0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Tağuti Sisteme itaat etmek onlara yardım etmek ayakta durması için çalışmak  (Okunma Sayısı 192 defa)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« : 08 Ekim 2009, 16:15:42 »

Tağuti Sisteme itaat etmek onlara yardım etmek ayakta durması için çalışmak


Helali haram ve haramı helal yapma konusunda birisine itaatin veya onu desteğin, sisteminin ayakta kalması için onlara yardım etmenin ona ibadet olduğunu en güzel şekilde açıklayan Allah-u Teâlâ'nın şu sözüdür.

"Onlar, hahamlarını, rahiblerini ve Meryem oğlu Mesih’i Allah’tan başka rabler edindiler. Oysa tek olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka ibadete layık ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından münezzehtir." (Tevbe: 31)

Begavi bu ayetin tefsirinde şöyle dedi:

"Şayet: "Onlar din adamlarına, rahiplerine rüku ve secde ederek ibadet etmiyorlardı" diye söylenirse, buna şöyle cevab verilir:

"Ayette geçen itaat, onlara rüku ve secde etme konusunda değil, Allah-u Teâlâ'ya karşı gelerek Allah-u Teâlâ'nın helalini haram, haramını helal yapma konusunda onlara itaat etmektir. İşte böylece onları rab edinmişlerdir.

Adiy b. Hatem radiyAllahu anh dedi ki:

"Boynumda altından bir haç takılı olduğu halde Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in huzuruna girdim. Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem beni görünce dedi ki:

"Ey Adiy! Boynunda takılı olan şu putu at!" Ben hemen onu attım ve sonra yanına geldim. O:

"Onlar, hahamlarını, rahiblerini ve Meryem oğlu Mesih’i Allah’tan başka rabler edindiler..." (Tevbe: 31) ayetini okuyordu. Bu ayeti okumayı bitirince ona şöyle dedim:

"Biz onlara tapmıyorduk ki!" O şöyle dedi:

"Onlar Allah-u Teâlâ'nın helalini haram, haramını helal yaptıklarında, siz de onu haram veya helal yapmıyor muydunuz?"

Ben: "Evet" dedim.

Bunun üzerine Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle dedi:

"İşte onlara ibadet böyledir" (Begavi Tefsiri c: 3 s: 285)

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in sözünü dikkatle düşün!

Helali haram, haramı helal yapma konusunda din adamlarına ve rahiplerine itaat ettikleri için yahudi ve hristiyanları, din adamlarını Allah-u Teâlâ'dan başka rabler edinmekle vasfetmiştir.

Şayet bu din adamları ve rahipler, kendileri için namaz kılmalarını ve oruç tutmalarını onlara emretseydiler asla onlara itaat etmez, belki onları recmederlerdi. Zira namaz, oruç gibi amellerin ibadet olduğu herkes tarafından bilinmekteydi. Fakat itaat etme ve boyun eğmenin ibadet olduğu insanların çoğu tarafından bilinmemekteydi. İşte bu nedenle kendilerinden böyle bir itaat ve boyun eğme ameli istendiğinde hiç çekinmeden bu konuda Allah-u Teâlâ’la beraber onlara ibadet ettiler. Çünkü haramı helal, helali haram yaptıkları zaman onlara itaat ettiklerinde, namaz ve oruç gibi, ibadet ettiklerini bilmiyorlardı. Fakat bu bilgisizlikleri, tekfir edilmeleri konusunda onlara mazeret olmamıştır.

Ebu’l Bahteri bu ayet hakkında şöyle dedi:

"Onlar din adamlarına, rahiplerine namaz kılmadılar. Şayet din adamları ve rahipleri, kendileri için rüku ve secde yapılmasını onlara emretseydiler elbette bu konuda onlara itaat etmezlerdi. Fakat Allah-u Teâlâ'nın haramını helal, helalini haram yapmalarını onlara emrettiklerinde bu emre itaat ettiler. İşte onların, din adamlarını ve rahiplerini Allah-u Teâlâ'dan başka rabler edinmeleri böyle olmuştur." (İbni Teymiye Fetvalar c: 7 s: 76)

İbni Teymiye şöyle dedi:

"Bir kimse, Rasulden başka herhangi bir kimseye, o kimse Allah-u Teâlâ ve rasulünün emrine muhalefet etse bile, her verdiği emir veya yasak konusunda itaatin gerekli olduğunu söylerse, o kimseyi Allah-u Teâlâ'ya denk kılmış olur. Bu yaptığı ile aynı, hristiyanların Mesih’e yaptıklarını yapmış olur. Böyle bir amel ise sahibini şirke sokar ve Allah-u Teâlâ'nın şu sözü ona uygulanır:

