0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: sohbet adabı  (Okunma Sayısı 2069 defa)
гüъεyyε
Moderator
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1168


ღνսรlﻪէรενժﻪรıღ


« : 20 Ağustos 2008, 21:39:31 »

SOHBET ADABI   
Sohbet, bir makam, bir derecedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v), ashabına ifade ve ivazlarını (söylemek istediği şeyleri) ekseriyetle sohbetle yapmışlardır.

Arifler bazen muridlerini bir sohbet ile Hakk'a ulaştırmışlardır. Her ne kadar ariflerin sohbetleri zahiri olarak vaaz ve nasihatlarda anlatılanlara benzemekteyse de gerçek manada diğer insanların sözleri ile kıyaslanamaz. Çünkü ariflerin sohbetlerinden feyz ve bereket yağdığı gibi nazarlarından da feyz ve bereket yağar. Çünkü onlar Allah-u Zulcelal'in nuru ile bakarlar.

Tarikat erbabı sohbete çok büyük önem vermiştir. Allah-u Zülcelal'in sevgisini celbetmeye en büyük vesile, Allah-u Zülcelal'i seven zatlarla sohbet etmektir. Nitekim, sohbet meclisi fenafiş-şeyh, fena fi'r-resul ve fena fillah olmanın vesilesidir.

Sırrı Sakati Hazretleri (k.s) şöyle buyurmuştur:

"Sohbetin hukuku ağır, vebali çoktur, edebi çok muhimdir. Mürid sohbet edeceği zata karşı çok edepli olmalıdır. Bu edebi bilirse, sohbette fayda çoktur. Bu açıdan sohbet üç kısımdır.

1. Eğer bir kimse, kendisinden daha olgun bir şeyh ile sohbet ediyorsa, ona hizmet ediyor ve onun hizmetinde bulunuyor demektir.

2. Kendisinden aşağı olan bir kimse ile yapılan sohbet ise şefkat ve rahmet duygularından dolayı yapılan sohbettir. Çünkü, kendisinden aşağı olan bir kimse ile sohbet de dostluk, arkadaşlık, sevgiden dolayı yapılan bir sohbettir.

İbrahim İbni Şeyban Hazretleri şöyle buyurmuştur: "Sadece kendi çıkarlarını düşünen kimselerle konuşmayız."

Bir gün adamın biri Sehl İbni Abdullah Hazretlerine; seninle sohbet etmek istiyorum, dedi. Sehl Hazretleri, ikimizden biri ölünce kiminle sohbet edecegiz diye sorunca, adam şöyle cevap verdi: Allah'u Zülcelal ile sohbet edeceğiz. O zaman Sehl Hazretleri, sen benim sohbetime layıksın buyurdular."

Zinnun-i Misr-i Hazretleri (k.s) şöyle buyurmuştur. "Seni hasta iken ziyaret eden, yokluğunda seni gözeten kimseler ile sohbet edin."

Allah-u Zülcelal ile sohbet, O'nun emirlerine uymakla olur. Halkla sohbet ise onlara nasihat etmekle olur. Nefis ile sohbet de ona muhalefet etmekle olur. Şeytanla sohbet ise onu düşman olarak tanımakla olur. İhvanla sohbet yardımlaşmakladır. Mürşid ile sohbet, var olanı, ona feda etmektir. Sohbette karşılıklı samimiyet ve ihlas bulunmalıdır. Tek yönlü sohbetten hayır gelmez.

Hasan-i Şazeli (k.s) Hazretleri şöyle buyurmuştur: "Nefsini senin nefsinden üstün tutan kimse ile sohbet etme. Çünkü, bu kişiler kınayıcı olur. Seni kendi nefsinden daha üstün tutmayan biri ile de sohbet etme. Çünkü, bunların sohbeti çok fazla devam etmez."

Ali Rabati Hazretleri şöyle rivayet etmiştir: "Bir gün Abdullah Mervi Hazretleri ile yola çıktık. Şiddetli bir yağmur yağdı. Kendisi ile yola çıkmadan önce bana; "Emir mi yoksa memur mu olmak istersin" diye sormuş; ben de memur olmak isterim, demiştim. Şiddetli yağmur altında geceyi bir ovada geçirmek zorunda kalınca, bütün gece namazlığı üzerime şemsiyelik yaptı.
Kendisine, "Böyle yapmayın, oturun, ben sizi yağmurdan koruyayım" dedim. Kabul etmedi ve; "Amir benim ve ben sana otur diyorum" dedi. Sonunda yolculuğumuz bitince "Seni kendi nefsine tercih etmeyen biri ile sohbet etme" dedi.

