0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Şehit Rehberin sözleri  (Okunma Sayısı 308 defa)
EBU_HUZEYFA
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 132


« : 11 Eylül 2009, 23:36:08 »

Bismillahirrahmanirrahim


Beşeri tağutların sevgisini değil, Hz. Muhammed aleyhisselatu vesselam ve onun izleyicilerinin sevgisini kalbimize yerleştiren Allah’a Hamd olsun.
Küfrü, zulmü görüp tanıdıktan sonra çaresizlik içerisinde oturmayı değil, cihad aşkı ile davranmayı bize ihsan eden Allah'a Hamd olsun.
 Menfaat korku ve bencillik putlarından uzaklaştırıp, azabının, gazabının şefkatinin rahmetinin havf ve reca terazisini aklımızdan çıkarmayan Allah’a Hamd olsun.
 Zalimlerden, müstekbirlerden nefret ettirip onların yanında değil; mazlumların, mustazafların yanında yer almayı nasip eden Allaha Hamd olsun.
Ümmetin fer’i ihtilaflarını ümmeti parçalamak için Müslümanları ayrıntılarda boğarak birbirine düşüren emperyalizmin bu tuzağına da düşürmeyen Allah’a Hamd olsun.
Mahlukatın en şereflisi, en faziletlisi, en erkemi, alemlere rahmet olarak gönderilen, muttakilerin imamı, mücahidlerin lideri Hz. Muhammed’e selatu selam olsun.
İslam nimetinin bize kadar ulaşmasında büyük emeği geçen zulüm dünyasının adilleri, karanlık dünyanın nurları olan âline ve ashabına da selatu selam olsun.
Küfrün saldırısına, parçalamasına, bölmesine maruz kalan mazlum ümmetin şehidlerine, küfrün zindanlarındaki mücahidlere, İslam’ın ölümsüz mesajını yeryüzünde yaymak için canını vermeye hazır davetçilere selam olsun.

 TARİHTE TEVHİD KAHRAMANLARI
Tarihta eziyet çeken tevhid kahramanlarını tanırsanız, davayı omuzlamanın ve mücadele etmenin lafla değil, yaşanarak verildiğini görürsünüz ve bugün öylesi kahramanların misyonunu, cemaatin ve cemaatin birer ferdi olarak sürdürmenin nasıllığını idrak edersiniz. Ve yine görürsünüz ki, mücadele veren müslüman galiptir, üstündür. Ya kendisininde yaşadığı bir zaferi görür, ya davasının galip gelmesi için gerekeni yapar ya da Rabbinin razı olacağı şekilde farz olan vazifesini eda eder... O halde hangi hal üzere bulunursa bulunsun; hedefine giderken, yükümlülüğünü ve sorumluluğunu idrak ettiğinden galiptir. Müslümanın bu mücadelede mağlup olması yoktur. Bireysel ya da toplumsal olarak sapmak mağlubiyettir, hüsrandır.
Biliyorsunuz, İslam'ın galibiyet ve mağlubiyete getirdiği yorum, beşeri ideolojilerinkinden farklıdır. Beşeri anlamda galibiyet, İslam'a göre mağlubiyet olabilir. İslam; galibiyeti ve üstünlüğü imana ve imanın gereklerini yapmaya bağlamıştır. Kur'an bunu; "Gevşemeyin, üzülmeyin eğer inanıyorsanız üstünsünüz" fermanı ile karara bağlamıştır. Burdaki üstünlük mutlak anlamda olup iman şartına bağlanmıştır. Üstünlük, galibiyeti de kapsamına almaktadır. O halde mü'min ölse de kalsa da galip olduğuna göre hak üzere olan taifeye bağlı demektir. Yani Hz. Peygamber (ASM)'ın kıyamete kadar hak üzere galip geleceğini söylediği taifeye tabi demektir. Bu Kur'an'ın mücadele suresinde galibiyetini te'yid ettiği HİZBULLAH'tır.

Tarihi okursanız, mücadelenin mihveri olan tevhidi ve tevhid kahramanlarını; onların karşısında da kafirlerin elebaşlarını, müşrikleri göreceksiniz. Allah'a kul olup şeriatini yaşayanlar ile; heva ve heveslerine uyan insanlar arasındaki mücadelede, her insanın mutlaka bir tarafta yer alıp mevzilendiğini kimse inkar edemez. Darb-ı mesellerde Kur'an bu konuyu kesin ve keskin bir şekilde dile getiriyor ve bu hususu iman edilcekler derecesine çıkarıyor.
Mü'minlerin kafirlerle olan mücadelesi, Allah'ın nizamını yaşamaları ve tağutları red etmeleri esasına ya da kafirleri tevhidi kabule zorlamaya dayalıdır. Hiç bir zaman ekonomik ve sosyal nedenlerden dolayı değildir ve olmamıştır. Çatışmanın temeli, ekseni tevhiddir.

