suskunlar meclisi - Sükûtumuz'dan anlamayan, sohbetimizden bir şey anlamaz..!
30 Temmuz 2010, 13:28:04 *
Selamun Aleyküm, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1] 2 3   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Tağutu Reddetmek  (Okunma Sayısı 237 defa)
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****

Puan: 143
Online Online

Mesaj Sayısı: 4111


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« : 19 Kasım 2009, 09:49:42 »

Tevhidin gerçekleşmesindeki ilk unsur, ibadetin ihlasla Allah'a yapılmasıydı. O'ndan başkasının layık olmadığı ta'zim, sevgi ve ibadetin, yani uluhiyyetin O'na has kılınmasıydı.ikinci unsur, tağutları inkar, onlara ibadet eden, onları dost edinen herkesten uzaklaşmaktır. Bu o kadar önemlidir ki; Kur'an bazen tağutları inkarı, Allah'a imandan önce zikretmiştir. Bu hususta, Allah'a (c.c.) şöyle buyurmaktadır: "Tağutları inkar edip Allah'a iman eden kimse kopmak bilmeyen sağlam bir ipe tutunmuştur."(Bakara, 256)
Rasulullah Efendimiz şöyle buyurmaktadır: "Lailahe illallah deyip Allah'tan başkasına ibadet edilenleri inkar edenin malı ve kanı haramdır. Onun hesabı Allah'adır." (Müslim)
Kanın ve malın korunmuş olması için kelime-i tevhidi söylemek yeterli değildir. Allah'tan başka ibadet edilenlerin inkar edilmesi buna ilave edilmelidir.
Bu, eşyanın zıddıyla bilinmesindedir. Hakk'a iman ancak küfür ve batıl ehlinden uzaklaşmakla açığa çıkar, belli olur. Bundan dolayı, muvahhidlerin imamı İbrahim (a.s.), kavminin tanrılarından, putlarından beraatini, onlara olan düşmanlığını ilan etmiştir. Allah, şöyle buyurur: "İbrahim, babasına ve milletine, beni yaratan hariç, sizin ibadet ettiklerinizden uzağım. Beni doğru yola eriştirecek olan şüphesiz O'dur, dedi.(Zuhruf, 26-27)Başka bir ayette: "İbrahim ve onunla beraber olanlarda, sizin için tabi olunacak güzel bir örnek vardır. Onlar milletlerine şöyle demişlerdi: Biz sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız, sizin dininizi inkar ediyoruz, bizimle sizin aranızda yalnız Allah'a iman etmenize kadar ebedi düşmanlık ve öfke baş göstermiştir." (Mumtahine, 4) Böylece öğreniyoruz ki gerçek tevhid, Allah'a iman ve O'na ibadete, tağutu inkar ve dostlarından uzaklaşma eklenmeyince tamam olmaz. Bundan dolayı,bütün peygamberlerin kavimlerine daveti,daha önce de belirttiğimiz gibi,"Allah'a ibadet,tağuttan kaçınmaktır.(Nahl, 36)

Tağut:

Tağut, tuğyan kelimesinden türemiştir. Haddi aşmak anlamınadır. Anlamının sınırları konusunda selefin görüşleri farklıdır. Hz. Ömer (r.a..) "Tağut şeytandır" demiştir. Cabir (r.a.), şeytan kılığındaki kahinlerdir, demiştir. Malik'e göre ise, tağut; Allah'tan başka ibadet edilen her şeydir.
Bu görüşler, bazı tağut tipleri hakkında belirtilmiştir. Ancak, bütün çeşitlerine hasredilemez. İbn-i Kayyımın (r.h.) tağut hakkında söylediği en güzel sözdür: "Tağut, kulun haddini aşarak, ibadet ettiği, tabi olduğu, itaat ettiği her şeydir. Her kavmin tağutu, Allah ve Rasûlü'nü bırakarak, muhakeme olmak istedikleri, Allah'tan başkasına ibadet ettikleri, Allah'tan bir delil olmaksızın izinden gittikleri, Allah'a itaat etmeleri gereken yerde, itaat ettikleri şeydir. Bunlar dünyanın tağutlarıdır. Onları ve onlarla birlikte insanların durumunu düşündüğün zaman, çoğunun Allah'a ibadetten uzak ve tağutlara ibadet etmekte olduklarını, Peygambere (s.a.s.) itaattan uzak, tağut ve izleyicilerine itaat ettiklerim görürsün."

