0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: şirkin Tanimi  (Okunma Sayısı 664 defa)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1137


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« : 09 Eylül 2009, 19:55:43 »

şirkin Tanimi


Şirk


Bu ayetlerde Allah’ın asla affetmeyeceği, amelleri boşa çıkarıcı ve sahibini ebedi cehenneme götürecek bir şeyden bahsediliyor; şirk...

O halde nedir bu şirk?

Onu bilmemiz gerekir ki bilmeyerek dahi olsa amellerimizi boşa çıkarıp bizi ebedi cehenneme sürüklemesinden korunabilelim. Zira şirki bilmeyen kişi her an şirke düşebilir.


Şirk:

Kur’an ve sünnette ibadet olarak bildirilen şeylerin Allah’tan başkasına veya Allah’la beraber bir başkasına yapılmasıdır.


Allah-u Teâlâ Kur’an ve sünnette şirki çok net ve açık bir şekilde açıklamış ve bu konudaki bilmemeyi mazeret olarak kabul etmemiştir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Onların çoğu ortak koşmadan Allah'a inanmazlar." (Yusuf: 106)

Allah-u Teâlâ bu ayette içinde şirkin bulunduğu imanı kabul etmeyeceğini ve insanların çoğunun da bu şekilde ibadetlerine şirk karıştırarak iman ettiklerini bildiriyor. Fakat Allah insanların çoğunun bunu yapmasını mazeret olarak kabul etmemiş, onları müslüman olarak isimlendirmeyip müşrik olarak isimlendirmiştir. Çünkü Allah ancak kendisine şirksiz olarak yapılacak iman ve ibadeti kabul eder.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Allah'a ortak koşanlar, nefislerinin küfrünü göre göre Allah’ın mescidlerini onaramazlar. Onların yaptıkları boşa çıkmıştır. Ve onlar, ateşte ebedi kalacaklardır." (Tevbe: 17)

"De ki: ‘Allah’tan başkasına ibadet etmemi mi bana emrediyorsunuz ey cahiller?"

Sana ve senden öncekilere şöyle vahyedildi:

"Andolsun ki eğer (Allah-u Teâlâ'ya) ortak koşarsan amelin boşa çıkar ve ziyana uğrayanlardan olursun’." (Zümer: 64-65)

"Muhsin olarak (iyilik yaparak) yüzünü Allah'a çeviren kimse muhakkak, sapasağlam bir kulpa sarılmıştır. Bütün işlerin sonu Allah'a döner." (Lokman: 22)

Ayette geçen "muhsin olarak" kelimesi "şirk koşmamak" anlamındadır.

İbadetler, Allah’tan başkasına Allah’la beraber dahi olsa yapıldığında Allah-u Teâlâ'ya şirk koşulmuş olur.

İnsanların çoğu; "ibadet nedir?" diye sorulduğunda "namaz, oruç, hac, zekat, kurban kesmek" gibi ibadetleri sayarlar ve bunların Allah-u Teâlâ'dan başkasına yapılmasının şirk olacağını söylerler. Fakat Allah-u Teâlâ bunların dışında da bazı ibadetlerin olduğunu ve bunları insanların çoğunun bilmediğini bildiriyor.


Bu meselenin daha iyi anlaşılması için birkaç örnek verelim:


1 - Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Hüküm vermek yalnız Allah'a aittir. Allah, kendisinden başkasına değil yalnız O’na ibadet etmenizi emretmiştir. Dosdoğru din işte budur. Fakat insanların çoğu bilmezler." (Yusuf: 40)

Allah-u Teâlâ bu ayeti kerimede bize hüküm vermenin "yalnız kendisine ait" olduğunu ve yalnızca kendisinin hükmüne itaat edilmesi gerektiğini emrettikten sonra, "hükümlerine itaatin de bir ibadet olduğunu" bu nedenle kendisinden başkasının hükmüne itaat etmenin şirk olduğunu bildiriyor.

Ayetin devamında ise bunun- yani yalnız Allah’ın hükümlerine itaatin- ibadet olduğunu da insanların çoğunun bilmediğini belirtiyor. Allah katında geçerli olan dinin de ancak hükmün tamamen Allah-u Teâlâ'ya tanındığında mümkün olacağını "dosdoğru din budur" sözüyle ifade ediyor.