TARİHTE MÜ'MİNLERİN KARŞILAŞTIĞI İŞKENCELER
Hz. Peygamber Aleyhisselatu vesselam, nübuvvetini izhar ettiği ilk yıllarda kendisine iman edenlerle beraber müşriklerden çok eziyet gördüler. Özellikle sosyal konum itibari ile zayıf ailelere mensup müslümanlar çok sıkıntı ve işkence gördüler. Bunlardan meşhur bazı örnekler vererek davanın şahıslardan örüldüğüne bakalım:

1. Bilal ve onun gibi ya dava ya ölümüne işkence görenler tevhid için direnerek muvahidlerin misyonunu devam ettiriyorlardı. Müşrikler onları tevhidi inkara zorluyorlardı. Onlarsa canları pahasına azimeti seçerek tevhid kelimesini haykırıyorlardı.

 2. Ammar, tevhid için direniyordu. Ama ikrah karşısında Peygamber Aleyhissalatu vesselam'ı inkar ettiğinde çok üzülmüştür. Öyle ki annesinin ve babasının gözleri önünde şehid edilmesi kendisini bu kadar üzmemişti. Ama Peygamber Aleyhissalatu vesselam'a kalbinin iman ile dolu olduğunu söylemişti. Hz. Peygamber Aleyhissalatu vesselam'da; "Böyle bir durum ile karşılaşırsan bir daha yapabilirsin" demişti. Ammar'ın ikrah (öldürücü işkence) karşısındaki inkarı, müslümanların sırlarını vermeye dayalı değildi. Müşriklerin ağır, öldürücü işkenceleri karşısında takiyye yapmıştı. Bu gibi durumlarda müşriklerin ne istediğini anlamak ve azimet ile ruhsatı birbirinden ayırmak lazımdır. Hangisinin hangi alan ve işlemlere karşılık olduğunu bilmek lazımdır. Ammar, fiili olarak müslümanlara zarar verecek hiçbir itirafta bulunmamıştır. Ammar'ın durumuna giren, ikrah karşısında islami Cemaati olmadığını söyleyebilir. Siyasi müdafaa yapmıyorsa eğer, bu bir takiyyedir ve ruhsattır. Siyasi müdafaa'da şartlarında mütalaa edilen karara bağlıdır. Bu kararı da cemaat verir. Ama takiyye de olsun, ruhsatları kullanmada olsun, kesinlikle ölüm pahasına olsa dahi müslümanların sırları verilemez. Yani islami Cemaati olmadığını söylemesi ile ilgili cevaz ona cemaatin sırlarını ifşa etme iznini vermez. Çok zorlanırsa bilmediğine dair delil getirmelidir.

Ya da müşrikler Ammar'ı davasından vazgeçirmeye çalışıyorlardı. Müslümanların sırlarını vermeye zorlamıyorlardı. Müslümanların sırlarını vermeye zorlamıyorlardı. Asr-ı Saadette münafık vardı ama itirafçı yoktu. Bugün ise kafirler, mürtedler; müslümanlardan inkar etmeyi değil; cemaatın sırlarını istiyorlar. Bu farkı iyi tesbit edip görmek lazımdır. Ammar'ın durumu işkencede konuştuğundan dolayı üzülenler için örnektir. Ammar Mekke dönemi merhalesindedir. Henüz cihad emri gelmemiştir...

KARARLILIK, ÇEKİNGENLİK VE GÜVEN

Bir işe girişirken işin gerekenleri ve sorunları görülüp hesaplanmalıdır. İşleri enine-boyuna ince hesaplardan geçirmek gerekir. Onun için günü birlik olmamak, uzağı görmek ve ileriyi düşünmek kararlı gidişin esaslarındandır.


Sürüklemek; idare etmek, sürüklenmek ise; idare edilmektir. Sorunları sürüncemede bırakmayın.

İNSANI FARKLILAŞTIRAN UNSURLAR

"O'nun delillerinden biri de, göklerin re yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin ayrı ayrı olmasıdır. Şüphesiz bunda, bilenler için ibretler vardır." (Rum Suresi - 22)

Dillerin farklılaşmasına etki eden unsurlar:

1. İlişkilerin sıklığı oranında dil farklılıkları aza iner.

2. İnsan ahlakının birbirinden farklılaşmasına etki eden amiller, dinlerin yol göstermesi, medeniyetlerin oluşması, bilimsel çalışmalar.

3. Mizaç, psikoloji ve sosyal psikolojik farklılıkların nedenleri, evlilik ilişkileri yolu ile genetik intikal, çevrenin ve iklimin etkilemesi, icra edilen mesleklerin etkisi ile tevarüs edilir.

4. İnsan siması, nurluluk-nursuzluk, doğal olarak bazı şeylerin eserlerini gösterir. Nur sadece beyazlık değildir. Sakal için nur denilmiştir.