"İnsanlardan, Allah’dan başka edindikleri denkleri Allah gibi sevenler vardır. Oysa iman edenlerin Allah’ı sevmeleri daha şiddetlidir." ( Bakara: 165) (Fetvalar c: 10 s: 267)

(Rasule itaat Allah-u Teâlâ'ya itaattendir. Çünkü nebiler ancak Allah-u Teâlâ'nın emrettiklerini emrederler. Kesinlikle Allah-u Teâlâ'nın emrine muhalif bir emir vermezler. Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’den sahih olarak şöyle bir rivayet vardır:

"Her kim bana itaat ederse Allah-u Teâlâ'ya itaat etmiş olur." (Müslim)

Kur’an’da 30’dan fazla yerde Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’e itaat emri geçmektedir.)

İbni Teymiye bir başka yerde şöyle dedi:

"Her kim Allah-u Teâlâ dışında sadece kendisine itaat edilmesini isterse, bunun durumu aynen Firavun’un durumu gibidir. Her kim Allah-u Teâlâ’la beraber kendisine itaat edilmesini isterse, bu kimse de insanların kendisini Allah-u Teâlâ'ya denk tutmalarını ve Allah-u Teâlâ gibi sevmelerini istemiş olur. Oysa Allah-u Teâlâ, yalnızca kendisine ibadet edilmesini, dinin tamamen sadece kendisine has kılınmasını, dostluk ve düşmanlığın sadece kendisi için olmasını emretmiştir." (Fetvalar c: 4 s: 328)

Allah-u Teâlâ, Seyyid Kutub’a rahmet etsin. O şöyle demiştir:

"Kullar içinden biri; insanlar üzerinde olarak kendisine zatı için itaat edilmesi gerektiğini, onların üzerine kendi zatından dolayı teşri koyma hakkı olduğunu ve zatından dolayı ölçü ve değerler koyma yetkisine sahip olduğunu iddia ederse, Firavun gibi:

"Ben sizin yüce Rabbinizim" demese bile, ilahlık iddiasında bulunmuş olur. Her kim, onun bu konudaki iddiasını kabul ederse şirk koşmuş veya Allah’ı reddetmiştir. Bu ise, yeryüzündeki en büyük fesad ve bozgunculuktur.

Helal ve haram (serbest ve yasak) koyma yetkisi sadece Allah-u Teâlâ'ya aittir. İster fert, ister grup, ister ümmet, isterse insanların hepsi olsun, Allah-u Teâlâ'nın kendilerine izin vermediği konularda hiçbir beşer bu hakka sahip değildir.

İnsanlar, ancak Allah-u Teâlâ'nın izni dahilinde ve şeriate uygun bir şekilde kanun koyabilirler. Helal ve haram, Allah-u Teâlâ'nın şeriati ve dinidir. Helal ve haram koyan şayet Allah-u Teâlâ ise, insanlar Allah-u Teâlâ'nın dinine bağlıdırlar. Şayet Allah-u Teâlâ tan başkası insanlar için helal ve haram koyuyor (ve insanlar da ona itaat ediyor) ise o zaman Allah-u Teâlâ'nın değil o şahsın dinine bağlanmışlardır.

Bu mesele, Allah-u Teâlâ'nın uluhiyyetinin özellikleri ile alakalı bir meseledir ve dinin ne demek olduğunu ortaya koymaktadır. Bu mesele, iman ve sınırları ile alakalı bir meseledir. Yeryüzünde müslüman olduklarını iddia edenler, "biz müslümanız" iddiasında ısrar etmeye devam etseler bile bu dinin neresinde olduklarına, İslam'ın neresinde olduklarına bu meselenin ışığında bir baksınlar!.." (Davet Yolu – Ahmed Faiz, Fizilali’l Kur’an c: 2 S: 170-179)

Mutlak itaate hak sahibi olan sadece Allah-u Teâlâ olduğu için hastalıklı nefisler bu meseleyi suistimal etmesinler diye İslam dini, bu mesele üzerinde titizlikle durmuş ve Allah-u Teâlâ'ya isyan konusunda mahluka itaati yasaklamıştır. Allah-u Teâlâ, kendisinden başkasına itaati, sadece izin verdiği konularda meşru kılmıştır.

