0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: SÜRGÜN, ISKENCE, HAPISLE GEÇEN BIR ÖMÜR: ÜSTAD BEDIÜZZAMAN (RA)  (Okunma Sayısı 1229 defa)
MUHACİR
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 359


Güzel akıbet, Takva sahiblerinindir.(TAHA -132)


« : 18 Haziran 2011, 00:40:58 »

SÜRGÜN, ISKENCE, HAPISLE GEÇEN BIR ÖMÜR: ÜSTAD BEDIÜZZAMAN (RA)

Bediüzzaman Said Nursi,1873’te Bitlis’in Hizan Ilçesine bagli Isparit Nahiyesinin Nurs Köyünde dogar. Babasinin adi Mirza, annesinin Nuriye’dir. Ilk egitimini agabeyi Molla Abdullah’tan alir. Tag Köyündeki medresede ögrenim hayatina basladiginda sekiz yasindaydi. Bes yil süren tahsil hayati boyunca, birçok medresede kisa sürelerle bulunarak ders alir.
Egitiminin en verimli safhasi, 15 yasindayken 1888'de aldigi üç aylik ders olur. O, ortalama on yilda okutulan bütün dersleri üç ayda okuyup icazet alir.
Bir gece Abdülkadir Geylâni'yi (k.s) rüyasinda görür. ''Git Miran asireti reisi Mustafa Pasa'yi hidâyete davet et; zulümden vazgeçip namaza, emr'i ma'rûfa baslasin” der.
Molla Said, derhal Miran asiretine dogru Tillo'dan hareket eder. Büyük bir cesaretle tebligini yapar. Pasa, onu öldürmeye kalkar fakat sonunda yola gelir.
Bir süre Mardin'de ikamet eden Molla Said, kendisinden rahatsiz olan Mardin idarecisi tarafindan, muhafizlarla kelepçeli olarak Bitlis’e sürgün edilir.
Bitlis'te Vali ile bazi memurlarin içki alemi yaptiklarini ögrenince onlari engellemeye çalisir. Vali, onun bu cesaretini ve mertligini görünce ''Herkesin bir üstadi vardir. Artik benim de üstadim sensin'' der. Iki sene Vali Ömer Pasanin sarayinda kalir.
Van Valisi Hasan Pasa'nin daveti üzerine 1893 tarihinde Van’a gider. Burada kaldigi süre içinde dini ilimlerin yaninda cografya, matematik, fizik, kimya, jeoloji, astronomi, biyoloji, tarih ve felsefe'ye dair kitaplar okurken, diger yandan içinde yasadigi toplum yapisini çok yakindan inceleme ve tanima firsatina sahip oldu.
Bediüzzaman, Medreset’üz Zehra üniversitesini Van veya Diyarbakir'da açmak düsüncesiyle Van Valisi Tahir Pasa’nin Sultan Abdülhamid’e hitaben yazdigi referans mektubunu da yanina alarak Istanbul’a giderek padisah ile görüsür.
31 Mart hadisesinde birçok hoca arasinda o da tutuklanip idam istemiyle yargilanir. Cesurca müdafaasi neticesinde beraat eder. Bu olaydan sonra Istanbul'da fazla kalmaz, 1910 yilinda Van'a gitmek üzere Istanbul'dan ayrilir. Daha sonra sark bölgesini dolasarak ilmî, içtimaî konularda insanlari aydinlatir. 1911 kisinda Sam'a gittiginde oradaki âlim dostlarinin ricasi üzerine Emevi Camii'nde tarihi bir hutbe verir.
Birinci Dünya Savasinin baslamasi üzerine Van ve Bitlis cephesinde Rus ve Ermeniler’e karsi savasir. Çogunlugu talebelerinden olusan gönüllü milis kuvveti, bes bin kadar askerden meydana geliyordu... Bu alayi kumanda ederken bir yandan da talebelerinden Molla Habib'e, Isârât'ül-I'caz tefsirini arapça olarak yazdirir.
