0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: SUÇLU BULUNDU; MUSTAZ'AF-DER!!!  (Okunma Sayısı 231 defa)
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 5919


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« : 23 Ekim 2010, 07:42:23 »

“Hak” ve “özgürlük”lere karşı cephe almış zümreler, halk tepki verdiğinde, toplum baskısı oluştuğu anda o özgürlükleri tümden geri vermek veya serbest bırakmak yerine  tabiri caizse vuruşarak çekilmeyi tercih ediyorlar. Sıkıştıkları anlarda, mevziyi tümden kaybetmemek için düşmanı nerede durdurursak kardır düşüncesindeki asker misali, tepkileri dindirmek adına, lütufta bulunuyorlarmış edasıyla özgürlükçü kesilerek kısmi haklar tanıyıp  ölümdense sıtmayı tercih ediyorlar. Tıpkı şu anda konuşulan başörtüsü sorunu gibi…

 
Üniversitelerde kaybedince bu sefer de kamusal alan ile ilköğretim ve orta öğretimde yasak olsun gibi bahanelere sığındılar. Gerekçe de çocuk 18 yaşına gelince kendisi karar versin ve kamu görevlilerinin tarafsızlığı kuşkusu. Madem öyle sizde çocukları serbest bırakın 18’e kadar okula gidip gitmeme konusunda kendileri karar versin. Kamu görevlisi başı açık olunca tarafsızlığına gölge düşmüyor da, başı örtülü olunca neden düşsün. 
 
Aslında muasır medeniyet olarak anlattıkları Avrupa’nın dahi  bir çok ülkesinde bunun güzel örnekleri var. Çocuklar istedikleri gibi örtünüyor, kamu görevlileri mesleklerde istedikleri gibi çalışıyor. Ve şu ana kadar hiçbir sorun da yok.  Ancak kendileri bunu görmek istemiyorlar. Sadece işlerine geleni görüyorlar. Örneğin model olarak Fransa örneğini verenler neden Hollanda, İngiltere gibi ülkeleri görmezden geliyorlar.
 
Son bir iki gündür yine bir vaveyla kopmuş gidiyor. Bu sefer de başörtüsü üzerinden, kurulduğu günden beri çok güzel çalışmalara imza atmış ve halkın güvenini kazanmış bir tek çağrısı ile onbinleri yüzbinleri meydana toplayan etkinliklere imza atmış Mustazaf-Der iki cephe tarafından sıkıştırılmak isteniyor.
 
Belli ki bu sorunu çözmeye kimsenin niyeti yok. Herkes kendi açısından bir rant peşinde. Bir suçlu, bir günah keçisi aranıyor. Bu da her sıkıştıkları an başvurdukları tek kartları olan Hizbullah ve Mustaz’af-Der oluyor.
 
Tabi bu spontane değil, bilinçli bir propagandanın ürünü. Yani bir yandan laikler, öte yandan Gülen medyası…
 
İkisinin de aslında ipi bir yere bağlı ancak farklı kulvarlarda oynuyorlar. Bir çok konuda ikisinin de düşünceleri örtüşüyor. Sadece mevzi kapma yarışından dolayı birbirleri ile çekişiyorlar.
 
 

Neymiş? Başörtüsü konusunda bir yumuşama varmış ve siyasi partiler karar vermiş bu sorunu çözeceklermiş. Ancak bu süreç provoke ediliyormuş.

 
Hakikaten çözmeye niyetleri var mı, peki?
 