Moderatöre Bildir   Logged

Dünya tarihinde hiç bir millet, İsrail Oğulları gibi zülüm yapmamış, fitne ve bozgunculuk çıkarmamış, hile ve desiselere baş vurmamış, hakka ve doğru yola çağıranlara işkence yapmamış ve peygamberlerini öldürmemiştir. Yeryüzünde, inkar ve isyan bakımında da İsrail Oğulları gibi hiçbir millet,yaşamış
hamza01
Usta Üye
***

Puan: 35
Online Online

Mesaj Sayısı: 808


tağutu red ALLAHA iman....


« Yanıtla #1 : 21 Kasım 2009, 20:52:56 »

Tağutlar Sevinmesin, Müslümanlar Üzülmesin



Ey tağutlar! Şunu iyice kafalarınıza yerleştirin: Bu saltanatınız fazla uzun sürmeyecek ve bu böyle devam etmeyecektir. İslam'ı gizlemek, yıkmak ve kendi otoritelerinizi sağlamlaştırmak için ne kadar çaba gösterirseniz gösterin, İslam'ı yaşayacak ve insanlara bu dini açıklayacak bir topluluk elbette kıyamete kadar var olacak ve bu kimseler, İslam'ı yeryüzünde hakim kılmak için ellerinden gelen herşeyi yapacaktır.

Bundan sonra siz ey tağutlar! Mescidlere korkarak girin. Öyle bir zaman gelecek ki artık Allah'ın mescidlerine giremeyeceksiniz. Üstelik siz dünyada zillet içinde kalacak, ahirette ise büyük bir azaba uğrayacaksınız. Öyleyse bu yaptıklarınıza sevinmeyin ve kendinizin akıllı kimseler olduğunuzu zannetmeyin .
Moderatöre Bildir   Logged
hamza01
Usta Üye
***

Puan: 35
Online Online

Mesaj Sayısı: 808


tağutu red ALLAHA iman....


« Yanıtla #2 : 25 Şubat 2010, 16:49:04 »

Tağuti düzenler islama karşı sadece silahlamı savaşır düşündünüzmü Huh? 
**********************************************************

Size savaş açanlarla Allah yolunda savaşın ve aşırı gitmeyin! Muhakkak ki Allah aşırı gidenleri sevmez.(Bakara.190 )-

Savaş açmak; sadece bilfiil silahlarla savaş açmak demek değildir. Müslümanlara eziyet vermek, insanların İslam dinine girmelerine engel olmak ve şeytana uymalarını teşvik etmek de müslümanlara savaş açmak demektir.

Bütün tağuti sistemlerde, yani Allah'ın şeriatinin hakim olmadığı tüm sistemlerde, yukarıda sayılan savaş açma şekilleri muhakkak vuku bulmaktadır. Bu sistemler, Mekke müşriklerinin Rasulullah'a yaptığı gibi, ya bilfiil İslam'a savaş açarlar ya vatandaşlarının gerçek müslüman olmalarına engel olurlar ya gerçek İslam'a girenlere işkence ve eziyet ederler ya da müslümanları dinlerinden döndürmek için çeşitli faaliyetler yaparlar.

Zamanımızdaki tağutlar da böyle yapmaktadır. Günümüz tağutları meyhaneler, genel evler açarak, kadınları açık gezdirerek, televizyon ve sinamalarda ahlaksız filimler göstererek, müslümanları ve müslüman olmak isteyenleri şeytanın yoluna sevk ederek İslam'a savaş açmışlardır. Onların bu çalışmalarındaki gaye, insanları Allah'ın hükümlerine tabi olmaktan alıkoymaktır.