RasululAllah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle dedi:
"Müslüman bir kimseye, masiyetle emrolunmadığı müddetçe, sevdiği veya sevmediği her konuda emiri dinlemek ve ona itaat etmek farzdır. Masiyetle emrolunduğu zaman, dinlemek ve itaat etmek yoktur." (Buhari, Müslim)

Bir başka rivayette Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle dedi:
"Allah-u Teâlâ'ya masiyet konusunda hiçbir beşere itaat yoktur. İtaat, ancak iyiliktedir." (Buhari, Müslim)

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle dedi:
"İmama itaat etmek, masiyeti emretmediği müddetçe müslüman üzerine farzdır. Eğer masiyeti emrederse ona itaat yoktur." (Ahmed sahih senedle)

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle dedi:
"Benden sonra sizin başınıza öyle kişiler gelecek ki, sünneti söndürecekler, bidatle amel edecekler ve namaz vakitlerini geciktireceklerdir."

Hadisi rivayet eden Abdullah b. Mes’ud radiyAllahu anh, Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’e şöyle dedi:

"Ey Allah-u Teâlâ'nın Rasulü! Ben bunlara yetişirsem ne yapayım?"

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem ona şöyle dedi:

"Ey ümmü Abd’dın çocuğu! Sen bana ne yapacağını mı soruyorsun? Allah-u Teâlâ'ya isyan konusunda hiç bir mahluka itaat yoktur." (Ahmed, Abdürrezzak-Cami’de sahih senedle)

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle dedi:
"Valilerden kim Allah-u Teâlâ'ya karşı gelmeyi emrederse ona itaat etmeyin!" (Ahmed sahih senedle)

Hadiste zikredilen imama itaat etmemekten kasıt; ona karşı çıkarak hiçbir konuda itaat etmemek değil, sadece haram konularda ona itaat etmemektir. Şayet emrettiği şey küfür ise işte o zaman onu tekfir ederek mutlak şekilde ona itaat etmemek ve kılıçla karşı çıkmak gerekir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Kafirlere, müslümanlar için bir yetki vermedik." (Nisa: 141)

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle dedi:
"Sizin elinizdeki (eminiriniz hakkındaki) apaçık bir küfür, Allah-u Teâlâ'dan sizin için bir delil olur. O zaman ona karşı çakarsınız." (Müslim)

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle dedi:
"Kim dinini değiştirirse onu öldürün." (Buhari, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbni Mace)

Anne, babanın çocuklarına karşı hakları büyük olmasına rağmen, masiyeti emrederlerse onlara bile itaat edilmemesini Allah-u Teâlâ şu ayetinde emretmiştir:

"Eğer (anne, baban) bilmediğin bir konuda seni, bana ortak koşmaya zorlarlarsa onlara itaat etme!" (Lokman: 15)
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #1 : 23 Mayıs 2010, 09:58:53 »