İslam hak olduğu için yıkılmaz. İslam kadar direnen bir sistem yoktur. Bu kadar kendisine düşmanlık eden insanlar olmasına rağmen, insanları bu kadar kendisine bağlayan bir sistem beşeri olsaydı çoktan ölmüş olurdu.
Allah'IN ASKERLERİ KISIM KISIMDIR

Nemrud ve ordusuna karşı sivrisinek, Ebrehe ve ordusuna karşı ebabiller, Ebu Cehil ve arkadaşlarını örümcek ağı ve güvercin acze düşürmüştür. Zaman (bast-ı zaman), mekan (Tayy-i mekan), tabiat olaylarının (ayın ikiye bölünmesi, bulutların gölge olması), karanlık, ses, afetler vs. ile inkar edenleri acze ve hayrette bırakmıştır.


 TERÖR'ÜN FELSEFESİ
Terör, amacına göre kendini tanıtma, emellerini gerçekleştirmeye aracılık etme, güçten düşülmediğini göstererek taraftarlarına moral verme ve karşı tarafa varlığını hissettirme amacını taşır. Bireysel olarak kahramanlaşma arzusuna dayanır. Dolayısıyla terör bir taktiktir; savaş, saldırı ve savunma değildir.


 MÜREBBİ VE İÇ TEMİZLİĞİ

Terbiyeci; şahsı işi yaptırmak için eğitir ve adapte ederek hazırlar. Zorlamaları da bozucu değil, eğiticidir. Eğiten, terbiyecinin terbiye ameliyesine uymadığından dolayı kendinden yakınırsa istifade eder. Mürebbisinden yakınan kimsenin nefsi söz konusu şahıs tarafından ıslah edilemez.
Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışmak ne demektir? Mü'min kişinin dünyadaki ödüllendirmesi nasıl olur, üzerinde düşünüp araştırmak gerekir.

 İYİLİKLERİN İYİLİK GENEL GİDİŞATINI TIKAMASI

İslam'ın tamamının bir blok olarak yürütülmesi gerekir. Tek farzı yerine getirip diğerini (cihadı) temennilere bırakmak, fert alanında iyilik genel gidişatını tıkamak olur.


Desteklemek ile şahidlik farklıdır. Biri objektif tarafsızlık iken, diğeri subjektif taraflılıktır. Tamahkarlık körlüktür.
HÜSN-Ü ZANN
 Sosyal ilişki düzeyindeki islami kardeşliğin paratoneri hüsn-ü zandır. Ya da hüsn-ü zan islam toplumunda konsensüs'tür. (fikir birliği, mutabakat, uzlaşmadır)


*Davayı savunun büyürsünüz. Şahıs cemaat sürecinde kendine söz getirmemeyi amaç edinirse yapay başarılara ve başarısızlıkları gizleme yollarına tevessül eder. Asıl yıkıcı ve kaçınılması gereken budur.


*Dava sorumluluğu havale edilemez; beklenen gelmez, gelecek olan ancak çalışarak gelir.

*Mücadele uzmanlık isteyen bir iştir. Surlar, burçlar, hendekler; muhakemeye, görmeye ve işitmeye terk-i mekan etmiştir.
Kazanımlar, planlı ve proğramlı çalışmaya bağlıdır. İşlerin tamamı önceden proğramlanmalıdır....
Bir işin hedefi belli değil ise yapılması sorunlar doğurur. Onun için hedef verilmelidir.
Zamanında yapmama, biriktirme, havale etme, geciktirme, gevşek tutma, savsaklama, ihmalkarlık büyük sorunları meydana getirir.

 Kapatamayacağınız kapıyı açmayın, geri çeviremeyeceğiniz oku atmayın.

* Sevgi beğenilene, adalet ise hak edene verilir.

* Öğrenmek için soru soran kişiyi sorusundan dolayı küçümsemek cehalettir.


* Daima ölümü isteyin, size hayat hibe edilecektir.     
RİSALE-İ NUR'UN DEĞERİ
1. Bölgemizin ve toplumumuzun yetiştirdiği büyük bir islam aliminin orjinal bir eseridir.

2. İnsan için fert ve toplum olarak çok temel konuları işliyor.

3. Üstad, risaleyi bir yıl mütalaa edenin zamanın alimi olacağını söylüyor.

 4. İnsanın konuşma kabiliyetini ve tahlil yeteneğini geliştirdiği gibi düşünme yolunu açıyor ve düşünmeyi sevdiriyor.

 5. Akideden gelen hastalıkları tedavi ediyor.

 6. İslam'ın temel konularında her suale cevap veriyor.

7. Hemen hemen tamamı savaşlarda, sürgünlerde, muhaceratlarda yazılmıştır.

 8. Mücadele edenin imanını müthiş takviye ediyor. Yılgınlık, bezginlik, tembellik gibi kötü hastalıkları bertaraf ediyor.