İşte bütün bu sistemlere karşı cihad vardır. Zaten İslam'da cihadın gayesi; bu tür baskıları ortadan kaldırarak ve insanların kendi iradeleriyle  İslam'ı seçip seçmemede serbest bırakmaktır. Yoksa insanlara zorla İslam'ı kabul ettirmek değildir. Cihad, İslam'ın insanlara ulaşmasını engelleyen bütün engelleri ortadan kaldırmak için farz kılınmıştır.

İslam'a karşı en büyük engel, Allah'ın hükümleriyle hükmetmeyen tağuti sistemlerdir. Çünkü taguti sistemler, kendi varlıklarının yok olup, yerine Allah'ın kanunlarının hakim olduğu İslam devletinin kurulmasına asla izin vermezler.

Bu sebeple, tağuti sistemler varoldukça İslam'a karşı savaş açılmış demektir. Tağuti sistemleri yok etmek ve din yalnız Allah'ın oluncaya kadar savaşmak farzdır. İşte ayetin manası budur. Bu manaya göre bu ayet, mensuh değil muhkemdir.
Moderatöre Bildir   Logged
hamza01
Usta Üye
***

Puan: 35
Online Online

Mesaj Sayısı: 808


tağutu red ALLAHA iman....


« Yanıtla #3 : 02 Mart 2010, 20:52:45 »

Tağutların zulmünden dolayı
İşte! Bir zamanların İslam diyarları olan ülkeler,
günümüzde tağutların zincirleriyle bağlanmış, onların karanlığı içinde kalmıştır. Bu ülkelerde beşeri kanunların tatbiki sonucu putperestlik ve küfür tekrar hakim oldu.

Bu beşeri kanunların hükmü altındaki insanlar bu beşeri kanunlar sebebiyle büyük fesada uğradı, fıtratları bozuldu, kalpleri karardı, anlayışları ve akılları köreldi. Artık bu kimseler, bir çok fitnenin içinde oturup kalkar oldu. Bu hal üzere küçükler büyüdü, büyükler yaşlandı. Sonunda insanlar, içinde bulundukları duruma alıştı, bu durumu münker ve bozuk bir durum olarak görmemeye başladı.

Hatta bid'atler sünnet, heva ve heves doğruluk, sapıklık hidayet, münker maruf, cehalet ilim olarak görülür oldu. Riya ihlasın, batıl hakkın, yalan doğruluğun, yağcılık hak söz ve nasihatın, faiz alış verişin, zulüm adaletin ve facirlik iffetin yerini aldı. Nihayet zikrettiğimiz bu çirkin, aşağı ve kınanmış hasletler hakim oldu ve bu pis hasletlerle vasıflananlar en yüksek ve en değerli kişiler olarak görülmeye başlandı.

Evet! Durum öyle bir boyuta ulaştı ki, vallahi yerin dibi yerin üzerinden daha hayırlı oldu. Dağların tepesi ovalardan daha iyi oldu. Vahşi hayvanlarla beraber yaşamak bu insanlarla yaşamaktan daha güzel oldu. Yeryüzü titredi, gökler karardı...
Tağutların zulmünden dolayı denizde ve karada her yeri fesat kapladı. Bereketler gitti, ürünler azaldı. Zalimlerin fıskından dolayı hayat bulandı. Pis amellerden, fahişelik ve ahlaksızlığın çoğalmasından gündüzün ışığı ve gecenin karanlığı ağladı. Vallahi bu bir azabın yaklaşma alametidir! Karanlığı uzun sürecek bir gecenin alametedir!Eğer Allah-u teala'nın davetçileri ve ıslah ediciler hakkı haykırmazlarsa, tevhid erleri münkeri değiştirmez, tevhidi açıklamazlarsa, insanları taguta ve tağutun kanunlarına tapmaktan kurtarmak, onları karanlıktan nura çıkartmak için çalışmazlarsa... Şüphesiz sonuç çok vahim olacaktır.
"O zulmedenler, nereye döneceklerini yakinen öğreneceklerdir." (Şuara: 227)
Kaynak: Asrımızın yasakı:
Moderatöre Bildir   Logged
Kıyam
"iktidar;her yerdedir, DİRENİŞ'te...!
Moderator
****

Puan: 118
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 543



« Yanıtla #4 : 03 Mart 2010, 11:14:03 »

"Ey iman edenler,iman edin"

Yani;
Ey pazarlıklı iman edenler,yarım-yamalak iman edenler; pazarlıksız, yüzde yüz,adam gibi iman edin!