Bitlis müdafaasi esnasinda birliginden üç talebesiyle kalincaya kadar çarpisir ve yarali bir vaziyette esir düserek Sibirya'daki Kosturma’ya gönderilir.
Bir esir kampini teftise gelen Rus Baskumandani Nikola Nikolaviç'in önünde herkes ayaga kalkarken o kalkmaz. Sebebi sorulunca ''Ben Islâm alimiyim. Imanli kimse gayri müslime kiyam edemez'' cevabini verir. Nikola, üstadin idamini emreder. Bediüzaman'in inancindan dolayi kalkmadigini anlayinca idam emrini geri alir. Komünizm ihtilali ile sarsilip bölünen Rusya'nin karmasikligindan faydalanarak 4 yil süren esaretten firar ile kurtulup Petersburg, Varsova, Viyana yoluyla Kasim 1918 yilinda Istanbul'a dönmeye muvaffak olur.
Üstad Birinci Dünya savasindan sonra, 1918 yilinda kurulan Osmanli Devleti'nin din kurulu durumunda olan Dar'ül-Hikmeti'l-Islâmiye üyeligine getirilir.
Anadolu'da baslatilan Istiklâl hareketini destekler. Ankara hükûmeti, Onu Ankara'ya davet eder. ''Ben tehlikeli yerde mücadele etmek istiyorum'' diyerek bu teklifi kabul etmez. Israrlar üzerine Ankara’ya gider. Mebuslarin dinî yönden lâkayd olduklarini görünce onlari uyarir. Namaz kilanlara altmis mebus daha katilir. Namazgâh olan küçük bir odayi, büyük bir mescid haline getirtir.
Mustafa Kemal, Bediüzzaman'in nüfûzundan istifade etmek için ona mebusluk, Diyanet'te azalik ve Sark Umumi Vaizligi'ni teklif eder, fakat Bediüzzaman kabul etmez.
Van'a gidip Erek daginda bir magarada inzivaya çekilir. Subat 1925 kis mevsiminde Burdur'a sürülür. Yedi ay orada kaldiktan sonra büsbütün tecrid gayesiyle 1926'da, Isparta'ya bagli daglik ücra bir köy olan Barla'ya gönderilir.
Barla sürgünü ile Bediüzzaman'in, 1925-1960 yillari arasinda otuz bes yil süren hapis, sürgün, baski dönemi baslamis olur. Üstad, risaleleri kâtiplere yazdirir, yazdirdiklarini bizzat kendisi tashih ederdi. Risaleler elden ele kopyalar çikarilmak suretiyle yayilirdi.
Üstad, Barla 'da sekiz buçuk yil kalir. Onun bos durmadigini gören idareciler rejim aleyhinde cemiyet kuruyor iddiasinda bulunurlar.1935'de Eskisehir Agir Ceza Mahkemesi, hakkinda dava açar. Neticede keyfî olarak, tesettürle ilgili ayetin tefsirinden ötürü kendisine on bir ay hapis cezasi verilir.
27 Mart 1936'da Eskisehir Hapishanesinden çiktiktan sonra Kastamonu’ya sürgün edilip polis karakolunun karsisinda bir eve yerlestirilir.
Kastamonu'da sekiz yil kaldiktan sonra, bu hizmetin durdurulamayip daha da yayildigi görülünce 1943'de 126 talebesiyle Denizli Agir Ceza Mahkemesi’ne sevk edilir.
Denizli hapishanesinden çiktiktan sonra hükümet, onu Emirdagi’nda mecburi ikamete gönderilir. Derken 1948 ocak ayinda, ülkenin çesitli yerlerinden toplanmis elli dört talebesiyle Afyonda tutuklanir.
Afyon’un soguk kisinda yetmis bes yasindaki ihtiyar birinin yirmi ay hücre hapishanesinde tutuklu kalmasi, ölüme terk edilmesi demekti. Her seye ragmen diger hapishaneler gibi Afyon hapishanesi de ‘Medrese-î Yusufiye’ye dönüsür.