Hüküm ancak gerçek ilahlık sıfatına sahip olan Allah-u Teâlâ'ya aittir. Çünkü bu hak Allah’tan başkasına verildiğinde o kişiye ibadet edilmiş olunur. Halbuki Allah ayette yalnız kendisine ibadet edilmesini emrediyor.

"Yalnız O’na ibadet etmenizi emretti."

Allah’ın hakkı olan hüküm verme yetkisi; ister Allah’la beraber başka birisine, isterse sadece Allah’ın dışındaki birisine verilsin, bu hak her kime tanınırsa ona ilahlık sıfatı verilmiş olur. Velev ki ona: "Sen ilahımızsın" denmese bile. Çünkü bu hak her kime verilirse ona ibadet edilmiş olunur. İnsanların çoğu Allah’tan başka bir varlığa namaz kılındığında, onun için oruç tutulduğunda veya onun için haccedildiğinde bu varlığa ibadet edilmiş olunacağını kabul ediyorlar. Fakat bunlar gibi bir ibadet olan hüküm verme yetkisinin Allah’tan başkasına verilmesinin ona ibadet olduğunu anlamıyorlar.

Allah-u Teâlâ bu ayette işte bu gerçeğe işaret ediyor ve "İnsanların çoğu bilmezler." buyuruyor. Yani; insanların çoğu hüküm verme yetkisini tanıdığı kişi ya da kişilere ibadet ettiklerini bilmiyorlar. Fakat Allah-u Teâlâ onların dosdoğru din üzerinde olmadıklarını bildiriyor.

Dosdoğru din üzere olmak ise; ancak bütün hüküm verme yetkisinin yalnız Allah-u Teâlâ'ya verilmesiyle sağlanabilir. İşte ayette geçen "dosdoğru din"in manası budur.

Bazı kimseler yeryüzüne İslamı hakim kılmak için, küfür düzeninin dar’ün-nedveleri olan meclislerde parti kurup, bunu bir araç olarak kullanabileceklerini iddia ediyorlar. Bunu iddia edenler ya İslam’dan habersiz, ya hiç kafası çalışmayan kimseler, ya da Allah’ın istediği İslamı planlı bir şekilde ortadan kaldırmak için çalışan kimselerdir.

Zira parti kurarak iktidara adaylık koymak tağutluk talebinde bulunmaktan başka bir şey değildir. Çünkü Allah’ın hükümleri dışında hükümler koyan ve Allah’ın hükümlerinden başka hükümlerle hükmeden bir kişi veya meclis yalnız Allah’ın hakkı olan hüküm verme yetkisini kendi üzerine almış, haddini aşmış ve tağut olmuş olur.

Bu iş Allah’ın rızasını kazanmak ve onun dinini hakim kılmak amacıyla yapılsa dahi, her kim oylarıyla veya başka bir yolla bu partilere yardım eder ve onları desteklerse yalnız Allah-u Teâlâ'ya tanınması gereken hüküm verme yetkisini Allah’tan başka bir varlığa tanıdığı için ona ibadet etmis ve kafir olmuş olur.

İslam yalnız Allah-u Teâlâ'ya kulluğu emretmektedir. Yaratılana kulluğu değil. Yaratılana kul olunarak İslam hakim kılınamaz.

İnsanları önce yaratılana kulluk ettirip daha sonra Allah-u Teâlâ'ya kulluk ettirmekten daha sapık ve daha cahil bir düşünce olabilir mi?

Allah’ın haram kıldığı (yasak dediği) haram, helal kıldığı (serbest dediği) helaldir. Allah’ın helal kıldığı şeyi yasaklayan veya haram kıldığı şeyi serbest bırakan kişi ya da kişilere tabi olanlar ve itaat edenler, onlara ibadet etmiş olurlar.