Ey Allah'la biraz Müslüman, biraz laik olmak için pazarlık edenler!

Ey, göklerin hakimiyetini Allah'a, yeryüzünün hakimiyetini tağutlara verenler!

Ay Allah'ıma da inanırım, falcıma ve burcuma da diyenler!

Ey Allah rızası için yaptığını söyleyip, karşılığının tümünü kullardan bekleyenler!

Ey Allah yolunda çektiği eziyet ve belaların faturasını Allah'a çıkarıp, Rabbına "şantaj" yapanlar!

Ey, ölünceye kadar isyan içinde yaşayıp sonunda vereceği "sus payı"(ıskat) ile kurtulacağını sananlar!

Ey, Allah rızası için yaptığını söyleyip, afişe adı yazılmayınca yan çizenler!

Ey, cahilî hayatı terkedip İslamî hayatı benimseyince, kendisi gibi nefislerini değiştirememiş Müslümanlardan el bebek-gül bebek muamelesi görmek isteyip de göremeyince imanını donduranlar!

Ey, ihtida ettiğinin senesinde, sözde Müslümanların zılgıtını yiyince, Allah'a "biz seninle böyle anlaşmamıştık" dercesine eski tanrılarına rücû edenler!

Ey, mücadelesinde başarıya ulaşamayınca işi tam Yahudiler gibi ticarete bozup, Allah'a kahredemediği için, davasına kahredenler!

Ey, ahmaklığı yüzünden İslamın terbiyesinden geçmemiş Müslümanlara kendisini teslim ettiği için kündeye gelip sırtı yere değince, Allah'tan tazminat isteyenler!

Ey, Peygamber varisi alimleri, İslamî önderleri; Yahudiler gibi soru yağmuruna tutup, sorgu hakimi kesilenler!

Ey, bir dakika Allah için itaat etmediğine bir ömür isyan edip, önderlerinden mucizevî zaferler, deha ve mükemmellik bekleyenler!

Ey, kulluğunu ifa etmek için rüyasında bir ak sakallı nur yüzlü piri fâninin elinden bâde nûş etmeyi gözleyenler!

Bu tavırlarınız hep birer Yahudileşme alametidir Yahudileşmeyin İmanda pazarlık olmaz

İman etmek gök oluğunun altına başı tutmaktır O oluktan ne akarsa kabul etmektir

İman etmek, kayıtsız şartsız Allah'a teslim olmaktır; tıpkı İbrahim(as) gibi:

"Rabbi kendisine 'teslim ol' dediğinde; Dedi: 'Teslim oldum alemlerin Rabbine!'"(Bakara-2/131)

Moderatöre Bildir   Logged

hamza01
Usta Üye
***

Puan: 35
Online Online

Mesaj Sayısı: 808


tağutu red ALLAHA iman....


« Yanıtla #5 : 14 Mart 2010, 13:06:54 »

"Ey sabır adımları! Sabretmeye devam edin, kuşkusuz az bir vakit kaldı."

--------------

"Her kim yolu uzun görürse, yürümesi zorlaşır.

Şayet "Aramızda ki yol epeyi uzundur" ya da "Karşılaşmamız uzaktır" dersen, özlemiş olmazsın"

--------------

"En değerli himmet, sevgiliyle karşılaşmak için zemin hazırlamak ve karşılaşmadan önce ileriye dönük hazırlık yapmaktır. Böyle yapınca, gelişinden önce müjdelenecektir."

"Kendiniz için ileriye hazırlık yapın." (Bakara, 223)


İbn Kayyım eL-Cevziyye
Moderatöre Bildir   Logged
hamza01
Usta Üye
***

Puan: 35
Online Online

Mesaj Sayısı: 808


tağutu red ALLAHA iman....


