0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Şehid Olmak İçin Dua Edin  (Okunma Sayısı 170 defa)
hamne
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 726



« : 18 Mart 2009, 15:53:12 »

Ağlamıyordu... Önünde kefenlenmiş beş küçük kardeşinin soğumuş cesetleri vardı...

Dingindi, sakindi. Mütevekkil bir eda ile etrafına bakınıyordu. “Biz 7 kardeş uyuyorduk” dedi. Sesinde hafif bir titreme vardı, ama yine de ağlamıyordu.

Ağlamıyordu... Yüzü hüzünlüydü evet; ama yine de gözyaşı dökmüyordu. “Beş küçük kardeşim atılan bombalarla vuruldu. Kardeşlerim can çekişiyordu. Onlara ‘Şehid olmak için dua edin!’ dedim. Benden küçük olan beş kardeşim şehit olmak için dua ederek ruhlarını teslim ettiler” dedi.

Bu sözleri söyleyen yıllarca ilim okumuş, medreselerde dirsek çürütmüş bir âlim değildi. Ama âlimler onun yakini ilmi karşısında nadan kalırdı. Cepheden cepheye koşmuş, savaş meydanlarında korkusuzca savaşmış bir kahraman da değildi. Ama kahramanlık, bu küçük kızın teslimiyetinin yanında söz edilmeye değer bir vasıf bile olamazdı. Tasavvuf ve zühd yollarında zirveleri zorlamış bir salik hiç değildi. Ama Hallac–ı Mansurlar, Beyazıd–i Bistamiler, Bişr–i Hafi’ler onun bu katıksız imanına gıpta ederler, uğradığı musibetin ağırlığı karşısında gösterdiği bu teslimiyet karşısında hicap duyarlardı.

Daha on iki yaşındaydı. Adı İman, kendisi ise tepeden tırnağa imandı. İman, ete kemiğe bürünmüş bir halde karşımızdaydı. Tertemiz bir yüzü, o güzel yüzünün iffetinin simgesi usulca örtülmüş bir başörtüsü vardı. Kameradan gözlerini kaçırıyor; ama ağlamıyordu. O küçük yaşında dağları sarsacak bu musibet karşısında başı dimdikti. Korkmuyordu, beş şehidin ablası olmanın sorumluluğuyla şehid düşmüş kardeşlerinden bir anne şefkatiyle söz ediyordu.

Ağlamıyordu... Hem niye ağlasın ki? Ağlamak gayretsiz Arap yöneticilerine daha çok yakışırdı. Ağlamak, Filistin’in yaşadıkları karşısında naçar oturan bizlere daha layık değil miydi? O bir Filistinliydi. O bir ablaydı, beş şehidini metanetle toprağa vermiş bir abla... O artık ümmetin ablası olmuştu, ümmeti temsil ediyordu. Onu, ümmetin Siyonist zulmü karşısındaki sessizliği hiç ilgilendirmiyordu. Allah’a imanın, Rahman’a teslimiyetin zirve noktasındaydı.

Ümmetin bu abladan, Filistin halkından öğrenecek çok şeyi var. Kamera ne tarafsa yönelse şehid düşmüş bedenler, parçalanmış Müslümanlara takılıyordu gözlerimiz... Ama her şehid düşenin yanında “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” diyen sabır dağlarını da görüyorduk. Son nefesinde şehadet getiren yiğitler, aldığı yaradan dolayı konuşamayan, sadece şehadet parmağını kaldırabilen azizler gördük. Evlatlarını soğuk toprağa veren analar gördük. O analar ki evlatlarını gözlerinden sakınırken, şimdi cansız bedenleri önünde çaresiz ağlıyorlardı; ama yine de ‘Biz Allah’tan geldik, yine O’na döneceğiz!’ demekten geri durmuyorlardı. Onlar tüm dünyaya “Şehadeti olan bir millet için esaret yoktur” düsturunu yaşayarak öğreten kahramanlar olarak yüreklerimizde müstesna bir yere sahip oldular...