2 - Allah-u Teâlâ Kur’an’da şöyle buyuruyor:

"Yalnızca sana ibadet eder, yalnızca senden yardım dileriz." (Fatiha: 4)

"Rabbinizi yardıma çağırıyordunuz. O, ‘ben size birbiri peşinden bin melekle yardım ederim’ diye cevap vermişti." (Enfal: 9)

Allah-u Teâlâ bu ayetlerde yardım istemeyi ve yardıma çağırmayı överek bunların ibadet olduğunu bildiriyor.

İnsanın sıkıntı durumunda yalnız Allah-u Teâlâ'ya dua ederek yardım istemesi Allah-u Teâlâ'ya yapılması gereken bir ibadettir. Fakat sıkıntıya düşen bir kişi ölü olan veya kendisini duyamayacak durumda olan birinden yardım ister veya onu yardıma çağırırsa yalnız Allah-u Teâlâ’nın elinde olan bir şeyi Allah-u Teâlâ'dan başkasından istediği için şirk koşmuş olur. Böyle yapan bir kişi diğer ibadetleri Allah-u Teâlâ'ya yapsa bile yardım isteme ibadetini Allah’tan başkasına yaptığı için Allah bütün amellerini boşa çıkarır.




3 - Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Allah’ı bırakıp da kıyamet gününe kadar cevap veremeyecek olan, kendisine yapılan dualardan habersiz kalan şeylere ibadet edenlerden daha sapık kim olabilir?" (Ahkaf: 5)

"Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ne de zarar veremeyecek şeylere ibadet etme. Eğer bunu yaparsan sen de zalimlerden olursun.

Allah seni bir zarara uğratırsa onu senden kaldıracak ancak O’dur. Sana bir iyilik dilediği takdirde O’nun nimetini engelleyecek bir kuvvet de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, Gafur’dur, Rahim’dir." (Yusuf: 106-107)

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"İyi bilinmelidir ki halis din Allah’ındır. Allah’ı bırakıp O’ndan başka dostlar edinenler: "Biz onlara ancak bizi daha çok Allah'a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" derler. Muhakkak ki Allah aralarında ihtilaf ettikleri hususlarda hüküm verecektir. Şüphesiz ki Allah yalancı ve kafir olan kimseyi hidayete erdirmez." (Zümer: 3)

Bu ayetlerde:

"Allah-u Teâlâ'ya yaklaşmak niyetiyle bile olsa" ibadetleri Allah’tan başkasına yapan kişinin kafir olduğu bildirilmiştir
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Kıyam
"iktidar;her yerdedir, DİRENİŞ'te...!
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331



« Yanıtla #1 : 09 Eylül 2009, 23:55:07 »

"Allah’ı bırakıp da kıyamet gününe kadar cevap veremeyecek olan, kendisine yapılan dualardan habersiz kalan şeylere ibadet edenlerden daha sapık kim olabilir?" (Ahkaf: 5) sizi tebrik ediyorum yazılarınızdan dolayı kardeş Allah CC razı olsun..
Moderatöre Bildir   Logged

hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1137


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #2 : 10 Eylül 2009, 01:09:47 »

ŞİRKE DÜŞMEKTEN KORKMAK 

Allah-u teala şöyle buyuruyor:
     "Allah kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a şirk koşan kimse derin bir sapıklığa sapmış olur." (Nisa: 116)
     Allah-u teala büyük şirk işleyen kişiyi, ölmeden önce tevbe etmediği takdirde asla affetmeyeceğini apaçık beyan ediyor. Şirkin dışındaki haramlar Allah'ın dilemesine kalmıştır. Allah dilerse bunları affeder, dilerse affetmez.
     Zina ve hırsızlık gibi günahlara gelince; Bunlar nefsin arzuladığı şeylerdir. Şirk böyle değildir. Şirk Allah-u teala'nın hakkına tecâvüz etmektir ve bu sebeple en büyük zulümdür. Şirk nefsin arzuladığı bir şehvet değildir. Onun için Allah-u teala:
     "Muhakkak ki şirk en büyük zulümdür." (Lokman: 13) buyurmuştur.
     Allah-u teala şöyle buyuruyor:
     "Hani İbrahim şöyle demişti: "Rabbim! Bu şehri güvenli kıl. Beni ve çocuklarımı putlara kulluk etmekten uzak tut. Rabbim! Gerçekten onlar insanlardan birçoğunu şaşırtıp saptırdılar." (İbrahim: 35-36)
     Ayet-i kerimede görüyoruz ki, İbrahim aleyhisselam Allah'ın dostu, sevgili rasulü ve muvahhidlerin önderi olduğu halde kendisinin ve oğullarının şirke düşmesinden korkup Allah'a yalvarıyor.
     Muvahhidlerin imamı şirkten en uzak olan kişi olmasına rağmen şirke düşmekten korkmuşsa bizim ondan kat kat daha fazla şirkten korkmamız ve uzak durmamız gerekir.

