0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Sorularla Fıkıh  (Okunma Sayısı 197 defa)
muhammedî
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 32


Zillet Bizden Uzaktır.


« : 06 Eylül 2010, 12:59:54 »

Âlemlerin Rabbine hamdolsun. Peygamberlerin sonuncusu Efendimiz Muhammed Mustafa aleyhisselatu vesselama, temiz aile fertlerine, ashabına ve kıyamete dek bu yolun takipçilerine selam olsun.

Bir evlilikte erkek istemediği halde kadın hamile kalabilir mi? Yani koca, eşine ‘ben çocuk istemiyorum, hamile kalmamak için tedbir al’ der ve kadın buna rağmen hamile kalabilir mi, erkeğin evlilikte böyle bir hakkı var mı?
Meşru bir sebebe bağlı olarak, çocuk istemeyen çiftin, karşılıklı rıza ile haram olan şekiller dışında geçici olarak doğum olmasın diye tedbir alması caizdir. Çeşitli doğum kontrol yolları ve araçları bulunmaktadır, ancak bunların birçoğu kesin olarak gebeliği önlememektedir: Bu konu Ashab-ı Kiram (Allah onlardan razı olsun) zamanından beri vardır.
Ebu Said el Hudrî (r.a)’den gelen rivayette şöyle denilmiştir: “Azil meselesi Resûlullah (sav)’ın yanında hatırlatılınca: ‘Bunu neden soruyorsunuz?’ buyurdu. Biz de: ‘Bir adamın karısı var, onunla cinsel ilişkide bulunuyor fakat hamile olmasını istemiyor. Yine bir kimsenin bir cariyesi var onunla da cinsel ilişki de bulunuyor fakat onun da hamile kalmasını istemiyor, bu sebeple azil yapabilir mi?’ dedik. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: ‘Bunu yapmanızda bir sakınca yoktur, fakat çocuğun olup olmaması kadere bağlıdır.” (Buhârî, Nikâh: 97; Müslim, Nikâh: 22)
Zaten insanlar her ne yapsalar yapsınlar Allah (cc) hükmü gereğince "...O'nun bilgisi olmadıkça ne meyveler kabuklarından çıkar, ne bir dişi gebe kalır ve ne de doğurur" şeklindeki İlâhî hükümden uzak değildirler. İnsanlar kendilerine göre bazen çeşitli tedbirler alırlar. Kimileri çocuk ister, bunun için gereken tedavilerini yapar kimileri ise istemez bunun için gereken önlemlerini yapar. Bu, eninde sonunda Allah'ın kudretinde olan bir olgudur.
Doğum kontrolu, haram olan şekilleri dışında ebeveynin karar verecek¬leri bir konudur. Çünkü bunun sebep ve sonuçları, her şeyden ve herkesten önce onları ilgilendirmektedir. Hz. Ömer (RadıyAllahu Anh) şöyle demiştir:
“Hür kadının izni olmadıkça, (kocasının) ondan azil yapılmasını, Rasûlullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) yasaklamıştır.” (İbn-i Mace)
Bu hadisi şeriften anlaşılıyor ki eğer kadının izni şart ise kocanın izni kesin şarttır. Hususen eğer mazeret erkek tarafından ise mesela, koca fakir ise çocukları fazla ise veya kadının elinde süt verdiği küçük çocuğu varsa onun izni olmadan kadın çocuk yapamaz. Netice olarak kocanın izni olmadan kadın çocuk yapmamalıdır. Her şeyi hakkı ile bilen Allah tır.

Malım nisaba ulaştığı halde yıllardır zekât vermiyordum. Şu anda yaptığım hata ve günahın farkına vararak zekâtımı çıkaracağım. Geçmiş yılların zekâtını net olarak ortaya çıkarmak ve hepsini verecek kadar malım yok. Bu durumda ne yapmalıyım?
Hiç kuşkusuz zekât yüce Allah’ın mal ile alakalı hakkıdır. Nitekim bu zekât fakirlerin ve miskinlerin ve ayrıca diğer hak sahiplerinin de hakkıdır. Bunu Allah, onlar için kararlaştırmıştır ve bu malların bu kesime harcanmasını vacip yani farz kılmıştır.
Bu hak sabittir ve oldukça kuvvetli bir haktır. Üzerinden zamanın geçmesiyle yani zaman aşımıyla bu farz düşmez, bu borçtan kurtulmaz. Ya da insanların kendileri tarafından meydana getirdikleri kanunlarda olduğu gibi zaman aşımı diye bir şey yoktur. Hatta sahibinin fakir düşmesi halinde bile daha önce kendisine böyle bir farz terettüp etmişse bu borçtan kurtuluş yoktur. Çünkü kendisi fakir düşmeden önce böyle bir borç altına girmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla bu tür bir zekât borcu ne sonradan fakirleşmek suretiyle düşebilir ne de ölmesi halinde ölümü üzerine düşebilir. Her halükarda da borcudur. Kurtuluş yoktur. Hiçbir kimse bu hakkı düşüremez. Ne bir hâkim ve ne de bir mahkûm yani ne bir amir ve ne de bir memur bu hakkı kaldırma ve silme yetkisine sahiptir.
Fakirler ve zekât alabilecek durumdaki hak sahiplerinin de zenginlere “Biz, sizdeki haklarımızdan ve alacaklarımızdan vazgeçtik, onları düşürdük, sizden zekât istemiyoruz” deme hakları da yoktur. Çünkü bu hakkı hak olarak ortaya koyan, emreden ve farz kılan bizzat Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın kendisidir. O, zekâtı İslam’ın ana direklerinden bir direk ve rükünlerinden bir rükün kılmıştır. Bu itibarla herhangi bir mahlûkun yani yaratılmış kimsenin bunu düşürme veya kaldırma hakkı ve yetkisi yoktur.