Hakiki ve Kâmil bir şeyhin sohbetine devam etmek, en yüksek, en güzel ve en sağlam yoldur. Bundan dolayı sohbete se-verek ve sağlam bir şekilde bağlanarak devam edilmelidir.

Sohbet, ilmi ve tecrübeyi artırır. Batıni gözleri açar ve basireti kuvvetlendirir. Sohbet, insanı zahiren ve batınen kuvvetlendirir.

Nakşibendi tarikatı sohbet yoludur. Şeyh Abdurrahmani Taği (k.s) Hazretleri şöyle buyurmuştur: "Büyüklerle sohbet başlangıçta zordur. Onun içindir ki, ihvanların birbiriyle sohbet etmeleri daha faydalıdır."

Kaynak: Seyda Muhammed Konyevi; Adab, Reyhani Yayınları, Konya, 2004.
SEYDA MUHAMMED KONYEVİ
 
 
Moderatöre Bildir   Logged

˙·٠•●  Suskunluğum  asaletimdendir   ●•٠·˙
гüъεyyε
Moderator
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1168


ღνսรlﻪէรενժﻪรıღ


« Yanıtla #1 : 07 Aralık 2010, 20:56:41 »


Bir Mecliste oturulurken nasıl davranılacağı, mecliste yeni gelenlere yer açılıp açılmayacağı, ilim meclislerinde oturuş şekli gibi hususlara bakalım.
Rabbimiz, Mücâdele sûresinin 11. Âyetinde meâleri şöyle buyurmaktadır: "Ey imân edenler! 'Meclislerde yer açın!' denilince yer açın ki Allah da size genişlik versin. Size 'Kalkın' denilince de kalkın..."
Bir mecliste bir başkasını yerinden kaldırıp oturmak hoş değildir.
İbn Ömer'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Sizden biriniz bir adamı oturduğu yerden kaldırıp sonra onun yerine oturmasın, fakat ona: 'Yer açınız, genişleyiniz!' (desin)."
İbn Ömer (r.a.) kendisine yer vermek için kalkan bir kimsenin yerine oturmazdı. (İslâmi Hayat, c.3/32)
Mecliste kime yer açılır?
Hz. Ebû Hüreyre'nin (r.a.) rivayetine göre, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Mecliste kime yer açılacağını şu şekilde beyan buyurmuştur: "Meclislerde yalnız üç kişiye yer açılır: Yaşlıya, yaşından dolayı. İlim sahibine, ilminden dolayı. Âdil sultana, sultanlığından dolayı." (Ramûz, c.2/480-7)
Bir toplulukta iki kişinin arasına, onların izni olmadan oturulmaz.
Hz. Amr İbni Şuayb (r.a.), Peygamber Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletmektedir: "İki adamın arasına izinsiz oturmak caiz olmaz." (a.g.e., c.2/485-3)
İki kişinin arasında oturulmadığı gibi, iki kişi konuşurken de araya girilmez.
Hz. İbni Ömer (r.a.) Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şöyle buyurduğunu naklediyor: "İki kişi gizli konuşurlarken aralarına girmeyin." (a.g.e.,c. 1/60-3)
Bir toplulukta ayak ayak üzerine atarak oturmak iyi değildir. Bu gurur ve kibir alâmetidir.
İlim meclislerinde oturma âdabı
İlim meclislerinde otururken dağınık oturmak iyi değildir. Böylesi bir mecliste nasıl oturulacağını, Peygamber Efendimizden (s.a.v.) öğrenelim. Hz. Ebû Hureyre (r.a.) naklediyor: "Bir muallimin önüne veya ilim meclislerinde oturduğunuzda onlara, yaklaşın ve birbirinize yakın oturun. Câhiliye ehlinin yaptığı gibi dağınık oturmayın." (Ramûz, c. 1/41-8)
