0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: şükürsüz toplumlara açlık ve korku elbisesi giydirilir (M.Göktaş Hoca)  (Okunma Sayısı 260 defa)
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« : 09 Eylül 2007, 18:53:49 »

şükürsüz toplumlara açlık ve korku elbisesi giydirilir


Günlük hayatımızda hangi kelimeleri ne kadar kullanıyoruz diye dikkat ettiğimizde "teşekkür"ün epeyce bir yer tuttuğunu görürüz. insanların böy­lesine yoğun ve bir birleriyle ilişki içerisinde ol­duğu bir dünyada, ağızlardan çıkan her iki üçsözden birisinin "teşekkür ederim" olduğunu gö­receksiniz. Sadece bizim yaşadığımız coğrafyada değil, yeryüzünün her yerinde bu böyle olmalı ki, yabancı dil öğrenimlerinde teşekkür etmek, ilk öğrenilen kelime veya kalıpların başında gelmek­tedir. Kimlik bilgilerinden sonra insanlara ilk öğ­retilen kelime veya kalıp "Teşekkür ederim" sözü­dür.
   Şu anda yeryüzünün en cahil bireyleri bile, kendi dillerinin dışında birkaç dilde teşekkür et­meyi öğrenmiş durumdadır. Thank you, danke shön, mersi, şükran kesiran vs. kelimelerinin ne demek olduğunu bilmeyen yoktur. Ülkemize ge­len her yabancının bizden en basit bir iyilik ve yardım gördüğünde hemen uzatmalı ve tatlı bir biçimde "teşekkür ederiim" dediğine şahit olmuşuzdur.
Çocuklarımıza da titizlikle öğretmeye çalışırız. Bi­rileri yavrularımıza bir ikramda bulunduğunda "Haydi teşekkür et amcana, teşekkür et abine.." deriz.
Çünkü teşekkür etmek, insan olmanın, toplum içerisinde insandan sayıımanın ilk şartıdır, mede­ni bir insan olmanın olmazsa olmazıdır. Teşekkür­süzlük, asla kabullenilecek bir durum değildir. Te­şekkür etmesi gerektiği halde etmeyen birisi, ke­sinlikle özürlü birisidir.
Gördüğümüz en basit bir iyilik karşısında der­hal teşekkür ederiz. Birisi bize otobüste yer mi verdi, kenara çekilerek önümüzü mü açtı, bir kuyrukta yer mi verdi, yere düşürdüğümüz bir şe­yi bizden önce davranarak alıp bize mi verdi, ara­dığımız adresi bulmakta yardımcı mı oldu.... Evet, bütün bu pozisyonlarda teşekkür etmeyi bir borç biliriz. "Canım, bunda ne var, hiç de gerek yok teşekkür etmeye" gibisinden bir düşünceyi aklımızın ucundan bile geçirmeyiz. Bazen dal­gınlıkla veya yoğunluktan dolayı teşekkür etmeyi unutmuşsak, hatırlayınca utanırız, mümkünse ge­cikmeli de olsa teşekkür borcumuzu yine öderiz.
Muhatabımızdan gördüğümüz bu iyilik örnek­lerini biraz daha büyütelim; yağmurlu bir havada
birisinin bizi otomobiline aldığını, bozuk para­mızın yetmediği bir anda tanımadığımız birisinin hesabı tamamladığını, taşımakta olduğumuz yü­kümüze birisinin yardım ettiğini, stop etmiş oto­mobilimizi itelediğini düşünelim. Bütün bunlara teşekkür etmeyi en büyük bir borç biliriz öyle değil mi?
Gördüğümüz iyiliklerin boyutlarının daha da büyüdüğünü düşünelim... Yüklü miktarda aldığı­mız borçları, yeri geldiğinde saatlarını, günlerini bize ayıranları, zor günlerimizde bize büyük feda­karlık yapanları hatırlayalım... iyilikler büyüdük­çe, teşekkür ifadelerimizi de ona paralelolarak değiştiririz, defalarca tekrarlarız. Hatta kelimeler­le ödeyemeyeceğimiz için başka yollar arayıp bu­luruz öyle değil mi? Çünkü insana yakışan budur.

