0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Salihlerin öyküsü: Feridüddin-i Attar  (Okunma Sayısı 314 defa)
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« : 09 Temmuz 2010, 11:41:57 »

Salihlerin öyküsü: Feridüddin-i Attar

 
"Tarih Hicri 513’ü (M. 1119’u) gösteriyordu. Nişabur’da, ilaç, parfüm, esans satan İbrahim el-Attar’ın bir oğlu olmuştu. Adı Muhammed konuldu, kulağına ezan okundu.
Küçük Muhammed, çocukluk döneminde Şadbah kasabasında bir yandan babasından attarlık mesleğini öğrenirken, diğer yandan da Kutbuddin Haydar isimli bir büyük zatın sohbetlerine katılıyordu. Muhammed’in lâkabı Feriddüdin idi ve herkes onu böyle tanırdı.

Babası vefat edince, babasının yerine o geçti ve artık kasabanın Feridüddin-i Attar’ı idi. Bu dönemde çok kıymetli eserleri, aynı zamanda velilerin hayatlarını ve menkibelerini de okuyordu.

Bir gün bir derviş dükkânının önüne gelip kapıdan içeriye bakmaya başladı. Gözleri dolarak bir ah çekti. Feridüddin-i Attar ona: “Neden öyle aptal aptal bakınıp duruyorsun? Yürü git işine, senin için hayırlısı budur” dedi.

Derviş: “Ben yükü hafif bir adamım. Dünyada bu hırkadan başka bir şeyim yok. Böyle olunca bu dünya pazarından çabuk ve kolaylıkla geçip giderim. Fakat sen bu ağır yükleri derleyip topla, kendi başının çaresine bak” deyince, Feridüddin-i Attar; “Sen bu dünyadan nasıl geçip gidersin?” dedi. O zat da: “Bu hırkayı sırtımdan çıkarır, başımın altına yastık yapar, canımı Hakk’a teslim ederim” dedi ve hırkasını başının altına koyarak; “Allah” deyip ruhunu teslim etti.

Bu durum karşısında evliyaya olan bağlılığı, dinini öğrenme istek ve arzusu dayanılmaz hale gelince, attarlığı terk etti. Dükkânında bulunan eşyayı Allah yolunda sadaka olarak dağıttı. Rükneddin-i Ekaf isminde büyük bir zatın dergâhına giderek, talebelerinden oldu.

Bir ara hacca giden Feridüddin-i Attar hazretleri, yolculuk esnasında tasavvuf ehli ve ariflerden birçoklarıyla görüştü. Bundan sonra tasavvufa dair kitapların mutalaası, nasihat, tasavvuf ve hakikate ait şiirlerle meşgul oldu. Otuz üç eser kaleme aldı, bunların geneli tasavvuf ile ilgilidir ve velilerin menkıbelerini konu alan “Tezkiret-ül Evliya” adlı eseri dışındaki eserlerinin hepsi manzumdur.

Moğol istilasında, bir Moğol askeri tarafından 114 yaşındayken esir alınan Feridüddin-i Attar hazretleri, Moğol askeri tarafından öldürülmek istenince halk; “Bu ihtiyarı öldürmekten vazgeçersen, kanına bedel olarak bin altın akçe veririz” dediler. Moğol askeri onu bu fiyata satmak istedi. Fakat Feridüddin-i Attar ona: “Sakın beni bu fiyatla satma, çünkü sana kanım için daha fazla fiyat verirler” deyince asker satmaktan vazgeçti.

Bir süre sonra başka bir şahıs gelerek askere: “Bu yaşlı zatı öldürmekten vazgeç. Onun kanına karşılık sana bir torba saman vereyim” deyince Feridüddin-i Attar hazretleri: “İşte beni şimdi sat. Çünkü esas fiyatımı ve kanımın değerini buldum. Bundan daha fazla para etmem” dedi.

Bunun üzerine öfkelenen Moğol askeri onu şehid etti. Şehadet şerbetini içen Feridüddin-i Attar hazretleri, kesik başını elleri arasına alarak yarım fersahlık (3 km’lik) bir mesafeyi koşarak kat etti. Şu anda türbesinin bulunduğu yere varınca, oraya düştü ve ruhunu teslim etti.

Kadı’l Kudât Yahya b. Said’in oğlu vefat edince, oranın ahalisi, Feridüddin-i Attar hazretlerinin ayak ucuna oğlunun başı gelecek şekilde defnedilmesini istediler. Yahya b. Said itiraz ederek: “Oğlumun, efsane anlatan, hurafeci bir ihtiyarın yanına bu şekilde gömülmesi doğru olmaz” dedi. Kadı, o gece rüyasında veli ve Kutupların Feridüddin-i Attar hazretlerine hürmet ve tazim ettiklerini ve oğlunun “Babacığım yanlış yaptın. Beni Allah’ın veli kullarının bereketinden mahrum bıraktın. Çabuk imdadıma yetiş” dediğini görür. Bunun üzerine kadı, hemen Feridüddin-i Attar hazretlerinin ayak ucuna oğlunun defnedilmesi için izin verir. Önceki gün söylediklerinden tövbe ederek Feridüddin-i Attar hazretlerinin kabri üstüne bir türbe ile yanına bir imarethane yaptırır.

Mevlana Celaleddin-i Rumi gibi büyük zatların, onun eserlerinin tesiri altında kalması, Feridüddin-i Attar hazretlerinin kıymetini anlamamıza yardımcı olacaktır. Allah (cc) mekânını nurla doldursun, makamını yüceltsin. Âmin.
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
MAZLUM SUSANIN ÖYKÜSÜ Öykü - Hikaye ve Kıssalar huseyni_sevda 9 897 Son Mesaj 15 Eylül 2007, 20:15:37
Gönderen: mizgina_islam_
Bir "civciv" nasıl oluşur? Muhteşem yaradılış öyküsü.. Resimler ve flashlar züleyha 8 596 Son Mesaj 17 Mart 2008, 15:41:50
Gönderen: resule_sevgi
yeni müslüman olmuş (doğruların öyküsü murtaza mutahari) Öykü - Hikaye ve Kıssalar vuslat 1 225 Son Mesaj 06 Eylül 2009, 16:01:41
Gönderen: seriyye
FERÎDÜDDÎN-İ ATTÂR İslam Alimleri ve öncüleri vuslat 2 219 Son Mesaj 13 Kasım 2010, 16:12:34
Gönderen: Hicran Yürekli
Küçük Zehra’nın Yürek Burkan Öyküsü Yurttan haberler MERXAS 0 113 Son Mesaj 17 Şubat 2011, 08:46:16
Gönderen: MERXAS