* Eğer dünya islam'a göre kurulu değilse, sorumlu müslüman onu değiştirmekle mükelleftir.
Dünyada gidenlerin gidişinde geri kalanların durumu nedir? Niye onlarla beraber gidip ulaşmak hasreti güçlü bir şekilde kendini hissettirmiyor. Gitmemelerini, baki kalmalarını istiyorlar. Bunun emaresi olarak ağlayıp dövünüyorlar. Oysa insanın çok sevdiği kişiler göçüp gitmiştir. Niye ölümden korkuluyor. Özellikle mü'minler niye korkuyorlar?


*Kalplerdeki gizliyi bilen Allah, islam için mücadele veren ve bu uğurda bela ve musibetlere düçar olanları-haşa- unutur mu?

*Hiç unutmayın ki, karanlık soğuk dehlizlerdeki zincir şakırtılarının; saray debdebelerinin  korkulu rüyası olması tarihe has bir olay değildir. Zindanlar, davaları için mücadele edenlerin savaş meydanlarıdır. Bu savaşa katılanlar elbette bir çok şeyi göze almışlardır.
Küfür karanlığının karanlık gecelerinden olan zindan, mü'minin, davasının hakimiyetine engel olunmasına dayanamayıp karşı çıkınca karşılaştıklarındandır. Bir adım, bir safhadır. Davetçinin karşılaştığı bir imtihandır. Orada çekilen ızdırap, dökülen gözyaşı bu davanın oluşumunda dökülen kan gibidir. Dava uğruna dökülmesi arzulanan kanın en önemli temizlenme yeridir.


*Şehid ve tutuklular bir elmanın iki parçasıdırlar. Aynı tadı, aynı rengi, aynı kokuyu taşırlar. O halde tutuklu, bir parçasının şehid olduğunun şuurunda olmalıdır ve er geç öbür parçasına ulaşma gayret ve şuurunda olmalıdır.

**********************************************************************************

* Sade üyeliğin, en önemli ve temel görev olarak yaşanaması gerekir.

**********************************************************************************

* Bir davanın mücadelesi, mücadele verenlerin seçim ve tercihine bağlı değildir. Dava için mücadele verecekler dava mücadelesinin şartlarına tabidirler.
* Rabbanilik; objektif olarak Allah'a ibadet etmede hayatı sarfetmektir.

*********************************************************************************

* Şehadet ihlaslı mü'minlerin temel arzusu olmasına rağmen şehid olmamak için çok uğraşılmaktadır.

*********************************************************************************

* İdarecilik her insanın melek haline getirilmesi demek değildir.

*********************************************************************************

* Kendi hayatınızı başıboş akrabalarınızın hayatıyla kıyaslamayın; dava adamlarının hayatları ile kıyaslayın.

*********************************************************************************

* Her birinizi dışarı çıktığınızda, Nur dağındaki küçücük Hira mağarasında Peygamberden ders almış kişiler olarak görmek isteriz.

*********************************************************************************
* Mücadele açısından zindan, meyve yetiştiren tohumları gizleyen toprağa benzer. Gizlilik, görünmezlik ihlası çağrıştırır. İhlas ise kurtuluşu müjdeler. Zindanı, ölümcül hastalıkları tedavi eden acı ilacada benzetebilirsiniz. İlaç acıdır ama hastalıkları tedavi eder. İslami hareketin meyve vermesi tohumsuz mu olacak? Hasta bir toplum, hasta bir halk nasıl ilaçsız tedavi edilecek? Bu işin tohumuda, ilacıda mü'minlerin her yer, her safha, her makam ve her merhaleye uygun olarak verdikleri cihaddır. Peygamber (ASM), zilletten kurtulup dinimiz için cihadı emretmiyor mu?

**********************************************************************************

* Karanlıkları aydınlığa, sabaha çeviren olaylar vardır. Müslümanları gafletten uyandırıp şuuruna kavuşturan olaylarda olmalıdır. İşte o olaylar cemaat olarak biz olalım.

**********************************************************************************

* Muhacerat kaçmak değildir. Muhacerat mü'minlerin, baş eğmezlerin güç yettiremeyince teslim olmayışlarıdır. Muhacir, yüksek dağlardan geldiği yerin kokusunu teneffüs ederken dağlar kadar büyük zulüm dağını hatırlar.

**********************************************************************************

* İslam'ı savunun büyürsünüz. Şahıs cemaat sürecinde kendine söz getirmemeyi amaç edinirse, yapay başarılara ve başarısızlıkları gizleme yollarına tevessül eder. Asıl yıkıcı olan ve kaçınılması gereken budur.

**********************************************************************************

* İslam'ın sorumluluğu havale edilemez. Beklenen gelmez, gelecek olan ancak çalışarak gelir.
NİYETİ DOĞRU ANLAMAK

             Allah-u Teala'nın tecellisi insanın fiiline bağlanmıştır. Bu, insanın muhakemesi için şarttır. Fiil gerçekleşmeyince tecelli muallakta kalır. Masdarsız hasıl-ı bilmasdar olmaz.

**********************************************************************************

* Yöneltici, doğrultucu, terbiye edici üslubun şive yelpazesinin olduğunu bilmek lazımdır.