Âlimlere, yalnızca ilim meclislerine geldiklerinde değil, her zaman hürmet göstermek gerekir.
Ammar b. Ebi Ammâr, sahabenin ileri gelenlerinden Zeyd b. Sabit (r.a.) ile Hz. Abbas'ın oğlu Abdullah (r.a.) arasında cereyan eden şu vak'ayı nakletmektedir:
"Zeyd b. Sabit (r.a.) bir gün ata binmişti. İbn-i Abbas (radıyAllahu anhüma) da onun üzengisinden tutmuş yaya olarak onunla birlikte yürüyordu. Zeyb b. Sabit ona: "Sen Resûlullah'ın amcası oğlusun. Rica ederim böyle yapma, dedi. İbn-i Abbas: "İlim adamlarımıza ve büyüklerimize karşı böyle davranmak bize emrolunmuştur," dedi.
Bunun üzerine Zeyd b. Sabit: "Elini uzat" dedi ve İbn-i Abbas elini uzatınca eğilip, İbn-i Abbas'ın elini öptükten sonra: "Bize de Peygamberimiz'in ehl-i beytine karşı böyle davranmak emrolunmuştur," diye cevap verdi. (Hayâtü's Sahabe, c.3-5)
Sahabelerdeki görgüye, nezakete, asalete, hassasiyete bakınız... İşte onlar böyleydi...
Bir kimse hangi meclise giderse gitsin, yâ orada bizzat kendisi Allah'ı anmalı, Peygamber Efendimize selât ü selâm getirmeli, yahut böyle yapılmasını hatırlatmalıdır.
Allah'ın anılmadığı bir mecliste hayır yoktur. Şayet bir mecliste lüzumsuz boş lakırdı edilmişse, bundan dolayı tevbe istiğfar etmelidir.
Bir araya gelindiğinde, kesinlikte gıybet edilmemelidir. Gıybet edilmişse, ilgili kimselerden helâllik almak gerektir.
Bir topluluğun bir toplulukla alay etmesi, yahut şahıslarla alay edilmesi çok çirkin bir davranıştır. İslâmiyette bu davranış yasaklanmıştır. Kur'ân-ı Hâkim'de meâlen şöyle ferman buyrulmaktadır: "Ey imân edenler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın; belki onlar kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın; belki onlar kendilerinden daha hayırlıdır. Birbirinizi ayıplamayın; birbirinize kötü lakaplar da takmayın. İmân ettikten sonra bir mü'mine fasıklık yakıştırmak ne kötüdür! Kim bu günahtan işler ve tevbe etmezse işte onlar zâlimlerin ta kendisidir." (Hucurât/11)
Moderatöre Bildir   Logged

˙·٠•●  Suskunluğum  asaletimdendir   ●•٠·˙
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
*İslâm'da Muaşeret (Güzel Geçinme) Âdâbı* İslami Hayat Tarzı diyar2 1 257 Son Mesaj 26 Eylül 2007, 13:08:23
Gönderen: vuslat
forum sohbet İstek, Öneri ve Şikayetleriniz VuSLaTaSeVDaLı 7 526 Son Mesaj 01 Şubat 2009, 12:09:14
Gönderen: afatsum
Hadisê Resul Niyet (kürtçe sohbet dinle) Sohbetler/Seslendirme vuslat 0 253 Son Mesaj 01 Mayıs 2009, 21:06:33
Gönderen: vuslat
HOROZ İLE KÖPEĞİN SOHBETİ Öykü - Hikaye ve Kıssalar cebelinur 1 165 Son Mesaj 11 Ekim 2009, 18:24:09
Gönderen: kördüğüm
İslâmda Muaşeret (Güzel Geçinme) Âdâbı İslami Hayat Tarzı vuslat 3 218 Son Mesaj 14 Kasım 2009, 15:06:05
Gönderen: by siirtli
Namazın adabı Mümin'in Miracı: Namaz MERXAS 1 186 Son Mesaj 31 Ocak 2010, 17:23:46
Gönderen: MERXAS
Soruya Cevap Verme Adabı: Kişisel Gelişim vuslat 2 191 Son Mesaj 21 Ekim 2010, 21:16:44
Gönderen: cebelinur