     Ebu Mes'ud radiyAllahu anh şöyle rivayet ediyor:
     Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
     "Kim Allah'a eş koşarak ölürse cehenneme girer." (Buhari)

     Cabir radiyAllahu anh'den Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
     "Kim Allah'a hiçbir şeyi eş koşmadığı halde Allah'a kavuşursa cennete girer. Kim de O'na bir şeyi ortak koşarak kavuşursa cehenneme girer." (Müslim)

     Hadisteki;
    "Allah'a hiçbir şeyi eş koşmadığı halde" lafzı; ne uluhiyette, ne yaratmada, ne ibadette, ne de rububiyette ona eş koşmadığı halde kavuşursa, demektir.
     Hadisteki;
     "cennete girer" lafzı; hiç cehenneme girmeksizin cennete girer, manasında olmayıp, işlediği günahları Allah-u teala affetmezse günahları kadar azab edildikten sonra cennete girer manasındadır. Çünkü diğer naslar buna delâlet etmektedir.
     Hadisteki;
     "Kim de O'na bir şeyi ortak koşarak kavuşursa cehenneme girer" lafzı ise; kim büyük şirk üzere ölürse asla cennete girmez, Allah-u teala'nın rahmeti ona erişmez ve sonsuza kadar cehennemde kalır, demektir.
 
     Bu iki hadis şunu gösteriyor:
     Kim büyük şirk işlemeden Allah-u teala'ya kavuşursa cennete girer. Kim da Allah-u teala'ya büyük şirk işleyerek kavuşursa insanların en çok ibadet edeni olsa bile cehenneme girer ve orada ebedi olarak kalacaktır.
     Bu çok önemli gerçeği, zamanımızda kendilerini İslam'a nisbet eden ve ilim sahibi olduğunu iddia eden kişilerin çoğu bilmemektedir.
     Bu gerçek şudur ki;
     Kim büyük şirk işlerse bütün ameli yok olmuştur. Bu kimse insanların en zahidi ve en ibâdetkâr'ı (İbâdet yapanı, ibâdete düşkünü) olsa bile onu tekfir etmek gerekir.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1137


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #3 : 10 Eylül 2009, 17:16:08 »

Şirk ve Şirk Ehlinden Beri Olmak İki Kısma Ayrılır
                            1 - Amelden beri olmak:   
                            2 - Yapandan beri olmak:

 1 - Amelden beri olmak:   
 Bu, şirk ve küfür amellerinden beri olmaktır ve böyle yapmak müslümana farz-ı ayndır.
Demokrasiden, parlementodan, laiklikten ve buna benzer küfür ve şirk amellerinden beri olmak gibi...
 
 
2 - Yapandan beri olmak:
 Bu ise, müşrik ve kafirlerden beri olmaktır.
Laikleri, ırkçıları ve bunlar gibi kafirleri sevmemek, onlara düşman olmak, onların amellerinden beri olmak, onlara buğzetmek ve onların İslam milletinden olmadığına iman etmektir.
 
