar. Şöyle ki; bir arkadaşınızla buluşmak üzere sokakta beklerken, onun 10 dakikalık bir gecikmesi, size bitmek bilmeyen, çok uzun bir zaman gibi gelebilir. Ya da sabah okula veya işe gitmek üzere uyanan uykusuz bir insana uyuyacağı fazladan bir 10 dakika oldukça uzun gelebilir, hatta bu sayede uykusunun bir kısmını aldığını düşünebilir. Ama tam tersi bir durumda öğrencilik yıllarından hatırlayacağınız gibi -40 dakikalık- adeta bir asır süren bir dersin ardından 10 dakikalık bir teneffüs çok çabuk geçebilir.Ya da özlemle beklediğiniz hafta sonu tatili çok çabuk geçerken, hafta içi iş günleri geçmek bilmez.
Kuşkusuz bunlar her insanın yaşadığı hislerdir. Ve bu hisler de zamanın kişiye veya algılayana göre değiştiğinin açık işaretleridir. Siz, kendi içinizde de yaşadığınız bu apaçık gerçeği anlamazlıktan gelmeyin.
Zamanın psikolojik bir algı olduğu gerçeği Kuran’da pek çok ayetle haber verilmiştir. Bu ayetlerden birkaçı şöyledir:

Dedi ki: 'Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?'Dediler ki: 'Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor.'" (Mü’minun Suresi, 112-113)

Sizi çağıracağı gün, O'na övgüyle icabet edecek ve (dünyada) pek az bir süre kaldığınızı sanacaksınız. (İsra Suresi, 52)

Gündüzün bir saatinden başka sanki hiç ömür sürmemişler gibi onları bir arada toplayacağı gün, onlar birbirlerini tanımış olacaklar… (Yunus Suresi, 45)
Ayetlerde de görüldüğü gibi insanlar geçen zamanı çok farklı algılayabilmektedirler. İçinde bulundukları dünya hayatı hiç bitmeyecekmiş gibi görünürken, bir anda tükenir ve geriye dönüp baktıklarında en fazla beş on sayfaya sığdırılabilecek kadar detay hatırlarlar. Başka ayetlerde de zamanın farklı durumlarda farklı şekilde olduğuna dikkat çekilmiştir. Bu konudaki birkaç ayet ise şöyledir:

Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir. (Mearic Suresi, 4)

Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O'na yükselir. (Secde Suresi, 5)
Zaman algısı Allah tarafından özel olarak yaratılmıştır. Ve Allah zamanın yaratıcısı olarak zamandan münezzehtir, zamana hiçbir şekilde bağımlı değildir. İşte bu çok önemli bir gerçektir ve pek çok insanın merak ettiği bir sorunun cevabını verir: Kader nedir?
İnsanlar "kader" kavramının gerçek manasını anlamakta zorlanırlar. Oysa kader, zamandan münezzeh olan Allah'ın, zamana bağımlı olan varlıkların yaşayacakları tüm hal ve hadiseleri zamanın dışından görüp bilmesidir. Zaten tüm hal ve hadiselerin, aynı zamanda da "zaman"ın yaratıcısı Allah'tır. Bu yüzden Allah bizim bir cetvelin başını, sonunu ve ortasını tek bir anda görebilmemiz gibi, kainatta gerçekleşen tüm olayların başını, sonunu, arada geçireceği halleri tek bir anda bilir.
Kuşkusuz bu, son derece kesin bir gerçektir. Zamanın dışında olan Allah zamanla ilgili olan herşeyi sarıp kuşatmıştır, her detayı çok iyi görür ve bilir. O halde siz, sonsuz kudret sahibi, tüm eksikliklerden münezzeh olan Allah'ın sizi bir kader üzerine yarattığını, geçmişte yaşadığınız ve gelecekte yaşayacağınız tüm olaylardan haberdar olduğunu anlamazlıktan gelmeyin.
Bu APAÇIK gerçeğe rağmen insanların büyük bir çoğunluğu "çarpık bir kader anlayışı"na sahiptir. Kaderin dışına çıkabileceklerini, "kaderi yenebileceklerini", kaderden bağımsız bir yaşam sürebileceklerini zannederler. Oysa biraz önce de söylediğimiz gibi kader, Allah'-ın gelmiş geçmiş tüm olayları tek bir an olarak bilmesidir. Zamana bağımlı olan insanın ise bu tek anın dışına çıkıp herhangi bir şeyi değiştirmesi, kendi iradesiyle yönetmesi söz konusu olamaz. Bunun dışında bir şey iddia etmek ise son derece akıl dışı olur.
Yine inkar edilemeyecek bir gerçekle karşı karşıyayız: İnsanın kaderini değiştirmesi, yönlendirmesi gibi bir olayın asla gerçekleşemeyeceği, insan yaşamının her karesinin Allah'ın yaratmasıyla varlık bulduğu, insanın O'nun dilemesi dışında hiçbir şey yapamayacağı, hatta düşünemeyeceği gerçeğinin… O halde siz sakın bu KESİN gerçeği anlamazlıktan gelmeyin.
Moderatöre Bildir   Logged
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« Yanıtla #1 : 28 Ağustos 2009, 09:18:57 »

teşekkurler kardeşim.

her canlı zaman alıgısını farklı yaşar. canlı, metebolizmasına bağlı olarak zamanı erken yada gec yaşar. örnek olarak bir kara sinek ortalama 20 gün yaşarken, bir başka sinek türü 1 gün yaşar. ve bu iki sinek arasındaki zaman algısı farklı olduğu için kimin daha çok yaşadığı bir sır olarak kalıyor.