Görüyoruz işte, her şey ayan beyan ortada. Sorunu çözme karşılığında maddelerce şart ortaya döken CHP, bir o yöne bir bu yöne yalpalayan MHP, şartları ile CHP’yi aratmayan  BDP ve bu güne kadar  8 senedir “özgürlük getireceğiz” diye milleti oyalayan AKP…
 
Bunlar mı bu sorunu çözecekler. CHP’nin sadece seçimler için demokrat görünmeye çalıştığı açık ve aleni ortada. Ancak, seçim uğruna bile olsa din düşmanı vekiller buna katlanamıyorlar. MHP, gah” üniversiteler ile sınırlı kalsın” gah “komisyonu boş verin eski mutabakata sahip çıkalım”  diye işi bir şekilde idare etmeye çalışıyor. BDP zihniyet olarak başörtüsünü tasvip etmese bile sürekli “demokrasi” ve “özgürlük” sloganına sarıldığı için kendi söylemleri ile çelişeceğinden bunun için çeşit çeşit şartlar ileri sürerek işi yokuşa sürüyor. AKP, ise yine seçimler arefesinde diğer partilerle boş boş konuşup; “Ey ahali görüyorsunuz uğraşıyorum. Ancak şu dinsiz CHP, BDP ve bu ne olduğu belli olmayan MHP var ya onlar izin vermiyorlar.” türünden fukara edebiyatı ile oy toplamaya çalışacak. Peki, beyler bu halk sizi daha ne zamana kadar bekleyecek.
 
Başörtüsü önemli bir konu. Hangi bağlamda ele alınırsa alınsın, ister inanç özgürlüğü, ister insan hakları, ister eğitim özgürlüğü hakkı, yasaklanması açık bir zulümdür. Bunun üzerinden siyasi pazarlık yapılması, siyasilerin vicdanına bırakılması yada seçim yatırımlarına malzeme olarak kullanılması kabul edilemez. Temel hakların pazarlığı olmaz. Bir tutam görünsün, nenelerimizin bağladığı şekilde olsun, yok şöyle olsun, yok böyle olsun yok şurada olsun, burada olmasın gibi sözler saçmalıktın öte bir anlam ifade etmez.
 
Sorunlar direnerek, tepki koyarak, mücadele edilerek çözülür. Ve “hiçbir kınayıcının kınaması” bu direnişi durdurmak için gerekçe olamaz. Zaten ne yapılırsa yapılsın birileri bir yerinden tutup bir kulp bulacak ve bir yafta yapıştıracak.
 
Allah’ın bir emri savunulurken “başkası ne der” diye değil, yapılanın doğru olup olmamasına göre hareket edilir. Varsın sonuç siyasi beklentiler ve grupsal çıkarlar açısından hem fert hem teşkilat için olumsuz olsun. Ne fark eder. Amaç hakka ve halka hizmet ise sonuç  olumsuz olursa dahi önemli değildir. Kişilerin ve teşkilatların menfaatleri Allah ve dininin üzerinde olamaz asla.
 
Peki bu gerçekten bir provokasyon mu?
 
 

Aslında izah etmeye dahi gerek duyulmayacak bir itham. Allah’ın bir emrini yerine getirmek ne zamandan beri provokasyon oldu? Üstelik  bu süreç bugünkü gündem ile alakalı olarak  başlamadı ki böyle bir durum ortaya çıksın. Geçen öğretim döneminden beridir sık sık duyduğumuz, şahid olduğumuz olaylar. Ancak karalamaya alışkın olan medya bunu bilinçli olarak bir iki günlük bir olaymış gibi göstererek kendilerince hedef saptırıyorlar. Sanki ortada süreci baltalamaya yönelik bir girişim varmış gibi. Asıl süreci baltalamak isteyen provokatörler haklarını savunanlar mı yoksa daha düne kadar bu zulmü görmeyip bugün olayları çarpıtarak bunun reklamını yapanlar mı?

 
Meselenin ne olup olmadığını bilmeden basının kışkırtıcı soruları karşısında bir savunma pozisyonu alarak konuşan Hüseyin Çelik ve onun gibileri bir kaç ay sonra kapıya dayanıp ne tür bir yüzle oy isteyecekler, merak ediyorum doğrusu. Referandum sonuçlarına aldanıyorsa, bu desteğin kendilerine değil de  sorunların çözümü için bir şartlı “evet” olduğunu unutuyorlar galiba. Kürtlerin haklarını, dinin önündeki engelleri ve Müslümanların çektiklerini görmezden gelerek oy alabileceğini düşünüyorlarsa hüsrana uğrayacakları muhakkak. Doğuda ki oyların tüm baskı ve tehditlere rağmen canlarını dişlerine takan bölgedeki dindarlardan değil de okyanus ötesi bir sesten kaynaklandığını düşünüyorsa ve o sese güveniyorsa bölgede acı bir son kendisini beklemektedir demek.
 