Gazze’li kardeşlerimiz öyle bir musibete uğradılar ki eğer “Andolsun Rabbine, biz onları da, şeytanları da mutlaka haşredeceğiz, sonra onları cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş olarak hazır bulunduracağız” ayeti imdada yetişmeseydi doğrusu insanın başını çaresizlikten taşlara vurması işten bile değildi. Bu zulmü gören Rabbimiz, zulme şahitlik yapacak şehitlerimiz var. Dualarımız o her şeye gücü yeten, narın ve nurun Rabbine... Her yerde hazır ve nazır olana... Koruyup kollayana, görüp gözetene, uyku ve uyuklamadan münezzeh olana... “Sonra, her bir gruptan Rahman’a karşı azgınlık göstermek bakımından en şiddetli olanını çekip çıkaracağız” ayetinin sahibine ellerimizi açıp yalvarıyoruz, “İlahi!” diyoruz, “Bir sayha yeter, bir ‘Kun’ emri yeter” diyoruz.

Filistin’im, cancağızım... Kudüs’ün özgürlüğü için yıllardır ümmetin namusunu kurtaran, vurulan, dipçiklenen, kolları taşlarla kırılan ama bilekleri bükülmeyen yiğitlerin diyarı... Ve Gazze... Ambargonun yiyip bitirdiği, tükettiği belde... İmanları dağlardan daha sarsılmaz kardeşlerimizin yaşadığı düşler ülkesi... Şu anda Allah’a hesabını en kolay verebilecek kardeşlerimiz hiç kuşkusuz onlardır. Bizim gibilerin hesap verecek yüzleri var mı, onu herkes kendi vicdanına sorsun.

Dedim ya, ağlamıyordu... Gözyaşları mı kurumuştu bilemiyorum; ama ağlamıyordu... Bildiğim bir şey varsa o da onu izleyen herkesin ağladığıydı. Bu küçücük ablanın iman ve metanetine mükâfat olarak dünyayı ayaklarının altına serseniz bile yine de bir şey yapmış olamazsınız. Cennet niye var sanıyorsunuz?


İskender Tutar (inzar Dergisi 53. Sayı)

Moderatöre Bildir   Logged

''Ne mutlu Hanne gibi adayanlara ünlem
Ne mutlu Meryem gibi adananlara ünlem
Ne mutlu Zekeriya (a.s) gibi bahçıvanlara ünlem
Ne mutlu Yahya ve İsa (a.s) gibi (manevi kurban) kurbanlara ünlem''
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
şehid rantisi ve şehid ahmet yasin Film ve Belgeseller by_selam 7 822 Son Mesaj 21 Mayıs 2008, 00:33:21
Gönderen: Xerip
Şehid Ebu Musab Ez-Zerkavi ve Şehid Ebu Yemen El-Bağdadi Arasındaki Röportajdann Düşünce yazıları/Makaleler Ehlibeyt 0 168 Son Mesaj 31 Mart 2009, 12:13:32
Gönderen: Ehlibeyt
Muzaffer Olmak İçin Gerekli Şartlar: Serbest Bölüm hamza01 0 138 Son Mesaj 05 Ekim 2009, 16:11:35
Gönderen: hamza01
Gül Yetiştirmek İçin Toprak Olmak Gerek... Çocuk Eğitimi Bişnev 2 246 Son Mesaj 13 Ekim 2009, 20:26:43
Gönderen: kördüğüm
Mutlu Olmak İçin Kişisel Gelişim hamza01 1 230 Son Mesaj 05 Kasım 2009, 21:32:07
Gönderen: yas gülü
Aklı Olmak ya da Akıllı Olmak Kişisel Gelişim Kavl-i Leyyin 0 270 Son Mesaj 05 Eylül 2010, 20:14:44
Gönderen: Kavl-i Leyyin
Şehid Kimdir, kimlere Şehid Denir? Şehidlerimiz « 1 2 3 4 5 » Şehid Renginde 44 1986 Son Mesaj 13 Ekim 2010, 19:27:18
Gönderen: vuslat