**********************************************************************************

* Müsbet olsun, menfi olsun bilerek yapılanlar netice getirir. Bir insan herhangi bir şeyi yıkmak için kendini örgütlerse, kendi gücü ve yıkmayı hedeflediği yapının sağlamlığı nisbetinde netice alır. Kendi gücü ise; yapay veya doğal karizması, inanırlığı, zekası, proğramlılığı, yaptıklarının neticesine katlanma rizki gibi unsurların toplamı veya bileşkesidir. Yapılan işin ne olduğu da neticeye etki eder.
* Allah-u Teala mü'min kullarını hiçbir zaman yalnız bırakmaz. Kendi yolunda mücadele edenlere hidayet yollarını gösterir, imtihan eder, fakat en kritik ve muhtaç anlarında salih kullarını mu'cize ve ikramlarıyla himayesine alır. Yeter ki mü'min inancını yitirmesin. Ateşe atılanı, balığın yuttuğunu yanlız ve yardımsız bırakmayan Allah hiç kimseyi unutmaz. Kalblerdeki gizliyi bilen Allah, islam için mücadele veren ve bu uğurda belalara, musibetlere düçar olanları haşa unutur mu? Fakat mü'minleri dener, kafirlere de mühlet verir.

**********************************************************************************

* Her yerin enteli kendine göredir. Entel denilince yalnız metropollerde ateistlerle boşboğazlık yapanlar anlaşılmasın. Bu kaypak unsurlar bugün bir zamanların Osmanlı Tufeylilerinin konum ve pozisyonunu çizmektedir.

**********************************************************************************

* "Küfür tek millettir" (Hadis) Yani; inançta tek millettir. Müslümanlara karşı mücadele de tek millettir, mahşerde tek millettirler. Burada millet, din anlamındadır. Şirk, irtidat, Hristiyanlık, Yahudilik; ateistlik, Laiklik gibi farklı isimler küfür zakkumunun dalları, budakları, değişik şekilleridir.
İslam akidesi açısından aralarında fark yoktur. İslam-müslümanlar söz konusu olunca teklikleri hiç bir zaman bozulmaz.
* Elbetteki islam davasını omuzlamanında bir bedeli olduğunu takdir edip kabul etmek lazımdır. Sorumluluğa lazım olmak, hele hele talip olmak bireysel olarak bazı şeylerden yoksun olmayı, bazı zorluklara, zahmetlere katlanmayı beraberinde getirir. Bu zorluklar, zahmetler, mahrumiyetler sırf o sorumluluğun karşılığı, fiatı, pahasıdır. Ayrıca o sorumluluğu icra ederken, o makama layık olacak şekilde davranmak için de bir bedel ödemek gerekecektir. Ancak ondan sonra der ki; Allah-u Teala, o sorumluluğa talip olmak için yapılan yatırımı, o konuma sahip olduktan sonra en iyi şekilde temsil etmek için gösterilen çabanın zor olmasının karşılığını hem dünya da hem de ahirette verir.

**********************************************************************************

* Rabbanilik; insana insan olarak ve Allah'a iman-inkar noktasında bakarak değerlendirilir. Milliyetine, sosyal statüsüne bakarak değerlendirilmez. Allah ile beraber olmak nefis tezkiyesinin temel hedefidir. Çünkü Allah ile beraber olunca masivaullah'tan ayrılık hasreti çekilmez. İnsanın Allah ile irtibatı koptuğu veya koparıldığı zaman herşeyle irtibatı kopar. Allah ile irtibatı hayatın manası ve temelidir.

**********************************************************************************

* Rabbanilik; objektif olarak Allah'a ibadet etmede hayatı sarf etmektir. O zaman bizim için üzülmekte, sevinmekte Rabbanilik ölçülerine göre olmalıdır. İnsan melek değildir, beşerdir. Bir beşer olarak cehd eder. Ama beşerin heva ve heveslerinde var olan kural ve kaidelere, örf ve adetlere göre değil, Kur'an'ın kıstası, ölçüsü, bakış açısı ile hareket ederek veya ölçüyü yakalamaya çalışmak şeklinde bir niyet ve anlayışla cehd etmelidir. Rabbanilikten kasıt budur.
•   Tecrübesizlik, bilgi noksanlığı ve duygusallık ile birleşirse kolaylıkla maniple olma ortaya çıkabileceğinden bu merhale hassastır. Ufuk genişliği, muhasebe gücü, karar yeteneği, zengin çözüm imkanı, inceliklere vukufiyet gibi hasletlerin kazanılması mü'minlerde bulunması gereken yeteneklerdir.

**********************************************************************************

* Yapılan bir işte yanlış neticeye gitmek hata değil isabet etmemektir. Önemli olan hatanın ihanete, ihanetinde nifağa, irtidata dönüşmesini engellemektir. Bunun için insi ve cinni şeytanlarla gizli bir pazarlığa sürüklenmekten sakınmayı gerektirir.