« Yanıtla #6 : 26 Mart 2010, 23:50:11 »

Yasama hakkını yalnız Allah-u Teâlâ'ya tanımak tevhid inancının gereğidir. Bunu bu şekilde kabul etmedikçe tevhid akidesi sıhhat kazanamaz. Bu da yani; tevhid akidesinin sıhhat kazanması da ancak tağuti her türlü unsuru reddetmekle olur.
Tağut sadece tek şekilde karşımıza çıkmayabilir. Şühpesiz ki, tağut ne şekilde olursa olsun, tevhid akidesi onu kesinlikle reddetmeyi gerektirir.
Çağımızda tağut özellikle teşri (kanun) koyma ve emir verme şeklinde karşımıza çıkıyor.
Çağımızdaki tağut; ilahi kanunlar dışında, insanların koydukları kanunlar, emirler ve değer yargıları şeklinde de ifade edilebilir.
Buna göre, kanun koyan ister bir diktatör, ister halkın seçtiği seçkin bir zümre, ister toplumda yer etmiş bir grup bilim adamı, isterse halkın sevdiği bir komutan olsun farketmez, yine de tağuttur.
Bu durum karşısında, tevhid akidesini korumak isteyen herkes; bu çağdaş tağutu inkar etmek, Allah'ın kanunlarına zıt olan emirlerine uymamak, ondan uzaklaşmak, ona tabi olanların (koyduğu ölçülere uyanların) küfrüne hükmetmek ve onlardan olmadığını ilan edip onlara düşman olmak zorundadır.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
"İbrahim ve onunla beraber olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Onlar milletlerine şöyle demişlerdi: "Biz sizden ve Allah'dan başka taptıklarınızdan beriyiz. Sizi tekfir ediyoruz. Bizimle sizin aranızda, yalnız Allah'a inanıncaya kadar ebedi bir düşmanlık ve kin baş göstermiştir." (Mümtahine: 4)

Şu iyice bilinmelidir ki; tevhid akidesi, yasama ve emir sultasının yalnız Allah-u Teâlâ'ya ait olmasını gerektirir. Ancak bu vazife yerine getirildiğinde tağutu inkar gerçekleşmiş olur.
Moderatöre Bildir   Logged
Kıyam
"iktidar;her yerdedir, DİRENİŞ'te...!
Moderator
****

Puan: 118
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 543



« Yanıtla #7 : 27 Mart 2010, 12:23:40 »

"İbrahim ve onunla beraber olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Onlar milletlerine şöyle demişlerdi: "Biz sizden ve Allah'dan başka taptıklarınızdan beriyiz. Sizi tekfir ediyoruz. Bizimle sizin aranızda, yalnız Allah'a inanıncaya kadar ebedi bir düşmanlık ve kin baş göstermiştir." (Mümtahine: 4)
Moderatöre Bildir   Logged

hamza01
Usta Üye
***

Puan: 35
Online Online

Mesaj Sayısı: 808


tağutu red ALLAHA iman....


« Yanıtla #8 : 06 Nisan 2010, 20:59:35 »

TAGUTU REDDETMEK


Tagutu reddetmenin, tevhidin bir rüknu olduğunu, tagutu reddetmeksizin kimsenin imanının geçerli olamayacağını ve zamanımızdaki tagutların türlerini öğrendikten sonra tagutu reddetmenin sadece dille söylemekten ibaret olmadığını, pratikte uygulanması gereken bir amel olduğunu iyice anlaman ve pratik yaşantında yanlış ameller sebebiyle bu konularda şirke düşmemen için sana tagutu nasıl reddetmen gerektiğini bildireceğim. Aksi taktirde Allah-u Teâlâ'nın şu sözü senin hakkında söylenmiş olur:

"Yapmayacağınız şeyi yapacağınızı söylemeniz, suç olarak çok büyüktür." (Saf: 3)

Tagutu inkar meselesi insanlara zikredildiğinde, tagutu silik ve net olmayan bir şekil olarak düşünürler. Öyle ki onlar, tagutu sanki pratik hayatta varlığı olmayan, sadece teoride var olan bir varlık sanırlar. Oysa tagut, her zaman zihinde hazır bulunan ve pratik hayatta karşımıza çıkabilecek, sınırları, şekli net ve belli olan bir varlık olarak düşünülmelidir.