                           Şirk ve Şirk Ehlinden Beri Olmak Şöyle Olur
                           1 - Kalben beri olmak:
                           2 - Sözle beri olmak:
                           3 - Bedeniyle beri olmak:

1 - Kalben beri olmak:
 Bu, müşriklere ve şirke kalple buğzetmek, onları sevmemek ve onların yok olmalarını temenni etmekle söz konusu olur.
Örneğin; 
 yahudilere, hıristiyanlara, hindulara, komünistlere, laiklere ve parlementerlere kalben buğzetmek ve onların yok olmalarını temenni etmek gibi... Bunu yapmak her müslümana farz-ı ayn olup hiçbir durumda sakıt olmaz. Çünkü bu mesele kalple alakalıdır.
Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Kim Lâ İlahe İllAllah derse ve Allah'tan başka ibadet edilenleri reddederse malı ve kanı haram olur, onun hesabı Allah'a aittir." (Müslim)

İbrahim aleyhisselam'ın kavminden beri olduğunu bildiren ayet buna delidir.
Allah-u teala şöyle buyuruyor:
"İbrahim babasına ve milletine demişti ki: "Beni yaratan hariç sizin taptığınız şeylerden uzağım. Beni doğru yola eriştirecek olan şüphesiz O'dur. İbrahim ardından geleceklere bu sözü devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı. Artık belki doğru yola dönerler." (Zuhruf: 26-28)

 
 
2 - Sözle beri olmak:
 Bu, şirk ve şirk ehlinden beri olduğunu dille söylemek, yani; müşriklerin dinlerinin batıl olduğunu, bu dinler üzere olanların müşrik ve kafir olduklarını dille beyan etmektir.
Bunun delili ise; Allah-u teala şöyle buyuruyor:
"De ki: "Ey kafirler! Sizin taptığınıza tapmıyorum." (Kâfirun: 1-2)

Ayetteki; "De ki" lafzı "dilinle söyle" demektir.
Allah-u teala şöyle buyuruyor:
"İbrahim babasına ve milletine demişti ki: "Beni yaratan hariç sizin taptığınız şeylerden uzağım. Beni doğru yola eriştirecek olan şüphesiz O'dur. İbrahim ardından geleceklere bu sözü devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı. Artık belki doğru yola dönerler." (Zuhruf: 26-28)

Ayetteki; "İbrahim dedi ki" lafzı "dili ile onların dinlerinden beri olduğunu söylemiştir" manasındadır.
Bu meselenin en düşük mertebesi; müşrikleri ve müşriklerin dinini istemediğini, sevmediğini, onlara muhalefet ettiğini, onların yolunun doğru olmadığını ifade eden sözleri dille söylemektir.
 
 
3 - Bedeniyle beri olmak:
 Bu, şirk ve şirk ehliyle bedeniyle cihad etmek, yani; onların taptıklarını yok etmek ve tahrip etmek için bedeniyle mücadele etmektir.
Bunun delili ise;
Allah-u teala şöyle buyuruyor:
"Ey nebi! Kafirlerle ve münafıklarla cihad et ve onlara sertlik göster. Onların varacakları yer cehennemdir ve (orası) ne kötü dönüş yeridir." (Tevbe: 73)

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:
"Kim bir münkeri görürse eliyle değiştirsin." (Müslim)

Bedenle beri olmak müslümanın gücü nisbetinde farz-ı ayndır. Güç yetiremiyorsa farz değildir.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Kıyam
"iktidar;her yerdedir, DİRENİŞ'te...!
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331



« Yanıtla #4 : 10 Eylül 2009, 22:43:56 »

HAYYAKUMULLAH
Moderatöre Bildir   Logged

hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1137


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #5 : 10 Ekim 2009, 11:20:06 »

Enes b. Malik (r.a)'den rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

«Allah (c.c) cehennemde azabı en hafif olana: «Şayet yeryüzünde ne varsa hepsi senin olsa şu azabdan kurtulmak için feda eder miydin?» diye soracaktır. O da: «Evet, feda ederdim ya Rabbi!» diyecek. Bunun üzerine Allah (c.c): «Fakat Adem'in sulbünde iken senden, daha kolay olan bir şeyi istemiştim de sen bundan çekinip bana şirk koşmuştun» diyecek.»