İlginçtir, her ne hikmetse, birilerinin kontrolünde yapılmayan her davranış provokatörlük olarak nitelendiriliyor.

Sadece, Atatürk’ü sevmek zorunda olmadığını belirttiği için Nuray Canan Bezirgan provokatör oluyor, evli ve çocuk sahibi bir bayan olmasına rağmen kendisine olmadık hakaretler ediliyor hatta Fadime Şahin ile özdeşleştiriliyor.
Abluka altındaki Gazze’ye yardım götürmek provokatörlük oluyor. Bile bile ölüme gitmek şehitlik olmuyor aksine otoriteye başkaldırmak provokatörlük oluyor. İşgal altındaki bir ülkeyi savunmak onun için savaşmak provokatörlük oluyor. Başörtüsü ile okula gitmek provokatörlük oluyor. Kutlu Doğumda ve Kur’ana Saygı mitinglerinde yüzbinleri bir araya getirmek Ergenekon’a hizmet ve dolayısıyla provokatörlük oluyor.

İyi o zaman neyin, ne zaman ve nasıl yapılacağını siz belirleyin, siz karar verin sizin dışınızdakiler de ona göre hareket etsin. Sizin dışınızda, programı olan, görüşü olan, doğru bir davranışı olan başka kimse yok mu? Kendinizin yapmadığı, önermediği, tavsiye etmediği her şey kötü mü? Her şeyin en iyisini ve en doğrusunu siz mi biliyorsunuz?
Mehmet Çeli




Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
kuranehli
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1474


"Ey örtüsüne bürünen kalk ve uyar"


« Yanıtla #1 : 23 Ekim 2010, 09:40:22 »

Birilerinin putlarına tapmadan razı olmayacaklar gibi.....


İslamı yaşamayı ve yaşatmayı kendine şiar edinmiş islami camiayı provakatörlükle suçlamak çok ahmakça ve adice olsa gerek.

Sözde islami bir çevrenin servis ettiği haberleri kopyala yapıştır mantığı ile gazete ve tv lerde kendini Allah'a adamış insanlara hakaret ederek Allah'ın ayetini yoktan saymak küfürdür.

Neden başörtüsü meselesinde yok türban mı, eşarpmı, başörtümü tartışmalarına giriyorlar. Türkiye gibi(Halkı kastediyorum) müslüman bir ülkede bu yasak nasıl olur bunu ve özellikle yasaktran ziyade rejimi iyice ve her yerde tartışmamız gerektiği kanısındayım

Rabbim herşeyi görüyor.

Onlar hiçbir kınayıcının kınanmasından korkmazlar

dua ile
Moderatöre Bildir   Logged

¥üяєğiм∂є вiя  нicrαn yαrαsı vαя...ünlem
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« Yanıtla #2 : 23 Ekim 2010, 10:00:36 »

mustazaflar ezilmiş ve hakları gaspedilmişler...

hakları ellerinden alınan bir topluluğun haklarının iadesini ve haklarını geri almasının mucadelesini vermelerinden daha doğal ne olabilir.

Tc. hükümeti mustazaf müslümanların taleplerine kulak tıkamamalıdır. Bu bu talepler hakk arayışından başka bir şey değildir. 'Kız çocukaları 18 yaşına kadar devlete teslim, sonra kendi kararlarını versinler' anlayışına sahip bir devlet diktatör rejimlerin ürünü bir anlayıştır. Devlet kendi resmi ideolojisini çocuklarımıza dayatamaz. Bu zülmdür. Devlet müslümanların 'farz' olan yaşam tarzına mudahale etmemelidir. Hatta bunun önündeki engelleri kaldırmaldır... Aksi durumda bu mücadele ve hakk alınıncaya kadar devam edecektir.
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #3 : 23 Ekim 2010, 10:33:02 »

  Bunlar kendilerini Dünya'nın merkezinde görüyorlar ama şimdilik, bakalım Hak ile Batıl mücadelesinde kim galip gelecek ,  ''tarih tekerrürden ibarettir''  sözü gereği Hz Adem'den beri tarih böylelerini kendi kara sayfalarına almış ve Zülümle abad olanın, sonu behbaht olur gereğide ,yerle yeksan etmiştir.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« Yanıtla #4 : 23 Ekim 2010, 10:46:57 »

Elhemdulillah zafer inananların olacaktır inş.