********************************************************************
Beş temel ödevi yerine getiren her Mümine, cennet vad edildiği doğrudur. Ama bu ödevlerin hiçbiri onu cihada iştirak kadar emin bir şekilde cennete kavuşturamaz.

Tedbir terk edilince tevekkülde terk edilmiş olunur.

Sevgi kalbi bir duyğudur, adalet ise aklın gereğidir, sevgi değenilene verilir adalet ise hak edene tevdi edilir.

Ey islami yöneticiler sizlere sesleniyorum, siz kendinizi halka toprak ettikçe halk sizi başının tacı yapar, siz kendinizi toprağın üzerinde (halkın üzerinde) zırhında tepinen tekebbür sahibi bilgiç insanlar ettikçe, halk sizi ayaklarının altına alır.
•   
(Şehid imam islami direniş  lideri)
•   ***
•   


MUVAHİDLERİN MİSYONU DEVAM EDİYOR
Bugün tevhit mücadelesinin temsilcileri dünyanın her tarafında vardır. Allaha hamd olsun ki, Hızbullahi Cemaat da kendi mıntıkasında bu tarihi misyonu temsilciliğini yapmaktadır. Dolayısıyla bu Cemaat mensupları, İsa aleyhisselamın Havarileri ve Hz. Muhammed aleyhisselatü vesselamın ensarı ile muhacirlerin ahlakını pratize etmelidirler. Biliyorsunuz bu tarihi isimler, peygamberlerin cemaatlerinin mübarek isimleridir. Hanif olan Eshabül Kehf, havari, muhacir, ensar… Kuran da zikredilen cemaat isimleridir. Hızbullahi Cemaat da, bu konum ve misyonu yakalayıp muhafaza etmek zorundadır. Bu uğurda yapılanları; olan bitenleri Allahu Teala biliyor. Ve Allahu Teala mümin kullarını hiçbir zaman yalnız bırakmaz. Kendi yolunda mücadele edenlere hidayet yollarını gösterir. İmtihan eder fakat en kritik ve muhtaç anlarında Salih kullarını mucize ve ikramları ile himayesine alır. Yeterki mümin inancını yitirmesin. Ateşe atılanı, balığın yuttuğunu yalnız ve yardımsız bırakmayan Allah, hiç kimseyi unutmaz. Kalplerdeki gizliyi bilen Allah, İslam için mücadele veren bu uğurda belalara ve müsibetlere düçar olanları haşa unuturmu? Fakat müminleri dener, kafirlere de mühlet verir. Mükafat ve ikapların tecellisin; yapılanların niteliğine göre, dünya ve ahirete taksim eder. Allahın kanunları, insanlar için böyle bir strateji koymuştur. Hani müşrikler peygamber aleyhisselatü vesselama “Haydi bize bir ceza indir de görelim” diye istihza ettiler. Bunun üzerine “Deki kendi kendime Allahın dilemisinden başka ne fayda ne de zarar verebilirim. Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği vakit ne bir saat ileri gelirler ne de bir saat geri kalırlar” ayeti nazil oldu.
Bu bakışla, tevhit uğrunda mücadele veren evvelki ümmetleri; en başta Peygamberleri ve onların izleyicileri olan kahramanları düşünün… İslam’ın hak davanın, insanlığın ve tarihin… onların omuzları üzerinde yükseldiğini göreceksiniz. Eshab-ı Kehfin kısasına bakın dönüşü olmayan muhaceratın kahramanlarını göreceksiniz. Rablerin iman eden o gençler, zalim topluluk ve yönetimleri nasıl arkalarına alarak terk ettiler. Kuran, mücadelelerinin bütün boyutların değil; sadece bir ucunu gösteriyor. Biliyorsunuz muhacerat kaçmak değildir. Mühacerat; müminlerin, başeğmezlerin güç yetirmeyince teslim olmayışlarının ifadesidir. Muhacir gözden dökülen yaş, gibidir. Hicret gözyaşı; anaya, babaya, kardeşe, eşe, dosta vatana… yüksek dağlardan geldiği yerin kokusunu teneffüs ederken dağlar kadar büyük zulüm dağlarını hatırlatır. Bu muvahhidin güç yetirmediğinden muhacir olduğunu anladıkça içten içe yanmasını insanı ağlatmaz mı? İnsanı duygulandıran bir çok olay vardır. Fakat en çok duygulandıran, kalpleri hetune çevirenlerin başında muhacerat olsa gerek…
(Şehid imam islami direniş  lideri)