Mahkeme 1956 da beraat verir. Tahliyeden sonra Emirdag’da ikamet eder. Bazi üniversiteli gençlerin yayinladigi Gençlik Rehberi adli kitabi dava konusu olunca mahkeme için 1952’de Istanbul’a gelir.
1953’te Isparta da ikamete baslar.1956 da eserleri, talebelerinden birkaç heyetçe yeni Türk harfleriyle yayinlanmaya baslar.
1960 baslarinda Ankara ve Konya'ya gitmesi siyasi çevreleri telasa verince Hükümet, radyodan bildiri yayinlayarak Emirdag'da ikamet etmesini ister. Iste o hapishane disindayken bile -1925 ve 1960 yillari arasinda- böyle mahkûm muamelesi görür.
18 Mart 1960'da Emirdag'dan Isparta'ya oradan da gizlice Urfa'ya gider. Bakanligin acele Urfa'yi terk etme emrine, Urfa'li siyasiler ve halk karsi koyar. Emri teblig eden Emniyet Müdürü'ne: ''Agir hastayim. Dönecek takatim yok. Zaten buraya ölmeye geldim'' der. 23 Mart’ta sabaha karsi Kadir Gecesinde vefat eder.
Üstad (ra)’in Hayatindan Mühim Kesitler
-1908 yilinda, mahkemeye sevk edilmis ve mahkemenin görevlendirdigi doktor heyeti kendisine ''akli dengesi bozuk'' raporu vermistir. Daha sonra sevk edildigi akil hastanesindeki doktor, Bediüzzaman'in kendisiyle konusmasi sonucunda ''bu adamda delilik varsa, dünyada akilli yoktur'' diyerek, raporun asilsizligini vurgulamistir.
-31 Mart hadisesi oldu; birçok hoca arasinda o da tutuklanip idam istemiyle yargilandi. Mahkeme Baskani: ''Sen de Seriat istemissin öyle mi?'' sorusuna su cevabi verdi: ''Seriatin bir hakikatine bin ruhum olsa feda etmeye hazirim. Zira Seriat, sebeb-i saadet ve adalet-i mahz ve fazilettir. Fakat ihtilalcilerin istedigi gibi degil!'' seklindeki cesurca müdafaasi neticesinde idam beklerken beraat etti. Mahkeme heyetine tesekkür etmeksizin mahkemeden çikti. Beyazid'dan Sultanahmed'e kadar kendisini izleyen bir halk kitlesi önünde ''Zalimler için yasasin cehennem!'' nidasiyla ilerledi.
-Küçük yastan itibaren dikkati çeken keskin zekasi, kuvvetli hafizasi ve üstün kabiliyetleri dolayisiyla "Çaginin essiz güzelligi" anlamina gelen "Bediüzzaman" sifatiyla anilmaya baslandi.
-Darü'l Hikmet’il Islâmiye'de aldigi maastan çogunu, o zaman yazdigi kitaplarin tab'ina sarf etti; az bir kismini hacca gitmek için ayirmisti. Iste iktisat ve kanaat bereketiyle o cüz'i para Ona dokuz yil kâfi geldi.
-“Pek basit bahanelerle kisin en siddetli soguk günlerinde beni tutuklayarak büyük ve gayet soguk iki gün sobasiz bir kogusta tecrid içinde hapsettiler. Halbuki ben küçük odamda günde birkaç defa soba yakarken ve daima mangalimda ates tutarken, zafiyet ve hastaligimdan zor dayanabilirdim.”
-Ömrünün yaklasik 30 yilini hapis ve sürgünde geçiren Bediüzzaman, bu zor sartlar altinda 6000 sayfalik Risale-i Nur Külliyatini tamamlayabilmek için elinden gelen tüm çabayi göstermis hapishanede iken aksamdan sabaha kadar kagitlara, defterlere, bos yapraklara, küçük cep defterlerine, kese kagitlarina devamli yazi yazmistir. Sabahleyin kogus açildiginda, bu yazilari talebeleri alir ve sabahtan aksama kadar kendi defterlerine yazarlardi.
-Yüz otuz parça olan Risale-i Nur Külliyati'nin yirmi üç senede tamamlanmistir.