Fakat aynı insanoğlu nedense Allah'ın nimet­leri ve ikramları karşısında hiç de böyle değildir!
Gördüğü en ufak bir iyilikten dolayı karşısın­dakine teşekkür üstüne teşekkür eden insanoğlu, kendisini böylesine mükemmel bir şekilde yara­tan ve yaşatan Rabbine karşı nankör kesilir. Ken­disine ikram edilen bir bardak su için defalarca teşekkür eder de, gökten şarıl şarıl yağmur indi­rene, kendisi için ırmaklar akıtana, kaynaklar fış­klrtana karşı kör ve sağır kesilir. Bir fincan kahve için kırk yıl hatır sayar da, görünür görünmez ni­metıerini sağnaklar halinde üzerine yağdıranın yüce hatırını hiç hatırına getirmez.
Mecbur olmadığı halde sırf lütfundan ve kere­minden kendisini böylesine mükemmel, kusur­suz, yaratan Rabbine karşı nankörleşir de insa­noğlu, O'nun kendisine verdiği sıhhatten, afiyet­ten ve şifadan hiç söz etmez, fakat yine O'nun izniyle tedavi eden doktorlar için, sağlık görevli­leri için gazetelere çarşaf çarşaf teşekkür ilanlarıverir.
Bireysel hayatında Rabbine karşı böylesine şükürsüz, teşekkürsüz ve nankör kesilen insanoğ­lu, toplumsal hayatında da aynı nankörlüğü inat­
la sürdürür. Oturumlarını açarken, meclislerini açarken, toplantılarını başlatırken, hatta toplum olarak kavuştukları bir güzelliği dile getirirken, Allah Azze ve Celle'ye hamd ve şükrü bir defacık olsun dile getirmez. Putlarına, putlaştırdıklarına teşekkür ve min­
netle başlarlar sözlerine.
Allah Teala'nın kendilerine lütfeylediği nimet­ler için, onlar nemrudlarına, firavunlarına şükre­derler. insanoğlu ne kadar nankör, ne kadar nimet
azgını? Ve bütün bunların karşılığında Allah Teala nekadar sabırlı öyle değil mi? Fakat bu nankörlük, bu azgınlık ve zalimlik
hiçbir zaman insanoğluna iyilik getirmeyecektir. Bunun bir bedeli olacaktır elbette!
"işte, Allah (size) bir örnek veriyor: Güvenlik
ve refah içinde bir şehir (düşünün ki) oraya (aha­lisinin) rızkı her yandan bolca akıp duruyordu; ama ahalisi tutup Allah'ın nimetine karşı yakış­maz bir biçimde nankörlük etti ve bunun üzeri­ne Allah da onlara, inatla yapageldikleri (kötü­lüklerden) ötürü kuşatıcı bir açlık ve korku fela­keti tattırdı." (Nahl:112)
Bu örnek ya da mesel, Allah'ın insana bahşet­tiği hesapsız rızık ve nimetlere karşı bilinçli ya da kasıtlı nankörlüğün, bir başka deyişle Allah'ın doğru yolu gösteren mesajına bilerek karşı çık­manın, uzun vadede ve bir bütün olarak toplum­sal hayatın karmaşık dokusu içinde dönüp dola­Şıp eninde sonunda insanların başına sadece ahi­rette değil, bu dünyada da vahim sonuçlar, bü­yük felaketler açacağını gösteriyor. Bu dünyada, hiçbir toplum, köklerini, insanın "Allah'la olan bağlantısı" ya da "sözleşmesi" kavramında içinde bulunan ahlaki ve toplumsal ölçülere dayandır­madıkça, güvenlik ve refah içinde yaşamayıumamaz. (Muhammed Esed, Kur'an Mesajı)

M.Göktaş Hoca İnzar dergisi
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
mizgina_islam_
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 861



« Yanıtla #1 : 15 Eylül 2007, 17:37:07 »

ELİNİZE SAĞLIK HOCAMM
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
MEHMET GÖKTAŞ HOCA MUSTAZAFDER (GENÇLERİN EVLENMESİ) Film ve Belgeseller islamicihad_21 5 2044 Son Mesaj 29 Nisan 2008, 09:32:50
Gönderen: Muhammed Ensar
Dünya Açlık Haritası Serbest Bölüm deniz_ 4 610 Son Mesaj 18 Kasım 2009, 15:15:38
Gönderen: Bişnev
MEHMET GÖKTAŞ HOCA CEYLANPINARDA KUTLU DOĞUM Resimler ve flashlar « 1 2 » Yusuf-i Güneri 17 1106 Son Mesaj 11 Nisan 2010, 00:23:41
Gönderen: mizgina_islam_
Örtünme Çağrısı-Mehmet GÖKTAŞ Kitap-kaset ve Dergi muhammedî 0 403 Son Mesaj 06 Eylül 2010, 14:16:59
Gönderen: muhammedî
Şehadet Elbisesi Giymiş Bir Gelin:Âyat El Ahras.. Şehidlerimiz Mahya 3 183 Son Mesaj 18 Ekim 2010, 20:07:37
Gönderen: cürmümile
Mehmet Göktaş Hoca'nın gözaltında Baybaşin çetesine islamı anlatması Sohbetler/Seslendirme vuslat 3 604 Son Mesaj 10 Mart 2011, 17:09:44
Gönderen: Şehid Renginde
Birbirinin Elbisesi Olmak İslamda Kadın ve Tesettür mustafa21 0 8 Son Mesaj 22 Mayıs 2012, 22:15:11
Gönderen: mustafa21