Davet tarihinde, davaların oluşumunda ve davaların zafere ulaşmasında muhaceratın önemli ağırlığının olması da bilinen bir gerçektir.
yada beni duygulandıran, kalbime fazla dokunan bir şeydir muhacerat. dolayısıyla şimdi dava uğruna küçük yaşında garip bir muhaceratı yaşayan gençlere fazla meylim vardır. Benim yanımda çok nazdadırlar. Toplumumuz his ve yiğitlik toplumudur.Hareket halinin piskolojisine sahiptir. Vatandaşlık soğuk duvarınn yaşamamıştır. Zulme uğramış, muhacir olmuş ama susmamıştır. Özellikle İslamın iktidardan düşmesinden itibaren durulmayan bu hali bizleri de kuşatmıştır. Biliyorsunuz göçlerde, muhaceratlarda bir hüzün bir keder vardır. Hüzünlerin çepe-çevre insanı kuşatması vardır. Hicrete zorlayanlar da belli bir burukluk hissedilmez, farkedilmez. fakat hicret edenlerin geride kalan arkadaşlarını bir hasret ve burukluk kaplar. hatta bir tutuklunun tahliyesi geride kalanlarda bir burukluğa, hasrete sebep olur.
Peki ya dünyada geride kalanların durumu nedir? Niye onlarla beraber gidip, ulaşmak hasreti güçlü bir şekilde kendini hissettirmiyor. gitmemelerini, baki kalmalarını istiyorlar. Bunun emaresi olarak ağlayıp dövünüyorlar. Oysa insanın çok sevdiği kişiler göçüp gitmiştir. Onlara ulaşmak hasreti niye fazla güçlü değil? Niye ölümden korkuluyor? Özellikle Mü'minler niye korkuyorlar? bunun başlı başına tahlil edilmesi gerekir.
Bu perspektifte düşünürseniz Kur-an'ın sözünü ettiği "Rabblerine iman eden o gençlerin" mücadelelerine hayran kalacaksınız. keza Yusuf (as)'ın zindanını ve İsa (as)'ın havarilerinin başına gelenleri düşünün. Koca İslam tarihindeki zulüm ile adalet dalgalarını ve bu dalgalanmaların temelinde zalimler ile mücahidlerin kıyasıya mücadelesini düşünün... İslam sorumluluğun bu dalgalanmalardaki çer-çöp (kef u kınc) mesabesinde olmadığını göreceksiniz. Eğer dünya İslama göre kurulu değilse; sorumlu müslüman onu değiştirmekle mükelleftir. Bu uğurda görülecek eziyetlere, belalara, işkencelere, muhaceratlara, zindanlara da merhabası olacaktır. Allah (cc)'u mü'minleri dener denilince kastedilen budur. Bu deneme kendisin; iman, yaşam, sabretme, öğretme, anlama, direnme, gösterme, yayılma, eğitme, talip olma, ele geçirme...düzlemlerinde gösterir.
Galibiyet ile mağlubiyet gibi; yönetim ve zindanın da birbiriyle çok yakın ilişkisi vardır. örneğin bu açıdan Yusuf (as)'ın kıssasını yorumlayarak anlamaya çalışın. Göreceksiniz ki zindandakiler; eğemenlerin tepesi olan zalim yönetimler ile çok yakın, birinci derecede ilişkidedirler. Zindanın felsefesinin temelinde, eğemene, onun tasallutuna, kanunlarına, düzenine başkaldırı yaptığından; toplumların temel meselesi olan yönetim ile yakın ilişkisi vardır. Zulme, küfre başkaldırının karşılığı zindan olduğundan; zindandakiler, yönetimlerin birinci derecede düşmanları oluyorlar. Ayrıca Zindan, mü'minlerin kafirlerle, zalimlerle... bir savaş alanıdır. Bu önemli savaşların bir tanesi Şehadettir. Bir diğeri de Muhacerattır. Bu savaşları her birinin kendin konumlarına göre çok görkemli anlamları ve karşılıkları (cezaları) vardır. Bu savaşların keyfiyet ve kapsamlarına böyle bir perspektifle baktığımızda yönetim Yusuf (as) ile olan diyaloğunun sade bir hikaye olmadığını göreceksiniz. Cenab-ı Hak insanlara ibret olsun diye bu darb-ı meselleri veriyor. Haşa Kur-an sebebsiz şeyler yazmaz. Kur-an'ın kıssaları, genellikle tevhid mücadelesinin gerekliliği, nasıllığı ve zorluğunu misallerle insanlara öğretmeye; hakikatları insan aklına misallerle yaklaştırmaya dayalıdır.
(Şehid Rehber islami direniş  lideri)



İslama tuzaklar kurula dursun
bunları sezemeyen beyine yazık
Allah düşmanları pilanlar kursun
düşmanı seçemeyen gözlere yazık
çağdaşız diyenler övüne dursun
taklidini yaptığınız hayvana yazık
zalimler için cehennem yansın tutuşsun
üzerinde gezdiğiniz dünyaya yazık
şeytani yüzünüze lanetler olsun
benzediğiniz insan şekline yazık
dostlarınız hayallerle düşler kursun
islamsız geçirilen günlere yazık
islam bağlıları sabrede dursun
küfür bitene dek durana yazık
yeter yeter bunca vahşet son bulsun
küfre darbe vurmayan ellere yazık
küfür hergün renkler değişe dursun
bu kalemunlara kanan mü'mine yazık
küfrün canbazları oynaya dursun
yüzlerine atılacak tükrüğe yazık
Ve Korkaklar!!!
Şehadetten kaçmaya dursun
taşıdıkları mukaddes bedene yazık
ayrı gurubuz diyen diller kurusun
mensubu oldukları inanca yazık
cennet şehitleri bekleye dursun
Allah için akmayan kanlara yazık
yeterki rehberimiz emir buyursun
bombalarla bezenmeyen bellere yazık.