Fitne Kalkıncaya Kadar
*****************
"Fitne kalmayıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah ne yaptıklarını görmektedir." (Enfal Suresi, 39)
İşte Allah yolunda cihadın her zaman için geçerli sınırı. "Fitne kalmayıncaya ve dinde tamamen Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın" emri yeryüzünde her zaman var olan pratik cahiliyye karşısında İslam'ın hareket metodunu ortaya koyar.
İslam; kulları, kullara kul olmaktan kurtaran hürriyet buyruğu olup -nefsani duygulara kölelikte bir çeşit kulluktur- Allah'ın alemlerin Rabbi oluşunu gerçekleştirmek için gelmiştir. Bu emrin ilanı her yönüyle beşer otoritesine karşı girişilen bir darbedir. Her ne şekilde olursa olsun insanların otoritesi altındaki düzenleri yerle bir etmek demektir. İşte İslam bu önemli görevini yapabilmek için şunları gerçekleştirmek zorundadır.
Bu dine boyun eğenlerin üzerindeki zulmü kaldırıp insanların sultasından kurtulduklarını bildirmesi ve her çeşidiyle kullara kul olmaktan kurtulup tek bir ilah olan Allah'a kul olduklarını göstermesi lazımdır. Bu ise ancak bu ilahi emre inanan, onu hayatında yaşayan; put ve putçularla cihad eden, bu dine girmek isteyenlerin karşılaştıkları engelleri kuvvet kullanarak yok eden ve tek kumanda altında imanlı kitlenin yetiştirilmesiyle mümkündür. Ki her ne şekilde olursa olsun Allah'ın uluhiyetini gerçekleştirmek için kulların kullara kulluğu prensibine dayanan sistemleri yıkması gerekir. Allah'ın dini hakim olmalıdır sadece. Şunu da bilmek gerekir ki: Bu din soyut inanç ve sembollerden ibaret olmayıp Allah'ın sultasına boyun eğmek demektir.
"Onlarla savaşın ki fitne ortadan kalksın din yalnız Allah'ın dini olsun, (yalnız ona tapılsın) Eğer (savaştan ve küfürden) vazgeçerlerse artık zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur." (Bakara Suresi, 193)
Her*ne kadar bu ayet indiği zaman Arap yarımadasındaki insanları doğru yoldan ayıran, sapıttıran ve dinin yalnız Allah için olmasına engel olan müşriklerin kuvvetiyle karşılaşıyorsa da ayetin hükmü yol göstermesi bakımından genel ve manası süreklidir. Cihad kıyamete kadar devam edecektir. Her gün insanları hak dinden alıkoyan, İslam cemaati ise bu zalim kuvveti her an yıkmak, devirmek, insanları o kuvvetin baskısından kurtarmak ve Allah'ın kelamını onlardan korkmadan dinleyecekleri, işitecekleri ve Allah yolunu seçip ona yönelecekleri bir şekle getirmekle yükümlüdür. Fitnenin savaştan daha şiddetli olduğu açıklanıp kötülükleri saydıktan sonra fitneye engel olmak konusundaki ilahi kelamın tekrar; meselenin İslam nezdindeki önemini gösterir. Aslında İslam kendine inanan kişilerin yemden doğuşunu açıklayan yüce bir prensibi ortaya koyar. İnsan kıymetinin inancının kıymetiyle ölçüldüğü; insan hayatının terazinin bir tarafını, inandığı inancında terazinin diğer tarafına koyulduğu; fakat inanç kefesinin tercih edildiği bir nizamın doğuşu. Yine bu prensipte insanlığın esas düşmanlarının kim olduğu da ortaya çıkıyor. İnsanların asıl düşmanı inananları dinlerinden döndürmek isteyen ve sadece müslüman oldukları için Müslümanlara zulmedenlerdir. İnsanlığın esas düşmanları; insanlığı iyiliğin en önemli öğelerinden yoksun bırakan ve Allah'ın nizamıyla insanlar arasına engeller kuranlardır, işte İslam cemaatinin fitne kalmayıp, dinde yalnız Allah için oluncaya kadar savaşmaları ve buldukları yerde öldürmeleri gerekenler bunlardır. Kur'an'ın ilk nazil olduğu sıralarda, İslam'ın savaş konusunda emretmiş olduğu bu önemli esasın hükmü her zaman için geçerlidir. Her zaman çeşitli şekillerde inananların hakkında tecavüz edenler bulunmaktadır. Yine aynı şekilde fert ve cemaat halinde veya bütün bir millet olarak tüm Müslümanlar; bu zulüm ve fitnelerle karşı karşıya bulunmaktadır. Her ne şekilde olursa olsun dininden döndürmek isteyen ve mü'mine zulmeden herkesin üzerine savaş açmak ve öldürmek, İslam'ın koymuş olduğu ve genel prensibi gerçekleştirmek farzdır.
Eğer zalimler zulümlerine son verir, insanlarla Râbbleri arasına girmekten vazgeçerlerse; artık onlara dokunulmaz. Zira cihad zalimlere karşıdır


Seyyid Kutub\Mevdudi Cihad


"Allah, mü'minlerden can ve mallarını, kendilerine verilecek cennet mukabilinde satın almıştır. Ki onlar Allah yolunda savaşarak hem öldürür, hem de öldürülürler. Bu, Allah'ın Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da verdiği hak bir va'adtir. Allah'tan daha çok ahdini yerine getiren var mı? öyleyse (ey mü'minler!) yaptığınız bu alışverişinizden dolayı sevinin. Çünkü bu alışveriş, büyük bir kurtuluştur." (Tevbe 111)
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Allah için sevmek ve bunu teşvik etmek.. İslami Hayat Tarzı Şehid Rehber 0 173 Son Mesaj 19 Haziran 2008, 02:39:25
Gönderen: Şehid Rehber
NEFSİ TERBİYE ETMEK İÇİN İslami Hayat Tarzı MERXAS 1 169 Son Mesaj 21 Ekim 2009, 11:40:28
Gönderen: têkoşîn
Dili Muhafaza Etmek İslami Hayat Tarzı MERXAS 0 186 Son Mesaj 03 Mart 2010, 08:28:03
Gönderen: MERXAS
Başarıyı umut etmek Kişisel Gelişim Mahya 3 447 Son Mesaj 28 Kasım 2010, 15:24:11
Gönderen: Âl-i İmran
Tevekkül Etmek Kelime ve Kavramlar hamza01 1 804 Son Mesaj 22 Mart 2011, 18:19:37
Gönderen: hamza01
İslam kızı Afiye için İslam dünyası ayakta Dünyadan Haberler Âl-i İmran 5 287 Son Mesaj 03 Ekim 2010, 12:25:44
Gönderen: Yusufi Medrese
Müslümanlara Eziyet Etmek ve Onlara Sövmek İslami Hayat Tarzı hamza01 0 142 Son Mesaj 24 Ağustos 2011, 17:28:56
Gönderen: hamza01