0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Tek başına hicret eden sahâbî:  (Okunma Sayısı 212 defa)
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5756


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« : 31 Mart 2010, 07:31:34 »



Allahü teâlânın emriyle sevgili Peygamberimiz Müslümanlara Medîne'ye hicret için izin verdiler. Bunun üzerine birçok sahâbî hicret hazırlıklarına başladılar.

Hz. Ebû Seleme de devesini getirip hanımını bindirdi. Oğlunu kucağına oturttu. Hayvanın yularını çekip kaldırmaya çalışıyordu. O sırada ba'zı öfkeli adamlar gelerek elindeki yuları aldılar.

Hz. Ebû Seleme ne olduğunu anlıyamadı. Adamlar hanımına bağırıyorlardı:

- İn deveden aşağı! Çabuk ol!

Kabîlemizin kızıdır

Bunlar Mugîreoğulları olup hanımının akrabaları idiler. Bir yandan zorla kadıncağızı çekiyorlar öbür yandan da kocasına:

- Sen kendin bizi dinlemedin! Putlarımızı bırakıp Müslüman oldun. Şimdi de kabîlemizin kızını kaçırmaya çalışıyorsun! Onu daha nerelere götüreceksin? Buna aslâ müsaade edemeyiz diye çıkışıyorlardı.

Tabii oğlu da annesiyle birlikte deveden indirildi. Zâten O'nun elini sıkı sıkı tutuyordu. Mugîreoğulları kalabalık idiler. O zorbalarla başa çıkmak mümkün değildi. Buna rağmen münâkaşa çok uzadı. Olayı işiten Esedoğulları da oraya koştular. Bunlar da Hz. Ebû Seleme'nin kabîlesinden idiler. Ne olduğunu sordular. Onların da çoğu Müslüman değildi. Fakat buna rağmen direttiler:

- Mâdem ki sizler bizim akrabamızın hanımını bırakmıyorsunuz; biz de onun oğlunu size bırakmayız!

Anasının elinden kopmak istemiyen yavrucağızı çekiştiriyorlardı. İtişme kakışma arasında küçük çocuk ağlamaya başladı. Çünkü kolu çıkmıştı. Bu kadar zorbalık sonunda; çocuğu Esedoğulları Anasını da Mugîreoğulları alıp uzaklaştılar. Hz. Ebû Seleme oracıkta sâdece devesiyle kalakaldı.

İlk Müslümanlar buna benzer eziyet işkence ve felâketlere artık alışmışlardı. Olaylar karşısında sabır ve metânet göstermeye çalışıyorlardı. Çünkü sevgili Peygamberimizin emirleri öyle idi.

Ebû Seleme hazretleri de işte bu yüzden Hicrete tek başına devam etmeye katlandı. Allah rızâsını kazanmak ümidiyle yollara düştü. Gözyaşları arasında nihâyet Medîne'ye vardı. Mekke'de kalan hanımı ise her sabah şehir dışındaki Ebtah mevkiine çıkıyordu. Orada Medîne'den gelen yolcuları bekliyor ve kocasından haber almaya çalışıyordu.

Hiç insanlık yok mu?

Yanında kimse olmadığı zamanlar uzun uzun ağlıyordu. Zorla ayırdıkları oğlu ve eşi için gözyaşı döküyordu. Amcaoğullarından birisi O'nu o vaziyette gördü. Perişân hâline acıdı. Doğruca kendi kabîlesinin zorbalarına giderek bağırmaya başladı:

- Bu zavallıya daha ne kadar zulmedeceksiniz? Onu hem kocasından hem oğlundan kopardınız. Sizde hiç insanlık yok mudur? Üstelik kendi akrabanıza işkence ediyorsunuz.

Bu sözler üzerine Zorbalar insâfa geldiler. Sonra da kederli kadıncağıza:

- İstersen gidip kocana kavuşabilirsin dediler.

O'nun Medîne'ye yollanacağını öğrenen Esedoğulları da dayanamadılar. Getirip oğlunu teslim ettiler.

Allah ve Resûlullah yolunun yolcuları ışıklı günlere doğru yürüyorlardı. Hz. Seleme'nin ana-babasının duâları kabûl olmuştu. Uzun ayrılık ve hasretten sonra nihâyet Kubâ'da hepsi birbirlerine kavuştular.