Bu anlamda şuan da ciddi anlamda bir kamoyu oluşturuldu. Şimdiye kadar hiç olmadığı kadar bu mesele konuşulup tartışılıyor. islami kesim de kendini bu vesile ile sorguluyor. nerede duracağını kestirmeye çalışıyor. Ama bu davaya gönül vermiş her müslüman mustazaflar gibi düşüneceğinden kuşkum yoktur. Yeterki az cesaret, çünkü onların cesareti bizlerin cesaretsizliğimizden kaynaklanıyor...
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 5919


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #5 : 23 Ekim 2010, 11:16:45 »

herkes kendine göre bir yol çizmiş bu yolun ortasında durmak diye bir kavram yoktur ya karşı duracak yada yandaş olacak Allah herşeyi goren ve bilendir mutlaka ihlaslı olan kullarına yardım edecektir bıkmak yada yorulmak hiç bir musluman şiarı olmadı olmasıda mumkun degildir şimdi musluman bacılar için birlik zamanıdır dua ile...
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
mizgina_islam_
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 861



« Yanıtla #6 : 27 Ekim 2010, 21:02:47 »

İblisin çoçukları ne yaptı duymadın mı samanla dolu yerlerden izlemedin mi?
Yüce Kitabımız Kur an a karşı başlattıkları kampanyalardan haberin olmadı mı?

Kur an ı yakma günleri ilan ettiler.

Müslümanların manevi değerleriyle alay ettiler.

Senin, benim, onun ve diğerlerinin yani kainatın yaratılmasına sebep olan

Allah ın Habibim dediği mubarek Zat (s.a.v) hakkında aşağılayıcı karikatüler çizdiler kitaplar yazdılar.

Sen de izledin sadece ey insan, izledin sadece...

Bu hakaret ve yakmalara karşı seslerini yükseltenlere mitingler düzenleyenlere basın açıklamaları yapanlara
yüzbinlere gözlerin kör, kulakların sağır kesildi.

Görmek istemedin o muhteşem manzarayı duymak istemedin kulaklara şifa olan nağmeleri...
Gündem yapman gerekirken gazetelerde manşet yapman gerekirken sen başka planlar, başka düşünceler ile meşguldün.

İzzeti, şerefi, üstünlüğü müslümanların yanında araman gerekirken, müslümanlara düşman olanların yanında


okyanusların ötesinde aradın muzaffer olmayı...

 Kur an ı yakanlara karşı yapılan protesto mitinglerine destek vermedin vede gidenlere engel olmak istedin.

İnsanları etkinliğe davet eden-etmek isteyen savunmasız insanlara saldırdın samanyolu onlara hakaretlerde bulundun.

Halbuki senin de destek vermen gerekmez miydi, ey saman yiyen insan oğlu Seninde ortak değerin değil miydi, Kur an!

 Seninde ne pahasına olursa olsun ne bedeller veriliyorsa verilsin ne emekler sarfedilse sarfedilsin düşüncesinde olman gerekmez miydi
saman yiyen okyanuslar ötesi insanoğlu

Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Mustaz'af Kimdir? Kur'an-ı Kerim Genel MERXAS 1 162 Son Mesaj 12 Mayıs 2009, 21:09:19
Gönderen: гüъεyyε
NasrAllah Zafer Vadinde Bulundu Dünyadan Haberler musabbinumeyr29 0 144 Son Mesaj 16 Ocak 2010, 07:38:19
Gönderen: musabbinumeyr29