Tagut hakkında konuştuğumuzda, insanlar onu rahatlıkla reddedebilsinler diye şekli, resmi ve varlığı belli olan bir varlık hakkında konuşmamız gerekir.

Allah-u Teâlâ, tagutun nasıl reddedileceğini Kur’an’da muvahhidlerin imamı İbrahim aleyhisselam’ın diliyle açıkça beyan etmiştir.

Allah-u Teâlâ, İbrahim aleyhisselam’ı kendinden sonra gelen bütün rasullere ve en son rasul Muhammed aleyhisselam’a örnek göstererek şöyle buyuruyor:

"İbrahim ve beraberinde olanlarda sizler için güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi reddettik. Bizimle sizin aranızda, bir olan Allah’a iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve kin başlamıştır." (Mumtahine: 4)
Moderatöre Bildir   Logged
hamza01
Usta Üye
***

Puan: 35
Online Online

Mesaj Sayısı: 808


tağutu red ALLAHA iman....


« Yanıtla #9 : 06 Nisan 2010, 21:10:13 »

1 - Tagutları ve Onların Dinine Girenleri Tekfir Etmek


Bu, bütün tagutların; "nüsuk", "hüküm" ve "velayet" ibadetlerinden herhangi birisini bu tagutlara yapanların, kafir olduğuna inanmak ve bu gibilere kafir muamelesi yapmaktır.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, davetinin başında zayıf durumda olmasına rağmen Allah-u Teâlâ ona, müşrik kavmine hiç çekinmeden durumlarını apaçık bir şekilde açıklamasını emretti. Böylece müslümanların müşriklere karşı takınmaları gereken tavrın nasıl olması gerektiğini Rabbani bir metodla ortaya koydu. İşte bu, silahla cihad henüz farz kılınmadan ve hicretten önce davetin başlangıcında olmuştu.

Allah-u Teâlâ, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e kavmiyle ilgili gerçekleri, onların İslam’daki durumlarını açık bir şekilde haykırmasını emretti.

Allah-u Teâlâ bu konuda şöyle buyuruyor:

"De ki: Ey kafirler! Ben, sizin taptığınıza tapmam. Siz de benim taptığıma tapmazsınız. Ben, sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim. Sizler de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz sizin, benim dinim benimdir." (Kafirun: 1-6)

Şayet bu meseleyi geciktirmek caiz olsaydı Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, kavmini kızdırmamak, onlardan gelecek eziyet ve işkenceyi önlemek amacıyla bu meseleyi geciktirirdi. Çünkü davetin ilk yıllarında zayıf bir durumdaydı ve zayıf olan bu durumunu göz önüne alarak bu meseleyi açıklamayı geciktirirdi.

Fakat bu mesele, İslam akidesini direkt ilgilendiren, dinin aslıyla ilgili olan, dinin en önemli ve en öncelikli meselesidir.

Durum böyle olduğu halde, kendilerini İslam davetçisi zanneden bazı kimseler, İslam’ın metodunu bir kenara atarak beşeri metodlar kullanırlar ve insanların gerçek durumlarını ortaya koymanın, onları İslam’dan daha da uzaklaştıracağını söylerler.


Şeyh Abdurrahman b. Hasen dalalet ehlinden birisine cevaben şöyle dedi:

"Herkes, kendisinin müslüman olduğunu iddia ediyor. Fakat her iddianın doğru olması için ispat gerekir. Şayet ispat olmazsa, bu iddia geçersiz olur. Şeyhimiz, İslam’ın aslını şöyle tarif etmektedir:

"Dinin aslı ve temeli iki şeydir:

Birincisi: Ortağı olmayan, tek olan Allah-u Teâlâ'ya ibadeti emretmek, insanları bunu yapmaya teşvik etmek, dostluk ve düşmanlığı bu temele dayanarak yapmak ve bu temeli terkedenleri tekfir etmektir.

