0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Selahaddin Öncesi Çağa Dönüş Projesi…  (Okunma Sayısı 139 defa)
3RK4N
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331


Belli bir amaç belilrle ki, hayatının anlamı olsun


« : 06 Nisan 2011, 08:48:11 »


2011-04-01İslam dünyasıyla ilgili son projeler Bush`un iktidar günlerinden bu yana biliniyordu. Ancak ilk kez bir Yahudi gazetesinde bu plan bu kadar açık anlatıldı.

Birkaç gün önce israil’in Haaretz gazetesinde Alof Benn imzasıyla bir yazı çıktı. Önce devlet sayısının 300’e çıkarılma projesine değiniyor; ardından konunun İslam dünyası ile ilgili bölümü üzerine odaklanıyor Yahudi yazar:
Batı, İslam dünyasındaki devlet sayısını yetersiz; mevcut devletleri ise fazla iri buluyor. Libya, Yemen bir yana, bir üsse dönüştürdüğü Suudi’yi bile bölmeyi düşlüyor. Böylece israil’in manevra alanının açılması ve israil’in bölge üzerindeki etkisinin artması umuluyor!

Belli ki Sykes-Picot yetmemiş Batı’ya. Nedir Sykes-Picot? 16 Mayıs 1916’de İngiliz siyasetçi Sykes ve Fransız general Picot bir araya geliyorlar. Ellerinde cetvel, önlerinde harita, zayıf düşen Osmanlı’nın topraklarını santim santim bölüşüyorlar. Yıllarca gizli kalan bu anlaşma, ortaya bugünkü İslam dünyasına yakın bir tablo çıkarıyor.

Alof Benn’in sözünü ettiği ondan da beter: Sömürgeci güçler, İslam dünyasında bir tür site devletleri kurmak istiyorlar. Neredeyse her şehir bir devlet olacak, maddi açıdan kendini geliştirecek, onunla tatmin bulup sırtını değerlerine çevirecek, Batı’dan tehdit aldıkça “Haracımı artır, bana dokunma!” diye yalvaracak.

Planın yakın dönem modeli hazır: Körfez’deki Arap emirlikleri. Irak’ın güneyinden Yemen’e kadar dar bir şerit içinde Kuveyt, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman olmak üzere beş site devleti var. Birleşik Arap Emirlikleri de tam yedi küçük site devletinden oluşuyor. Böylece sayı 11’e çıkıyor.

Kendi açısından 11 müreffeh şehir, Batı açısından bir eğlence ve sömürü mekânı. İslam dünyası için, Kabe için, Kudüs için bir hiç…

Batı’nın tarihteki uzak modeli ise Selahaddin öncesi çağdır. O çağda Hasankeyf, Mardin, Silvan, Ahlat gibi yerler bile bazıları şu bu hanedanda görünse de birer küçük site devletidir. Hatta Zengilerin Halep ile Musul’u arasındaki bağ bile olabildiğine zayıf.

Bu devletçikler küçük olmanın sağladığı yoğunlaşmayla en azından üst sınıf açısından büyük bir maddi refah içindeydi. Zaman zaman birbirleriyle çatışır, zaman barışır ama her birinin İslam davasına, Kudüs’e katkısı kocaman bir sıfırdı.

Kudüs işgal altında; Haçlılar, Mekke ve Medine limanlarını yakmış; Resulullah’ın Ravzasını hafifletilmiş bir ifadeyle tahrip etme tehdidinde bulunuyor. Kimin umurunda? Maddi refah öyle bir uyuşturmuş ki ne idareciler kıpırdıyor ne de halk. Hatta Selahaddin, bu şehirlere talip olduğunda, Diyarbakır gibi şehirler dışında, halk ona karşı idarecilerden daha çok mücadele ediyor.

Haçlılar, Halep gibi şehirleri bile sıkıştırdığında şehir kendisini savunacağına Haçlılara haraç veriyor, ömrünü bir süre daha uzatıyor. Ama “huzurunu bozup” Selahaddin’in cihadına asker olmak istemiyor. Ravza-i Mutahhara, Mescid-i Aksa kendilerini ilgilendirmeyecek kadar “uyumlu Müslüman” bunlar.

Bugün planlanan, böyle bir İslam dünyasıdır: Bölük pörçük. Madden kendi değerleri açısından uyuşacak kadar rahat. Batı’nın çıkarları için olabildiğine duyarlı. Batı, öfkelendikçe daha çok taviz vermeye, Batı istedikçe kendi aralarında çatışmaya hazır…

Ama Yahudi böyle istiyor diye böyle olacak değildir. O çağda İmam Gazalî’nin mutedil fikriyatı Nureddin Zengi ve Selahaddin tarafından kurtuluş reçetesine dönüştürülüyor.

Bu reçete Kur’an eğitimi ve Peygamber (S.A.V.) sevdası üzerinden halka sunuluyor. Selahaddin çocukların Kur’an-ı Kerim eğitimiyle bizzat ilgileniyor. Dev Mevlit törenleri yapılıyor; hayat, bir “Hadis Dersi”ne dönüştürülüyor.

Resulullah o kadar çok anlatılıyor ve hadis üzerinden O’nun güzel sesi o kadar çok duyuluyor ki adeta bizzat kendisi yerleşiyor Müslümanların arasına. Toplantı öncesi, sonrası, hastalık anı, yollar ve hatta savaş meydanları hadis sohbetlerinin zaman ve mekânı oluyor.

Büyük zafer günü Hıttin Savaşı’nda mücahitler kılıç sallarken alimler saflar arasında dolaşıp “Kale Resulullah...Semi’tü en Resululullah…” diyerek hadis okuyor; Resulullah’ın sesini mücahitlere duyuruyor. Necticede  Ümmet, zafer kazanıyor. Haçlıların bütün planları aleyhlerine dönüyor.

Plan aynı plansa çözüm de aynı olmalı: Kur’an eğitimi ve Peygamber sevdası.

AbdulKadir turan doğruhaber gazetesi.
Moderatöre Bildir   Logged

Çaydanlık ne kadar havalı olsada bardağın önünde eğilir.
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Evliliğin Öncesi ve Sonrası İslam'da Aile Hayatı hasan 0 266 Son Mesaj 20 Ağustos 2007, 16:48:40
Gönderen: hasan
Selahaddin Eyyubi İslam Alimleri ve öncüleri vuslat 1 271 Son Mesaj 22 Ekim 2007, 22:37:01
Gönderen: hasan
Tevhid ve şirk çağa ne diyor? Tevhid Ve Akaid hamne 2 170 Son Mesaj 02 Eylül 2009, 00:01:22
Gönderen: hamza01
bir soru : peygamberimiz ''çağa uyun'' demiş midir??? İstek, Öneri ve Şikayetleriniz гüъεyyε 9 573 Son Mesaj 15 Ağustos 2009, 11:55:53
Gönderen: MERXAS
Selahaddin Eyyubi İslam Alimleri ve öncüleri vuslat 0 253 Son Mesaj 13 Eylül 2009, 21:22:41
Gönderen: vuslat
Ölmeden Önce Ölüm Ve O’na Dönüş Risale-i Nur'dan Damlalar Mana-i Harfi 0 177 Son Mesaj 12 Kasım 2010, 19:28:33
Gönderen: Mana-i Harfi
büyük ortadoğu projesi Serbest Bölüm suatt 4 186 Son Mesaj 29 Kasım 2010, 20:17:25
Gönderen: suatt