bir başka örnek:
bir deney yapılmış, bu deney neticesine hep beraber bakalım;
İkiz paradoksu, bir ikizin yer aldığı düşünce deneyidir. Saatlerini ayarlarlar ve biri evde kalırken, öteki de bir uzay aracına binip uzun bir geziye çıkar. Uzayda gezintiye çıkan, geri döndüğünde saatlerini karşılaştırırlar. Özel görelilik kuramına göre, gezintiye çıkanın saati daha erken bir zamanı gösterecektir. Diğer bir deyişle, uzay aracındaki zaman dünyadaki zamandan biraz daha yavaş ilerleyecektir. Gezi, güneş sistemi ile sınırlı kaldığı ve görece düşük hızlarla yapıldığı ölçüde bu zaman farkı önemsiz olacaktır.
 Fakat çok uzak mesafeler ve "ışık hızına" yakın hızlar söz konusu olduğunda "zaman aralığı" denen bu fark insanı büyüleyebilmektedir.
Günün birinde bir uzay aracının ışık hızının ötesinde bir hıza ulaşmasını sağlayacak bir yol bulunabilir. Bu, galaksideki öteki yıldızlara, hatta belki de başka galaksilere yolculuğu olanaklı kılabilir. Dolayısıyla ikiz Paradoksu "salon oyunu"ndan öte bir şeydir. Bir hesaplamayla bu durumu açıklığa kavuşturmakta yarar vardır. Bir uzay adamı iki milyon ışık yılı ötede Andromeda'daki büyük sarmal galaksiye gitmek üzere dünyadan yola çıkıyor, giderken de ışık hızının % 99.9999...'undan daha büyük bir seyir hızına ulaşıyor. Gemi o kadar büyük bir hazla yol alacaktır ki, uzay adamı yolculuk sırasında ancak 5 yıl yaşlanır. Fakat dönünce dünyada 4 milyon yıl geçtiğini görebilecektir (Berry, 1998, s.88-89).

Yaşadığımız an, "şimdi" dediğimiz içinde bulunulan zaman (here and now) biricik gerçektir. Geçmiş zaman, başka bir boyutta kalmıştır. "an", içinde bulunduğumuz şu geçici zaman, her an geçmişe karışmaktadır. Bütün olaylar akan bir ırmaktaki su damlacıklarına benzetilebilir. Akıp giden sular gibi olup biten olayların yeniden yaşanmasına, "mazi" denilen geçmiş zamanın tekrar gelmesi olası değildir. Gelecek ise henüz şekillenmemiş, biçimlenmemiştir. Bir yıl, bir ay sonra, bir gün hatta bir saat sonra bile ne olacağı noktasında kesin olarak bir yargı geliştirmemiz bizi yanıltabilir.

bende şu zaman olayına, kafayı fena taktım. değerli dostlar biz en iyisi zamanı iyi değerlendirip  rabbimize birer salih kul olma yolunda adımlarımızı hızlandıralım. zaman hızla geçiyor ve hiç bir yaratılmış buna engel olamıyor.

selam ve dua ile
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
_uMuT_
Mir Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4510


seven sevilene tabi olur.


« Yanıtla #2 : 28 Ağustos 2009, 09:40:48 »

zaman bi nehir gibi akıp gidiyor ömür sermayemizden. dün gitti yarın ise mechul. yaşadığımız zaman şimdiki andır onu ne şekilde değerlendirdiğimiz çok önemli. unutmamamak lazım ki dün geçti ama hesabı kitabı geçmedi geçen her anın ve zamanın hesabını kitabını vereceğiz kuşkusuz. zamanımız nerede harcandı yapabileceğimiz hizmetleri yapabildik mi yerinde ve zamanında, ibadetlerimizi hakkıyla yerine getirebildik mi yaşadığımız zaman diliminde. ve zaman sıkıntısının olmadığı vuslata ne hazırlığımız oldu fani olan bu zamanda...

Allah razı olsun ellerinize sağlık..
Moderatöre Bildir   Logged

                                                                 (dualar sana filistin)
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
ZAMANIN DEĞERİ İslami Hayat Tarzı Helen 0 214 Son Mesaj 02 Eylül 2007, 21:45:49
Gönderen: Helen
AMAN SAKIN TIKLAMAYINNN!!!!... ;) :) Mizah HabiR 7 371 Son Mesaj 07 Mart 2009, 18:23:10
Gönderen: HabiR
SAKIN AHİRETİN VE HESAP GÜNÜNÜN VARLIĞINI ANLAMAZLIKTAN GELMEYİN İslami Hayat Tarzı arab 0 154 Son Mesaj 28 Ağustos 2009, 21:59:12
Gönderen: arab
Tek Yol Göstericinin Kuran Olduğunu Unutmayın İslami Hayat Tarzı arab 0 130 Son Mesaj 08 Eylül 2009, 17:05:17
Gönderen: arab
Yaşanılan Her Anın Kaderde Olduğunu Unutmayın İslami Hayat Tarzı arab 0 147 Son Mesaj 08 Eylül 2009, 17:26:02
Gönderen: arab
Tenvin ve Nun'u sakin Tecvid dersleri __YaZ_yAğMuRu__ 3 422 Son Mesaj 10 Kasım 2009, 12:42:08
Gönderen: __YaZ_yAğMuRu__
CHP MUVAFFAK OLDUĞUNU SÖYLER (?) Serbest Bölüm HabiR 0 133 Son Mesaj 13 Aralık 2009, 15:37:11
Gönderen: HabiR