Hicretten sonra mübârek Medîne'de İslâmın ve Ebû Seleme ailesinin güzel günleri başladı. Bütün Mü'minler İslâmiyeti yaymak için canla-başla çalışıyorlardı. Bedir'de Mekkelilere karşı ilk zafer kazanıldı. Bu zaferi kazanan mücâhidlerden biri de Hz. Ebû Seleme idi.

Hz. Ebû Seleme sevgili Peygamberimizin yakın akrabası idi. Hz. Ebû Seleme'nin annesi Peygamber efendimizin halaları idi. Ebû Seleme hazretleri cihâd ve gazâ olmadığı zamanlar daha çok ibâdet etmeye çalışıyordu.

Sevindirici söz

Bir gün Mescîd-i Nebevîden sevinçle evine geldi. Kendisini karşılayan hanımına dedi ki:

- Şimdi Allahü teâlânın Resûlünden çok sevindirici bir söz duydum.

Hanımı merakla sordu:

- Hayırdır inşâAllah! Ne duydunuz?

- Peygamber efendimiz "Müslümanlar herhangi bir belâya uğrar da; İnnâ lillah ve innâ ileyhi râciûn dedikten sonra; yâ Râbbi! Bu uğradığım musîbetin ecrini ihsân eyle. Beni ondan daha hayırlısına eriştir diye duâ ederse; cenâb-ı Hak onun duâsını kabûl eder" buyurdular.

Epeyce daha konuştular. Bir ara hanımı dedi ki:

- Yâ Ebâ Seleme!.. Gel seninle bir sözleşme yapalım.

Kocası hayretle sordu:

- Hayrola! Nasıl bir sözleşme istiyorsun?

- İkimizden hangimiz önce ölürsek geriye kalanımız; bir daha evlenmesin!. Buna söz verebilir misin?

Ebû Seleme biraz düşündü ve sordu:

- Ey hanımcığım! Sen beni dinler ve itâat eder misin?

- Evet! Dinlerim ve itâat ederim.

- Sen sözümü dinle ve ben ölürsem evlen!

Hz. Ebû Seleme böyle söyledikten sonra ellerini kaldırıp o büyük îmânlı hanımına ve bütün Müslümanlara duâlar etti.

Bedir'deki yenilginin ateşiyle yanan Kureyş müşrikleri bütün hınçlarıyla Uhud'da saldırdılar. Medîne civârındaki Yahûdileri de kışkırtıyorlardı. O gazânın gerçek kahramanlarından birisi yine Hz. Ebû Seleme idi. Olanca îmânı ve olanca gücüyle savaşıyordu. Asıl gâyesi şehîd olmaktı. Fakat sâdece kolundan pâzusundan yaralandı. Yarası küçük olmasına rağmen kan kaybediyordu.

Müşrikleri dağıttılar

Gazâdan sonra bile uzun zaman evinde yattı. Hanımı onu güzelce tedâvi ediyordu. Bir ay sonra iyileşti ayağa kalktı.

İslâmın hudutları genişledikçe düşmanları da çoğalıyordu. Kutn bölgesindeki ba'zı kabîle reisleri hâlâ kibir ve azamet peşindeydiler. Orada başlıyan kışkırtma olayları üzerine Peygamber Efendimiz bir ihtar hareketini uygun gördüler. Hz. Ebû Seleme ile ba'zı arkadaşlarını bu iş için vazîfelendirdiler.

Onlar da kısa zamanda Kutn civârındaki âsî ve müşrikleri dağıttılar. Pek çok ganîmet alarak Medîne'ye döndüler. Dönüşte Hz. Ebû Seleme fenâlaştı. Çünkü Uhud'da aldığı yara yeniden açılmıştı. Bütün gayretlere rağmen fazla kan kaybından vefât etti.

Ümmü Seleme hatun kocası Ebû Seleme'nin şehîd olması üzerine "İnnâ lillah ve innâ ileyhi râciun" dedikten sonra duâ etti.

Sonda doğruca sevgili Peygamberimizin huzûrlarına giderek dedi ki:

- Yâ ResûlAllah! Ebû Seleme vefât eyledi.

Peygamber efendimiz kalktılar ve halalarının oğlunu görmeye gittiler. Mübârek elleriyle hâlâ açık bulunan gözlerini kapattılar ve buyurdular ki:

- Hakikaten rûh kabzolunurken göz; rûhun peşinden baka kalır!
Melekler âmin demektedir

Resûlullah efendimiz o sırada ağlaşıp sızlanan kadınlara ve diğer ev halkına da:

- Sizler şimdi kendinize hayırdan başka duâda bulunmayınız. Çünkü Melekler şu anda duâlarınıza âmin demektedirler îkazında bulundular.