Hz. Peygamber(sav) şöyle buyurmuştur:
Allah bir kimseye mal verir, o da zekâtını vermezse o mal Kıyamet günü kel bir yılana dönüşür. O yılan çok zehirli olduğundan ötürü tepesinde tüy yoktur. O yılanın ağzında iki diş vardır veya gözlerinin üstünde iki siyah nokta vardır ki bu yılan, yılanların en dehşetlisi ve en pisidir. Allah Kıyamet günü o yılanı onun boynuna sarar. O yılan onun iki dudağından tutup ona 'Ben, senin dünyada istif ettiğin malınım der.
Soruyu soran kardeşimize deriz ki, geçmiş yılların çıkarılmamış zekâtını çıkarmak zorundadır. Bunu şayet bilip hesabını çıkarabilirse hesaplayıp her yıla ait zekâtı duruma uygun olarak ve sağlıklı bir şekilde tespit edip, onu hak sahiplerine vermesidir. Çünkü her yılın zekâtı o yılın bitiminde yeni yıl içinde kesin olarak verilmesi farzdır. Şayet hesabını yapıp, çıkarılacak miktar belli olup ta, parası yoksa o zaman onun zimmetinde yani boynunda borç olarak kalacaktır. Bu borcunu imkân bulduğu zaman ödemesi lazımdır. Eğer ölünceye kadar bunu ödemediği takdirde o zaman terekeden kalan malı varsa verilmemiş zekâtı terekesinden (bıraktığı maldan) varisleri tarafından verilmesi gereken bir borç olarak kalacaktır. Şayet geçmiş yılların hesabını bilmiyorsa bu durumda tahmin ederek geçmiş malın zekâtını her halükarda vermek zorundadır.

Ben 19 yaşında bir öğrenciyim Ailemin gelirinin dörtte üçü haram yoldan, dörtte biriyse helal yoldandır. Şu an ben üniversite sınavlarına hazırlanıyorum. Tüm masraflarımı doğal olarak ailem karşılıyor. Nasıl bir yol izlemem gerekiyor?
Malının çoğu haram olan kişi ile muamele yapmak (o kişiye bir şey satmak, ondan bir şey satın almak, evine misafirliğe gidip onun yemeğini yemek, verdiği bir para ve hediyeyi almak ve bunların benzeri şeyler) helaldir. Yalnız mekruhtur. Bu söylediğimiz eğer helal ve haram karışmış birbirinden ayırt edilmiyorsa hükmü böyledir. Eğer alınan para ve diğer şeyler kesin olarak haramdan olduğu biliniyorsa onunla muamele haramdır.

Arada Nikâh olmadığı halde nişanlananların ilişkileri nasıl olmalı, beraber fotoğraf çekebilir, beraber gezebilir mi?
Erkeğin kadına bakması altı şekli vardır
1- Kişinin yabancı bir kadına ihtiyaç olmaksızın bakması haramdır.
2- Kişinin kendi zevcesinin bütün bedenine bakabilir helaldir.
3-Kişinin mahremlerine bakması, diz ile göbek arası hariç diğer yerlere şehvetsiz bakması helaldir.
4- Yabancı kadını nikâhlamak maksadıyla bakması, yabancı kadını nikahlamak maksadıyla yüzüne ve ellerine bakabilir.
5- Tedavi için bakmak. Doktor tedavi için gerekli yerlere bakabilir.
6- Kadın üzerine şahitlik yapmak için veya kadınla muamele yapmak (alış -veriş gibi) kadını tanımak için yüzüne bakabilir.
Arada Nikâh olmadan nişanlanan kişiler ilk birbirini görüp, beğenmek maksadıyla, erkek kadının ellerine ve yüzüne bakabilir. Bundan sonrası nikâh kıyılıncaya kadar, bu nişanlı kadının hükmü yabancı kadın gibidir. Ona bakmak, onunla gezmek, fotoğraf çekmek, onunla yalnız kalmak haramdır. Bundan dolayı nişanlanan çiftler harama düşmemeleri için hemen nikâh yapmaları gerekir.
Her şeyi hakkı ile bilen Allah’tır.
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
fıkıh köşemizde olsa olmaz mı İstek, Öneri ve Şikayetleriniz « 1 2 » _uMuT_ 11 628 Son Mesaj 05 Haziran 2009, 11:08:37
Gönderen: têkoşîn
Fıkıh Bölümümüz Hayırlı Olsun Fıkıh Köşesi têkoşîn 5 445 Son Mesaj 06 Haziran 2009, 08:26:44
Gönderen: MERXAS
Sorularla Fıkıh (inzar Dergisi 57. Sayı) Kitap-kaset ve Dergi kuranehli 0 756 Son Mesaj 29 Haziran 2009, 11:15:12
Gönderen: kuranehli
Fıkıh nedir ? Fıkıh Köşesi __YaZ_yAğMuRu__ 5 361 Son Mesaj 05 Ekim 2009, 21:01:42
Gönderen: MERXAS
Fıkıh Usulü Fıkıh Köşesi « 1 2 » têkoşîn 11 915 Son Mesaj 04 Nisan 2012, 09:58:01
Gönderen: ebudüccane
Grup Ümmet (Soru ve Cevaplı Fıkıh Dersler ) mp3 Kürtçe Eserler MUHACİR 9 833 Son Mesaj 18 Temmuz 2011, 19:25:28
Gönderen: cebelinur