-Sözler ve Mektubat’in tamami ile Lem’alar mecmuasinin 26. Lem’aya kadar Barla’da yazildi. Önünde ulu bir çinar agaci olan ev, Nur’un ilk medresesi olmustu.
-Ankara Valisi Nevzat Tandogan, Said Nursi’yi Valilige çagirtarak sarigini çikarip sapkayi giymesini ister. Hatta elindeki sapkayi zorla giydirmek için tesebbüste bulunur. Ancak Bediüzzaman, boynunu isaret edip; “Bu sarik bu basla beraber çikar” diyerek sarigini çikarmayi reddetti.
-Hukuki ve kanuni yollardan Onu maglup edemeyen muhalifleri onu zehirleyerek öldürmek istemis, hayati boyunca yirmi üç defa zehirlendigi halde Allah’in inayetiyle ölümden kurtulan Bediüzzaman, bu zehirlenmelerin verdigi izdirabi ömrü boyunca yasayacakti.
-1946 yilinda Karaköy’de bir ithalatçi firma tarafindan Türkiye’ye getirilen ilk teksir makinelerinden üç tanesini Nur Talebeleri almis, Isparta ve Inebolu’da Risaleler teksir edilmeye baslanmisti.
-Polis gözetimi altinda mecburi ikamet için Kastamonu'ya gönderilen Bediüzzaman, sürgünün ilk bir ayinda polis karakolunun üst katinda oturmak zorunda birakilmis, daha sonra karakolun karsisinda bulunan bir eve yerlestirilmistir. Evinin karakola bakan pencerelerini perdeyle kapatmasina dahi müsaade edilmemistir.
-Hasta ve yetmis yasinda olan Said-i Nursi, Afyon hapishanesinde 60 kisilik büyük bir kogusta tek basina birakilmis, soguk kis gecelerinde odanin kirik penceresi buz tutmasina ragmen baska bir yere nakledilmemis ve tüm bunlara ek olarak birkaç defa da burada zehirlenmistir. Cezaevi tabibi, salgin hastaliktan korumak için asilama bahanesiyle damarina en kuvvetli zehirlerden siringa etmistir. Zehirin etkisiyle atesler içinde ciddi rahatsizliklar yasayan Bediüzzaman, yalniz ve soguk kogusunda kimseyle görüstürülmemis, hapishanedeki talebelerinin kendisini ziyaret etmesine bile müsaade edilmemistir.
-Ocak 1960'ta Ankara'ya girmesi polis tarafindan engellenen Bediüzzaman buradan Isparta'ya gitmistir. Bu dönemde agir hasta olan 83 yasindaki Said Nursi, daha sonra talebeleriyle birlikte Urfa'ya gitmistir. Burada, yürüyemeyecek kadar rahatsiz olan Said Nursi'nin yerlestigi otele gelen polisler, Içisleri Bakaninin emriyle Bediüzzaman'i Isparta'ya geri götürmeye çalismislardir. Said Nursi bu baskilar sürerken Hakkin rahmetine kavusmustur. Büyük bir cemaatle kilinan cenaze namazindan sonra Bediüzzaman’in naasi Halilürrahman Dergahi’nda kendisine ayrilan türbeye defnedildi.
Bediüzzaman’in vefatindan iki ay sonra 27 Mayis 1960’da bir hükümet darbesi oluyor, Alparslan Türkes’in liderliginde kurulan Milli Birlik Komitesi hükümeti, Bediüzzaman’in kabrinin nakledilmesine karar verdi. Kanuni prosedürü de ihmal etmeyen ihtilal komitesi, Bediüzzaman’in Konya’da yasayan kardesi Abdülmecit Nursi’den bir nakil dilekçesi alarak, 12 Temmuz 1960 gecesi Urfa’daki mezarini kirdirdi. Bediüzzaman’in naasi askeri bir uçaga konularak Afyon askeri havaalaninda indirildi ve yerini Abdülmecit Nursi’nin de bilmedigi bir mezara defnedildi.64 Hayatinda iken O’nun varligini istemeyenler, vefatindan sonra da rahat birakmamislardi.