(Buhari)
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1137


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #6 : 19 Kasım 2009, 22:39:12 »

"اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ أَنْ أُشْرِكَ بِكَ وَأَناَ أَعْلَمُ ، وَأَسْتَغْفِرُكَ لِماَ لاَ أَعْلَمُ"

(أحمد وغيره )

" Allah’ım! Bilerek şirk koşmaktan sana sığınırım. Bilmediğim şirkten ise senin affını dilerim. "

(Ahmed 4/403 Sahih senedle)
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1137


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #7 : 19 Aralık 2009, 00:54:19 »

ŞİRKİN ZARARLARI
Şirk, İnsanlık İçin Bir Zillettir...


Şirkin, birey ve toplum yaşamında birçok kötülük ve zararı vardır:
İnsanın değerinin ve yerinin düşmesidir. Allah, onu yeryüzünde halifesi kılmış, onu şerefli kılmış, bütün isimleri öğretmiş yer ve gökte bulunan her şeyi onun hizmetine vermiş, ona bütün bu evrenin yönetimini vermiştir. Ancak o değerim bilememiş, evrendeki bazı yaratıkları, ibadet ettiği, boyun eğdiği, secde ettiği bir ilah kılmıştır. Halbuki o, yani insan, bu yaratıkların efendisidir.

Allah buyurur ki:
"Gece ile gündüz, güneş ile ay Allah'ın varlığının belgelerin-dendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer Allah'a ibadet etmek istiyorsanız, bunları yaratana secde edin. (Fussilet, 37)

Bugün insanlığın içinde bulunduğu zillet, görüldüğünden daha fazladır. Milyonlarca insan, canlı iken insana hizmet etsin, kesildiğinde de yenilsin diye yaratılan ineğe tapmaktadırlar. Bu, nasıl kutsal bir mabud olabilir?
Bunun için Kur'an-ı Kerim, şirkin, ehlini nasıl ezdiğim şöyle anlatır:

"Allah'a ortak koşan kimse, gökten düşüp de kuşların kaptığı veya rüzgarın bir uçuruma attığı şeye benzer.'(Hacc, 31)
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1137


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #8 : 19 Aralık 2009, 00:59:00 »

Şirk, Hurafelerin Yuvasıdır

Şirk, hurafe ve batıl inançların yuvasıdır. Evrende Allah'tan başka güç sahibi yıldız, cin, şahıs ve ruhların bulunduğuna inanmaktır. İnsan aklını, her türlü hurafeyi kabul etmeye, deccali tasdik etmeye hazırlar. Bundan dolayı, toplumda kahin, falcı, büyücü, müneccim gibi gayb bilgisine sahip olduğunu, evrendeki birtakım gizli güçlerle ilişkisi bulunduğunu iddia edenlerin değeri artmaktadır.
Bu tür toplumda sebeplere tevessül etmek, sünnetullaha sarılmak ihmal edilmekte, muska, boncuk, büyü, efsun v.b. şeyler gittikçe yaygınlaşmaktadır.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1137


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #9 : 19 Aralık 2009, 00:59:38 »

Şirk, Büyük Bir Zulümdür


Şirk zulümdür.
Gerçeğe zulümdür.
Nefse zulümdür.
Başkasına zulümdür.
Gerçeğe zulümdür, çünkü gerçeklerin en büyüğü kendisinden başka ilah'ın bulunmadığı, O'ndan başka Rabbin olmadığı, O'ndan başka Hakem'in bulunmadığı Allah'tır.

Müşrik; Allah'tan başkasını ilah edinen, Allah'tan başkasını Rabb, O'ndan başkasını hakem kabul edendir.
Nefse zulümdür. Çünkü müşrik, kendisi gibi ya da başka bir yaratığa kendini köleleştirmektedir. Halbuki Allah onu hür yaratmıştır.
Başkasına zulümdür. Çünkü başkasına, onu Allah'a ortak koşmakla zulmetmektedir. Çünkü ona hak etmediği şeyi vermektedir.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Sayfa: [1] 2 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Şirkin İki Temel Sebebi İslami Hayat Tarzı arab 0 101 Son Mesaj 11 Eylül 2009, 22:16:43
Gönderen: arab
Şirkin Ve Sapıklığın En Büyük Etkeni Uydurma Hadislerin İslama Sokulması Hadis-i Şerifler hamza01 0 192 Son Mesaj 01 Eylül 2010, 13:41:03
Gönderen: hamza01