(Şehit Rehber islami direniş  lideri)


Ez dırej runıştım iro
lıser kelha amed
kelha mera
xeyala ez gırtım sar u germ
dıl bu hetuna ğema
eşu jan bune berri
gelo ka ew merxas
ka ew jiru zana
ka ew şurkeşe riya heQ
Qey neman
hew kes te
deng naye jı Qebra
ey kelha amed
Qey said neman
Qerejdağ reş gıreda
gola van 'e çıkıya
hew dıherıke dicle u fırat
berf nema te lı şrefdin
herran cemıdi
agır hew dıbe sorgül
av nema dıherıke
ci nema lı cudi
sukuta meraniyé
kelha amed
dıgıri u dıbeje
kervan hatın u çun
Qafile u qafile
jı dengé mezın şop u réç man
sıbeha azané bılınd sehkır
çiya kerr bu
bu çerQina sımé hespa
ava ré dıda
geli bé dengbu
jı naré tekbira
dewran Qülıpi
felek xain ket
kelh bu waré künda
külilk çılmısin
germa şevé çu
bayé sekerate taru mar kır
bu me kelilku hüzna meQberan
bendewaré xwebın, dınav xweda
dengé bilali, naré heyderi nalina iQbali
hevi heye lıser sazbın
fereca xéré ,bihna cihadu rehmeté
ba'su be'del mewta ümmeté
me pıştaxwe da tarixé
kelha amed
guh lı deng,çav lı ré
bendeyé askeré nuré bın
lı héviya şur u şer é xwuda
de werın,de rabın werın
weka şuré ali weka askeré xalıd
weka adeleta ömer,weka Qérina zeynep
bılındkın, bı şerefkın,derabın barkın vi bari
gırédın rexta,bıkşinın xençera cihadé
derkevın weka dırar,ebu dücanebın bı nara
hemzebın,bıbın xwedi,xalıdbın,bıbın xalıd
hüseyinbın ji kerbela
jı seidara bı gülle u gotın
de werın xerakın koné zülmé
zuwakın çave mezlum,büküjın küfru zülmé
bese Qérinu nalin, lıser mérgu kaniyéme
dewerın islami Cemaat, bıkıne xençer
Qur'ané bılındkın bıbıne aladin
ey heviyamıni bist sali hestıré çevé diya
xwuna dılébırindaré susa
namusa ğeyretkéşa,bınave hezara Qizé susa
tekbira şehid, dersa şehadet
héviya kéfa islami Cemaat susa

(Şehid imam islami direniş  lideri)

Moderatöre Bildir   Logged

Eğer Rasulullah’a (s.a.v) yardımdan geri kalırsak analarımız bizi yitirsin!

Şeyh Usame Bin Laden (Hafizahullah) - Avrupaya Mesaj
kerwan
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 166


« Yanıtla #1 : 22 Eylül 2009, 19:30:54 »

ez iro dırej runuştım lıser kelhaamed kelha mera helbesteqe pır xweşe rahme xweda lıser serok hüseyin be inş riya şehid rehber riya meye
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
kürtçe ilahi sözleri Helbest u Marşên Kurdî hakikat72 1 6690 Son Mesaj 28 Mart 2010, 11:34:30
Gönderen: celil
Bibi'nin Sözleri, Erdoğan'ı Çok Kızdıracak Dünyadan Haberler musabbinumeyr29 0 129 Son Mesaj 13 Ocak 2010, 07:27:12
Gönderen: musabbinumeyr29
Rehberin Hayatından İnciler İslam Alimleri ve öncüleri musabbinumeyr29 1 261 Son Mesaj 21 Şubat 2010, 21:59:29
Gönderen: cürmümile
Hz. Ebu Bekir in Son Sözleri Sahabeler'in Hayatından Tablolar MERXAS 2 458 Son Mesaj 27 Mayıs 2010, 18:45:00
Gönderen: гüъεyyε
ŞEHİD BEHEŞTİ (sözleri) Şehidlerimiz vuslat 1 723 Son Mesaj 20 Ekim 2010, 13:51:55
Gönderen: Şehid Renginde
Aliya İzzetbegoviç'in Sözleri Güzel ve ibretli Sözler Adem Can 1 2236 Son Mesaj 27 Kasım 2010, 00:37:13
Gönderen: Adem Can
Kerbela Seyfullah (Sözleri) Şiir Pınarı vuslat 2 1301 Son Mesaj 16 Aralık 2010, 20:39:06
Gönderen: kudus