“Beni, nefsini kurtarmayi düsünen hodgam (kendini begenmis) bir adam mi zannediyorlar? Ben, cemiyetin imanini kurtarmak yolunda dünyami da feda ettim, ahiretimi de. Seksen küsûr senelik bütün hayatimda dünya zevki namina bir sey bilmiyorum. Bütün ömrüm harb meydanlarinda, esaret zindanlarinda, yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmedigim cefa, görmedigim eza kalmadi. Divan-i harblerde, bir cani gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandim. Memleket zindanlarinda aylarca ihtilattan (diger kisilerle görüsmekten, onlara karismaktan) menedildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere maruz kaldim... Benim fitratim, zillet ve hakarete tahammül etmez. Izzet ve sehamet-i Islamiye (Islami yigitlik) beni bu halde bulunmaktan siddetle meneder. Böyle bir vaziyete düsünce, karsimda kim olursa olsun, isterse en zalim bir cebbar, en hunhar bir düsman kumandani olsa tezellül etmem. Zulmünü, hunharligini onun suratina çarparim. Beni zindana atar, yahut idam sehpasina götürür. hiç ehemmiyeti yoktur. -Nitekim öyle oldu.- Bunlarin hepsini gördüm. Birkaç dakika daha o hunhar kumandanin kalbi, vicdani, zulümkarliga dayanabilseydi Said bugün asilmis ve masumlar zümresine iltihak etmis olacakti. Iste benim bütün hayatim böyle zahmet ve mesakkatle, felaket ve musibetle geçti.
Cemiyetin imani, saadet ve selameti yolunda nefsimi, dünyami feda ettim. Helal olsun. Onlara beddua bile etmiyorum. Çünki, bu sayede Risale-i Nur, hiç olmazsa birkaç yüz bin, yahut birkaç milyon kisinin -adedini de bilmiyorum ya- öyle diyorlar. Afyon Savcisi bes yüz bin demisti. Belki daha ziyade insanin imanini kurtarmaya vesile oldu. Ölmekle yalniz kendimi kurtaracaktim, fakat hayatta kalip da zahmet ve mesakkatlere tahammül ile bu kadar imanin kurtulmasina hizmet ettim. Allah'a bin kere hamdolsun.
Moderatöre Bildir   Logged

Bu DevirDe GENÇ OLmak, AteşLer İçinde OLup YANMAKTIR Bu DevirDe MÜSLÜMAN GENÇ OLmak, AteşLer İçinde OLupta YANMAMAKTIR...
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
üstad bediüzzaman (bilal kürtçe ilahi klip) Film ve Belgeseller vuslat 1 2204 Son Mesaj 16 Kasım 2007, 23:30:37
Gönderen: Muhammed Ensar
ömür Düşünce yazıları/Makaleler MERXAS 0 168 Son Mesaj 02 Şubat 2008, 14:04:10
Gönderen: MERXAS
_Bilal - Kevser - üstad Bediüzzaman ilahi dinle Türkçe Eserler kahtalı cemo 0 344 Son Mesaj 06 Haziran 2009, 14:36:02
Gönderen: kahtalı cemo
_Bilal - Kevser - Üstad Bediüzzaman ilahi dinle Kürtçe Eserler kahtalı cemo 1 573 Son Mesaj 14 Haziran 2009, 10:53:35
Gönderen: гüъεyyε
Üstad Bediuzzeman; Nebiler Yurdunun Sürgün Evladı! Risale-i Nur'dan Damlalar « 1 2 » muhakemat 14 935 Son Mesaj 01 Ekim 2009, 23:11:10
Gönderen: vuslat
Üstad Bediüzzaman Eksik Tanıtılıyor Üye Haber ve Duyuruları гüъεyyε 1 248 Son Mesaj 20 Ocak 2011, 09:11:13
Gönderen: MERXAS
üstad Bediüzzaman'ın münacaatı Dua penceresi vuslat 0 160 Son Mesaj 29 Ağustos 2011, 05:15:51
Gönderen: vuslat