İkincisi: Allah-u Teâlâ'ya ortak koşanları uyarmak, onlara karşı sert muameleler yapmak, onlara düşman olmak ve onları tekfir etmektir.

Bu iki temele muhalefet edenler çok çeşitlidir:

1 - Bunların en şiddetli olanı ve en çok muhalefet edeni, her iki şarta birden muhalefet edendir.

2 - Onlardan bazıları Allah-u Teâlâ'ya ibadet eder, fakat şirki reddetmez.

3 - Onlardan bazıları Allah-u Teâlâ'ya ibadet eder, şirki reddeder, fakat şirk işleyenlere düşmanlık göstermez.

4 - Onlardan bazıları Allah-u Teâlâ'ya ibadet eder, şirki reddeder, şirk işleyenlere düşmanlık gösterir, fakat onları tekfir etmez.

5 - Onlardan bir kısmı tevhidi sevmez, fakat ona buğuz da etmez.

6 - Onlardan bir kısmı tevhidi reddeder, fakat tevhid ehline düşman olmaz.

7 - Onlardan bir kısmı tevhid ehlini tekfir etti ve bu yaptıklarını salih kimselere sövme olarak isimlendirdi.

8 - Onlardan bir kısmı hem şirke buğzetmez hem de onu sevmez.

9 - Onlardan bir kısmı şirki bilmez, bilmediği için de reddetmez.

10 - Bu kimselerin en tehlikeli olanları ise; tevhidle amel eden, fakat onun kıymetini ve değerini anlamadığı için tevhidi terkedenlere buğzetmeyen ve onları tekfir etmeyenlerdir.

11 - Onlardan bazıları; şirki terkeder, onu çirkin görür ve inkar eder, fakat şirkin kötülüğünü bilmez ve bu sebeble şirk ehline düşman olmaz, onları tekfir etmez.

Bu sayılan kimselerin hepsi Allah-u Teâlâ'nın nebilerine gönderdiği tevhid dinine muhalefet eden kimselerdir." (Ed-Dureru’s Seniye 7. bölüm)

Böyle durumda olan bir kimse, dinin aslını gerçekleştirmediği, tagutun dinine girenleri ve taguta tapanları reddetmediği müddetçe asla mümin ve müslüman olamaz.


Şeyh Hüseyin ve Şeyh Abdullah b. Şeyh Muhammed’e şöyle soruldu:

"Bu dine giren, bu dine bağlı olanları seven fakat müşriklere düşmanlık göstermeyen veya onlara düşmanlık göstermesine rağmen onları tekfir etmeyen bir kimsenin hükmü nedir?"

Onlar şöyle cevap verdiler:

"Bu kişi müslüman değildir. Müslüman olabilmesi için tevhidi bilmeli, ona boyun eğmeli ve ona göre amel etmelidir. Aynı şekilde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiği şeriati tasdik etmeli, emir ve nehiyleri konusunda ona itaat etmeli ve getirdiği bütün şeylere iman etmelidir. Her kim:

"Ben müşriklere düşmanlık göstermem" der veya düşmanlık gösterdiği halde onları tekfir etmez veya lâ ilâhe illallah dedikleri için Allah-u Teâlâ'nın dinine düşmanlık gösteren, küfür ya da büyük şirk işleyen kimseler hakkında veya mezara tapanlar hakkında bir şey diyemeyeceğini söylerse, o kişi asla müslüman olamaz.

Allah-u Teâlâ böyle bir duruma düşen kimse hakkında şöyle buyuruyor:

"Derler ki: "Bir kısmına iman, bir kısmını inkar ederiz. Böylece işte bunun arasında bir yol edinmek isterler." (Nisa: 150) (Mecmuatut Tevhid c: 1 s: 353)


Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir sahabesine şöyle dedi:

"Kafirun suresini oku! Sonra uyu! Çünkü o sure, şirkten beri olma suresidir." (Ebu Davud sahih senedle)


Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"İbrahim ve beraberinde olanlarda sizler için güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi reddettik." (Mumtahine: 4)
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] 2 3   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.092 Saniyede 17 Sorgu ile Oluşturuldu