Daha sonra da şöyle duâda bulundular:

- Ey Allahım! Ebû Seleme'yi rahmetine kavuştur! Doğru yola ermiş kulların arasında derecesini yücelt! Geride kalanlardan O'na iyi bir halef ihsân eyle! Bize ve O'na mağfiret kıl. O'nu kabirinde ferahlandır ve nûrlandır.

Hz. Ebû Seleme Medîne'de Bâki' Kabristanına defnolundu. Muhterem hanımı her zaman olduğu gibi sabretti duâlar etti. Onun yetîm kalan yavrularıyla geçim derdini halletmeye çalıştı.

4-5 ay kadar sonra Peygamberimiz bir arkadaşlarını ona yolladılar. Gelen zât dedi ki:

- Müjdeler olsun ey Ümmü Seleme! Resûlullah efendimiz Allahın emriyle seni nikâhlamak istiyorlar.

Bu büyük müjdeye rağmen Hz. Ümmü Seleme düşünceli görünüyordu. Az sonra cevap olarak dedi ki:

- Ey Resûlullahın elçisi! Hoş geldin sefâlar getirdin! Yalnız şu husûsları Efendimize arz etmelisin ki:

1) Ben yaşlı ve kıskanç bir kadınım. Olabilir ki aksi bir davranışta bulunurum da; o yüzden Allahın gazâbına uğramaktan korkarım.

2) Yetîm çocuklarım mevcuttur. Bir de onların bakımı kendilerine yük olmaz mı?

3) Nikâhımı yapacak velîlerim yanımda değildirler.

Elçi bunları aynen sevgili Peygamberimize arz etti.

Biz de yaşlıyız

Birkaç gün sonra iki cihânın Sultânı bizzat teşrîf buyurdular. Çok heyecanlanan Hz. Ümmü Seleme'ye tekliflerini Kendileri tekrarladılar. Ve buyurdular ki:

- Biliyorsun ki biz de yaşlıyız. Sonra senin o kıskançlık hâlini gidermesi için Allaha duâ ederiz. Çocuklarına gelince onlar Bizim de çocuklarımızdır. Velîlerin arasında bizim evlenmemizi istemiyen kimse çıkmaz.

Ve Allahın emriyle nikâhları kıyıldı. Böylece Hz. Ebû Seleme'nin muhterem hanımına ettiği vasiyeti de yerine getirilmiş oldu.

Ebû Seleme'nin asıl adı Abdullah; babası Abdülesed; annesi Abdülmuttalib'in kızı Berre idi. Gâyet iyi okuma-yazma bilir ve her isteyene öğretirdi...
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
cürmümile
Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1018


Ümmetimin SUSKUNLUĞUNU Sana şikayet ediyorum...


« Yanıtla #1 : 31 Mart 2010, 14:35:01 »

Allah razı olsun böylece bizim de biraz bilgimiz artmış oldu
Moderatöre Bildir   Logged

ALİ İMRAN 191. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru ünlem
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Yeryüzü Kendilerine Dar Gelen Üç Sahabi Sahabeler'in Hayatından Tablolar vuslat 3 295 Son Mesaj 22 Haziran 2007, 13:26:01
Gönderen: HÜSEYİN
on sahabi yazalım Sahabeler'in Hayatından Tablolar seriyye 7 452 Son Mesaj 26 Şubat 2009, 22:08:50
Gönderen: yas gülü
Tek başına hicret eden sahâbî Sahabeler'in Hayatından Tablolar kuranehli 0 143 Son Mesaj 29 Ağustos 2009, 17:23:47
Gönderen: kuranehli
Dar ağacından Resullaha selam gönderen sahabi:ZEYD BİN DESİNNE Sahabeler'in Hayatından Tablolar afra 0 349 Son Mesaj 14 Mayıs 2010, 17:45:19
Gönderen: afra
Hicret Kelime ve Kavramlar Kavl-i Leyyin 2 145 Son Mesaj 22 Temmuz 2011, 19:48:07
Gönderen: hamza01
Gatada hasta başına sargı bezi sararsa...! karikatür/komik resimler _uMuT_ 2 1002 Son Mesaj 12 Ocak 2011, 22:52:11
Gönderen: kördüğüm
Pabucu Başına Belâ Olan Adam Öykü - Hikaye ve Kıssalar vuslat 1 139 Son Mesaj 15 Nisan 2011, 11:06:52
Gönderen: têkoşîn