0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: sıdkı Zilan Kardeş Kavgası ve PKK'nin Sorumluluğu  (Okunma Sayısı 140 defa)
kerwan
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 166


« : 03 Şubat 2009, 22:10:47 »

Kardeş Kavgası ve PKK'nin Sorumluluğu03 Şubat 2009 Salı 20:17
PKK'nin kuruluşu, işleyişi, yaptıkları veya yapmadıkları hakkında yığınlarca şey yazıldı ve yazılmaya da devam edecektir. Biz, bu yazımızda PKK ve İlim Cemaati arasında geçmişte yaşanan ve bize (Kürdlere) zarar veren kardeş kavgasından bahsetmek istiyoruz.

Biz kavganın geçmişte kaldığını, yarına bakmamız gerektiğini düşünürken,  son yıllarda yapılan eylemlerde esnafın camları kırılmakta,  bu cemaate yakın dernek ve işyerlerine saldırılar devam etmektedir. Diyaloglardan anladığımız kadarıyla DTP de bu tür eylemlerden rahatsızlık duymakta, fakat açıkça mahkûm etmeye yanaşmamaktadır.

Toplumsal gösterilerde bir iki provokatörün veya ahmak insanın birilerine yönelmesini anlamak mümkün olsa da son Adana olayında görülen türde; önceden anlaşarak bir derneğe baskın verip, insanları yaralamak ve objektif olarak da hukuka aykırılık teşkil eden bir eylemde bulunmanın mazereti olamaz.

PKK'li olduklarını iddia eden (tekzip PKK'ye düşer) bu zavallılar, Adana'da faaliyet gösteren Şura-Der'e baskın verip, faaliyetlerinden rahatsızlık duyduklarını belirtmişlerdir. Ve de cana, mala saldırıda bulunmuşlardır. Bu kabul edilemez.

Çünkü örgütlenme özgürlüğü tüm kesimler için bir haktır. İlim Cemaati de Kürdistan'ın bir gerçeği ve nerede Kürd varsa (onlara sorarsan Müslüman diyecekler, öyle olsun) orada örgütlenme hakkına sahiptirler. Dünyanın herhangi bir yerinde de örgütlenmelerine engel teşkil edecek bir husus yoktur.

PKK bu tavrını seksen öncesinde tüm Kürdlere ve Kurdî oluşumlara, Kürd soluna karşı da gösterdi. Doksanlı yıllarda zafer sarhoşluğu içerisinde bölgeyi / Kuzey Kürtlerini teslim almış iken, anlaşılmaz bir şekilde İslamî camiaya yöneldi. Bu tarihi bir taktik ve stratejik hata idi. Kuzey Kürdleri bu süreçten öyle bir darbe aldılar ki hala etkisini görüyoruz.

1996 yılında PKK inkâr etse de Hizbullah / İlim gurubu ile bir ateşkes imzaladı veya sözlü olarak mutabakata vardı. Bu süreçten sonra iki eğilim de birçok hataya (iç infazlara yönelik gelişmeler) imza atsa da kardeş kavgasının sona ermiş olması kamuoyunu rahatlatmıştır.

Adana'da meydana gelen olay bir örnek olarak ele alınıp incelenmelidir. PKK ya sahiplenmeli (ki arzu etmeyiz) ya da ilgisinin olmadığını açıkça ilan etmeli ve sorumluların ortaya çıkarılması için Kürd kamuoyuyla ve mağdurlarla işbirliği yapmalıdır.

Şimdiye kadar yapıldığı gibi; bazı gençlerin kendilerini zapt edemeyip veya halkın tavır koyması olarak izah etmeye çalışırsa bunu kimse yutmaz ve istenmeyen sonuçlar meydana gelebilir. İstenmeyen sonuçlardan biri; Kürdlerin daha da bir birine yabancılaşması, hasımların fitne ve fesat için uygun bir ortam bulmasıdır.

Bu seçim döneminde taktik açıdan da bu saldırı yanlıştır. Bir iki aydır Kürdler arası cephe için değişik kapıları çaldık. Cephe oluşmasa da aleyhe çalışmamaya yönelik bir eğilim belirledi. Yani; bu saldırıya kadar İlim Cemaati açıktan AKP'yi sahiplenmeme ve kimsenin aleyhine çalışmama, tarafsız kalma eğiliminde idi. Bu saldırıdan sonra bunun değiştiğini sanıyorum. Bu da Kürdlerin  ve DTP'nin aleyhine sonuç doğuracaktır.

Sorun şu, PKK ve DTP'nin dışındaki Kürdlerin özgürce örgütlenme ve faaliyet gösterme hakkı ve hukukunu konuşuyoruz. Eğer buna tahammül gösterilmeyecek ise almamız gereken çok mesafe var demektir. Çok sesli ve çok renkli bir toplum modelini nasıl yakalayabiliriz sorusuna verilecek cevap da bu sorunla yakından ilgilidir.

Bu yazıyı durup dururken yazmadım. Adana'da meydana gelen hadiseyi de nimet bilip PKK veya DTP'ye vurma bahanesi de etmedim. İleride meydana gelmesini arzu etmediğimiz gelişmelere engel olacağı ve kardeş kavgasının önünü bir nebze de olsa alacağını düşündüğümüz için kaleme aldım.

Tüm Kürdler bu konuya taraftır. Kürdlere yönelecek her türlü saldırıya taraf olduğumuz gibi, Kürdlerin kendi aralarındaki sorunlarını suhuletle çözmesi yönündeki prensibe aykırı hareketlere karşı durmak da hepimizin görevidir ve bu konuda yanlış yapanın karşısında olmak bakımından bu işe tarafız.

Kamuoyunu ve tarafları sükûnete, saldırganların deşifre edilmesi ve gereğinin yapılması da beklentimizdir. Polisin bilerek olay yerine geç gitmesi de birilerinin Kürdler için düşündüğü planlar hakkında bize fikir vermektedir. Birileri görevini yapıyor diye kızmadan, kendimiz görevimizi bilip, kardeş kavgasına sebep olmayalım.

Alıntı haber
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
İran pkk'nin diğer kolu olan PJAK'ı Tarihe Gömdü! Dünyadan Haberler vuslat 0 168 Son Mesaj 11 Ocak 2009, 19:40:26
Gönderen: vuslat
Gerçek kardeş kim? Serbest Bölüm têkoşîn 2 261 Son Mesaj 21 Mayıs 2009, 16:37:36
Gönderen: têkoşîn
İKİ ERKEK KARDEŞ Öykü - Hikaye ve Kıssalar cebelinur 2 214 Son Mesaj 28 Aralık 2009, 18:03:55
Gönderen: cebelinur
söz verme sorumluluğu İslami Hayat Tarzı vuslat 3 364 Son Mesaj 02 Aralık 2010, 15:25:55
Gönderen: MERXAS
Genç Kız ve Hicap sorumluluğu İslamda Kadın ve Tesettür vuslat 1 184 Son Mesaj 19 Kasım 2010, 12:56:06
Gönderen: Âl-i İmran
PKK'nin Hizbullah Algısı Düşünce yazıları/Makaleler azadî 0 119 Son Mesaj 17 Ocak 2011, 14:31:19
Gönderen: azadî
Mehmet Göktas Hüseyin Yılmaz Ve Sıtkı Zilan Cnn Türk'de Tarihten Notlar Adem Can 0 308 Son Mesaj 23 Ocak 2011, 16:37:31
Gönderen: Adem Can